
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
İnternet çağındayız. Sosyal medya hayatımızın bir gerçeği. Peki bizim minik psikolojimiz pompalanan içeriklerden neden etkileniyor? Psikiyatr Cengiz Arca ile sosyal medyanın psikolojimiz üzerindeki etkisini konuşmakla kalmayıp, bir de çocukluğumuza indik :)
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Bugün çok kıymetli bir konuğum var.
Geçtiğimiz haftalarda Instagram'da böyle sizden çok güzel, Konuk önerileri gelmişti ve önerilen konukların arasında Cengiz Arca vardı.
Cengiz Arca, Doktor Cengiz Arca.
Kendisi psikiyatri alanında çalışmalar yapıyor ve Duvarın Ardı isimli bir podcasti var.
Kendisi bugün bizimle sosyal medyanın psikolojimiz üzerindeki etkisine ilişkin konuşacak.
Daha doğrusu sohbet edeceğiz.
Cengiz hoş geldin. Hoş bulduk Emine.
Merhaba herkese, dinleyenlere.
Merhaba. Uzun zamandır böyle bir konu çekmek istiyordum ama gerçekten tek başıma oturup da bunu anlatmak ya da hani tabii ki kendi tarafımdan da anlatabilirdim ama bir uzmanla tartışmak istiyordum.
Çünkü sosyal medyanın şu anki hayatımızda kapladığı alan tartışılmaz.
O yüzden çok merak ediyorum.
Daha öncesinden de böyle hazırlanmadık ya neler konuşacağız, neler çıkacak ortaya.
Sen nasıl bir tarafından tutacaksın diye.
Hemen topu sana atayım.
Şu an sosyal medyada gerçekten...
Hayatımızda bu kadar yer kaplarken sosyal medya daha doğrusu bu kadar yer kaplarken biz çok etkileniyoruz ve hayatımızı nasıl etkiliyor?
Yani bence biz geçiş dönemindeyiz.
O yüzden tabii ki etkileniyoruz yani bunun tesiri altındayız ama biraz böyle fazla reaksiyon verdiğimizi de düşünüyorum.
Çünkü internetin bulunması henüz çok yeni.
Sosyal medyalar 2000'li yıllardan sonra diye söyleyebiliriz.
Dünyanın tarihine baktığımızda binlerce milyarlarca yıllık bir şeydi.
Son 10-15 yılın hikayesini konuşuyoruz.
Yani dünya kesinlikle değişiyor, dönüşüyor.
Biz işte bunun önceki zamanına da denk geldik, sonrakine de denk geldik ve her zaman yani bu işte Fransız devriminde de böyle olmuştur.
Birçok işte sanayi devriminde de böyle olmuştur.
Yani insanlar öncesindeki hayatı bilen insanlar, sonraki hayatta da yani hayatı yaşayanlar da.
Sonraki zamanlarda da bir tedirginlik yaşar.
Biz de muhtemelen onun tedirginliğini yaşıyoruz.
Yani bu dönüşümün içinde nasıl bir yerde olacağız?
Eski alışkanlıklarımızdan kopacağız mı?
Her zaman tabii saydığım örnekler, gerçi sanayi devrimi tartışılır da hani Fransız ihtilali örneğin pozitif birçok şeyi beraberinde getirdi ama birçok insanın da hayatı değişti.
Yani olumsuz etkilenenler de var.
Sosyal medyada bir anlamda böyle yani büyük bir devrim ve biz şimdi buna adapte olmaya çalışıyoruz.
hemen tabii ki işte karşı taraftan ya bu bizi işte değiştirecek başka bir şey yapacak artık eskisi gibi hiçbir şey olmayacak dünya bambaşka bir yer olacak diye söylüyor ama zaten onu şu anki insanlar
söylüyor muhtemelen 100 sene sonra yaşayacak insanlar dünyayı hep böyle görecekler ve bizim zamanlarımıza bakıp şaşıracaklar yani eskiden nasıl bu insanlar sosyal medya olmadan hayatlarını sürdürüyormuş diye
ben o yüzden hani bu kadar çoğu insanın böyle Pesimist baktığı kadar pesimist bakmıyorum sosyal medya kullanımına.
Tabii ki dozunda, kıvamında kullanmak lazım, akılcı kullanmak lazım gibi klişelere de düşmüyorum.
Bu hayatın gerçeği yani.
Ne yazık ki de demeyeceğim.
Hayatın gerçeği yani. İster hoşunuza gitsin, ister hoşunuza gitmesin.
Dünya artık böyle bir yer.
Evet, dünya artık böyle bir yer.
Yani bence iki taraflı biraz da.
Şöyle düşünüyorum. Bir tarafta bizim gerçekten de diğer insanlarla hayatımızda önem verdiğimiz ama artık çok sık görüşemediğimiz, fiziksel olarak görüşemediğimiz kişilerle iletişimde kalmamızı sağladığı için
bence çok büyük bir avantaj.
Özellikle pandemiden sonra ya da işte benim durumumda böyle dünyanın diğer ucunda yaşıyorsanız sosyal medya araçları sayesinde tabii ki de iletişimde kalabiliyorsunuz sevdiklerinizle.
Yaptıklarını ettiklerini görüşlerini daha fazla okuyup görüp izleyebiliyoruz.
