
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hiç reddedilme korkusuyla fırsatları elinin tersiyle ittiğiniz oldu mu? İş görüşmeleri, ilişkiler, dostluklar… Bazen “ya hayır derlerse” düşüncesi bizi adım atmaktan bile alıkoyuyor.
Bu bölümde:
Reddedilme korkusunun kökenlerini,
Kariyer ve ilişkilerde nasıl görünmez engeller yarattığını,
Jia Jiang’ın “100 gün reddedilme deneyi”nden en çarpıcı örnekleri,
Ve bu korkuyla başa çıkmak için günlük hayatında uygulayabileceğiniz teknikleri bulacaksınız.
#reddedilme #reddedilmekorkusu #psikoloji #ilişkiler #kariyer
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bugün bölümü ilginç bir hikayeyle açmak istiyorum arkadaşlar.
Bir adam düşünün, adı Jia Jiang.
Hayalleri var, hedefleri var, girişimci olmak istiyor, 9-5 işinden sıyrılıp kendisine anlamlı gelen bir şeyler yapmak ve kendi standartlarında çalışmak istiyor birçoğumuz gibi.
Ama bir yandan da inanılmaz derecede reddedilme korkusu yaşıyor.
Özellikle de en çok desteğe ihtiyacı olan yatırımcılardan.
Korkusunu yenmek için de araştırma yaparken reddedilme terapist diye bir kavramla karşılaşıyor.
Literatürde gerçek anlamda bir terapi uygulaması değil bu ama reddedilme korkusuyla başa çıkabilmek için bir yöntem.
Jia Jiang da diyor ki ben bunu uygulayacağım hatta şöyle uygulayacağım.
100 gün boyunca tanımadığım insanlardan hayır cevabı alacağım rastgele şeyler isteyeceğim.
Mesela ilk gün gidiyor sokaktan geçen birini durdurup diyor ki merhaba bana 100 dolar borç verir misiniz?
Karşısındaki adamı tahmin edebilirsiniz.
Tabii ki hayır diyor ve Jia panikle koşarak uzaklaşıyor oradan.
Neden? Çünkü hayatında hiç böyle bir şey yapmamış.
Kalbi güm güm atarak o cesareti toplayıp adama gitmesi bile bir mucize.
Ama vazgeçmiyor.
İkinci gün geliyor. Bir burgercıya gidiyor.
Menü sipariş ediyor. Yemeği bittikten sonra garsona gidiyor.
Diyor ki burger refill alabilir miyim?
Garsonun yüzünü bir tahmin edin.
O ne ya diyor garson. Hani nasıl içecekler için bardak veriyorsunuz bitince istediğimiz kadar doldurabiliyoruz.
Aynısını burger için istiyorum diyor.
Garson şaşkın. Hayır diyor haliyle.
Ama bu kesiciye kaçmıyor ve diyor ki neden?
Soruyor. Nereden geldi bu manyak diye olabilir garson bu arada tabii ama.
Garson kendince açıklamaya çalışıyor falan ama o an fark ediyor.
Sandığı kadar da korkunç değil.
En azından ilk günkü gibi kaçmadı.
Hala orada. Üçüncü güne geliyoruz.
Üçüncü gün. Gia Krispy Kreme'e giriyor.
Diyor ki bana olimpiyat halkaları şeklinde donat yapabilir misiniz?
Kasadaki kadın şöyle bir duruyor.
Bir sessizlik oluyor. Sonra diyor ki ne kadar vaktin var?
Gia şaşkın çünkü hayır demedi direkt.
Sallıyor kafadan 15 dakika yeter diyor.
Kadın diyor ki tamam bakalım ne yapabilirim senin için bekle burada.
giriyor çıkıyor mutfağa ondan sonra alıyor kağıtla kalemle bir şeyler çiziyor falan fıstık derken 15 dakika sonra elinde kocaman bir karton içinde de 5 tane rengarenk böyle iç içe geçmiş
olimpiyat halkalarından oluşan olimpiyat sembolünden oluşan donat bütünü ve cihaz şok teşekkür üstüne teşekkür ediyor ve ilginç tarafı şu Kadın üstüne para bile almıyor.
Diyor ki bendensin. Adam buna inanamıyor.
Yani hayır cevabını almaya o kadar şartlamış ki kendini.
