
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Öğrenme dünyası ne güzel değil mi? Hayat boyu öğrenme kavramı ne kadar romantik geliyor kulağa... Peki o kadar okuyacak kitap, izleyecek şey varken nasıl olacak o iş? Bence ömrümüz de yetmez zaten. Bu bölümde öğrenme psikolojisi ile nörobilimi de yanıma alarak farklı öğrenme stillerinden, etkili öğrenme yöntemlerinden, farklı tekniklerlden bahsettim.
Bölümde öğrenme psikolojisine dair çok fazla kaynak ve uygulamadan bahsettim, hepsini Çarşamba günü newsletter'da paylaşacağım, henüz üye olmadıysanız aşağıdaki linkten üye olabilirsiniz.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu kanalda psikoloji, felsefe, bilim ve farkındalık çerçevesinde...
Hayatı daha yaşanılabilir kılmak için hayata dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Ek olarak her çarşamba günü podcast'ta bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri ve kendimizi daha iyi tanımak adına birkaç soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim demeyi kutuma düşsün bunlar derseniz...
emineistimen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Eğer benimle birebir çalışmak isterseniz de yine aynı adresten koşul başlığına tıklayıp bilgi ve ücretsiz öngörüşme randevusu alabilir ya da bana LinkedIn profilimden ulaşabilirsiniz.
Evet, gelelim bu haftanın konusuna.
Bölümün isminden de anlayacağınız üzere öğrenmeyi öğrenmek üzerine konuşmak istiyorum.
Yani ne demek istiyorum? Biraz daha bu öğrenme süreçlerimizden nasıl daha efektif olur?
Nasıl daha iyi ve düzgün şekilde öğreniriz?
Bundan bahsetmek istiyorum. Buraya da nereden geldim?
Hani bu hayat boyu öğrenme kavramı var ya lifelong learning diyoruz.
Teoride çok güzel bir kavram.
Düşünsenize hayatımız boyunca öğrenciyiz.
Muhteşem ama pratikte dağılmaya çok müsait.
Neden? Çünkü hani bu spiritual tarafı bir kenara bırakıyorum ama öğrenecek çok şey var.
Okuyacak çok kitap var.
İzleyecek çok belgesel var.
Yani tüketilecek çok bilgi var arkadaşlar ve kısıtlı zamanımız var.
Ve bu zamanın kısıtlı fakat kaynakların sonsuz olması sizi bilmiyorum ama bende bazen inanılmaz bir anksiyete yaratıyor.
Seçim yapmamı da zorlaştırıyor.
Sonrasında böyle paralize oluyorum ki karar yorgunluğu bölümünde değinmiştim detaylıca buna da.
Bir de şu var mesela.
Bazen kitap okuyorum, çok beğeniyorum.
Daha çok eskiden oluyordu ama mesela biri bana diyor ki neden beğendin?
Neyini beğendin? Detay ver.
Ben böyle sanki o kitabı okuyan ben değilmişim.
Sanki hiç o kapağını açmamışım gibi donup kalıyorum.
Aklımdan uçup gidiyor her şey.
O zaman kendime sinir oluyorum.
Ben bu kitaptan bir sürü şey öğrendim ama bunu söyleyemiyorum.
Nereye gitti bunlar? Uçtu mu?
Ne oldu? En azından ya da bir hobi edinmek istediğiniz zaman dans etmek olsun, enstrüman çalmak, resim, çanak çömlek yapmak gibi.
Böyle deniyoruz, ondan sonra bırakıyoruz, sonra bir vazgeçiyoruz istediğimiz yerde olmadığımız için falan ya o öğrenme süreci paralize oluyor.
Oralarda da böyle bize faydalı olacağını düşünüyorum bu konunun.
Sadece bu olanlarda değil bu arada.
Diyelim ki iş değiştirmek istiyorsunuz ya da bir ek iş oluşturmak istiyorsunuz tırnak içerisinde site hustle yapmak istiyorsunuz ve zamanınızı verimli kullanmak istiyorsunuz değil mi?
Çünkü bir ek iş ne demek?
Aynı zamanda yaptığınız işin...
pazarlaması demek ya da bunun sosyal medyası, reklamı, muhasebesi, satışı ya da şu an aklıma gelmeyen birçok şeyi kurgulamak demek ve bunların hepsini tek başınıza yapıyorsanız eğer en başta ve sıfırdan
bir şey kuruyorsanız bunların hepsine hakim olmanız gerekir ve bunu ne kadar kısa sürede daha efektif bir şekilde yaparsanız O kadar da hızlı meyvesini toplarsınız.
O yüzden de hayatın her alanına dokunduğunu düşündüğüm bir konu bu öğrenmeyi öğrenmek.
