
LGBTQ | 21. Yüzyılda neden hala bunu konuşuyoruz?
14 Nisan 2021 · 28 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Neden farklılıklara ön yargı ile yaklaşıyoruz? Kendimizden olmayanları kabullenmek niçin bu kadar zor? Bu bölümde LGBTİ+ konusuna değinerek sevgili konuğumuz İris ile birinci ağızdan LGBTİ+ların iç ve dış dünyalarında yaşadıklarını, farkındalık süreçlerini, paylaşmanın, çevresel desteğin ve eşitliğin öneminden bahsettik.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar, Geliş Güzel Hayallere hoş geldiniz.
Bugün her zamanki gibi çok özel bir konuğumuz var ve...
Birazcık daha farklı bir konu konuşacağız.
Normalde Gelişigüzel Hayaller'de duymaya alışkın olduğunuz tarzı bir konu değil.
Ne konuşacağız?
LGBTI konuşacağız.
Çünkü son zamanlarda özellikle Türkiye'de bu konuyla alakalı fazlasıyla yazılıp çiziliyor.
Fikri olan değil de zikri olan herkes konuşuyor gibi.
O yüzden sevgili İris bugün bizimle Gerişi Güzel Hayaller'de LGBTI ile alakalı ve kendi yolculuğuyla alakalı bir sohbet etmeyi kabul etti.
İris'ciğim hoş geldin.
Merhabalar Emine'ciğim.
Çok teşekkür ederim beni davet ettiğin için.
Ben teşekkür ederim davetimi kabul ettiğin için.
Bir insanın kendi yolculuğundan, kendi farkındalığından, kendi keşfinden yola çıkarak ve...
Şu anki tepkiler karşısında ne hissettiğini anlamak bence çok önemli ve senin de bunu kabul ediyor olman, buraya gelip bizimle tüm bunları paylaşıyor olman çok çok çok değerli
İris. Hala daha biraz tabu olan bir konu.
Yani insanlar konuşmaktan hoşlanmıyor ya da belli bir kesim kendi tecrübesini konuşmaktan da hoşlanmıyor.
Farklı olan kesimler de böyle bir konunun varlığından bile hoşlanmıyor.
Bakalım o kayıt olmayan Clubhouse odaları kadar rahat bir şekilde geçecek mi?
Ama enerjim o kadar güzel ki kendimi şu anda çok rahat hissediyorum.
Tabu olması çok doğal bu arada.
Çünkü yıllardır baskılanmış bir konu.
Ve hala dediğim gibi insanların böyle LGBTI diye duydukları anda bile tüylerini diken diken edebilecek kadar onları tedirgin eden bir konu.
Çok teşekkür ederim tekrar böyle bir konuya podcast'ında yer ayırdığın için.
Sorularını heyecanla bekliyorum.
Yani sorudan ziyade birazcık daha böyle sohbet havasında olsun istiyorum açıkçası Iris.
Çünkü hani dedin ya insanların böyle tüylerini diken diken eden bir konuymuş gibi.
Mesela geçenlerde Decathlon Pride'ı kutlayan bir post girmişti Instagram'da.
Ve inanılmaz tepki aldı.
Yani ağzım açık kaldı.
Tek tek üşenmedim. O yorumları okudum.
insanlar böyle bir daha sizden asla alışveriş yapmayacağız işte siz de bozdunuz neler neler ve çok takdir ettiğim bir şekilde bunun arkasında durdu yani dedi ki biz çalışanlarımızı
herkesinden işte her dinden her inanıştan her yönelimden Olduğu gibi kabul ediyoruz ve bu insanların hepsi bizim çalışanımız.
Arkasındayız. Çok hoşuma gitti ama verilen tepkiler de bir o kadar hoşuma gitmedi.
Şeyi anlamıyorum gerçekten.
Sen heteroseksüel olabilirsin ama neden farklı bir şey, kendine göre farklı bir şey sana bu kadar rahatsızlık veriyor?
Bilmiyorum sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Aslında sadece cinsel yönelimler konusunda değil.
Şu anda onun spesifiğinde konuşacağız ama genel olarak sadece Türkiye'de de değil bu dünyanın her yerinde böyle farklılıklara karşı hep bir tepki gösteriyoruz.
Hep kendimizden olanın bize yakın olmasını istiyoruz.
Şu anda istiyoruz diyerek genelleyerek konuşuyorum.