Çünkü istediği şey çok saçma bir şey.
Bir donatçıya giriyorsun ve özel donat istiyorsun.
Ve istediğin donat da böyle birbiri içine geçmiş olimpiyat halkaları şeklinde.
Yani çok az insan bence bunu yapar.
Hatta sonra bu video viral oluyor.
Krispy Kreme'in hisse senetleri artıyor.
Bu kadıncağız baya ünlü oluyor.
Gia zaten bunun sayesinde baya bir ses getiriyor falan.
Bunlar hikayenin farklı bir tarafı.
Buraya tabii ki odaklan. Ama ben size bu hikayeyi neden anlattım.
Bölümün isminden de anlayacağınız üzere bugün reddedilme ve reddedilme korkusu üzerine konuşacağız arkadaşlar.
Çünkü hepimizde farklı seviyelerde vuku bulan ve bazen hayatımızdaki en büyük şansları kaçırmamıza sebep olan veya bizi strese sokan bir şey bu reddedilme korkusu ya da reddedildiğimizde kendimizi
sorguladığımız, sorunu kendimizde aradığımız, bizi o karanlık dehlizlere sürükleyen bir O yüzden biraz üzerine yoğunlaşalım ve bu konuyu azıcık normalleştirelim istiyorum bugün.
Genel hatlarıyla bu bölümde reddedilme korkusu nedir?
Nereden geliyor? Neden bu kadar güçlü?
Eğer bu korkuyu ele almazsak, bununla başa çıkmaya çalışmazsak neler oluyor hayatımızda, ilişkilerimizde, kariyerimizde ve özgüvenimizde?
Ve tabii ki bu korkuyla nasıl başa çıkabiliriz?
Hem zihinsel hem davranışlar, teknikler nelerdir?
Bunları bilim desteğiyle harmanlayıp sunmayı planlıyorum.
Size Instagram'dan en çok hangi konuda reddedilmek canınızı yakıyor diye sorduğumda da iş ve aşk konuları çoğunluktaydı.
O yüzden siz de...
Hayır cevabını almaktan korktuğunuz için yöneticinize ücret artışı veya terfi soramıyorsanız ya da yeni bir işe başvurmuyorsanız bile, hoşlandığınız insana duygularınızı belli etmekten kaçınıyorsanız ya da bir iş görüşmesinden
bir başvurudan red aldığınızda göğsünüze böyle öküz oturuyor hissini yaşıyorsanız bu bölümü sonuna kadar dinlemenizi tavsiye edeceğim.
Hazırsanız başlayalım. Şimdi, reddedilme korkusu aslında çok insani.
Çünkü biz doğamız gereği ait olmak, kabul görmek, sevinmek istiyoruz değil mi insan olarak?
Bu sadece duygusal değil, evrimsel olarak da güvenlik demek.
Kabileden dışlanmak eskiden ölümle eşdeğerdi.
O yüzden beyin hala reddedilmeyi bir tehdit olarak algılıyor, hayati bir tehdit olarak algılıyor.
Ve bu psikolojik taraftan baktığımızda ya kabul görmezsem kaygısı kendini çoğu zaman mantıksız bir boyutta gösteriyor.
Ne oluyor mesela? Yeni insanlarla tanışmaktan kaçınıyoruz, fikrimizi söylemekten çekiniyoruz, yakınlaşmaktan korkuyoruz bazen.
Sırf reddedilmemek için.
Ve olay sadece bireysel değil bu korku sosyal ilişkilerin dinamiğini de bozabiliyor.
Kişi dışlanacağım, yargılanacağım diye düşündüğünde zamanla sosyal hayatı daralıyor, izolasyon başlıyor.
Ve bu korku nereden geliyor diye soracak olursanız çoğunlukla da erken yaşantılardan geliyor arkadaşlar.
Birincisi çocuklukta duygusal ihmal ki bununla alakalı bir bölümüm var.
Dinlemediyseniz mutlaka bakın.
Bir diğeri... eleştirel ebeveynler tarafından büyütülmek ya da akran zorbalığına maruz kalmak yani çocukluğunuzda sürekli yetersesin ya da değersesin mesajına maruz kaldıysanız ya da belli bir süre içinde
diyelim büyüdüğünüzde ufak bir eleştiriye ya da insanların kendi halinde olmasını daha kişisel alıp reddedilme kanıtı gibi görebiliyormuş insan.
