
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Elinden gelenin en iyisini yapmak ile en iyisi olma mantığı arasında ince bir çizgi var. İnce dediğime bakmayın aslında bir çoğumuzu yiyip bitiren ve potansiyelimizi engelleyen bir çizgi bu. Bu bölümde çizginin diğer tarafına nasıl geçtiğimden ve geçme sürecimden bahsettim.Mükemmeliyetçilikle başa çıkmak için benden koçluk desteği almak isterseniz iletişim tıklayın.
Artwork: @illustratedbydana
Transkript
Herkese merhaba, Yeşil Güzel Hayallere hoş geldiniz.
Bugün böyle kendi aydınlanmalarımdan bir tanesini paylaşacağım.
Diğer solo bölümlerde olduğu gibi.
Ama bu aydınlanma benim için gerçekten çok kıymetli.
Yani senelerce üzerine çalıştığım ve böyle beni yoran, sürekli modumu düşüren bir şeyi ilginç bir şekilde yendiğimi fark ettim geçen gün arkadaşlarımla konuşurken.
Ve dedim ki yani bazı şeyler gerçekten de yolu çıkıldığında öğreniliyormuş.
Doğru olan şey kendimize zaman vermek, kendimizi dinlemekmiş.
Bahsetmek istediğim şey aslında biraz da bir şeyin en iyisini yapmak ile elinden gelenin en iyisini yapmak arasındaki fark.
Şimdi bu birazcık mükemmelliyetçiliğe de tabii ki değiyor.
Bu mükemmelliyetçilik konusunun kıyısından, köşesinden geçenler bilir ki bir şey yapacakları zaman ya en iyisini yaparlar, Ya da hiç o topa girmezler, en baştan yapmazlar.
Ya da yapmak istedikleri bir şey vardır ve o çoktan yapılmıştır bile.
Onun üzerine ekstra bir değer katamayacağını düşündükleri için ya da çoktan yapıldığı için böyle motivasyonları düşer.
Ve yine o topa girmeyerek sakince köşelerinde otururlar.
Böyle onlar diye konuşuyorum da sanki ben bu gruba hiç mensup olmamışım gibi.
Ama hayat böyle geçmiyor işte.
Çünkü biz aslında...
Bir yola çıktığımızda öğreniyoruz.
Yani sıfırdan bir şeye başladığımızda ilk denememizde o konuda mükemmel olmak ve komple başarılı olmak gibi bir şey yok zaten.
Gerçekten öyle bir şey varsa da çok çok çok büyük şansınızın olması gerekiyor.
Genel olarak da bu şans her zaman her daim bizimle olmayabiliyordu tabii ki.
Onu böyle düşe kalka yolda fikirleriniz değişe değişe farklı yollar bula bula öğreniyorsunuz.
Ama tabii benim gözlemlediğim kadarıyla şu da var.
Bize sunulan hikayeler özellikle de şu an her bilgiye çok kısa sürede erişimimizin olması sayesinde hep böyle peri kızı hikayeleri.
Yani ilk denemede mükemmel olan şeyler kısa zamanda olan büyük başarılar diğerleri bu kadar çok.
Ya da o başarının arkasında çok büyük bir himmalı çalışma varsa orası birazcık daha es geçiliyor.
E tabi bunlar da bizim kendimizden olan beklentimizi de yükseltebiliyor.
Biraz da bu mükemmelliyetçiliğe eğilimimiz varsa.
Haliyle bak işte insanlar nasıl yapıyor, ben niye yapamıyorum gibi kendimizi karşılaştırmaya, kıyaslamaya, kendi kendimizi sabote etmeye doğru itiyor.
O yüzden de işte burada başkalarından bağımsız olarak aslında kendini dinlemek, içinin sesini dinlemek, kendi sınırlarını bilmek de çok önemli.
Ben bu aydınlanmayı gerçekten podcast sayesinde yaşadım, gelişigüzel hayaller sayesinde.
Çünkü ben hep bir şeyler yapmak istiyordum.
Yapmak istememin sebebi de biraz daha böyle insanlara dokunmak, insanların hayatına dokunabilmek, faydalı olmak, değer yaratmak, böyle şeyler yapmak istiyordum.
Bunun için birçok şey denedim ama sürdürülebilir olmadı.
