
“Kendinize hangi soruları sormaktan korkuyorsunuz?
Cevaplarınızı bilmiyorum, ama sizi biraz dürtmek için 5 tanesini bu bölüme getirdim.
Transkript
Sürpriz! Gelişigüzel Hayaller''in ilk video bölümüne hoş geldiniz arkadaşlar.
Ben Emine. Beni zaten yayınladığım 200'den fazla bölümdür ses olarak tanıyorsunuz.
Ama ilk defa belki de...
görüntü olarak tanışmış olduk.
Tanıştığımıza memnun oldum diyelim.
Bu benim ilk videom. O yüzden azıcık heyecanlıyım.
Heyecanımı maruz görürsünüz diye düşünüyorum.
Eğer ki beni Spotify'dan dinliyorsanız Spotify'da audio'dan videoya geçerek videoyu izleyebilirsiniz.
Ya da YouTube'a gidebilirsiniz.
Evet bugün klasik giriş yapmayacağım.
Bugün direkt konuya gireceğim.
Çünkü konumuz azıcık derin.
Neden derin? Hayatta cevaplarından korktuğumuz bazı sorular var.
Ya da Hiç aklımıza bile gelmeyen bazı sorular var.
Bugün ben onlardan 5 tanesini derledim, toparladım.
Özellikle de böyle kendinizi sıkışmış hissettiğiniz bir dönemdeyseniz, bir şeyler hep böyle eksik gibi gidiyorsa, bu soruların üzerine birazcık düşünelim istiyorum.
Alın kağıdınızı, kaleminizi ya da notpedinizi, neyi kullanıyorsanız artık, haydi gelin bakalım.
Notlarımı aldım, şimdi ufak ufak soruları sormaya başlayacağım.
Birincisi... Hayatımın hangi kısmında konfor alanında kalmak için kapasitemi tam anlamıyla kullanmıyorum, kullansam ne olurdu?
Bu ne olabilir? İşiniz olabilir.
İşinizden çok sıkılmışsınızdır.
Artık size hiçbir şey katmıyordur.
Maddi olarak da daha iyisini kazanabileceğinizi biliyorsunuzdur.
Ama şimdi tekrardan mülakat süreçlerine girmek olsun, yeni bir firma, yeni iş arkadaşları ya da yeni bir ortam bununla uğraşmak istemiyor olabilirsiniz.
Ama şöyle düşünün.
Bunu şu an yapmazsanız ne zaman yapacaksınız?
Eğer size hitap etmiyorsa, size bir şey katmıyorsa o iş ne gerek var artık orada kendinizi, potansiyelinizi harcamaya.
Ya da bu bir ilişki de olabilir.
Eğer ki konfor alanında olduğunuz için, daha az yalnız kalmak için o ilişkide kalıyorsanız...
Nelerden feragat ediyorsunuz?
Ve eğer oradan çıksaydınız, o özgürlüğü elinize alsaydınız neler olurdu?
Bunları böyle bir düşünüp yazmakta fayda var.
İlişkilerde bitişler, başlangıçlar diye bir bölümüm vardı.
İsterseniz ilişkiler için ona bakabilirsiniz.
Kariyer içinde toksik iş yeri kültürüyle alakalı eğer böyle bir iş yeriniz varsa bununla alakalı bir bölümüm vardı.
Onlara da bakabilirsiniz.
Evet, ikinci sorumuza geçelim.
İkinci sorumuza... Harekete geçmemek için kendime ne yalan söylüyorum?
Bunu hepimiz yapıyoruz.
Özellikle de kendini sabote etme bölümünde bahsetmiştim bundan.
Kendimize belli başlı bahaneler uyduruyoruz değil mi?
Aman yok hazır değilim iş değiştirmeye.
Aman yok şimdi onun zamanı değil.
Kendimi iyi hissetmiyorum.
Şunu yapayım da bunu yapayım da diye kendimize söylediğimiz, kendimizi ikna ettiğimiz bazı durumlar var.
Bazı yalanlar var.
İşte bunların farkında olmak önemli.
Bence hepiniz farkındasınızdır bu arada.
Hepimiz farkındayız. Ama onun farkında olduğumuzun farkında olduğumuzu Olmak istemiyoruz bazen.
Ama baktığınız zaman hayat böyle geçmiyor.
Yarın öbür gün dönüp baktığınızda pişman olmak istemiyorsunuz ki pişman olmak o kadar da kötü bir şey değil aslında.
Çünkü bize hayatımızı hangi yöne evireceğimizi biraz da gösteriyor.
Pişmanlık pusulası bölümünde yine buna değinmiştim.
İsterseniz ona da bakabilirsiniz.
Diyelim ve geçelim üçüncü soruya.
Hangi konuda sınırlarımı koruyamıyorum ve bunun bana bedeli ne?
arkadaşlar sınırlar üzerine bu kanalda çok konuştuk ve gerçekten de bazen konfor alanında kalmak sınırlarımızdan feragat etmeyi gerektiriyor çok iyi anlıyorum çok çok iyi anlıyorum ama
Biz sınırlarımızı korumadığımız zaman gerek insanlara karşı gerek içinde bulunduğumuz durumlara karşı bu sefer kendimize olan saygımızı kaybediyoruz.
Bence buradaki en önemli şeylerden biri bu.
Yani kendimize olan saygımızı kaybettiğimizde kendimize olan inancımızı kaybettiğimizde asıl orada bir şeyler kopmaya başlıyor.
Sınırları korumanın önemi bundan mütevellit.
