
Stratejik Düşünmeyi Nasıl Alışkanlık Haline Getiririz?
23 Eylül 2024 · 27 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bazen hepimiz, sanki sadece günü kurtarıyormuşuz gibi hissediyoruz. Geleceğe dair bir planımız yokmuş gibi… Peki, bu döngüden nasıl çıkabiliriz?
Bu bölümde, stratejik düşünmeyi hayatımıza nasıl dahil edebileceğimizi, bu düşünme tarzını alışkanlık haline getirip günlük hayat ve uzun vadeli hedeflerimiz arasında dengeyi nasıl bulabileceğimizden bahsettim.
Profesyonel Koçluk Ön Görüşme Linki
Transkript
Herkese merhaba, yeşil güzel hayallere hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda hayatı daha yaşanabilir kılmak ve farklı açılardan bakabilmek için gündelik deneyimlerime dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Bununla birlikte kariyer başta olmak üzere.
Hayatında, ilişkilerinde ya da kendinde somut bir değişiklik yapmak isteyenler ile çözüm odaklı profesyonel koç olarak çalışıyorum.
Amacım felsefe, psikoloji ve farkındalık öğretileri çerçevesinde doğru soruları sorarak kendinize ait doğru cevapları bulmanızı ve istediğiniz değişikliği hayatınıza sürdürülebilir
bir şekilde dahil etmeye destek olmak.
Daha fazla bilgi ve ücretsiz ön görüşme randevusu için emineyesiltimen.com slash koçluk adresinden bana her zaman ulaşabilirsiniz.
Açıklamalarda linki mevcut.
Bu hafta son zamanlarda üzerine çok kafa yorup kaynak ayırdığım bir konu üzerine konuşmak istiyorum.
Bilenleriniz vardır belki arada bir bahsediyorum.
Benim kurumsal mesleğimdeki ünvanım stratejik danışman.
En anlaşılır haliyle işim şirketlerin işe alım stratejilerini oluştururken benim çalıştığım şirketten satın aldıkları lisans sayesinde platformu kullanırken o işe alım ve işveren markası
dahilindeki eforlarını nasıl optimize ederler?
Nasıl istedikleri başarıyı elde ederler?
Nasıl en iyi adayı işe alabilirler, bulabilirler ya da çekebilirler kendilerine?
Ve tabii ki de... Kullandıkları platform yani benim çalıştığım şirketin sağladığı platform sayesinde o maksimum faydayı nasıl alabilirler benim verdiğim danışmanlıkla.
O yaptıkları yatırımın karlılığını ben nasıl gösterebilirim gibi.
Tahmin edersiniz ki çok fazla data ve insan ile haşır neşir olduğum bir alan.
İşimi seviyorum ve büyük resimdeki yani makro ekonomideki faydasını da görebiliyorum bu arada.
İşimin güzel yanı tabii üniversiteden beri alışkanlık haline getirmek istediğim bu stratejik düşünme kasımı otomatik olarak.
çalıştırması. Böylece hayatımın geri kalan kısımlarında da ilişkiler, büyük kararlar, kariyer değişikliği gibi konularda da uygulayabiliyorum ya da dum diyeyim.
Çünkü son zamanlarda iş dışındaki alanlarda eskisi kadar öngörülü olamadığımı fark ettim.
Yani bir şekilde stratejik olamadığımı fark ettim.
Özellikle son bir yıldır hayatımda o kadar çok değişiklik oldu ki hep günü kurtarma çabasındaymışım gibi hissediyorum.
Yani hadi bunu da yapayım, hadi şu da çıksın aradan, hadi bu da bitsin, Allah kahretsin bu işte patladı gibi.
Böyle zihnimde kocaman bir sis bulutu var ve önümü göremiyorum.
Halbuki stratejik olmak böyle bir şey değil.
Biraz daha büyük resmi görebilmek.
O yüzden belki fark etmişsinizdir son bölümlerde hep böyle büyük resmi görmek üzerine konuşuyorum.
Tabii bunu fark ettiğim an...
Önce bir panikledim. Dedim ki bir dakika ya ne oluyoruz?
Başı kesik tavuk gibiyim. Yani hayatımın sonuna kadar kafamdaki bu sis bulutuyla devam edemem.
Ondan sonra dedim ki bir dur bir otur sakinleş.
Bak bakalım önceden neleri yapıyordun?
Şu an yapmadığın ne var?
Seni ne engelliyor?