Bence bu konuda da çok güzel.
Ama işte dediğim gibi bilmiyorum dost konusu birazcık sıkıntılı.
Çünkü bazen elimiz sürekli orada oluyor ya hani böyle sürekli ona bakıyoruz ve kendimizi kıyaslamaya başladığımız noktalar olabiliyor.
Ya da işte bir yerde o fear of missing out dediğimiz tarafa gidebiliyoruz.
Yani bir şeyleri kaçırma korkusu yaşayabiliyoruz.
dengesi kurulabilir mi sence?
Yani kurabilir miyiz?
Ya da evet illa böyle hayatımızın gerçeği akıllı kullanalım değil de bizi bu kadar psikolojimizi kötü etkilediği böyle araştırmalarda var ya çünkü bu kadar kötü etkilememesini nasıl sağlayabiliriz?
Ben birazcık da orayı merak ediyorum aslında.
İşte mesela şimdi Covid'den örnek vereyim.
Covid ortaya çıktığı zaman hemen insanlar bununla ilgili çalışmalar yapıyorlar.
Mesela benim kliniğimde çalışma yapıyor.
Bir konu Yeni çıktığında ortaya hızlıca işte onun psikolojiye etkisi, sağlığa etkisi, ekonomiye etkisi, insanların çok hızlı üzerine çalıştığı şeyler.
Bence bu konunun öneminden ziyade konunun yeni olmasıyla alakalı.
Birçok işte akademi de biraz böyle işliyor.
Yani yeni her zaman daha ilgi çekici oluyor.
O yüzden ilgi çekici olması yani yenilikle alakalı.
Bence böyle sandığımız kadar büyük bir etki yarat...
yarattığından olmayabilir. Yani büyük bir etki yarattığını da düşünüyorum ama yani şu anki bütün bu tartışmalar biraz daha yeni olmasıyla alakalı.
Biraz daha eskidikçe bu kadar üzerinde çalışmalar ya da tartışmalar olacağını zannetmiyorum.
Aslında evet şey gibi Sen söyleyince en başta şunu düşündüm.
Hani çok sevdiğim bir yemek olur.
Onu böyle yersin yersin kusana kadar yersin ama ondan sonra hani yemezsin ya da istemezsin.
Yani sosyal medyada en başta çünkü bizim jenerasyon özellikle de tam böyle geçiş jenerasyonu sosyal medya ve internet kullanımı hakkında.
Hani bunu bir şekilde tükettikten sonra artık bir noktada şey diye düşünüyorum.
Kendimiz kendi sınırımızı koymayı öğreneceğiz bir noktada.
Faydalı olabilecek. Konusuna zaten hiç su götürmez bir gerçek faydalı olabilir.
Sadece hani fayda kısmından o zararı geçen kısımda geçenlerde birkaç anket yapılmıştı.
Böyle hani bizim yaş grubumuzda ben de hani sordum da insanlar hep şunu söylüyor.
Kendimi karşılaştırıyorum yani ister istemez.
Sosyal medyada gördüğü kişinin hayatıyla kendini karşılaştırıyor.
Hatta işte biz soru butonu açmıştık ya.
Instagram'da çok güzel bir soru geldi.
Şöyle diyor. Yani ben bu influencerların hayatlarının yalan olduğunu ya da hayatlarının yalan olduğu çok şey oldu.
Büyük bir iddialı ama. Hani bazı şeylerin sahte olduğunu çok farkındayım.
Ya da işte o paylaşılan fotoğrafların.
Photoshoplu olduğunun çok farkındayım ama yine de bir şeye baktığımda kendimi kötü hissetmekten alıkoyamıyorum.
Bunu neden böyle hissediyorum diye bir soru geldi sana.
Güzel bir soru bence. Birazcık da zor gibi ama.
Yani buna çok basitçe şunu cevap verebilirim.
Bize kötü geleceğini bildiğimiz ya da hoşumuza gitmediğini tahmin edeceğimiz pek çok şey yapıyoruz.
İnsan neden kendisine acı çektirecek bir şey yapar?
Yani bu çok saçma demek.
insanın doğasına aykırı yani insan baştan sona çelişkilerden ibaret.
Bütün hani en basitinden Dostoyevski'nin edebiyatına bakarsanız yani bütün hikaye çelişki üzerine kurulu.
Yani insan zarar göreceğini bile bile sosyal medya kullanır mı?
Kullanır. İnsan oradaki insanların sahte olduğuna emin olup yine de onlara özenir mi?
Özenir. İnsan bu çünkü yani insan böyle her şeyi analiz eden tek tek işte şey yapan zararların, artıların, eksilerini yan yana koyup sonunda bir karara varabileceğini
değil ki. Yani biz 15 tane eksi koysak kenara, bir tane artı koysak o artı belki etki gücü olarak daha büyük.
Yani sadece böyle niceliksel anlamda artı eksilerden ibaret değil.
İnsan kaldı ki ekside bile olsa böyle kararları alabilen bir canlı.
Yani bizim böyle karar verme süreçlerimiz biz tabii ki yani insanoğlu bir narsitik tarafı var.
Diğer canlılardan, hayvanlardan, bitkilerden kendini daha mantık anlamında üstün görüyor.
