
Limerans: Obsesif Aşkın Psikolojisi ve Çıkış Yolu
14 Ekim 2025 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Birini aklınızdan çıkaramıyor musunuz? Sürekli mesajlarını kontrol ediyor, küçük işaretlerden büyük anlamlar mı çıkarıyorsunuz? Belki de yaşadığınız şey aşk değil… limerans.
Bu bölümde terapist ve araştırmacı Brandy Wyant’ın çalışmaları üzerinden limeransı derinlemesine inceledim:
Limerans nedir? Obsesif aşkın belirtileri
Neden ortaya çıkar? Beyindeki mekanizmalar ve psikolojik kökenler
Nasıl anlaşılır? Karşılıksız aşk ve sağlıklı sevgiden farkı
Nasıl başa çıkılır? Wyant’ın kendi üzerinde uyguladığı yöntemler: bilişsel terapi, maruz bırakma, mindfulness
🎧 Eğer siz de karşılıksız aşkın ya da takıntılı hislerin içinde kaybolduysanız, bu bölüm size yeni bir bakış açısı ve umut olabilir.
🔑 Limerans, obsesif aşk, karşılıksız aşk, takıntılı aşk sendromu, Brandy Wyant, limerans nedir, limerans belirtileri, limerans nasıl geçer, aşk psikolojisi, aşk bağımlılığı.
Transkript
Herkese merhaba, yeşil güzel hayallere hoş geldiniz.
Ben Emine. Arkadaşlar bugün çoğumuzun...
Adını bile duymadı ama yaşarken çok iyi bildiği bir duygudan bahsetmek istiyorum.
Limerans. Türkçede böyle bir kelime var mı emin olun bilmiyorum.
Sadece çeçipitiye sordum böyle çevirdi.
İngilizcesi limerans yani saplantılı aşk, tek taraflı aşk, platonik aşk gibi çevirebilirsiniz.
Ne demek istiyorum? Hani böyle olur ya birini aklınızdan çıkaramazsınız.
Bir ilişkide değilsinizdir ama bir şekilde iletişimdesinizdir.
Arkadaş çevrenizde olur, iş hayatınızda olur, herhangi bir şekilde tanışmış olursunuz.
Her mesajına, her bakışına böyle anlam yüklersiniz.
Onun küçücük bir ilgisi sizi mutlu eder, yer yer gökyüzüne çıkarır.
Ama ilgisizliğini fark ettiğiniz anda da bir modunuz düşer.
İşte o gel gitin, o obsesif halin bir adı varmış.
O da limerans.
Bugün size bu konuyu en derinlemesine çalışmış isimlerden biri olan terapist ve araştırmacı Brandy Vajant'ın deneyimlerinden ve araştırmalarından yola çıkarak anlatacağım.
Limerence nedir, neden olur, nasıl yaşanır ve en önemlisi nasıl başa çıkılır bunlardan bahsedeceğiz arkadaşlar.
Şimdi bu limerence konusu tabii ki Brandy tarafından araştırılmış ama ilk kez psikolog Dorothy Tenev tarafından ortaya atılmış ve Tenev'a göre limerence tek bir kişiye karşı yoğun, istemsiz
ve çoğu zamanda mantık dışı olan duygusal bir takıntı.
Yani sıradan bir hoşlanmadan farkını nasıl açıklayabiliriz?
Sürekli karşılık alıp almadığını bilememek, bir belirsizlik içinde olmak.
Zihnin tekrar tekrar aynı sahneleri oynaması, onunla konuştuğunuz zaman, herhangi bir şekilde iletişimde olduğunuz zaman aman şunu söylemeseydim, böyle söyleseydim daha iyi ya da o sahneyi değiştirip aklınızda farklı bir
sahneye çeviriyor olmanız.
Bir diğeri küçük işaretlerden büyük anlamlar çıkartmanız.
Ve sonuncusu da bu süreçte kişinin günlük yaşamanın sekteye uğraması.
Yani sürekli o kişiyi düşünmeniz, o kişiyle olası şeyleri düşünmeniz, muhtemel ilişkinizi, muhtemel diyaloglarınızı, muhtemel zaman geçirme şeklinizi düşünmeniz.
Brandy Vajant da kendi deneyiminden yola çıkarak limeransı anlatıyor ve diyor ki bu sadece yoğun bir aşk değil, zihinsel bir işgal.
Çünkü kendisi de bu durumda bulunmuş ve bu durumu atlatırken de bütün bu süreci tek tek dokümente etmiş.