Hani biliyorum ki birçoğumuz artık o kümede değiliz ya da o kümenin dışına çıkmaya çalışıyoruz en azından.
Ama dünyada ne yazık ki bu tarz insanlar hala var ve olmaya da ne yazık ki devam edecekler.
O yüzden de bu tarz podcast platformlarının, YouTube kanallarındaki videoların çoğalması ya da dizilerde, filmlerde o bütün farklılıkların kapsanıyor olması bence
inanılmaz önemli. Çünkü insanlara biraz daha göstermek, bu farklılıklardan onlara bahsetmek, tırnak içerisinde normalleştirmek adına.
Bu tarz platformları senin platformunda şu anda bugün yaptığımız gibi konuşuyor olmak bu konuları önemli bence.
Çünkü başka türlü insanlar o farklılıkları kabul etmeyecekler ve hep kendi içlerinde değilmiş, hiç bizim toplumumuzda yine tırnak içerisinde bizim toplumumuzda böyle şeyler olmaz.
Hep dışarıdan geliyor bunlar.
Hep işte ötekilerin ürünü gibi hissediliyor.
Aslında öyle bir şey yok. Gayet şu anda ben Türkçe konuşuyorum.
Ve cinsel yönelimlerim aslında onların normal olarak kabul etmediği bir şey.
Demek ki bizim toplumumuzda da olabiliyormuş.
Sadece LGBTİ'ler yoktur demekle olmuyor.
Yani evet bu platformları doğru kullanmak çok önemli.
Yani ben şeyi hala daha anlamıyorum.
Anormal gelme kısmı bana anormal geliyor.
İnsanlar dediğin gibi bilmediği şeylere tepki gösteriyor ya da farklı olan şeylere tepki gösteriyor.
O yüzden bunları biraz daha tanıtmak, biraz daha açmak, böyle senin gibi bizimle hikayesini paylaşan insanları duyurmak çok önemli.
Çünkü bu bir kendini keşfetme süresi ve...
Kendini keşfeden insanlara yardımcı olur.
Tabii bu çok doğru oldu mu bilmiyorum.
Çünkü belli bir kesim için bu bir kendini keşfetme değil.
Ben kendimi bildim bileli böyleydim diyen birçok insan var.
Burada senin tarafından dinlemek istiyorum açıkçası.
Senin hikayen ne burada?
Süper bir yerden girdin ve çok doğru bir noktaya parmak bastın.
Birçok insan için bu kendilerini bildikleri andan itibaren cinsel yönelimlerinin ya da cinsel kimliklerinin farkında olarak gelişen bir süreç oluyor.
Benim için böyle değildi.
Benim için tamamen kendimi keşfederek götürdüğüm bir süreçti bu.
Ben kendimi 27 yaşında keşfettim.
Kendi yönelimlerimi 27 yaşımda keşfettim.
27 yaşıma kadar kendimi heteroseksüel olarak tanımlıyordum.
Hatta ben heteroseksüel olarak bile tanımlamıyordum.
Bu bende böyle otomatik olarak yüklenip gelmiş bir program gibiydi.
Şöyle ki mesela bir atıyorum Macbook.
Alırsan Safari ya da Windows alırsan Internet Explorer nasıl otomatik olarak bilgisayarda gelir?
Ben de kendimi bu şekilde hani okey tamam hiç sorgulamaya bile gerek yok.
Karşı cins tamam, romantik ilişkiler tamam deyip yoluma devam etmeye çalışmıştım.
Fakat ne zaman ki işte Safari'nin ya da Internet Explorer'ın yavaş gittiğini ya da atıyorum bazı noktalarda bazı özelliklerin eksik kaldığını fark edersin ve Google Chrome
indirirsin, işte o upgrade'i yaparsın.
Tamamen aynı şekilde ben de 27 yaşımdayken kendimi sorgulamaya başladım.
27 yaşıma kadar hep karşı cinsle bir şeyler oldurmaya çalışıp olduramadığım, bir şeylerin yanlış gittiğinin farkında olduğum ama yanlışta sorgulamadığım, bir sürü
ilişki yumağı içerisinde sürekli böyle bir debelenip kendimi aramaya çalıştığım.