Ama inanın onlar kadar mantığımız olmayabiliyor bazen.
Bu da böyle bizi değersiz, zayıf yapmaz.
Bizi insan olduğu gibi görmeyi sağlayan bir şey.
O yüzden insan zaten etrafındaki insanlara göre kendine çeki düzen verir.
Bir sürü öyle kuram var.
Sağımızdaki solumuzdaki insanlara göre kendimizi ayarlarız.
Yanımızdaki araba sağa dönerken kırmızı yandığında bir yaya geçitine yol verdiği zaman bizim de aklımıza yol vermek geliyor çoğu zaman.
En çok şeye şaşırıyorum.
İnsanın bu kadar yıl bu bünyeye sahip olması, bu ruha, bu duygulara, bu düşüncelere sahip olması ve sonunda ben bunu niye yapıyorum?
Bunun hiçbir faydası yok demesine biraz şaşırıyorum.
Ama tamam yani hani ona da bu şekilde bir cevap vermiş olalım.
Yani başka birçok teori de vardı aklıma yeri gelince konuşuruz.
Anladım. Yani bu kadar sorgulamanın manası yok aslında ya da bu kadar anlam yüklemenin manası yok demek istiyorsun.
Doğru mu anlıyorum? Öyle yani öyle.
Hayat böyle işte. Biraz ona bakarsın, biraz ötekine bakarsın, biraz...
O sana sahte gelir, biraz şu gerçek gelir, biraz onu özenirsin, biraz onu eleştirirsin.
Sonunda bir bakmışsın işte ölmüşsün yani.
Bu demek ki insanları gerçekten etkiliyor.
Yani evet haklısın belki bu kadar anlam yüklememek lazım ama ister istemez bilinçaltımızı bir şekilde yerleşiyor.
Bu konuda da senin görüşlerini merak ediyorum.
Yani anlam yüklemeyip geçelim mi?
Yoksa bunun bizi bu kadar etkilediğini sadece beden anlamında değil, psikolojik olarak da işte birinin başarısını gördüğümüzde, birinin eğitimini gördüğümüzde, o geçen bahsettiğim ankette işte bunlar vardı.
Kendimi yetersiz hissediyorum diyorlardı ya da kendimi kötü hissediyorum diyordu insanlar.
Ve bu tarz durumlarda buradaki şey ne olmalı?
Nasıl fark edeceğiz?
Nerede belki? Tamam ya bir dakika ben galiba fazla anlam yükledim.
Bir salayım diyebileceğimiz nokta o kişisel farkındalık belki biraz daha keşif.
O nasıl olabilir? Ay çok konuştum.
Tamam bitiriyorum. Sorumu anladın mı?
Bu kadar konuşunca şey yapmamış olabilirsin kusura bakma.
Estağfurullah. Şimdi benim aklıma şey geliyor.
Yani şimdi bir ben var.
Yani o biziz yani şu anki biziz.
Hani duygularımız, düşüncelerimiz.
İşte yaptığımız işler, hayatımızdaki insanlar, etrafımızda olup biten.
Bir de bir ben ideali var. Hani olmak istediğimiz, olmayı hayal ettiğiniz şey.
Her zaman tabii ki ben ideali, bizim işte ulaşmaya çalıştığımız şey.
Ama benden o ben ideali giderken, ara sıra o ben, yani şu anki ben, gerçeklikleri sınanıyor.
Yani sen işte ben idealine ulaşmak istiyorsun ama şu an bu sensin ve hani...
İkisinin arasında epey bir fark var ve bu farkı insan biraz etraftaki insanları görünce anlıyor.
Yani o ben idealinin oluşumunda ve benim gerçekliğe tabi tutulduğu anlarda o sınanmasında akranlarımızın çok büyük önemi var.
Çünkü onlara göre biraz kendimizi ayar veriyoruz.
Bu çok insanların belki fark etmediği ya da bildiği ama üzerine çok konuşmadığı bir şey.
Biz mesela hani işte Freud'un analitik kuramında hep süperego deriz.
Yani işte toplum, işte kurallar, işte belki vicdan o tarz şeyler deriz ama bu süperegonun bir parçası olduğu iddia edilen büyük bir kısmı belki de işte o ben ideali ve onda
yaşıtlarımız, akranlarımız, dengimiz pek çok insan yer alır.
Ve özellikle hani onların hayatıyla ilgili bir takım şeyleri gördüğümüzde hemen kendimize bakarız.
Yani ben neredeyim?
Hani o şöyle. İşte o yurt dışında doktoraya gitti.
Ben ne yapıyorum? İşte o şöyle birisiyle evlendi.
Ben ne yapıyorum? İşte o şöyle bir kitap okuyor.
Ben ne yapıyorum gibi. Bu çok normal.
Yani bu soruları sormak çok normal.
Yani şöyle yapabiliriz.
Kendimizi diğer insanlarla kıyaslamamanın yolu hiç evden çıkmamak.
Yani onu sosyal medyadan görmekle aslında işe gittiğinizde arkadaşınızın üzerindeki kıyafeti görmek arasında pek bir fark yok.
Sadece şöyle bir fark var.
Sosyal medyada milyonlarca akran görebilirsiniz.
Size benzeyen insan görebilirsiniz ama gerçek yaşamda birkaç tane.
