
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde kitap klüplerinin yükselişinden, bu yükselişin arkasındaki #booktok gibi trendlerden bahsettim. Aynı zamanda insanların kitap klüplerine ya da komünitelere katılma ihtiyacının arkasındaki sebepleri masaya yatırdım. Reese Witherspoon, Dua Lipa gibi ünlülerin de kitap klübü kurma motivasyonlarına da değindim. Keyifli dinlemeler
Transkript
Altyazı M.K.
Son zamanlarda en çok karşılaştığım şeylerden biri de kitap kulüpleri.
Online ya da yüz yüze fark etmeksizin kitap kulübü sayısı bundan birkaç sene öncesine kadar gözle görülür bir şekilde artıyor.
Demek ki bu komünitelere olan talep de artıyor diye anlıyorum.
O yüzden merak edip bu hafta bu konuyu araştırdım.
Araştırırken de baya bir şey öğrendim.
Çok güzel kulüplere de denk geldim.
Hepsini paylaşacağım. Bir de...
Dua Lipa, Reese Witherspoon gibi ünlülerin kitap kulübü kurma girişimleri ne zamandır gözüme takılıyordu.
Ne alaka diyordum içimden.
O ışıltılı hayatlarında konserden setten oradan oraya koştururken niye böyle girişimlere vakit ayırma gereği duydular diye merak ettim açıkçası.
Yani nedir bunun arkasındaki sebep bizim bilmediğimiz bir şey mi var diye.
Öyle derledim topladım ve mikrofona getiriyorum bu haftanın konusu olarak.
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine. Kitap kulüplerinin son yıllardaki yükselişi dikkatinizi ne kadar çekti bilmiyorum.
Ama bence kesinlikle konuşulmaya değer bir konu.
Çünkü içinde bulunduğumuz modern hayat hakkında da çok şey söylüyor.
Son birkaç bölümde hep modern hayat, analog yaşam, yapay zeka konuştuk.
Bu bölümü de onun bir uzantısı gibi düşünebilir miyiz?
Bence düşünebiliriz. Hatta hep konuştuğumuz bu yalnızlık, ay diye dijital yorgunluk konuları da buraya girebilir diye düşünüyorum.
Bölümün akışıyla alakalı da şöyle bir çerçeve var aklımda.
Birincisi kitap kulüpleri neden son yıllarda bu kadar patladı?
Yani bunun arkasındaki sebep nedir?
İkincisi Substack ve Newsletter kültürünün bu dalga ile bağlantısı nedir?
Üçüncüsü de... Hollywood'un kitap kulübü stratejisi.
Strateji diyorum çünkü tabii ki bunun arkasında da kar amacı güden bir motivasyon var.
Başlamadan önce size bir sorum var ama.
Eski dinleyicilerim bilir uzun bir süre içinde kitap film önerileri olan, hayatla ilgili farklı bakış açılarından bakmamızı sağlayan sorular paylaştığım bir e-bülten yayınıyordum.
Çok zaman aldığı için bırakmıştım.
Şimdi bir tık daha fazla vaktim olduğu için onu acaba geri getirsek mi diye düşünmüyor değilim.
Spotify'daki soru butonuna koyacağım.
En kolay oradan veri toplarım diye düşünüyorum.
Evet ya da hayır diye işaretlerseniz çok mutlu olurum.
Genelde böyle bültenlere üye olup bir süre sonra da o mailleri açmayanlardansanız eğer hayır işaretleyin olur mu?
Evet hazırsanız başlayalım arkadaşlar.
Şimdi kitap kulüpleri ve buna olan talep arttı dedik ya o yüzden önce bir sayılara bakalım.
Biliyorsunuz datasız konuşmayı çok sevmem.
Eventbrite verilerine göre, Eventbrite'ı da bilmeyenler için söyleyeyim, böyle online bir platform var.
Bir etkinlik organize edeceğiniz zaman oradan oluşturup bilet satışı yapabiliyorsunuz ya da katılımcıların katılım durumlarını oradan toplayabiliyorsunuz gibi.
