
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yapay zeka gerçekten insan zihnini tembelleştiriyor mu?
ChatGPT ve benzeri üretken AI araçları hayatımızı kolaylaştırıyor ama kritik düşünme, yaratıcılık ve zihinsel derinlik üzerinde nasıl bir etkisi var?
Bu bölümde:
MIT Media Lab’in ChatGPT ve beyin aktivitesi üzerine yaptığı araştırmayı
“Bilişsel borç” kavramını
AI kullanımının motivasyon ve öğrenme üzerindeki etkilerini
ChatGPT’yi zihni köreltmeden kullanmanın yollarını
İş hayatında ve kariyerde düşünme kasını koruma stratejilerini
konuşuyoruz.
Modern dünyada hız kutsal. Ama hızlandıkça derinleşiyor muyuz?
Eğer siz de:
✔️ İş hayatında sürekli AI kullanıyorsanız
✔️ Yazarken, düşünürken veya karar alırken ChatGPT’ye bağımlı hale geldiğinizi hissediyorsanız
✔️ Daha üretken ama daha az tatmin olmuş hissediyorsanız
bu bölüm tam size göre.
Çünkü mesele teknoloji değil.
Mesele, düşünmeyi outsource edip etmediğiniz.
👉 Ücretsiz ön görüşme için:
emineyesilcimen.com/kocluk
Transkript
Çünkü Google Maps ve benzeri navigasyonları açtığınızda beyninizdeki o kadim yer yön bulma devreleri şalterleri indiriyor arkadaşlar.
Tabii ki hayatı kolaylaştıran ve zaman kazandıran bir uygulama ama navigasyon varken yolu öğrenmiyoruz.
Sadece komutları takip ediyoruz.
Mesela ben babaların navigasyona bakmadan yer yön tayin edebilme yeteneğine hala şaşıyorum.
Muhtemelen bunu yapabilen son jenerasyonda bizim babalarımız olacak.
Şimdi aynı şeyi zihniniz için hayal edin.
Cümlelerinizi bir algoritma kuruyor.
Analizlerinizi bir chatbot yapıyor.
Maillerinizi yapay zeka yanıtlıyor.
Tıpkı navigasyon gibi varmanız gereken bir noktaya varıyorsunuz ama geçtiğiniz yollardan haberiniz yok.
O navigasyonsuz tekrar nasıl oraya gidemiyorsanız aynı şekilde yapay zeka olmadan da o yaptığınız işi tek başınıza kaldığınızda yapamıyorsunuz gibi düşünün bunu.
Son zamanlarda üzerine en çok düşündüğüm şeylerden biri şu.
Yapay zeka bizi tembelleştiriyor mu?
Bence evet. Hatta şöyle söyleyeyim, bizi kendi zihnimizin içerisinde birer yolcuya dönüştürüyor.
Ve biz şoför koltuğundan kalkıp yolcu koltuğuna geçtiğimizde zihnimizin direksiyonunu da yapay zekaya teslim etmiş oluyorsunuz.
Peki ne yapacağız?
Bugün bunu konuşacağız arkadaşlar.
Gerçi güzel hayallere hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda doğru cevapları bulmaktan ziyade doğru soruları sorup farklı bir çerçeveden bakmak için birlikte düşünüyoruz.
Evet, bugünkü konumuz yapay zeka ve bizim bilişsel sistemimiz üzerindeki etkisi.
Detaylara girmeden önce ufak bir hatırlatma yapacağım hazır bu kadar yer yön duygusu tayin edebilmekten bahsetmişken.
Eğer son zamanlarda kariyerinizde ya da hayatınızda navigasyonun sizi yanlış yere çıkardığını hissediyorsanız, kendinizi kaybolmuş hissediyorsanız.
Kendi rotanızı çizmekte zorlanıyorsanız emineyesitmen.com slash koçluk adresinden ya da açıklamalardaki linkten benimle ücretsiz ön görüşme ayarlayabilirsiniz.
Ben de uluslararası sertifikalı bir kariyer koçu olarak koçluk nedir, ne değildir, diğer danışanlarımla nasıl çalışıyoruz, sizinle nasıl çalışabiliriz gibi konularda sizinle seve seve bilgi paylaşırım diyelim ve bölüme
geri dönelim. Evet arkadaşlar, şimdi.
