
Bu bölüm Hiwell Care hakkında reklam içermektedir.
Link: https://hiwell.app/gelisiguzelhayaller
Kod: hayaller390
"Ben zaten böyleyim."Bu cümleyi kaç kez söylediniz ve nereden geldiğini hiç sorguladınız mı?
Sosyolog Robert K. Merton'ın teorisinden yola çıkarak bu bölümde konuştuklarımız:
✦ Kendini gerçekleştiren kehanet nasıl çalışır? Sosyolojik ve psikolojik etkileri
✦ Pygmalion etkisi; beklentinin performansı nasıl değiştirdiği
✦ Confirmation bias - Doğrulama Yanlılığı hayatımızı nasıl etkiliyor?
Transkript
Bazen hayatlarımızı aynı bölümün farklı versiyonu gibi yaşamıyor muyuz sizce de?
Yeni bir işe geçiyoruz, bir süre sonra yine aynı bıkkınlık.
Yeni ilişkinin cicim ayları bitince öncekine benzer problemler.
Ülke değiştiriyoruz ya da şehir değiştiriyoruz ama belli bir süre sonra yine o ait olamama hissi.
Bilmiyorum size tanıdık geldi mi ama...
Bugün bunun neden olduğunu konuşmak istiyorum arkadaşlar.
Herkese merhaba, ben Emine.
Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Bu kanalda hayatı, psikolojiyi, sosyolojiyi, felsefeyi ve modern dünyanın sessiz tuhaf yanlarını konuşuyoruz.
Doğru cevapları dağıtmak için değil, doğru soruları birlikte sormak için.
Bugün konuşacağımız kavram modern sosyolojinin en ilgi çekici isimlerinden biri olan Robert K.
Martin'a ait self-fulfilling prophecy.
Yani... Kendini gerçekleştiren kehanet.
En basit haliyle bir şeye yeterince inanırsanız ve o inanç davranışınızı yönlendirirse inanç eninde sonunda gerçek hale gelir.
Doğru ya da yanlış olduğundan bağımsız olarak.
Kulağa doğaüstü bir şey gibi gelebiliyor ama aslında çok mekanik ve çok insani bir durum.
Şimdi öncelikle Merton'u tanımak için biraz arka plana bakmak istiyorum arkadaşlar.
Bu teorinin neden onun tarafından yazıldığını anlamak teoriyi çok daha anlaşılabilir kılıyor.
Merton 1910'da Philadelphia'da Rus Yahudisi göçmen bir ailede doğuyor.
Babası Terzi sonrasında küçük bir süt ürünleri dükkanı açıyor ama dükkan yanıyor ve aile finansal zorlukların başladığı bir döneme giriyor.
Yani hikaye imtiyazlı bir başlangıçtan doğmuyor.
Merton ise yıllar sonra şunu söylüyor.
Finansal sermayemiz yoktu ama...
Kamusal sermayemiz vardı.
Kamusal sermayeden kastı da şu aslında insani sermaye ve kültürel sermaye aynı zamanda da sosyal sermaye.
Kastı şöyle. Güney Philadelphia'da büyüyen bir çocuk için kütüphaneler, müzeler, konser salonları erişilebilirdi o zamanlarda.
Kültürel ve sosyal sermaye mevcuttu yani.
Ve bu erişim ona erken yaşta şunu öğretiyor.
İnsan yalnızca parasal imkanıyla değil de içinde bulunduğu yapıyla o yapının ona biçtiği rolle şekillenir.
Sonrasında gençlik dönemine geldiğinde de şöyle ilginç bir şey oluyor ablasının erkek arkadaşı bir sihirbaz Merton büyü dünyasına giriyor gösteriler yapıyor sahne adı kullanmaya başlıyor ve
soyadını Amerikanlaştırıyor Robert adını da Modern ilizyonun öncülerinden Jean-Eugène Robert Houdin'e saygı duruşu olarak seçiyor.
Bunu Fransızca telaffuz etmeye çalıştım.
Umarım yapmışımdır.
Robert'tan kastım Robert aslında.
Robert Houdin diyelim, geçelim biz buna.
Şimdi burada bir durup düşünelim.
Bir genç sahneye çıkmak için adını değiştiriyor.
Çünkü ismin algıyı değiştirdiğini biliyor.
