
Mutsuzluğum Başarım Olabilir mi? | Burçak Yıldırım Orhan
8 Eylül 2021 · 33 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Kurumsal hayattaki mutsuzluğunu kendi start-up firmasını kurması ile sonuçlanan Burçak'ın 7 senede nasıl uluslararasında 4 ödüllü, büyüyen bir firma yarattığını ve bu süreçteki yolculuğunu konuştuk. Bir önceki hafta bahsettiğim başarının 50 tonu bölümünde bir outlier olmasak da zengin babamız olmasa da elimizdeki kartları doğru oynayarak kendi başarımızı yaratma konusuna mükemmel bir örnek olan Burçak'ın hikayesini kaçırmayın derim!
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar, Yeşil Güzel Hayallere hoş geldiniz.
Bugün uzun zaman sonra bir konuğumuz var.
Ve geçtiğimiz bölümde bahsettiğimiz başarı üzerine aslında konuşacağımız çok değerli bir konuğumuz var.
Tezgahçılar ve katalog firmalarının kurucusu Burçak Yıldırım Orhan bizimle.
Burçak'cığım hoş geldin.
Merhaba hoş bulduk.
Teşekkür ederim kabul ettiğin için.
Özellikle bu kadar hassas bir konuyu konuşmak için ve vaktini ayırdığın için de ayrıca teşekkür etmek isterim.
Ben böyle direkt tezgahçılar ve katalog startuplarının kurcusu Burçak diye tanıttım ama bilmeyenler olabilir.
Bize birazcık böyle bahsetmek ister misin?
Tabii çok sevinirim. Ben de çok teşekkür ederim.
Seninle bir yayında olmak ve senin bu sakinleştirici sesinle ve yönetiminle bir arada olmak benim için de çok iyi.
Şu anda böyle bir terapiye girmiş gibi hissediyorum kendimi.
Tezgahçılardan başlayayım.
Tezgahçılar 2015 Ocak ayında kullanan bir girişim.
Biz kurumsal hayatın getirdiği bir takım problemleri, kurumsal hayatta çalışanların sevmediği unsurları çözüm bulmak için yola çıkan bir eğitim şirketiyiz.
Nasıl çözümler buluyoruz?
Kurumsal hayatta bilirsin ki çok fazla eğitim...
Ve çok fazla gelişim için yatırım yapılıyor.
Ama bunlar genelde o zamanlar özellikle biz bu şirketi kurduğumuzda tek düze olan, tek taraflı iletişime sahip olan, daha eğitmenin ön planda olduğu aslında bizim pedagojik
olarak tanımladığımız eğitim biçimiydi.
Kurumsal hayatta çalışıyordum ve bunun böyle olmaması gerektiğine dair kuvvetli bir inancım vardı.
Sonra da madem beğenmiyorsun o zaman kendin değiştir diyerek yola çıktım 2015 yılında.
Biz Tezgah Store olarak kurumsal çalışanların daha interaktif, daha işin içine dahil olabildikleri, daha çift taraflı iletişime sahip oldukları eğitimler ve etkinlikler düzenleyen
bir şirketiz. En başından beri işin interaktivite kısmına çok önem veriyorduk.
İsminizden, duruşumuza, içeriklerimize kadar her şeyi ona göre düzenledik.
Tezgahçılar ismi de aslında biraz böyle bir isim.
Neden böyle bir isim var dersen eğer.
Yani her şeyin taze taze gelip gittiği, eğitmenlerin tezgahına yeni, fresh, taze ürünler koyduğu bir şirket planlamıştık.
Nitekim öyle de oldu. Eğitmenlerimiz aslında sektörde...
Çok iyi yerlerde olan, kendi alanlarında uzman isimlerden oluşuyorlar.
Ve verdikleri içeriklerde her zaman taptaze, yeni nesil ve trend içerikleri oluyor.
Katılımcılarımız da bu içeriklere taze taze erişebiliyorlar.
Tezgahçıların hikayesi böyle.
Şu anda 250'den fazla eğitmenle 200 civarı kurum için çalışıyoruz.
Çalışma modelimizde aslında kurumlara özel içerikler hazırlayan, Bir şirketiz.
Yani böyle çok katalog şirketi değiliz.
Bizden katalogdan eğitimler seçiyorlar ve onları alıyorlar gibi değil de kurumu dinliyoruz, kurumun yapısını dinliyoruz.
Çalışanların profiline bakıyoruz, ihtiyaçlarına bakıyoruz.
Daha önce aldığı eğitimler ve eğitimlerin sonuçlarına bakıyoruz.
Nereye gitmek istediklerine bakıyoruz ve onlara içerikler öneriyoruz.
Onlar için nokta atışı içerikler sunduğumuz için genel olarak bir tane içerik almak için gelip, Birden fazla içerik alıp çıkıyorlar.
Yani şey gibi düşünebilirsin böyle bir manava giriyorsun.