Yapay zekanın üzerimizde etkisi artık sadece bir tartışma değil, bilimsel bir alarm aslına bakarsanız.
Çünkü MIT Media Lab'de taze bir çalışma var.
Henüz akran denetiminden geçmese de sonuçları bana göre ürkütücü.
Çünkü araştırmacılar chat GPT kullananların beyin aktivitelerini...
EEG ile ölçmüşler.
Ve sonuç şöyle. ChatGPT kullananların beyin etkileşimi söylemek istemiyorum ama biraz yerlerde.
Neden biliyor musunuz? Çünkü özellikle yaratıcı fikir üretme, hafıza yükü ve anlam işleme ile ilgili olan alfa, teta ve delta dalgalarında ciddi bir zayıflama görülmüş.
Sebebini de uzmanlar şöyle açıklıyor.
Biz o promptu yazdığımız zaman beynimiz diyor ki benim burada işim bitti ve uyku moduna geçiyor.
O noktadan sonra yapması gereken derin düşünme işlemini gerçekleştirmiyor.
Daha da ilginç bir şey var.
Bir süre sonra bu gruptaki denekler ödevlerini sadece kopyala yapıştırı yapmaya başlıyor.
Bu da bilgisayar borç yani cognitive debt olarak adlandırılmış.
Çünkü hız ve kolaylık için zihinsel emeğimizden borç alıyoruz gibi düşünün ama borcumuzu öderken yaratıcılığımızdan ve hafızamızdan da faiz ödüyoruz.
Bakın ben yapay zeka karşıtı değilim.
ChatGPT halka açıldığı ilk gün kullanmaya başladım.
Hayatımı ciddi anlamda kolaylaştırıyor.
Hiçbir şekilde inkar edemem bunu.
Hatta bir içerik üreticisi için çok faydalı da olabiliyor ama çok yüzeysel kalıyor.
İlk çıktığında şöyle düşünmüştüm.
Ne güzel işte tüm içerikleri yazdırırım, zamandan kazanırım, daha fazla bölüm yayınlarım gibi düşüncelerim vardı.
Gördüğünüz üzere bunların hiçbiri gerçek olmadı.
Neden? Çünkü... Hangi promptu verirsem vereyim benim o okuduğum kitabı, benim araştırdığım şeyi ya da izlediğim şeyi benim gibi yorumlamıyor.
Hadi onu geçtim şu kitabı referans al diye prompt verdiğimde bile oho alakası alakası şeyler getiriyor ya da hiç böyle derinliklerine inmiyor.
Tabii ki Emine botunu doğru eğit diyor olabilirsiniz ama o da o kadar kolay bir şey değil.
Saatlerimi harcadım, günlerimi harcadım ama yine de baktım dedim ki ben bunu eğitmeye harcayacağım vakitte gidip kendi kendime daha otantik...
Hızlı bir şekilde içeriğimi yazarım ki öyle de yapıyorum.
Bu demek değil ki tabii ki hiç destek almıyorum.
Tabii ki taslak çıkarma konusunda okey.
Ama o kadar benim için.
Pratik konularda uzmanlığım olmayan alanlarda kullanıyorum.
Hızlı bilgiye ihtiyacım varsa kullanıyorum.
Mesela bu konuyu bir danışanımla konuşuyorduk geçenlerde.
O da şöyle bir örnek verdi. Ben de çok kullanıyorum.
Sürekli chat GPT'ye soruyorum her şeyi.
Ama bazen de çok yardımcı oluyor.
Mesela modemin bozuldu.
Nasıl yapacağımı chat GPT'ye sorduk.
O da çok güzel tarif etti.
Kendi başıma olsam hayatta yapamazdım dedi.
Ve bence denge sağlandığı sürece yapay zeka muhteşem bir şey.
Ama her kararınızı, her aklınıza takılanı, İlişki probleminizi chat GPT'ye sormaya başladıysanız o zaman bir durup düşünmek gerekiyor.
Şunu çok duyuyorum. Bilmem kiminle tartıştık ya da görüştüğüm çocuk bana böyle yaptı.
Şu bana şöyle dedi. Ben de chat GPT'ye sordum.
O da haklısın dedi. Ya da bunlar bunlar olabilir dedi.
