
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Mindfulness yani bilinçli farkındalık nedir? Hayatımıza ne katkısı var? Neden bu kadar popüler oldu? Stresi, anksiyeteyi azaltmaya ve derin uyumamıza nasıl yardımcı olur ? Gelin Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Mindfulness Eğitmeni Dr. Eda Uslu'dan dinleyelim. Eda Hanım bir doktor olarak, tanıştığı Mindfulness'ın hayatına katkılarını fark edince bu alana yönelip, eğitmen olma hikayesini ve bilinçli farkındalığa dair temel bilgileri paylaşıyor bizimle.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar, Geç Güzel Hayallere hoş geldiniz.
Bu kadar popüler olduğu, hayatımıza nasıl girdiği, ne faydaları var?
Bunları uzman doktor Eda Uslu ile değerlendiriyor olacağız.
Eda Hanım göğüs hastalıkları uzmanı ve aynı zamanda da mindfulness eğitmeni.
Ve bize kendi hikayesinden yola çıkarak bir göğüs hastalıkları uzmanı olarak...
Neden mindfulness tarafına doğru evrildiğini ve mindfulness'ın hayatında ne gibi açılımlar yaptığını anlatıyor olacak.
Böyle ilgi aladım hem de çalıştığım alan olduğu için bu bölümde ekstra heyecanlıyım ve sizin gibi uzman birinden dinleyecek olmanın verdiği ekstra heyecan var.
Bende de. Peki o zaman ilk başta bahsettiğimiz gibi hemen size sorayım.
Neden mindfulness son zamanlarda bu kadar popüler oldu?
Yani hayatımızda hiç mi farkında değildik?
Farkındalık hiç mi yoktu da son zamanlarda hep böyle kişisel farkındalık ve o ufak anlara biraz daha dikkat etmek, otomatik pilottan çıkmak bu kadar değer kazandı?
Farkındaydık tabii çocukken her şeyin çok farkındaydık.
Zaten yaşam coşkumuzdan.
Yeni gün olduğunda yataktan zıplayarak fırlamamızdan ya da akşam uyumak istemememizden falan hani ilitmeyen enerjimizden bence belli bu.
Etrafımızdaki çocuklar da öyleler bir yaşa kadar.
Ve bir süre sonra hayat oluyor.
Ve bu olan hayat da 2021 yılındayız.
Hızlı, sürekli, talepkar, uyaran, sürekli baskı hissettiğimiz bir hayat.
Gözümüzün önünde bir sis perdesi var.
Onun farkında değiliz, onun farkında olmadan yaşıyoruz.
Ve neden bu kadar popüler oldu?
Bir kere fark edince, insan o tadı alınca, ha evet ya diyor, hani daha çok olabilir, neden olmasın?
Bundan dolayı bu kadar popüler oldu.
Şeyi çok seviyorum. James Joyce'ın Dublinliler romanında Mr.
Duffy'yi anlatırken romanın ana karakteri şöyle bir cümlesi var.
Mr. Duffy bedeninden kısa bir mesafe uzaklıkta yaşıyordu.
Öyle yaşıyoruz. Bedenlerimizden ve hayatlarımızdan kısa bir mesafe uzakta.
Otomatik pilotta aynen.
Hayatı idame ettiriyoruz da ne kadar yaşıyoruz, hayatlarımızın içinde ne kadar canlıyız.
Canlı olmak istiyoruz.
Bence o yüzden bu kadar popüler.
Neden daha da arttı?
Pandemide gerçekten ilgi daha da arttı.
Çünkü fark ettik aslında özümüzde nelerin olduğunu evlere kapanınca.
Çekirdek aileye dönünce, belki kendimizle kalınca.
Evet başka bir şey mümkün.
Bu ne acaba sorusu.
Yanıtlar, yanıtlar.
Herkes kendine göre yanıtlar buldu.
Tabii ki mindfulness tek cevap değil.
Tabii ki sihirli değnek değil.
Mucizevi bir şey hiç değil.
Çok hayatın içinden, çok gerçek, ayakları yere sağlam basan, bilimsel olarak desteklenen ve bir yaşam tarzı.
