
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta sizden gelen talep üzerine terfi, iş değiştirme ve başarı paylaşımlarının bizi nasıl etkilediği üzerine konuştum. LinkedIn algoritmasının nasıl işlediğine de değindim.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, yaşa güzel hayallere.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu kanalda psikoloji, felsefe, bilim ve farkındalık çerçevesinde hayatı daha yaşanabilir kılmak için hayata dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Bu hafta sizlerden gelen talep üzerine LinkedIn'de başarı paylaşımları üzerine konuşacağım.
Kişisel paylaşımların dışında biraz da platformun işleyişinden de bahsetmek istiyorum.
Çok uzun bir bölüm olmayacak muhtemelen ama hazırsanız başlayalım.
Şimdi ilk olarak...
Konuyla ilgili Instagram'da size sorduğumda gördüm ki görüşler ikiye ayrılıyor.
Bir kısım LinkedIn platformundaki terfi, iş değişikliği, lisans, yüksek lisans, mezuniyet gibi paylaşımlar karşısında yetersiz ve geride kalmış hissederken bir kısım da motive oluyor.
Hatta şöyle bir yorum vardı daha nötr bir tonda.
Başka insanların başarıları benim başarımın ya da başarısızımın sebebi değil.
O yüzden bunları görmek beni rahatsız etmiyor diyordu.
Benim burada sorum şu. Siz nerede duruyorsunuz bu skalada?
Çünkü ben kendimi geride hissediyorum, yetersiz hissediyorum diyenler de çok fazlaydı.
Eğer kendinizi bu şekilde geride kalmış ya da başarısız hissedenlerdenseniz burada iki noktaya bakmakta fayda var bence.
Birincisi bu his nereden geliyor?
Muhtemelen... Bir altyapısı var bunun ve sizi tetikliyor.
Neden tetikleniyorsunuz?
Hayatta ya da kariyerinizde olmak istediğiniz yerde mi değilsiniz?
Hak ettiğinizi düşündüğünüzden daha azına mı çalışıyorsunuz?
Stati olarak, maddi olarak her şey olabilir bu.
Kendinizi farkında olmadan sizinle aynı kulvarda olan ya da olmayan insanlarla karşılaştırıyorsunuz da o yüzden mi kendinizi daha geride kalmış hissediyorsunuz?
Özellikle bu karşılaştırma olayı bazen o kadar içimize işliyor ki arkadaşlar farkında bile olmuyoruz.
Eğer kendinizi karşılaştırıyorsunuz bunda bir beis yok.
Bu evrimsel olarak hepimizin hayatta kalmak için yaptığı bir şey.
Sadece dozunu ayarlamamız gerekiyor.
Bir dengede olması gerekiyor her şey gibi.
Neden kendimi başkalarıyla kıyaslıyorum diye...
bir bölüm çekmiştim. 2. sezon ya da 3.
sezondu yanlış hatırlamıyorsam.
Orada bunun bilimsel tarafından ve kendimizi nasıl sağlıklı bir şekilde kıyaslayabileceğimizden bahsetmiştim.
Bu kıyasın nasıl yönlendirilebileceğinden ve lehimize çevirilebileceğinden de bahsetmiştim.
Merak edenleriniz o bölüme de bakabilir.
Ha dersiniz ki Emine ya insanlar gerçekten çok hızlı bir yerlere giriyor.
Yani benimle aynı yaşta olan bir insan gitmiş direktör olmuş, gitmiş VP olmuş, şöyle olmuş, böyle olmuş.
Ben hala aynı yerde sayıyorum.
O yüzden de kendimi bir noktada daha başarısız, daha yetersiz hissediyorum ya da daha geç kalmış hissediyorum.
Bunların hepsi çok anlaşılabilir duygular bunu anlıyorum.
Ama benim burada sorum şu.
Gerçekten siz o kadar geçen süre içerisinde aynı yerde mi saydınız?
Yani mental olarak ya da spritüel olarak ya da farklı alanlarda hiç mi gelişmediniz?
Çünkü günün sonunda bunların hepsi bir seçim.
Bazı insanlar kariyerine daha fazla emek, daha fazla zaman harcamayı tercih eder.
Ve bunun karşılığında da daha hızlı yükselir, daha fazla para kazanır.
Stati olarak sizin aa bak ne kadar ilerledi dediğiniz yere gelir.
Bazılarının da farklı zevkleri vardır.
Onlara yatırım yapar. Ne bileyim gezmeyi seviyordur ve iş yerinde çok sorumluluk almak istemiyordur.
Çünkü önceliği gezmektir ya da farklı bir zevki vardır.
