
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Her şeyi geride bırakıp Kanada'da sıfırdan bir hayat kuran Müge ve Mert Can çiftinin bu süreçte beraber başladıkları kişisel farkındalık yolculuklarının, hayatlarını nasıl olumlu yönde değiştirdiği ve hayalini kurdukları mutlu, konforlu yaşama nasıl ulaştıklarını dinliyoruz.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K. hedeflerine ulaşmak için neleri farklı yaptıkları ve eğlenceli sohbetleriyle ilham veren yolculuklarını dinliyor olacağız.
Üçüncü bölümümüzün iki konuğu var.
İstanbul'dan Kanada'ya uzanan yolculuklarında Müge ve Mertcan çiftinin hayalini kurdukları sakin ve farkındalıklı hayatı nasıl inşa ettikleri, hangi zorluklardan geçtikleri
ve bu sürede birbirlerine nasıl destek olduklarını dinliyoruz.
Müge, Mertcan hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Merhaba Emineciğim.
Merhaba. Nasıl Kanada'da durumlar, havalar?
İyiyiz. Yaz bitti diyebiliriz.
Eylül ayında yaz bitmiş oluyor maalesef Kanada'da.
Son yaz tatilini yapmış oluyorsun.
Artık sonbaharı hissetmeye başladık.
Evet. Bayağı soğuk hava.
O çok hafif konuştu.
Hava bayağı soğuk Emineciğim şu an.
Ne kadar zamandır oradaydınız siz?
İki sene. İki seneyi geçtik hatta.
Bir ay geçtik. Ağustos sonu ikinci yılımızı kutladık.
Nasıl orada iki senedir orada olmak böyle bir tek kelimeyle ya da tek bir cümleyle özetleyecek olsanız o iki seneyi?
Gelişim derdim herhalde.
Ben de kesinlikle gelişim derdim.
Çünkü yani bu iki senede gösterdiğim gelişimi hayatımın herhangi bir döneminde gösterdiğimi hatırlamıyorum açıkçası.
Yani çok performans iki senesi gibiydi.
Ama onun yanında da çok keyifli, çok eğlenceli ve çok mutlu bir iki sene gerçekten.
Tek kelime olmadı benimki ama.
Gelişim dememdeki sebep de şuydu aslında.
Türkiye'de hayata başlamıştık, basamaklara çıkmıştık ama buraya geldiğimizde tekrar sıfırdan başladık.
İşte kariyerimize, maddi seviyemiz de sıfırlandı.
Tekrar onu inşa etmeye başladık ve çok hızlı bir gelişim oldu burada gerçekten.
İki yıl içinde o yüzden gelişim diye özetleyebilirim.
Kesinlikle katılıyorum. Okey o detaya girelim o zaman.
Ama o detaya girmeden önce neden Kanada?
Ben onu çok merak ediyorum. Çünkü ben de İrlanda'ya taşınırken hep şey düşünüyordum.
Avustralya olur belki.
Hani bir tık daha belki tropikal bir yerler olur.
Ama Kanada hem uzak hem böyle soğuk gibi.
Kesinlikle öyle. Bizde 5 yıl önceki bana söylesen, 5 yıl önceki Müge'ye söylesen.
Kanada'ya gidiyorsun, orada yaşayacaksın, ne zaman döneceksin belli değil desen gülerdik büyük ihtimalle.
Çünkü bende de aynı etki vardı.
Kanada deyince soğuk, çok soğuk, ne yapacağım, uzakta falan izlenimi vardı.
Sonra aramızda yurt dışı mevzusu konuşulduğu zaman aslında eğrisi doğrusu tartıştık, ülkeleri değerlendirdik.
Biz de senin gibi daha böyle sıcak bir yer istiyoruz.
Hani dört mevsimi olan baharı, yazı, doya doya yaşayabileceğimiz yerler.
Avustralya bir... Avrupa bir seçenekti.
Bunları değerlendirdik. Ama bizim için en doğrusu, en kolay geçişli Kanada'da yakalayabileceğimize karar verdik.
Ve öyle bir adım attık.
Ben bir yıllık bir eğitim aldım.
Burada lisan sonrası eğitim diye geçiyor.
Bir yıllık bir eğitim sizi profesyonel hayata hazırlıyor.
Benim de geçmişim dijital pazarlama üstüneydi.
Ama bunu biraz işte öğrenmiştim.
Bir eğitim geçmişim yoktu.
Buraya gelirken de şöyle düşündüm.
Madem bir eğitim almam gerekiyor bu ülkeye bir geçiş için onu da kendi alanımda alayım ki daha sonrasında profesyonel hayatta kendimi hem ben bu işin eğitimini aldım hem de Türkiye'de iş deneyimim var.
Bu şekilde daha rahat pazarlarım diye düşündüm.
Müge'nin tarafındaysa eş olarak geldiğiniz zaman buraya çiftlerden biri eğitim gördüğü süre boyunca diğeri full time çalışabiliyor.