Ve bu web sitesinin verilerine göre 2023'te ABD Kitap Kulübü etkinlik ilanları %24 artmış.
2024'te de bu artış %31'e yükselmiş.
Hatta bununla bağlantılı olarak da yani konuyla bağlantılı olarak bu...
Clubs diye bir uygulama var.
Kitap kulüplerini organize etmeye yarayan bir platform.
Ben de yeni öğrendim. Aranızda böyle kitap kulübü kurma niyeti olanlar varsa bakabilir güzel bir şeye benziyor.
Ve bu uygulama 2020'den 2021'e %240 büyüyor arkadaşlar.
Tabii ki Covid zamanı olduğu için anlaşılabilir ama o zamandan beri de yani 2021'den beri de her yıl kullanıcı sayısını ikiye katlıyor.
Bayağı farklı konsepler de var.
Online kitap kulüpleri zaten var.
Evet ama böyle barlarda, restoranlarda buluşulan kulüplerin dışında bir de koşu grupları eklenmiş.
Bana çok mantıklı geldi. Mesela Chicago'da Read and Run diye bir grup kuruluyor.
Önce kitabı okuyup sonra kitaptaki mekanlarda koşuya çıkılan bir konsept.
Benim aşırı aklıma yattı bu ya.
Hatta Londra'da böyle bir şey yapsam kaç kişi katılır acaba diye bir düşünmediğim değil.
Ama birazcık vaktim oldu diye hemen kendimi paralamayacağım.
Burada birazcık durup düşüneyim.
Bir de sessiz kitap kulüpleri varmış.
Belki katılmışsınızdır. Ben hiç katılmadım bilmiyorum ama böyle bir kafeye gidiyorsunuz ya da bir kütüphaneye bir bara artık neresiyse herkes kendi kitabını okuyor sessiz bir şekilde.
Sonra isteyenler sohbet ediyor.
Bunların da katılımı %23 artmış.
Ama benim esas şaşırdığım şey TikTok oldu arkadaşlar.
TikTok'da BookTok diye bir alt komünite varmış.
Hiç kullanmadığım bir platform olduğu için çok aşina değilim.
O yüzden de ben Google'a yazdım BookTok diye.
Kendine ait bir Wikipedia'sı çıktı.
şok. 2019'da açılmış aslında bu komünite.
Çok yeni değil baktığınızda.
Benim cahilliyim diyelim ama özellikle pandemi döneminde inanılmaz büyüyor.
Buna şaşırmadık tabii ama hem okuma alışkanlıklarını hem de yayıncılık sektörünü ciddi şekilde etkileyen bir oluşumdan bahsediyoruz burada.
Çünkü Topluluğun büyük bir kısmını gençler ve genç kadınlar oluşturuyor.
İnsanlar okudukları kitapları yorumluyor, tavsiye ediyor, duygusal tepkilerini paylaşıyor, kitap alışverişlerini gösteriyorlar ve kitaplar üzerinden sohbet ediliyor.
Özellikle böyle genç yetişkin kurgu, fantastik ve romantik kitaplar çok popülermiş.
Instagram'da da var benzer bir sürü içerik aslında.
Ama Ekim 2024 itibariyle BookTok hashtag'iyle Yaklaşık 52 milyon paylaşım yapılmış ve içerikler de 309 milyardan fazla görüntüleme almış.
Yani bilmiyorum şu an nedir rakamlar muhtemelen daha fazladır ama inanılmaz değil mi?
Ve bu topluluk sayesinde birçok insan yeniden kitap okumaya başlamış, farklı yazarlara ve hikayelere ulaşma şansı elde etmiş haklı olarak tabii.
Yani yaptıkları şey aslında okuma deneyimini daha sosyal bir hale getirmek ne kadar güzel.
Ki etkisi sadece TikTok'ta ya da online dünyada da kalmıyor.
çok satanlar listesine giriyor.
Yayın evlerinin stratejilerini değiştiriyor.
