
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Merak, sadece çocuklukta değil; ömür boyu beynimizi büyüten, ilişkilerimizi derinleştiren ve hayata canlılık katan gizli yakıt. 🔥
Bu bölümde konuşuyoruz:
• Merakın beynimizdeki ödül devresini nasıl harekete geçirdiğini,
• İlişkilerde bağı güçlendiren merakın gücünü,
• Ve günlük hayatta merakı beslemenin yollarını.
🎧 Gel, birlikte keşfedelim.
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz. Ben Emine.
Arkadaşlar bugün bölümü değişikli bir soruyla açmak istiyorum.
Sorum şu. Kare gövdeli ağaçlar dünyanın neresinde var?
Kare gövdeli mi? Ben bu soruyu ilk duyduğumda şöyle oldum.
Böyle ağaç mı var? İçinizden sizin de öyle dediğinizi duyuyorum.
Belki bilenleriniz vardır tabii ki.
Şimdi bu soru burada dursun.
Ben birazdan cevabı söyleyeceğim.
Ama şöyle bir düşünsenize.
Hayatta en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri zeka, para ya da şans değil de çok daha basit bir şey, merak olsaydı ne olurdu?
Neden böyle düşünüyorum? Çünkü son zamanlarda şunu fark ettim.
Bu hayatın keşmekeşi içerisinde sürekli bir şeyler yapmak, halletmek, sürekli hayatta kalmak modu içindeyken hayata karşı, insanlara karşı olan merakımızı biraz daha kaybettik gibi sanki.
Sanki bizi besleyen bu merakı bir kenara koyduk, sen burada dur deyip böyle otopilotta çalışıyormuş gibi beynimiz.
O yüzden de... Bugün biraz daha merakı, merakın beynimizi nasıl etkilediğini, öğrenmemizi nasıl etkilediğini, hatta ilişkilerimizi, işimizi nasıl etkilediğini konuşalım istiyorum.
Çünkü şu an her gün kullandığımız, hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerden tutun da sanata ya da tıp bilimini etkileyen, bugün tıpın, modern tıpın bu kadar ileride olmasını sağlayan
şeylerin hepsinin arkasında merak var.
Hepsinin kökünde merak var arkadaşlar.
Şimdi şöyle gelin bir bakalım merak ve beyin nasıl çalışıyormuş.
Bilim der ki merak doğuştan gelen bir özellik evet ama aynı zamanda içinde bulunduğumuz çevreyle şekilleniyor.
Yine doğduğun ev kaderindire geldik ama şunu demek istiyorum.
Genler bir kıvılcım veriyor bize ama onu büyütmek yaşadığımız ortama da bağlı.
Meraklandığımızda beynimizin ödül devresi biraz daha işleme giriyor ve dopamin salgılıyor.
Bu da bizi hem mutlu ediyor hem de öğrenmeye daha açık bir hale getiriyor ve ilginç olan şu.
Dopamin asıl ödül için değil, ödül beklentisi için salgılanıyor.
Hatta biz bu konuyu bağımlılıklarla alakalı bölümde konuşmuştuk.
Özellikle de kumara oynayan kişilerde beynin ödülü kazandığında değil de ödülü kazanmaya yaklaştığında ne kadar fazla dopamin salgıladığına dair benzer işler gibi düşünebilirsiniz.
Yani merakın kendisi bağımlılık gibi cevabı almak için sabırsızlanıyoruz.
Ben hep şöyle düşünüyordum. Merak erken yaşlarda çok daha fazla var olan bir şey.
Yaşlandıkça, hayatın içine karıştıkça biz merakımızı bir noktada kaybediyoruz.
Ama aslında öyle değilmiş.
Merakın nörobilimini araştıran uzmanlar der ki iki çeşit merak var.
Bir tanesi algısal merak.
Bu daha çok beş duyumuzla algıladığımız bir meraktır ve çocukken daha yoğun olan bir meraktır.
Çünkü bebekler ne yapar?
Dünyayı bu şekilde keşfeder.
Dokunarak, koklayarak, bir şeyleri tadarak, görerek bu şekilde değil mi?
Hatta şimdi bunu örneklendirelim.
İnsanların kemikleri kırıldığında şimdi gelecek olan sese benzeyen bir ses çıkartıyormuş ama ses kemik kırılması değil.
Tahmin edebilir misiniz ne sesi olduğunu arkadaşlar?
Çok merak ediyorum aklınızdan neler geçti ama bu ses ne biliyor musunuz?
Kereviz sapı ısırma ya da kırma sesi.
