
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
17. Bölümde İstanbul'daki hayatını tamamen geride bırakıp Kaz Dağlarının 3 haneli bir köyünde, dinginlik ve doğa ile iç içe yaşayan Emirhan Arda bize bu süreçte yaşadıklarını, doğal hayatı, ve bu macerayı nasıl severek yaptığı bir işe dönüştürdüğünü anlattı.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K.
Aramızdaki saklı kahramanların sıradışı hikayelerini, hedeflerine ulaşmak için neleri farklı yaptıkları ve eğlenceli sohbetleriyle ilham veren yolculuklarını dinliyor olacağız.
17. bölümümüzün konu, tasını tarağını toplayıp İstanbul'dan Kaz Dağları'nın eteklerine yüreğe yerleşen Türk Robinson Cruise, Emirhan Arda.
Emirhan hoş geldin. Hoş bulduk.
Merhaba Emine, nasılsın? İyi misin?
Teşekkür ederim. Sen nasılsın?
Ben de çok iyiyim. Çok teşekkürler.
Bana böyle bir fırsat sunup bu platformda bir yer açtın.
Ve insanlara duygularımı aktarabilmek için bir aracı olduğun için.
Yani ben seni o kadar imrenerek izliyorum ki.
Gerçekten o paylaştığın doğa fotoğrafları, videoları.
Zaten mantık da oradan çıktı.
Sana mesaj atacaktım.
Ne yapıyorsun? Nasıl oldu bu iş?
Nasıl kurdun bu hayatı?
Sonra aklıma geldi. Kendime saklamayayım bu bilgileri.
Böyle bir halka açalım. Çünkü seninle de ilkokuldan sonra çok konuşmadık.
Biraz da fırsat olur diye düşündüm.
Bir anda gelişen bir şey olmadı aslında benim için.
Geçen iki sene boyunca hayalimi kurduğum bir hayattı.
Büyük şehirlerde olduğu gibi ben İstanbul'da bir iş hayatı sürüyordum daha öncesinde.
Ve bu iş hayatı gerçekten çoğu zaman çok yorucu oluyordu.
Ve hayatın nereye kadar böyle gideceğini düşünüp dururken...
Böyle bir imkan olduğunu farkına vardım.
Daha doğrusu burada yaşadığım ev ailem tarafından bir 15 sene önce alınmıştı.
Ve her yaz tatiline buraya geldiğimde buraya dair bir şeyler oluşturmaya başladım.
Yani hayatımın belli bir kısmını burada geçirebilir miydim, burada devam edebilir miydim diye düşüncelerim oluştu.
Son iki senede bunun üzerine çok fazla düşmeye başladım.
Akşamları rüyalara dalarken burada bir hayatı hayal ederek devam ediyordum.
Yani bir şey gerçekten bence insan çok istediği zaman ona göre hayatı şekilleniyor.
Ve bu yolda emin adımlarla ilerlediğinde de hayallerine ulaşmak çok kolay olabiliyor aslında.
İlla ki zorlukları oluyor ama sen sadece böyle hayalinin peşinden koştuğunda bile bir şeyler karşılığını sana veriyor diyebilirim.
Bilmiyorum sorunun cevabı mı oldu?
Evet evet cevabı oldu.
Çünkü ben de hep senin gibi düşünüyorum.
Bir şeyi çok istediğin zaman aslında hani onu belki bilinçaltına yerleştiriyorsun ve o yola doğru çıkar şeyler arıyorsun.
Onu olduracak şeyler bulmaya başlıyorsun.
Günlük rutinini ona göre değiştiriyorsun ya da hayatındaki akışı ona göre değiştiriyorsun.
Belki evren sana istediğini veriyor ama bir yandan da sen de aslında onunla çalışıyorsun.
Benim anladığım kadarıyla senin de her sene gittiğinde orada bir şeyler yavaş yavaş kuruyor olman, onun üzerine düşünmen, araştırman, bu işin oluru nasıl olur diye bir şeyleri aksiyona
dökmen bundan çıkmış.