Farklı bir uğraşı vardır. Onlara da vakit ayırmak istiyordur.
O yüzden de çok da böyle iş yerinde sorumluluk alayım yükseleyim.
İş bu kadar vaktimi alsın istemiyor olabilir.
Siz de bunu istemediğiniz için vaktinde belki hani o yükselen insanların tarafında değilsinizdir.
Ailevi öncelikler olabilir başınıza farklı beklenmedik şeyler geldiği için de belki biraz daha geride durmak zorunda kalmış olabilirsiniz ve o durum o olay da sizi farklı yönde geliştirmiştir.
Ben İrlanda'da şeyi çok gördüm mesela bir tane yöneticimiz vardı inanılmaz potansiyeli yüksek bir kadında kadına çok güzel roller teklif ettiler ama İrlanda'da değil yani onun için genel merkeze gitmen
gerekiyordu vesaire vesaire bir önceki şirketimde.
Ve o dedi ki benim ailem burada, ben anne olmak istiyorum, çocuklarımla vakit geçirmek istiyorum.
Hani o yüzden bu rolü kabul edemeyeceğim ama bana onun muadili bir şey bulursanız olur gibi gibi.
Yani insanların öncelikleri farklı bunu anlatmak istiyorum ama insanız unutuyoruz.
Bahsettiğiniz hislerin hepsi çok geçerli.
Yani hayata geç kalmış mı hissediyorsunuz?
Evet haklısınız. Başarısız mı hissediyorsunuz?
Evet haklısınız. Geride kalmış mı hissediyorsunuz?
Evet. Yetersiz mi hissediyorsunuz?
Evet. Evet bunlar olabilir yani bunlar hep söylüyorum bu kanalda insan olmanın bir parçası bu duyguları da deneyimlememiz lazım.
Belki o duyguyla biraz daha oturup...
Nereden geliyor bu? Gerçekten kendimi haksızlık ediyor muyum diye bir düşünmek de gerekebilir.
Bunlarla alakalı bir sürü içerik var bu konu başlıklarıyla ilgili bu kanalda biliyorsunuz zaten.
Ama derseniz ki Emine ben o içerikleri dinledim yine de hala üzerine çalışmam gereken noktalar var.
Bu hisleri daha iyi anlar ve yönetebilirsem kendimle daha sağlıklı bir ilişkim olacak.
Ya da ne bileyim hedefime daha iyi odaklanacağım.
Belki de asıl hedefimi bulmama yardımcı olacak bunlarla başa çıkmak derseniz.
Biliyorsunuz ki benimle her zaman profesyonel koçluk için iletişime geçebilirsiniz.
Bu konular tam da üzerine çalıştığım konular çünkü.
Ücretsiz ön görüşme için randevu linkini açıklamalara hep bırakıyorum.
Ya da LinkedIn profilimden hizmetler sayfasından da bana ulaşabilirsiniz.
Şimdi bu tarafı biraz daha anlatabildiğimi düşünüyorum.
Yani bu hislerle biraz daha oturmak, anlamak bence çok önemli.
Ama bir linki yalnız değilsiniz.
İkincisi de. Sizin üst üste birkaç başarı postu görmeniz herkesin bir şekilde ilerlediği anlamına gelmiyor arkadaşlar.
Nasıl yani diyebilirsiniz.
Şimdi birazcık bu LinkedIn'in algoritmasından bahsetmek istiyorum.
LinkedIn her ne kadar bir iş arama, network yapma platformu olsa da aynı zamanda sosyal medya tarafı da olan bir platform ve haliyle her sosyal medya platformu gibi buranın da kendi içinde çalışan
bir algoritması var.
Bana sorarsanız diğerlerine kıyasla çok daha masum bir algoritma.
Çünkü tüketmek ve tükettirmek üzerine olan bir algoritma değil.
Aksine kendinize uygun işleri ve şirketleri bulmanız üzerine kurulu.
Yani bir anlamda ulvi bir amaca hizmet eden bir algoritma.
Tabii son zamanlarda bilgi paylaşımı, kanaat önderliği gibi konular da ön plana çıktı.
Hatta bir şey de var. Ürünlerle alakalı sponsorlu mesaj alan bir kit de var.
Onu da hemen bir parantez açarak nasıl engelleyeceğinizi söyleyeyim size.
Eğer profilinize gider, profil resminizin üstüne tıklar ve gizlilik ayarlarını açarsanız...
Orada advertising data yani reklam bilgileri diye bir kısım olması lazım.
Oradan yönetebiliyorsunuz almak istediğiniz ya da istemediğiniz mesajları.
Buradan da bunu söylemiş paylaşmış olayım.