Yani iş kurmak olsun, dediğim gibi dili öğrenmek, yeni bir yetenek, hobi her şeye değiniyor.
Şimdi bugün biraz daha aslında şöyle planlıyorum ben.
Nasıl efektif bir şekilde hap bilgiye girmeden ama zamanımı ve enerjimi akıllıca kullanarak bir şey öğrenirim.
Biraz daha bunların detaylarına değineceğim.
Sınavlara hazırlananlarınız varsa eminim onlar da çok büyük fayda görecektir bu bölümden.
Ve bölümde 3 tane kitap referans alıyorum.
Bu Benedict Carey'nin How We Learn ve Barbara Oakley'nin Learning How To Learn kitabı.
Bu ikisinin Türkçe çevirisini bulamadım ama yine Barbara Oakley'nin...
Learn Like a Pro diye bir kitabı var.
Yanlış hatırlamıyorsam onu da etkili öğrenme yöntemleri olarak çevirmişler.
Bu üç kitaptan altını çizdiklerim, faydalı bulduklarım ve tabii ki kendi tecrübelerimi de harmanlayarak birkaç bir şey paylaşmayı planlıyorum.
Bu kitapları neden seçtim?
Çünkü bilişsel psikoloji ve nörobilimden yararlanarak beynimizin öğrenme sürecini daha derinlemesini anlamamıza ve öğrenme sürecini optimize etmek için stratejiler.
sunduğu için seçtim.
Ama her şey gibi bu da çok kişisel bir konu.
Yani herkesin kendine ait bir öğrenme stili var.
Herkesin farklı bir öğrenme prosesi var.
O yüzden yöntemleri dinlerken kendinize yakın olanı geçmişte benzer bir uygulama yaptıysanız nasıl verim aldığınızı ya da almadığınızı düşünüp böyle biraz da öyle bir mental not
yapmakta fayda var diye düşünüyorum.
Yani hangisi size mantıklı geliyorsa, uygulanabilir geliyorsa onları alın kendinize.
Bahsettiğim tüm yöntemler bilimsel deneylere dayanıyor.
O yüzden detay referans vermeyeceğim bu bölümde.
Kitaplardan bulabilirsiniz zaten araştırmaların detaylarında.
Kitapları da çarşamba günkü E-Bülten'e ekliyor olacağım.
Merak etmeyin bu bölümde baya bir uygulama önerisi de vereceğim.
Hepsi E-Bülten'de olacak. Evet yeteri kadar girişi uzun tuttum.
Daha fazla nasıl uzun tutardım ben de bilmiyorum.
Yeteri kadar lak lak yaptığımıza göre haydi başlayalım.
Öncelikle... Bir şeyi öğrenirken, öğrenmek için masaya otururken ya da elinize o cihazı alırken ya da bir şey yaparken ilk yapacağımız şey onu...
Neden öğrendiğimizin yani onu öğrenmenin bizim için neden önemli olduğunu farkında olmak.
Çünkü bir şeyin nedenini bilirsek nasıl daha kolay yapabiliriz?
Bu bilgiye sahip olmanın çevrenizdekilere, kendiniz dışında çevrenizdekilere ve bütün katkısı ne olacak?
Bunu görmek, bu büyük resmi görmek de motivasyonumuzu korumak adına çok çok önemli.
Ki bu motivasyonu da tabii ki o an için koruyabilirsiniz ama uzun dönemde uzun soluklu bir şey öğreniyorsanız bunu sürdürülebilir olması da çok önemli olduğu için.
Her ne öğreniyorsanız öğrenin.
Kendinize böyle minik minik hedefler, parçaları bölüp minik hedefler koymak ve o hedeflere ulaştığınızda kendinize böyle minik bir gurur duymak, belki yanağınızdan bir makas almak olur, belki böyle sırtınızı bir pat pat yapmak
olur ama bunlar önemli şeyler.
Bunları hep aklımızda tutalım isterim tekniklere geçmeden önce.
Yavaş yavaş artık... Ana konuya geçebiliriz.
Emine Sadere geldiğe çıldırdığınızı duyar gibiyim.
Şimdi ilk olarak şeyden bahsetmek istiyorum.
Bu açıklayıcı ve yöntemsel öğrenme.
Bu iki farklı öğrenme çeşidi.
Ne demek istiyorum? Açıklayıcı öğrenme dediğimiz şey biraz daha böyle.
Bir şeyleri okuyarak, ezberleyerek öğrenmek ama yöntemsel öğrenme şekli de içselleştirmek, biraz daha sezgilerle hareket etmek.
Bunlar önemli çünkü bu ikisini harmanlayarak biz uzun dönemli bir öğrenme şekli oluşturabiliyoruz.
Yani zihnimizde uzun dönemli bir şeyleri böyle tutuyoruz.
Açıklayıcı öğrenme zaten çok basit.