Şimdi o birkaç tane de böyle sizin nasıl diyeyim işte gücünüzün yettiği insanlarsa yani böyle sizi sınarken çok da böyle sizi zorlamayan insanlarsa oradan
böyle çok bir işte o narsistik yarayı almadan çıkarsınız.
Yani bir şekilde yüzleşseniz bile bu sizi çok yıpratmaz.
Ama ne zamanki böyle işte Böyle parlak bir insan gördünüz ya da vitrinde birisini gördünüz parlıyor ama siz böyle hiç böyle parlayan etrafında ışık
saçan birisi değilsiniz ya da öyle hissediyorsunuz.
O zaman işte diyorsunuz ki ya bu burada bir şey yanlış yani bir kaygı oluşuyor insanda yani ben bir şey yanlış yapıyorum.
Hani o doğru yapıyor pek şey yapmayız çünkü biz hayatı hep kendi açımızdan yorumluyoruz yani bana ne onun doğrularından.
Hani ben ne yapıyorum işte ben yanlış yapıyorum işte ben.
Bir şeyleri değiştirmeliyim.
Şimdi bu tabii kaygı yaratıyor ve bu kaygıyla da boş etmemiz lazım.
İnsan çünkü hemen böyle kaygısını yatıştırmak istiyor.
Bu hayatın birçok yerinde böyle.
Biraz onunla dayansak, beklesek, onun bizi dönüştürmesine, onun dediği şeylere izin versek.
O zaman belki bambaşka biri olacağız ama buna pek tahammülümüz yok.
Ve sonuç... Ya o zaten sahte, o zaten yalan, o gerçek değil, o şöyle böyle.
Ona hızlıca böyle bir alternatif düşünce geliştiriyoruz.
Şimdi mesele şu değil.
İnfluencer'ın sahte olması ya da sosyal medyada çok takipçili bir insanın şopla o şekilde gözüküyor olması meselesi değil.
Mesele bizim kendimize bunu hemen izah etmemiz.
Yani o sosyal yenilgiyi aldığımızda, kendimizi bir başkasının sosyal değeriyle kıyasladığımızda, yeteri kadar iyi görmediğimizde hemen alternatif bir düşünce geliştirmeye ihtiyacımız.
Bence üzerinde konuşulması gereken şey bu.
Yani neden bu kadar kendimizi işte telkin etmeye bu kadar ihtiyacımız var?
Neden biraz böyle kaygıyla, huzursuzlukla baş edemiyoruz?
Biraz beklesek, dayansak, dönüşüme biraz açık olsak bu bizi belki daha olgun bir insan yapar mı?
Ya da işte bu ben idealine giderken hani bu yolculukta yani farz edin O gördüğümüz kişi gerçek.
Gerçekten çok güzel. Ya da gerçekten çok başarılı.
Gerçekten o kalın kitapları okuyor.
Yani yalandan paylaşmıyor.
Biz de ona benzemeye çalışsak.
Yani buradaki benzemeden kastım hani olumlu anlamdaki şeyler.
Yani spor yapıyorsa spor yapmaya çalışmak.
Kitap okuyorsa kitap okumaya çalışmak.
Ama işte bu çok yorucu.
Çok zahmetli bir şey. Yani bir insanın bir de elinde olan şeyler var olmayan şeyler var.
Hani hadi tamam hadi koşu yaparız.
Hadi işte ders çalışırız.
Başarılı olmak için bir şeyler yaparız.
Ama nasıl hadi güzel ol deyince işte güzellikse mesela oradaki mesele ya da işte zayıf birisini gördüğümüzde hadi kilo ver.
Çok kolay değil. Yani o yüzden hemen ötekine bir şey yapmak daha kolay.
Burada şimdi insanlar da nasıl diyeyim yani dışarıdan nasıl göründüklerinin ve haklarında neler düşünüldüğünün farkında.
influencerlar da şimdi aslında bir taraftan şunu biliyorlar yani ben böyleyim ama benim aslında böyle olmadığıma dair pek çok insanın düşüncesi var.
Ama bir taraftan da gerçekten hani insanın göründüğü gibi yani sosyal medyadaki o personası gibi olduğuna inanan insanlar da var.
Onlar biraz daha belki işte bu hemen bahane bulması gerekmeyen insanlar ya da hayata böyle olduğu gibi bakan insanlar.
Aa bu da böyleymiş yani böyle çok şeytanın avukatlığını yapmayan insanlar.
Onlar da bu belki sahte personaları yanlış yönlendiriyorlar.
Yani gerçekten işte o fenomen hesaplarım mesela bir yerden sonra kendilerini böyle gerçekten çok nitelikli, çok böyle başarılı insanlar olduğuna inanmalarına neden oluyorlar.
Bu da onlar için tehlikeli bir kısım.
Ama tabii ki o daha azınlık bir grup.
Yani genele uyarladığımızda onların o derdinin peşine düşmek şu an için çok verimli bir şey olmaz.
Ama iki tarafında bir takım tehlikelerin içinde olduğunun farkındayız.
Bir taraftan da hani kendimiz açımızdan yani kendi açımızdan düşünüyoruz.
Ben neden bu kadar rahatsızım?
Herhalde en belki cevaplanması gereken soru bu.