Elma almak için giriyorsun ama bir bakıyorsun çok güzel taftaze meyveler var.
Sonra biraz ondan biraz ondan alayım diyorsun gibi bir durum var.
Genel olarak tezgahçılarda böyle hızlı büyüyen bir şirketiz.
Şu anda tamamen kurumsal hizmet veriyoruz.
B2C kanadımız pandemiyle beraber biraz durdu.
B2B ilerliyoruz.
Bir de katalog var. Hani birazcık mütevazilik yaptın gibi geldi bana ama sizin bayağı bir uluslararası ödülleriniz var.
Hani Rising Star Startup ödülleriniz bildiğim kadarıyla üç tane dördüncüsü de yolda.
Evet evet yani şey yaptığımız şey çok muadile olan bir şey değil.
Çok zor bir şey aslında.
Yani bu kadar böyle terzi işi bir şey yapmak biraz delilik.
Bütün kurumlara bakıp onlara özgü bir şeyler yapıp.
Hem o biraz delilik, çok muadilimiz yok.
Hem konsept olarak muadilimiz yok.
Hatta biz yola çıktığımızda böyle çok enteresan bir konsept ve isim olunca çok fazla ben bunu yurt dışında bir yerde görmüştüm, kopyalamışsınız gibi yorumlar gelmişti.
Biz de şey demiştik, varsa link atın yani.
Hani nerede gördünüz böyle bir şey diye.
İnsanlarda şey olmuştu, böyle bir şey varsa kesin kopyalanmıştır.
Yani bu kadar orijinal bir şeyi...
Bir Türk çirketi yapmamıştır gibi bir düşünce vardı bundan 5-6 sene önce.
Çok şaşırıyorlardı.
Dolayısıyla bu orijinallik, muadili olmama durumu bize globalde de çok tabii farkındalık uyandırdı ve çok fazla ödül getirdi.
Birçok aslında ödüle biz başvurmadık.
Hatta senin de aslında gördüğün, yolda dediğin bu Orta Doğu'da kadın liderler ödülü.
Mesela ben çok şaşırdım çünkü benim mailimi nereden buldular, tezgahçıları nereden buldular ama hiçbir fikrim yok.
Yani orası gizlendiğim şekilde duruyor.
Aynen yani benim kişisel e-mailime ulaşmışlar ve böyle bir anda mail geldi.
Shortlist'te kaldınız, 10 kadın liderden birisiniz diye.
İşte İngiltere'den yine öyle bir Rising Star finalist olma durumu oldu.
Amerika'dan ödül aldık.
Avrupa'nın çeşitli başkentlerinden...
Gidip ödüller aldık falan.
İnsanların, yurt dışında da ilgi çekiyor tabii.
Yani bu kadar böyle değişik bir konsept, felsefesi olan, duruşu olan ve bundan hiç ödün vermeyen ve işte her yıl daha fazla üstüne koyan bir şirket olmamız, rakamlar, tabii
ki ciro, büyüme hızımız sadece tabii ki konsepte değil, çekiyor ilgi.
Yani şey gibi bir şey var.
İşte ben bu Orta Doğu'da kadın liderler arasına girince Twitter'da paylaşmıştım görsel ve çok ilgi çekti nedense.
Bilmiyorum insanlar baya tebrik ettiler falan ben öylesine koymuştum onu.
Sabah buna uyandım diye.
Şey demişler işte...
Tabii biz Orta Doğu'ya düştük, o alt sınıflara düştük.
İşte biz keşke Avrupa'da 10 kadın liderden birisi olsaydınız.
Keşke Amerika'da 10 kadın liderden birisi olsaydınız gibi yorumlar geldi.
Böyle yorumlar geldi mi gerçekten? Geldi evet evet.
Yani aslında hani orada Middle East'i görünce sanki biz Middle East'teyiz ve o yüzden o alana girmişim gibi bir böyle bir düşünce oldu.
Hiç tahammül etmiyordum böyle tepkiler gelebileceğini ve ben de şey dedim yani öyle bir durum yok.
Yani şu anda dünyanın herhangi bir yerinde bir yarışmaya katılsam derece almamamız için hiçbir sebep yok.
Zaten aldık da yani İngiltere'den de aldım, Amerika'dan da aldım, Avrupa'dan da aldım.
Dolayısıyla şuna bağlamak istiyorum aslında.
Yani Türkiye'de hani böyle çok coğrafya kaderdi vesaire falan deniyor ama orijinal bir şey yaptığınız zaman dünyanın her yerinden takdir görüyorsunuz ve sizinle işbirliği yapmak istiyorlar, sizi takdir ediyorlar
ve bu çok güzel bir şey.
Sen de bu yayın öncesi biraz sohbet ederken gözlerdeki parlaklığı bizi çok etkilediğini konuşmuştuk ya.