Algoritmaya dönecek olursak da şöyle işliyor paylaşımların algoritması.
Eğer ben bir şey paylaşıyorsam ve altına çok fazla yorum geliyorsa LinkedIn algoritması diyor ki aa demek ki bu kıymetli bir paylaşım ben bunu daha fazla insana göstereyim ve daha fazla insanın timeline'ına düşüyor.
Haliyle de bu iş değişiklikleri, terfiler bu tarz şeyler çok fazla yorum aldığı için çünkü herkes aldığına tebrikler yazıyor.
Siz bunları üst üste birkaç tane görüyorsunuz ve gördüğünüzde de ya herkes de iş değiştiriyor, herkes de çok başarılı.
gibi bir algı oluşabiliyor.
Halbuki ufak bir matematikte bağlantı sayınızı gördüğünüz post sayısına oranlarsanız aslında o kadar da göz yoran ya da o kadar da çok insanın terfiye alıp başarı postu girmediğini
fark edeceksiniz.
Burada minik bir parantez açmak istiyorum.
LinkedIn misyonu ve algoritması itibariyle bana içeri güretmek için çok daha steril bir ortam gibi görünüyor.
Ben bunu LinkedIn'de çalışmadan önce de böyle düşünüyordum bu arada.
Hani sadece görsel paylaşmıyorsunuz çünkü e-bültende oluşturabiliyorsunuz, canlı yayında açabiliyorsunuz, makalede yazabiliyorsunuz, soru kutusu da açabiliyorsunuz vs.
vs. O yüzden bana daha çok kullanılabilir geliyor.
Ama bağlantılarınızın kalitesine bağlı olarak bu steril ortamı oluşturabilirsiniz.
Çünkü gelen mesajlar arasında şöyle şeyler vardı.
Ay burayı da Facebook'a çevirdiler.
Ay burayı da Tinder'a çevirdiler.
Sonuçta insanın olduğu her yerde özellikle de böyle ücretsiz kayıt olabildiğiniz platformlarda her türden tip olacak arkadaşlar.
Kiminle etkileşime girdiğiniz çok önemli.
Benim çok sevdiğim bir arkadaşım o kadar nefret ediyor ki platformdaki insanlardan paylaşımlarından.
Sürekli böyle LinkedIn'le ilgili LinkedIn'i gömen postlar gördüğünde bana...
Bu bölümü çekeceğimi söylediğimde de şey dedi bana.
Bir tane tweet atmış altındaki yorumları oku dedi.
Neler neler yazıyor.
Her girdiğimde sinirim bozuluyor diyenler mi?
İlgi manyağı, kurumsal, özgüvensiz tiplerin olduğu bir yer diyenler mi?
Başka ne vardı? Dur bakayım.
Şey diyorlardı, bağlantılarımın ne yaptığını görünce kendimle bağlantımı kesiyorum diyenler falan.
Yani herkesin fikrine kimse karışamaz tabii ama sizin de böyle toksik bağlantılarınız varsa eğer ve bir şekilde LinkedIn'de vakit geçirmeniz gerekiyorsa işte iş arıyor olabilirsiniz ya da insan kaynakları tarafında çalışıyorsunuzdur,
aday bulmak istiyor olabilirsiniz, işinizle alakalı.
Farklı bir şeyler yapmak istiyor olabilirsiniz.
Sağ üst köşesinde 3 tane nokta var.
Oraya tıkladığınızda hide posts like this.
Yani bu ve benzer postları sakla, gösterme gibi bir seçeneğiniz var arkadaşlar.
Aklınızda olsun. Ama benim bu arkadaşıma dediğim şey de hep şu.
Senin bağlantılarını komple silip sıfırdan başlamamız lazım.
Çünkü senin şu an sahip olduğun bağlantılarda da bir sorun var.
Aklınızda olsun. Bunların hepsi yapılabilir şeyler.
Ben mesela şu kelimelerle başlayan buram buram çet çipiti kokan post gördüğüm anda.
Direkt böyle sakla bu postu diyorum.
Çünkü cümle şöyle başlıyor.
I embark on a journey.
Hemen plaza diliyle sorayım.
Neye embark ettin acaba?
Çet cipiti hayatımıza girmeden önce böyle bir kalıp mı vardı ya?
I embark on a journey böyle bir şey var mıydı?
Bakın paylaşmaya karşı değilim.
Az önce dediğim gibi başkalarının başarılarından motive olan birçok insan da var.
Ki bence paylaşalım ki çoğalalım.
Ama ne olur samimi yapalım.
Bu tarz postları işte sağdaki 3 noktadan direkt saklayabilirsiniz.