O yüzden değil mi zaten bir flört devam etmediğinde, girdiğimiz bir iş mülakatından red aldığımızda ya da istediğimiz bir şeye hayır dendiğinde aile içinde içimizde böyle bir şeyler kırılıyor, kendimizi sorguluyoruz.
Halbuki konu çoğunlukla bizimle alakalı değil.
Karşımızdaki insanın ne düşündüğü, ne tecrübesi olduğu ön yargıları tamamen bizden bağımsız.
Ama biz ister istemez derinlerde bir yerde bunu kişisel alıp sorunu kendimizde arayabiliyoruz ki bunu herkes yapıyor.
Sadece ben değil, siz değil.
O yüzden de bu konunun üzerine gitmediğiniz zaman birincisi özgüveni zedeliyor.
İnsanın özgüveni düşüyor.
Hatta bazen daha ortada bir reddedilme bile yokken kafamızda senaryolar dönmeye başlıyor değil mi?
Hoş geldin, anksiyet ediyoruz bu duruma.
Bir de Michigan Üniversitesi'nde bir araştırma yapılmış.
Beynimiz reddedilmeyi fiziksel bir acı gibi algılıyormuş.
Yani beynimizdeki aynı bölgeler tetikleniyormuş aslında.
Biri bize hayır dediğinde yaşadığımız acı aslında gerçek bir yaralanmayla çok benzer şekilde işleniyormuş beynimizde.
Ve işin ilginç tarafı da şu.
Herkesin beynine aynı tepkiyi vermiyor ama.
Bazı insanların beyni reddedildiğinde daha fazla doğal ağrı kesici dediğimiz opioid salgılıyor.
Bu da onların bu acıyı daha kolay atlatmasını sağlıyor.
Bunu çok ilginç buldum ben.
Ve bu süreçte beynin iki bölgesi devreye giriyor.
Birincisi amigdala, tabii ki de bu tehdidi algıladığımız bölge.
Bu duygunun ne kadar yoğun olduğunu belirliyor.
İkincisi de singulat korteks dediğimiz ruh halimizin olaydan nasıl etkileneceğini ayarlayan kısım.
Sonuç olarak beyinde daha çok doğal ağrı kesici salgılanan kişiler reddedilmenin acısını daha az hissediyormuş.
Aynı şekilde kabul gördüklerinde de daha güçlü bir mutluluk ve haz yaşıyorlarmış.
Bana çok ilginç geldi bu detay.
Bazı araştırmalarda reddedilme korkusunun davranışlarda iki farklı uçta yer aldığını söylüyor.
Ne demek istiyorum? Bir grup insan onay bağımlısı oluyor ve sürekli herkesi memnun etmeye çalışıyor.
Başka bir grup ise tamamen geri çekiliyor ve sosyal ortamlardan kaçınıyor.
Ek olarak ne oluyor? Bir de algımız bozuluyormuş.
Reddedilme korkusu bazı şeyleri çok kişiselleştirdiğimiz için insanların davranışlarını ya da söylediklerini yanlış anlamamıza, kişisel almamıza sebep olabiliyor.
Örneklendireyim bunu. Diyelim ki bir arkadaş ortamındasınız, yeni biriyle tanıştınız.
O kişi de o gün bir şeyler olmuş yani böyle dalgın.
ya da kendince kendi halinde duruyor, kısa kısa kelimelerle cevap veriyor.
Siz şöyle düşünebilirsiniz. Ya benden hoşlanmadı herhalde, ben saçma sapan mı konuşuyorum acaba gibi yorumlama eğiliminde olabilirsiniz.
Ama belki o insan hasta, belki bir derdi var, belki karnı aç.
İnsan ister istemez bir şeyleri kişiselleştiriyor bu reddedilme korkusundan dolayı.
Peki özgüvenimizin zedelenmesi dışında uzun vadede bizim üzerimizde fiziksel ve mental olarak nasıl etki ediyor bu reddedilme korkusu?
Şimdi kendimizi yavaş yavaş böyle izole etmeye başlıyoruz ya reddedilmekten korktuğumuz için, iş hayatında, sosyal hayatta, ilişkilerde ya da böyle çok fazla bir gerginlik yaşamak istemediğimiz için.