Ve iyi ki de popüler. Evet kesinlikle.
İyi ki de popüler oldu. Ben de bu anlamda çok mutluyum.
Ve dediğiniz çok doğru. Yani modern hayatın bu getirdiği sürekli koşturmaca, sürekli bir şeyi yapma hali, yetişme hali bizi aslında gözümüzün önündeki şeyleri görmekten de alıkoydu.
O yüzden hani...
İnsanların aslında bir şeylerin cevabını araması için illa çok çok uzaklara gitmesi gerektiğini düşünmüyorum ben.
O anlamda da terim olarak sürekli mindfulness isminin geçmesine de gerek yok.
Aslında bu birazcık daha dikkat, içinde bulunduğun ana, yaptığın şeye dikkat vermek.
Mesela geçtiğimiz günlerde derslerden bir tanesinde ufak egzersizler verilir ya, diş fırçalarken, yemek yerken vs.
Birisi dedi ki, Ben dedi dişlerimi fırçaladıktan sonra hep su içiyordum ama buna hiç dikkat etmemiştim neden yaptığımı.
Ve diş macunun tadını hiç sevmiyormuşum bunu fark ettim dikkatli bir şekilde dişlerimi fırçalayınca diş macunumu değiştirdim dedi.
Yani çok çok ufak bir örnek ama baktığınızda bunu hayatımızın tüm alanlarına yayınca nasıl ufak ufak farkındalıklarla hayat kalitemizi arttırabiliriz.
Bunu çok daha iyi görebiliyoruz.
Peki ben şeyi çok merak ediyorum bu arada.
Hani bir göğüs hastalıkları uzmanı olarak sizin bu tarafa eğilmeniz nasıl oldu?
Yani siz nasıl bir telaşın içindeydiniz bu bahsettiklerimizin arasında da?
Yahu ben bu tarafa gideyim dediniz.
Çünkü bir doktor olarak zaten farkındalığınızın yüksek olduğunu tahmin ediyorum.
Ama yanlış mı tahmin ediyorum siz bana söyleyin.
Çok imzal bir tahmin bu.
Bir doktor olarak farkındalığım yerlerde sürünüyordu.
Tam şey Six Feet Under hatta.
Şöyle tanıştım ben.
2009 yılında devlet hastanesinde tek hekim olarak çalışıyorum.
Günde 100 hasta bakıyorum.
14 yataklı bir servisim var.
Kış ayları servis ağzına kadar dolu.
Bu arada günde 100 hasta, randevulu hasta, randevusuz konsültasyonlar falan onları saymıyorum.
Uyku laboratuvarı yönetiyorum.
Uyku uzmanlığım da var benim.
İki yatak her akşam.
İki hasta yatıyor. Altı aylık bekleme süresi var.
Onların tedavilerini planlıyorum.
Herkes gün tüm gece uykularını değerlendirip.
Kocaman hemşirelerim, teknisyenlerim, sekreterler bir ordu ve tek başıma ben yapıyorum.
Kızım küçük. O aralar evliyim.
Her yere koşturuyorum.
Yani farkındalığım yerlerde dediğim bu.
Hiç. Otomatik pilotta yaşıyorum.
Bedenimden kısa bir mesafe değil, kendimden haberim bile yok.
Öyle bir uzaklıkta yaşarken.
Bir arkadaşım dedi ki, Jon Kabat-Slin diye bir adam duydum.
Mindfulness diye bir şeyden bahsediyor.
Edacığım tam sen. Güldüm.
Dedim ki, yani sen bana mindlessness ile gel, az düşüneyim.
Hatta mümkünse mind emptiness ile gel.
Hiç düşünmeyin.
Benim kafam zaten çok dolu.
Hiç ihtiyacım yok ama çok teşekkür ederim.
Eda'cığım bak senlik dedim.
Gerçekten çok etkilendim.
John Kabatsi'nin ilk fırsat bulduğunda YouTube'dan en kısa olabilecek en kısa videolarını izledim.
Ve aa bilim insanı diyor ki dikkatini şimdi ve buraya yönlendirirsen hayattan daha fazla keyif alırsın.
Biz bunu kronik ağrı hastalarıyla kullandık.