Yıllar geçirdim hani bütün o ergenlik dönemimin sonrasında işte üniversite, üniversite sonrası vs.
vs. 27 yaşımda artık kendimi tanımaya olan ihtiyaçtan galiba kendimi sorgulamaya başladım ya da en azından bu sorgulamaya
cesaret ettim. Sadece cinsel yönelim ya da cinsel kimlik keşfetmek vs.
anlamında değil ama dünyada kendini tanımayan Bir sürü insan var.
Çünkü kendini tanımak aslında başka birini tanımaktan çok daha fazla emek ve cesaret istiyor.
Şunu fark ettim.
Biz kendimizi tanımadığımızda karşı taraftan ne istediğimizi de aslında bilmiyoruz.
Karşı taraftan bir beklentimiz oluyor ama kendimizi tanımadığımız için bu beklentiyi ya da o hisleri, duyguları isimlendiremiyoruz.
Sonrasında bir sürü böyle birbirine geçmiş.
çok da temeli sağlam olmayan bir sürü ilişki zinciri oluşuyor ortada.
Benim sürecimde ben kendimi tanımadığım için henüz karşımdaki insandan beklentilerimi geçtim.
Daha karşıma kimi oturtacağımı bile bilmiyormuşum aslında.
27 yaşımda kendimi sorgulayıp sonrasında aklımda böyle kocaman bir soru işaretinin belirmesiyle ya bir dakika acaba hani o kadar derinde bir şeyi yanlış yapıyor
olabilir miyim diye sorguladığım andan itibaren gördüm ki gerçekten o zamana kadar karşıma aldığım romantik ilişkiler kapsamında karşıma aldığım kişilerin aslında
temelinde bir yanlışlık varmış.
Ve o noktada cinsel yönelimlerimi fark ettim.
27 yaş aslında çok kilit bir yaş değil mi İris?
Yani hep kendimizi sorguluyoruz belki.
Ben mesela kendim bildiğim bileli varoluş sancıları çekiyordum.
Ama 27 yaş onun böyle tap yaptığı bir nokta.
Yani diyorsun ki ne varsa çıksın artık o içinde bir şeylerin kaynadığı nokta, volkan gibi böyle patlamaya hazır olduğu bir nokta.
Kesinlikle katılıyorum.
Çünkü bence hem o yetişkin kimliğinin giyilmeye başlandığı, Hem de 30 yaş öncesi tam artık hani 30 yaş ufukta gözüküyor.
30 hep böyle şeydir ya sınırdır ya.
30 yaş ufukta gözüküyor.
Ben hala 20'lerimdeyim.
Ve o yetişkinlik kimliğini artık giyiyorum ve onu benimsiyorum da.
Hani ergenlik sancıları ve her şey geride kalmış.
Ve galiba o noktada biraz daha insan kendini sorgulamaya başlıyor.
Ben tabii az önce 27 yaşa değindim ama sen orada...
İnanılmaz güzel bir noktaya değindin Iris.
Diyorsun ki ben karşıdakinden ne beklediğimi bilmiyordum.
Ama kendimden de ne beklediğimi bilmiyordum.
Çünkü kendimi tanımıyordum.
Ve hani insanların kendini tanıma süreci çok büyük bir cesaret ya.
Çünkü orası bir kör nokta.
Neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.
Ve korkuyoruz. Çünkü orada da bilmediğimiz bir şey var.
Sonucunda öğreneceğimiz şeyle başa çıkabilir miyiz?
Çıkamaz mıyız? Ya da...
Fark ettiğimiz bir şeyle bu illa bu arada LGBT'yi konusunda olmak zorunda değil.
Bizim tüm karanlık noktalarımız, kör noktalarımız o içeride saklı.
O yüzden çok cesur bir adım atmışsın gerçekten dediğin gibi.
Sen bu adımı attın, bunu fark ettikten sonra kendinle olan o iletişiminde neler oldu?
Hani böyle çeliştin mi, kabullenmekte zorlandın mı?
Hadi diyelim ki sen biraz daha kolay kabullendin.
Çevrene bunu nasıl...
Anlattın yani 27 seneden bahsediyorsun.
Koskoca 27 sene ve o zamana kadar arkadaşlarınla böyle erkek arkadaşını tanıştırdın.
Ondan sonra bir geliyorsun ya bu da benim kız arkadaşım.
Yani bu da çok büyük bir değişim.
Buralar nasıl ilerledi?
Öncelikle ben hep bunu şuna benzetiyorum.
Düşün ki bir sabah uyanıyorsun ve birden bir göl evindesin.
Saat sabaha karşı 5.