Ne yardımcı olur diye kendi kendime koşluk vermeye başladım.
Ama tabii ki bu bir yerde yetmedi.
Ben de koşluk aldım. Üstüne mentorluk aldım.
Bir sürü eğitim aldım falan derken.
Bir yandan da uzun uzun düşündüm.
Böyle zihnimi serbest bırakıp biraz daha dedim ki...
Bir bak bakalım neleri atlıyor olabilirsin diye.
Tabi bunların detayına birazdan gireceğim.
Hem bu öğrendiklerimden hem daha önce neyi farklı yapıyordum da şu an nasıl bu duruma düştüm buradan nasıl çıktım gibi.
Bunların hepsini bir şekilde formüze edip yöntemlerle beraber paylaşacağım.
Bir de En çok sevdiğim diğer bir aktivite olan gözlemcilik devreye girdi tabii ki bu süreçte.
Nasıl? Çevremde ciddi anlamda stratejik düşünme alışkanlığı olup da hayatını bu mentaliteyle yönlendiren insanları daha yakından gözlemlemeye başladım.
Ve şunu fark ettim. Bunlardan bir tanesi en yakındaki insanlardan biri.
İrlanda'da tanıştığım, senelerce beraber çalıştığım ve böyle...
Aklına koyduğu her şeyi adım adım planlayarak yapan, istediği yere istediği zaman istediği şartlarda varan bir insan Steph.
Kendisini konuk etmek çok isterdim.
O da gelmeyi çok isterdi. Ama henüz, henüz diyorum buraya dikkat, Türkçe konuşamadığı için ben birazcık ondan öğrendiklerimi paylaşıp sonrasında biraz da günlük hayatta uygulayabileceğiniz teknik ve taktiklere geçeceğim.
Ama tabii ki bu bölümü çekmeden önce ona bahsettim.
Dedim ki senin kariyer hikayenden bahsedeceğim.
Bunları bunları anlatacağım.
Eklemek istediğin bir şey var mı diye.
O da kendi kariyer yolcuğundaki...
Onu şu anki kapıyı açan yerdeki bütün kilit noktaları zaten teyit etti.
Hazırsanız başlayalım.
Bundan yaklaşık 7 sene önce falan da İrlanda'ya taşındıktan sonra ikinci işime yeni başlamışım.
Türkiye'de bıraktığım işim de yine aynı kıdemde değil ama sektör değiştirdiğim için bir yerden başlamam lazım.
O da bu. Stef de benimle aynı takımda aynı gün işe başlayan biri ve çok benzer kafadayız.
Aynı şekilde o da aslında...
Bir tık daha geriden başlıyor ama onun da kendince bir hedefi var.
Böyle aşırı hazır cevap, sarkastik, komik, nazik ve güzel iletişim kuran biri.
Benim yaşlarımda zaten. İlk muhabbetimiz şöyle olmuştu hatırlıyorum.
Merdivenlerde böyle önümden çıkıyor.
O kadar kaslı bacakları var ki gayri ihtiyarı sen koşuyor musun ya dedim ona.
Evet dedi. Sonra öğrendim ki milli olimpiyat atletiymiş.
O kadar da mütevazı ki direkt söylemedi bile.
Bizim muhabbetimiz böyle başladı.
Ne yapıyorsun, ne ediyorsun, neden bu işi kabul ettin falan fıstık derken sonra fark ettim ki onun aslında lisans eğitimi psikoloji, yüksek lisans da organizasyonel psikoloji.
Ve bunu seçmesinin arkasındaki sebep de şu.
Aslında çalışmak istediği alan şirketlerin, büyük organizasyonların liderlik eğitimlerini tasarlamak.
Yani daha iyi liderler yetiştirip insanların psikolojisine bu şekilde katkıda bulunmak, klinik psikolojide yer almak değil.
Hiçbir zaman zaten kendimi uygun görmedim demiştim.
O yüzden de... Buradan başladı ama tabii ki imza attığımız işin ikimizin de sonraki hedefiyle alakası yok.
Sadece şöyle düşünüyoruz. Burası iyi bir şirket başlangıç için iyi bir nokta.
Bizi istediğimiz noktaya götürecek bir yerde.
Sözleşmeler bu yüzden imzalanmış.
Yaklaşık bir buçuk sene aynı takımda çalıştık Steph'le.
Takım yeni kurulmuş.
Ne yaptığımızda ne yapacağımız da asla belli değil bu arada.