Ya da bazen chat GPT psikolojik tanı falan koyuyor.
Böyle şeyler de yapıyor. Ben de şunu düşünüyorum.
Yahu chat GPT'yi karşıdaki insan tanımıyor ki.
Ayrıca senin ona verdiğin subjektif bilgi kadar biliyor zaten o insan hakkında ne biliyorsa.
Ve o noktada chat GPT'den akıl almak ne kadar mantıklı.
Zaten subjektif bir şey veriyorsun.
Subjektif bir data veriyorsun.
Bir de chat GPT haklısın diyor.
Yok işte bu şöyle olabilir diyor ya.
Ya chat GPT kim? Nasıl karar veriyor kimin haklı kimin haksız olduğuna?
Annem de gelmiş bana diyor ki ben çok seviyorum bu chat GPT'yi.
Hep benimle aynı fikirde.
Çok hoşuma gidiyor beni pohpohlaması.
Bu güzel bir şey değil arkadaşlar. Bu korkulacak bir şey.
Ben şöyle eğittim benimkini.
Beni pohpohlama. Sorduğum fikirlerde şeytanın avukatlığını yap.
Beni challenge et. Bakın bir değişiyor tonu.
O kadar faydalı şeyler söylüyor ki.
Henüz denemediyseniz mutlaka bakın bu tarz promptlara derim.
Ama yine de yapay zekaya bel bağlamanın farklı bir versiyonu olarak düşünebilirsiniz.
Ben bunu arayıp kardeşimden de isteyebilirim.
Ben bunu kendi kendime de yapabilirim.
Kendi kendimi de challenge edip kendi kendimi biraz daha eleştirel düşünmeye zorlayabilirim.
Son bir örnek vereceğim bu konuyla alakalı.
Geçen bir arkadaşım aradı.
Sevgililer günü için flörtünü yemeğe çıkaracakmış.
Restoran sordu. Benim oturduğum semte.
Ve cümleyi direkt şöyle başladı.
Çetçi Piti'ye de sordum aslında ama diye.
Böyle tartıştık kapattık işte şu var burası var şöyle olur ne tarz yerler seviyor gibi gibi.
En sonunda şöyle dedi. İyi ki seni aramışım baya güzel fikirler verdin.
Çeçipiti bunları söylememişti.
Hayatımızda bu kadar büyük bir yer kaplaması normal mi sizce de?
Yani sanki Çeçipiti her şeyi biliyor.
Her şeyin en iyisini en doğru bilgiyi bize sunuyormuş gibi yaklaşmak.
Bence hiç normal değil. Bilmiyorum siz nasıl yaklaşıyorsunuz.
Ama bunun dışında bir de yalnızlaşma sorunu var.
MIT'nin bir başka çalışması da yapay zeka ile daha fazla zaman geçiren insanların kendilerini daha yalnız hissettiğini gösteriyor.
Şaşırdık mı? Tabii ki de hayır.
Neyi hatırlattı biliyor musunuz?
Her filmindeki Theodor vardı ya, işletim sistemi Samantha'ya aşık olan bir adamı anlatıyordu.
Aslında o filmde yalnız bir bireyin ne kadar acı çektiğini, gerçek bağlar kuramayan bir insanın hayatını anlatıyor.
O Samantha'yı çok seviyor çünkü Samantha her şeyi anlıyor.
Samantha şefkatli, Samantha güzel sohbet ediyor.
Samantha ona ihtiyacı olan her şeyi veriyor ama Samantha yok.
Samantha aslında yok. Düşünün ki son bir iki senede bayağı benzer hikaye okuyorum ben.
Bilmiyorum siz de okuyor musunuz?
Ama bu durum bana bayağı bir tehlikeye geliyor.
Sadece yalnızlık anlamında değil.
Onun dışında zihnimizi kullanma, yaratıcılığımızı kullanma ya da bilişsel bir şekilde ilerleme konusunda da bizi köreltiyor.
O yüzden size burada bir sorun var.
Hatta iki sorun var. Birincisi yapay zekayı gündelik hayatınızda ne kadar kullanıyorsunuz?
Yani ne kadar yer kaplıyor?
Peki yapay zekayı işim daha iyi olsun, daha hızlı olsun diye mi kullanıyorsunuz?