İşte bu noktada araştırmalar diyor ki yalnızlık ve izolasyonu arttırırsa eğer reddedilme korkusu depresyon, ansiyete ve stresi de arttırır.
Yani bu iş sadece reddedilmekten korkmak değil arkadaşlar zincirleme etkileri de var.
Depresif duygular üzerinde kaygı bozuklukları, öğrenilmiş çaresizliğe kadar gidiyormuş bu.
Hazır buraya gelmişken sosyal anksiyete ile ilişkisine de bakalım.
Direkt bir ilişkisi olmasa da yakın bağlantısı olabileceğini söylüyor uzmanlar.
Reddedilme korkusu olan herkesin sosyal anksiyetesi olacak diye bir şey yok tabii ki.
Ama sosyal anksiyetesi olan kişiler için reddedilme korkusu daha belirginmiş.
Bu farklı farklı ortamlarda da kendini gösterebilir.
Bazılarında sadece romantik ilişkilerde yoğun olur.
Bazılarında otoriteye konuşurken ortaya çıkar.
Yani herkes de farklı bağlamlarda tetiklenen bir gerginlik bu reddedilme korkusu.
Beyin tarafında da araştırmalar var.
Sosyal anksiyetesi olanlarda amigdala yani tehdit algısıyla ilgili bölge aşırı aktifmiş arkadaşlar.
Yani beyin olası bir hayırı ya da olası bir reddedilmeyi yangın alarmı gibi görüyor.
Düşünsenize bu kadar stres bize sadece mental değil fiziksel de ne kadar zarar sağlar.
Peki eminim ne yapacağız?
Madem öyle biz bu reddedilme korkusunu nasıl yönetiriz diyorsanız haydi gelin biraz daha onlara bakalım.
Birincisi düşünce kalıplarını fark etmek.
Çünkü bilinç dışında reddedilirsem yetersizim ya da değersizim inancı olma ihtimal çok yüksek.
O yüzden de bu düşünce kalıbını yakalayıp sorgulamak ilk adımımız olacak.
Çünkü farklı insanlar aynı olaylara farklı tepkiler veriyor arkadaşlar.
Konu sizden tamamen bağımsız ve aldığınız red sizin değerinizin bir ölçütü değil kesinlikle.
Özellikle iş konusunda reddedilirsek...
Altyazı M.K.
Dinlemekten çekindiğinize dair Instagram'da bana yazdığınız için söylüyorum.
Bu konuda da tek siz değilsiniz, yalnız değilsiniz.
Çünkü Jia Ji Yang insanlarla konuşurken bu 100 günlük deneyiminde o da aynı şeyi fark etmiş.
Ve şöyle bir deneyim elde etmek istemiş.
Belli yerlere gidip diyor ki ben bir günlüğüne sizin elemanınız olmak istiyorum.
Bir günlüğüne sizin çalışanınız olmak istiyorum.
Ve tabii ki insanlar...
Ne alaka diyen çok var.
Bir tanesi hatta böyle saatlerce nasihat etmiş.
Neden böyle bir şey yapmaması gerektiği, nasıl CV oluşturması gerektiğiyle alakalı falan.
Ondan sonra bir ofise giriyor.
Bir ofis menajeri var. Kadına diyor ki ben sizden bir günlük iş istiyorum.
Ve şöyle anlatıyor. Kadının o kadar güzel bir gülümsemesi var ki yani herkesi çok rahat hissettirir.
Ve kadın hayır demeden önce şunu soruyor.
Neden böyle bir şey istiyorsun?
Tabii ki böyle bir deney yaptığını söylemiyor.
Kendince nedenler sunuyor.
Kadın diyor ki ben bir yöneticimle konuşayım.
Bakalım ne yapabiliriz yasal olarak.
Sana bir dönelim ve işi alıyor biliyor musunuz?
Bir günlüğüne yönetici asistanı olarak çalışıyor.
Ve kadını ikna derken de diyor ki ben şöyle çalışırım, böyle çalışırım.
Şöyle yaparım, böyle yaparım falan.
Sonra da bu işi aldığınla alakalı şöyle bir detay veriyor.
Bu ona işi veren kadın ailesinin yetiştirmesi gereği insanların isteklerinin, düşüncelerinin arkasındaki motivasyonu anlamaya odaklı bir insan.
O yüzden de bir şey geldiği zaman reddetmeden önce hep neden diye soruyor.