Müdürümüzün zaten ilk yönetim tecrübesi, takım yönetme konusunda da...
Çok iyi bir eğitim almamış belli biz onu yönetiyoruz falan çok değişik bir ortamdı.
Bir yandan da sürekli bir şeyler değişiyor ve çok kaotik.
Ama o takımda o kadar güzel insanlar vardı ki biz bayağı eğlendik hatta beraber geliştik.
Zamanla şirket içindeki rollerde staff gözünü kendi hedefiyle uyumlu olan eğitim ve gelişim departmanına dikti.
Ama tabii biz satış organizasyonundayız ve o alanda...
Kesinlikle tecrübesi yok. Ne yapabilirim de oraya gidebilirim diye düşünmeye başladı bizimki.
Çalıştığımız şirketin güzelliklerinden biri de şuydu.
Şirket içi değişim programları var.
Erasmus gibi düşünün.
3-6 ay arası tecrübe kazanmak istediğin bir pozisyon açılırsa gidip orada çalışıyorsun.
Sonra kendi departmanına geri dönüyorsun ama ilerideki açılacak pozisyonlar için hem network yapmış oluyorsun hem tecrübe ediniyorsun.
İçeriden güçlü bir aday olarak insan kaynaklarının datasında varsın yani.
Bizim bu...
Programın varlığından haberdar olmamızla beraber Step'in o dönemde hedefi ve o hedefine ulaşmak için izleyeceği adımları, planları tek tek belli oldu.
Birincisi gitti o pozisyonun gerekliliklerini, kendisiyle uyuşan yanlarını buldu.
Bir yandan da eksik olduğu nottaları ve hangi eğitim ve sertifikalarla tamamlar o departmana girebilmek için onları netleştirdi.
İkincisi bizim organizasyonumuzda oradaki kişilerle kimin iletişimi iyi, Ve onlardan referans için nasıl destek alabilir bunların listesini çıkartıp o insanlarla tek tek görüşmeye başladı.
İstediği departmanda birkaç aylık geçici bir iş buldu ve içten içe şeyi istiyor tabi.
Pozisyon açılsın da ben burada kalayım geri dönmeyeyim.
Ama tabi işler öyle yürümedi pozisyon açmadılar o da isteksiz bir şekilde eski işine geri döndü.
Tabi bu esnada artık CV'sine yazabileceği kadar da bir tecrübesi olduğundan mütevellit farklı şirketlerdeki benzer pozisyonlara da bakıyor.
Şeyi çok iyi hatırlıyorum tam böyle rakibimizde istediği gibi bir iş budu ama iş kıdemli bir iş.
Yani onun orada bizim şirkete kazandığı tecrübesiyle aslında alabileceği bir iş değil.
Ama kendini o kadar iyi ifade edip kapasitesini o kadar iyi gösterdi ki o rolü alma ihtimali düşük olmasına rağmen Aldı ve hatta maaşını ikiye katlayarak
aldı o rolü. Ve o zamandan itibaren de kendine çok yatırım yapmaya başladı.
Kendi alanında ona destek olacak eğitimler aldı.
Dediğim gibi sertifikalarını tamamladı.
İşinde gitgide uzmanlaştı falan süper.
Zaten hayat felsefesi şu bu arada.
Fake it until make it. Bu konuda step'ten öğrenmemiz gereken inanılmaz çok şey var.
Hatta onu dedim ki senin bu felsefenden bahsedeceğim podcast'e kesinlikle bahset dedi.
Bana çok yardımcı oldu. Eminim senin dinleyicilerine de yardımcı olur dedi.
Tabii ki her konuda çalışan bir şey değil ama gerçekten kendinize inanıyorsanız, kapasitenizin farkındaysanız ve yapabileceğinize, o sorumluluğu alabileceğinize inanıyorsanız bunu yapmakta bir sorun yok.
Çünkü gördüğünüz gibi pozitif bir şekilde de sonuçlanabiliyor.
Velhasıl Kerem sonra bu işte kendini iyice geliştirdiği mükemmel şeyler yapıyor ve artık terfi alması lazım.
Ama o esnada şirket küçülmeye gidiyor.
Geçtiğimiz sene hatırlarsınız baya bir teknoloji alanında özellikle işten çıkarımlar oldu.
Stafi çıkarmadılar ama hak ettiği terfiyi de ona vermeyip gidip başka birine verdiler.