Aynen yani beni gözüme parlatan da aslında bu ödülün dışında insanların yurt dışında Türk bir şirkete, kadınlardan oluşan bir Türk şirkete
değer vermesi, adını telaffuz etmeye çalışması, çeşitli versiyonlarda tezgahçılar demesi falan benim çok...
gurur mu okşuyor yani tezgah siyah tezgah siyah güzel şeyler yani hayal edemeyeceğim bir şeydi bundan 5-6 sene önce ama oluyor ya yani
yola çıkınca bir şekilde oluyor kesinlikle oluyor bir şekilde Burçak çünkü bu bahsettiklerin hepsi aslında benim sana sormak istediğim şeylerdi çünkü Özellikle anlamlı bulduğun bir şeyi yapmak çok önemli.
Şansın ne olması? Bir önceki bölümde Malcolm Gladwell'in kitabında Outliers'de şöyle bir şeyden bahsediyordu.
Senin doğduğun yer, bulunduğun yer, şanslı olman, yetiştiğin kültür, ondan sonra doğru zamanda doğru yerde doğmuş olman vs.
O sene evet Outliers yapıyor.
Ama hepimiz outlier olabiliyor muyuz?
Olmuyoruz. Ama outlier olmasak da kendimize ait bir başarı sergileyebiliyor muyuz?
Tabii ki de. Bence sen bunun en güzel örneklerinden bir tanesisin.
O yüzden ben mesela şeyi çok dinlemek istiyorum senden.
Yani mesela senin bu işe başlarken elindeki kartlar neydi?
Ve sen neyi doğru oynadın?
Yani illa böyle...
Bildiğim kadarıyla muhteşem zengin bir ailede böyle konaklarda doğmuş bir insan da değilsin.
Ondan sonra hani 80'li yıllarda Türkiye'de doğmuş bir kişi olarak normal hani klasik orta sınıf, orta üst diyelim hadi.
Böyle bir yerde doğmuş bir insan olarak buraya nasıl mesela geldiğini çok merak ediyorum.
Bir de hani dediğim ya çok şaşırıyorlar bir yerden kopyalamıştır kesinlikle tezgahçıları diye.
Kopyalasan da ne olabilirdi ki?
Çünkü sonuçta kendi içinden bir şey katıyorsun ki kopyalamamışsın.
Ama bir kitap okumuştum şey diyordu.
Neydi kitabın adı? Still Like An Artist diye.
Aynen öyle. Yapılmamış bir şey yok ki.
Başarısız olursunuz gibi.
Neyse burayı çok uzatmayayım.
Benim değil senin aslında mikrofonun.
Orayı çok merak ediyorum işte.
Hani sende elindeki karakter neydi?
Ve onları nasıl oynadın da hem böyle...
çok mutlu eden bir şey yapıyorsun.
Hem de bu kadar hızlı bir şekilde ilerliyorsun.
Biraz geriden başlayacağım bunu anlatmaya.
Sen şimdi sorarken düşündün bu arada bu soruyu ne var elimde kart olarak diye.
Aslında şey, aynen dediğin gibi ben memur çocuğum.
Yani annem öğretmen, babam milliyetinde şovem görüldü.
Bu arada ben böyle başladım benim de sıfırdan başladım deyince bizimkiler çok üzülüyor.
Aşk olsun biz sana destek verirdik diye.
Ama anne baba şey diyorum yani burada sizin desteğiniz değil.
Benim ne yaptığım önemli falan diye.
Özlüyorlar böyle şey olunca.
Ama yani aslında orada tabii kastettiğim şey sıfırdan başlama heyecanı ve gayretinin olması.
Ben aslında biraz daha geriye gideceğim.
Şey düşünüyorum yani neden hiç bırakmıyorum yani işte yenilgi bende diğerlerinden daha farklı değil.
Çocukken Sokakta çok fazla oyun oynamam ve oyun kurmamla ilgili olduğunu düşünüyorum bunun.
Çok fazla oyun oynadım, çok sokak çocuğuydum.
Çok oyun kurdum, çok yenildim.
Ve tekrar tekrar oyunu tekrar kurdum.
Ve şeyi gördüm çok çocuk yaştada aslında.
Yenilmenin hiçbir problem olmadığını gördüm.
Yani yenilirsin, ertesi gün tekrar mahalleye inersin ve yeniden oyun kurarsın.
Yani sonuçta yeni bir gün ve yeni başlangıçlar demek.
Bunu çocukluktan beri çok gördüm.
Bu birincisi. İkincisi ailemin memur olmasından dolayı ben çok fazla şehir ve sınıf değiştirdim ve sürekli olarak yeniden kendimi tanıtmam ve o sınıfa
kendimi kabul ettirmem gerekiyordu.
Sürekli biliyorsun arkadaş ortamın değişiyor ve bunu ilkokulda yaşıyorsun.
Ben ilkokul 5'e kadar 9 kere sınıf değiştirdim çünkü.
Ve her seferinde kendimi tekrar tanıttım ve tekrar tanıttım.
Dolayısıyla aslında çocukluktan beri Böyle çok köklerine bağlı bir konfor alanım yoktu düşündüğüm zaman.
