
Şefkat Yorgunluğu Yaşıyor Olabilir Miyim? | Compassion Fatigue
20 Ekim 2021 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sevdiklerine destek olmak için duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını ikinci plana attığından enerjisi tükenenlerdenseniz, Şefkat Yorgunları kulübüne hoş geldiniz! Neden olur? Semptomları nelerdir? Nasıl önüne geçilir? Sorularının cevapları için buyrunuz:)
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Bu hafta geçtiğimiz yıllarda öğrendiğim Ama böyle günlük hayatımda da hiçbir zaman gözleme fırsatım olmayan bir konudan bahsetmek istiyorum.
Çünkü geçtiğimiz haftalarda başıma geldi ve ben aa evet ya bu buymuş dedim.
Gereksiz bir şekilde merak uyandırmayayım daha fazla.
Bahsetmek istediğim konu şefkat yorgunluğu.
Şefkat yorgunluğu aslına bakarsanız çok fazla üzerinde durulan bir konu değil ve genel olarak da tükenmişlik sendromuyla burnout'la karıştırılıyor.
Ama ikisi ayrı şeyler.
Şefkat yorgunluğu 92 yılında Charles Figri tarafından ortaya atıldığında aslında ilk baktıkları yer daha çok hemşireler, doktorlar, psikiyatri alanında çalışanlar, insani yardım kuruluşlarında
çalışanlar, itfaiyeler gibi birinci derecede kişilerin acılarıyla yüz yüze kalan mesleklere mensuptu.
Lakin yıllar içerisinde aslında hepimizin hayatının bir gerçeği olduğuna dair birçok araştırma yapıldı.
Günlük hayatımızdaki şefkat yorgunluğundan ve bizi nasıl etkilediğinden bahsetmek istiyorum.
Mesela nasıl durumlar da ortaya çıkabilir?
Örneğin ailenizde yaşlı bir birey vardır ve onun bakımının sorumluluğu sizin üzerinizdedir.
Yani yemeği, içmesi, ilaçları, temizlenmesi vs.
bunlar sizin üzerinizdedir.
Ve bu sizin üzerinizde ekstra bir yük yaratıyor olabilir.
Fark etmeden sizi tüketiyor olabilir.
Ya da zor durumda olan bir aile bireyiniz, bir arkadaşınız vardır.
Evliliğinde ya da ilişkisinde bir sorun yaşıyordur ve içinden çıkamıyordur.
Siz de sürekli dinleyici konumundaysanız eğer ki.
bu stresli olan durumları bir yerden sonra biraz daha sizi tüketmeye başlar.
Çünkü hep aynı şeyleri dinlersiniz ve bir noktada çıkış olmadığı zaman da isteseniz de istemeseniz de telefon çaldığında şuraya gelebilirsiniz.
Of yine arıyor ya ne yapacağım ben şimdi?
Ondan sonraki adımlardan bir tanesi de şu olabilir.
Belki dinlerken karşı tarafın hiçbir şekilde suç olmamasına rağmen Öfkeleniyor olabilirsiniz ya da iriti oluyor olabilirsiniz.
Bazı durumlarda böyle bir tiksinme duygusu yaşıyor olabilirsiniz.
Ve son radde olarak da artık duyarsızlaşırsınız.
Yani o insan ne kadar acı çekerse çeksin, size anlatırsa anlatsın, sizin umurunuzda olmayacak raddeye gelebilir.
Hani bunlar biraz daha aslında duygusal olarak yaşadığımız evreler oluyor.
Çok fazla böyle strese maruz kaldığımızda ya da stresle yaşayanların, acı yaşayanların...
Durumuna maruz kaldığımızda.
Fiziksel olarak da işte bu bizi hep böyle yorgunluk, karar alma da zorlanma, biraz daha böyle uykusuzluk ya da kendimizi iyi hissetmeme hali, hayatımızı dengeleyememe
haline getiriyor. Hani günlük hayatımızda gerçekten kimsenin hayatı muhteşem ya da güllük gülistanlık değil.