Arkadaşlar 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi ama dinleyince bu ne ya olmuyor musunuz?
Onun dışında da ne var?
Bilgisel merak. Yaşımız arttıkça bizim bilgisel merakımız da artıyor.
Bilgiye olan açlığımız bir derece artıyor.
Öyle düşünün. Sizi mesela heyecanlandıran bir şeyi saatlerce araştırmanız ya da merak ettiğiniz, sevdiğiniz bir kitabı, bir yazarın kitabını okumanız falan bu yüzden.
Ama uzmanlar şunu da söylüyor.
Bir şeyde meraklı olabilmemiz için...
Belli bir noktada bilgimizin olması lazım.
Eğer hiçbir bilgimiz yoksa o konu ilgimizi çekmez ve merak duymayız.
Ya da çok uzman olduğumuz bir şeyse yine merakımız olmaz.
Ve nöroplastiste sayesinde de merak ömür boyu öğrenmeyi desteklediği için beynimizde yeni yollar açılıyor.
Hatta epigenetik mekanizmalarla yeni nöronlar bile üretilebiliyormuş merak sayesinde arkadaşlar.
Ama tabii ki her şeyde olduğu gibi ve bizim sürekli konuştuğumuz gibi burada da istikrar şart.
Yani merak bizi ateşliyor.
İstikrar da öğrendiğimiz şeyi, merak edip öğrendiğimiz şeyi.
daha kalıcı hale getiriyor.
Ben bu bölümü hazırlarken bir tane podcast'a denk geldim.
BBC'nin hazırladığı Health Check isimli bir podcast.
Canlı yayın yapıyorlardı. Tabii ki kaydetmişler.
Ben de öyle dinledim ama canlı yayında iki tane merak üzerine çalışan psikolog vardı.
Bir tanesi nörobilimi üzerine çalışıyordu.
Bir tane de astronot vardı. Onlarla çok güzel bir söyleşi yapıyorlardı.
Merak edenleriniz dinleyebilir.
Gerçekten çok güzel bir bölümdü.
Orada Uzmanlar diyordu ki meraklı olan insanlar akademik olarak daha başarılı ve yeni şeyleri çok daha kolay öğreniyor.
Hatta yetenekte doğmuş olmanıza bile gerek yok çünkü yetenekleriniz o merak sayesinde daha da fazla gelişiyor.
Tamamen sizi pratik yapmaya zorladığı için.
Hatta orada şunu da tartışıyorlardı.
Merak bir duygu mu yoksa bir motivasyon türü mü diye.
Bazıları duygu olarak adlandırıyor Mera.
Bazıları da daha içsel bir motivasyon olarak söylüyor.
Bilim dünyası burada ikiye ayrılmış durumda.
Ama Einstein'a bakacak olursak o da ne diyor?
Benim özel bir yeteneğim yok.
Sadece tutkulu bir meraklıyım demiyor mu?
Bilim dünyası zaten Mera'nın ve şüpheciliğin en çok olduğu yer değil mi?
Bakalım Alexander Fleming penisini bulan kişi değil mi?
Penisinin sayesinde milyonlarca insanın hayatı kurtuldu.
Çünkü dünyanın ilk antibiyotiydi.
Nasıl buldu biliyor musunuz Alexander Fleming penisilini?
Bir şey üzerinde çalışıyor böyle.
Kültür bakterilerini laboratuvarında unutup tatile gidiyor.
Döndükten sonra bazılarının küflendiğini görüyor ve diyor ki ya bunlar niye küflenmiş?
Onun üzerine çalışa çalışa bu merakıyla beraber penisilini buluyor.
Ama bence merak sadece...
Bilim dünyasında ya da işte ya da akademik başarıda ihtiyacımız olan şey değil.
Bence merak en çok da ilişkilerde ihtiyacımız olan şey.
Arkadaş ilişkilerinde, romantik ilişkilerde hatta aile ilişkilerinde.
Neden biliyor musunuz? Birincisi günümüzde bilgiye çok kolay ulaştığımız için, herkesi çok rahat stokladığımız için belli bir zaten bilgi ediniyoruz.
O yüzden de insanlara çok fazla soru sormuyoruz.
Ya da zihnimiz çok yoğun olduğundan mütevellit.
biraz daha böyle yüzeysel kalıyor ilişkilerimiz.
O yüzden de ben şey insanları çok kıymetli buluyorum.
Tanıştığımız zaman böyle small talk, ufak sohbet yapmak yerine gerçekten benimle ilgilenen sorular soran, yaptığı...