Dolayısıyla da yeni bir şeylere girmek, yeni alanlara girmenin çok korkutucu olmadığını çok küçüklükten beri aslında farkında olmadan biliyormuşum.
Ben aslında biraz ona bağlıyorum şu anda.
Sonrasında da işte kurumsal hayattan ayrılmaya karar verdim ve tabii ki çok korktum.
Yani hani şey bir şey yok aman onu da yaparım bunu da yaparım gibi bir şey yok.
Sonuçta dediğim gibi ailem memur, saraylarda oturmuyorum.
çok belirli kaynaklarım var.
Tabii ki bunu çöpe atmak çok stres veren bir şey.
Kim olursa olsun belirsizlik çok zor ve stres veren bir şey ki ben hatırlıyorum o zamanlar yani stresten uyuyamıyordum, yemek yiyemiyordum.
Yani hani böyle konuşunca da tabii ki böyle aman yaparız falan değil tabii ki.
Ama şeyi biliyordum hep işlerin içi.
Dünyanın sonu değil. Dünyanın sonu değil.
Yeni başlangıçlar olabilir.
Elimdeki en önemli kart buydu aslında.
Eğer kaybedersem, yenilirsem, başaramazsam başka bir güne uyanacağım ve başka bir iş bulacağım yani.
Ve şey diyeceğim herkese yani bunu ben denedim, bu oyunu kurdum, tutmadı, olmadı yani.
Okey yani benim için tamam problem yok.
Bence insanlardaki en büyük problem bu.
Bir şey yaptıklarında ve başarısız olduklarında sonraki adımda insanlara ne söyleyeceklerini düşünüyorlar ve o başarısızlığa sahiplenmekten çok korkuyorlar.
Bence etiket olarak onlar da kılacak, imajları sarsılacak diye korktukları için bence birçok adım atılmıyor.
Ben de böyle bir korku yoktu açıkçası.
Çünkü ben kaybetmenin, başarısız olmanın da baya cool hikayeler barındırdığını düşünüyorum.
Ki o zaman ufak amatörler yoktu ve o zaman da ben başarısızlığın, hikayelerin çok cool olduğunu düşünüyordum ki şimdi insanlar çıkıp başarısızlıklarını anlatıyorlar yani.
Hatta başarısızlığı hiç olmayan bir insan tanıyorum.
Ya başarısızlık hikayesi bulmam lazım falan diyordu yani en son.
Hani o kadar artık cool bir noktaya geldi ki insanlar çok karıştılar.
Ama birincisi bu yani.
İkincisi dediğim gibi baktığın yer önemli.
Yani ne kaybedeceksin?
Para mı? Önemli değil.
İtibar mı? Önemli değil.
Nasıl tanımlıyorsun bunu? İtibar zaten bence hiçbir zaman böyle bir şeyden kaybolmaz.
Sonrasında da yola çıktığım ortağım, koşullar falan gerçekten önemli.
Seni hızlandırabiliyor.
Yani ben 2015'te yola çıktığımda alım gücü daha yüksekti.
B2C bilet satarak yola çıkmıştık ve insanlar bilet alabiliyorlardı.
Kendilerine yatırım yapabiliyorlardı.
Mutsuzluk düzeyimiz bu kadar düşük değildi.
Yeni bir şeyler keşfetmeye daha açlardı.
Sonra mesela çok önemli bir şey vardı.
Çok bize destek veren ilginç bir şey söyleyeceğim.
Facebook'un algoritmaları çok farklıydı.
Facebook o zaman bu kadar kapitalist değildi ve koyduğunuz içerikleri insanlar görüyorlardı ve çok organik bir şekilde yayılıyordu.
Dolayısıyla biz... çok fazla medya satın alma yapmadan insanlara ulaşabiliyorduk.
Şimdi para harcamadan asla içeriklerinizi göstermiyor Instagram'da, Facebook'ta.
Bu bile aslında şirketin kaderini değiştirecek bir unsurdur.
Baya doğru bir zamanlama aslında.
Tabii tabii çok doğru bir zamanlama.
Sonra bizim yine... Bir yere para verilecek yani işte bir mekan tutacak hiç paramız olmadığı için abimin Cihangir'de çok uygun bir alanı vardı.
Kocaman bir yeri vardı ve o da workshoplar yapıyordu.
Onun atıl zamanları kullanmadığı zamanları kullanarak biz başladık.
Şimdi abimin öyle bir alanı olmasaydı başlayabilir miydik emin değilim.
Çünkü gerçekten bir yere para verecek paramız yoktu.
Dolayısıyla evet dediğim gibi bu unsurlar üst üste gelmişti ama ne kadar unsurlar üst üste gelse de çok fazla krizle de boğuşuyorsun ve senin başarılı yapan şey bence devam
edebilme gücün. Evet doğru zaman doğru yerde oluyorsun ama hiçbir zaman dünya günlük insanlık değil.