Şöyle bir süreç oldu.
Ben daha öncesinde yaklaşık bir 6 sene boyunca...
İstanbul'da bir spor salonunun hem işletmeciliğini hem antrenörlüğünü yapıyordum.
Birebir ders veriyorduk ve bu dersler sabah saat yedide başlayıp akşam saat onlara kadar devam ediyordu.
Bir kişiyle birebir ilgilendiğinde gerçekten iş kısmının yanında psikolojik kısmı da çok daha yoğun oluyor.
Yani eve gittiğin zaman böyle kafan gerçekten çok dolu oluyordu.
Bazı insanların sana aktardığı şeyler...
bile kafanı böyle çok yoğunlaştırabiliyordu.
O yüzden buraya geldikten sonra kendimde inanılmaz bir özgürlük hissetmeye başladım.
Yani günüm hepsi bana ait oluyor.
Ben nasıl şekillendirmek istiyorsam o şekilde günümü şekillendirebiliyorum.
Ve evimin arkasında birkaç adım atarak gerçekten Kaz Dağları Milli Parkı'nın içine girip kendimi doğada kaybettiğim zaman tamamen kafamı Sıfırlayabiliyorum.
Bunlar gerçekten hayata dair bence yaşanması gereken şeyler.
Tabii meraklısı olan insanlar için.
Evet ben tamamen meraklısıyım.
Ben de böyle en ufak bir boşluğunda kendimi doğaya atıyorum.
Burada İrlanda'da da çok güzel hani Kaz Dağları gibi çok güzel milli parklar var.
Her adım başı güzel parklar var şehrin içinde.
O yüzden... Ben meraklısıyım.
Sadece şey geldi aklıma.
Mesela sen o yoğunluktan o işini bıraktın.
Bunun maddi kısmını nasıl hallettin?
Yani sonuçta orada senin emek verdiğin, işletmeciliğini yaptığın bir yer var ve oradan da belli bir maddi gelirin var.
Hani bir kesin düzenli gelen bir geliri bırakıp ondan sonrasında oraya yerleşmek.
Sonra hani Airbnb'yi kurdun oraya da geleceğim.
Ama çok da sürekli ve düzenli bir geliri yok bildiğim kadarıyla Airbnb'den gelen geliri.
O riski nasıl yönettin?
Bu riski yönetmek için aslında biraz bu pandemi dönemini ben şöyle düşünüyorum.
Çoğu insanın içinde büyüttüğü bazı şeyleri gün yüzüne çıkarttığı bir dönem oldu.
Yani insanlar hayatlarına dair bazı kararlar alıp...
Bunu biraz daha gerçeğe çökebilirler.
Benim için de böyle gelişti. Aslında bu krizi biraz fırsata çevirdiğimi düşünüyorum.
Çok yoğun giden o iş hayatımdan ya da o sabit gelirden bir şekilde kupup buraya gelmek büyük bir riskti açıkçası.
Tabii ki bunu böyle ekart edecek birkaç ayım vardı.
Yani öyle bir birikim yapmıştım kendimde ama...
Ondan sonra dediğim gibi buraya geldiğim ilk süreçte aslında birkaç ayım biraz gözlem yaparak geçti.
Burada ne yapabilirim? Nasıl bir şekilde para kazanabilirim?
Nasıl hayatta kalabilirim? Çünkü hayatın en temeli de bir yandan belli bir kazanç elde etmeye bakıyor ki ondan sonraki hayatını daha rahat bir şekilde yaşayabilmen için.
Burada yaptığım gözlemlerde şöyle bir şey gördüm.
Son zamanlarda...
Sosyal medya üzerinden insanların kazalığı taraflarına çok geldikleri, burada herkes tarafından bilinen yerlere gidip işte orada bazı fotoğraf çekilmeler, o anı paylaşmalar
gibi şeyleri çok gördüm ama bu o kadar çok yoğun insanın bir arada olduğu yerde.