Hatta kitapçılarda da Özel BookTok bölümleri açılıyormuş.
Ben şu ana kadar hiç görmedim.
Ne Türkiye'de gördüm ne İngiltere'de ya da gezdiğim Avrupa şerilerinde.
Belki bir tık daha Amerika'ya özgü bir şeydir.
O yüzden bir şey diyemeyeceğim. Oradaki dinleyicilerim bana Instagram'dan yazabilirsiniz.
Var mı gerçekten böyle bir şey diye.
Yani gördünüz mü diye. Yani demem o ki bu bahsettiğimiz rakamlar çok şey anlatıyor.
Ama benim aklıma takılan iki soru var.
Birincisi neden? İkincisi neden şimdi?
Sonuçta insanlar hep kitap okuyordu.
Hatta eskiden daha da çok kitap okunuyordu sanki bilmiyorum.
Ne oldu da birden bu kadar çok...
kitap kulübü ihtiyacı doğdu.
Burada birkaç tane katman var hepsine bakalım beraber.
Birincisi yalnızlık hatta yalnızlık epidemisi bile diyebiliriz bence.
Çünkü gitgide daha da yalnızlaştığımız hep üzerine konuşulan konulardan biri değil mi?
Pandeminin üzerinden 6 sene geçti ama bence getirdiği yalnızlık ve onun etkisi hala geçmedi.
Neden? Çünkü çok uzun süre evde kalınca ekranlar üzerinden sosyalleşmeyi normalleştirdik.
Ama o tür sosyalleşme gerçek bir bağ kurmuyor.
Clubhouse diye bir uygulama vardı hatırlar mısınız?
Böyle sohbet odaları oluyordu.
Ben de moderatörlük yapmıştım hatta orada ilk çıktığında böyle pandemi zamanında.
Bir sürü insanla tanıştım o platformda.
Kafa yapımın benzer olduğu insanlarla arkadaş olduk.
Birbirimizi hiç görmemiş olmamıza rağmen dünyanın böyle farklı yerinde olan Türk arkadaşlarım olmuştu.
Ve hayatımın bir döneminde Whatsapp'ta en çok yazıştığım, bir şeyler paylaştığım...
İnsanlar arasındaydılar Ama şu an bakıyorum Hiçbiri hayatımda yok.
Çok şükür gerek iş hayatından gerek üniversitede tanıştığım sapasağlam dostluklarım var ve ailem gibiler.
Hiçbir şey değişmem onları o ayrı.
Ama şunu demeye çalışıyorum.
Genel olarak pandemi bitti gitti ama beraberinde getirdiği yalnızlık kaldı.
Hatta arttı. Çünkü o dönemlerde kurduğumuz arkadaşlıklar daha yüzeysel olan arkadaşlıklar bir şekilde kendi kendine eridi normal hayata dönünce.
Bir de yalnız kalmaya bir tık daha alıştık değil mi?
Hem başkalarına tamir seviyemiz azaldı hem de alıştığımız yalnızlıklar Yalnızlık bize güzel geldi gibi gözlemliyorum ben.
Şahsen benim tahammül seviyem azaldı.
Bu yaşla beraber de gelmiş olabilir.
Çünkü insan otuzlarından sonra arkadaş konusunda seçici oluyor ya.
Benim yeteri kadar arkadaşım var diye düşünüyor.
Ya da yeni insanlarla arkadaşlıklara yatırım yapmak zor gelebiliyor.
O da bir zaman istiyor çünkü.
Ama bu demek değil ki hayatımızda olan insanlar hep kalıyor, bir yere gitmiyor.
Çünkü yaş aldıkça, hayatlarınız değiştikçe etrafınızdaki insanlar da eksiliyor.
Hayatta bakış açılarınız değişiyor, geldiğiniz olgunluk seviyesi değişiyor ya da hayattan beklentileriniz, arkadaşlıktan beklentileriniz, öncelikleriniz değişiyor.
İnsanlar da azalıyor hayatınızda.