Kitaptan okudun, ezberledin ama yöntemsel öğrenmede bu bilip uyguladınız ama birisi o bilgiyi sorduğunda...
Nasılını nedenini açıklayamadığınız şeyler olabilir.
Ve çok güçlü bir öğrenme şekli.
Mesela dil öğrenmeniz.
Yani ana dilinizi konuşuyorsunuz.
Hepimiz Türkçe konuşuyoruz değil mi?
Ve bunu belli bir şeye göre öğrenmedik.
Bu sezgisel öğrenme. Kimse kalkıp da bize küçücük halimize bu böyle söylenir, şu şöyle söylenir demedi.
Buradan pay biçebilirsiniz.
Ya da ben sizlerden birine desem ki ya ben ayakkabı bağlamayı bilmiyorum.
Bana öğretebilir misiniz? Cevabınız ne olur?
Şöyle olur değil mi? Bak şimdi dersiniz ve bağlayarak gösterirken anlatırsınız.
Yani kimse beni karşısına alıp kağıt kalemle beraber önce soldaki bağcığı alıyorsun, onu sağın altından geçiriyorsun, sonra düğüm atıyorsun falan diye anlatmaz.
İşte bahsettiğim öğrenme şekli budur.
Yöntemsel öğrenme olarak bahsettiğim.
Ve bunu özellikle dil öğrenmeye...
ikinci, üçüncü dili öğrenmekten tutun da bir enstrüman çalmaya, bir spora kadar ya da herhangi bir şey öğrenmeye her yere uygulayabilirsiniz.
Uzmanlar dediğim gibi bu iki öğrenme şeklinin beraber el ele gittiği durumlarda zaten en sağlıklı öğrenme şekli olduğunu söylüyor.
Peki bu açıklayıcı öğrenme kısmı bizim baz bilgimiz olduğu için bunları nasıl en efektif şekilde öğreniriz emin ederseniz de o da şöyle.
Birincisi aralıklı tekrar yöntemi.
En kısa haliyle bilgiyi artan zaman aralıklarıyla tekrar gözden geçirme işlemi adından da belli zaten.
Şimdi bu yaklaşım biraz daha belliği güçlendirmeye ve bilgiyi uzun süreli saklamaya yardımcı oluyor.
O yüzden sürekli kullanılacak bilgilerde mesela dil öğrenirken kelime ezberleme gibi durumlarda uygulamak bana daha mantıklı geliyor.
Ama her durumda da uygulanabilir tabii ki.
Buradaki soru şu olur muhtemelen.
Benim bu bilgiye ne kadar ihtiyacım var?
Yani hayat boyu mu ihtiyacım var?
O zaman haftada bir tekrar edeyim ya da iki hafta sonra.
sonra sınavım mı var, bir şeyim mi var?
O zaman her gün beşer dakika tekrar edeyim gibi.
Şimdi bu yöntemin en çok işe yarayan yöntemlerden biri olmasının sebebi de şu.
Biz yeni bir şey öğrendiğimiz zaman beynimizdeki nöronlar birbirleriyle sinaps dediğimiz yeni bağlantılar oluşturuyor.
Ve ne kadar çok tekrar edersek o sinapslar o kadar güçleniyor.
Daha böyle kalınlaşıyor gibi düşünebilirsiniz.
Yani uzun dönemli hafızamızda yer etmiş oluyor.
Ve tabii ki sürpriz olmayacak bir bilgi bu bağlantılar uyku esnasında daha da güçleniyor.
Uyumadan önce bir şeylere çalışma ya da tekrar etme muhabbeti de zaten buradan geliyor.
Sebebi de şu biz uyku halindeyken beyin hücreleri küçülüyor ve gün içinde oluşan metabolit denen toksikleri temizlemek için bir sıvı salgılıyor ve küçülen hücreler arasından geçiyor bu sıvı yıkıyor
böyle yıkıyormuş gibi düşünün temizliyor zihnimizdeki toksikleri.
O yüzden de daha böyle Taze bir zihinle öğrenme güçleniyormuş.
Hatta öğle arası uykuları da bu yüzden bazı kişilerde çok işe yarayabiliyormuş.
Uyku konusunda zorluk çeken kişiler için sirkadyen ritminize göre sağlıklı bir uyku rutini oluşturmak üzerine uyku kronocipleri diye bir bölüm çekmiştim.
Onu dinleyebilirsiniz. Ve her iki yazarda, üç kitapta da uyku...
Beslenme, egzersiz ve zihinsel rahatlamanın üstünde çok duruyorlar.
Bunlar hep kanalda bahsettiğim konular.
O yüzden kanalda biraz daha böyle gerilere gidip sezgisel yeme, uyku kronotipleri, düzenli spor, stres azaltma serisi bunlara bakabilirsiniz.