Bir de gençliğinde bir modellik ajansına çalışıyor.
O yüzden de böyle gülümsemesi, insanlara kendini iyi hissettiren cinsten sıcak bir gülümseme vermeyi öğretmişler.
Nasıl oluyorsa o ben de bilmiyorum.
Ama şunu demeye çalışıyor.
Yani iş konusunda doğru yerde, doğru zamanda olmak da çok önemli.
Doğru insana denk gelmiş olmak da çok önemli.
O yüzden de özellikle de iş başvurularındaki redleri çok kişisel almayın.
Hele bir de şu an piyasanın...
Şimdiki halini ekonominin halini düşünürsek bu kadar fazla rekabetin olduğu bir piyasada bu kadar az işin olduğunu tüm şirketlerin işe alımları durdurduğunu dondurduğunu işten çıkarımlar yaptığını düşünürsek
eğer bu aralar işten red alıyorsanız arkadaşlar lütfen lütfen rica ediyorum moralinizi bozmayın.
Ben bu tarz konularda bu tarz redlerde yeniden çerçeveleme yöntemini çok güçlü buluyorum.
Ne demek istiyorum? Az önce bahsettiğim gibi siz eğer bir mülakatı kaybettiyseniz evet sizin gelişim alanınız olabilir.
Tabii ki gerçekçi olun. Geri bildirim isteyin bakalım ne diyecekler.
Ama bir yandan da siz elinizden gelenin en iyisini yapmış ve size bağlı olmayan sebeplerden dolayı bu durumda olmuş da olabilirsiniz.
Yani her şeyi tekrar farklı taraftan düşünerek, olasılıkları hesaplayarak, işin matematiğini düşündüğünüz zaman aslında sandığınız kadar da bir felaket senaryosu yok.
Aslında sandığınız kadar da kötü değil, o kadar da kişisel almaya gerek olmayabiliyor.
Bu bir. İkinciye gelelim.
Bu da içsel eleştirmeni fark etmek.
Ne demek istiyorum? Reddedildiğimiz zaman ne oluyor?
İçimizdeki o sert eleştirmen hemen ortaya çıkıyor değil mi?
Ne gerek vardı da, niye öyle yaptın da, şöyle deseydin belki fark da olurdu, hiç akıllanmayacaksın, şöyle de böyle de derken.
Bence hepiniz gayet iyi tanıyorsunuz o sesi, hepimizin içinde var.
O ses aslında bizi korumaya çalışıyor, tabii ki biliyorum ama çoğu zamanda bir fren görevi geliyor.
O yüzden o yıkıcı eleştiren tarafı fark ettiğiniz anda ona hop orada bir dur bakalım ya.
Bunu tekrardan düşünecek olsam, bunu daha objektif bir yerden, daha yapıcı eleştirel bir yerden ele alacak olsam o zaman ne olurdu?
O zaman üzerimdeki etkisi nasıl değişirdi diye de bakabiliriz.
Üçüncüsü de sinir sistemini regüle edebilmek.
Ne demek istiyorum bununla?
Reddedilme haliyle az önce bahsettiğimiz gibi stres getiriyor değil mi?
Stres ve panik getiriyor. O yüzden de bu stresi nasıl yöneteceğimizi öğrenmek.
Elimizin altında hızla gidebileceğimiz araçlarımızın olması çok önemli.
Ne bu araçlar? Düzenli yapabileceğiniz nefes egzersizleri, hemen hemen her yerde uygulayabileceğiniz nefes egzersizleri, anda kalma egzersizleri, topraklanma egzersizleri.
Bunlar zihni gelecekteki felaket senaryosundan şimdiye döndürdüğü için o stresi ve anksiyeteyi azaltmaya yardımcı oluyor.
Her yerde, her zaman zihninizin içinde uygulayabileceğiniz egzersizler.
Benim en sevdiğim böyle hızlı bir şekilde sonuç verenlerden bir tanesi de böyle derin bir nefes alıp o an gördüğün beş şeye, fiziksel olarak hissettiğin dört şeye, sıcaklık, soğukluk, kıyafetlerin tendeki etkisi
gibi düşünün bunu, duyduğun üç şeye iki farklı koku ve bir tata odaklanmak.
Hemen ana getiriyor.
Nefes egzersizi dışında tabii.