İşte anksiyete hastalarıyla kullanıyoruz.
Depresyonda kullanıyoruz. Bu böyle bir teknik.
Program var mindfulness ve stres azaltma programı.
Massachusetts Tıp Fakültesi'nde.
Ben dedim bunları nasıl bilmem.
Hani tüm o yüklerime bir yük daha ekledim.
Ben bunu araştırayım. PubMed'den araştırdım.
Bizim bilimsel literatür taradığımız Google'ımız.
Ve çok etkilendim.
2009 yılında. Yüzden fazla makale vardı.
Önce onları okudum.
Sonra kendim deneyimledim.
Eş zamanlı.
Yani çok başarılı deneyimlemedim işin açıkçası.
3 dakika, 5 dakika uyumadan önce.
İşte YouTube'dan, Jon Kabatsin'in sesinden beden taramalarıyla.
Fakat şöyle bir şey oldu.
Bir kere ilk beden taramasını yaptıktan sonra ben hayatımda çok uzun zamandır uyumadığım kadar güzel bir uyku uyumuş olarak.
Sabah uyanmıştım. Beden taramanın öyle bir etkisi var değil mi?
Çünkü ben de ne zaman beden tarama yapsam bir mindfulness eğitmeni olarak bunu söylemekten çok gurur duymuyorum ama hep uyuyakalıyorum.
Yani hani belimden sonrası gelene kadar hep uyuyakalıyorum.
Mesela her akşam ısrarla yaptım.
Mesela oradaki adanmışlığımı takdir ediyorum geriye dönüp baktığımda.
Hiç bitirememiş olmama rağmen.
Çünkü hep uyuyakaldım. Şunu fark ettim.
Birkaç hafta sonra aynı işleri, işim hiç azalmadan işten iki saat önce çıkmıştım.
Evime her zamankinden iki saat erken geldiğimi fark ettim.
Bu çok çarpıcıydı.
Hayatımdaki tek değişken akşamları birkaç dakika yaptığım pratiklerdi.
Benim işteki verimimi arttırdığını gördüm.
Nasıl hala bilmiyorum.
Bilmeme de gerek yok.
O dönem çok düşündüm.
Mindfulness pratikleri tek değişken o zaman ben bunu ciddiye alayım dedim.
Şunu söyler hep hocalarım ki John Kavatsin'le de tanışma ve çalışma şansı edindim.
Gerçekten şanslı hissediyorum kendimi.
Buna ayırdığım vakit günümün geri kalanında zamanı genişletiyor.
Her seferinde deneyimliyorum.
Oturup formal pratiğe ne zaman?
Yarım saat. Artık günlük rutinim farklılaştı benim.
Yarım saat, bir saat ayırsam.
Günlüğümün içinde gerçekten zaman genişliyor.
Bir sürü şeyi çok daha rahat, çok daha hızlı yapabilir buluyorum kendimi.
Evet, hatta şöyle bir şey var ya.
Günlük 20 dakika meditasyon yapmanız gerekiyor.
Vaktiniz mi yok? 40 dakika yapın.
Bu söz kimindi bilmiyorum.
Hani Buda'nın...
Olmayabilir. Ben bunu direkt John Kabatsin'den duydum.
Çok tatlı bir özel bir eğitime davet edildim.
Onun geldiği İnglondra'da ve yani en çıtır bendim diyeyim 3-4 sene önce.
Benim hocalarım orada bayağı hani başvuruyla falan kabul edilen bir eğitim.
Şimdi başladık pratik yaptık sonra sorular dedi.
Bekliyorum çünkü o kadar...
Kıymet verdiğim insanlar var ki sorulardan da bir şeyler öğreneceğim diye böyle gözlerimi kocaman açmış kulaklarımı bekliyorum.
Eller kalktı.
İlk soru.
Günde ne kadar pratik yapalım?
Ne kadar yeter? Cevap buydu.
40 dakika dedi John Cavatsin.
Her günde de 40 dakika oturmak için niyetlen ve otur.
Ama dedi herkes bir aaa oldu bütün salon.
Tabii dedi bazı günler çok yoğun, çok stresli, her şey üst üste geliyor.