Müge de buraya geldikten sonra yine kendi kariyerinde...
iş olanaklarını değerlendirdi.
Evet. Zaten Kanada'yı seçmemizin en önemli sebeplerinden biri de burada full time çalışma iznini bana veriyor olmasıydı devletin.
Bu bizim için tabii ki çok cezbedici bir durumdu.
Evet, o bayağı cezbedici ve önemli bir şey.
Ama aynı zamanda Mert'in en başta bahsettiği her şeye sıfırdan başlama.
Mesela o karar süreci nasıl oldu?
Ne itti size o karar?
Çünkü biz insanoğlu olarak genelde bu konfor alanımızdan çok çıkmak istemiyoruz.
Ve bir şeye sıfırdan başlamaktansa iyi kötü olanı idare ettiriyoruz.
Ama sizi ne itti o sıfırdan başlamaya ve o sıfırdan başlama süreci?
Ne kadar zordu ya da kolaydı?
Neler yaşadınız o süreçte?
Çok politik konuşmak istemiyorum ama Türkiye'deyken şöyle bir psikolojideydim ben.
Türkiye'de bir şeyler geriye doğru gidiyor, kötüye doğru gidiyor ve bu bir trend.
Şu an nasıl 3 yıl öncesinden daha kötü isek 3 yıl sonra bir tık daha kötü olabilir.
Ekonomiyi kastediyorum, insan haklarını kastediyorum, eşitsizliği kastediyorum.
Dedik ki burada kalırsak ileride...
Hamle yapma şansımız daha az olacak.
Aksiyon alırken daha fazla şey düşüneceğiz.
Aile kurduktan sonra ya da işte aile büyüdükten sonra vesaire gibi.
O yüzden dedik ki şu an bu aksiyonu alalım.
Şansımızı deneyelim. Türkiye her zaman var.
Oradaki çevremiz, ülkemiz her zaman var.
En azından aklımızda böyle bir şey kalmaz.
Hani bende bu çok itici bir güçtü.
Ve çok şükür ki Müge de buna uyum sağlayabildi.
O da bu yolculuğa ortak olabildi.
Ve bu şekilde çifte olarak kararı verdik.
O kadar iyi anlıyorum ki.
Peki aynı zamanda o süreç nasıl işledi?
Hadi tamam gidiyoruz dediniz, kararı aldınız.
O sıfırdan başlarkenki kısmı ben çok merak ediyorum.
Çünkü ben de en başta zorlandım.
İlk gelirken dedim ki ben bunu denemezsem içimde kalacak.
En kötü ihtimalle geri dönerim ne olabilir ki diye.
Ama tabii o kadar kolay olmuyor.
O sıfırdan başlama hikayenizi merak ediyorum ben de o taraftan.
Süper. Aslında o konuda hem çok şanslıydık hem çift olarak geçişkendik hem de Türkiye'den aldığımız dualar da etkili oldu bence.
İnanmayacaksınız ama daha üçüncü gün, Kanada'ya geldiğimiz üçüncü gün daha jetlag'imiz geçmemişken Müge hem kendisine hem bana yürüme mesafesine iş buldu.
Bu iş dediğim ama kariyerimizde ilerlemek istediğimiz işler değil.
Ama geçici bir iş buldu bize.
Bu zaten aklımızda olan bir şeydi.
Hep diyorduk ki ben zaten öğrenciyim.
Sadece part-time çalışabiliyorum.
Ofis ortamında part-time işler çok yaygın değil.
Bir operasyonel bir işte çalışacağım.
Müge de evet bir mülakat ayarlamak zor değil.
Çok vakit almayacak ama bir iş teklifi almak vakit alabilir.
O süre boyunca ikimiz de operasyonel işlerde çalışacağız diye düşünüyorduk gelmeden önce.
Ve çok şanslıyız ki daha üçüncü günde Müge hem kendisine hem bana böyle bir iş bulabildi.
Evet onu şöyle anlatayım aslında.
Senle daha önceden konuşmuştuk.
Biz ailelerimizden destek almadık.
Yani buraya gelirken aslında.
Ya da böyle bir aylık bir destek vs.
Biz tamamen dedik ki gidiyoruz.
Kendi ayaklarımızın üstünde durmamız gerekiyor.
Nişan yapmıştık gelmeden.
Nişan takılarının dolar karşılığıyla geldik buraya aslında.
Öyle çok büyük bir para değildi.
Ve dedik ki evet bizim şu anda burada hayatta kalmamız için iş bulmamız lazım.
Bulduğumuz iş bu arada bir süpermarkette.
Ben kasiyer olarak başladım.
Ve sonra dedim ki bakın benim eşim de iş arıyor.
Hani orada da ona da bir iş bulabilir miyiz burada?
Oradaki yönetici de dedi ki tamam süper eşin de gelsin.
Onun görevi de merchandiser.
Merchandiserlar da işte yeni gelen ürünleri raflara dizen insanlar aslında böyle.
Mertcan çok beyin gerektirmeyen bir iş yaptı aslında.