Hatta beslenme uzmanı Ceren Yavuz'la da yaptığımız güzel bir sohbet vardı.
Onu da dinleyebilirsiniz ikinci sezondan.
Bu arada spor dedim az önce.
Bu düzenli spor yapmak da etkili öğrenmeye ve hafızanın güçlenmesine yardımcı oluyor.
Çünkü egzersiz...
Yaptığımız zaman beyin bir kimyasal salgılıyor.
Bu da nöronların sinapslar oluşturması için birbirine bağlandığı o kolları güçlendiren bir proteinmiş.
Özellikle bilimsel terim kullanmıyorum, kullanmamaya çalışıyorum.
Çünkü bir şeyleri basite indirgeyip kendi anlayacağımız şekilde anlatmak da...
Kendi anlayacağımız şekilde özetlemek de yine bir öğrenme süreci.
Yani öğrenme sürecine katkı sağlayan bir şeymiş bu arada.
Bunu da burada paylaşmış olayım.
Ama zaten çok karışık.
Anlatsam da muhtemelen bu podcast bittikten sonra hatta bir sonraki cümleye geçtiğini unuturuz.
Ben de unuturum. Evet diğer bir yönteme geçecek olursak o da aktif hatırlama yöntemi.
Bu da en basit haliyle öğrendiğimiz materyali kapatıp bellekten böyle anahtar noktaları veya kavramları hatırlamaya çalışmak.
Bu süreçte beynin materyalle etkileşime girmesini zorladığı için bilginin daha iyi saklanmasını sağlıyormuş.
Burada bir parantez açayım.
Bununla alakalı benim bir örneğim var.
Ben de kitapları okurken fark ettim.
Ben ortaokula giderken, İngilizce çalışırken, benim İngilizcem çok kötüydü bu arada.
Ortaokuldaki öğretmenimin bir yöntemi vardı.
O böyle yazdırırdı bize bütün kelimeleri.
Ondan sonra o kelimeleri ezberletirdi.
Bende bu kaldı.
Hatta şöyle kaldı. Haberleri, blogları, yazılım ediyi hep böyle İngilizce okumaya başladım.
Ve okurken bilmediğim kelimeleri bir kağıda yazıyordum.
Eve gidince de artık işteysem ya da okuldaysam büyük bir ev yapımı A4 defterden sözlüğüm vardı.
Kendim yapıyordum. Onu da böyle temize çekip bir sayfada dört sütun olacak halde yazıyordum karşılıklarıyla beraber, Türkçe anlamlarıyla beraber.
Hepsi farklı bu arada kelimelerinin.
Kelimeleri tekrar tekrar yazmıyordum.
Masada gözümün önünde bir yerde bırakıyordum onu ki ara ara gidip böyle Türkçe anlamını kapatıp hatırlamaya çalışıyordum.
Bu defter zamanla doldu, defterler doldu ama en sondaki İlanda'ya geldiğimde başladığımdı.
Böyle işteyken okuduğum şeyleri yazıp eve gelip temize çekiyordum vs.
Hatta kendime şöyle bir hedef koymuştum.
Ben bu defterdekilerin %95'ini hatırladığımda defteri atacağım diye.
Covid zamanında taşınırken deftere şöyle bir baktım.
Gerçekten de o kadar az kelime çıktı ki bilmediğim.
O zamanlar böyle gözüme çok zor geliyordu.
O kadar zor geliyordu ki o kelimeler.
Ben bunları nasıl ezberleyeceğim diyordum ama sonra bir baktım bir şekilde yerleşmiş zihnime.
Aklıma kazınmış. Böyle minik bir gurur yaşayıp defteri geri dönüşüm kutusuna vup.
Demem o ki bu yöntem dil öğrenme konusunda uzun vadede kullanacağınız bilgilerde de çok işinize yarıyor.
Bunun dışında işe yarayan şeyler de flashkartlar, dijital uygulamalar, hem aralıklı tekrar hem de aktif hatırlamayı öğrenme rutininizi...
daha rahat dahil etmenizi sağlar diye düşünüyorum.
Mesela Anki, Quizlet ya da Kahoot gibi uygulamalar flashcard anlamında ilk aklıma gelenler.
Birçok dil uygulaması da bu flashcard tekniği kullanıyor bu arada.
Mesela ben İspanyolca için Spanish Dictation'da bir uygulama kullanıyorum.
Kelime bilgimi tazelemek ve yayınlarını da öğrenmek için mesela orada sesi ve görsel flashcard tekniği var.
Babel'de iyi bir dil uygulaması benim bildiğim kadarıyla.
Şu Duolingo'yu pek sevmiyorum.
Onu da söylemiş olayım.
Onu da çok fayda göremedim.
Çok tekrarlıyormuş gibi geliyor bana.