Algı değişince fırsat değişiyor.
Fırsat değişince...
Yani sihir ona çok erken yaşta bir ders veriyor.
İnsanlar gördüklerine inanır, inandıklarına göre tepki verir, tepkileri de gerçeği üretir.
Yıllar sonra Self-Fulfilling Prophecy'yi yazdığında söylediği şey aslında bu deneyimin teorik versiyonu.
Bir durum başta yanlış tanımlanır, o tanım davranış üretir, davranış da baştaki yanlış inancı doğru hale getirir.
Sahnede bu bir numaraydı, gerçek hayatta ise kader üretim mekanizması olarak düşünebilirsiniz.
Ve bu mekanizma sadece toplumsal bir olgu değil, aynı zamanda içimize sessizce işleyen bir mekanizma.
Şimdi bunu toplumsal düzlemden çıkaralım arkadaşlar, daha kişisel bir yere getirelim.
Ve size sorum şu, kendinize en çok söylediğiniz şey ne?
Bir şeyler yolunda gitmediği zaman, bir döngüye girdiğiniz zaman en çok kendinize ne söylüyorsunuz?
Mesela... Ben de şans olsa zaten.
Ya da benim kafam matematiğe basmıyor.
Ya da ben ilişki insanı değilim.
Bütün manyaklar beni buluyor gibi şeyler mi söylüyorsunuz?
Ya da bir zamanlar size öğretmeniniz, ebeveynleriniz ya da bir yöneticiniz tarafından söylenen ve hala içinizde yankılanan o cümle ne?
Çünkü vaktinde size söylenen şey o an bir etiket oluşturuyor ve o etiket size yapışıyor.
Başta sadece bir yorum gibi görünse de zamanla o yoruma göre davranmaya başlıyoruz.
Sınıfta el kaldırmıyoruz, risk almıyoruz, kendimizi geri çekiyoruz ve yıllar sonra ben zaten böyleyimi kabul etmiş oluyoruz.
Bir bölümde bahsetmiştim hatırlamıyorum hangi bölümdü.
Benim ilkokul hocam anneme demişti ki ya Emine'nin matematiği hiç iyi değil.
Yani böyle giderse üniversiteyi kazanıp...
O yüzden ona özel ders verelim.
Bu arada ilkokul 1 ve 1.
dönem. Annemde adamcağız da demişti ki yani hocam sizin öğrettip de benim öğretemeyeceğim ne olabilir ki matematik dersi vereyim diyorsunuz.
O günden beri hoca bana taktı demek istemiyorum ama gerçekten bana takmıştı.
Ve hep bana kötü davranıyordu.
Ve şöyle düşünüyorum ben liseye kadar özel ders alana kadar Eyüp hocadan hatta bahsetmiştim bir bölümde ne kadar benim algımı değiştirdiğine hep matematiğe kafamın basmadığına inandım.
Bir fark ettim ki ben bayağı iyiymişim matematikte ve orada bir kırılma noktası olmuştu.
Allah'tan tabii bunu vaktinde fark etmişiz ki bir şekilde üniversite sınavına girmeden önce çözebildim kendimce.
Ama demek istediğim şey ben zaten böyleyim içselleştirdiğiniz zaman benim kafam buna basmıyor, ben şöyle yapamıyorum, ben böyle yapamıyorum gibi tam da burada kendini gerçekleştiren kehanetin psikolojik
versiyonu başlıyor. Neden?
Çünkü şöyle çalışıyor bu kehanet.
Başta bir inanç var.
O inanç davranışı şekillendiriyor.
Davranış sonucu üretiyor.
Sonuç inancı güçlendiriyor.
Tam bir kara döngü gibi düşünün bunu ve döngünün en sinsi tarafı da şu kehanet artık dışarıdan gelmiyor.
Bir zamanlar başkasının sizin hakkınızda söylediği bir cümle şimdi sizin iç monoloğunuza dönüşüyor arkadaşlar.
Psikolojide buna şema deniyor.
Mesela bir çocuk başarısızım şemasını geliştirirse eğer yetişkin olduğunda bilinçli olarak başarısız olmak istemez tabii ki istemiyor ama bilinç dışı olarak başarısızlığı tanıdık buluyor.