Güzel bir şey bekliyoruz hepimizin derdi oymuş meğer.
Öyle günler iki kere kırk dakika oturun.
Biraz daha şey değil mi Eda Hanım?
Kendinizi dinlemek.
Çünkü bir şeyleri hızlı hızlı yapmak, meditasyon yapmak da bir yandan öyle olabiliyor.
Şimdi bu ilk pandemi olduğunda...
Ben tabii oh vaktimiz var, trafikte vakit harcamıyoruz diye katılabildiğim kadar bütün eğitimlere, bütün meditasyonlara, her şeye katılıyordum.
Hatta bunun içinde Jon Kabatsi'nin wisdom'ı da vardı.
Ama öyle bir şey oldu ki ben yine sürekli her şeyi yapma halinde ve oradan oraya koşturuyorum.
Ben bunlara dinlenmek için katılmıyor muyum?
Demek ki öyle olmuyormuş.
Hatta illa meditasyon yapmak da değil, 40 dakika bir şey yapmadan tabii ki...
Bugün hiç meditasyon yapmamış birinin birden 40 dakika oturması çok gerçekçi olmaz.
Ben o noktada hep biraz daha böyle kademeli artışlarla, hani alışkanlık geliştirmede kademeli artışları daha faydalı buluyorum.
Bu şekilde de deneyebilir, hani dinleyenler arasında hiç tecrübesi olmayanlar varsa.
Kesinlikle küçük hedefler, kademeli artışlar çok tavsiye ediyorum.
Biz genelde öyle...
İnsan olarak hani vur deyince öldürmek istiyoruz.
Ne bileyim spor yapacağım.
Haftanın yedi günü bir saat yürüyeyim ben falan gibi.
Gerçekçi değil. Bir gün olmadığında başarısızlık hissi getiriyor.
Mindfulness pratikleri de öyle.
Mindfulness meditasyonları da öyle.
Ufak ufak başlamak.
Hani bugün ben bir dakika nefesimi fark edeyim.
Büyük bir şey. Alternatifi sıfır.
Bak bunu birkaç gün yaptım oluyormuş ben bunu belki iki dakikaya çıkarabilirim ya da beş dakikaya çıkarabilirim gibi küçük küçük denemek lazım.
Birdenbire suya atlamamak da hani ısısı nasıl falan parmağımızla bir kendimize göre kontrol etmek lazım.
Herkeste... Denizi soğuk ya da sıcak sevmiyor.
Ona dair bile kişisel tercihlerimiz var.
Bu da öyle. Bir de acemi olmaya izin vermek lazım.
Yani biz zannediyoruz ki bir şeye başladığımızda onun uzmanı kesileceğiz hemen.
Yok öyle bir dünya.
Çocukları gözlemlersek, yürümeye başlamadan önce epey bir oturmak, tutunarak ayakta durmak, bir sürü bir sürü şey yapıyorlar.
Yürüme işi olmadan önce gerçekten başlangıç zihnine...
Ancak öğrenci ve acemi olmaya izin vermeye ihtiyacımız var kendimize.
Sırf bu konuda değil her konuda diye düşünüyorum.
Bunu da en çok Marmara Tıp Fakültesi'nde 3 yıldır öğrencilere mindfulness dersleri veriyorum dönemlik.
Mindfulness destres yönetimi.
Ayrıca Bilgi Üniversitesi'nde de veriyorum.
Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde.
Orada öğrencilere sürekli bunu söylüyorum.
İşte ilk dersten sonra...
Yaptım ama olmadı yani stres yine yaşadım yine sınavda elim ayağım titredi falan.
Yavaş yavaş ace misin yeni öğreniyorsun diye diye gerçekten öyleyiz.
Kesinlikle öyle ki zaten hani bence biraz çağımızın getirdiği bir şey de hemen olsun istiyoruz ya her şeyi ya da Bir noktadan başlıyorsak ertesi gün orada sanki beş adım atmış
olmamız gerekiyor. Direkt bir noktaya gelmiş olmamız gerekiyor.
Hani bunu böyle birincil ağızdan söylemiyormuş gibi oluyor ama ben de böyleyim.