İnsanlar bu anı çok güzel bir şekilde yaşayamıyorlar.
Yani gittiğin yerlerde, gezdiğin yerlerde o...
Çok güzel manzaraları göremiyorsun çünkü aşırı bir kalabalık oluyor.
Benim de aklıma şöyle bir şey geldi.
Kazalları dediğin yer çok büyük bir yer.
Ve benim şu an oturduğum yerin, evin arka tarafları biraz daha bakir yerler kalıyor.
Şöyle bir düşünce oldu. Evet, evi Airbnb'ye açtım.
Ve şu an onun reklamını kendi hesabımdan yaparak insanlara ulaşmaya çalışıyorum.
Ayrıca Airbnb de bunu destekliyor.
Ama benim buradaki temel felsefem kendi rotalarımı bulup...
insanları gerçekten başka insanlarla karşılaşmayacakları yerlere götürüp o özel anda tamamen onları kendileriyle baş başa bırakıp bu deneyimi yani kendi
yaşadığım o deneyimi tamamen onlara da yaşatabilmek adına böyle bir yol oluşturdum diyebilirim.
O yolda da böyle her gün gerçekten çabalıyorum.
Bugünüm yani kendi içimden gelerek her gün hiç üşenmeden bütün ekipmanımı hazırlayıp Bambaşka yerler keşfetmek için Adana'ya evden çıkıyorum ve bu rota bazen bir saat sürüyor,
bazen dört saat sürüyor.
Bunu bazen kardeşimle yapıyorum, bazen yanımda köpeğim oluyor, bazen tamamen tek başıma çıkıyorum ama o his gerçekten çok pahap içilemez bir his ya.
Yani ormandasın, doğanın içindesin ve kayboluyorsun.
Amacın sadece güzel yerler bulmak ve bunu insanın doğasında bu var.
Paylaştıkça güzelleşiyor aslında her şey.
sana gelen misafirlerini bunu paylaşıp onların da özel anlar yaşamasını hissettirmek.
Yani güzel bir amacım var diye düşünüyorum açıkçası.
Çok çok güzel bir amacın var.
Zaten hani fark yarattığın şeyler de aslında hep çok severek yaptığın şeyler değil midir Emirhan?
Yani şunu demek istiyorum.
Bir şeyi yaparken sırf herkes yapıyor diye yapmaktan ziyade yahu böyle bir şey yapılıyor ama Ben bunu nasıl farklı yapabilirim?
Nasıl fark yaratabilirim?
Senin de aslında yaptığın şey bu olmuş ve bu en çok değer katan.
Çünkü bu bizim özgünlük, authenticity dediğimiz şey var ya İngilizce'de bu.
Otantik olma. Senin de yaptığın tamamen bu olmuş.
Evet öyle. Bir de buraya geldiğim zaman genellikle yakın arkadaşlarım hep merak ediyorlardı.
Orada bir hayat nasıl geçiyor, ne yapıyorsun, gün içerisinde neler yapıyorsun falan.
Şu an mesela bunu insanlarla paylaşma kararı aldım.
Yani oraya gidenler tamam orada kalıcı mısın, geçici bir süre mi gideceksin, neler yapıyorsun onları söylüyorlardı.
Şimdi bu anlarımı insanlarla paylaşıyorum.
Ve gerçekten insanların ilgisini çekiyor.
Çünkü her insanın içinde biraz olsun bu doğaya kaçma.
Biraz kendiyle baş başa kalma.
Yani sürekli olmasa da bir dönem için özellikle bu pandemi döneminde gerçekten ihtiyaç duyulan bir şey.
Çünkü büyük şehirlerde çok fazla kalabalık, çok fazla risk oluyor.
Burası gerçekten çok izole çünkü yaşadığın yerde toplamda biz üç aneyiz.