Böyle kasım ayı falan. İnanılmaz serin hava.
Ve çok sisli.
Arkada tanıdık bir ev var, kara var.
Sen tam onun kenarında duruyorsun, sahilin kenarında.
Tanıdık bir taraf var arkada.
Önünde de göl var ama uçsuz bucaksız gözüküyor o sisten dolayı.
Çünkü karşıdaki karayı hala göremiyorsun.
Henüz gün tam olarak ağarmamış.
Ben bu...
Kendini kabul etme sürecini ya da ilk böyle işte cinsel yönelimlerimi fark ettiğim andaki olduğum konum olarak kendimi hep bu noktada hayal ediyorum.
Çünkü bir taraftan böyle karşıda ne olduğunun merağı var.
Merak duyuyorsun karşı taraftaki karayı görmek istiyorsun.
Bir yandan sisler var ve çevrede kimse yok.
Tamamen tek başınasın ve çok sessiz bir alan.
Bir yandan da arka taraftaki o evde tanıdık bir ev var orada aslında.
Orası hep senin 27 yıldır olduğun evmiş aslında.
Hep kendimi burada hayal ediyorum.
Ve ilk yönelimlerimi fark ettiğim anda o sessiz gölevinin civarındayken çılgınlar gibi çığlık atmak istedim.
Ben aslında heteroseksüel değilmişim diye ilk kendimi fark ettiğimde.
Çünkü bu hayatımın merkezinde olan bir değişiklik benim.
Ve bunu böyle bağıra çağıra anons etmek isteği uyandı içimde ilk başta.
Ve sonrasında birden şunu düşündüm.
Ya bir dakika ben 27 yıldır ne yaşadım?
Hani tamam o ev tanıdık, çok tanıdık ama o ev aslında bir yalanmış yani.
Hani ben kendimi hep orada zannediyordum ama değilmişim demek ki.
Bunu düşündüğüm anda da arkadaşlarımın bana göstereceği tepkiyi galiba birazcık büyüttüm.
Şu açıdan büyüttüm.
Ya bana inanmazlarsa, ya benim bunu bu yaşımda keşfettiğime inanmazlarsa, sen bunu hep biliyordun ama bize söylemedin falan diye suçlarlarsa o zaman ben ne cevap vereceğim diye birazcık
bunun telaşına düştüm aslında.
Fakat onlardan aldığım tepki...
İnanılmaz normaldi.
Tamam süper senin için mutluyuz deyip normal devam ettiler hayatlarına.
Bu o dönemde bende şöyle bir duygu uyandırdı.
Önemsenmemek. duygusu uyandırdı.
Ben bunu önemsenmemek olarak isimlendirdim o dönemde.
Ama şu anda baktığımda aslında bunun tam da olması gereken bir tepki olduğunu görüyorum.
Çünkü eğer benim zamanımın ötesinde bana soru sormuş olsalardı kendimle alakalı, kendi yönelimlerimle alakalı, kendi kimliğimle alakalı ne hissettiğimle alakalı belki de bu bende o
dönemde sorgulamaya cesaret edemediğim şeyleri de sorgulatıp biraz daha böyle koruma kalkanlarımı giymeme sebep olabilirdi onların soracağı sorular ya da onların göstereceği o ekstra
tepki. O yüzden de mükemmel bir tepki almışım.
Çok şanslıyım. Güzel insanlar biriktirmişim hayatımda.
Arkadaşlardan aldığım tepkiler bu şekilde ilerledi.
Bir de bunun aileye karşı açılma süreci var.
Buna girmeden önce aslında şundan da bahsetmek istiyorum.
Neden açılmaya gerek görüyoruz?
Neden insanlara bunu anlatmak istiyoruz?
Evet onu soracaktım.
Mesela dedin ya hani bağırmak istedim, çığlık atmak istedim diye.
Evet ya ben 27 senedir aslında farklı bir irismişim.
Şu an buyum demek gereğini neden hissettin?
Onu ben de çok merak ediyorum.
Muhtemelen dinleyenler de merak ediyordur.
Çığlık atma isteği tamamen şundan kaynaklandı galiba.
Hayatında düşün ki yeni bir pırlanta buluyorsun.
Yani hiç daha önce görmediğin bir şey var ve inanılmaz parlıyor ve sana kendini kendi evindeymişsin gibi hissettiriyor.