Ve en çok duyduğum şeylerden bir tanesi Emine sabırlı olman lazım.
Hani tabii ki ben bunu birkaç sene içerisinde birazcık ehlileştirdim diyeyim.
Ama ve lakin ister istemez içimdeki hani o evet hemen olsun bir an önce.
Neyse o istediğim her neyse illaki oluyor insanoğlu olarak.
Bu noktada sabır ve süreklilik gerçekten vazgeçmemek çok çok önemli oluyor.
Konu çok böyle dağılmadan siz uykudan bahsetmiştiniz.
Bu uyku uzmanlığınız alanında mindfulness'ın rahat uyumaya ve kolay uyumaya ya da derin uyumaya yardımcı olduğuna dair kanıtlanmış çalışmalar var benim bildiğim kadarıyla.
Araştırdığım kadarıyla da.
Sizin bu taraftaki yönteminiz nedir?
Ya da bize uyku ile alakalı birkaç tane tavsiye verecek olursanız.
Özellikle çünkü pandemi döneminde insanların çok fazla uyku problemi var.
Sizden de biraz duymak isterim.
Bir kere mindfulness pratikleri yaptığımız andan itibaren uyku kalitesini arttırdı.
İlk etkisinin uyku üzerinde olduğunu gösteren çalışmalar var.
Yaklaşık %70'e varan oranda uyku iyileştirdiğini söyleyen çalışmalar var.
Ancak ben bilimsel araştırmalara şöyle bakıyorum.
İstatistiksel veriler bunlar.
Şimdi biri %70'tir, biri %85'tir.
Ancak kişinin başına geliyorsa %100'dür.
Gelmiyorsa da %0'dır.
Bu faydalar...
Tamam böyle bilimsel araştırmalar var.
Evet bilimsel destek çok kıymetli kesinlikle.
Ve kişisel fayda esastır.
Bütün öğrencilerime de hep aynı şeyi söylüyorum.
Kimin ne fayda alacağını, nasıl faydalanacağını bilmiyoruz.
Uykuyla ilgili şunları söyleyebilirim.
Bir kere dikkatimizi çeldirici şeylerden, beyni, zihni daha da aktif hale getirecek şeyleri...
bir kenara bırakmak uykuya dalmadan bir süre önce çok işe yarıyor doğal olarak.
Tavsiye edilen böyle bir iki saat önce falan bunları kapatmak gibi.
Ancak gerçekçi olalım.
Yani bunları kapatmak dediğim televizyon, telefon, bilgisayar vesaire.
Bu çağda böyle bir şey çok gerçekçi gelmiyor bana.
Ne kadar erken kapatırsak o kadar kar.
Mesela belki bir kişi için cep telefonunu uykuya dalmadan önce uçak moduna almaktır başarı.
Bir kişi için yatak odasının dışında bırakmaktır başarı.
Bir kişi zaten bunları yapıyordur.
Telefonunu yatmadan önce işte bir 15 dakika önce bırakmak, yarım saat önce, bir saat önce elinden bırakmak, televizyonu kapatmak falan ya da bilgisayarı neyse.
Bunlardır. Bunlar da adım adım yapılacak şeyler.
Amaç çok basit.
Zihni uyarma işini En azından biz yardımcı olalım da daha az uyarız.
Bu en temeli bence.
Sonra tabii ki yatmadan önce şöyle bir bugün ne oldu?
Neler iyi gitti?
Ben ne için teşekkür ederim acaba bugün diye düşünmek.
Şöyle çok güzel bir etkisi var bunun.
Uyumadan önce bunları düşünmenin.
Bir kere günün bir hesabını yapıyoruz.
Hesabı kapatıyoruz. Bu duygularla uykuya daldığımızda bunlar daha da büyüyor.
Uyurken çünkü hem vücut kendini tamir ediyor, yeni nöral yollar oluşuyor, bir takım şeyler yerleşiyor yerine.
Ertesi sabah yeni güne çok daha olumlu başlıyoruz.
Madem böyle bilimsel veriler var o zaman bunu kendi faydamız için bu şekilde kullanabiliriz diye düşünüyorum.
Kısa bir beden taraması yani ses kaydıyla olabilir.