O da dedi ki arkadaşlar benim değerim bu, ederim bu, masaya getirdiğim sonuç bu ve kariyer hedefim de bu.
Haliyle sizden beklentim beni burada desteklemeniz.
Bana bunların karşılığını veremiyorsanız ve beni hedefime ulaştıracak şekilde destekleyemiyorsanız ben de enerjimi ve zamanımı beni hedefime yaklaştıran bir şeye harcamak istiyorum dedi.
Ve tekrar iş aramaya başladı.
Burada biraz duracağım şimdi hikayenin devamını anlatmadan.
Bence bu çok önemli. Bununla alakalı ayrı bir bölüm gelecek.
Yani bir şeye dur deyip Ondan ne zaman vazgeçip, ne zaman yürüyüp gideceğimize karar vermek ve bu kararı aksiyona dökmek.
Bence bu çok önemli bir şey.
Bununla alakalı ayrı bir bölüm gelecek.
Çünkü bu hikayedeki şeyi görüyorsunuz değil mi?
Ben buyum, ederim bu, değerim bu, bunu istiyorum ve bana bunu vermiyorsanız ben yokum diyebilmek.
Ben yokum diyebilmek çok önemli bir şey.
Ve stratejik düşünmenin bir parçası.
Senin gözün her zaman büyük resimde.
Her zaman nereye varmak istediğini biliyorsun.
Seni oraya nelerin götüreceğini ve götürmeyeceğini biliyorsun.
Ve buna göre aksiyon alıyorsun ya da almıyorsun.
Bu dediğim gibi ayrı bir bölümün konusu.
Bununla alakalı da zaten bir bölüm çekeceğim önümüzdeki haftalarda.
Steph'e geri dönecek olursak.
Steph şöyle bir değerlendirdi.
Dedi ki burası artık bana hizmet etmiyor.
Benim olmak istediğim yere beni getirmeyecek belli.
O zaman ben de vaktimi de enerjimi de farklı bir iş arayarak harcayacağım.
Başka iş başvuruları yapmaya başladı.
Görüşmelere başladı. Bunlardan bir tanesi yine çok büyük teknoloji firmalarından bir tanesiyle görüşüyor.
Ve o kadar çok mülakat yaptılar ki.
Hepsini böyle tıkır tıkır geçti tabii ki dedike bir insan olduğu için.
Ama ben en sonunda şey demiştim.
8. mülakatta yönetim kurulu ile görüşüyor.
CEO alıyorlar herhalde.
Yani bu kadar mülakat yapmazlar normalde çünkü.
Hatta o en son görüşmede adam demiş ki.
Hayat motto ne diye sormuş.
Step de diyor ki bana. Fake it until make it diyemedim.
Başka bir şey uydurmak zorunda kaldım.
Dedim ki iyi ki dememişsin yoksa zaten işi alamazdın.
Evet yani şimdi ben bu hikayeyi size neden anlattım?
Çünkü... Günümüzün minimum 8 saatini işte harcıyoruz değil mi arkadaşlar?
O yüzden de ne iş yaptığımız o işi nasıl yaptığımız nerede kiminle yaptığımız ve karşılığında ne aldığımız sadece finansal olarak değil bizi geliştirme anlamında düşünün.
O işin bizi olmak istediğimiz yere ya da olmak istediğimiz insana yaklaştırıp yaklaştırmadığı.
Çok önemli çünkü hayat kalitemizi etkiliyor, hayat kalitemizi belirliyor hatta.
En çok stratejik olmamız gereken konulardan bir tanesi de kariyerimiz, hayatta ne yaptığımız, hayatta neyden beslendiğimiz.
Başta demiştim ya bu konuyla alakalı baya bir eğitim aldım son zamanlarda diye.
O eğitimlerden birinde şöyle bir bilgi vardı.
Yapılan bir araştırmaya göre liderlik pozisyonunda olan kişilerin %96'sı stratejik düşünmeye zamanlarının olmadığını söylemiş.
Benim bunu okuduğumda ilk tepkim şu oldu.
Sizi tam olarak bunu yapın diye o işi almadılar mı?
Ne alaka diye. Ama en azından araştırmalar dürüst çıkmış.
Şimdi kendimizi kendi hayatımızın lideri olarak düşünecek olursak da bu aslında sadece işte değil hayatımızda da çok fazla gördüğümüz bir şey.