Yani üç kişi yaşıyor bir köyde ve çoğu ihtiyacını biraz böyle kendi gücünle halletmen gerekiyor.
Bir ateş yakman gerekiyor mesela evde ısınman için.
Bunun için ortalama bir iki saatini dışarıda odunu toplayarak geçiriyorsun.
Günlük ritüellerim resmen bunlar oldu.
Eskiden mesela ev tadilat işlerinden hiç anlamazdım.
Ama buraya geldiğimde şöyle bir şey ortaya çıktı.
Bir ev var gerçekten bütün her şeyle senin ilgilenmen lazım.
İlgilenmekten aslında keyif alman lazım ki onu kendine böyle bir mesai oluşturman gerekiyor.
Çünkü burada sıkılmamak adına ya da bu sürecin biraz daha uzun devam etmesini istiyorsan burada kendini sürekli meşgul edecek aktiviteler bulman gerekiyor.
Ve hayata bakış açın biraz daha genişse bu konuda herhangi bir şekilde zorluk yaşamıyorsun.
Bahçeye iniyorsun, bahçeyle uğraşıyorsun, bir şeyler ekiyorsun, ev işleriyle koşturuyorsun, dışarı çıkıp yürüyüş yapıyorsun.
O yüzden insanların bu tarz hayatı seçmelerinde herhangi bir sıkıntı oluşacağını sanmıyorum.
Hayal güçlerini ya da yapabileceklerini biraz daha genişletip hayata öyle bakmaları gerekiyor.
Biraz daha bu hayata dair olabilmek için.
Doğru söylüyorsun. Ben de şey soracaktım.
Nasıl ısınıyorsun?
Sıkılmıyor musun? Üç haneyiz dedik mesela.
O köyde üç kişi sadece.
Sen sıkılmıyor musun?
Çünkü biz apartman çocuklarıyız.
Sıfırdan bir şeyleri yapmayı, ev tadilatı yapmayı öğrenmek.
Ya da şey videolarını görüyorum.
Odun kırdığın videolarım var mesela.
Ya da işte tüfekle böyle ava çıktığın videolar vesaire.
Hani o bir günün demek ki bunlarla geçiyor.
Ama nasıl oluyor?
Yani sıfırdan dediğim kadarıyla yoga da yapıyorsun çünkü sabahları.
Yani şöyle bir günüm aslında şöyle geçiyor.
Burada herhalde oksijen oranının fazlalığından dolayı.
Akşam saat kaçta yatarsam diyeyim.
Genellikle çok fazla geceleri uzatma taraftar değilim.
Belki orada bir İstanbul'dan kalma alışkanlık ortaya çıkıyor.
Yani İstanbul'da bir gece hayatı alışkanlığı vardı insanların.
Hani geceler biraz daha istediğin takdirde birlere, ikilere, üçlere ya da belki sabahlara kadar devam ediyordu.
Ya da öyle bir eğlence anlayışım vardı açıkçası İstanbul'dan ayrılırken.
Buraya geldiğin zaman geceye bakıyorsun.
Bazen yalnızsın.
Aslında buraya geldiğimden itibaren çok yalnızlık çekmedim.
Kız kardeşim benimle beraberdi.
O yüzden...
Aslında biriyle paylaşmak çok da güzel.
Özellikle anlaşabileceğin bir insanla ya da ortak bir noktada paylaşacağın bir şey varsa ortada daha da keyifli bir hal alıyor.
O yüzden böyle geceleri genellikle saat 10'da falan bitiriyorum ve sabahları uyanışım 5 oluyor.
Bazen 4'de uyanıyorum.
Genellikle gün doğumunu yakalamayı çok istiyorum.
Böyle sabah yoga pratikleri yaparak başlıyorum.
Burada ben araç kullanmıyorum bu arada ve...
oturduğum yerden alışveriş yapabileceğim yere mesafem yaklaşık 3-4 kilometre ve bu yolu sürekli yürüyerek devam ediyorum.
