
Nereye Olsa Giderim! Gitmeli miyim? | Yurt Dışına Taşınma Serisi 1
21 Eylül 2021 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yurt dışına taşınmak isteyip de nereden başlayacağına emin olamayanlar için sizden gelen sorular üzerine, kendi tecrübelerimi paylaştığım ufak bir seri hazırladım.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhabalar, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Bugün son zamanlarda hem yakın çevremden hem de sizlerden Bana çok gelen sorulardan bir tanesini cevaplamak istiyorum.
Beni uzun zamandır takip edenleriniz bilir.
Ben İrlanda'da yaşıyorum, Dublin'de.
Ve son bir senedir gerek sanıyorum ki Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik durum, politik durum gerekse şimdi son zamanlarda bu remote working yani uzaktan çalışmanın biraz daha fazla geçerli olmasıyla beraber bana
yurt dışına taşımak istiyorum, yurt dışında yaşamak istiyorum.
Nereden başlamalıyım, neler yapmalıyım, nasıl iş bulurum diye çok fazla soru geliyor.
Ben de düşündüm ki bununla alakalı ufak bir seri yaparsam belki bazılarının sorularını cevaplayabilirim.
Belki de birilerine yardımcı olabilirim.
O yüzden de bugün ilk olarak nereden başlamalıyım kısmıyla başlamak istedim.
Şimdi birazcık kendi hikayemi de dahil ediyor olacağım burada tabii.
Ama şuradan...
Anlatmak istiyorum. Ben kendimi bildim bileli zaten çok meraklı bir insandım ve hep böyle farklı kültürleri, farklı yerleri merak edip farklı yerlerde yaşamak istiyordum.
Ve üniversitedeyken de gerek böyle gönüllü olarak çalıştığım kurumlar, Isaac, gerek Z yaptığım Erasmus benim bu konuda biraz daha böyle gözümü açtı.
Yani hep böyle değişik yerlerde olmak, farklı insanlarla bir arada bulunmak, farklı şeyler öğrenmek, görmek, yemek içmek bunları istediğim için de Mezun olduğumdan beri hep gitmek
istiyorum. Yani bu 5 sene falan sürdü bu gitme isteği hali.
Çünkü şöyle diyordum kendime.
Yahu ben gideyim de neresi olursa olsun.
Tabii ki aklımda bazen böyle belli başlı yerler oluyordu.
Ama genel olarak hep yeter ki gideyim.
Yeter ki daha iyi bir yere gideyim.
Daha iyi bir hayat yaşayayım diye düşünüyordum.
Ama sonuçta ne oldu?
Hiçbir yere gidemedim.
Neden gidemedim? Çünkü aklımda belli bir plan yoktu.
Tam olarak kendime ne istediğimi ya da nelerden vazgeçebileceğimi söylemiyordum.
Ve tabii ki bunun arkasına hep bahaneler geliyordu.
Ay işte yüksek lisansım yapıp öyle gideyim.
Ay işte şu an gidemem annemlerle hani biraz daha vakit geçireyim.
Ay şöyle olsun, ay böyle olsun derken bu gitme isteme ve gidememe hali toplam bir beş senemi aldı.
Ama ne zaman ki artık tak etti ve hani gitmeliyim, beni burada tutan hiçbir şey de yok noktasına geldim.
O zaman ben biraz daha hummalı bir çalışma yapmaya başladım.
Ve kendime şunu sordum.
Ben ne istiyorum? Ben ne istiyorum?
Benim önceliklerim neler? Benim birinci önceliğim hani Türkiye'de yaşayan bir kadın olarak güvenlik.
Yani ben geri bir yerden dönerken taksiye mi binsem?
Minibüse mi binsem? Aman minibüste tek başıma kaldım ineyim diğerine bineyim.
Ya da kardeşim Kaan'ı benden 8 yaş küçük kardeşim Kaan'ı arayıp Kaan işte buradan buraya kadar yürüyemeyeceğim yürüyemeyeceğim dediğim yol da 100-200 metre gel beni buradan al demekten sıkılmıştım.
Bırak geceyi hani biraz daha böyle gündüz bile sokağın ortasında kalabalık bir yolun ortasında yürürken birinin laf atması birinin böyle saygısızlığı beni çok rahatsız etmeye başlamıştı artık.
Ve İstanbullu bir insan olarak da tabii o İstanbul'un kalabalığı, böyle duvarlar üstüme üstüme geliyor.
Bunlardan bunaldığım için önceliğim benim güvenli ve daha sakin bir yere gitmekti.