Evet sen neden derken ben de onu soracaktım.
Neden bu kadar rahatsız oluyoruz?
Yani gerçekten bir şeylerden neden bu kadar etkili?
Neden kendimizi daha aşağıda ya da daha farklı hissediyoruz?
Onun hani genel bir cevabı olabilir mi?
Yoksa hani ben çok mu genel bir şey sordum da bu kişinin yetiştiği tarza işte aile yapısına, tecrübelerine bağlı olarak değişkenlik gösteren bir şey mi?
Şimdi o tabii ki yani böyle cevap daha belki psikanalitik kuramlarla verilebilecek bir şey.
Yani bir insan işte çocukluk yaşlarından itibaren güzelce aynalandığında Şefkati doyumu hissettiğinde anne babadan kardeşten o aile sıcaklığını aldığında
arkadaşları tarafından küçük yaşlardan itibaren kabul gördüğünde hani oradaki o doyumu bir anlamda sağladığında buna bu kadar ihtiyacı olmayabiliyor.
Ama gerçekten sağlıklı bir ailede büyümek, sağlıklı bir sosyal ortamda büyümek de o kadar kolay bir şey değil.
Doğruya doğru. Ben sanıyorum hepimizin sağlıklı ortamlarda birçoğumuzun sağlıklı ortamlarda büyüdüğünü.
Ama bu arada kestim ama Cengiz şöyle bir şey söyledin.
Onaylanmadan bahsettin ya o doyumdan bahsettin.
O da zaten bizi şeye götürmüyor mu?
Yani influencerdan çıkıyorum yani olsun olmasın.
Bireysel olarak da insanların sürekli bir şeyi gösterme, bir yerlere gittiğinde etiketleme ya da güzel giyinip süslenme fotoğrafı.
Sürekli bakın ben eğleniyorum, bakın benim kıyafetime, bakın işte şöyle.
Bunu paylaşma, bu amaçla paylaşması da o zaman bu biraz daha tam tatmin olmamış onaylanma ihtiyacından geliyor diyebilir miyiz?
Yani bir taraftan diyebiliriz bir taraftan da hani bunu demek biraz fazla indirgemecilik olur çünkü yani bu bir spekülatif bir şey yani bunu asla yanlışlanamaz ya da doğrulanamaz
bir şey sadece tahmin yürütebiliriz.
Şimdi insanlar yani şunu belki gözden kaçırıyoruz insanlar sosyal medyada yani teorisi bu yani işin genellikle pozitif şeyleri paylaşırlar
yani çünkü sosyal medya hani doğrudan yani acılarını paylaşan hani drama kuyunluk yapan insanlar da var ama şimdi neden hani cenaze töreninin tam orta yerinden bir
instagram storiesi atsın ki birisi yani atan da var hani atanlar da var öyle insanlar da var diye hemen o kulakla dinleyen insanlar var ya ben biraz işte böyle bakıyorum ya hayata da yani bir grup
insan birileri bir şey diyecek ve ona cevap yetiştirmek üzere böyle konumlanmış gibi yani bunu podcast yapınca da fark ediyorsun.
Yani bir şey diyeceğim ve hemen birisinin ona bir cevabı olacak.
Oysa hayat böyle değil.
Yani hayat karşımızdakini biraz daha dinlemek, anlamak, yani anlamasak da dinlemek, anlamaya çalışmak.
Yani illa ki herkesin hayatına, yaptıklarına, davranışlarına bir anlam yüklememiz gerekmiyor.
Böyle bir anlam yükleme çabamız varsa bunun da üzerine düşünmek lazım diye şey yapıyorum.
Yani bu kişilerin onaylanma ihtiyacı olabilir.
Yani bu şekilde bir paylaşım yapabilir.
Bu anlamda hayatlarının rutinlerinin dışında paylaşımlar da yapabilir.
Yani sen onu birebir tanırsın. Hiç de öyle bir yaşamı yoktur.
Ama oradaki paylaşımları görürsün.
Bu seni rahatsız edebilir.
Ama yani sonrasında bunun geçmesi lazım.
Yani bunun üzerine çok fazla mesai yapan insanlar var.
Yani bu tarz şeylere çok takmış insanlar var.
Ya da böyle Paylaşımların arkasında böyle bir takım şeyler arayan insanlar var.
Onlar tabii şöyle bir öfkenin kucağına düşüyorlar.
Yani bir grup insan hani bu herkesin zaman geçirdiği çok böyle artık hayatımızın bir partisi olan bir yerden çok büyük güç devşiriyorlar kendilerine.
Yani hem işte sosyal anlamda, siyasal anlamda, finansal anlamda ve biz hani bu insanların bir yerde böyle buralara gelmesine vesile oluyoruz.
Buna vesile olunca da şey hissediyoruz yani bir söz hakkımız olduğunu düşünüyoruz.
İşte öyle değil yani bazen yani şimdi biz bir seçim oluyor siyasi partiye oy veriyoruz.
Teoride evet söz hakkımız var ama biz bir kişiyiz ve ya işte benim şöyle bir fikrim var hadi gel şunu şöyle yap desen oy verdiğin siyasi parti de seni dinlemez.
Yani demokrasi de öyle çok.
katılımcı, çoğunluklu desek de öyle bizim bir anlamda, bizim tek bir sözümüzle çok bir şey değişmiyor.