Dönem dönem hepimiz bir şeyler yaşıyoruz, bir sorunlar yaşıyoruz.
O yüzden çok normal çevremizdeki insanlardan böyle strese maruz kalıyor olmamız.
Hatta uzmanlar şunu bile söylüyor.
Eğer ki çocuğunuz varsa bu zaten birinci...
Şefkat yorgunluğu sebebidir.
Çünkü siz zaten bir de çalışıyorsanız gün içerisinde eve geldiğinizde çocuğunuzun karnını doyurmak zorundasınız.
Altını temizlediniz. Biraz ilgilenmek zorundasınız tabii ki çocuğunuza.
Yani sonuçta o da yaşayan bir varlık.
Ondan sonra ödevleriydi vesaire.
Bu artık sizde bir noktadan sonra dayanılmazlık seviyesine gelebiliyor.
Yani öfkeleniyorsunuz.
Mutlaka ki yaşıyordur çocuğu olanlarda.
Yok yere çocuğuna sinirlenip böyle kızmak ya da bir yerden sonra aman ne halim varsa gör demek gibi.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz aslına bakarsanız.
Ama en çok da benim bugün konuşmak istediğim şeylerden bir tanesi daha çok böyle sorun yaşayan da stresli olan yakınlarımızı dinlerken ki halimiz.
Tabii ki yardım etmek istiyoruz ama bizim yapabileceğimiz şeyler bir noktada kısıtlı oluyor.
Ve sürekli...
Acı halinde olan kişileri dinlediğimiz zaman tabii ki dinleyelim bu arada ben dinlemeyelim herkesi yok sayın izole olun demiyorum.
Bu arada izole etmek kendini yine semptomlar arasında yani bir noktadan sonra kendinizi herkesten ve her şeyden ailenizden dahi izole ediyorsanız eğer yine şefkat yorgunu yaşıyor olma ihtimaliniz
çok yüksek. Neyse demem o ki yani bir noktadan sonra şunu bilmekte fayda var.
Evet böyle bir gerçek var.
Karşımdaki kişi çok büyük bir stres içerisinde, çok büyük acı içerisinde.
Siz elinizden geleni yapıyorsunuz ama bir noktadan sonra eğer çaresiz hissediyorsanız...
Sürekli kendinizden veriyorsunuz.
Eğer ki... O kişinin dertleriyle yatıp kalkıyorsanız gün içerisinde böyle alakasız bir zamanda birdenbire o konuştuklarınız aklınıza geliyorsa, gözünüzde canlandırıyorsa hatta belki rüyanıza bile giriyorsa
siz artık bir noktada kendinizi öncelik yapmaktan çıkıp diğer kişilerin dertlerini ve onları önceliklendirmeye başladıysanız kendinize fiziksel ya da duygusal olarak
bunun zararının dokunduğunu görüyorsanız işte o noktada dur demek gerekiyor.
Benim aklıma böyle durumlarda hep uçaklardaki anons geliyor.
Hani acil durumlarda önce kendi maskenizi sonra çocuğunuzun maskesini takın derler ya hep.
Yani mantıken insan şey diyor bir insanın evladından daha kıymetli ne olabilir ki?
Ama siz eğer kendiniz onu kurtaracak durumda değilseniz her iki tarafı da kurtaramazsınız.
Hayatın kendisinde ve insan ilişkilerinde de bu böyle.
Yani kendimizi önceliklendirmek bencilce bir şey değil aslında.
İlk yapmamız gereken şey kendi sağlığımız, esenliğimiz ve diğerlerinin hayatına da dokunabilmemiz, yardımcı olabilmemiz için kendimize öncelik vermemiz gerekiyor.
Ve inanın bana eğer siz kendinizi önceliklendirmezseniz emin olun hiç kimse sizi önceliklendirmiyor.