İnanılmaz rahat bir duygu veriyor sana, inanılmaz farklı bir enerji veriyor ve galiba bunu insanlarla paylaşmak istiyorsun.
Sanırım o ilk atmak istediğim çığlık temelinde bu duygu vardı.
Sonrasında... Bu duyguyla beraber bu arada arkadaşlarıma açılmak, onlardan destek almak.
Çünkü o bahsettiğim görevimde kimse yokken etrafımda.
Yeni bir şey keşfediyorum ama aynı zamanda kimseye de bunu paylaşamıyorum.
Eğer sen bu mutluluğu kimseyle paylaşamıyorsan aslında çok da bir önemi yok gibi bir duygu hissetmiştim.
Ve arkadaşlarımla bu duyguyla paylaştım.
Ailemle çok uzun bir süre paylaşma ihtiyacı hissetmedim.
Biraz önce de bahsettiğimiz gibi işte Türk aile yapısında artık aileyi ne olarak tanımlıyorsanız çok da kabul gören bir şey değil bu ne yazık ki.
Keşke heteroseksüallerin ailesine açılma ihtiyacı duymadığı bir dünyanın mümkün olduğu kadar aynı zamanda queer bireylerin de ailesine
açılmaya da çevresindekilere açılmanın bir ihtiyaç olmadığı bir dünyaya da olmuş olsaydık ama ne yazık ki...
Öyle bir dünyada yaşamıyoruz. Bu yüzden de açılmak bir ihtiyaç haline geliyor.
Şu anda beraber yaşadığım bir partnerim var ve ben partnerimi bin haftadan sonra aileme artık ev arkadaşım diye tanıtmak istemedim.
Çünkü bu hem kendime haksızlıktı, hem aileme haksızlıktı, hem partnerime, hem ilişkime.
Çevremdeki herkese bir anda istemediğim sebeplerden dolayı haksızlık ettiğimi düşünmeye başlamıştım.
Ve sürekli bir şekilde...
Ailenle yalan söylemek zorunda hissediyorsun kendini.
Şöyle ki bir dünya hayalet, bir tarafta inanılmaz mutlusun, geleceğe olan bakış açın çok farklı hayallerin var.
Rengarenk bir çerçeve hayalet.
Öteki tarafta ailene göstermek zorunda olduğun kendini var.
Ne geleceğinden bahsedebiliyorsun, ne partnerinle kurduğun hayallerden bahsedebiliyorsun.
Partnerinle beraber bir evde yaşıyorsun.
Evi... Çok basitinden eve eşyalar alıyorsun.
Artık orası çünkü senin evin kendi yuvanı, kendi yuvanı kuruyorsun.
Ama ailene bundan bahsedemiyorsun.
Ve ailenin senin hayatına bakış açısı çok daha farklı oluyor.
Hani hala işte öğrenci evi tırnak içerisinde kafasıyla senin kurduğun hayata o şekilde bakıyorlar.
Ama sen orada bir yuva kuruyorsun vesaire.
O dünya çok daha böyle siyah beyaz bir dünya gibi.
Ailene göstermek zorunda olduğun dünya.
Ve sen o dünyayı da renklendirmek istiyorsun aslında.
Çünkü aile aslında baktığında mutluluğunu paylaştığın, ilk paylaştığın insan grubu değil midir?
Aslında onun için orada değiller midir?
Sana destek vermek için vs.
Ama sen o desteği ne onlardan görebiliyorsun ne mutluluğunu paylaşabiliyorsun.
Çok siyah beyaz geliyor oradaki çerçeve sana.
O yüzden de aileye açılmak bir yerden sonra ihtiyaç haline geliyor.
Bazı... noktalarda istediğin şekilde destek göremiyorsun.
Benim açımdan o şekilde ilerledi süreç biraz daha ama her şeyin zamanı var.
Nasıl ki ben 4 sene önce ilk açıldığım zamanki ben değilsem ve 4 sene sonraki ben de şu anki ben olmayacaksam yine aynı şekilde hem aile, ailenin desteği
hem arkadaşlar arkadaşlarının desteği.
Herkes aslında bir spektrumda yaşıyor ve sürekli değişiyoruz, sürekli evriliyoruz.
Böyle düşünüyorum şu anda.
Peki dedin ya o zaman mesela kendimi önemsiz hissetmiştim.
Şu an anlıyorum. Peki şu an bu spekülasyonlar dönerken sen ne olsa kendini tam hissedersin.