Bazen o hayat gayesinin içerisinde o kadar çok kayboluyoruz ki işler, ilişkiler, hayatın kendisi o kadar yoğun oluyor ki oturup da şöyle.
Hayatımızın matematiğini yapmayı unutuyoruz.
Yani ben ne yapıyorum?
En çok vaktimi ve...
Enerjimi neye harcıyorum?
Bunlara bunlara. Peki bunlar beni büyük resimde olmak istediğim yere götürüyor mu?
Götürmek için destekliyor mu?
Genelde olmuyor. Çünkü ufak tefek şeylerde çok vakit harcıyoruz.
Bunu yapmak için ne yapmam lazım?
Demek ki bir yerde bir değişiklik yapmak lazım gibi düşünmeye çok vaktimiz olmayabiliyor.
Ben bunu biraz da şöyle düşünüyorum.
Kartal düşünün. Kartallar nasıldır?
Keskin gözleri vardır değil mi?
Tepeden kuş bakışı bakarlar böyle.
Hedefe kilitlenirler.
Her şeyi 360 derece değerlendirir ve hedefine kilitlendiği an o hedefi aslında...
Almama, vurmama, yakalayamama ihtimali yoktur bir kartalın.
Bu metaforu çok seviyorum çünkü her açıdan bakmayı ve çok net dedike bir şekilde hedefine odaklanıp istediğini almayı öğreten, gösteren bir metafor.
O yüzden de başı kesik tavuk moduna geçtiğim, hissettiğim anlarda kendime hep bu kartal metaforunu hatırlatmaya çalışıyorum.
Ben bugün neden kuşgillerden gidiyorum bilmiyorum.
Ama güzel oldu güzel örnekler.
Bu arada tabii ki her zaman her şekilde stratejik olmak zorunda değiliz de.
Sadece bazen böyle kafamız çok dağıldığı zaman gittiğimiz yönü bir türlü tayin edemediğimiz zaman ilk soracağımız soru şu olabilir diye düşünüyorum.
Bana çok yardımcı oluyor çünkü.
Bugün yarını daha da kolaylaştıracak ne yapabilirim?
Neden böyle bir soru soruyorum biliyor musunuz?
Çünkü gün içerisinde hep böyle bir yapılacaklar listemiz yetiştirilmesi gereken işlerimiz son dakikaya kadar bekleyen bir şeyler oluyor ya.
Onlar arasında kaybolurken kalkıp da benim hayat amacım neydi diye düşünmeye vaktimiz de olmayabiliyor.
Bunu her gün yapamayız zaten ama.
İçinden o durumun çıkabileceğimiz en kolay hal.
Okey bugün şöyle bir durumdayım ama yarın nasıl daha kolay hale getirebilirim bile güzel bir başlangıç noktası olabilir.
Hani böyle bazı düzenli insanlar vardır ya hep bir sonraki adımları bellidir kafalarında bir taslak vardır.
8 adım sonrasını planlayanları demiyorum bu arada yanlış anlaşılmasın bence o da çok abartı.
Ama böyle bir sonraki adımı hadi bilemedin 2 sonraki adımını öngörebilen insanları söylüyorum.
Neyin sonucunda neyin geleceğini neyin gideceğini.
Bilirler bir şekilde, onun muhakemesini yaparlar, olayları farklı açılardan değerlendirirler, zihinlerinde farklı senaryolar oluştururlar ve ona göre bir taslak çıkartırlar.
Bence bu muhakeme yeteneği insanın hayatını kolaylaştırabilen bir şey.
İlla büyük hayat ya da kariyer kararlarında değil, ufak tefek şeylerde bile daha doğru karar alıp zaman ve enerji tasarrufu yaptırabilecek bir bakış açısı.
Eleştirel düşünme bölümünde bahsetmiştim bu arada detaylı olarak özellikle de muhakeme yeteneğinden.
Merak edenler oraya da bakabilir.
Bir de bu bahsettiğim insanların bir ortak özelliği olduğunu düşünüyorum.
Çoğunda gözlemlediğim bir ortak özellik.
O da şu bir işe başlarken ya da bir karar alırken farklı formlarda da olsa kendilerine sordukları birkaç soru var.
Bunlardan bir tanesi. Hedefime ulaşmam için benim atmam gereken adımlar neler?
Ve bu adımları ufak ufak parçalara bölmek.
İkincisi, ihtiyacım olan kaynaklar neler?
Üçüncüsü, kimler ya da nelerden destek alabilirim?
