
Neden Kendimizi Başkalarıyla Kıyaslarız? | The Instagram Effect
19 Nisan 2022 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Eğer kendinizi başkaları ile kıyaslıyor ve sonucunda mutsuz oluyorsanız, yetersizlik, değersizlik hissediyorsanız ya da tam tersi motivasyonunuz artıyorsa bu kıyas olayına yakından bakalım.Bu bölümle neler var?1. Sosyal karşılaştırma teorisi - Festinger 19542. Neden kıyas yaparız?3. Sosyal medyanın kendimizi başkaları ile kıyaslamadıki rolü - The Instagram Effect belgeseli4. Kıyas mevzusunu nasıl kendi lehimize çeviririz. Kendinizle daha sağlıklı bir ilişki kurmak ve öz şefkat konusunda benden koçluk desteği almak için iletişim:https://emineyesilcimen.com/kocluk/?utm_source=spotify&utm_medium=caption&utm_campaign=spotify_koclukNewsletter kayıt:https://emineyesilcimen.com/iletisim/?utm_source=spotify&utm_medium=caption&utm_campaign=spotify_newsletterBölümde bahsettiğim linkler:https://positivepsychology.com/social-comparison/https://open.spotify.com/show/6qCGowS3fs0qFYMlxczxC5https://open.spotify.com/show/5UsxoX6ikTr3ETvzQAHbdP Artwork: Kotryna Zukauskaite
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu kanalda psikoloji, felsefe, bilim ve farkındalık çerçevesinde hayatı daha yaşanabilir kılmak ve minik hayallerimize ulaşmak üzere düşüncelerimi ve günlük hayatta uygulanabilir pratik
yöntemleri paylaşıyorum. Buna ek olarak her çarşamba günü podcast ile bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri...
Ve bir de kişisel farkındalığımızı artırmak adına bir soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim de mail kutuma düşsün bunlar derseniz emineyesitmen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Bu hafta herkesin hepimizin farkında olarak ya da olmayarak yaptığı ve yapmaktan muzdarip olduğu bir konu üzerine konuşmak istiyorum.
Kendini başkalarıyla kıyaslama mevzusu.
Şimdi aramızda ben kendimi kıyaslamıyorum ki diye düşünenleriniz olabilir ama teknik olarak bu mümkün değil.
Çünkü bu aslında bizim genlerimizde olan atalarımızdan geçen bir hayatta kalma metodu.
Şöyle ki ilkel çağlarda atalarımız...
Aslanlardan, kaplanlardan, pantellerden, pumalardan kaçarken ya da saklanırken bunu daha iyi yapabilen akranlarıyla kendilerini kıyaslayıp onlardan bir şey öğreniyorlarmış ki hayatta kalabilsinler.
Şimdi bunu özellikle söyledim çünkü biz kendini kıyaslama deyince genelde negatif bir anlam çıkarıyoruz.
E baktığımızda çok da aslında saçma değil negatif bir anlam çıkarmamız.
Çünkü artık aslanlardan, kaplanlardan kaçmıyoruz.
Ama bu içimizdeki his duruyor ve biz de kendimizi sosyal ortamlarda kıyaslıyoruz.
Şimdi sosyal ortamlarda kıyasladığımız zaman özellikle günümüzde bu kadar çok bilgiye erişimin olması ya da insanların hayatlarını daha yakından gözlemleyebilme şansımızın olması sosyal medyanın da etkisiyle haliyle
üzerimizde bir tık daha negatif etki yaratıyor.
Yapılan araştırmalar en azından böyle söylüyor.
Ama bu iki uçlu bir kıyas yani kendini kıyaslama mevzusu.
Hayatımızı negatif etkileyebileceği gibi aslında daha iyi bir yöne de evirebilir eğer bilinçli olarak yapılırsa.
Bugün birazcık daha işte bunlardan bahsetmek istiyorum.
Bilinçli olarak kıyaslayarak bunu nasıl bir motivasyon aracına dönüştürebiliriz.
Hazır böyle başlamışken o zaman konuya direkt gireyim.
Biz neden kendimizi kıyaslıyoruz?
Evet burada atalarımızdan, genlerimizden gelen bir kısım var.