Evet ya ben anlaşılıyorum.
Evet ya hani gerçekten de kendimi ifade etmek istediğim gibi ettim ya da karşımdaki beni istediğim gibi anladı.
Nasıl bir tepkiyle karşılaşsam bu olur?
Şöyle ki her şey normal olarak.
kabul edilse yani nasıl ki bir erkek bir kadının elinden tutup sokakta yürüdüğünde çok normal olarak biz bunu görüyoruz.
LGBTİ'lerin yaşadığı ilişkilerin aslında o ilişkilerden hiçbir farkı yok.
Yani olay ne cinsellik?
Çünkü hep böyle cinsellik kökeninden yaklaşarak bakıyorlar.
İşte buna bir sapkınlık olarak bakıyorlar.
Vesaire vesaire.
olayla tamamen cinsellik olayla tamamen işte her şey hem duygular hem cinsellik hem bir romantik ilişkinin getirebileceği ve ihtiyaç
duyduğu her şey bir hetero-çöksel bir ilişkide nasılsa eşcinsel bir ilişkide de bu böyle.
Hiçbir farkı yok. O yüzden ne zaman ki her şey normal olarak görülür karşı taraftan.
Normali her seferinde tırnak içerisinde söylüyorum bu arada.
O zamanki ben tamamen anlaşılıyorum ve kendimi rahat hissediyorum diyebileceğim bir toplumda nefes alıyor olurum galiba.
İris sen şimdi bu normal romantik ilişkilerden bahsettin ya tırnak içinde.
Aklıma ne geldi biliyor musun?
Love me by your name.
İzledin mi bilmiyorum. İnanılmaz beğenmiştim.
Bana göre o kadar romantik ve o kadar estetikti ki.
Bilmiyorum dinleyenler izlediyse eğer ne düşünüyorlar, sen ne düşünüyorsun?
Orada da tabii ki bir şeylerin tırnak içinde yine normal olmadığından dolayı o ilişki bitmişti.
Ama izlemeyen varsa mutlaka tavsiye ediyorum.
O film çok güzel bir film.
O film de gerçekten her iki tarafın da cinsel kimliklerinden bağımsız olarak duygularını nasıl yaşadığını görebildiğim bir film.
Ve bir de şey aklıma geldi.
Bu normal kelimesinin çok üstünde durduk ama ben mesela ilk İrlanda'ya geldiğim zaman yine en yakın arkadaşlarımdan bir tanesi kuverdim.
Ve hep açık olmama rağmen yine de belli başlı düşünce kalıplarım varmış.
Çünkü beni kız arkadaşıyla tanıştırdı.
Aklımdan ilk geçen şey şudu.
Bir şeyi ne kadar bastırırsan, çünkü bizim ülkemizde daha fazla bastırıldığı için.
Bize marjinal geliyor bir noktada.
O gün o kızla tanıştığımda inanılmaz böyle şefkatli, hani çok yakın arkadaşım olmasını isteyeceğim bir kızdı.
Orada bir tık daha böyle ışık yandı zihnimde.
Dedim ki evet ya hani senin bile Emine kendini çok modern gibi konumlandırsan da aklında belli tabular var.
O hepimizde var.
Bence bu da inanılmaz normal.
Çünkü homofobik bir toplumdan geliyoruz ve bu homofobik toplum sürekli medyayla, çevreden duyduklarımızla bu homofobiyi hep besliyor.
Biz bu şekilde büyütülüyoruz.
Konunun en başında bahsettiğimiz gibi farkındalıklara karşı böyle bir kalkan oluşturuyoruz aslında.
Ve şeyi izledin mi bilmiyorum, Black Mirror'ın bir bölümünde askerlerin olduğu bir bölümdü.
Yanlış da hatırlamıyorumdur umarım.
Askerler savaşıyorlar.
Karşıdaki insanları gözlerine galiba bir çift takılıyordu.
Ve karşısındaki o savaştığı kişileri insan olarak görmüyorlardı onlar artık.
Bir böcek olarak görüyorlardı.
Çünkü öteki türlü onlara saldıramayacaklar.
Karşıdaki yerinin bir insan olduğunu bilirse şayet saldıramayacak.
Çünkü o insancıl duyguları ağır basacak.
O yüzden farklılıklar konusunda da aynı şekilde.
Karşıdakine Eşcinsel bir bireyi.