Bunların düzenini yaptığınız zaman otomatik hale geliyor ve daha hızlı bir şekilde sakinleşebiliyorsunuz paniklediğiniz zaman.
Bunlar da yine stres anında reddedildiğinizdeki o duyguların yoğunluğunu yönetmek için size yardımcı olan şeyler.
Bir diğeri de küçük riskler almak.
Minik hayırlara maruz kalmak gibi böyle ufak egzersizler reddedilme bağışıklığınızı yükseltebiliyor.
Bu Jia Jiang'ın yaptığı gibi.
Bunu kas gibi düşünün zaten.
Ne kadar üzerine çalışırsanız o kadar güçleniyor değil mi?
Bu bahsettiğim Jia Jiang bu arada Rejection Proof diye bir kitap yazmış.
Bu deneyimlerinden bahsettiği ve neler öğrendiği, neler araştırdığı ile alakalı.
Ben kitabı dinledim. Bayağı hoşuma gitti ilgiyle de dinledim.
Ona da bakabilirsiniz. Instagram'da paylaşırım kitabının isimini.
Ve sabitlerim kitaplar kısmına da.
Bu kitabı dinlerken ben de şöyle bir şey fark ettim.
Benim bu tarz durumlarda mantığım hep şu arkadaşlar.
İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü.
Azıcık çingenelik olarak da görebilirsiniz bunu.
Ama bir şeyi istemezsen...
Olmaz ağlamayana meme yok gibi bir mantıkla da bakabilirsiniz.
Geçenlerde şöyle bir şey oldu.
Dışarıda yemek yedik arkadaşımla.
Garson elinde iki tane margaritayla geldi.
Size miydi dedi. Yok bizim değil dedik.
Sonra ben garsona baktım böyle bir gülümsedim.
Dedim ki ama alıcısı çıkmazsa bize geri getirebilirsin sorun değil.
Adam da güldü. Bakalım dedi.
İki dakika geçti.
Elinde içkilerle geri geldi.
Sipariş verenleri bulamadım.
Sizin kısmetinizmiş benden olsun dedi.
Arkadaşım da diyor ki başka bir şey isteseydin olacakmış.
Yo dedim hiç onunla alakası yok şansımı denedim.
Ben öyle demeseydim bara götürüp dökecekti içkileri belki de.
Bir de... Onun dışında bir şey isterken neden istediğinizi açıklamak reddedilme riskini azaltıyormuş arkadaşlar.
Araştırma bu yönde aynı şekilde pozitif bir tutumda olmak, gülümsemek karşımızdakini rahatlattığı için yine reddedilme riskini azaltıyormuş.
Bunu da hatta FBI taktikleriyle iletişim sanatı bölümünde işlemiştim oraya da bakabilirsiniz.
En son söyleyeceğim şey de şöyle profesyonel destek almak.
Eğer reddedilme korkusu işlevserliğinizi ciddi anlamda etkiliyorsa.
Bilişsel davranış ya da kabul odaklı gibi terapiler çok etkili olabilir.
Bu terapiler eşliğinde şu oluyor aslında.
Korkunuz hala var ama sizi engellemek yerine onunla beraber hareket edip ilerlemenizi sağlıyor.
Bir de konuyu böyle farklı ya da daha objektif bir yerden değerlendirmenize de yardımcı oluyor.
Bir de ben reddedilme karşısında dayanıklı olmak için şunu hep hatırlatmamız gerektiğini düşünüyorum kendinize.
Reddedilmek evrensel bir deneyim.
Dünya üzerinde herhangi bir konuda reddedilmeyen tek bir insan bulamazsınız.
Hatta canlı bulamazsınız bence.
Belgesellerde de oluyor ya mesela dişi tavus kuşları, dişi aslanlar, erkeklere pas vermiyor falan.
Ne yapsın koskoca ormanların kralı aslan beni reddetti diye oturup ağlasın mı?
Oturup strese depresyona mı girsin?
Yapmıyor da zaten. Böyle düşünün arkadaşlar.
Çünkü reddedilmek kimsenin değerinin bir ölçüsü değil.
Kesinlikle değil. İnsanların kafasının içinde ne var bilmiyoruz ki.
Siz de bir şeyleri ya da insanları reddederken kendi düşünce kalıplarınıza, önyargılarınıza, tecrübelerinize size uygun olup olmadığına göre reddetmiyor musunuz?