Birinci önceliğim. İkinci önceliğim de daha böyle doğayla iç içe, güzel, sakin, istediğim zaman böyle parklara, bahçelere, ormanlara gidebileceğim, biraz
daha böyle huzur bulabileceğim bir yerde.
Üçüncü önceliğim de tabii ki böyle...
Daha farklı kültürlerin bir arada olduğu, sadece gittiğim ülkenin böyle ufacık bir kasabası değil de biraz daha ufak bir yerin bir merkezinde.
Haliyle İrlanda Avrupa'nın köyü olduğu için çok uygun bir yerde bunun için.
Merkezinde farklı böyle lezzetlerden, tatlardan faydalanabileceğim bir yer olsun istiyordum.
Ve tabii ki gitmeyi düşünürken şeyler de vardı aklımda.
Hani böyle Kanada, Avustralya bunları düşünmüyor değildim ama...
Ailemden bu kadar uzak olmak da istemedim.
Yani acil bir şey olduğunda tek uçakla o gün içerisinde gidebilecek durumda.
En kötü ihtimalle ertesi gün içinde gidebilecek durumda ve kısa bir sürede ulaşabilecek durumda olmak istedim.
Şimdi bunların hepsini böyle topladığım zaman zaten belli başlı seçenekler çıkmaya başladı.
Tabi bu 5 sene içerisinde hani gitmek isteyip de gidememe 5 sene içerisinde çok fazla seyahat ettim.
Yani yaklaşık kaç 35 tane ülke falan seyahat etmişimdir.
Ve hep böyle aklıma ufak notlar düştüm.
Ben burada yaşarım, ben şurada yaşarım.
Aa burası iyi gibi. Hep böyle gözlemledim o seyahatlerimde.
Sadece hani böyle yeme içme tatil gibi bakmadım onlara.
Ve İrlanda'ya geldiğimde de buraya taşınmadan önce.
Şeyden çok etkilenmiştim.
İnsanların böyle nezaketinden, mutluluğundan, hani o hayat karmaşasının olmaması, insanların hayatı daha sakin yaşamasından, gülümsemesinden, hani sürekli böyle
güler yüzlü olmasından ben çok etkilenmiştim.
Ve hani listede en başa gelmiştim.
Ve sonra araştırmalarımı yaparken hani burayı...
Evet, güzel bir ülke olarak baktım ama tabii iş olanakları neler?
Bunu tabii ikinci seride biraz daha detaylı anlatacağım.
Ama iş olarak da şu an Avrupa'nın teknoloji merkezi olduğu için burada çok fazla iş olabildiğini gördüm.
Çünkü sonuç itibariyle bizim Türk pasaportuyla, çalışma izni, oturma izni gibi belalarımız var.
O yüzden de kafamda bir şeyler netleşmeye başlamıştı.
Ama burada demek istediğim şey şu.
Bir yere giderken beklentilerinizi iyi kurmak gerekiyor.
Çünkü ben gideceğim, neresi olursa olsun gideyim dediğiniz zaman umduğunuzla bulduğunuz eşleşmeyebiliyor.
Ve o noktada siz...
İster istemez böyle bir kısır döngü içerisine giriyorsunuz.
Çünkü dönmek istemiyorsunuz.
Bir yerden sonra ne yapacağınızı bilmiyorsunuz.
Orada da kalmak istemiyorsunuz.
Mesela ben buraya gelirken şeyi bilmiyor muydum?
Buranın çok pahalı bir ülke olduğunu biliyordum.
Buranın havasının, özellikle Akdeniz ikliminden gelen bir insana göre buranın havasının beni memnun etmeyeceğini bilmiyor muydum?
Tabii ki biliyordum. Ama ben burada bir takas yaptım.
Yani önceliklerim ne?
Neyden vazgeçebilirim?
Neyden vazgeçemem? Bundan takas yaptım.
O yüzden benim için hava durumu şartları çok çok daha önemli değildi.
Mesela 2-3 sene öncesine bundan böyle 2-3 sene önce bir arkadaşımın arkadaşı geldi.
Microsoft'ta çalışmaya geldi.
Böyle baktığınızda muhteşem bir şirkete çalışmaya geliyor.
Vesaire böyle. Ertesi gün geldiğinin ertesi günü biz buluştuk ve ben onları brança götürdüm.
Kışın geldi tabii.
Ve çocuk daha böyle ilk oturduğumuz anda şunu diyordu.
Ben burada yapamam.
Buranın havası çok kötü.
Ben burada yapamam.
Yahu bir dur. Yani daha geldiğin bir gün olmadı.