Hazır önerilere gelmişken dil konusunda bir de Coffee Break Spanish isimli bir podcast var.
Bu serinin birçok dili var bu arada.
İtalyanca, Fransızca, Danca, Almanca.
Bakarsınız siz de Coffee Break yazınca hepsi çıkıyor.
Bir yazı üzerinden, bir pasaj üzerinden ilerleyip sonra parçaları bölerek grameri, kalıpları ve kelime...
...inceliyorlar. Çok güzel bir podcast.
Tavsiye ederim dil öğrenenler için.
Evet şimdi diğer bir modele geçelim.
Yani diğer bir tekniğe geçelim.
Çoklu duygusal modaliteler diye geçiyor bu da.
Şöyle ki bu her iki yazarda öğrenme sürecinde birden çok duygusal modalitenin kullanımından bahsediyor.
Ne demek istiyorum? Sadece okuma ya da dinlemenin değil de aynı zamanda bu az önce flashcard dedik ya işte onun gibi görsel, diagram ya da Deneyleri de içeren şey.
Yani ne kadar çok duygusal yol kullanırsanız deliliğimiz o kadar daha hızlı çalışıyor.
O kadar daha hızlı absorbe ediyormuş bilgiyi.
Hatta Havilon kitabında şöyle bir şey vardı.
Örnek veriyordu. Sinestezisi olan birinin hafızasının ne kadar kuvvetli olduğundan bahsediyordu.
Ve sebebi de şu.
Ben renklerin kokusunu alabiliyorum diyor adam.
Çok ilginç. Bu tarz ilişkilendirmelerle de öğrenen ve hatırlayan biriyseniz o da olur.
Burada kendinizin ve öğrenme şeklinizin farkında olmak bence çok önemli.
Çünkü ben yıllar içinde şunu fark ettim.
Görsel hafızamız evet genel olarak görece daha kuvvetli diğer taraflara göre.
Mesela şöyle düşünün.
Film izlerken aktörü ya da filmin ismini hatırlamayabilirsiniz.
Ama o aktörün oynadığı diğer filmleri, o filmlerin sahnelerini, kurguları, üzerindeki kıyafetleri kadar ya da renkleri, çekimlerin nerede olduğunu hatırlayabilirsiniz değil mi?
Yine hangi hafızanızın ne kadar güçlü olduğu ile alakalı.
Çoğunluk böyle diye herkes böyle demiyorum.
Bazıları için de ses daha kuvvetlidir.
Mesela ben hatırlama konusunda görselden faydalanırken öğrenme konusunda hep sesli hafızamdan faydalanıyorum.
Çünkü Bir şeyi duyup sesli tekrar edince o resmen zihnime kazınıyor.
Yine yabancı dilden örnek vereyim.
Biraz sonra daha farklı örneklere de girerim tabii ki ama diyelim ki İspanyolca.
Ben kendi kendime öğrendim İspanyolcayı ve az önce dediğim yazı tekniğinin yanında hep böyle şarkı, radyo, podcast dinleyerek de canlı tutuyorum.
İspanyolca kısmını ve fark ettim ki o tını aklımda yer ediyor.
Ya da yeni bir kelime ezberliyorsam onu şarkı haline getirdim ya da yeni bir kalıp ezberliyorsam şarkı haline getirince o şarkıyı asla unutmuyorum.
Sizin de varsa böyle farklı öğrenme teknikleriniz bölümün altındaki soru cevap kısmına yazın çok merak ettim.
Neler neler çıkar kim bilir.
Evet hazır şimdi dil öğrenmeden, kelime ezberlemeden, hafızadan bahsetmişken bir de zihin sarayı tekniği var.
Ondan da bahsedelim. Duyanlarınız vardır.
Popüler de bir teknik bu. Ben de yine bunu da bir danışanımdan duymuştum.
Sonra araştırdım ve çok hoşuma gitti.
Zaman zaman da kullanıyorum.
Şimdi en basit haliyle şöyle bilgileri düzenlemek ve hatırlamak için görsel ve mekansal zekanızı kullanmanıza yardımcı olan bir yöntem.
Şöyle de bir örnek vereyim buna.
Diyelim ki... Periyodik tablonun ilk üç elementini ezberleyeceksiniz değil mi?
Zihin sarayı tekniğinde bunu şöyle yapıyorsunuz.
Hidrojen, yangın musluğu, helyum, balon, lityum, pil.
Bunları bir materyalle eşleştiriyorsunuz.
Bu seçtiğiniz materyalleri yani görselleri bir mekana yerleştiriyorsunuz.
Diyelim ki bunları bir çocuk parkına yerleştirdim.
Parkın girişinde yangın musluğu var yani hidrojen.
İlerlediğim bir boloncu var, helyum.