Ama onun dışında bazı başka sebeplerimiz de var.
Neymiş bu sebepler Emine diye soracak olursanız ona da Sosyal psikolog Festinger 1954 yılında şöyle bir cevap vermiş.
Bu sosyal karşılaştırma teorisini bulan kişi bu arada Festinger.
Diyor ki insanlar iki konuda kendilerini karşılaştırırlar.
Bir tanesi yeteneklerinin yeterince iyi olup olmadığını anlamak ya da fikirlerinin yeterince doğru olup olmadığını anlamak.
İkincisi de başarmayı hedeflediğimiz bir şeyin ölçütünü belirlemek için diğer insanları bir kriter olarak almak ya da bir ilham aracı olarak kullanmak.
Buraya kadar tamam ama kim bu diğer insanlar?
Westinger bunun da altını çiziyor.
Diyor ki biz kendimizi öyle rastgele birileriyle karşılaştırmıyoruz.
Aslında biz... Benzer çevrelerden, benzer yeteneklerden, benzer fikirlerden kişilerle karşılaştırıyoruz.
Yani mesela ben kendimi biriyle karşılaştıracaksam kalkıp da Beyoncé ile ya da Rihanna ile karşılaştırmam değil mi?
Benimle hemen hemen aynı işi yapan, benzer aile yapısından gelen, benzer okullardan mezun kişilerle bir şekilde karşılaştırırım ki genelde de böyle yapıyoruz.
Mesela buna şöyle bir örnek verebilirim.
Hani geçen hafta Instagram'da sohbet ederken size sormuştum ya para ve zaman derdiniz olmasaydı nerede ne yapıyor olurdu?
Çok büyük bir kısımda sayfayı bir yerde yaşardım, bir sahil kasabasında kendi halimde doğayla iç içe yaşardım, bol bol kitap okurdum dedi.
Ya da dünyayı gezerdim, her yeri görürdüm, farklı kültürler tanırdım dediniz.
Bunu bir örnek olarak alalım.
Siz hala büyük bir şehirde kurumsal bir firmada çalışıyorsunuz ve böyle bir hayat hayal ediyorsunuz.
Yanınızda çalışan ya da sizinle beraber çalışan bir iş arkadaşınız da ertesi gün geldi.
Bastı istifayı. Tam da sizin istediğiniz gibi bir hayata gidiyor.
Baştan sıfırdan başlıyor her şey.
Aklınıza ilk gelen şey ne olurdu ve ne hissederdiniz?
Gerçekten çok merak ediyorum bu soruların cevaplarını.
İsterseniz burada bir durdurun devam etmeden ve düşünün.
Evet ya gerçekten ben ne düşünürdüm ve ne hissederdim?
Yani şöyle bir şey olabilir.
Bir ihtimal. Bak ya helal olsun vallahi.
İstedi yaptı demek ki yapılabiliyormuş.
O yapıyorsa ben de yapabilirim.
Bakayım ben nasıl yapabilirim?
Hani sizi böyle motive mi ediyor?
Yoksa... Tabii gider ya onun babası zengin, onun kocası zengin, tuzu kuru gibi bir şey mi geliyor?
Bunu neden sordum? Çünkü bu karşılaştırma teorisinin üzerine yıllardır bilim insanları Festinger'dan sonra da çalışıyor ve şöyle bir ekleme yapmışlar.
Diyorlar ki biz kendimizi yukarı ve aşağı yönlü karşılaştırıyoruz insanlarla.
Yani yukarı yönlü karşılaştırma o sizin kendinizden daha iyi, bir tık daha üst noktada gördüğünüz bir insanla kendinizi kıyasladığınız yer.
Ya da sizin istediğinizi elde eden birisiyle kendinizi kıyasladığınız yer.
Ve bunun iki tane sonucu var.
Birincisi sizi motive edebilir, sizi harekete geçirebilir.
İkincisi de bu konu sizin yaşamınızın merkezindeyse, diğer bir deyişle sizin benlik kavramınızı oluşturan önemli etmenlerden bir tanesiyse siz buna daha negatif tepki verirsiniz.
Bu negatif tepkilerin sonuçları da ne oluyor?