Hatta eve geldiğinde şey diyordu.
Müge o kadar düşünmek için zamanım oldu ki bir ara delireceğim zannettim falan.
Filozof olmaya çok yaklaştım.
Çünkü mesai 8 saat sürüyor ve hiçbir şey düşünmenize gerek yok.
Sadece şu ürünler bu rafa dizilecek, bu ürünler şu reyona götürülecek, dizilecek.
Sadece bu. O işi yaptıktan sonra aslında Türkiye'de yaptığım kurumsal hayattaki işimin ne kadar değerli olduğunu anladım.
Hani oturarak çalışmak, fiziksel olarak değil ama zihinsel olarak düşünerek çalışmak ne kadar değerli bunu fark ettik.
Hani bazı günler oluyordu ikimiz birlikte mağazayı kapatıyorduk.
Saat 12'de gece ve uyumanız gerekiyor ama yorgunluktan uyuyamıyorsunuz.
Ayaklarınız zonkluyor. İkimizin de alışık olduğu bir şey değildi.
Gerçekten çok şükrettik önceki işlerimize ve çok itici bir güç oldu.
Hani tekrar eski hayatımıza bir an önce dönelim.
Çünkü ben hatırlıyorum hani oturarak çalışabileceğim bir iş için dua ediyordum.
O kadar. Peki şimdiki işlerinizi nasıl buldunuz?
Şimdi neler yapıyorsunuz ve onları nasıl buldunuz?
Şimdi bizim ikimizin de aslında backgroundu dijital pazarlama.
Türkiye'de dijital pazarlama yapıyorduk.
Ben bir reklam ajansında çalışıyordum.
Mertcan bir e-ticaret markasında dijital pazarlama yapıyordu.
Dolayısıyla burada da o alanda ilerlemek istiyorduk.
Ve çoğunlukla ben reklam ajanslarına başvuruyordum.
Burada gerçekten mülakat sirkülasyonu çok...
Yani aslında başvuruyorsunuz ve ertesi gün dönüş alabilirsiniz mülakat istemiyle.
Bir ayda belki 6-7 tane mülakat yapmıştım.
Çok fazla iş başvurusu yaptım.
Ve sana çok kısa anlatayım.
Şu an çalıştığım, şu an aynı reklam ajansında çalışıyorum bu arada.
3 ay sonunda bulduğum reklam ajansında.
Orada böyle çok tesadüfen beni aradılar.
Hiç dönmezler diye düşündüğüm bir pozisyon ve işte aslında bir ajansı, bayağı güzel büyük bir ajans.
Kanada'da 10 senedir, 10-15 senedir aktif bir reklam ajansı.
Aradılar beni. Ertesi gün mülakata gittim.
Ve artık tabii çok fazla mülakat yaşıyorum ve Kanadalılar muhteşem.
iyi insanlar. Çok çok kibarlar.
Ve bu kibar olmalarının şöyle bir negatif yanı var.
O kadar kibarlar ki hiçbir şekilde sana olumsuz bir feedback vermiyorlar.
aslında kötü geçti mülakat belki kötü geçti ama bana çok güzeldi süper işte sana geri dönüş yapacağız falan diyorlar sanırım ben bu durumdan biraz sıkılmıştım artık 3 ay sonunda yani evet
çünkü Türkiye'de bir mülakat yaparken mülakat esnasında gözlerinden anlarsınız o mülakatın iyi geçip geçmediğini fakat burada böyle değil mülakatta şu an çalıştığım şirketin
mülakatında ben bunu yöneticime direkt söyledim ben gerçekten hani şu ana kadar bu tip Bir deneyim yaşadım.
O yüzden lütfen hani olumsuzsa fikrin bana bugün içerisinde söyle bunu dedim.
Ve sanırım bu pozitif bir etki yarattı benim yöneticimle.
Böyle direkt olmam.
Ve başladık. Şu anda da hala orada çalışıyorum.
Mertan seninki nasıl ilerledi?
Sen de bahset. Benim geçimde şöyle oldu.
Okuldaki ilk dönem boyunca operasyonel işlerde çalışmaya devam ettim.
İlk önce bir markette işte rafları, reyonları düzenleyen çocuktum.
Sonra... Bir tabukçuda işte tabuk hazırlayan, salata hazırlayan çocuktum.
Sonra ikinci dönemle birlikte biraz kendime özgüvenim geldi.
Hem dil açısından hem adaptasyon açısından.
Bu sefer hocalarımı biraz zorlamaya çalıştım.
Hani benim böyle geçmişim var. Sizin çevrenizde yönlendirebileceğiniz bir yer var mı diye.
Onlardan birinden de olumlu dönüş oldu.
Ben bir tane 3D fotoğraf stüdyosu işleten bir şirkette dijital pazarlama uzmanı olarak çalışmaya başladım.
Ama tabii... Part time bile değildi çalışma saatlerim.
Biraz daha azdı. O dönem iki tarafı birlikte götürdüm.
Hem tabukçu hem o taraf falan.