Ve sonrasında neler nasıl direndiğin, tutunduğun çok önemli.
Diğer elimdeki en önemli kart da devam edebilme gücü.
Yani ben ne olursa olsun devam etmek istediğimi biliyordum ve Bütün krizleri ki 2015'ten...
Bu yana Türkiye'nin başına gelen şeyleri düşünürsen...
Yani her şey geldi başına.
Darbeden. Yangın gelmemişti artık o da geldi.
Her şey geldi yani ve düşünsene böyle bir ortamda insanları motive eden, içerikler satan bir şirketsin.
Yani Müslüman Mahallesi'nde salya nasıl satıyorsun diye bir durum var.
Düşünsene yani sen böyle bir...
Bu arada darbe olurken biz Karpuz Peynir Partisi'ndeydik Taksim'de yani öyle üzerindeyim.
Eve doğru koşarken kurşunlar falan şey oluyordu.
Böyle başımızı falan tutup eve koştuk.
Yani Cihangir'den. Ben Cihangir'de oturuyordum.
Taksim'den Cihangir'e nasıl kaçtık bilmiyorum.
Ekip arkadaşlarım falan da bizim eve sığındılar.
Yani böyle bir atmosferde aslında biz ayakta kalmaya çalışıyorduk.
Dediğim gibi en önemli kozum aslında devam edebilme gücünü içinde bulmam ve ne olursa olsun devam edeceğim demem aslında.
En önemli kartım. Orada çok doğru bir noktaya değindin aslında Burçak.
Çünkü biz nedense başarısızlığı hem sindiremiyoruz, yani sindirmek istemiyoruz.
Sanki böyle bir şey yapacağız ve o ilk yaptığımız şeyle parlayacağız, muhteşem bir şekilde ilerleyecekmişiz gibi düşünüyoruz.
Belki biraz da bizim çağımızın getirdiği bu sabırsızlık da olabilir, her şey olabilir.
Ya da bizim gözümüze sokulan örnekler de olabilir.
Çünkü öyle değişik örnekler ya da...
O kadar sanki birden patladı, muhteşem başarı oldu gibi örnekler daha çok öne çıkıyor ki sanki biz ilk adımımızda başarılı olmak zorundaymışız gibi hissediyoruz.
Bir de hani dediğim gibi başarısızlığı kabul edebilmek de çok önemli.
Hani orada kendimizi bazen evet tabii ki de başarısız atletmek istemeyiz ama o başarısızlıklar günün sonunda bize öğreten şeyler de değil mi?
Hani senin de böyle öğrenerek yükseldiğin, başarılı insanların da...
o şekilde öğrenerek yükseldiği bir şey.
Yani Edison'u düşün. Hep aynı örneği düşünüyorum ben bazen.
Hani o kadar eski bir örnek, çok klişe bir örnek belki ama adam kaç kere denemiş sonunda bütün dünyaya faydası olmuş gibi düşünüyorum.
Aynen öyle. Yani başarısızlıkla çok barışık bir ekip yani şirket kültürümüz de var.
Ben şahsen de örneğim. Bir de şöyle bir şey var.
Hakikaten çok uzun yıllardır bu işi yaptığım için çok da fazla aslında bakış açısıyla ve aslında Bu alana olan girişimlerle de karşılaştım.
Şöyle bir şey yapıyorlar.
İşte bu kadar eğitim veriyor, şu kadar kişi geliyor, bu kadar kafa hesabı yapıyor, şu kadar para kazanıyor.
O zaman ben bu işe gireyim deyip çok fazla bu alana giren insan oldu.
Bir kere giriş yanlış.
Tamamen yanlış. Çok yanlış. Herhangi bir tutku, herhangi bir konuya dair...
İstek olmadan tamamen para için ve tamamen ciro için bu işe giren hiç kimsenin başarılı olduğunu görmedim.
Olabileceğimi de sanmıyorum.
Yani hani biraz daha şipşaktan para kazanalım.
Aynen köşeye döneyim.
Evet kısa yoldan köşeyi dönme şeyi çok var bizde.
Bence biraz onu oturup düşünmemiz gerekiyor.
Aynen öyle. Mesela şey hani hemen parladık.
Bunu yapıp sonra diyor ki.
İşte ben şimdi şöyle bir şey yapacağım ve hemen para kazanacağım, hemen parlayacağım gibi gibi bir takım düşünceler.
Bir kere yani o kadar matematik olarak yanlış ki.
Şimdi burada devam edebilme gücü elindeki en önemli kart dediğim ya bu böyle uzaydan ya da şeyden gelmiyor.
Uhrevi bir şekilde içine düşmüyor.
Sonuçta şöyle düşün.
Bir işte çok sevdiğin bir yemeği pişirdiğini düşün.
Bir de hiç sevmediğin böyle aşırı sağlıklı, taslısız bir yemeği pişirdiğini düşün.
Hangisini kalkıp daha motive bir şekilde pişirmek istersin?