İşte hayat böyle akarken hayatımızdan insanlar eksilirken ortak ilgi alanları olan kulüplerde tanıştığımız insanlarla güçlü bağlar kurabiliyoruz.
Mesela 2024'te yapılan şöyle bir çalışmaya denk geldim.
Journal of Social and Personal Relationship'de yayınlanmış bu çalışma.
Diyor ki düzenli kitap kulübü katılımı 6 ay içinde yalnızlık puanlarını %36 ila %42 oranında azaltıyor.
Bakın 6 ay ve rakam çok yüksek etkisi bayağı yüksek.
Neden diye düşününce aklıma şu geldi benim.
Kitap kulüpleri burada sanki spesifik bir boşluğu dolduruyor.
Çünkü yapılandırılmış bir sosyalleşme ortamı sunuyor sonuçta.
Ben ne konuşacağım diye düşünmenize gerek yok.
Kitap zaten konuyu veriyor size ama kitap üzerinden konuşurken de kendi hayatınızda konuşmuş oluyorsunuz.
Buna da yapılandırılmış kırılganlık deniyormuş.
Bu kırılganlık da pandemiden sonra lügatımıza daha çok giren bir kelime oldu mesela.
Daha normalleştirip içselleştirdiğimiz bir kavram oldu.
Kitaplarda buna çok güzel alan açıyor bence.
Sizin başka türlü söyleyemeyeceğiniz şeyleri söylemenize izin veriyor.
Kendinizden bir şeyler bulduğunuz bir karakterin analizini yaparken kendinize ait bir yerden bahsediyorsunuz.
Belki de o yüzden çok iyi bir analiz yapıyorsunuz ve sizinle benzer bir geçmişi, tecrübesi, düşünce yapısı olan insan kendini size haliyle daha yakın hissediyor.
Ben böyle düşünüyorum. İkincisi...
Analog hayata dönüş. Bunu bir önceki bölümde detaylıca konuşmuştuk.
Dileyenler oraya da bakabilir ama bu dijital yorgunluk, ekran tükenme...
Beynin hızlı içerikten yorulması derken kitap kulübü gibi bir etkinlik vasıtasıyla bir araya gelinen organizasyonlar bence bunun tam antidotu.
Fiziksel bir kitap, o kitabın kokusu, fiziksel bir mekan, fiziksel insanlar ekransız bir deneyim sunuyor sonuçta ki...
Online bile olsa karşınızda gerçek zamanlı birileri var.
Akan bir sohbet var.
Orada olmanız gerekiyor.
Yani birileriyle online bile konuşuyorken kalkıp da telefonunuza bakmıyorsunuz.
İşler değişiyor, ilişkiler değişiyor, arkadaşlıklar değişiyor.
Az önce dediğim gibi şehirler değişiyor.
Ama kitap kulübü gibi bir oluşum.
size bir güven, bir düzenlilik, bir aidiyet hissi veriyor.
Çünkü belirli bir günde, belirli insanlarla, belirli bir mekanda buluşma olanağı sağlıyor.
Ki anlaşıldığınızı, duyulduğunuzu, gördüğünüzü hissettiğiniz ortamlarda zaten aidiyet hissine olumlu katkıda bulunuyor.
Bunu hep bu kanalda konuşuyoruz.
Bir de Neuroloji Dergisi'nde şöyle bir data gördüm.
Kitap kulübü gibi entelektüel sosyal aktivitelerin Alzheimer riskini %30 ila %50 arasında azalttığı.
Sırf bu bile benim için bir kitap kulübüne katılma sebebi olabilir bu arada.
Yani kitap koyup dediğimiz şey aslında sadece güzel bir hobi değil.
Ruhsal ve zihinsel sağlığımıza da iyi gelen bir aktivite.
Bu kadar veri paylaşınca ben neden şimdiye kadar kitap koyup katılmadım diye kendime soruyorum şu an.
Bilmiyorum ben genelde Goodreads'i kullanıyorum.
Goodreads'de kendime bir kitap hedefi koyuyorum.