Bu noktada anlıyorum bazen çok zor bir durum olabilir.
Yani bir hastalık olduğunda, bir ayrılık ya da maddi bir şey olduğunda karşındakinin göz göre göre acı çekmesine sırtını dönüp zaten gidemez insan.
Ama o konuşulan şeyi orada bırakabilmek, bir şeylerin gerçekten de tecrübe olduğunu kabul edebilmek, yani her şeyin geçici olduğunu bilmek belki
de. Bu evet bugün...
Bu insanın başına geliyor. Benim başıma da gelebilir.
Ben elimden geleni yaptım, dinledim, tavsiye verdim ya da yanında oldum ve daha fazlasını şu an için en azından yapamayacağım diyebilmek.
Bunlar önemli. Bunu sadece demek de değil.
Hani eğer ki karşı taraf sürekli anlatan bir tarafsa belki birazcık daha iletişimi kesebilmek.
Bir saat iki saat konuşmanıza ya da mesajlaşmanıza gerek kalmayabilir.
Belki biraz daha az görüşmek o kişilerle ama daha verimli görüşmek.
Yahut eğer ki fiziksel olarak sizin bakımınıza muhtaç biriyse kendiniz için biraz daha zaman ayırabilmek.
Hani biraz daha deşarj olabileceğiniz, kafanızı dağıtabileceğiniz bir doğa yürüyüşü olabilir.
Meditasyon olabilir, bir film izleme olur, kitap okumak olur.
Küveti doldurup hiçbir şey yapmadan boş boş tavana bakmak bile olur.
Benim durumumda en çok keyif aldığım şeylerden bir tanesi her bölümde de söylüyorum bıktınız artık ama yazmak.
Yani o duygularınızı böyle kağıda geçirmek sizden böyle çıkıp akıp gitmesine izin vermek böyle bir boşaltılmışlık hissi veriyor ve o çok rahatlatıcı oluyor yazabilirsiniz de.
Onun dışında da Size iyi gelecek ne varsa hani kedinizde köpeğinizde oynamak olabilir.
Yeter ki kendinizi önceliklendirin.
Yeter ki kendinizin iyiliğinden sağlığından emin olun ki daha dengeli bir şekilde günlük hayatınıza devam edebilirsiniz.
Çünkü sinir, stres, öfke, irite olma, insanlardan izole olma, nefret edecek seviyeye gelme.
aynı şekilde hani fiziksel olarak bunun semptomlarını görmek uzun vadede gerçekten sizin ömrünüzden ve hayat kalitenizden yiyor.
O yüzden de önce canlı sonra canlı size iyi gelecek herhangi bir şey yapmak ya da o konuştuğunuzu oradaki işiniz belki bunlardan biri de olabilir.
İnsanlarla uğraşan bir iş yapıyorsanız da aynı şekilde onu orada bırakmayı bilebilmek onu olduğu gibi kabullenebilmek biraz daha bize alan açacaktır.
Bununla alakalı Çok güzel bir TED konuşması var.
Juliet Watt diye bir araştırmacının kendi hayatından örnek vererek anlattığı, özellikle böyle aile ilişkilerinden örnek vererek anlattığı bir TED konuşması var.
Açıklamaları bırakıyorum.
Onunla alakalı da nedir ne değildir ve nasıl önüne geçebiliriz, nasıl kendimize daha çok öncelik verebiliriz kısmında yine linklere bırakıyorum.
Sadece çok fazla Türkçe...
Araştırma yok bu konuda yani olanlar beni tahtimin etmediği için yabancı kaynakları bırakıyor olacağım.
Beni takip etmeyi unutmayın ki her hafta böyle kendimce değişikliği bulduğum konuları paylaştığımda siz de bildirim alın ve konuları kaçırmayın.
Eğer hala Newsletter'a üye olmayan varsa onun için de linki aşağıda paylaşıyorum.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Gününüz çok güzel geçsin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