İnsan biraz o tekilliğinin, o yalnızlığının, çaresizliğinin farkında olmalı.
Ne yazık ki böyle. Elbette kitlesel bir takım böyle işte kolektif eylemler, çabalar birçok şeyi değiştirmeye yetebilecek o gücü oluşturabilir.
Ama hani sonuçta biz bireyiz ve yani bizim işte o insana dair öfkemiz, hasetimiz işte ona kızgınlığımız gerçekten hani çok büyük bir etki yaratmıyor.
Biraz da böyle düşünmek lazım.
Yani işte şöyle onu beni çok kızdırıyor, şey yapıyor.
O kızgınlık bile inanın kızdığınız insanın lehine.
Yani çünkü böyle bir düzen ki önemli olan her zaman çok iyi şeylerle anılmak, çok pozitif şeylerle gözükmek değil.
Yani bir şekilde gözükmek. bu insanlar tek derdi gözükmek olan insanlara dönüşüyorlar bir yerden sonra ve sizi bu tuzaklara çok iyi düşürüyorlar.
Sürekli işte sansasyon yaratacak ya da sizin en başında aa işte rezil etti kendini işte ya bunlar bitecekler bak göreceksin böyle olacaklar dediğiniz anda işte ben çok zeki insanlar olduklarını
düşünüyorum. Yani böyle çok influencerların sosyal medyanın böyle işte fenomenlerinin böyle sanıldığı gibi aptal olduklarını hiç düşünmüyorum.
Yani muhtemelen ortalama IQ'ları Toplum çok üstünde.
Biraz bu gerçeklerle yüzleşmek lazım galiba.
Evet değişik bir yerden girdin gerçekten.
Şöyle ben de kesinlikle öyle olduğunu düşünmüyorum.
Çünkü zaten hani yine influencerlara döndük gerçi ama zaten hani arkasında böyle bir...
dedike olarak çalışma, arkasında bir plan olan şeyler var.
Hani dedin ya genelde hep pozitif şeyler paylaşıyoruz diye.
Bence de yani kimse kalkıp da orada üzüntülü şeylerini paylaşmıyor ama biliyor musun bak bu da sosyal medya stratejisi.
Bir yerde denk geldim. Şey diyorlardı işte kırılganlıklarınızı ya da yani vulnerabilities diye geçiyordu.
Yani böyle üzüntülerinizi, şeylerinizi paylaşın ki daha anlamlı bir bağlantı kurabilirsiniz.
Hatta bir tane influencer hakkında insanlar şey yazıyordu böyle ay bu da sürekli ağlarken fotoğraf paylaşıyor ya yeter artık diye.
Hani bilmiyorum benim de mesela bir şeylerin arkasında bu kadar strateji olduğunu görmek beni birazcık soğutuyor bu tarz platformları kullanmaktan.
Çünkü dediğim gibi hani şey olarak bakıyorum bu bizim hayatımızın bir gerçeği.
Buradan alabileceğimizi almak işte neyse artık o almak istediğim şey.
Atıyorum az önce dediğim gibi eğer spor konusunda sen biraz daha motivasyon bekliyorsan kalkıp da hani sporcuları sporla ilgilenenleri ya da personal trainerları takip edebilirsin.
Nedir? İşte biraz daha yemek konusunda şey yapıyorsun.
Yemek hesapları olur. İlla kişiden bağımsız olarak belki farklı hesaplar da takip edebilirsin ama.
İşte dediğin gibi o kadar anlam yüklüyoruz ki bazen Cengiz.
Şey oluyor, onun içerisinde kayboluyoruz.
Ben şeyi çok şaşırıyorum.
Sen de bahsettin az önce.
İnsanlar milletin posteri altında kavga ediyorlar.
Ya manyak mısınız? Siz neden birbirinizi...
satışıyorsunuz. Alakasız bir şey.
Bir insanın bir postunun ya da bir hesabın bir postunun altında.
Hani bunlar da dediğim gibi hep zaten o karşı tarafın popüleritesini beslemeye doğru gidiyor.
Karşı taraftan da kastım zaten artık hani ekonomi de bu tarafta dönüyor ya genel olarak zaten sosyal medyanın bize sürekli bu pompaladığı hani şu an linkler olarak şeyler olarak
reklamlar olarak bu şekilde dönüyor.
Yoruyor yani beni.
O yüzden ben biraz daha az kullanmaya çalışıyorum.
Çünkü ister istemez etkileyebiliyor ama günün sonunda bence bu podcast'tan çıkarabileceğimiz en önemli şeylerden biri biz fazla anlam yüklüyoruz galiba sosyal medyaya.
Senin de dediğin gibi.
Yani evet. Yorma kısmı önemli.
Yani yoruyor. Belki şunu düşünmek lazım.
Yorulmasaydım şayet daha enerjim olsaydı ne yapabilirdim?
Yani bu soruya makul bir cevabınız varsa ben mesela bazen sosyal medyada zaman geçirdiğimi ya da fazla zaman geçirdiğimi fark ettiğimde şunu soruyorum.
Yani şimdi bunu yapmasaydın ne yapabilirdin?
Tabii ki insan hemen şunu diyecektir.