Orada dört tane ekli arkadaşım var.
Birbirimizi böyle takip ediyoruz.
Biri kendi okuduğu kitabı ekleyince o hedefine yaklaştığında yıllık hedefine bana da bir hatırlatma oluyor.
Tek başıma yapsam belki o kadar çok hedefimde kalamayabilirdim.
Hatta bununla alakalı bir çalışma var bu arada.
2023 yılında Michigan Üniversitesi'nde bir çalışma yapmışlar.
1200 okuyucuyu 2 yıl boyunca takip etmişler.
Ve kitap kulübüne katılan insanların okuma oranlarının çok daha fazla arttığını bulmuşlar.
Evet şimdi bu kısmı bir yana bırakalım.
Biraz da Substack'ten bahsetmek istiyorum.
Çünkü son zamanlarda o da aşırı derecede karşıma çıkmaya başladı.
İyi oldum bakıyorum nedir nedir nasıl içerikler var diye.
Kullananlar varsa bana öneri bültenlerinizi atın lütfen.
Ya da siz yazıyorsanız benimle paylaşın ben de sayfamda paylaşırım.
Bana Instagram'dan mesaj atabilirsiniz bu konularla alakalı.
Artık Instagram'ı düzenli olarak kullanıyorum.
Geçti güzel hayaller podcast. Şöyle bir baktım bu Substack nedir nedir diye.
2017'de bir e-posta bülten platformu olarak başlamış.
Nisan 2026 itibariyle 50 milyon aktif aboneliği var.
5 milyonu ücretli. Bu platformdaki yazarlar 2025'de toplam 450 milyon dolar bürüt gelir elde etmiş.
Yani neredeyse 100 bin yayın para kazanıyor gibi düşünebiliriz.
50'den fazla yazar da yılda...
1 milyon doların üzerinde kazanıyormuş.
Alın size alternatif kariyer seçeneği.
Yazmayı seven ama sosyal medyada görünür olmayı istemeyenler için gayet güzel bir seçenek bence.
Diğer bir bilgi de Substack'ın en büyük kitlesi 25-34 yaş arası.
Aynı yaş grubu kitap kulüplerine de en çok katılan grup.
Neden? Çünkü insanlar algoritmadan yoruldu artık arkadaşlar.
Yorulmadık mı? Ben şahsen yoruldum.
Bir de bu algoritmaların önerdiği içeriklerden memnuniyetsizliğin artma gibi bir durumu da var.
Ve insanlar daha küçük, daha özel, daha kişisel topluluklara yöneliyor.
Bir algoritmanın seçtiği en iyi 10 kitap listesi yerine güvendiği bir insanın önerisini tercih ediyor haklı olarak.
Ben de böyleyim. Kimisinin güvendiği insan arkadaşı ya da sosyal medyada takip ettiği kitap zevkleri aynı olan içerik üreticileridir ya da booktok gibi oluşumlardır.
Kimisi de biraz daha büyük...
isimlere bakar. İşte bu da bizi Hollywood'un kitap kulübü stratejisine getiriyor.
Reese Witherspoon'u tanıyorsunuzdur.
Legally Belonged, Walk the Line ile Oscar kazandı hatta.
Ama 2010'ların başında Witherspoon kendisi anlatıyor, hissettiği bir şey varmış.
Kadınlar için yeterince güçlü, çok boyutlu roller yok.
Hollywood'un sunduğu seçenekler de sınırlı diye.
Bu yüzden 2016'da Hello Sunshine isimli bir medya şirketi kuruyor.
Misyonu da şu. kadın hikayeleri anlatmak ve 2017'de bu şirketin altında kitap kulübünü başlatıyor.
Rizzi's Book Club. Burada ne yapıyor biliyor musunuz?
Seçtiği kitapların %70'ini yayınlanmadan önce seçiyor ve kulüpte önermeden önce de o kitabın film ve dizi uyarlama haklarını satın alıyor.
Sonra kitabı kulübünde öneriyor.