Vakit varsa, sabır varsa uzun beden taraması da olur bu arada.
Ben sadece pratik önerilerde bulunuyorum.
Kendimiz bile baştan başlayıp ayaklara kadar vücudumuzu şöyle bir tarayıp ne var ne fark ediyorum, ne hissediyorum, ağırlığım nerede bakabiliriz.
Birkaç derince nefes alıp verip nefesimizle birlikte olabiliriz.
Ona da bir ilgi gösterebiliriz.
Doğduğumuzdan beri yanımızda olan bedenimize, nefesimize böyle bir ilgi göstersek fena mı olur?
Bir de yan etkisi.
Parasympatetik sistem devreye giriyor.
Uyumak kolaylaşıyor.
Neden olmasın?
Kesinlikle, kesinlikle öyle.
Uymak çok daha kolaylaşıyor.
Hatta direkt uykuya da doluyorsunuz benim gibi örneklerde.
Ben Mindfulness'la tanışmadan önce de şöyle bir şey yapıyordum açıkçası.
Her akşam yatağa girdiğimde 3 tane teşekkür ettiğim şey.
Bunu başka bir yerde okumuştum.
3 tane böyle minnettar olduğum şey.
3 tane de hedefim.
Yani gerçekleşmesini istediğim hayalim neyse.
Ve bunlar bana gerçekten çok yardımcı oldu.
Hani vardır kesinlikle bunun da açıklaması arkasında.
Belki hani bilinçaltına o şekilde bir mesaj veriyoruzdur gibi gibi.
Ama ve lakin hani ben...
O gerçekleşmesini istediğim hedeflerimi de çok güzel gerçekleştirebildim.
O yüzden evet bunlar çok güzel şeyler.
Biraz daha şeyle alakalı hani uyku da dahil diğer bahsettiğimiz tüm hani mindfulness ya da kendimizi tanımayla ilgili şeylerde hep daha kişisel farkındalık.
Kişisel farkındalığımızın yüksek olmasıyla beraber zaten bizim için neyin iyi ya da neyin iyi olmadığına karar verip aksiyon alabiliyoruz gibi.
Gelen sorulardan bir tanesi benim de gerçekten üzerine düşündüğüm ve öğrencilerimin de sorduğu bir şeydi.
Sizden dinlemek çok isterim.
Kişisel farkındalık evet çok önemli.
Biz mindfulness hayatımıza dahil ettik ya da herhangi başka bir aracı dahil ettik.
Bizim ailemiz, iş hayatımız ya da içinde yaşadığımız toplum.
Yani tamamen mindless yani hiç bununla alakası yok.
Bu durumda biz nasıl yönetebiliriz?
Yani burada dengemizi nasıl koruyabiliriz?
Böyle bir soru geldi ve çok da haklı bir soru bence.
Gerçekten haklı bir soru.
Hayatta işimiz zaten dengeyi bulmak.
Öyle değil mi? İlk öğrenmeye başladığımızda hayatın içinde canlı olmak, dolu dolu yaşamak.
Hayatın hakkını vermek her ne yapıyorsan yaşam sevinci veriyor.
Ve insan herkes böyle olsun istiyor.
Bir süre böyle olmayan her şey göze batar olabiliyor.
Şimdi bir bu tarafı var.
Diğer taraf normal dediğimiz şu anda içinde bulunduğumuz çağın yaşadığımız yerin normlarına göre de bir normal var.
Genellikle mindfulness öğrendiğimiz, uyguladığımız zamanki halimizle bu normal uyuşmuyor.
Ancak zamanla şöyle bir şey oluyor.
Bir kere mindfulness öğrendim, uyguluyorum dediğinde insan 7-24 bunu yapmıyor, yapamıyor.
Bu konuda da hem dürüst hem de gerçekçi olmaya ihtiyacımız var bence.
Seçim önemli. Hayatımın neresinde ben bunu uygulamak istiyorum sorusu.
Bu insanın hem hayatına hem ilişkilerine çok kalite getiren bir şey.
Jon Kabat-Zinn der ki Mindfulness bir aşk ilişkisi.
İnsan önce kendiyle aşka düşüyor.
Sonra çevresiyle.