Biraz daha ilerledim, sağa döndüm.
Pil, geri dönüşüm kutusu yani lityum gibi anlatabilmişimdir diye düşünüyorum.
Alıştığındaki tekniklerden bir tanesi de Feynman tekniği.
Duyanlarınız vardır mutlaka.
İsmini fizikçi Richard Feynman'dan alıyor.
O da aynı şekilde öğreniyormuş bu arada.
Nasıl öğreniyor?
Bir şeyi öğrenirken o bilgiyi başkasına öğretmek.
Yani başkasına anlatmak.
Böylece hem o materyalin daha derinlemesine...
Anlaşılmasını teşvik ediyorsunuz kendiniz için.
Hem de eksiklerinizi görüyorsunuz anlatırken başkasına.
Yani orada ben bunu anlatamadım ya bir dakika ben bunu biliyordum deyip orada aslında nerede bilgi eksiğiniz olduğunu fark ediyorsunuz gibi.
Aynı şekilde özet çıkarmak.
Okullarda hep ödev verirlerdi bunu hatırlar mısınız?
Ya da böyle kitap okurken anahtar fikri kendi cümlelerinizle yazmak.
Öğrendiğiniz konu üzerine notlar almak.
Yine kendi cümlelerinizle.
Bilginin bellekte daha iyi bir şekilde kalmasına yardımcı oluyor.
Bayanlar için de şöyle bir öneri var.
Hatta yazarlarda bununla alakalı araştırmalardan bahsediyordu.
Başkasının notlarından faydalanmak da yine kendi not tutmuş gibi aynı etkiyi gösterebilirmiş.
Üniversitede olurdu ya böyle notlarını paylaşmaca hatta notları satmaca.
Kitaptan okumaktansa kendiniz dinlerken not tutamıyorsanız bile başkasının notları üzerinden öğrenme...
Zihinde yine aynı yerleri aktive ediyormuş ve aynı görevi görüyormuş.
Aklınızda olsun. Yani siz not tutamıyorsanız da internetteki notlardan, arkadaşınızın notlarından vesaire faydalanabilirsiniz diye düşünüyorum.
Bir de dikkatimi çeken başka bir teknik ki ben çok mantıklı buldum.
Test tekniği. Şöyle ki şimdi biz önce çalışıp sonra test yaparız ya hani o bilgimizi ölçmek için.
Burada yazarlar şunu diyor her ikisi de.
Önce test yapın. Çünkü bir testi önce yapıp sonra çalışınca konuya aşina oluyorsun ve doğru cevap kadar yanlış cevapları da öğreniyorsun.
Şey gibi bu ehliyet sınavını test çözerek geçen bir kitle var ya ben onlardanım mesela.
Bu da böyle bir öğrenme tekniği aslında.
Şöyle. Öbür türlü sadece doğru bilgiye odaklandığın zaman tekrar ederken ya da çalışırken ben nasıl olsa bunu biliyorum rahatlığıyla verdiğimiz dikkat azalıyormuş.
O yüzden de test önümüze gelince şıklar arasında kalma sebeplerimizden biri buymuş.
Mesela quiz mantığı da buradan geliyor.
Öğretmenler hep quiz yapardı ya okullarda.
Mantık şu doğru cevap kadar yanlış cevaba da aşina olmanız lazım ki karşınıza test geldiğinde gözüne far tutulmuş tavşana dönmeyin.
Bana çok mantıklı geldi vallahi.
Bundan sonra her şeyi testle çözeceğim.
Şaka bir yana geçelim bir diğer tekniğe.
Pomodoro tekniği her yerde her kaydırmalı posta yer alan bir teknik.
Belki de çok kulak aşinalığımız olduğu için etkisini bazen küçültediğimiz bir teknik.
Yani biz diyorum ama aslında kendimden bahsediyorum.
Şimdi ben bu tekniğe aynen bu kadar aşinalığım olduğu için aman deyip geçiyordum ama son zamanlarda çok uygulamaya başladım.
Özellikle odaklanma problemi yaşadığımda kitap okurken yapıyorum ve çok faydasını gördüm.
En basit haliyle de çalışma veya öğrenme zamanınızı 25'er dakikalık dilimlere bölüyorsunuz.
Her 25 dakikanın bitiminde de 5 dakika mola alıyorsunuz.
Ondan sonra da geri dönüyorsunuz 25 dakikalık diliminize ve bunu 4 kere tekrarlıyorsunuz.
Dördüncünün sonunda da daha uzun bir mola alıyorsunuz.
Teknik bu. Şimdi bu yöntem beynimizin doğal dikkat süresinin gücünü kullandığı için odaklanmamıza ve öğrenme oturumları sırasında da tükenmeyi önlememize yardımcı oluyor.