Kitap okurdum, yeni bir dil öğrenirdim.
Yani onun sonu yok. Tabii ki insan her zaman teoride daha faydalı bir iş yapabilir.
Ama bir de gerçekten real yaşam var.
Gerçekten ne yapardın? Yani bunu kullanmasaydın bu birkaç saatte ne yapardın?
Yani hepimizin boş boş tavana baktığı işte anlamsız bir şekilde yoldan geçenlere baktığı zaman zamanlar var.
Sadece evet ama yorma kısmı sosyal medyanın öyle bir tarafı var.
Yani sosyal medya sadece harcadığımız zamanı almıyor bizden.
Onun sonraki zamanı da alıyor.
Enerjimizi de alıyor. Evet yani bunun bu tarafını fark etmek lazım.
O yüzden Onun yerine tam olarak bir şey koymayacağımızı düşünsek de ondan sonraki zamanlarımızla ilgili bir kaliteyi düşürme ihtimali var.
Ama yine de şuna geliyorum kafamda bir yerde.
Mesela Türkiye'den örnek verirsek yani bu dünyada da şey yapabiliriz.
Şimdi gerçekten geçim derdi, gelirle ilgili sıkıntılar, enflasyon, hayat pahalılığı bunlar var ve bunların yanında Sosyal
medya her ne kadar Türkiye'nin görece internet hızına göre interneti pahalı bir ülke ya da işte telefonlar, bilgisayarlar pahalı bir ülke olsa da sonuçta bunu aldığınız zaman bir kere almanız yeterli.
Yani her gün almanız gerekmiyor.
İnsanların buralarda çok fazla zaman geçirmesine ben hiç şaşırmıyorum.
Biz yani ekonomimiz kötüye gittikçe muhtemelen daha fazla insanı buralarda göreceğiz.
Çünkü başka yapacak hiçbir şey yok.
Bir kültürel aktivite, bir konser ya da real yaşamda bir aktivite gerçekten pahalı.
Yani biz bu sanal dünyada işte bu sanal yaşamlara tutulduk ve işte bunlara bağımlı olduk.
Bundan ziyade bizim ne yazık ki çok da yapacak bir şeyimiz kalmadı.
Yani biz buraya gittiğimiz için o taraf fakirleşmedi.
Zaten fakirleşiyorduk.
Birçok unsuru işte seyahat etme, yeni yerler görme, yeni şeyler tatma kısmı ne yazık ki zaten fakirleşiyordu.
Ve sosyal medyada yani insanların en azından gün içinde vakit geçireceği, vakit öldüreceği ne yazık ki öldüreceği.
Ama öldürmese de hani o vakti diri tutacak çok fazla enstrümanın olmadığı bir dönemde yaşıyoruz.
Ben o yüzden hani insanların böyle o kendilerinin suçlamasıyla ilgili hani şey yapmak istiyorum.
İnsan böyle... Nihayetinde bugün çok telefon oynadım, bugün çok telefona baktım.
İşte ben işe yaramazın tekiyim, değersizlik hissi, böyle bir gerçekten kendine kızma anı var.
Zaten uzun süre beyaz ekrana bakınca böyle bir dopaminerjik bir yükseklik ve bununla beraber davranışların tahlili zaten hafiften bozulmaya başlıyor.
Bir takım böyle son gördüğümüz görseller, okuduğumuz şeyler de biraz karamsarsa ya da bir zirahsız edecek şeylerse.
Gerçekten insanın böyle içine yönelttiği bir öfke oluşabiliyor.
Ben çok fazla insan biliyorum.
Yani o anda işte aklına işte intihar gelen.
Ya ben kendimi öldüreyim işte bu nedir yani işe yaramazı tekeyim diyen.
Biraz böyle bu tarz çok daha radikal düşünceler geldiğinde aklımıza.
Hayata dahi böyle çok işte kesin kes bir fikir aklımıza geldiğinde biraz düşünmemiz lazım.
Yani o an işte ne kadar çok sosyal medyada zaman geçirdik.
O anki duygularımız neydi? O gün içinde neler yaptık?
Yani bunu... Başka bir dönemde, başka bir zaman diliminde yaşasaydım bu deneyimleri, bu düşünceleri, aklıma gelen bu şeyleri bu şekilde yorumlar mıydım diye.
İnsanların biraz böyle birkaç adım geriye atıp o resme biraz da hani o işte büyük resmi görenler var ya.
Hani biraz da büyük resmi görenler bizler olalım.
Yani hep o bizi bu hale sokanlar büyük resmi görmüş olmasını biraz da biz görelim.
Biraz daha farkındalık getirmek işte orada biraz daha kendini dinlemeyebilmek sanki orada kötü hissediyorsan peki ben niye böyle hissettim şu an ne yapabilirim ya da bunu elimden bırakırsam ne yapabilirim ama ekonomi
konusunda doğru söylüyorsun yani hiç yapacak bir şeyimiz olmadığında haliyle oraya sarıyoruz peki ne yapacağız yani tamam ekonomi Belki yakın zamanda iyileşmeyecek.
O iyileşmeyene kadar biz bu döngünün içerisinde böyle yuvarlanıp gidecek miyiz Cengiz yoksa kendimize böyle bulabileceğimiz ufak tefek çıkış noktaları olabilir mi?