Bu paylaşım tarafına girmişken biraz da LinkedIn'i kendi beyimize nasıl kullanabiliriz bunu da konuşmak isterim.
Çünkü güzel bir profiliniz varsa ve iş arıyorsanız sadece iş başvurusu ile değil doğru anahtar kelimelerle işverenlerin de sizi bulmasını sağlayabilirsiniz.
Bunun için de profilinizi zaten online bir CV formatında farkındaysanız LinkedIn profiliniz.
Aynı o şekilde düzenlemeniz önemli.
Bu nedir? Güzel bir profil fotoğrafınız olsun.
Profil fotoğrafınızın altındaki headline dediğimiz başlıkta ne yaptığınız neye ilgi duyduğunuz böyle güzelce yazabilir.
Ondan sonrasında özet kısmına neydiniz ne yaptınız nereden nereye getirdiniz.
Kariyerinizi böyle çok abartmadan kısa cümlelerle ben mesela emoji kullanmayı seviyorum abartmadan dediğime bakmayın ama hani bu şekilde neler yapıyorsunuz bununla alakalı bilgi vermek ya da tecrübe kısmında
birçok insanda şey görüyorum sadece işte account manager diyelim ki yazıp geçiyor ama ne yapıyorsun orada yani neyi yönetiyorsun nasıl bir iş yapışın var işleyişin var başarıların neler yani başarıdan
kastım da şu bu arada o proseste sen başladığında neredeydin ve O süreç boyunca orada harcadığın zaman boyunca o rolün içinde bulunduğun zaman boyunca nereye geldin gibi gibi.
Bunlar bence önemli.
İşte gönüllü aktivitelerimizi yazmak önemli.
Yeteneklerimizi yazmak önemli.
Bunların hepsi işverenlerin sizi bulması için önemli anahtar kelimeler.
Çünkü o zaman profiliniz ne kadar düzgün olursa o kadar daha iyi olur.
İçerik üretmekle ilgili bana soru soranlar da var.
Dediğim gibi ben içerik üretmek anlamında LinkedIn'i çok steril buluyorum.
O yüzden de hani içeriklerinizi eğer biraz daha karşı tarafı besleyecek şekilde sizin için de kıymetli olan otantik şekilde üretirseniz o noktada da görünür olup yine işverenleri tarafınıza
çekebiliyorsunuz. Bakın görünür olmak konusunda biliyorsunuz ki ben de çok rahat değilim.
Eğer ki zaten görünür olmakla alakalı benim de çok problemim olmasaydı Spotify'da podcast değil de YouTube'da video olarak içerik üretirsem.
olurdum. Ama bazen Gerçekten de özellikle içinde bulunduğumuz dünya, içinde bulunduğumuz zaman gereği ben de buradayım dememiz gerekiyor.
Bunu üzülerek söylüyorum.
Yaptığınız işten çok kendinizi nasıl gösterdiğinizin daha önemli olduğu bir dönemdeyiz.
Ve maalesef dünyanın her yerinde bu böyle.
Sonra da işte bunu yapmadığımız zaman ya bu nasıl aldı bu işi?
Bu da aldı yürüdü diye kendinize haksızlığa uğramış hissedebiliyorsunuz.
Bir de ben özellikle belli bir yaştan sonra iş başvurusuyla uğraşmak yerine...
Emine var bu işi kotaracak dur biz bir ona soralım diye karşı tarafın teklif de gelmesi taraftarıyım.
Bunun için de işte bu online CV'miz LinkedIn'i doğru kullanmak eğer içerik üretiyorsanız hani karşı tarafı da besleyecek sizin uzman olduğunuzu otorite kurduğunuz alanda içerik üretmeniz bunlar
birazcık daha. ön plana çıkan şeyler diye düşünüyorum.
İçerik konusunda da bana çok soru geliyor.
Şöyle söyleyeyim. İçeriklerle alakalı bir post paylaşıyorsanız eğer haftada minimum iki kere düzenle mümkünse aynı günlerde bağlantılarınızın işine yarayacak.
Böyle bilgi veren, değer katan bir post paylaşımı yapabilirsiniz ve mutlaka altına call to action dediğimiz bir aksiyona davet eden insanların yorum yapmasını da sağlayacak.
Çünkü bu şekilde algoritma ön plana çıkartıyor.
Bir post bu beğendiğiniz bir mekalenin linki olur.
Kendi yorumunuzu katarsınız. Uzman olduğunuz bir alanla alakalı bir post olur.
Bir gözleminiz olur gibi gibi bunlar olabilir.
En son araştırmalara göre de paylaşılacak günler çarşamba, cumartesi, pazar günleriydi.