Yani en basit bir şey alabilmek için bile yürümen gerekiyor.
Aslında bu da senelerden beri kendimi yıprattığım bir şey vardı.
Çok ağırlık antrenmanı yaptım, maraton koştum.
Kendimi çok zorladığımı hissettim.
Burada biraz daha bedenimin ve ruhumun biraz daha sakinleşmeye ihtiyacı olduğunu öğrendim ve yaptığım aslında antrenmanlarda Ona göre biraz daha şekil aldı.
Etkidir bu çünkü herkes şey derdi ya 30 yaşında farklı bir boyuta geçiyorsun ya da daha farklı aydınlanmalar yaşıyorsun.
O tarz muhabbetler söz konusu olabiliyor yani.
Evet kesinlikle olabiliyor.
Yani bir yerden sonra aslında bedeninle ve ruhunla daha iyi iletişimde oluyorsun.
Çünkü onu ben de fark ettim.
Eskiden böyle çok ağırlık üzerine çalışırdım.
İnanılmaz koşardım dizlerimi incittim zaten.
Bu kıkırdağımı incittim artık koşamıyorum.
Ve şeyi fark ettim.
Aslında vücudum bana mesaj veriyor ve ben kendimi dinlediğim sürece kendim için doğru yolu buluyorum.
O yüzden de evet haklısın.
Ve 3-4 kilometre her gün zaten git gel yaptığın zaman gayet güzel bir antrenman olur.
Bir de o yol şey bir yol düz bir yol da değil değil mi?
Sen baya böyle tırmanarak inerek hani yokuşlu yollardan geçiyorsun.
Evet evet burada en büyük sıkıntılarımızdan biri de şey oluyor.
Salı günleri böyle pazar günümüz ve genellikle alışverişi pazardan yapmayı istiyoruz kardeşimle beraber.
Pazara da yürüme mesafemiz ortalama 10 kilometre oluyor.
10 kilometre yürüyoruz.
Aşağı inerken herhangi bir sıkıntı yok ama pazardan yüklendiğin ekstra ağırlıklarla beraber üzerinde 10-15 kilometre geriye bir 10 kilometre dönüş yolu oluyor.
Zaten bir günü şöyle atlatabiliriz yani.
Pazar günü sadece pazar günü.
Pazardan döndükten sonra başka hiçbir şey yapmak istemiyorsun.
Çünkü takatin kalmıyor.
Onları düşünürken şeyi anlıyorum.
Eski zamanlarda yaşayan insanlar gerçekten A noktasından B noktasına giderken sürekli bir aktivite içerisindeler.
Ve ben hayatımın büyük bir çoğunluğunu İstanbul'da ders verdiğim kişilerde insanlar o kadar tembelliğe alışmış ki.
Evden çıkıyorlar, arabalarına biniyorlar.
Arabalarını asansörle...
Yani yürümüyorlar bile, merdiven kullanmıyorlar, arabaların işyerlerinin önünde park ediyorlar.
Buradaki hayat gerçekten o denli lüksü ihtiyaç duyan insanların çok fazla barınıp da mutlu olabileceği bir yer değil.
Yani önce buraya gelmeden neleri feda edebileceğini düşünmen gerekiyor.
Ya da bunları feda ederken aslında karşılığı çok daha güzel, sağlıklı bir hayat olabilir çoğu insan için.
Ya hissettirdikleri çok farklı ya burada olmanın.
Gerçekten biraz böyle uzun bir zaman geçirmek gerekiyor.
En kötü bir ayı burada devirmen gerekiyor ki kendindeki o değişimleri biraz daha farkına var.
Ben yaklaşık bir 6 ay oldu buradayım.
Geçen ay İstanbul'a dönmem gerekti.
İstanbul iyi sınırından girdikten sonra vücudumun böyle değişik bir şekilde şiştiğini hissettim.
Belki psikolojik olarak ama buranın böyle havası bile çok daha farklı bir şey hissettiriyor insanda ya.