Kıskançlık, özgüven kaybı.
Stres, depresyon, aşağılık kompleksi bunları ben söylemiyorum.
Bu arada totomdan uydurmuyorum.
Yapılan çalışmalar böyle söylüyor.
Merak edenleriniz varsa okuduğum makalelerin linkini açıklamalara koyarım bu bölümde.
Daha detaylı olarak bakabilirsiniz.
Ama işte şöyle de söylüyor araştırmalar.
Biz genelde kendimizi hep yukarıya doğru karşılaştırma eğilimindeyiz.
Parlak tarafı var. Bir de bizi aşağı çeken tarafı var.
Bunu seçmek bizim elimizde.
Birazdan bahsedeceğim bunları nasıl seçebileceğimize ilişkin ama Emine bir de aşağı doğru sosyal karşılaştırma vardı.
Onu unuttun demeyin.
Onu da söyleyeyim. Öyle geçelim diğer tarafa.
Bu da... Daha çok bizim kendimizi daha üstün gördüğümüz konumlarda benlik saygımızı arttırmak için kullandığımız şeyler.
Yani en azından onun gibi şöyle değilim.
En azından böyle yapmadım.
Kendimize böyle minik minik gurur duyduğumuz yönler.
Bir şekilde kendimizi yine motive ettiğimiz noktalar.
Ama burada motive etmek kalıbını kullandım diye bunun şükürle bir ilişkisi olduğunu düşünmenizi istemem.
Çünkü yapılan çalışmalar burada şunu da söylüyor.
Kendimizi sürekli aşağıya doğru kıyasladığımız zaman içinde bulunduğumuz durumun kötüleşmesi.
potansiyelini de kendimize hatırlatmış oluyoruz ve modumuzu aşağıya çekiyoruz.
Hatta bununla alakalı kanser hastaları üzerinde bir çalışma yapılmış.
Mesela kanseri daha az ilerlemiş kişiler kendilerini artık bu son safhalarda olan kişilerle kıyasladığında benim de geleceğim nokta o diye tehdit altında hissedip daha fazla strese
girmişler. O yüzden kendinizi böyle aşağıya doğru kıyaslama gibi bir eğiliminiz varsa buna da birazcık daha dikkat etmenizi önerebilirim.
Deyip zurdanın zırt dediği yer olan sosyal medyanın bu karşılaştırma üzerindeki etkisine geleceğim şimdi.
Hatta sosyal medyadan kastım da Instagram aslında.
Çünkü geçtiğimiz günlerde BBC'de The Instagram Effect diye bir belgesel izledim.
Belgeselde Şu an mevcutta Instagram çalışanları, bu Instagram'ın kuruluşundan beri çalışanlar Instagram içerisinde...
Datalarla alakalı bir yerde çalışıp sonradan ayrılan ve Instagram'ın bütün dokümanlarını ifşa eden bir kadın en çok da o vurucuydu zaten.
İnfluencerlar ve Instagram'dan dolayı kendine zarar verip intihara gelişen birisinin de dahil olduğu böyle bir söyleşiler bütünüydü bu.
Ve orada bu raporları ifşa eden kadının söylediği bir şey benim çok dikkatimi çekti.
Dedi ki her sosyal medyanın kişileri o sosyal medya üzerinde tutmak için yuttuğu bir amaç vardır.
Mesela TikTok bir performans yeridir değil mi?
Orada biraz daha böyle videolar çekersiniz.
Snapchat biraz daha olduğundan farklı göründüğün bir yerdir.
Filtreler kullanırsınız.
Instagram'da tamamen kendini diğerleriyle kıyaslamaya yönelik bir platform diyor.
Şimdi Instagram ilk çıktığında zaten böyle bir amaçla çıkmamış.
Hani o mühendislerle baştan beri sohbet ediyorlar.
Ama ne zaman ki Mark Zuckerberg artık Instagram'ı satın alıyor ve burada daha fazla reklamlar dönmeye başlıyor.
İnfluencer marketingler oluşmaya başlıyor ve Instagram'ın da doğası gereği görsel bir platform olmasıyla konu bizim kendimizi, hayatımızı, başarılarımızı, vücudumuzu kıyasladığımız bir
noktaya geliyor. Hatta 2017'de yapılan bir ankete göre mental sağlığı en kötü etkileyen platformların başında Instagram seçilmiş.