Hani bir gözlemle etrafına bak.
Hani bir şans ver. Bu ülkede bir iki değişik mevsim de gör.
Yapmadı. Yapamadı ve bir buçuk ay da gitti.
Hani o yüzden biraz daha ayakları yere basan bir karar vermek için ufak tefek araştırmalar yapmak gerekiyor.
Ki zaten 20. yüzyılda yaşıyoruz hani bilgiye bu kadar erişimin kolay olduğu bir ortamda bu araştırmaları yapmak çok da zor değil diye tahmin ediyorum.
Hani ne istediğinizi bildikten sonra bir şeyler daha da netleşiyor.
Mesela bir arkadaşıma nasıl demişti?
Sen evet hani çok cesaretli bir şey yaptın her şeyi arkanda bırakıp tek başına gidebildin.
Bunu herkes yapamaz.
Evet herkes yapamayabilir, herkes yapmak zorunda da değil.
O yüzden orada bir şeyleri ne kadar göğüsleyebileceğinizi de bilmeniz lazım.
Hiç tanımadığınız bir kültüre, hiç daha önce yaşamadığınız bir yere sıfırdan giderken tek başınıza özellikle de gitmeyi planlıyorsanız ben neler yapabilirim, yapabilir miyim, yapamaz mıyım?
Çünkü yapamayabilirsiniz de ve bu çok normal.
Başarısızlık ya da bir eksiklik değil.
Orada hani bu resilience dediğimiz dayanıklılık kavramı biraz daha hani devreye giriyor.
Benim için vazgeçebileceğim şeyler vardı.
Hani ailemle olan ilişkimi buradan da sürdürebilirdim.
Arkadaş burada da edinebilirdim.
Zaten çok çok güçlü olan arkadaşlıklarım dünyanın neresine gidersem gideyim hiçbir zaman bozulmadı.
Hala çok sağlam. O yüzden hani bunun takasını da yapabildim ben.
Ama şunu biliyorum.
Ben buradaki arkadaşlarımı, çevremi, ailemi bırakamam.
diye gitmek istemeyenler de var.
Bunu da düşünmeniz lazım.
Hani ben gideyim ama gittikten sonra orada yalnızlık çekmek de var.
Mesela üçüncü bölümdü yanlış hatırlamıyorsam romantik bir farkındalık hikayesi diye Müge ve Mertcan'la bir bölüm çekmiştik.
Orada Müge şey demişti.
Ben bundan öncesinde Londra'da yaşadım yüksek lisans için tek başıma gittim.
Ve çok yalnızlık çektim.
Çok mutsuzdum. Çok problem yaşadım.
Türkiye'ye döndükten sonra bir daha yurt dışına gidersem asla tek başıma gitmeyeceğim diye bir söz verdim kendime demişti.
Böyle bir tecrübeniz de olabilir.
O yüzden oturup biraz daha ben ne istiyorum, ne bekliyorum, nelerden vazgeçebilirim, neleri göğüsseyebilirim bunları kendinize sormanız lazım ilk başlangıç olarak.
Ondan sonra da Yavaş yavaş biraz daha ülkeleri araştırmakla bu iş başlar diye düşünüyorum.
Ve tabii geldikten sonra da hani biraz zaman vermek gerekiyor.
Genelde böyle minimum 6 ay gibi söylenir ama onun 6 aydan çok çok daha fazlası var.
Yani benim 4,5 sene oldu.
Ben yeni yeni daha inanılmaz büyük bir, büyük de demeyeyim de yine kendimce inanılmaz büyük bir özgüvenle çok rahat İngilizce konuşabiliyorum düşünmeden.
Ki bu da önemli. Mesela gitmek istediğiniz yerin dili.
Tekrardan yeni bir dil öğrenmek istiyor musunuz?
Yoksa zaten İngilizce biliyorsunuz.
İngilizce konuşulan bir yere mi gitmek istiyorsunuz?
Benim için dil çok önemli değildi.
Farklı bir dil konuşuluyor olsaydı da öğrenirdim.
Seve seve öğrenirdim.
Çünkü ilgim vardı. Ama ilginiz olmayabilirdi.
O yüzden bunları bilmek biraz daha kafanızda bir şeyler şekillendirir diye düşünüyorum.
Biraz daha kendi tecrübemi de, çevremle gözlemlediklerimi de, işim gereği de bunun içinde olduğum için buradaki incelikleri diyeyim sizinle paylaşıyor olacağım.
Umarım faydalı olmuştur.
Umarım hani bir şeyler biraz daha netleşmiştir.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