Homofobik bir toplum o kadar böyle canavarlaştırıyor ki tırnak içerisinde.
Hani çok farklı gösteriyor, çok farklı hayal ediyor.
Ama sokakta yürüyoruz faaliyetle.
Birçok insan karşıdan karşıya geçiyor.
İşte İstanbul trafiğinde düşün ki, Taksim meydanında.
Karşıdan karşıya geçiyoruz hep beraber.
Bilmiyoruz. Kimin ne olduğunu bilmiyoruz.
Ne milletini biliyoruz, ne ırkını biliyoruz.
Hepimiz insanız aslında orada.
Ne yönelimlerini biliyoruz, ne inançlarını biliyoruz.
O yüzden de insanlara baktığımızda şunu göremiyoruz.
O karşıdan karşıya geçtiğimiz senaryoda.
Aa bu eşcinsel, aa bu işte atıyorum şu ırktan, aa bu şu inançtan falan diyemiyoruz.
Ben de kendimi ilk keşfettiğimde onu da düşündüğüm bir böyle kısa bir süreç olmuştu.
Hani bir dakika ben kendimi hiç eşcinsel gibi görmüyordum ki bu zamana kadar.
Ben nasıl eşcinsel olabilirim?
İşte o bizim tamamen toplumun bize öğrettiği o homofobik yapıdan kaynaklanıyor.
Ve umuyorum ki yine tekrar en başında bahsettiğimiz gibi bu tarz platformlarla bunları hafif hafif kıracağız.
Vallahi kıracağız.
Ben bu konuda şöyle düşünüyorum.
Mesela hala da kadın olduğu için bazı işleri alamayan insanlar var.
Kadın olduğu için daha aşağıda görülen insanlar var.
İşte doğurgan olduğumuz için hamile olursa 9 ay izinde olur o işi ona vermeyelim diyenler var.
Ve kendi örneklerime geri döndüğümde hani dünyanın en büyük firmalarından bir tanesinde çalışırken bir işi sadece kadın olduğum için alamadığımda mesela dedim ki evet ya insanların gözüne
bir şeyleri sokmamız gerekiyor artık.
Çünkü o da çok komikti. Düşünsene Iris yani bana mülakatta satış direktörü şunu sordu.
Ben kadınla görüşmem diyor gittiğin müşteri ne yaparsın?
Dedim ki ben burada bir kadın değil mi?
Ben burada bir kurumu temsil ediyorum ve iş yapmaya gelmişim.
Hayır diyor çok kapalı bir toplumdan bahsediyoruz diyor.
Ve sonra şöyle dendi.
Sen elinden gelenin en iyisini yap.
Kendini göster. Burada bir sonraki işte sana uygun bölge açıldığında işi sana veririz.
Yok ya. Ve bunun hani gerçekten dünyanın en büyük şirketlerinden bir tanesinde olmasına aklım bile almıyor ki.
Sonra ayrılmıştım.
Aynı mantık hani yine homofobi tarafında da var.
Tam olarak aynı mantık.
Hani biz nasıl hala daha kadınların varlığını ispatlamak zorundaysak kadınlar gününde haliyle LGBTİ'nin varlığını da ispatlamak zorundayız ki hoşlanmasam
dahi bir şekilde yapmak zorundayız deyip çok da uzatmadan umarım dinleyenlere de hani vermemiz gereken vermek istediğimiz mesajı verebilmişizdir.
Hani bir tık daha biraz olsun Farklı insanların, farklı yönelimlerin, farklı düşüncelerin tarafına koyup kendilerine bakabilirler ya da neler hissediyor karşısındaki
sen onları yargılarken o tarafa biraz daha yönelebilirler.
Çok teşekkür ederim tekrar beni konuk olarak aldığın için.
Umarım dinleyenler de dediğin gibi farklılıklara karşı biraz daha açık olabilirler ve farklılıkları artık farklılık olarak görmeyeceğimiz bir dünyaya uyanırız hep beraber.
Kadın olmakla alakalı söylediğin şey de tamamen.
Yani hem kadın olmakla alakalı hem LGBTİ olmakla alakalı en azından bunları normalleştirene kadar tepki almayacağımız bir sürece kadar sürekli olarak konuşmak
ve yine en başında bahsettiğimiz gibi bu tarz platformları kullanmak zorundayız ne yazık ki.
Çok teşekkürler Emine.
Ben teşekkür ederim.
Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