Dediğim gibi farklı formlarda da olsa...
Bu sorular stratejik planlama yapmak için iyi bir başlangıç olabilir.
Ufak bir şey için de olabilir.
Büyük bir karar için de olabilir.
Çünkü biraz daha netlik getiren sorular.
Sonrasında da zaten ufak ve ulaşılabilir adımlar oluşturup sırayla onları gerçekleştirmeye koyulabilirsiniz ki bir şeyleri başardıkça başardıkça onun motivasyonu da zaten geliyor.
Bir de bu dedim ya farklı senaryoları göz önünde bulunduran insanlar var diye beklenmedik durumlarda nasıl başa çıkacaklarını kafalarında böyle az çok tasarlıyorlar.
Şu olursa ne olur bu olursa ne olur acil bir durumda elimdeki kaynaklarla ne yapabilirim ya da kimden destek alabilirim ya da neye ihtiyacım yok neyi eleyebilirim ilk olarak neyi gözden
çıkarabilirim gibi sorular zihinde yer ettiği zaman arka planda insan bir kere onu düşündüğü zaman zihnini şartlıyor bir yerde ve Paniğin önüne geçiyor acil durumlarda.
Bu bana birazcık da SWOT analizini çağrıştırdı ki o da stratejik düşünme örneğidir.
Bilmeyenler için açıklayayım.
SWOT analizi S güçlü yanlar, W zayıf yanlar, O fırsatlar.
T'de tehditleri gösterir.
Bir insanın hem kendi hakkında hem yaptığı işiyle alakalı güçlü yanları, zayıf yanları, olası fırsatları ve tehditleri bilmesi kişiye gerçekten güç kazandıran bir şey.
İçten ince böyle güçlü ve zayıf yanlarını herkes az çok bilir aslına bakarsanız ama özellikle şu fırsat ve tehdit kısmı bence üzerine düşünülmesi gereken noktalar.
Neden? Şu an gözümden kaçan bir fırsat var mı?
Bu konuya daha farklı nasıl yaklaşabilirim?
Veya bu durum bana nasıl bir tehdit oluşturabilir?
Ya da neyi öngörmem lazım?
Göz ardı ettiğim neler olabilir gibi sorular sordukça insan daha farklı açılardan bakmaya da başlıyor.
Ve bence çok zihin açıcı sorular bunlar.
Bunların arasında...
En çok bu konuya nasıl daha farklı açıdan bakabilirim sorusunu seviyorum ama muhtemelen buna şaşırmamışsınızdır.
Zaten bütün podcastin amacı bu.
Ama bazen işte insan tıkanabiliyor ya o yüzden bakış açısına güvendiğiniz, zihninin çalışma tarzını beğendiğiniz insanlarla arkadaşlarınızla da benzer konuları tartışmak, fikir alışverişi yapmak, beyin
fırtınası yapmak bence çok kıymetli.
Stratejik düşünmeye ya da bunu alışkanlık haline getirmeye çok yardımcı olan bir şey.
Ki zaten çevre etkisi bölümünde bahsetmiştim en çok vakit geçirdiğiniz 5 kişinin ortalamasısınız diye.
Stratejik olmamız gereken konulardan bir tanesi de hatta en önemlilerinden bir tanesi de bence arkadaşlıklarımız.
Çünkü kiminle ne kadar vakit harcıyorsanız o insanların özellikleriyle harmanlanıyorsunuz.
Yani o insanlar sizi gerçekten hayatınızda olmak istediğiniz yere...
doğru gidecek şekilde destekleyebilir de ya da köstek de olabilir.
O yüzden biraz daha böyle arada bir hayatınızdaki insanları, vakit geçirdiğiniz insanları şöyle bir gözden geçirip ya bu insanın benim hayatımdan aldığı ne, verdiği ne, katkısı ne ya da götürüsü ne bunlara da bakmak
lazım. Çok opportunist gibi geliyor olabilir kulağa ama baktığınız zaman zaten gerçek dostluklar mental olarak birbirini stimüle eden, birbirinin hayatına olumlu katkı sağlayan, birbirini gerçekten
büyüten, geliştiren. dostluklardır.
Gerçek dostluk bölümünde bundan baya detaylı bahsetmiştim.
Onu da burada söylemiş olayım.
Dinlemek isteyenler varsa ve henüz dinlemediyseniz mutlaka oraya da bakın derim.
Yavaş yavaş toparlayacak olursam aslında söylemek istediğim şey şu.