Tanıdık olan Güvenlidir ve güvenli olan tekrar edilir.
İşte bu tekrar noktasında kehanet kader gibi görünüyor ama aslında bilişsel bir kalıp baktığınızda ve kalıplar değişebilir.
Peki benim şimdi burada size bir sorum var.
Bir zamanlar size söylenen hangi cümle, hangi yorum?
Bugün hala kimliğinizde yankı buluyor.
Bunu gerçekten derinden düşünmenizi istiyorum.
Belki de size ait bir şey değil ama onu o kadar içselleştirdiniz ki sizin bir parçanız sanıyorsunuz.
Şu öğretmen örneğine geri dönmek istiyorum bu arada.
Bu mekanizmanın sadece içimizde değil dışarıdan işlendiğini gösteren çok etkileyici bir araştırma da var.
Buna da Pygmalion etkisi deniyor.
Bir öğretmene bazı öğrencilerin yüksek potansiyelle olduğu söylendiğinde, halbuki böyle bir şey yok bu arada, gerçekle hiçbir alakası yok.
Ama yıl sonunda o öğrenciler gerçekten de daha başarılı oluyor.
Neden? Öğretmen farkında olmadan o beklentiyi davranışla pekiştiriyor çünkü.
Daha çok göz teması kuruyor, daha fazla geri bildirim veriyor, o öğrenciye bir tık daha sabırlı davranıyor ve öğrenci bunu hissediyor.
Hissettiği için de daha fazla çabalıyor, daha fazla risk alıyor.
Yani beklenti, davranış, sonuç ve beklentinin doğrulanması gibi düşünebilirsiniz bunu.
Bunu bu arada iş hayatında da görürsünüz.
İki tane aynı performansla çalışan insanlardan bir tanesi kendini daha stratejik bir şekilde konumlandırdıysa, daha fazla güven verdiyse, daha fazla çalıştığını ima eden şeyler yaptı.
ya da daha fazla konuyu bildiğini iddia ettiyse, kendini bir tık daha öne çıkardıysa aradan geçen zamanda o kişi daha fazla terfiye alır değil mi?
Daha çok görünürlük kazanıyor çünkü.
Aynı şeyi içerik üreticilerinde de görürsünüz.
Bazı insanlar o konuyla alakalı herhangi bir background olmasa bile kendinden o kadar emin konuşur ki daha fazla güven toplar, daha fazla takipçi toplar ya da insanlar ona daha fazla inanır.
Bu tamamen kendini nasıl konumlandırdığıyla alakalı yetenekler farklı.
Fakat beklentiler farklı ve beklentiler fırsatları şekillendiriyor arkadaşlar.
Şimdi şöyle bir şey düşünebilirsiniz bu arada.
Tamam Emine çok güzel teori ama bazı insanlar gerçekten haksızlığa uğruyor ve her şey zihnimizde bitmiyor diyebilirsiniz ve kesinlikle haklısınız.
Bunu söylemek önemli çünkü self-fulfilling profeseyi her şey senin zihninde gibi bir motivasyon masalına dönüştürmek hem yanlış hem de adaletsizlik olur.
Çünkü yapısal engeller de gerçek.
Bunu zaten statü anksiyetesinde konuştuk, burnout society'de yani tükenmişlik toplumunda konuştuk.
Açımcılık bir gerçek. Bazı kapılar bazı insanlara gerçekten kapalı ve bazı insanlara da daha kolay açılıyor.
Ama şunu da konuşmak gerekiyor.
Beyin tutarlılık ister.
Bence burası da önemli. Yani siz kimse beni desteklemiyor inancıyla bir odaya giriyorsanız, o gün sizi üç kişi desteklediğinde, bir kişi ilgisiz davrandığında hangi anı hatırlarsınız?
Tabii ki o ilgisiz davrananın, desteklemeyeni.
Çünkü beyin negatife odaklanma eğiliminde.
O yüzden de inandığımız şeyi doğrulayan kanıtları seçeriz.
Çürütenleri de görmezden geliriz.
Buna da confirmation bias diyoruz ve bu da kehanetin döngüsünü besleyen bir davranış biçimi.
Şimdi size bununla alakalı çok ufak ama net yaşadığım bir örnek vereceğim.
Ben normalde geç kalan biri değilimdir.