Herhalde İstanbul'a dönmemeyi o kadar benimsemişim ki kendimde.
Kendime böyle şeyler de oluşturuyor olabilirim böyle.
Setler oluşturuyor olabilirim açıkçası.
Evet evet olabilir olabilir ama hani dediğin doğru gerçekten hani...
Mutlu olduğun bir yerde olmanın, mutlu olduğun şeyleri yapıyor olmanın verdiği şey de olabilir.
Sen az önce şey demiştin ya hani sabahları o ormanın içine gittiğinde doğayla iç içe olduğundaki duygu.
O duyguyu tarif edebilir misin?
Hani böyle kelimelere dökmen gerekse nasıl tarif edersin o duyguyu?
Ya ben bunu biraz daha aslında şey yapmak istiyorum.
Nasıl bir gün hayal ediyorsun?
O gün ne yapmak istiyorsun? Burada...
Kendimi İstanbul'dayken ayıramadığım, yapamadığım şeyler vardı.
Mesela çok kitap okuma alışkanlığım yoktu.
Burada inanılmaz bir şekilde kitap okuma alışkanlığım oldu.
Doğada yapabileceğim şeyler arasında mesela buraya geldim de bir alışveriş yaptım.
Ne alabilirim doğada? Benim ihtiyacımı gören ne olur?
Mesela bir tane hamak aldım.
Bu outdoor hamaklardan aldım bir tane.
Şu an mesela sabah uyandığımda gerçekten okumak istediğim bir kitabı yanıma alıyorum.
Kahvemi dolduruyorum yanıma termosun içine.
Güzel bir sırt çantası yapıyorum.
Hamamı alıyorum. Daha sonra gerçekten bana çok keyif verecek bir manzaraya gidip orada iki tane ağacın ortasına hama girip daha sonra o kitabı alıp gerçekten sabah böyle ilk saatlerinde doğanın
içinde kitap okuyorum ve bunu yaparken herhangi bir şekilde bir araba sesi duymuyorsun.
Tamamen etrafında kuşlar var.
Yani burnumdan çektiğin havanın o temizliği Sadece böyle yani o anda yaşaman gerekiyor.
O yüzden bunlar bana çok keyif veriyor ya.
Yani nasıl anlatırsın dersen herhalde biraz planlı yaşamak var hayatımın içinde.
Yani bunları söylerken bile belli bir plan içerisinde devam ediyorum.
Bu belki hala da aşamadığım bir şey.
Şu an mesela tek arzum şey bu planlamaları da yerine göre bırakıp da biraz daha özgür hareket edebilmek.
Ama bu da herhalde zaman içerisinde kazanacağın bir şey olacak.
Tamamen. Tamamen zaman içerisinde kazanıp kendini de yönlendireceğin o spontane yaşam.
Ama tabii her zaman çok da spontane olmuyor.
Bazen gerçekten bir şeyleri planlamak gerekebiliyor.
İster istemez ki sen evini de açıyorsun misafirlere.
Öyle bir durumda haliyle planlaman gerekebiliyor.
O şekilde. Bir de şeyi merak ediyorum.
Şöyle bir soru geldi sana. Benim de çok dikkatimi çekti.
Tabii bilmiyorum. planların neler, ileriye yönelik planların neler ama çoluk, çocuk, aile vesaire olduğu bir durumda bu hayatı sürdürülebilir buluyor
mu diye bir soru geldi.
Ben buluyorum şahsen.
Sen söylemeden önce aklıma şey geldi ki bu Captain Fantastic diye bir tane film var ya.
Çok iyi film.
Çok severim onu. O yapabiliyorsa biz de yapabiliriz.
Benim aslında başımdan şöyle bir şey geçti.
Buraya gelmeden önce geçen sene ben bir evlilik yaşadım.
Nasıl söylesem böyle bir hayatı yaşaması için gerçekten doğru bir insan olduğuna inandığın kişiyle beraber devam etmen lazım.