Sevdiğim şeyleri detaylı bir şekilde öğrenmeye, beni anlamaya, beni tanımaya çalışan insanlar bana çok kıymetli geliyor.
Şeyden bahsetmiyorum tabii ki çok böyle kişisel sorular soran, dedikodu amaçlı meraktan bahsetmiyorum.
Ama böyle insanlar bir tık daha samimi geliyor bana ki araştırmalarda bunu gösteriyor bu arada.
Psikolog Todd Kashtan'ın bir araştırması var.
Der ki meraklı insanlar daha sıcak, daha eğlenceli ve daha çekici bulunuyormuş.
Kesinlikle katılıyorum. Bunun sebebi de daha fazla soru soruyor.
Seni daha iyi dinliyor. Karşısındakini merak ederek sohbeti canlı tutuyor bu yüzden.
Ve benim aklıma şöyle bir hikayem geldi.
Bana bir keresinde bir arkadaşım iş çıkışı buluşmuştuk.
Bana şey diye sordu. Bugün ilginç neler oldu hayatında?
Neler seni gülümsetti? Ve ben böyle durdum.
Düşünmek zorunda kaldım.
Çok basit bir şekilde şey de diyebilirdi günün nasıl geçti de diyebilirdi ama bu soru beni çok mutlu etmişti ve sohbet öyle öyle açıldı.
Romantik ilişkilerde de aynı şekilde John Gottman'ın araştırmaları da der ki en mutlu çiftler yıllar geçse bile birbirine merak duyan çiftlermiş.
Birbirinin hayatına birbirinin zihnine merak duyan çiftler birbirinin davranışları arkasındaki motivasyonu anlamaya çalışan çiftlermiş.
Bu bence görüştüğünüz insanla bir ilişkiye başlamadan önce o insan hakkında çok güzel bilgi veren de bir özellik.
Meraklı olması, size karşı meraklı olması.
Diyelim ki siz... çok sevdiğiniz bir şeyden bahsediyorsunuz, tutkulu olduğunuz bir şeyden bahsediyorsunuz.
Karşıdaki insan onunla alakalı sorular soruyorsa, o konuya merak duyuyorsa, sizi daha iyi anlamaya çalışıyorsa evet orada güzel bir şeyler vardır ama geçiştiriyorsa, farklı şeylerle ilgileniyorsa bu bir red flag'tir arkadaşlar.
Son zamanlarda çok fazla dating ve ilişkilerle alakalı bölüm çektiğimiz için bunu da araya sıkıştırayım istedim.
Onun dışında meraklı olmak tabii ki bizim yeni yerler keşfetmemizi, yeni hobiler keşfetmemizi, hayatı biraz daha böyle renkli bir tonda yaşamamızı sağlıyor.
O yüzden de merakı böyle gün içerisine katmak, günlük hayatımıza katmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Ama bu dinlediğim podcast de BBC'nin podcastinde dinleyicilerden bir tanesi şöyle bir soru sordu.
Ben de evet çok haklı ya dedim.
Dedi ki şu anda da hayatımızda yapay zeka var, chat GPT var.
İstediğimiz her cevaba saniyeler içinde ulaşıyoruz.
Eğer ki dopamin o cevabı ararken salgılanıyorsa bu durumda bizim gidişatımız ne insanlık olarak diye.
Şimdi buradaki bilim adamları da şöyle dedi.
Ya tabii ki elimizin altında böyle bir bilgi bankasının olması çok güzel.
Bunu güzel bir araç olarak kullanabiliriz.
Ama asıl önemli olan da dediğin gibi o merakın keyfi sadece cevabı bulmaktan değil arama sürecinden geliyor.
Bunu şey gibi düşünün dağıtırmanmak gibi manzara çabayı verdiğin için biraz daha güzel.
O yüzden de evet yapay zekayı kullanalım ki ben her dakika kullanıyorum.
Yani şeyi merak ediyorum. Çeçip iti çıkmadan önce ben ne yapıyordum acaba hayatımda?
Daha iyi sorular sormamız için bir araç olabilir ama merakımızı öldürebilir de oradaki orta noktayı bulmak gerekiyor diye düşünüyorum.
Peki bu kadar merağı güzelledik, güzelledik, güzelledik.
Günlük hayatımıza bir tık daha nasıl daha fazla merak katarız?
Bu soru yine gelmişti dinlediğim podcast'taki bilim insanlarına.
Onlardan bir tanesi şey dedi.