Ama o sırada ben de Müge gibi çok fazla iş başvurusu yapıyorum.
Ve Müge'nin iş bulması çok büyük bir umut oldu benim için de.
Büyük bir motivasyon da oldu.
Demek ki yapılabiliyormuş.
O sırada buradaki yavaş yavaş Türk komünitesiyle de tanışıyoruz.
Orada da insanlar var. Bizim gibi gelip tekrar kariyerlerine geri dönen.
Bunlar hep itici kuvvet oldu.
bana. Daha sonra okul bitmeden ben de farklı bir dijital pazarlama ajansında iş buldum.
Yine dijital pazarlama uzmanı olarak.
Ve daha sonra yaklaşık 5-6 ay sonra beklenmedik bir şekilde kovuldum oradan.
Çünkü hiç beklemediğim bir şeydi.
Daha bir gün önce direktörüm tarafından övgüler alıyorum, overtime yapmışım, çok teşekkürler falan diyor ve bir gün sonra beklenmedik bir şekilde böyle bir şey geldi başıma.
Kimisi de beklemiyordu. Şok olduk.
Ama onu da olgun bir şekilde karşıladık.
Sonuçta o dönem için değiştirebileceğim bir şey değil benim.
Hani işimi geri almak, zamanı geri almak vesaire.
Yapabileceğimiz şeylere odaklandık.
Ve bir ay boyunca sürekli iş başvuruları, mülakatlar vesaireler.
Ve Müge'nin bahsettiği gibi sürükülasyon çok hızlı burada.
Ve bir ay içinde dört tane iş teklifi aldım ben.
Yine dijital pazarlama alanında.
Ve bir tanesi Müge'lerin şirketiydi.
Artıları var, eksileri var, değerlendirdik.
Sanırım o işten kovulman bir travma oldu benim için.
İnsanlar yüzüme gülerken bir gün sonra böyle bir şey olabiliyor.
Amüge'nin takımında da o direktör, bahsettiği direktör çok babacan, ekibini koruyan, iyi bir yöneticiydi o anlamda.
Ve daha az risk alarak, çalışacağım direktörü biliyorum, ekibi biliyorum, daha önce bir kapıda geçirmişim.
Orayı tercih ettim ve yaklaşık...
Bir sene olacak artık.
Bu Kasım'da bir yıl olacak.
Bir yıldır birlikte çalışıyoruz.
Benim dikkatimi şöyle bir şey çekti siz anlatırken.
Sizin aklınıza bir şey koyduğunuzda ikinizin de ona dedike bir şekilde çalışmanız.
Keşke olsa diye beklemek yerine siz aksiyon alıp bir de şartları zorlamışsınız.
Bu kafa yapısı ya da bu nasıl oluştu?
Orada mı oluştu? Daha önceden var mıydı?
Hani ben o noktaya geldiğimizi merak ediyorum.
O olmayanı oldurmak ya da bir şey için bu kadar çabalamak, farklı yollar aramak.
Ya bu bana şöyle geldi aslında.
Babamın bir nasihati vardı.
Türkiye'de o zaman ÖSS'ydi sanırım adı.
Üniversiteye geçiş sınavı.
O dönemde şöyle bir öğütü vardı bana.
Hani sen elinden geleni yap.
Gerisini akışa bırak. Hani olacaksa olur, olmayacaksa olmaz.
Ama sen elinden geleni yap.
Çünkü yapmadığın zaman hep bir pişmanlık olabilir.
Hani şunu farklı yapsaydım, olabilirdi belki diye düşünmek bile insanı rahatsız eder.
O yüzden hani sen elinden geleni yap, senlik bir şey kalmasın ortada.
Hani bu durumlarda da aslında biz hem bu operasyonel işleri ararken ya da kendi alanındaki kariyer işleri ararken gerçekten şu duruma gelmiştik.
Hani buranın LinkedIn, Indeed ya da benzer...
Kariyer platformlarında kendi alanımızda başvurmadığımız iş ilanı yoktu.
Gerçekten yoktu. Biz sadece gün içinde açıp yeni ilan gelmiş mi geldiyse ona başvuruyorduk.
Kendi aramızda pratikler hepsini yapıyorduk.
Ya da başvururken tek bir CV ile değil ama iş tanımına göre 3-4 farklı CV'miz, 3-4 farklı cover letter'ımız oluyordu.
Gerçekten o konuda üstümüze düşen her şeyi yaptık gerisini de akışa bıraktık.
Ve bu esnada tabii ki bu mindset'e ulaşmak kolay bir şey değil.
Yani ben belki bundan 5 sene önce bunu yapsaydım.
Daha hızlı vazgeçebilirdim.
Yani bu Kanada serüvenimi 5 yıl önce yapsaydım hızlı vazgeçebilirdim, sıkılabilirdim, ağlayabilirdim, depresyona girebilirdim.
O ilk bizi o çok psikolojik ve fiziksel olarak yoran iş esnasında.
Fakat tabii ki bu süreçlerde farkındalık çok çok büyük bir etken.