Artık belli bir yaştan sonra insanların neler istediği, nasıl bir hayat istediği bunlar çok önemli şeyler.
Biriyle hayatımı birleştireceksem belki şu an çok...
Taze şeyler bunlar. Hani öyle bir ayrılığım tam da üzerine buraya geldim çünkü.
Şu anki kapı yapımda şey yok.
Biraz daha hayallerimi yaşayabilmem adına sanki yalnız kalmam gerektiğine inanıyorum.
Çünkü hayatını gerçekten doğru olmayan bir karaktere bağladığın zaman ya da onunla beraber bir yola çıktığın zaman bazen hayallerinden de uzaklaştığını hissettiğin anlar oluyor.
Bir kere geldin bir dünyada.
Bence en önemli şey bu hayallerin arkasında kalıp hiç yoktan bunları bunları yaptım diyebilecek şeye ulaşabilmen.
Ondan sonrasında zaten sen o hayallerini gerçekleştirirken çevre sana göre ayak uyduruyor.
Gerçekten o hayatı isteyen kişi de senin karşına çıkıyor.
Biliyorum böyle yalnız bir ömür boyu geçmez özellikle böyle bir yerde şu anda 30 yaşındayım.
Bundan 20 sene sonra burada kalmaya başlasam düşünsene yani 50 yaşındasın.
Bu kadar faal olmayacaksın.
İlla ki insan bir hayat arkadaşı istiyor ama bu kişinin gerçekten sana önce bir arkadaş olması lazım.
Yani güzel zaman geçireceğin, aynı şeylerden keyif alabileceğin illa ki zıplaştığın noktalar da olabilir ama orta bir paydada buluşabilmen gerekiyor.
Evet gerçekten şu çok doğru.
Sen hayallerinin peşinden koşarken Hayatına çektiğin o doğru insan aslında senin hayallerini desteklemeli.
Yani bu şey demek değil.
aynı olacak. Aynı şeylerden kesinlikle hoşlanmalıyız.
Aynı şeyleri yapmalıyız değil ama hayatta değer verdiğin şeylerin aynı olması ya da hayata bakış açının benzer olması.
Bu tarz benzerlikler aslında ne olursa olsun çiftleri birbirini desteklemeye yetiyor ve senin dediğin gibi güzel bir hayat arkadaşlığı getiriyor aslına bakarsan.
Hani ufak tefek şeylerde Farklılık tabii ki olacak.
Ama senin için önemli olan mesela doğa içinde yaşamaksa bundan hoşlanacak, haz alacak birisinin de seninle yaşaması başka bir kişiye göre çok daha muhtemel haliyle.
Kesinlikle katılıyorum.
O zaman hazır bu bilgiyi de vermişken güzel kızlar eklesin.
Hadi bakalım. Podcast amacımız dışına çıktı.
Ne umdum ne buldum yani.
Tamamdır toparlıyorum ciddiyete dönüyorum.
Bir de şaka bir yana bunun tabii bir de Airbnb kısmı var ya ben orayı da merak ediyorum çünkü hani Airbnb standartları
yüksek olan bir yer ve senin evet evin çok güzel tamamen taş ev böyle çok otantik bir yer ama Airbnb'ye Hizmet edecek şekilde bu evi düzenlemen,
bu eve aldığın misafirlerle ilgilenmen, o kısmı da zor oluyor mu birazcık?
Ya o kısmı şöyle açıkçası, ben her zaman böyle yaptığım işi bir önceki işe doğru kıyaslıyorum, biraz kıyaslama yapıyorum.
Şimdi hizmet sektöründen geliyorum ve gerçekten yapmaktan keyif aldığım şey hizmet sektörü olması gerekiyor.
Bu daha önceki işimde işte sporda kişilerle uğraşıyordum, onlara hizmet ediyordum.
Bu da konaklama versiyonu gibi oldu.