Ama geçtiğimiz aylarda şunu fark ettim.
Sabahları spora giderken bir iki kez böyle geç kaldım.
Hocam da böyle espriyle karışık laf edince ben de dedim ki ben Akdenizliyim bizde zaman yavaş ilerliyor.
Ondan sonra fark ettim ki bir süre sonra bu espri...
Arkasına sığınmaya başladım.
Bilinç dışında. Ve cidden her sabah geç kalıyorum.
Benim aklımda şöyle bir şey var.
Ya zaten bütün dersin üstünden geçiyor.
Esnetme yapıyoruz gibi gibi.
Halbuki ben öyle her yere geç kalan biri olmadım hayatım boyunca.
Sonra kendi kendime kızdım.
Neden bana ait olmayan bir özelliği bu kadar kolay içselleştirdim diye.
Bazen işte böyle küçücük bir şaka uzun vadede bir kimliğe dönüşebiliyor.
Gerçekten çok önemli. Tabii bunu fark etmemde canım hocam Rachel'ın her geç kalana 15 tane burpee yaptırma taktiği de etkili oldu.
Kendi kendime fark etmedim hepsini.
Çünkü bir bütün sınıfa geç kaldığımı ilan etmiş oluyorum.
Herkesin önünde o 15 burpee yaparak ve sürekli geç kalan kız etiketim olsun istemiyorum.
Çünkü doğru değil bu ben değilim.
Ayrıca o etiket başkasında Sally diye biri var sınıfta ve sınıfa vaktinde geldiğinde insanlar alkışlıyor falan.
Ama diğer bir şey de şu burpee cidden en sevmediğim hareket yani 100 tane squat yapayım ama lütfen o 15 tane burpee yapmayayım.
O yüzden bu kendini gerçekleştiren karneti de böylece kırmış oldum diyelim.
Şimdi gelelim asıl soruya.
Bu döngüyü nasıl kıracağız?
Bu kadar kolay değil tabii ki benim Burpee örneğimdeki gibi.
Ama ben burada dikkatli olmak istiyorum.
Çünkü pozitif düşün, her şey değişir gibi bir şey söylemek biliyorsunuz ki benim tarzım değil ve hiçbir zaman savunduğum bir şey de değil.
O yüzden sorun zihinsel bir alışkanlık ama alışkanlıklar değişmek için önce görünür olmak zorunda.
Başlangıç noktam şu, kendiniz hakkında kurduğunuz cümlelere dikkat etmek.
Çoğu kehanet şöyle başlıyor.
Ben zaten. Ben zaten tembelim.
Ben zaten geç kalırım.
Ben zaten böyle ilişkileri ya da insanları çekiyorum.
Annemin de işiyle bütün manyaklar bizi buluyor.
Mıknatıs gibi çekiyorum. Bu cümleler masum görünüyor olabilir ama bunlar aslında beyninize birer talimat.
Bu kimliğe uygun davran komutunu veriyor beyne.
Küçücük bir değişiklik bile çok şey değiştirebiliyor arkadaşlar.
Bugüne kadar böyle oldu demek de ben zaten böyleyim demek arasında büyük fark vardır.
Biri geçmişe bir gözlem, diğeri geleceğe bir mahkumiyet.
Böyle düşünün bunu. Bir de şunu fark ettim.
Hem kendi hayatımda hem de koçluk yaptığım danışanlarımda döngüyü kırmak çoğu zaman büyük bir eylem gerektirmiyor.
Bazen tek gereken şey bir sonraki küçük adımı farklı bir beklentiyle atmak.
Mesela insanlar güvenilmez inancıyla bir ilişkiye girdiğinizde enerjiniz değişiyor.
Daha mesafeli oluyorsunuz, daha kontrollü, daha test eden bir yerden giriyorsunuz.
Karşı tarafta bunu hissediyor tabii ki.
O da mesafeleniyor. Sonra da bunu onaylıyorsunuz.
Diyorsunuz ki bak işte yine güvenilmez.
Ama belki baştan biraz daha açık bir yerden girseydiniz sonuç farklı olabilirdi.
Kehanet negatif çalıştığı gibi pozitif de çalışıyor çünkü.
Bir yönetici çalışanına sana güveniyorum dediğinde performansı artma eyleminde.