Ve biz de bundan 3 yıl önce bir farkındalık yolculuğuna başladık kendimiz için.
Bir kurs aldık.
Şirketin adı Landmark bu arada.
Bir performans koçluğu şirketi.
Burada üç gün boyunca sabah erken bir saatten akşam geç bir saate kadar böyle oldukça yoğun bir programda bir kurs alıyorsunuz.
Ve orada size belli kavramlar öğretiyorlar.
Ve o kavramların sonunda da size belli ödevler veriyorlar.
Yani üç günde bir farkındalık yolculuğuna çıkarıyorlar.
Ve üç günün sonunda da hakikaten bambaşka bir çerçeveye sahip oluyorsunuz.
Bambaşka gözlere sahip oluyorsun aslında hayata karşı.
Dolayısıyla bizim yolculuğumuz aslında üç sene önce başladı.
Ve ondan sonra da hep kendimizi geliştirmeye çalıştık.
Çünkü çok heyecanlandırdı bizi bu.
Farkındalık yolculuğumuz ve kendimize kattığımız şeyler.
bizim buradaki performansımızı çok ciddi seviyede etkiledi.
Landmark'ı ben duydum.
Ben Türkiye'deyken Landmark'la alakalı çalışan arkadaşlarım vardı.
Onların da senin gibi aydınlanmaları vardı ve çok ısrar ettiler.
O ısrar beni bir tık geri adım attırdı.
Allah'ım ya dedim ne kadar para alıyorsunuz söyleyeyim.
Vallahi kesinlikle o arkadaş arkadaşın da para almıyor ben sana onu söyleyeyim.
Muhtemelen benim arkadaşlarımdan da benim para aldığımı düşünen olmuştur.
Ben para harcadım onlar bana para vermedi ama bu kurslar esnasında benim edindiğim farkındalıklar zaten paha biçilemez.
Yani şu an dönüp baktığımda o ödediğim paralar çok bir para gibi gelmiyor açıkçası öyle söyleyeyim.
Ne peki bu yolculuk hani o kadar...
Entusiastik bir şekilde anlatıyorsun ki nedir, sende neyi farkında yaptı?
Yani sende ne yoktu, o neyi ekledi ve sen hayatına neyi farklı yaptın, onun sayesinde nasıl bir tarafa doğru yönlendirdin hayatını?
Şimdi şöyle bir taraf var.
Normalde nedir?
Bir bildiğimizi bildiğimiz şeyler var.
Ne biliyoruz Emine? İngilizce biliyoruz, biz dijital pazarlama biliyoruz, işte sen SAP danışmanısın, SAP biliyorsun vs.
Bu bildiğimizi bildiğimiz şeyler var.
Günün sonunda bir de bilmediğimizi bildiğimiz şeyler var.
Mesela ben İspanyolca bilmiyorum ya da yazılımı bilmiyorum, kodlamı bilmiyorum ve bunları bilmediğimi de biliyorum.
Fakat öyle bir alan var ki bilmediğimizi dahi bilmediğimiz bir alan.
O kör nokta dediğimiz taraf.
Ben bir tane örnek vereceğim.
Benim inanılmaz büyük bir özelliğim hikayede yaşamak.
Yani hikayede yaşamak şöyle.
Aa kesin öyle düşündü.
O zaman şöyle. O öyleydi.
Ay kesin üzdüm.
Böyle bir hikayeler üretip üretip üretip onu kendime stres etme özelliğim vardı.
Ya da işte...
Mış gibi yapmak yani böyle bir kendimize bile olmadığımız bir otantiklik var ya işte diyoruz ki iyiyim diyoruz karşıdakine ve karşıdaki bizim çok yakınımız aslında ama aslında hiç
iyi değiliz. Biz bile farkında olmayabiliyoruz.
Şöyle bir kendimizi bir dinlemiyoruz.
Kendimizi bir tanımıyoruz ya da sürekli yaptığımız şeyler örneğin sürekli kaçtım.
Ben zora geldiğimde kaçtım.
Kaçtım, kaçtım, kaçtım ama neden kaçtığımı bilmiyorum.
Yani senin o kör noktalarını keşfetmeni sağlayan kavramlar öğretiyorlar sana.
Bu kavramlar da bu arada öyle spritüel işte ne bileyim hipnotik, psikoterapik şeyler kesinlikle değil.
Söylediğimiz ufacık bir yalanın bile hayatımızı ne kadar etkilediği gibi gibi gibi şeyler.
Çok uzun. Beni bırakırsan bunu çok konuşurum.
O zaman seni bırakmayayım komple.
Tamamen şey gibi bir şey. Mindfulness, farkındalığın daha kompakt hali ve daha çarpıcı hali.
Kendi kendine bir şeyleri deneyimleyip kendine tecrübe etmeyi bırakmaktansa birileri yüzüne yüzüne vuruyor gibi.
Ama tabii ki bu yolculuk sadece lanmarkla olmuyor.
Bir sürü farklı yolu var bunun.