Ama buradaki en önemli nokta o 5 dakikalık aralarda telefonunuza bakmamak arkadaşlar.
Biliyorum her seferinde insanın eli telefona gidiyor ama onun yerine gidip bir...
Kahve ya da çay molası vermek, ben ne öğrendim diye zihinden minik bir özet çıkarmak ya da çıkıp camdan dışarı bakmak da faydalıymış.
En kötü duvara bakın yani ama telefona bakmayın.
Çünkü araştırmalar diyor ki beyin telefona baktığında multitasking yani çoklu görev yapıyor.
Bunu algılıyor ve bu yüzden o molanın da çok bir işe yaramadığını söylüyor.
Şaşırmadım çünkü... Görsel ve muhtemelen işsel olarak zaten yorulan beynimize daha çok şey yüklüyoruz telefona bakarak.
Odaklanmak için destek isterseniz belli uygulamalar da var.
Mesela Freedom, Mac kullananlar için Self Control, Windows kullananlar için Focal Filter işinize yarayabilir eğer bilgisayarda yapıyorsanız bu işi.
Hani bir de şey var ya böyle bir problemi çözmeye bir şeyi ezberlemeye odaklanırsınız ama Hiçbir şekilde işe yaramaz.
Ondan sonra alakasız bir anda yolda yürürken ya da duş alırken aklınıza gelir.
Voila diye. İşte bu ikisine de odaklanma ve dağılma modu diyorlar.
Hazır şimdi Pomodoro'ya değinmişken buna da değinmek isterim.
Eğer bir şeyi öğrenirken tamam beynim almıyor dediğinizde orada bırakıp alakasız bir şey yapmak ya da başka bir şeye dikkati vermek yani dağılma moduna geçmekte.
Faydalı diyor uzmanlar.
Yani kendinizi sıkışmış hissettiğinizde zorlamayın hiçbir şekilde kendinizi.
Onu orada bırakın. Bir böyle gidin dolaşın gelin başka bir şey yapın.
Etrafa bakın sonra devam edin.
Hatta bunun için kafelerde farklı ses ve görsellerin olduğu ortamlarda çalışıp kafanızı kaldırdığınızda biraz daha böyle...
sizi o andan uzaklaştıracak bir şeylerin olması da faydalı olabilir diyorlar.
Bu tabii çok kişisel çünkü odaklanma konusunda bazı kişiler arkada hafif bir müzik çalınca ya da ses olunca daha iyi odaklandıklarını söylüyor.
Ki bilimsel olarak da çok işe yaradığına dair kanıtlar var ama bazılarının da mesela ben iyice dikkati dağılabiliyor.
Hep sebebini merak ederdim bunun.
Yani bazı insanlar nasıl müzikle daha iyi odaklanıyor?
Ben niye hani iyice dağılıyorum diye.
Bu bölümü hazırlarken onu da öğrendim.
Hemen size de paylaşayım. Dikkat edilenler için söylüyorum.
Biz bir şeye dikkatimizi vermeye çalışırken arkada müzik çalınca...
Beynimiz o müziğin tınısını takip ediyormuş.
O yüzden de dikkatiniz bölündüğü için yaptığınız işe odaklanamıyormuşsunuz.
Yani odaklanamıyormuşuz.
Bunun sebebi de buymuş.
Bazıları da işte tam tersi arkada ses olunca odaklanıyor ya.
Bunun için de size birkaç tane uygulama söyleyeceğim.
Şimdi her seferinde çıkıp kafeye gidecek halimiz yok emine diye olabilirsiniz ki haklısınız.
Birincisi Cavitivity.
İki Simple Noise.
Üç Noisy. Ve MyNoise diye uygulamalar.
Bu bahsettiğim bütün uygulamalarını sizlere koyacağım merak etmeyin.
Onun dışında haydi biraz daha hızlanalım yoksa bu bölüm saatler sürecek.
Karışık öğrenme diye bir yöntem var.
O da şöyle. Farklı kaynakları ya da farklı konuları karıştırarak öğrenme yöntemi.
Adı gibi biraz karışık bir öğrenme şekli ama...
Az önce bahsettiğim nöronlar arasındaki sinapslar var ya bu öğrenme şeklinde yine güçleniyorlarmış.
Bunlar da her şeye güçleniyor ya neyse.
Mesela aynı anda 3 kitap okuyanlar burada mı?
Ben bunu farkında olmadan yapıp sonra da...
Aa bu kitaplar birbirini tamamlıyor resmen ya diye şaşırıyordum ama muhtemelen farklı konsepte olsalar da bir şekilde ortak maktusa olan kitapları seçiyorum.
Ve cidden birindeki bilgi diğerindekini daha net anlamama yardımcı oluyor genelde ki bilim insanları da şöyle söylüyor.