Bir partner diğerine biz bunu çözebiliriz dediğinde ilişki güçlenme eyleminde.
Yani beklenti sadece zihinsel değil, tona, davranışa, enerjiye de yansıyor.
Demek istediğim şey şu, mesele pozitif düşünmekten ziyade siz...
Hangi sonucu bekleyerek yaşıyorsunuz ve o beklenti davranışınızı nasıl şekillendiriyor sorusuna cevap bulabilmek.
Kehanet kader değil ama fark edilmezse kader gibi çalışıyor ve fark edildiğinde yönünü komple değiştirebiliyoruz.
Bunu neden bu kadar kendimden emin bir şekilde söylüyorum biliyor musunuz?
Çünkü bizzat şahit olduğum bir durum.
Hemen hemen her danışanına çalışırken ortaya çıkan konulardan biri de bu.
Farkında olmadan içselleştirdikleri şeylerin bugün kariyerlerinde ya da hayatlarının önemli kararlarını alırken onlara çelme takması, ilerlemelerini engellemesi.
Ve o kadar bizim bir parçamız haline geliyor ki bu kalıplar, kendi kendimize fark etmemiz mümkün olmuyor bazen.
Ayna görevi gören birine ihtiyacımız olabiliyor.
İngilizce'de bir terim var çok severim, sounding board, yansıtmak, ayna görevi görmek gibi düşünün.
Eğer sizin de hayatınızda sürekli tekrar eden...
durumlar varsa, bir sounding board'um olsun, ben artık bu döngüyü kırayım diyorsanız bu noktada size HiWellCare'den bahsetmek istiyorum.
HiWellCare, kariyer, kişisel gelişim ve farkındalık süreçlerinde size eşlik eden danışmanlarla çalışabildiğiniz bir platform.
Hedef belirlemek, tekrar eden kalıpları fark etmek, küçük ama etkili adımlar atmak üzerine...
birebir sizin için özelleştirilmiş bir destekle çalışabiliyorsunuz.
İlk 45 dakikalık görüşme tamamen ücretsiz.
Yani önce deneyimliyorsunuz.
Kendinize uygun danışmanı bulduktan sonra devam edip etmemeye karar verebilirsiniz.
Eğer bugün konuştuklarımız size tanıdık geldiyse bu tam da Hywell Care'de çalışılabilecek bir alan arkadaşlar.
Peki nasıl yapıyorsunuz? Açıklamalardaki linkten Hywell uygulamasını indiriyorsunuz.
Ana menüden Hywell Care sekmesine girip Ücretsiz görüşmenizi direkt başlatabiliyorsunuz.
İkinci görüşmeniz için de Hayaller 390 kodunu kullanırsanız sadece 390 TL ödüyorsunuz görüşme için.
Bölüm biter bitmez indirmeyi ve ilk görüşmenizi ayarlamayı unutmayın.
Benim bu bölümde varmak istediğim nokta şu aslında.
İnançlarımız sadece hayatı yorumlamaz, hayatı üretir.
O yüzden de bu haftanın sorusu hayatınızda döne döne hep aynı şey oluyorsa.
Bu döngüyü fark etmek ve kırmak için bu bölümü dinledikten sonra ilk adımınız ne olacak?
Ve son olarak bir not bırakmak istiyorum arkadaşlar.
Eğer bu bölümü beğendiyseniz, beni düzenli olarak dinliyorsanız ya da yeniyseniz burada.
Aa evet ben bu kanalı beğendim güzel içerikler üretiyor diyorsanız.
Beni desteklemenin hatta sadece beni değil beğendiğiniz diğer içerik üreticilerini desteklemenin en güzel ve en maliyetsiz yolu takip etmek ve beğendiğiniz içerikleri sevdiklerinizle paylaşmak.
Çünkü bu nokta... da algoritmaya diyorsunuz ki ben bu içeriği beğendim.
Bu içerik daha fazla gelsin.
Böylece daha fazla insana görülüyor ve bizim de en büyük yakıtımız olan motivasyon burada işin içine giriyor.
O yüzden dediğim gibi beni dinlediğiniz platformlardan ve Instagram'dan takip etmeyi unutmayın.
Sizi çok seviyorum. Kendinize çok iyi bakın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