Çok daha uzun bir yolculuk tercih edenler olabilir.
Bu terapistle ilerlemek isteyen olabilir.
Kendi kendine bunu yapmak isteyen olabilir.
Özetle benim dileğim herkes için ne yolu tercih edeceklerse etsinler bu yolculuğa bir şekilde başlamaları.
Yani bu çünkü inanılmaz önemli bir alan.
İstediği kadar o kişi pozitif olsun, istediği kadar mutlu bir hayat yaşasın.
Ben kendimi çok pozitif ve çok mutlu olarak adlandırıyordum.
Ve şu an geriye dönüp baktığımda...
Vertigom vardı, tansiyon hastasıydım, kurdeşen döktüm, zona çıkardım.
O kadar korkunç şeyler yaşadım ki çünkü aslında hiç mutlu değildim.
Ama dolayısıyla şunu söylemek istiyorum.
Her bir bireyin, o, bu, şu, şunun ihtiyacı var, sen kesin yapmalısın.
Hayır, herkesin bu yolculuğa, herkesin bu farkındalık seviyesine ve bilincine...
Kesinlikle ihtiyacı var.
Bunu dinleyen herkese de %100 önerim.
Kendinize bu iyiliği yapın ve bu yolculuğa çıkın.
Çok tanıdık geldi.
Dediğiniz gibi aynı şekilde bu herhangi bir kurum olur.
Müge'nin dediği gibi terapi olabilir.
Kendi yolculuğun olabilir.
Farklı ne olursa olsun aslında önemli olan kendi içimizdeki o farkındalığı bulmak ya da o farkındalığı geliştirmek.
Çünkü ben hep şey düşünüyorum.
Ben neyi niye yaptığımı bilmem lazım.
Aklımdan bir düşünce geçiyorsa ya da herhangi bir bedenimde bir şey oluyorsa bedenim neye tepki veriyor onu bilmem lazım.
Hani stres yaşıyorsam niye stres yaşıyorum?
O dediğin gibi kör noktaları bilmemiz gerekiyor.
Peki sizin böyle bir yolculuktan sonra o kör noktalarınız çok böyle hayatınızı değiştiriyor.
Evet ya bu benim kör noktamdı.
Ben bunu değiştirdim dediğiniz mesela Mertcan'ın var bildiğim kadarıyla.
Evet, konuşmuştuk seninle.
Aslında ne kadar hırslı, ne kadar kompetitif olduğumla yüzleştim.
Bu aslında benim hayatta bir şeyleri başarmak için başvurduğum bir yöntem.
Böyle güzel geliyor kulağa.
Hatta hayatımda da olumlu etkileri oldu.
Örnek vermek gerekirse, üniversite hayatım boyunca hep başarılıydım.
Hani sadece nerd bir tip gelmesin aklınıza.
Eğitim hayatım boyunca hem sosyal kulüplerde bulundum, hem spor takımlarında bulundum.
Hem dışarıda şirketlerde çalıştım part-time olarak ve bunlarla birlikte yüksek bir ortalamayla 3 yılda çift anadol bitirdim.
Ve bu 3 yıla yurt dışında 2 tane dönem sığdırdım.
Bir Erasmus, bir yurt dışında yaz okulu deneyimi.
Böyle bakacak güzel geliyor kulağa.
Ama bunları uygulamak benim elimde değildi.
Çünkü herhangi bir durum karşısında en iyisi olmalıyım, mükemmel olmalıyım gibi bir...
Bir itici bir şey vardı içimde, bir hırs vardı ve sizin kontrolünüzde olmadığı zaman evet belki başarı geliyor ama o yolculuktan keyif almayabiliyorsunuz ya da o yolculuğu yeteri
kadar değerlendiremeyebiliyorsunuz.
Çünkü şu anki aklım olsa ben üniversiteyi 3 değil belki 4 belki 5 yılda bitirmek isterdim.
Bu sadece eğitim değil hani beni eski bene götürdüğünüz zaman atıyorum senle karşılıklı tavla oynayalım dediğimiz zaman.
O tavlada bile hırs yapardım ben.
Ama o tavla sırasındaki sohbetten, muhabbetten keyif almayabilirdim.
Şöyle bir farkındalık oldu.
Hala belki benim DNA'mda var, genetiğimde var.
Mecazi anlamda söylüyorum.
Hala kompetitif bir insanım.
Ama bunu seçmek benim elimde.
O çok büyük bir farkındalık oldu.
Ve özgürleştim gerçekten.
Yani Mertcan'ın mükemmelliyetçiliğini hala aslında aşmaya çalışıyoruz.
Çünkü çok komik Emine bu arada ya biraz espri katalım işin içine.
Ya tuz seçeceğiz yani tuzun bile en iyisi.
Hani her şeyin en iyisi olmalı.
Dolayısıyla ben artık şey diyorum bana nasıl karar verdin Mert?
Daha böyle Mertcan'ın bana evet hayatımı geçireceğim kadın sensin demesi böyle son bir sene falan.