Sonra dünyayla.
Etrafımızdakiler böyle değil ve biz böyleyiz.
Ve garanti ediyorum ki ışığa uçuşan pervaneler gibi Etrafınızdakiler de sende bir şey var ne bilmiyorum ancak bunun yanında olmak istiyorum
diye geliyorlar. Belki hemen değil ancak zamanla o bizde olan oluş haline, bunu yaptıkça olan oluş haline insanlar çekiliyorlar.
Çünkü orada olan tam olarak mevcut olmak, var olmak, konuşurken o kişiyi dinlemek, varlığımızla yanında olmak.
Düşünecek olursak da insanlarla paylaşabileceğimiz yegane gerçek şey varlığımız ve çok az yapıyoruz bunu.
O yüzden bu sorunun cevabı benim için insanlar adını bilmese de ne olduğunu bilmese de sende bir şey var ondan istiyorum deyip yanımıza gelip
bir şekilde onlar da dönüşmeye başlıyorlar.
Aksi türlüsünü gerçekten görmedim.
Ancak bu zorlayarak değil.
Sabırla, zamanla olan bir şey.
Çok güzel bir örnek verdiniz zaten o perverne örneğinde.
Biraz daha kelebek etkisi olduğunu düşünüyorum ben Eda Hanım.
Yani ve ben bunu birebir de yaşadım bu arada.
Bu benim çok yaşadığım bir örnek.
Hani insanların ben de kendim o tarz insanlara çekiliyorum.
Kendimi yanında rahat hissettiğim, huzurlu hissettiğim, dinlendiğimi hissettiğim bence bu çok önemli.
Ve benimle iletişim kurmak isteyen insanlar da hep bu sebeplerle iletişim kuruyor.
Ve doğru diyorsunuz insanlara verebileceğimiz Bence kendimize de verebileceğimiz en güzel hediyelerden bir tanesi.
Bir tanesi değil en güzeli varlığımız, olduğumuz biz.
Benim sormayı unuttuğum ya da sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Mindfulness hakkında şunu kesinlikle bilmelisiniz.
Ya da bunu atlamayın, aklınızdan çıkarmayın dediğimiz.
Şunu söyleyebilirim belki.
Bu olduğumuz gibi kısmı evet çok kıymetli.
Olduğumuz ve olmadığımız gibi.
Her halimizle, kendimizle mevcut olmak.
Bunu hatırlatmak isterim.
Kendimizle birlikte olabilmek.
Etrafımızla, dünyayla.
Olduğumuz ve olmadığımız gibi.
Bu çok temel bence.
Çünkü olmadığımız halleri unutuyoruz.
O isteklerimiz, kaçışlarımız.
Yok, şu anda olduğumuz halimizle ve olmadığımız halimizle tamız.
Bu kalsın isterim.
Dinleyen herkesten.
Çünkü senden başka bir tane daha yok.
Bir biricik ve eşsizsin.
Bu kadar. Bu kadar.
Çok teşekkür ederim Eda Hanım.
Bu güzel bilgilerinizi, bilgiliğinizi bizimle paylaştığınız için, yolculuğunuzu paylaştığınız için.
Umarım dinleyenler de aynı şekilde keyif almışlardır benim keyif aldığım kadar.
Bir de size ulaşmak isteyenler olursa hangi kanallardan ulaşabilirler onu alıp öyle kapatalım.
Teşekkürler. Instagram'dan ulaşabilirler.
Dr. Eda Uslu adresinden.
Websitemden ulaşabilirler.
E-mail atabilirler. Çok hızlı geri dönüyorum.
Sevinirim. Yorumlarını, sorularını iletirlerse gerçekten çok keyifli bir sohbet oldu benim için.
Teşekkürler. Evet ben teşekkür ederim.
Özellikle Apple Podcastçılar bunu her bölümde söylüyorum.
Bizim için önemli. Oraya yorum bırakabiliyorsunuz çünkü.
Yorum bırakırsanız ya da geliştirebileceğimiz şeyler de olabilir.
Herhangi bir geri bildirim de olabilir.
Hepsine açığız. Çok teşekkürler.
Gününüz çok güzel geçsin. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