Yoksa yaptığınız işin kalitesine, yazdığınız maile, düşündüğünüz şeye güvenmediğiniz için mi?
Çünkü insan bizler egoist varlıklarız arkadaşlar ve çoğumuz temiz hatasız iş yapmak istiyor.
Ya da kendimize güvenmediğimiz birçok nokta var ama o noktaları göstermek istemiyoruz.
Ya da güvenmesek de onu yapma cesareti belki de bizde köreldi belki hiç yoktu.
Çünkü sonuçta burada bunu en iyi şekilde yapan bir şey var değil mi?
Burada benim hatalarımı örtecek bir şey var neden kullanmayayım diye düşünüyor insan.
Ama öyle yaptığınız zaman da işin içindeki...
Hiçbir fikir size ait değilse ya da onu yapan kişi gerçekten siz değilseniz ne anlamı kaldı onun?
MIT çalışmasındaki denekler kendi beyin gücüyle yazdıkları makaleleri hatırlarken, sahiplenirken chat GPT ile yazdıklarını hatırlamıyorlarmış bile.
Ben de şöyle düşünüyorum. Eğer hayatımızı sadece çıktılara indirgersek yerimizi bir yazılıma bırakmamız da an meselesidir.
Çünkü yazılımlar bizden her zaman daha hızlı ve daha az maliyetli olacak.
Ki son zamanlardaki işten çıkarım.
Ya da biri çıktığında yeni pozisyon açmamalarına bakın şirketlerin.
Neden? Çünkü AI agentlere devrediyorlar.
Tabii ki içinde bulunduğumuz ekonomik durumunda etkisi var ama şunu demek istiyorum.
Uzun vadede bizim yaptığımız işlerin çok büyük bir kısmı tabii ki de yapay zekaya devredilecek.
Bu zaten konuştuğumuz bir şey.
İşte bu noktada bizim yapay zekayı bilinçli kullanmamız lazım.
Yani yapay zekanın bizim zihnimizi köreltmesine izin vermeden, ona bağımlı olmadan gelecek...
insanlara özgü ne meslekler ne yetenekler neler daha fazla yer edinecek ve ben buraya kendimi nasıl entegre ederim yapay zekayı da kullanarak sizin masaya getirdiğiniz fark ne olacak?
Bunlara odaklanmak belki de şu an kendinize yapacağınız en verimli en iyi yatırımlardan biri olabilir.
Kolay bir iş değil farkındayım ama şöyle düşünün sanayi devrimi geldiği zaman nasıl makineler insan gücünün yerini aldıysa en başta ona da çok fazla tepki geldiyse ama sonra yine dünya düzeni bir şekilde yerine oturdu
değil mi? Şu anda böyle bir dönüşümden geçiyoruz ve proaktif olmak akıllı adımlar atmak gerek.
Hem de işimi ayak uydurmak için hem de hayat kalitemizi sürdürülebilir bir şekilde arttırmak için.
Ama eğer derseniz ki Emine ben bu kadar bilgi içinde kayboluyorum tek başıma işin içinden çıkamıyorum bir uzmanla işini bilen bir koçla çalışayım diye düşünüyorsanız az önce de bahsettiğim gibi emineyesiçimen
.com slash koçluk adresinden bana her zaman ulaşabilirsiniz.
Peki şöyle bir toparlayacak olursak.
Yapay zekayı zihnimizi köreltmeden nasıl kullanabiliriz?
Psikiyatrların önerdiği bazı şeyler var.
Ben de hayatıma dahil etmeye çalışıyorum.
Umarım size de faydası olur.
Eğer farklı önerileriniz varsa yorumlara mutlaka yazın ki birbirimizden öğrenelim.
Birincisi prompt kutusuna gitmeden önce en az böyle 5-10 dakika kendi dağınık düşüncelerinizi, imla hatası ya da cümle düşüklüğü bile olsa bir kağıda dökün.
Beyin dalgalarınız bir canlansın.
Ondan sonra o kağıda döktüğünüz...
İlla kağıt kalem alın demiyorum bu arada.
Hani kendi parmaklarınıza notlara da yazabilirsiniz ama sonra onu alıp yapay zeka ile paylaşın ve düzeltmesini isteyin.
Bu gerçekten çok işe yarıyor. İkincisi de...