Peki neden bazı insanlar bu girdaba düşüyor?
Vajant'ın bulgularına göre şöyle, belirsizlik en büyük yakıt arkadaşlar.
Karşı tarafın ilgisi net değilse, Beyin sürekli işaret arıyor.
O küçücük mesaj, gecikmiş bir cevap, böyle bir tür kumar makinesi gibi düşünün.
Bazen ödül olabiliyor, bazen de o kumar makinesinden hiçbir şey çıkmıyor, boş geliyor.
Ve bu aralıklı ödül dediğimiz şey bağımlılığın en güçlü şekli.
İkincisi, takıntılı düşünceler ve ritüeller.
Sosyal medyayı sürekli kontrol etmek.
Karşı tarafı stoklamak, eski mesajları tekrar tekrar okuyup analiz etmek, şöyle mi deseydim böyle mi deseydim, buna böyle cevap verseydim böyle der miydi acaba ya da şuna şöyle cevap vermese miydim gibi gibi.
Onun dışında bunlar böyle anlık rahatlama verse de aslında sizin içinde bulunduğunuz döngüyü besliyor.
Bir diğeri de idealleştirme.
Limerans yaşayan kişi nesnesini mükemmelleştiriyor.
Bir noktadan sonra karşı tarafın kusurlarını görmez oluyorsunuz ve bir ilişki içerisinde olsaydınız mutlu olacağınızı sanıyorsunuz ya da mükemmel olacağını ama genelde bu bir yanılgı oluyor.
Çünkü zihninizde idealleştiriyorsunuz o karşıdaki insanı.
Bir diğeri de duygusal bağımlılık yani onun ilgisi, onun varlığı sizin mutluluk sebebiniz ve yokluğu da mutsuzluk sebebiniz gibi düşünebilirsiniz.
Kısacası limerans dopamin kaygı ve umut üçgeninde bir tür zihinsel bağımlılık yaratıyor gibi düşünebiliriz arkadaşlar.
Vayan çalışma yaparken şunu fark etmiş.
Kendi üzerine yaptığı çalışmada sadece iki haftada iki yüzden fazla ritüel davranış kaydetmiş kendiyle alakalı.
Yani ne demek istiyorum? Karşı tarafın geçtiği sokaktan geçmek, fotoğraflarına durup durup bakmak, az önce dediğim gibi mesajları tekrar okumak ya da o duygusal dalgalanmalarını da zaten tek tek not etmiş gibi gibi.
Ve tabii ki onu düşündüğü, karşı tarafı düşündüğü saatleri, dakikaları da kaydedince bunun ne kadar çok vakit aldığını fark etmiş.
Ve benim aklıma şu geldi, bu baya bir takıntı aslına bakarsanız.
Zaten literatürde de obsesyonla baya bir ilişkilendiriliyor ama obsesyon olarak da adlandırılmıyor.
Bu çalışma neden özel ve neden bu alanda iyi biliniyor?
Çünkü hem terapist hem danışan rolünde ve kendi limerans deneyimlerini böyle belgelediği için tedavi sürecini bilimsel bir vaka olarak yayınlıyor.
Bir noktadan sonra da insanlar onun kendi deneyimlerinden faydalanarak kendi iyileşme süreçlerini oluşturuyor diyebiliriz.
Şöyle mesela başlangıçta 30-90 dakika sürekli o kişiyi düşünme, haftada saatlerce ritüel davranış vardı diyor çalışmasında ve bu seanslarda 3 tane yöntem kullanmış.
O takıntılı olarak düşündüğü insana karşı biraz daha azaltmak için düşüncelerini ve duygularını.
Birincisi maruz bırakma ve tepki önleme.
Yani bu ritüelleri azaltma.
Fotoğraflarına bakmama, mesajlarını okumama.
Belirsizliğe tahammül etmeyi öğrenme gibi söyleyebiliriz bunları.
İkincisi bilişsel yeniden yapılandırma uygulamış.
Karşı tarafın ideal biri olduğu, onunla beraber olsam mutlu olurdum gibi düşünceleri sorgulamaya başlamış ki bence bu da çok mantıklı.
Neden biliyor musunuz? Çünkü karşı tarafı idealleştiriyoruz ama karşı tarafın zihninde ne var?
Ne gibi çocukluk travmaları var?
Hayata, ilişkilere, bakış açısı ne?
Bunları bilmiyoruz çünkü daha platonik düzeydeyiz değil mi?
Yani biz karşı tarafı olmasını istediğimiz kişi olarak zihnimize kodlamış oluyoruz.