Şöyle bir düşünün bir bakın.
Hangi konularda siz çizdiğiniz sınırların aşıldığını düşünüyorsunuz?
Hangi konularda çok vericisiniz?
Hangi konularda daha fazla saygıya ihtiyacınız var?
Çünkü saygı tabii ki de öncelikle kendinden başlar.
Bu sınırlar konusu dediğim gibi bu kanalda da çok konuştuğumuz bir konu.
Ve en çok son zamanlarda sosyal medyada dönen konulardan da bir tanesi.
Üzerine bir düşünün isterim.
Evet gelelim dördüncü soruya.
Ne kadar hızlı konuşuyorum ben ya.
Hiç editlemek istemiyorum bu bölümü.
Editlemek istemediğim için hızlı konuşuyorum.
Bir dinleyicim bana şey demişti.
Ben zaten hep bir buçukta dinliyorum.
Ben dedim ki ben doğal olarak bir buçukta konuşuyorum zaten.
Sen beni bir buçukta dinliyorsan ne dediğimi nasıl anlıyorsun?
Umarım beni bir buçukta dinlemek ya da izlemek zorunda kalmazsınız.
Ama gelelim dördüncü soruya.
Gelecekteki ben benimle şu an konuşabilseydi eğer bana...
artık neyi tölere etmemem gerektiğini söylerdi.
Bu biraz derin.
Sınırlarla bağlantılı ama şöyle bir düşünüyorum.
Yani gelecekteki kendim bana neyi tölere etme derdi.
Sanıyorum ki hadsizlik diyeceğim.
Onu zaten tölere etmiyorum. Bunun üzerine böyle iyice bir düşünmek lazım.
Çünkü tölere ettiğimiz bazı şeyler var.
Bunlardan bir tanesi de yine o konfor alanında kalmak için ya da Bilinmezliğe giderken korktuğumuz için o bilinmezliğinle getireceğinden korktuğumuz için iş yerindeki patronumuzun bazı davranışlarını
tölere edebiliyoruz.
Ya da böyle saçma sapan sarkastik şakalar yapan iş arkadaşlarımızı tölere edebiliyoruz.
Kendimize o an böyle kendimize değil de o an biraz daha...
sorun çıkmasın, aman huzurumuz kaçmasın Ali Rıza Bey diye tölere ettiğimiz şeyler olabilir.
Ama işte bunlar ufak ufak ya kümülatif olarak birikiyor sonra ve içten içe bizi rahatsız ediyor.
Yani ben bunu hep düşünüyorum bu arada.
Ben şu an bunu tölere edersem bundan sonra çorap söküğü gibi hep aynı olur.
O yüzden de hiçbir şekilde tölere etmeyeceğim diyorum.
Tabii ki bu da...
Kendi sonuçlarıyla geliyor baktığınızda.
Sizin tölere etmediğiniz her şey hayatınızdan birilerinin ya da bir şeylerine götürüyor olabilir.
Ama zaten onlar da hayatınızda kalmaması gereken insanlardır diye düşünüyorum.
Evet tekrar edeyim soruyu.
Gelecekteki ben benimle şu an konuşabilseydi bana artık neyi tölere etmemem gerektiğini söylerdi.
Sorumuz bu arkadaşlar. Sonuncu soruya geleceğim ama sonuncu soru birazcık ağır.
Eğer burada durmak isterseniz durun.
Ama bu yazılı egzersizleri yaptıktan sonra da bana yorumlara yazın neler çıktı neler hissettiniz.
Çok merak ediyorum çünkü.
Çünkü bunlar derin sorular.
Her zaman karşılaşmak istemediğimiz sorular ama bazen de ihtiyacımız olan sorular.
Beşinci soruya geliyorum hazır mısınız?
Der ki hayatım önümüzdeki beş yıl aynı kalsa bu bana yeter miydi?
Bir düşünün yeter miydi?
Yani önünüzdeki 5 yıl boyunca hayatınız, işiniz, hayatınızın akışı, hayattan aldığınız zevk, sağlığınız, insan ilişkileriniz bunlar aynı kalsaydı bu
size yeter miydi? Eğer cevap yeterse muhteşem.
Zaten istediğiniz şeyi kurmuşsunuz demektir.
Ama yetmezse ne yetmiyor?
Ona da bakmakta fayda var.
Yani eğer cevap hayır ben kesinlikle hayatımın 5 senesinde böyle kalmak istemiyorum diyorsanız Nasıl olmak istiyorsunuz peki?
Ne sizin için yeterli olurdu?
Onun üzerine odaklanmak, onu belki biraz daha netleştirmek, görselleştirmek, yazmak bunlar faydalı olabilir ki ona doğru ufak ufak ufak ufak adımlar atabilirsiniz.
Evet bugün video olduğu için birazcık da kısa tutmak istedim açıkçası.
Ama beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Eğer ki bu soruların bazılarına cevap bulamıyorsanız ya da ben cevap buldum ama nasıl harekete geçeceğim diye düşünüyorsanız biliyorsunuz ki...
Benim her zaman kapım açık.
Kariyer ve hayat koçluğu olarak bana her zaman açıklamalardaki linkten ulaşabilirsiniz.
Bu aralar web sitesinde bir sıkıntı olabilir.
O yüzden de bana Instagram'dan da ulaşabilirsiniz arkadaşlar.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Ve eğer video formatı bu şekilde beğendiyseniz hem kısa hem birazcık daha detaylı olacak şekilde beni bilgilendirin ki ona göre ben de içeriklerimi ayarlayayım.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