Birincisi daha fazla soru sormayı cesaretlendirebiliriz.
Etrafımızdaki insanların da daha fazla soru sormasını kendimizin de.
Benim bu noktada aklıma direkt şey geldi.
Kendimize bir tık daha boş zaman ayırmak.
Çünkü zihnimiz böyle serbest dolaştığında bir şeyleri daha çok merak ediyor ya.
Ya da hep alışkın olduğumuz şeyleri yapmamak.
Onun yerine yeni bir şeyler denemek.
O biraz daha bizim algılarımızı açıyor.
Onun dışında bilim müzelerine gitmeyi önerdiler gibi gibi.
Ama herkes bireysel olduğu için benim burada size sorum şu.
Sizi en çok ne meraklandırıyor?
Siz hangi şartlarda, hangi ortamlarda neleri yaparken bir şeylere daha fazla merak duyuyorsunuz?
Zihniniz biraz daha boş kalıyor.
Benim için bu mesela bir tık daha zihnimin dinlenmiş olduğu zamanlar ya da ilgimin olduğu konular, ilgimin ve bilgimin az önce demiştik ya zaten belli bir noktada bilgin olması lazım merak için.
Bunları da düşünebilirsiniz.
Tabii ki burada mindfulness'u güzelleyeceğim arkadaşlar.
Çünkü mindfulness pratiklerinin amacı da biraz daha hayata karşı, kendinize karşı merak getirmek ya.
O noktada zaten başlangıç zihni diye bir kavramları da var.
O yüzden mindfulness teknikleri de bence merakla alakalı çok güzel kapılar açabilir.
Çünkü odağımızı toplayıp, dikkatimizi toplayıp tek bir yere vermemizi sağladığı için o noktada merak konusunda bize farklı kapılar açabilir diye düşünüyorum.
Onun dışında etrafınızda meraklı insanların olması da sizi etkiliyor.
Hani şeyde konuşmuştuk ya etrafınızdaki beş kişinin ortalamasısınız bölümünde.
Gerçekten etrafınızdaki insanların özellikleri bulaşıcı.
Yani beraber düşündüğünüz, yaptığınız şeyler bulaşıcı oluyor.
Benim diğer en çok faydalandığım şeylerden bir tanesi de tabii ki soru sormak.
İşim de bu, bu podcast'ta yaptığım şey de bu.
Soru sormak daha fazla soru sormak.
Hatırlıyorum küçükken babam çıldırmadıysa herhalde hiç kimse çıldırmaz.
Ne kadar sabırlı bir insanmış ya.
O kadar çok soru soruyordum ki.
O kadar çok soru soruyordum ki arkadaşlar.
Size anlatamam o zaman Google falan yok tabii.
Bu arada soru sormak ve Google demişken kara gövdeli ağaçları unuttuk.
Kara gövdeli ağaçlar neredeydi arkadaşlar?
Panama'da. Neden kare gövdeni?
Bu bilgi bizde yok. Bu henüz kanıtlanmış bir bilgi değil.
Bu da ayrı bir merak konusu.
Ama ben böyle saçma sapan şeyleri merak ediyorum.
Belgeseller muhteşem bir merak besleyici.
Hazır konusu açılmışken onu da söylemiş olayım.
Yani siz kendinizi benden çok daha iyi tanıyorsunuz tabii ki.
Hangi konulara ilginiz var?
Hangi konulara merakınız var?
Bu merakınız için biraz daha alan açabilir misiniz?
Biraz daha zaman yaratabilir misiniz?
Neden? Çünkü günün sonunda merak dediğimiz şey kediyi öldürmüyor arkadaşlar.
Merak bizim hayata daha sıkı tutunmamızı sağlıyor.
Hayatı daha güzel bir tonda yaşamamızı sağlıyor.
İnsan ilişkilerimizi daha da güçlendiriyor.
Kendimizle olan ilişkimizi, kendimize, bedenimize, zihnimize duyduğumuz merak kendimize olan ilişkimizi daha fazla güçlendiriyor.
İlla dünyayı kurtaracak bir icat bulmanıza gerek yok merakınıza.
Belki de bulursunuz bu arada kim bilir.
O yüzden şöyle yavaştan bölümü toparlayacak olsam yine klasik bir soruyu da kapatacağım bölümü.
Bugün bu bölümü dinledikten sonra merakınıza daha fazla yer açmak, alan açmak için bir adım atacak olsanız o adım ne olurdu diyorum.
Ve kendinize çok iyi bakın, hoşça kalın, meraklı kalın.
Sizi seviyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