Tabii ki sevdiğin bir şeyi.
Ve düşün her gün yapıyorsun o işi.
Her gün, her gün, her gün defalarca yapıyorsun.
Dolayısıyla yaptığın şeyi pişirdiğin ve yediğin yemeği sevmezsen o şeyi pişirmek istememeye başlıyorsun.
Dolayısıyla kafa hesabını yaparak yola çıkarsan ilk...
yaptığın yemek olmadı.
İki olmadı. Üçüncüyü yapmak istemezsin zaten.
En ufak bir sarsıntıda tökezleme de zaten o işi bırakırsın ki bugüne kadar bizi takdir eden herkesin bırakmasının sebebi de o.
Çok fazla taklit şirket ve içerik.
İçeriklerimiz çok kopyalandı.
Ama ben ama şey yapıyorum yani.
Okey falan diyorum yani. Çünkü devam edemeyeceğini biliyorum.
İlk sarsıntıda bitireceğini biliyorum.
Özellikle Müslüman mahallesinde salyangaz satıyorsanız yani burada Türkiye gibi bir şeyde eğitim şirketi yönetiyorsanız sattığınız salyangaza aşık olmanız lazım.
Yoksa yapamazsınız. Çünkü insanlar sizi beğenmeyecek, eleştirecek, satamayacaksınız.
Ertesi gün o şeyle uyanmanız lazım.
Bir kere çıkış noktası çok yanlış.
Yani inanmıyorlar birincisi.
İkincisi de işte başarı...
dediğim gibi konulaması çok yanlış.
Bir şey yaptım, parladım, ödülleri toplayacağım, paraları toplayacağım ve çok başarılı olacağım.
Böyle bir dünya yok. Bizim tezgahçılarda kaç kere pivot ettiğimi sana anlatamam.
Sadece görünenin dışında iç yapımız da çok fazla pivot ediyor bu arada.
Yani ne demek istiyorum pivot ediyoruz derken.
2015 yılda yola çıktığımızda biz tamamen bilet satarak eğitimler satan bir yerdik.
Yani B2C'ydik tamamen.
%100 geliriz B2C'de.
Şu anda %100 gelirimiz B2B.
Ya bu çok büyük bir değişim.
Tamamen aslında şirketi değiştiriyoruz gibi düşün.
Çünkü B2C yaptığın içeriklerle B2B yaptığın içerikler bambaşka.
Ve biz bir noktada işte bundan iki sene önce falan böyle bir karar verip her şeyimizi değiştirdik.
Yani böyle çok sevilen parlak bir sosyal medyamız vardı.
Böyle çok eğlenceli içerikler çıkıyorduk B2C'ye hitap ettiğimiz için.
Onlar değişti, dilimiz değişti, web sitemiz değişti, içeriklerimiz değişti.
Ben bu detayı hiç bilmiyordum.
Tabii tabii yani aslında gözüken o işte satıyorlar işte çok da para kazanıyorlar.
O iyi gidiyor onun arkasında.
Ne kadar kanter, gözyaşı, risk var gözükmüyor.
Yani sonuçta bu söylediğim şey çok riskli bir şey.
Her şeyini değiştiriyorsun ve tutan bir şey varsa.
Biz bilet satmaya devam etsek satarız.
Ama bir karar veriyorsun ve nasıl devam etmek istediğine karar veriyorsun.
Sonuçta B2B'ye geçmeye karar verdiğimizde tabii ki hemen herkes hemen gelelim sizi satın alalım demedi.
Adım adım, adım adım minik minik başladık.
Yani %100'e geçmemiz bizim 2 yıl aldı %100 B2B'ye geçmemiz.
Bu sene tamamen %100 B2B'ye geçtik.
Bunun için de sebat etmen gerekiyor.
Bir hedef koyuyorsun. Ve sabrediyorsun.
Yani eğer sabırsız olsak B2B'yi hedefliyoruz ama halen daha %60'ımız B2C gelirimizin falan.
Demedik. Sıvır.
Bunun için de yine tekrar başa dönüyorum.
Yaptığım işi çok sevmem lazım.
Mesela bize çok fazla işgaliye teklifi de geliyor bu arada.
Şöyle yaparsak şu kadar para kazanırız falan.
Bunu profesyonel olarak görmeye de bilirsin.
Göre de bilirsin. Ama benim bakış açım şu.
O önerilen şeyi Ben ve ekibim sevecek mi ve buna motive miyiz?
Neden bunu soruyorum biliyor musun?
Para değil bak motivasyon soruyorum.
Çünkü eğer buna motive olmazsak ilk dediğim gibi şeyde bırakacağız onu ve ertesi gün kalktığımız onu yapmayacağız.
Dolayısıyla birçok çok para kazandıralı alana tezgahçılar girmiyor.
Mesela şeye girmiyoruz.
O kadar çok işbirliği teklifi geliyor ki bize.
Online kayıt eğitimi.
Girmiyoruz mesela. Belki de aptalca bir şey söylediğim.