Mesela pazar günleri çok işle alakalı değil de kendi hobilerinizle alakalı bir şey paylaşmak istiyorsanız bu pazar günleri olabilir.
En çok etkileşim alan günler bunlar covid'den sonra.
Saatler de kitlenize göre değişiyor ama ben en çok öğleden sonra paylaştığımda etkileşim aldığını gördüm.
Dışında bir de e-bülten ulaşımı var ki biraz atıl dursa bile ben e-bültenleri seviyorum ve inanın sandığınızdan daha fazla kişiye ulaşıyor.
Sebebi de e-bültene abone olanlara her yeni makale yayınladığınızda mail olarak bildirim gitmesi arkadaşlar.
Tabi etkileşimleri postlara göre daha düşük ama ortada şöyle bir şey var.
Şimdi platformun doğası gereği yorum yapan beğenen kişiler bildirim olarak diğer bağlantılarının timeline'ında görünür oluyor ya.
Emine bu posta yorum yaptı.
Emine bu postu beğendi gibi başkasının sayfasında çıkıyorsunuz.
İnsanlar bunlar çok hoşlanmıyor.
Neyi beğendikleri, neyi okuyup yorum yaptıkları görünsün istemeyen sandığınızdan çok daha büyük bir kitle var.
Ama içeriklerinizi tüketiyorlar.
Bana bir keresinde arkadaşım işte postuma ilişkin WhatsApp'tan mesaj attı.
Dedim ki ya bunu yorum olarak yazar mısın?
Neden yorum olarak yazmıyorsun?
Özelden mesaj atıyorsun bir de WhatsApp'tan atıyorsun.
Şey dedi bana pazar günü LinkedIn'e girdiğimi anlasınlar istemiyorum.
Lol ne alaka o zaman girme ama işte şirkete karşılaştığım herkes ay içeriklerini çok beğeniyorum makalelerin çok akıcı falan diye böyle cesaretlendirici güzel yorumlar yapıyor ama bir bakıyorum
ne beğeniyorlar ne bir şey yazıyorlar ya da ne bu fikirlerini postların üzerinde söylüyor ama biliyorum ki o...
Postlar, o makaleler bir şekilde birilerine dokunuyor ve bir faydası var.
Okuyup geçmiyorlar sadece bir şeyler alıyorlar oradan.
Gelip onun üzerine benimle konuşuyorlar da.
O yüzden de çok böyle etkileşim almayacaksınız en başta.
Belki en başta bile değil.
Öyle harica milyonlarca beğeni görüntü falan olmayacak ama içeriklerim uzay boşluğunda kayboluyor diye üzülmeyin.
Eğer içerik üretiyorsanız, üretmek istiyorsanız LinkedIn'de.
Netonda bir içerik üreteceğinizi bilmiyorsanız o noktada da soru butonu açıp kitlenize sorabilirsiniz.
Yani sonuç itibariyle ne kadar çok kitlenizden bilgi alırsanız o kadar daha faydalı ya da alakalı post üretebilirsiniz.
İçerik üretebilirsiniz. Bunlar da hani minik minik yapılabilecek şeyler bence.
Bir de canlı yayınlar var az önce bahsettiğim.
Ben canlı yayınları daha çok birlikte çalıştığım firmalara işveren markası aktiviteleri kapsamında çok öneriyorum.
Sonuçta şirket kültürünü bilmeyen potansiyel adam...
bilgi vermek amaçlı kullanılabilir.
Verdiğiniz hizmetlerle alakalı canlı yayın açabilirsiniz.
Kendi şirketiniz varsa her hafta bir konunuz olur ve bir konuğunuz olur.
Bu konularla ilgili canlı yayın açabilirsiniz gibi gibi yani birçok konuda aslında yine kanaat önderliği yapabileceğiniz bakın ben de buradayım deyip daha minimum seviyede görünür olup
ama maksimum fayda alabileceğiniz içerikler de bence üretebilirsiniz.
Evet sanıyorum ki bir bölümün daha sonuna geldik.
Burada LinkedIn'de nasıl içerik üretilir, one on one dersi vermek istemiyordum.
Ama kendim bunu söylerken bulup umarım keyif almışsınızdır.
Unutmayın başkalarının başarısı sizin başarısız olduğunuz anlamına asla gelmez.
Ve hayatta herkesin kendine ait bir zamanlaması var.
O yüzden de bu tarz şeyleri gördüğünüzde LinkedIn olur, başka bir platform olur.
Kendinizi Ruşen amcanın oğlu Sedat'la kıyaslamayın arkadaşlar.
Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