Bununla alakalı inanılmaz çalışma var.
Böyle birazcık araştırdığınızda şeyi görüyorsunuz.
Depresyona sürüklenme sebepleri, benlik algısının düşmesi, yaşamdan keyif alamama gibi gibi.
Ya tabii ki bunun bilinçli kullanma şekilleri var.
Tamamen bütün suçu Instagram'a da atmak doğru değil ama şu konuda bilinçlenmek önemli bence.
ekonomi bir dikkat ekonomisi.
Ve kullandığımız platformların temel amacı bizim o platformda maksimum vakit geçirmemizi sağlamak ki böylece bize daha fazla ürün satabilsinler, daha fazla para yapabilsinler.
Hatta ve hatta bir tık daha ileriye götürün bunu.
Sizin kendinizi eksik ve yetersiz hissetmenizi, yeteri kadar güzel olmadığınız, yeteri kadar zayıf olmadığınız, yeteri kadar güzel giyinmediğiniz ya da yeteri kadar güzel yerlere gidip güzel şekilde eğlenmediğinizi bir
şekilde vurgulayarak bu dikkat ekonomisine daha fazla hizmet etmemizi sağlamak.
Hatta bununla alakalı bir örnek vermek istiyorum.
Daha çok yeni yani geçen hafta başıma geldi ve hala şaşkınlığımı gizleyemiyorum.
Çok sevdiğim bir arkadaşım var.
Aklı başında zeki bir çocuk.
Oturuyoruz böyle sohbet ediyoruz.
Konu konuyu açtı. Instagram'da var baksana dedim bir şey gösterecektim.
Ben dedi 3 aydır Instagram kullanmıyorum.
Aa niye dedim? Yani dedi ne zaman Instagram'a girsem sanki herkes çok zengin.
Herkes inanılmaz paralar kazanıyor, çok güzel tatillere gidiyor, ev alıyor, evleniyor, işte aile kuruyor ya da işlerinde çok başarılılar ve sadece benim hayatım bombok gibi bir izlenime kapadım
ve modumu çok düşürüyor.
Bilmiyorum yani nasıl başa çıkacağımı bu duygularla ben de kapattım kökten çözüm olarak dedi.
Ve ben şöyle bir kaldım yani kal geldi dedim ki oğlum sen manyak mısın?
Sen kaç senedir bu sektörün içinde çalışıyorsun?
Bilmiyor musun bu insanlar sadece göstermek istediği yönlerini gösteriyor hayatının?
Yani kim bilir kendi hayatlarında neler oluyor ne dertler var ama sen sadece onun hayatını...
ya da o insanı oraya koyduğu bir posttan ya da bir storyden görüyorsun.
Ya biliyorum ama yine de etkileniyorum dedi.
Hatta ben bu konuyu sonra başka arkadaşlarımla da konuştum ve herkes aynı şeyi söylüyor.
Ben bunun farkında olsam bile kendimi kıyaslıyorum ve bu kıyastan negatif etkileniyorum diye.
Peki biz ne yapacağız? Tamam Instagram'ı komple kapatmak bir çözüm olabilir.
Eğer bununla rahatsanız ve Instagram olmadan ya da herhangi bir sosyal medya platformunda yer almadan da hayatınızda çok huzurlu mutlu bir şekilde devam edebiliyorsanız ne ala bu bir çözüm olabilir.
En başta dediğim gibi kendimizi kıyasla mı bizim hayatta kalma mekanizmamız yani genlerimizde olan bir şey.
Bu Instagram hayatımızda olsa da olmasa da başka bir platformla gelse yine kendimizi kıyaslayacağız.
O yüzden de bu noktada biraz daha farkındalık getirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Mesela bu takip ettiğiniz kişilere bir bakın gördüğünüz postlarda, storylerde siz ne hissediyorsunuz?
Kıskançlık mı, imrenme mi, haset mi ya da belki motive oluyorsunuz, belki ilham alıyorsunuz.
Burada kendimizi gözlemlemek önemli o yüzden.