Ama buna motive değilim ben.
Bizim ekibimiz de motive değil.
Biz çok dinamik, interaktif, canlı kanlı içerikler yapmaya daha motiveyiz.
Ve ben diyorum ki şu anda 200 kurumla çalışıyoruz.
Fortune 500'ün daha 300 kurumu var.
Burada devirleşelim ve buradan para kazanmaya devam edelim.
İlk belki spoiler senin bu podcastını vereyim.
Globole açıldığımızı duyuracağız.
Bu ay sonuna doğru.
Aynen öyle. Aynen.
Bir konseptle çıkacak bu.
Daha fazla detay vermeyeyim ama bu alanda güçlüyüz ve bunu seviyoruz, buna heyecanlıyız.
Burada derinleşelim.
Bu bir stratejik karar bu arada.
Şirketin gidişi, şirketi yöneten kişinin vizyonuyla çok alakalı bir şey.
Belki başka birisi yönetiyor olsa şu anda tezgahçılar asenkron eğitimler de veren, kayıt eğitimler de satan bir yer oluyor.
İnandığınız şeyi yapmazdınız bu sefer de Burcu.
Yani inandığım şeyi yapmak bence burada çok önemli.
Dedin ya hani ekibin motivası çok önemli.
O yüzden reklamları kabul etmiyoruz.
Yani orada gerçekten inanmıyorsan motivasyonu da kalmıyor ve devam edemiyorsunuz.
Yani mesela bizim ekibimiz her zaman çok güçlü bir ekip oluşturuyor.
Yani her zaman canlı başlatıp çalışan bir ekip oluşuyor.
Ve orada hep şeye bakıyorum.
Sadece benim bir önder olarak bir istediğim değil.
Ekip buna heyecanlı mı? Bunu yapmak istiyor mu?
Buna da çok bakıyorum ve...
Onlar için de ertesi sabah kalktıklarında ayaklarının geri geri gelmediği işler yapmak çok önemli.
O yüzden de aslında çok fazla sıkı sıkı tutunuyorlar.
Yani inanmadıkları içerikler yapmıyoruz, inanmadığımız insanlarla çalışmıyoruz gibi.
Belki ileride bu asekron eğitimlere girebiliriz ama şu anda heyecanlı olduğumuz, daha derinleşebileceğimiz alanlar varken...
Evet o taraftan çok da para kazanabiliriz.
Çünkü çok ölçeklenebilir ve çok mantıklı bir iş bu arada.
Yapanlara da çok saygı duyuyorum ve çok akıllıca da bir iş.
Ama şu anda girmiyoruz o işe.
Sır sadece bu yüzden.
Yani aslında çok iyi olduğumuz bir alanda derinleşmeyi bilmediğimiz bir alana girip tökezlemeye tercih ediyorum şu anda.
O yüzden bakalım.
Yani bu tartışılabilir bir karar ama...
Tamamen aslında bu mantıkla ilerliyoruz.
Belki de tezgahçıları bu kadar yıldır ayakta tutan budur.
Ama bilemiyorum yani.
Başka olasılıkları görmediğimiz için.
Başka birisi yönetseydi bu şirket ne olurdu bilemiyorum.
Ama benim mantığım bu şekilde.
Bana çok daha mantıklı geliyor.
İnanmadığın bir işi yapamıyorsun çünkü.
Ve hani şöyle de bir şey var.
Kurumsal işinden çıkarken aslında kurumsal hayattan çıkan insanlar genelde hep şeydir, ufak bir kafe açayım ya da Bodrum'da domates yetiştireyim.
Biraz daha romantik hayalleri vardır.
Senin oradan kurumsaldan çıkıp yine kurumsal şirketlerle beraber bir iş yaptığın...
Bir noktaya evrilmiş olması da ve bunu çok inanarak, severek yaptığı noktaya evrilmiş olması da bence çok farklı bir hikaye.
Çünkü burada ne istediğini biliyorsun, seni neyi mutlu edeceğini biliyorsun.
O yüzden kapatmadan böyle senin gibi kendi yolunda yürümek isteyen insanlar için, ne istediğini daha iyi anlamak için neler bize söyleyebilirsin.
Çünkü ne istemediğini bilmek evet çok önemli.
Ben kurumsal şirkette çalışmak istemiyorum diyebilir herkes.
Ama peki ne yapmak istiyorsun kısmında?
Sana ne yardımcı oldu? Ben orayı da gerçekten merak ediyorum Burçak.
Aşırı şey bir konuşma yapmayacağım.
Yani işte böyle uhrevi ve şey.
Bazen şey var yani tabii ki ben yola çıktığımda elimde ne var ona da baktım.
Yani evet eğitimle ilgili bir şey yapmak istiyordum.
Çift taraflı iletişim olsun, interaktif bir şey olsun gibi şeyler vardı elimde.
Ama bir yandan da elimde işte...
altı zamanlarını kullanabileceğin bir aslında atölye alanı, işte kurumsal tarafın getirdiği bir know-how gibi gibi şeyler de vardı.