Bir noktada da belki tanışsak, belki vakit geçirsek, belki biraz daha tanıma fırsatı bulsak diyeceğiz ki bu muymuş ya?
Genelde de böyle oluyor bu arada.
Bu muymuş ya? Ben niye bunu gözümde büyütmüşüm diyebilirsiniz.
Bir diğeri de davranışsal aktivasyon, hobiler, sosyal etkinlikler, spor gibi alternatif ödüller yaratıp zihni farklı uğraşlarla meşgul etme.
Biraz daha kendine odaklanma, kendi iyilik esenlik haline odaklanma olarak düşünebilirsiniz bunu.
Ve 9 ay sonunda, 9 ay düşünebiliyor musunuz?
9 ay sonunda ritüel davranışlar neredeyse tamamen azaldı diyor.
Hala düşünceler var tabii ki ama artık düşünceyi fark eden bir gözlemci konumuna geçmiştim diyor kendisi.
Ortalaması 18 aymış ve bazen yıllar boyu bile sürebiliyormuş bu durum arkadaşlar.
Ve illa o kişinin böyle çevrenizde, görüş alanınızda olmasına gerek yok.
Bir kere tanışmış olabilirsiniz.
Tek gecelik bir şey yaşamış bile olabilirsiniz.
beraber çalıştığı birisiymiş, düşünsenize sürekli görmek zorunda kaldığınız ve sürekli içinizdeki duygularla dışarıya yansıttığınız davranışları dengelemek zorunda kaldığınız bir durumdasınız.
Bu da ister istemez tabii ki de hayatı zorlaştırıyor.
Eğer böyle bir durumdaysanız ya da sizin etrafınızdaki bir kişinin böyle bir durumda olduğunu düşünüyorsanız benim ilk yapacağım şey şu olurdu muhtemelen.
Bu kişiyi düşünerek ya da kafamda senaryo üreterek ya da işte onun geçtiği sokaktan geçip onunla alakalı bir şeyler yapmaya çalışarak ne kadar vakit harcıyorum?
Birazcık matematik olarak bakardım buna.
Günümün... Kalan vaktini işten ve diğerlerinden ne kadarını harcıyorum?
Ya da bu durum benim günlük hayatımı engelliyor mu?
Çünkü birçok vakada böyle olmuş.
Birçok vakada sosyal ilişkileri, çalışmayı, odaklanmayı etkilediği görülmüş.
Bunları etkiliyor mu? Çünkü eğer sizin hayatınızın genel işleyişini etkileyen bir durum varsa bu durum bir tık daha ciddi olabilir.
O yüzden en başta neleri etkiliyor, ne kadar etkiliyor buna bakardım.
Mindfulness uygulamaları yani bu zihne gelen takıntılı düşünceyi biraz daha fark edip ve onun düşünce olduğunu ve onun size ait bir düşünce olduğunu aslında gerçek olmama ihtimali olduğunda hatırlamakta fayda
var. Ve az önce o bahsettiğim düşünceleri sorgulama yani ben böyle düşünüyorum bu kişiyi idealize ediyorum ama kim bilir onun hayatında neler var ya da bu benim düşüncem.
Geçen bölümlerden bir tanesinde demiştim düşündüğün her şeye inanma en sevdiğim sözlerden bir tanesi diye.
Belki bunu kendimize hatırlatabiliriz.
Ne zamandır yazmayı övmemiştim ama gelen düşünceleri yazdığınız zaman aslında aklınızdan geçen şeylerin ne kadar değişik olduğunu ya da ne kadar vaktinizi aldığını ya da inanamadığınızı görebilirsiniz de.
O yüzden bence bir noktada yazmak da iyi gelebilir.
Ve en önemlisi uzmanlar diyor ki kendinize şefkat gösterin.
Çünkü bu durum sizi zayıf yapmaz.
Araştırmalarda diyor ki birçok insan limerans yaşıyor ve hiç bahsedilmediği için adı konulmadığı için kendini yalnız hissediyor.
Ve şunu da unutmamak lazım. Limerans henüz psikiyatri tanı kitaplarında resmi bir hastalık değil.
Yani standart bir tedavisi de yok ve her bireyde farklı seyredebilirmiş.
Bir de kökenlerinden bazen daha derin meseleler çıkıyormuş.
Mesela çocuklukta bağlanma sorunları olabilir, düşük özgüven olabilir, terk edilme korkusu olabilir.