Ben Marmara Üniversitesi spor akademisi mezunuyum ve branşım sualtı, antrenörlük.
Aslında profesyonel dalgıcım.
Bu dalgıçlık kısmında da liderlik pozisyonu vardır.
Yani bir grup alırsın, onlara liderlik edersin.
Burada yapmış olduğum rotalarda da kişilere liderlik ediyorum.
Baktığımda bazı geçmişe dayalı işlerimi biraz birleştirmiş halim.
Airbnb'ye geldiğim zaman evi normal günlük zamanda ben bu evde yaşıyorum.
Genellikle bu dönemde pandemiden dolayı hafta sonları kıslamalar olduğundan dolayı genellikle böyle gruplar cuma günü giriş yapıp pazartesi günleri çıkış yapıyorlar.
Ama şansıma o kadar güzel insanlarla karşılaştım ki evi gerçekten kendi evleri gibi kullanıyorlar.
Onlara rehberlik ettiğim zaman bundan çok keyif alıyorlar.
Ve bu aldıkları keyfi arkadaşlarıyla paylaşarak bunu hızlı bir zaman içerisinde yayılmasını sağlıyorlar.
Yani artık günümüzde bu etkileşim çok daha hızlı bir şekilde oluyor.
İnsan gerçekten kendini iyi hissettiği yere çevresini de göndermek istiyor.
Ve ben eminim ki bundan bir süre geçtikten sonra bu işler gerçekten çok daha farklı noktalara gelecek.
Burayı artık Airbnb'de sadece kiralayan biri değil de buraya biraz daha değişik konseptler düşünüyorum açıkçası.
Belki bir otele dönüştürebilirim.
Belki bu hizmetin içinde tamamen sürekli ben olabilirim.
Çünkü gelen insanlarla etkileşim kurmayı, onları tanımayı, onların hayatına dokunmayı daha çok istiyorum.
Yani asıl amacım dediğim gibi buraya gelen insanları biraz bu hayatı tanıtmak ve içlerinde biraz olsun.
Bu hayata doğru yönelme varsa onları biraz daha dokunarak cesaretlendirmek.
Vallahi beni cesaretlendirdin.
Ben de şimdi erkek arkadaşımı cesaretlendirmeye çalışıyorum.
Türkiye'ye gelirsem ki İstanbul dışında mutlaka zaten seni ziyaret etmek istiyorum.
O tarafa gelip bu kaz dağlarını ne zamandır çok istiyordum.
Bir de hazır böyle bir fırsat varken.
Şey de söylemek istiyorum.
Sana ulaşmak isteyenler.
Mesela bizi şimdi dinlediler, cesaretlendiler.
Ve seni orada ziyaret etmek isteyenler sana nasıl ulaşabilirler?
Ben şu an kendi kişisel sayfam üzerinden Airbnb...
Linkini paylaşıyorum.
Instagram'da Emirhan Arda olarak beni bulabilirler.
Orada kendi biyografimde Airbnb adresi de var.
Ya da oradan bana direkt olarak yazıp bu isteklerini iletebilirler.
Ben kendilerini her şekilde ağırlamak için keyif alıyorum.
Süper, süper.
İnşallah o zaman Emirhan'cığım sana bu güzel yeni hayatında başarılar diliyorum.
İnşallah bütün o...
İlham veren hikayelerin devam ederek büyür.
İstediğin gibi otele çevirmek istiyorsan bu bir otel olur.
İnsanları böyle teşvik etmek istiyorsan bu çok güzel bir teşvik, çok güzel bir cesaret olur.
Elini koyduğun her işin ışık yayması dileğiyle deyip teşekkür ediyorum.
Ben çok teşekkür ederim.
Bu akşam beni konuk ettiğin için ve bu duyguları insanlarla paylaşmama vesile olduğun için gerçekten çok teşekkürler.
Rica ederim. Ne demek. O zaman görüşmek üzere.
Görüşmek üzere, hoşça kal.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