Dolayısıyla aslında iki şeyin çarpışması bu önce.
Sen ne istiyorsun ve elinde ne var?
Seni diğer insanlardan farklı kılacak bilgin ne, özelliklerin ne?
Benim kurumsal hayatı bildiğim için kurumsal çalışanların ne hissettiğini ve ne istediğini bildiğimi düşünüyordum mesela.
Güçlü taraflarından birisi buydu.
Bazen mutsuz olduğun şey, mutsuzluk sana çok ciddi bir öğrenme getiren bir şey.
Mutsuzsan o konuyu, yaranı çok deşiyorsun ve çok fazla öğrenme sağlıyorsun ve mutsuzluğun böyle bir avantajı oluyor.
Mutluyken neden mutlu olduğunu sorgulamazsın ama mutsuzken çok fazla sorgulama yaparsın.
O yüzden belki şuna bakabilirler.
Neden mutsuzsun?
Seni gibi insanlar neden mutsuz?
Ve onların bu problemini çözebilecek elinde ne var?
Bu da yola çıkarsak ve insanların bu mutsuz olduğu konuyu çözmek sizi de mutlu ve tatmin ediyorsa bence tam olarak yapmanız gereken şey o.
Kesinlikle bu işte çok para var, bu konu çok trend, bu işe girmeliyim dememelisiniz.
O şey sizi gerçekten içsel olarak, iç motivasyon olarak besliyor mu?
O işte başarısız olursanız ertesi gün kalktığınızda tekrar o işi yapmak isteyecek misiniz?
Bunları sormanız lazım. Çünkü girdiğiniz yolda çok fazla engebe var, çukur var, çamur var.
Bunları bu çukurların içine düştüğünüzde, bu çamurların üstünü sıçradığınızda üstünüzü birazcık böyle silkeleyip tekrar devam edebilecek misiniz?
Bunu sorgulamanız lazım.
Sonra bunları yaptıktan sonra para geliyor.
Para yolda...
Süreçte gelen bir şey. Yani sizin yolun sonunda gittiğiniz yer paraysa o yolun sonunu getiremezsiniz.
Ama gitmek istediğiniz yer içeriden beslenen bir şeyse, içten gelen bir motivasyona sahipseniz o yolu mutlaka sonuna getiriyorsunuz ve yolun sonunda o ödülle beraber
para da oluyor. Önenebileceğim kesinlikle bu aslında.
Burçak bana koçluk verir misin demek geldiği için.
O kadar güzel söyledin ki bir tek bir kelime daha zaten üstüne bence söylenmez.
Çok teşekkür ederim. Ben çok teşekkür ederim.
Tabii ki sene sene, ne zaman istersen.
Çok güzel bir bakış açısı.
Normalde bir toparlayalım falan diyordum ama zaten söyleyeceğim her şeyi ya da söyleyeceğimiz her şeyi söyledim.
Çok da güzel bir şekilde söyledin.
Heyecanla bekliyoruz tezgahçıların artık yurt dışına açılma kısmını da.
Onlar artık iletişimini de sosyal medyadan takip ediyor oluruz.
Peki bizi dinleyenler böyle kendi şirketlerine...
Eğitim almak isterlerse hani böyle güzel sizin eğlenceli eğitimlerinizden sana ya da sizin şirkete nasıl ulaşırlar?
Bunun da hani bir duyurusunu yapıp böyle kapatalım.
Bu arada şu şeyi söyleyecektim.
O lafı açtı.
Kurumsal şirketlerin ben şu an bu kadar güzel eğitimler vermesinden çok memnunum.
Benim çalıştığım şirkette de şu an...
Çok güzel eğitimler var, çok eğlenceli eğitimler var.
Elime böyle defter kalemle gidiyorum yani düşün.
Ki bildiğim kadarıyla sizin eğitimleriniz de böyle sıkıcı eğitimler değil.
O yüzden mutlaka bir bakın isterim Burçak'ın eğitimlerine de tezgahçıların eğitimlerine de.
Size nasıl ulaşsınlar?
Tezgah tezgahçılardan ulaşabilirler.
Oraya ne istediklerini, neye ihtiyacı olduklarını yazarlarsa.
Kurumsal taraftaki ekip arkadaşlarım ulaşırlar ya da dediğim gibi site üzerinden formda doldurabilirler.
Çok hızlı bir şekilde geliriz.
Tamamdır. Çok teşekkür ederim tekrardan Burçak.
İyi ki geldin. İyi ki böyle güzel bir sohbet duyurucu bir sohbet yapmış olduk.
Günün çok güzel geçsin. Çok teşekkür ederim ben de davetiniz için.
Ben de çok keyif aldım bu sohbetten.
İnşallah bir yerlere dokunur ve birileri için belki bir ilham verebilir inşallah.
İnşallah. Görüşmek üzere.
Görüşmek üzere. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