Sonuçta bu platformlar sayesinde birçok şey de öğreniyoruz, sevdiklerimizle iletişimde kalıyoruz ya da bahsettiğim gibi az önce de bir şeylerin yapılabilir olduğunu fark ediyoruz.
Biraz daha kendi lehimize çevirebiliriz ama farkında olduğumuz sürece.
Bir de kendimizi kıyasladığımız zaman sürekli kötü hissetmemize gerek yok.
Yani hep negatif olarak algılamaktansa...
Evet tamam şu an ben kendimi kıyaslıyorum ama bu insanlığın doğası diye bunu kabullenmek de önemli.
Sonuç itibariyle bunu kabullendiğimiz sürece ve farkında olduğumuz sürece de işte o negatif kıyaslamadan bir tık daha kendimizi pozitif yöne getirerek evet ben de böyle bir hayat istiyorum acaba ne yapabilirim diye düşünebiliriz.
Hani böyle söyleyince tabii ki çok ütopya gibi geliyor ama bir noktada bunları başarabildiğimiz sürece Daha bilinçli kullanıyor oluyoruz.
Bir de şunun farkına varmak lazım.
Sosyal medya mecraları dediğimiz yerler insanların kaçış ortamı.
Orada zaten insanlar kendine olduğundan ziyade olmak istediği gibi gösteriyor.
Yani bu bilinçle bakarsak eğer paylaşılanlara kendimizi negatif yönde kıyaslamanın çok ciddi oranda azalacağını düşünüyorum.
Ha şunu da hatırlamakta fayda var.
Herkesin hayatı, hayattaki şartları, tecrübeleri ve şansı farklı.
Yani biz insanların hayat hikayesini tamamen bilmeden kendimizi kıyaslarsak kendimize çok büyük haksızlık etmiş oluyoruz.
Bununla alakalı Başarının 50 Tonu Adliers diye bölüm çekmiştim.
Orada konuşmuştum. Merak edenleriniz bu bölümü de dinleyebilir.
Bir de bu kıyaslama konusuna ilişkin araştırma yaparken iki tane yabancı podcast dinledim.
Bir tanesinin ismi Mentally Yours, bir tanesi de Owning It.
Linklerini aşağıda paylaşırım.
Çok güzel paylaşımlar yapıyorlar.
Böyle uzman psikologlarla güzel sohbetler etmişler.
Benden bazen İngilizce podcast önerisi istiyorsunuz ya bunları da burada söylemiş olayım.
İlgilenenleriniz varsa bakabilir.
Bu arada her çarşamba bölümde bahsettiğim konulara ait pratik yöntemleri, kitap önerilerini ve açılacak grup çalışmalarını, online eğitimleri e-bültende paylaşıyorum.
Eğitimler genelde bültende yayınladığım an doluyor.
O yüzden farklı platformlardan da çok duyurmuyorum.
Eğer siz de bu eğitimlerden haberdar olmak istiyorsanız açıklamalardaki linkten e-bültene kaydolmayı unutmayın.
Son olarak da şunu söyleyebilirim.
Kendimizi kıyaslarken bazen farkında olmadan rekabete giriyoruz.
Ama aslında başkalarıyla rekabet etmek bizi uzun vadede dibe çeken bir şey.
Yani rekabet edeceğimiz insan gerçekten sadece kendimiz olmalıyız.
Kendi kendimizle bir yarışta olmalıyız.
Bunu da yapmanın en güzel yolu...
Nereden nereye geldiğimizi görmek ya da şu an bulunduğumuz konumdan nereye gitmek istediğimizi görmek.
Çünkü şöyle bir baktığımız zaman hiçbirimiz 6 ay önce, 1 sene önce, 2 sene önce olduğumuz yerlerde değiliz.
O yüzden de şu an bulunduğumuz yerden daha iyi olarak nereye gelebilirim?
düşünürsek bunun çok daha verimli ve kendimizi başkalarıyla kıyaslama konusunda da yardımcı olduğunu düşünüyorum ben.
Neyse umarım vermek istediğim mesajı verebilmişimdir.
Ufak da olsa minik farkındalıklar yaratabilmişimdir.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