Yapay zekayı biraz zımparalamak.
Bot'un verdiği cevabı asla ilk haliyle kabul etmeyin arkadaşlar.
Eleştirin, parçalayın, neden böyle düşündün diye sorun, ben bunu beğenmedim, şunu şunu şöyle yap, bu böyle olsa mı diye sorun.
Çünkü yapay zekayı bir asistandan ziyade zihin açan bir arkadaş ya da koç gibi de kullanabilirsiniz.
Bu arada öyle bir prompt da verebilirsiniz.
Mesela şöyle bir örnek vereyim.
Diyelim ki kendi işinizi kurdunuz ya da kurmak istiyorsunuz ya da işinizle alakalı...
değişik bir şey yapacaksınız, bir projeniz var.
Şöyle bir prompt verebilirsiniz.
Sen benim stratejik business koçumsun.
Rolün varsayımlarımı sorgulamak, zayıf noktaları ortaya çıkarmak, şeytanın avukatlığını yapmak, daha büyük ve ölçeklenebilir fırsatlara yönlendirmek, zayıf fikirleri onaylamamak.
Tonun direkt... Hafif sert ama yapıcı, analitik, laf kalabalığı yapma, bir fikir, hedef veya durum paylaştığımda benim gizli varsayımlarımı tespit et, kör noktaları gör, riskleri göster, ne bileyim
daha güçlü alternatifler öner, konuyla ilgili birkaç tane daha farklı fikir sun bana gibi bu tarz şekilde prompt verebilirsiniz.
Hatta sonuna şunu da ekleyebilirsiniz.
En sonunda da ben rahatsız olsam bile cevap vermekten çekinsem bile bana stratejik sorular sor.
Klişe motivasyon konuşmaları yapma, yüzeysel cevap verme, ilk fikrimi bekle gibi eğitebilirsiniz.
Emine ben bunu nasıl yazacağım şimdi derseniz onu da chat cp diye yaptırın arkadaşlar.
Çünkü içinde prompt engineer diye bir sekmesi var ya açıyorsunuz diyorsunuz ki benim şu konuyla alakalı şu şu şu şu amaçla prompt üretmem gerekiyor.
Sen bana şimdi söyle ne yapmam gerektiğini ve yönlendiriyor.
sizi. Promptunuzu oluşturmanıza yardımcı oluyor.
Bunu da yapabilirsiniz.
Bir diğeri de hafıza kontrolü.
Mesela diyelim ki Yapay zeka ile hazırladığınız bir işten bir saat sonra o işin ana fikrini kağıda dökebiliyor musunuz?
Ya da birine net bir şekilde anlatabiliyor musunuz çok uzatmadan?
Ona bir bakın. Yapamıyorsanız o işi siz yapmadınız demektir.
Sadece izlediniz. Evet benim aklıma gelenler bunlar ama sizin farklı yönteminiz varsa duymayı gerçekten çok isterim.
Spotify'da yorum bırakabiliyorsunuz diyebiliyorum.
Bazı ülkeler kısıtlı gerçi ama ya da Instagram'dan da bana ulaşabilirsiniz.
Gerçekten merak ediyorum ve bu tarz şeyleri ne kadar paylaşırsak...
o kadar çoğalıyor biliyorsunuz.
Ve bölümü kapatırken sizi şu düşünceyle baş başa bırakmak istiyorum arkadaşlar.
Gideceğiniz her yere navigasyonla gider her mailinizi bota yazdırır ve her kararınızı algoritmaya sorarsanız günün sonunda o rotanın sahibi siz misiniz gerçekten?
Ya da sizi oraya götüren aracın bir parçası mısınız?
O yüzden bu anlattıklarım sizde minik de olsa bir şeyler uyandırdıysa bu bölümü bitirdikten sonra zihninizi daha keskin hale getirmek için atacağınız ilk adım ne olacak?
Bir düşünün isterim. Birlikte düşünmeye devam etmek isterseniz de beni Instagram'dan takip edebilir.
Koçluk için dediğim gibi emineyeşilçimen.com slash koçluk adresinden bana ulaşabilir.
Ya da bu bölümü zihninin bilissel borç batağına girmesini istemediğiniz bir arkadaşınızla paylaşabilirsiniz.
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