Bu yöntem sınavlar arasındaki bağlantıyı kuvvetlendiriyor ve aynı zamanda o bağlantının daha doğru kurulmasını sağlıyor.
öğrenmeyi, uzun dönem belliği daha da güçlendiriyor diyorlar.
Bunu şöyle de örneklendirebiliriz.
Mesela dil öğrenirken farklı tensleri birlikte çalışmak.
Yani sadece geçmiş zamanı değil de dili geçmiş zamanı, mişli geçmiş zamanı da hep beraber çalışmak ve aradaki farkları görmek.
Ya da bir spor öğreniyorsanız o sporun farklı tekniklerini karıştırarak antrenman yapmak gibi.
Şimdi buna değinmişken karıştırmak güzel ama bazen yorucu olabiliyor.
O yüzden de bir diğer teknik olan parçalara bölme tekniği de burada işe yarayabilir.
Ne demek istiyorum? Mesela enstrüman çalmaktan kayıp için bir enstrüman öğreniyorsunuz.
Diyelim ki kalimba diye böyle parmak piyanosu gibi bir şey var.
Ben bunu öğrenmeye çalışıyorum şu anda ama beceremiyorum.
Şöyle ki diyelim ki böyle bir gitar çalacaksınız kalimba çalacaksınız her neyse artık.
Tak diye şarkıyı çalmıyorsunuz değil mi?
Önce onun notalarını öğreniyorsunuz.
Ondan sonra belli notaları beraber çalıp şarkının bir kısmını pratik ediyorsunuz.
Onu artık içselleştirdikten sonra diğer kısmı, diğer kısmı derken birden birleştiriyorsunuz.
Ya da dans ederken bütün dansı tak diye yapmıyorsunuz değil mi?
Bölüm bölüm öğreniyorsunuz.
Aynı mantıkla bir şey öğrenirken de işte zihin haritası, konsept haritası gibi parçalara bölerek tüme varım yöntemiyle öğrenmek de faydalı olabilir diyor uzmanlar.
Bunun için de benim en beğendiğim uygulamalar 1.
Miro, 2. Koggle, 3.
Simple Mind. Bunlar gerçekten güzel uygulamalar.
Canva'da da çok güzel zihin haritası örnekleri var.
Yani oradan da yapıp çıkartabilirsiniz, faydalanabilirsiniz oradan da.
Son olarak da bahsetmek istediğim bir şey daha var.
Metakognisyon. Ne demek istiyorum?
Metakognisyon ne demek? Öğrendiğinizin farkında olmak.
Yani neyi öğrendiğinizin farkında olmak.
Şöyle. açıklıyor yazarlarda.
Öğrenme stratejilerinizi düzenli olarak gözden geçirip sizin için iyi çalışanı ve nerede gelişmeye ihtiyaç duyduğunuzu belirlemek.
Biraz daha öz hakiki farkındalık gibi düşünebilirsiniz bunu.
Öğrenme sürecinizi optimize etmek için hem yöntemlerinizi daha sağlıklı ayarlamanız için hem de biraz daha efektif olmanız için bir sistem.
Bana da şeyi hatırlattı bu. Mesela mindfulness'da meta attention yani meta dikkat dediğimiz bir kavram var.
Yani mesela bir an bir şeye dikkat veriyoruz ya, o neye dikkat verdiğimizin farkında olmak.
biraz daha kuş bakışı bir yöntem gibi düşünebilirsiniz.
İşte bu da az önce bahsettiğim kavramların karıştırılarak öğrenmesinin faydalarından bir tanesi.
Çünkü bunu okurken ha bu bildiğimiz metaltenşin ya deyip böyle yanına böyle not düşmüştüm mesela.
Ama tabii bu metakognisyon biraz da öğrenme sürecini gözden geçirmeyi içeriyor.
Yani mevcut durumu, varmak istediğiniz hedefi, o ikisinin arasındaki mesafe, o mesafeyi kapatmak için neye ihtiyacınız olduğunu da böyle holistik bir şekilde inceleyen bir taraf ki bu da çok...
faydalıdır diye düşünüyorum bir şey öğrenirken yani oturup bakmak, bir durum analizi yapmak.
Evet benden bugünü bu kadar.
Sanıyorum yine çok konuştum ama umarım keyif almışsınızdır dinlerken ve bu bölümü sınavlara hazırlanan, yeni bir beceri öğrenmeye çalışan, bir dil öğrenmeye çalışan, bir yetenek öğrenmeye çalışan sevdiklerinize paylaşmayı unutmayın
ki herkes faydalansın.
Emine ben bu yöntemleri anladım ama...
Tek değil birisiyle çalışmak istiyorum.
Profesyonel destek arıyorum derseniz de bana nereden ulaşacağınızı biliyorsunuz.
İletişim bilgilerim açıklamalarda her zaman var.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