O yüzden de eğer kendinizi böyle bir durumda buluyorsanız, çok yoğun bir düşünce halinde olmasanız bile bir şeyleri önceden önlemek için profesyonel destek almak iyi bir fikir olabilir diye düşünüyorum.
Özetle limerans dediğimiz şey aşktan daha fazlası biraz daha saplantılı aşk gibi düşünebilirsiniz bunu ya da biraz daha takıntı gibi düşünebilirsiniz.
Hem kalbi hem de zihni esir alan bir durum ve bence bu noktada en çok da zihni esir alan bir durum kalpten ziyade çünkü onun genelde arkasında farklı bir şey oluyor.
Mesela Bayant'ın bir tane podcast'ı vardı onu dinliyordum orada diyor ki karşı taraftan sürekli bir onaylanma ihtiyacı bekleyen insanlar da limeransa takılı kalabiliyor.
Yani karşı taraf sizi o belirsizlikte bırakıyor ya ilgileniyor mu ilgilenmiyor mu bilmiyoruz.
Onun ilgilendiğine dair onay bekliyor da olabilirsiniz.
Onun sizi görmesi.
Onun sizin ne kadar iyi bir insan olduğunuzu fark etmesi, ne kadar güzel bir insan olduğunuzu fark etmesi, onun sizi seçmiş olması, onun sizi bir şekilde onaylaması ihtiyacınız da olabilir bu arada.
Bu da en büyük göstergelerden bir tanesiymiş.
Özellikle bir de böyle ghosting durumları varsa ortada, karşı taraftan şunu da istiyor olabilirsiniz onay olarak.
Kaybettiğine dön de bir bak istedim.
Böyle bir şey de olabilir ve bu yüzden de kafanıza sürekli senaryolar döndürüyor olabilirsiniz.
Hatta Matthew Hassan'ın bir podcastinde modern dating bölümünü hazırlarken şöyle bir şey dinlemiştim.
O bölümde de söylemiş olabilirim ama bence bu konuyla da bağlantısı var.
Özellikle böyle güçlü kendi ayakları üzerinde duran kadın dinleyicilerim için söylüyorum.
Kendinizi bir şekilde değersiz hissettiğiniz ve değerinizi kanıtlamak zorunda olduğunuz date'ler ya da ilişkiler içerisinde buluyorsanız eğer bu değersizlik hissini bak ben değerliyim diye onu kanıtlamaya
o onayı almaya yönelik bir şekilde tatmin etmek için o ilişkileri seçiyor olabilirsiniz demişti.
Benim kafamda değişik bir tab açmıştı açıkçası.
O yüzden de kendinizi böyle bir durumda bulduğunuz zaman yani herhangi bir ilişkiyi kafanıza çok takıyor noktasında bulduğunuz zaman konunun ne tarafla alakalı olduğunun ayırdığına varmak da çok önemli.
Mesela ben 7-24 bir insanı düşünüyorsam ve bu benim iş yapışımı engelliyorsa kafamda senaryolar üretiyorsam bu benim...
Kendi içimde bir konuyla alakalıdır.
Ama karşı taraf bana herhangi bir şey için cevap yazmadıysa, beni ghostladıysa ya da bana istediğim gibi davranmadıysa bu onunla alakalıdır.
O onun kafasında ne olup bittiğini bilmememle alakalıdır.
O onun ilişkilere bakışı, insanlara yaklaşımı, insanlara olan saygısıyla alakalıdır.
O yüzden şey de önemli. Karşı tarafı sürekli analiz etmek yerine konunun kiminle alakalı, neresinin kiminle alakalı olduğunu anlayıp Ona göre benim elimdeki bu benim kontrol edebileceğim nokta bu benim
kendimle ilgili yapabileceğim nokta bu gerisi o tarafta diye bir ayırtı yapmakta ayırtı yapmak ne ya bunun ayırdığına varmakta önemli diye düşünüyorum.
Ve eğer bu bölümde kendinizi bulduysanız unutmayın yalnız değilsiniz arkadaşlar.
Herkesin başına hemen hemen herkesin başına gelen bir konu.
O yüzden de küçük adımlarla kendi zihninizin iplerini tekrar elinize alabilirsiniz diye düşünüyorum.
Gerektiğinde de profesyonel destek alarak.
Böyle bir arkadaşınız varsa da yakın çevrenizde sürekli bir kişiden bahsediyor.
Sürekli sizin zihninizi kendi zihnini işgal ettiği gibi işgal ediyorsa bu bölümü kendisine göndermeyi de unutmayın.
Bir sonraki hafta görüşmek üzere diyorum.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