Benim hayattaki vizyonum ne?
Ben kariyerimde başarılı mı olmak istiyorum?
Ben güzel bir ailem mi olsun istiyorum?
Yoksa ben kendi işimi mi kurmak istiyorum?
Artık her neyse vizyonunuz Ben hayatı şöyle bir tonda yaşamak istiyorum da olabilir.
Çok gezmek istiyorum da olabilir.
Neyse artık ben o hedefle uyumlu muyum şu an?
Benim bugün yaptığım şeyler, vakit harcadığım, enerji harcadığım şeyler beni büyük resimde olmak istediğim yere götürüyor mu, götürmüyor mu?
Götürmüyorsa ne yapabilirim?
Gibi böyle ufak ufak hedefler koyarak başlayabilmek.
Az önce bahsettiğim gibi çok farklı yaklaşım var.
Herkesin faydalı bulduğu bir yöntemi illaki vardır.
Ama önemli olan bunu sistematik bir şekilde uygulayabilmek, alışkanlık haline getirebilmek.
Zor olan kısım da bu zaten.
Önemli ve zor. Peki o nasıl olacak emin ederseniz?
Ben şöyle yapıyorum.
Birincisi ve en basiti ama asla da yapmadığımız bir şey.
Zaman bloklamak. Yani zaman yönetimi ve planlama bölümünde takvim bloklamadan bahsetmiştim.
Yapılacaklar listesi için zaman ayırıyoruz, şunun için zaman ayırıyoruz, bunun için zaman ayırıyoruz ama neden düşünülecek konular için zaman ayırmıyoruz?
Neden kendimize hayatımızın geri kalanıyla alakalı düşünmek için bir saatte olsa ayırmıyoruz?
Bence... Çok basit bir şey ve direkt yapılabilecek bir şey.
Çünkü sonra ne oluyor? Geceleri uykumuz kaçıyor ya da gün içinde dikkatimiz dağılıyor.
Çünkü aklımız hep farklı yerde dağılıyoruz.
Düşünsenize kendinize ait haftada çok değil ya bir saatiniz var ve şu soruları soruyorsunuz.
Hayattaki vizyonum ne?
O vizyona ulaşmak için ben şu an doğru şeylere mi odaklanıyorum?
Vaktimi ve enerjimi en çok ne alıyor?
Bu vaktimi ve enerjimi alan şeyler benim büyük resimde varmak istediğim noktaya katkı sağlıyor mu ya da ne kadar katkı sağlıyor?
Sağlamıyorsa neyi farklı yapabilirim, neyi hayatımdan çıkartabilirim, neyi dahil edebilirim gibi kendinize koçluk yapabilirsiniz.
İkincisi uzun zamandır yazmayı ve günlük tutmayı övmemiştim ama burada bunu anmadan geçmek olmaz.
Çünkü yazmak gerçekten insanın kafasındaki şeyleri netleştirip büyük resmi görmesini sağlıyor arkadaşlar.
Bunu artık siz de biliyorsunuz her bölümde övüyorum.
En kötü haliyle kafanızın karmaşıklığına iyi gelir.
Bu konu için günlük tutmanın gizli gücü bölümüne bakabilirsiniz.
Orada farklı günlük tutma şekillerinden ve o şekillerin faydalarından bahsetmiştim.
Üçüncüsü de Bazı alakasız zamanlar var böyle insanın kafası gereksiz iyi çalışıyor o zamanlarda.
Benim için bu havaalanı ya da uçakta geçirdiğim zamanlar sebebi de yapacak hiçbir şeyimin olmaması.
Özellikle böyle uçakta internet falan da yok ya bazen kitap da okuyasım yoksa böyle zihnimin dolaşmasına izin veriyorum.
Ya da önceden Spotify'da istediğiniz bölümleri indirebiliyorsunuz ya o da bana çok iyi geliyor.
Sadece o an onu dinlemeye odaklanıyorum.
Başka hiçbir şey yapmıyorum o podcast'ı dinlerken.
Deli gibi fikirler geliyor aklıma.
Aydınlamalar yaşıyorum, böyle notlar alıyorum falan fıstık.
Güzel fikirler üretmek için iyi bir şey uçakta podcast dinlemek.
Siz de bir düşünün. Sizin için böyle zaman kaybı gibi görünen ama aslında işinize yarayabilecek, size düşünmek için alan ve zaman açan yerler, mekanlar, aktiviteler neler olabilir?