Yani düşünse de dört senede karar verdi, böyle düşündü, tarttı, orasını tarttı, burasını tarttı muhtemelen ve dört sene sonra...
Biraz geç olmuş ama Mercan artık iş işten geçmiş, evlenmişsiniz.
Evet, biraz öyle oldu.
Ben de ufak bir paylaşayım seninle.
Ne oldu, ne kadar, ne değişti?
Ben çok büyütüyordum Emine yaşadığım olayları.
Böyle çok hani bir atıyorum bir yöneticim benden bir şey istedi.
Ben bir anda panik olabiliyordum.
Sanki böyle daha olmamış bir şeyi yaratıyordum kafamda galiba.
Çok üstüme geliyorlar ya da çok stresliyim.
Her şeyin stres olabilme potansiyeline sahiptim ben de.
Yani inanılmaz bir stres problemim vardı.
Ve bu da tabii ki bende çok kalıcı hasarlara sebep oldu.
Yani tansiyon problemim oldu.
Bunun başka tabii ki sebepleri de var tansiyonun ama tansiyon oldu.
Zona çıkardım, kurdeşen çıkardım.
Yani dermatolog bir aile dostumuza gittiğimde bana dedi ki Müge...
Bu normal değil. Yani bu şu an senin bu yaşta bunları yaşıyor olman normal değil.
Ve hatta o bana demişti ki acaba bir psikoloğa mı gitsen?
Fakat işte o eski Müge harcam ne psikoloğu diyerek onu göz ardı ettim.
Çünkü kör noktam yani ben onu benim yarattığımın farkında değildim aslında.
Bu çok güzel bir şey ve çok güzel bir noktaya değindi Müge.
Ben şeyi de merak ediyorum.
Siz mesela şimdi oraya taşındınız.
Bu kadar güzel birbirinizi desteklediniz.
Çok da güzel bir hayat kurdunuz.
Şu ana kadar gördüğüm en yüksek enerjili insanlardan birisiniz.
Peki bu sizin günlük hayatınıza nasıl etki etti?
Günlük hayatınızdaki belli başlı rutinleriniz neler?
Ya da bu söylediklerimizi, konuştuklarımızı bir tavsiye olarak alıyorum.
Bunu yaparken bu farkındalığı yarattıktan sonra bu...
Bu mutluluğa ulaştıktan sonra şu anki hayatınızda mesela neler var?
Nasıl bir günlük rutininiz var?
Neler değişti?
O seviyeye geldikten sonra benim hayatımdaki en büyük değişiklik şu oldu.
Başarının tanıma değişti.
Eskiden başarıyı ve mutluluğu hep dışarıdan bir şeylere bağlardım.
Bakıyorum işte banka hesabındaki para ya da işte bindiğim araba.
İşte kariyerimde bulunduğum nokta bunlar beni başarılı yapacak bunlar beni mutlu olacak sanırdım ama o farkındalık seviyesine geldiğimiz zaman aslında o tarz tatminliklerin içimizde olduğunu fark
etmeye başladım. Uyandığımız zaman eğer sen kendinle barışık bir şekilde kendi kafanın içinde dinginsen kendi kafanın içinde sakinsen gün öyle başlıyorsan aslında her gün senin
için en mutlu gün.
Her gün en başarılı gün senin için.
Dışarıdan bir etkene gerek yok.
Bu benim için en büyük şey oldu ve biraz önce bahsetmiştim işte hırslı olan yapımdan.
O taraflar hep benim için bir mücadele gibiydi.
Yani hep böyle oraları arzulayan biriydim.
Aslında ona daha bugün hiçbir şeye sahip olmadan erişebileceğimi fark ettim.
Gerçekten hayatıma baktığım zaman o mücadele bitti, o çırpınma bitti.
parayı önemsiyorum, olmasını istiyorum ama bir araç olarak istiyorum bunu.
Ulaşılması gereken bir nokta değil.
Olunca bir şey olmayacak ama istediğim şeyleri daha rahat yapabileceğim.
Seyahat edebileceğim. Yapmak istediğim şeyleri yapabileceğiz.
Böyle bir değişiklik oldu benim hayatımda.
Ben de şunu söylerim.
Gerçekten anda yaşamaya başladık.
Her anımızdan keyif almaya başladık.
Yani ne gelecekte yaşamak ne de geçmişteki problemleri günümüze taşımak.
O çantalarla yaşamakla mücadele etmiyor olmaya başladık aslında.
O anda yaşamak zaten size her şeyi keyifli kılıyor.
Yani sabah uyandığınızda da keyiflisiniz.
Tabii ki her gün keyifli değilsiniz ve her gün mutlu değilsiniz.
Bazen kafanıza bir şey takılabiliyor, bazen bir işte iş yoğunu olabiliyor.
Olabiliyor tabii ki yani biz de burada bazı problemler yaşıyoruz.
Her zaman mutlu ve enerjik değiliz.
Ama onlarla nasıl başa çıkabileceğimizi biliyoruz.