Bahsettiğim kitap kulübünde 3 milyondan fazla takipçisi var bu arada.
Baya büyük bir topluluk. Witterspoon'un seçtiği kitaplar diğer kurgulara göre %700 daha fazla satıyor.
Yani bir kitap Rizzi'nin seçtiği Kitap olduğu için anında en çok satanlar listesine giriyor.
Witterspoon'da bu veriyi izliyor.
Bir data kadını daha. Hangi kitap toplulukta en çok konuşuluyor?
Hangisi en çok tartışılıyor?
Hangisi en çok satıyor?
Bu verilerle hangi kitabı filme uyarlayacağına karar veriyor.
Yani kitap kulübü bayağı iyi bir odak grubu aslında.
Filmini yapmadan önce izleyicinin ne istediğini biliyor.
Çok iyi değil mi? Bu kanalda verinin ne kadar önemli olduğundan hep bahsediyorum.
Alın size canlı örneği.
Veri bilgidir arkadaşlar ve bilgi güçtür.
Bence böyle. Hemen kitap kulübünün sonuçlarına bakalım.
Mesela... Where the Crow That Sink 12 milyon kopya sattı.
Film 144 milyon dolar hasılat yaptı.
Big Little Lies aynı şekilde HBO'da kültürel fenomen oldu.
Little Fries Everywhere Hulu'da.
Daisy Jones and the Six Amazon'da.
The Last Thing He Told Me Apple TV'de.
Yani hepsi önce kitap kulübü seçimi.
Sonra ne oluyor? Her başarılı girişim gibi bu da satın alınıyor.
2021'de Blackstone adlı yatırım fonu diyor ki Hello Sunshine sen çok başarılı oldun.
Gel bakalım şöyle 900 milyon dolara satın alıyorlar.
Witherspoon artık emekli olabilir bence.
Kuşaklar boyu devam edecek bir servet yarattı zaten.
Şaka bir yana Blackstone yapım şirketini Witherspoon'un kurduğu toplulukla beraber satın alıyor.
Yani o 900 milyon doları bir kitap kulübü komünitesine yatırdılar gibi düşünebiliriz bence.
Çünkü o komünitenin verileri yüksek doğrulukla onların nereye yatırım yapacaklarını da söylüyor.
Şu ana kadar gördüğüm en zeki iş stratejilerinden biri bu arada.
Kadına helal olsun diyorum.
Oyunculuktan böyle bir girişimciliğe geçip iş yapmasına da bence şapka çıkartılır diyecek hiçbir şeyim yok ve temeli bir kitap kulübü arkadaşlar.
Onun dışında öğrendiğimde en şaşırdığım örneklerden biri de Dua Lipa oldu.
Dua Lipa'yı müzikten tanıyorsunuzdur.
Dünyanın en çok dinlenen sanatçılarından bir tanesi.
Ben normalde çok Dua Lipa dinleyen biri değilim.
Özellikle değil ama bir şekilde denk gelmedi.
Benim etrafımda Dua Lipa dinleyen millennial da çok az.
Herhalde yaşlı kalıyoruz onun müziklerine bilmiyorum.
Ama iki sene önce Londra'da Graham Norton'ın TV yayınına izleyici olarak gitmiştim bir arkadaşım.
Orada canlı izleme fırsatım oldu Dua Lipa'yı ve hayata karşı duruşu, nereden nereye geldiği o vazgeçmeme halinden etkilendim açıkçası.
Bir de biliyorsunuz Aslen Kosavalı geldiği kültürle inanılmaz gurur duyması, o kültüre sahip çıkması, yaymaya çalışması çok hoşuma gidiyor.
Hatta 2022'de Kosova'nın onursal büyük elçisi de ilan edildi.
Pristina'da babasıyla beraber Sunny Hill Müzik Festivali'ni kurduğu müzik, edebiyat, kültür, göçmenlik tecrübesini böyle çok güzel harmanladığını düşünüyorum.
Şu kanalda Dua Lipa öveceğim de hiç aklıma gelmezdi ama durun daha bitmedi.