Az önce sen hani kendi kullanımından da bahsettin ben onu da merak ediyorum.
Bir Cengiz Arca nasıl kullanıyor sosyal medyayı?
Hani sizin hani çünkü sen bütün dinamiklerin de farkındasın yani.
O an mesela scroll down yaparken dopaminin arttığının farkındasın öyle diye tahmin ediyorum.
Şimdi bir psikiyatr olunca aklımda hep şey canlanıyor.
Her yaptığın hareketin ben şu an bunu yapıyorum çünkü diye.
Benim gözümde psikiyatrlar böyle canlanıyor.
Hani ne yapabiliriz?
Çıkış noktası ne olur? Ben senin de kendi hayatından kullanımından örnek duymak isterim açıkçası şaka bir yana.
Şimdi her an tabii ki her hareketin farkında olmak çok yoran bir şey.
Otomatik pilot da yaşıyor hayatının çoğu kısmını.
Çünkü diğer türlü gerçekten enerjimiz yetmezdi.
Yani gücümüz yetmezdi. Arada otomatik pilot, arada değil yani.
Çoğu zaman otomatik pilota bırakmamız gerekiyor.
Arada biz alıyoruz direksiyonu.
Şimdi benim kullanımımla ilgili ben böyle üzerinden ders çıkarılacak birisi değilim.
Çok radikal kullanımlarım da oldu.
Çok böyle soft kullanımlarım da oldu.
Örneğin... İşte üniversite sınavına hazırlanırken herhangi bir telefon kullanmadım.
Yani bırakın akıllı telefonu.
İletişimi tamamen sınırladım.
Ama hani o dönem telefon kullanıma ihtiyacı bu kadar yaygın değildi belki.
Daha sonra işte bizim çok şey bir sınavımız var.
Tıpta uzmanlık sınavı.
Böyle zor bir sınav gerçekten.
Hani orada hemen şey hesapları yapılıyor.
Zaman daha faydalı kullanmak, verimli kullanmak için ne yapılabilir, nelerden kısılabilir?
Hani gün 24 saat 25'e çıkmayacağına göre.
Orada da işte bütün sosyal medya hesaplarımı sildim ve yaklaşık 3-4 sene ben hiç sosyal medya kullanmadım.
Sonrasında da artık hayatımın daha rahat bir döneminde sosyal medya yani aslında birçok sağlıklı insan gibi sosyal medya kullanmaya başladım.
kullanımı böyle çok sağlıksız bir şey olduğunu da düşünmüyorum.
Ben mesela Twitter'ın biraz dönüştüğünü ve daha kullanıma makul bir hale geldiğini düşünüyorum.
Instagram da bence yakında bu dönüşüme girecek.
Bir yerden sonra bazıları ayakta kalacak, bazıları kalmayacak.
Nihayetinde insanlar hani kendilerini iyi hissettikleri, biraz fayda gördükleri yerlerde devam edecekler.
Çok da böyle işine yaradıklarını düşünmedikleri ortamlarda.
Facebook buna en şey örnek gelişti.
Facebook artık anneanne platformu oldu.
Benim anneannemi sürekli kullanıyorum.
Onlardan da uzak kalacaklar.
Bu değişimi dönüşümün içindeyiz.
Bence çok erken.
Alışkanlıklarımız da değişecek diye düşünüyorum.
En başında söylediğimiz şeydi.
İçimizde pek çok çelişki de var.
Biz bu çelişkilerin birer yansımasıyız.
Kendimize çok şaşırmamamız lazım.
İnsanlara çok şaşırmamamız lazım.
İnsanlar ah işte şunu nasıl şey yaparlar.
Buna da çok şaşırmamak lazım. Bir yerden sonra zaten her şey kendini tekrarlıyor.
Hayat da kendini tekrarlıyor. Bu sürekli gördüğümüz, maruz kaldığımız içerikler de kendini tekrarlıyor.
O yüzden evet şaşırma kısmımız gitgide zorlaşıyor olabilir.
Ama Cengiz çok teşekkür ederim bugün katıldığın için.
Bence çok güzel bir sohbet oldu.
Ağzına sağlık. Umarım dinleyenler de bir şeyler çıkarabilmişlerdir.
Çünkü bu konuyla alakalı çok fazla gerçekten geri dönüş...
Sosyal medyayla alakalı bir bölüm çekelim mi dediğimde özel mesajlar çok geldi ya da yorum çok geldi.
Umuyorum ki Cengiz'in de uzmanlığı dahilinde bir psikiyatrist olarak olaya bakış açısı sizin de bazı konularda aydınlanmanıza yardımcı olmuştur diyorum.
Ve çok teşekkür ederim tekrar katıldığın için.
Ben teşekkür ederim Emine.
Gelişigüzel Hayaller'i dinleyen herkese de iyi dinlemeler.
Doğa diye bir arkadaşım var.
O da dinliyormuş. Gelişik Güzel Hayalleri.
Ona da selam söyleyeyim. Sonuna kadar dinlediyse bu selamı alma onun ödülü olsun.
Süper. Çok sevindim şu an tanıdığım birinin dini olmasına.
Teşekkür ederim. Evet Doğa'ya o zaman buradan selam söyleyelim.
O zaman görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