Ediyorsunuz ve aynı şey. Bir de reddedilme ağır bir duygu olduğu için bastırma eğiliminde olabiliyoruz ama bastırmak yerine duyguları yaşamak bu konuda güzel bir adım olabilir.
Üzüntüyü de hayal kırıklığında, kızgınlığında duygu repertuarını genişletmek gibi düşünün reddedilmeyle başa çıkmayı da.
Duyguları tanımak, anlamak ve düzenlemekle ilgili 3 bölümlük bir seri de var bu kanalda istiyorsanız ona da bakabilirsiniz.
Öte yandan araştırmalar bir de gösteriyor ki Öz şefkati yüksek kişiler reddedildikten sonra daha hızlı toparlanıyormuş.
Kendiyle arkadaş olma bölümünde ve yanlış hatırlamıyorsam Merve Karakuş'la çektiğimiz öz şefkat bölümünde de bunlara değinmiştik.
İsterseniz onlara da bakabilirsiniz.
Diğer bir yardımcı olan şey de olumsuz deneyimlerle ilgili ben bundan ne öğrendim diye sormak.
Okey bu olmadı. Dünyanın sonu değil.
Tabii ki değil. Ben dersimi aldım, öğreneceğimi öğrendim.
Belki de daha dikkatli olacağım deyip devam edebilirsiniz.
Sonuçta her tecrübe bize bir şeyler öğretiyor.
Tabii ki de bazı tecrübeler saçma sapan olabilir.
İlla her şeyden de bir şey öğrenecek değiliz.
Ama sonuçta kendimizle alakalı bir şey de öğrenebiliyoruz.
Neye nasıl tepki verdiğimizi gözlemlemek de aslında özellikle reddedilme anında bize çok güzel bir kapı açabilir.
Kendimizi anlamamız anlamında.
Benim ama en çok sevdiğim yöntemlerden bir tanesi de şu.
Sizi tokatlayacak arkadaşlarınızın olması.
Bu kadar basit. Güvendiğiniz, sevdiğiniz, böyle size ayna tutacak insanlarla deneyimlerinizi paylaşmak, ağlamak, zırlamak, tepinmek de bence çok işe yarıyor.
Hatta ekstra işe yarıyor.
Çünkü biz kafamızın içinde olayları büyütme eğilimindeyiz.
Ama anlattığımız zaman, karşımızdaki insan bizi duyduğu, gördüğü zaman...
kendi perspektifini sunduğu zaman çok güzel yatıştırıcı etkisi olabiliyor ve reddedilmenin bizim sandığımız kadar da kötü olmadığını anlayabiliyoruz.
Ben özellikle bu noktada beni bıkmadan, usanmadan, yılmadan, çıldırmadan dinleyen arkadaşlarıma, farklı perspektif sunan, beni sakinleştiren arkadaşlarıma çok teşekkür etmek istiyorum.
Siz de arkadaşlarınızla reddedilme üzerine konuşuyorsanız gerek ilişkilerde gerek iş konularında ve herhangi bir arkadaşınızın desteğe ihtiyacı olduğunda ya da bana böyle destek saldığın için teşekkür ederim
demek istiyorsanız bu bölümü paylaşabilirsiniz.
Evet arkadaşlar şimdi yavaştan toparlayacak olursak size şöyle bir sorum var.
Bu bölümü kapattıktan sonra reddedilme korkunuzla alakalı bir adım atacak olsanız o adım ne olurdu?
Yani hangi uygulamayı yapıp bu korkunuzu, bu telaşinizi biraz daha azaltacaksınız ve bir tık daha kendinize iyi davranacaksınız?
Bunu düşünmenizi rica edeceğim ve şunu tekrar hatırlatacağım.
Reddedilmek hiçbir zaman ama hiçbir zaman sizin değerinizi belirleyen bir şey değil.
Reddedilme sadece bir cevap ve bazen hayır dendiğinde red geldiğinde hayat sizi başka bir evete yönlendiriyor olabilir.
Size istediğinizden çok daha iyisini çok daha güzelini de getiriyor olabilir.
O yüzden de bölümü kapatırken size güzel kapılar açan reddedilmeler diliyorum.
Sizi seviyorum. Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki hafta görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