Böyle bir düşünün aklınıza illaki gelecektir.
Biliyorsunuz mekan değişikliği de her zaman kafa açar.
Bu arada yaratıcı düşünmemizi sağlar, problem çözme yeteneğimizi geliştirir.
Ben demiyorum bu arada araştırmalar diyor.
Bu bahsettiğim şeyler bir tık klişe.
Zaten birçok podcastta dinlediğiniz, benim bölümlerimde de dinlediğiniz şeyler.
Ama bir de anlık taktikler var benim çok faydalı bulduğum.
Onları da söylemek istiyorum. Mesela şu.
Ama ne olacak iki dakika mı alır dediğiniz şeyler neler?
Biri sizden bir şey istemiş olabilir ya da sizin aklınıza bir şey gelmiştir ve onlar gerçekten iki dakikanızı mı alıyor arkadaşlar?
Çünkü genelde onlar iki dakikanızı almıyor ve ona harcadığınız vakti daha farklı, daha hedef odaklı nasıl değerlendirebilirsiniz?
Özellikle de iş hayatında.
Ya da böyle karşınıza bir fırsat çıktığında o fırsatı seçerken neyden feragat ediyorsunuz?
Bunun matematiğini ne kadar yapıyorsunuz?
Yani çok güzel bir fırsat olabilir.
Evet ben bunu değerlendiriyorum.
Diyelim ki indirimde bir şey gördünüz.
Bunu alıyorum ama ona harcadığım bütçeyle ben aslında neyden kısıyorum?
Çünkü günün sonunda bir sonraki maaş gelene kadar orada kısıtlı bir bütçeniz kalmış olacak gibi.
Bunu sadece alışveriş yaparken düşünmeyin bunu her alana yayabilirsiniz.
Bunun muhakemesini ne kadar yapıyoruz bu da önemli.
O fırsatı değerlendirmek sizi ana hedefinize olmak istediğiniz kişiye varmak istediğiniz noktaya getiriyor mu getirmiyor mu?
Çünkü bir fırsatı seçmenin Diğerlerini kaçırmak anlamına geldiğini bilmek de önemli.
Bu takasın farkında olmak da önemli.
Ve bazen tabii ki de duygusal varlıklar olduğumuz için bu takası çok göz önünde bulundurmuyoruz.
Bir de geçen bir soruyla karşılaştım.
Çok hoşuma gitti ve çok sarstı beni.
Çünkü bir cevabım olmadığını fark ettim.
Soru şu. Bundan bir yıl sonra ne yapıyor olsam kendimle gurur duyardım.
Bakın kendinizi nerede hayal ediyorsunuz demiyor.
Ne yapıyor olsanız kendinizde gurur duyardınız.
Çok güçlü bir soru değil mi?
Bunun üzerine kesinlikle düşünün.
Hatta bana da cevaplarınızı yazın isterim.
Evet yavaş yavaş bölümün sonuna geldik.
Bence bu tarz sorular güzel sorular.
Kafa açıyor. Onun dışında böyle hayatınızın herhangi bir yerinde tıkanıklık yaşıyorsanız kariyer olur, ilişki olur, potansiyelinizi kullanamadığınızı düşünüyor olabilirsiniz.
Hangimiz kullanıyoruz ki zaten?
Ama işte bu tarz konularda tıkanıklık yaşıyorsanız böyle kafa açan, netlik kazandıran, geleceğe dair yolunuzu belirlemenize...
yardımcı olacak sorulara ihtiyacınız varsa ama bu soruları sizin kendinize sormanızdan ziyade biri size sorsun istiyorsanız benimle her zaman profesyonel koçluk için iletişime geçebilirsiniz.
Açıklamalarda ücretsiz ön görüşme linkim mevcut.
Daha önce de dediğim gibi. Son sorumu tekrar edip sizi o soruyla baş başa bırakarak veda edeceğim.
Çünkü çok çok güçlü bir soru olduğunu düşünüyorum hala.
Bundan bir sene sonra ne yapıyor olsanız kendinizde gurur duyardınız.
Ve eğer yakın zamanda kimse size söylemediyse ben söyleyeyim.
Sizi çok seviyorum.
Eğer şu an herhangi bir konuda büyük ya da küçük bir zorluk yaşıyorsanız bilin ki burada size inanan, size güvenen, size değer veren biri var.
Ve eminim bunun da üstesinden gelirsiniz.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