Neden sürdürülebilir olmadı?
Çünkü kendimden beklentim çok yüksekti.
Kendimden inanılmaz bir mükemmel...
Amelliyetçilik seviyesinde beklentilerim vardı ve tabii ki bazı şeyler beklediğim kadar beni mutlu etmedi de ya da beklediğim kadar beni tatmin etmedi.
Ama ben ne zaman ki hani yahu ben böyle bir şey denemek istiyorum dedim.
Kendime böyle Türkiye'nin en çok dinlenilen ilk 5 podcast'a arasına gireceğim diye bir hedef koymadım.
Ya da işte milyon kişi beni dinlesin diye bir hedef koymadım.
Doğru kişiye doğru şekilde ulaşsın dedim.
Tabii ki de rakamların artması çok güzel.
İnsanı memnun eden bir şey.
Ama şunu fark ettim.
Ben bu bölümleri yayınlarken Elimdeki neyse onu yapıyorum ve bu beni mutlu ediyor.
Elimdeki neyse onu yaptığım ayrı ama bu kafa yapısına gelmiş olmak.
Yani benim elimden gelenin en iyisi bu.
En iyisi değil ama elimden bu kadarı geliyor ve elimden gelen de beni memnun ediyor.
Bu noktaya evrildiğimi fark ettim ve benim başarı kültürümün aslında bu olduğunu gördüm.
Yani bu benim kendi kişisel gelişimime o kadar katkı sağladı ki bu anlamda.
O yüzden de sürdürülebilir olduğunu fark ettim.
Demem o ki yani biz bir şeylere hiç böyle elimizi atmıyoruz ya yapmak istediğimiz yani işle alakalı olabilir, sosyal hayatta olabilir, farklı bir şey olabilir.
Korkuyoruz, başarısız olmaktan korkuyoruz, kendimizden korkuyoruz ya da kendimizden şüphe ediyoruz.
Yetersiz olduğumuzu düşünüyoruz ama onu yapmadan bilemeyiz.
Bilemiyorsunuz. Her seferinde bir adım atmak hiç adım atmamaktan çok daha iyidir.
Çünkü en azından ne yapmak istediğinizi, ne yapmak istemediğinizi, nasıl yapacağınızı ya da bir çözüm üreteceğinizi, bir sorun karşısında nasıl yaratıcı çözüm üreteceğinizi yola çıkmadan
bilemezsiniz. Bu bölüm birazcık kısa olacak ama vermek istediğim mesaj gerçekten şu.
Bir şey yapmak geliyorsa, aklınızda bir fikir varsa ve sizi engelleyen bir şeyler varsa, bir korkunuz, bir şüpheniz, sizi tutan, geri çeken bir şey varsa ona yenik düşmeyin.
Bırakın deneyin. Denemekten ne kaybedebilirsiniz?
Yani en kötü ne olabilir ki?
Hiç yapmadım, keşke yapsaydım demektense bir şeyi yaptım, denedim, olmadı demek.
Ya da yaptım, denedim, beğenmedim.
Demek ki benlik bir şey değilmiş demek.
Çok daha kıymetli bence.
Ya da denersiniz ve gerçekten çok güzel bir sonuç alırsınız.
İyi ki yapmışım ya dersiniz.
Pişman olmazsınız.
Bu da çok kıymetli.
Bu bölümü kapatmadan önce hani bu mükemmelliyetçi kendimizi sabote ettiğimiz davranışlardan bir tanesi.
Ben bu davranışlarla ilgili çok üstten olarak kendi ayağıma sıkıyor olabilir miyim bölümünde.
bahsetmiştim. Positive Intelligence diye bir kavramdı.
Hatta orada bir link vermiştim.
Verdiğim linkte de işte kendi sabotajcılarınızı fark etmeniz için bir test vardı.
Eğer ilgi duyanlarınız varsa oraya bakabilir ya da o bölümde dinleyebilirsiniz.
Yine böyle aydınlanma yaşamamı sağlayan kavramlardan bir tanesiydi o Positive Intelligence'da.
Yani bilmiyorum ne zaman bitecek bu aydınlanmalar hayatımız boyunca sürecek herhalde.
İnsanoğlu gün geçmiyor ki yeni bir şey fark etmesin kendiyle alakalı.
Neyse çok uzatmayayım.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