Baya güzel işler yapıyor çünkü.
2022'de Service 95'i kuruyor.
Haftalık bir newsletter, bir podcast ve bir kitap kulübü gibi düşünün bunu.
Bu newsletter'ın içinde yaşam tarzından politikaya, seyahatten, kültüre kadar geniş bir yerpaze var.
Podcast'e de baya iyi bu arada.
Kulübünde okunan kitapların yazarlarıyla sohbet ediyor.
Benim gibi okuduğunuz kitapların yazarlarının hayatlarına nasıl bir iç dünyası var?
O yazılar nereden geliyor?
Nasıl bir akıldan geliyor diye merak edenler için muazzam bir yayın.
Ve bayağı da kendi evlerinde laptop kamerasıyla falan çekiyorlar.
Öyle Mel Robbins, Dyer of CEO gibi büyük prodüksiyonlar yok arkasında.
O da bana çok samimi geldi.
Şimdi ben size bunları neden anlattım?
Reese Witherspoon kitap kulübünü bir iş modeline dönüştürdü, bir topluluk kurdu ve o topluluğun verilerini kullanarak Hollywood'un en akıllı yatırım makinelerinden birini inşa etti.
Dua Lipa için de şunu demek çok yanlış olmaz.
Okuma alışkanlığı, farklı kültürleri kitaplar aracılığıyla tanıma tutkusu ve o kitapların üzerine geçen sohbetlerde değişik bakış açılarını keşfetmesi onu böyle bir topluluk kurmaya itiyor.
Bir tane röportajında bundan bahsediyordu.
Aslında ikisinin de ortak noktası okuma eylemini yalnız bir aktiviteden bir topluluk deneyimine çevirmek.
İşte bunu... Odadan baktığımız zaman kitap kulüpleri insanların kendini bulduğu, bakış açısını genişlettiği, entelektüel tarafına yatırım yapmanın yanında belki de ait hissettiği, anlaşıldığını, duyulduğunu, görüldüğünü hissettiği yerler.
Çünkü her ne kadar az önce kitap kulüpleriyle ve kitaplara ait içeriklerle ilgili çok büyük rakamlardan bahsettiysem de dünya üzerindeki okur-yazar oranı çok yüksek değil.
En basit örneğinden Dua Lipa'nın podcastını ele alacağım.
O podcastın dinlenme oranlarıyla diğer ana akım podcastler, ana akımdan kastım da para, başarı, güzellik, ün politika konuşulan, podcastlerin dinlenme oranları arasında dünyalar kadar fark var.
Nereden biliyorsun emin ederseniz çünkü ben de bu işin içinde biri olarak uygulama içinde verilen yıldızlardan az çok aylık ne kadar dinlenmesi olduğunu anlayabiliyorum bir podcast kanalının.
Elmayla elmayı karşılaştırmadığımın farkındayım ama zaten tam olarak da bunu demeye çalışıyorum.
Entelektüel içerik tüketimi hızlı kaydırılan ya da bu saydığım tarafta güzellik, başarı, para temalı içeriklere göre çok az daha tüketildiğinden bu içerikleri tüketen insanların ya da kitap kurtlarının çoğunluğa göre daha yalnız
hissetmesi ve kendilerine ait benzer ilgi alanları olan insanlardan oluşan topluluklara dahil olma isteği çok çok anlaşılır.
Bu bölümü çekmek bana çok iyi geldi çünkü bir sürü yeni şey öğrendim ve özellikle de son dönemde biraz daha analog hayata geçiş yapma ihtiyacı hissettiğimden birkaç güzel alternatif çıkarmış oldum kendime.
Çok analog sayılmaz ama Dua Lipa'nın Newstetran'a da üye oldum.
Podcast'inde değişik yazarlar keşfettim mesela.
Umarım size de güzel fikirler vermişimdir.
Bu bölümü beğendiyseniz kitap kurdu arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın.
Güzel bir hafta diliyorum size.
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