O da günlük hayatımızı çok konfordulaştırdı bence.
Çok doğru bir noktaya değindin.
Sanırım ben sürekli bunu söylüyorum çok doğru bir noktaya değindi ama gerçekten doğru bir noktaya değindin.
Bir de son kapatmadan önce benim bahsetmek istediğim son bir konu daha var Müge.
Seninle tekrardan iletişime geçmemizin en büyük sebeplerinden biri.
Baktığında yaklaşık 15 senedir falan tanıyoruz birbirimizi ama 15 senedir de muhtemelen hiçbir iletişimiz olmamış.
Sen Instagram'da kendi kendine çok güzel bir video paylaşmıştın ve bana çok samimi geldi.
Intermittent fasting yapıyorum.
Böyle böyle bir değişim yaşadım.
Bana ne senin fastinginden diyebilirsiniz.
Ama ben benimle beraber yol almak isteyen arkadaşlarımla bir grup kurmak istiyorum dedin.
Ve çok güzel bir WhatsApp grubu kurdun.
Instagram'dan aldığın geri bildirimler sonrasında.
Ve o grup çok büyüdü.
Şu an kocaman birbirimizi böyle destekleyen bir aileyiz.
Herkes böyle birbirini motive ediyor.
Birbirimizle güzel bilgiler paylaşıyoruz.
Neydi seni buraya iten ve nasıl aksiyon aldın?
Orayı birazcık bahseder misin?
Kesinlikle seve seve bahsederim.
Bu sanırım benim tutkum da zaten.
Bana hayattaki felsefen ne diye soracak olursam ben tek bir kelimeyle özetlerim.
Mertcan da beni destekler.
Evet gerçekten Müge'nin felsefesi bu diye.
Ubuntu. Ubuntu'yu hiç duydun mu Emine anlatayım mı?
Şimdi Ubuntu aslında bir Afrika kültürüne ait bir felsefe ve şunu söylüyor.
Sen mutsuzken ben nasıl mutlu olabilirim ki?
Aslında hepimizin birbirine bağlı olduğu.
senin canın acıdığında benim de canımın acıyor olması.
Hani şu anda Türkiye'deki kadın cinayetlerinde canımız acıyor ya bunun altında bu felsefe yatıyor aslında.
Hepimiz birbirimize bağlıyız.
Günün sonunda hepimiz ama hepimiz birbirimize bağlıyız.
Ve bu kesinlikle benim hayat felsefem.
O yüzden ben hayatım boyunca da elimden geldiğince arkadaşlarıma, aileme ne nasıl yapabiliyorsam bir şekilde ışık olmak istiyorum.
Yani bir şekilde insanlara Pozitif bir etki yaratmak istiyorum.
Bir şekilde insanlara yardım etmek istiyorum aslında.
Bu da buydu. Bakın ben şu intermittent fastingden bayağı fayda alıyorum arkadaşlar.
Biz zaten başladık herkesle bunu konuşmaya.
Ciddi verim alıyoruz. Kendimizi çok iyi hissediyoruz.
Nasıl büyüyebiliriz de birbirimizi destekleyen bir aileye dönüşebiliriz?
Çünkü günün sonunda benim de motivasyona ihtiyacım var.
Bu grubu ben kuruyorum ama şey değil ki benim hiç motivasyona ihtiyacım yok.
Hayır, hepimiz aynıyız, hepimiz insanız.
Ben de düşüyorum. Ben düştüğümde senin beni kaldırmana ihtiyacım var.
O yüzden grup büyüktür birey.
Şu anda da o geniş kontekstin bir sonucu olarak o grup ortaya çıktı aslında.
Hepimizin bir ışığı var.
Sadece o ışığı yayma şekillerimiz farklı.
Mesela Mertcan'ınki adrenalin, seninki belki işte mindfulness ya da işte X bir kişininki tiyatro, oyunculuk, sanat vesaire.
Bu her şey olabilir ama bir şekilde o ışığımızın farkında olup etrafı da o ışıkla aydınlatmaya çalışıyor olmak bence çok önemli.
O zaman bugün bu bölümde bana ve bizi dinleyenlere ışık olduğunuz için size çok teşekkür ediyorum.
İyi ki katıldınız. Biz teşekkür ederiz.
İnanılmaz keyif aldık.
Hep konuşmak istediğimiz şeylerdi bunlar bir şekilde.
O yüzden çok teşekkür ederiz bunu yaptığın için.
Her zaman destekçiniz ve yanındayız.
Biliyorum kesinlikle. Biz teşekkür ederiz bizi ağırladığın için.
Bizim için de çok keyifli bir deneyimdi.
Dinleyenlere de teşekkür ederiz.
Gerçi güzel hayallerin sonuna geldik.
Eğer ki yeni gelişmelerden ve diğer ilham verici hikayelerden haberdar olmak istiyorsanız abone olmayı Ve Instagram'da Gerçi Güzel Hayaller hesabını takip etmeyi unutmayın.
Sevgiyle kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
