
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Daha fazla farkındalık egzersizi, pratikler ve kitap önerileri için E-Bülten'e kaydolmak için tıklayınNormalden daha duygusal hissediyor ve ufak şeylere bile sinirleniyorsanız veya hayatın yükü daha ağır gelmeye başladıysa, irade, erteleme, zaman yönetimi, kararsızlık gibi durumlarla karşı karşıya kalıyorsanız karar yorgunluğu yaşıyor olabilirsiniz. Bu bölümde neler var?Karar Yorgunluğu/Decision Fatigue Nedir?Neden Karar Yorgunluğu Yaşarız? - Ego TükenmesiKarar Yorgunluğunun Etkileri Nelerdir?İlgili Bilimsel AraştırmalarKarar Yorgunluğu ile Baş Etmenin Etkili YollarıSüpriz duyuru:)Doğru karar almak konusunda koçluk desteği için iletişim Artwork: Getty Images
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar Yeşil Güzel Hayallere, hoş geldiniz.
Bu hafta seçtiğim konu tamamen kendi derdime derman ararken ortaya çıkmış bir konudur.
Baştan söyleyeyim.
Hani böyle hepimize olur ya hayatın bir döneminde her şey üst üste gelir ve sürekli böyle aksiyon alınması gereken bir şey vardır ya da yetişmesi gereken bir şey vardır.
Verilmesi gereken bir karar vardır.
İnsanlar gözünüzün içine içine bakar sizin ağzınızdan çıkacak bir cümle için.
Ama siz de böyle beni bir salın ya gerçekten beni bir bırakın düşünmek istemiyorum hiçbir şey yapmak istemiyorum modundasınızdır.
İşte ben de tam olarak son iki haftadır öyleyim.
Hatta kendimi neye benzettim biliyor musunuz?
Hatırlar mısınız? Eskiden, hala daha var mı bilmiyorum, durasel pillerinin reklamları vardı.
İki tane ayıcık vardı pil takılı.
Durasel pili olan ayıcık böyle koşuyordu da koşuyordu, koşuyordu da koşuyordu.
Ama diğer pili olan ayıcık böyle nefes nefese kalıyordu, artık dayanamıyordu, tükenip yara yığılıyordu.
İşte o diğer ayıcık benim.
Kendimi öyle hissediyordum.
Sonra dedim ki yani Emre bu böyle olmaz.
Hayatına böyle devam edemezsin.
Bir yerde bir şeyi yanlış yapıyorsun.
Çünkü zihnim sürekli yorgun.
Yani mental olarak ekstra bir yük var üzerimde.
Normalde sinirimi bozmayacak şeyler sinirimi bozmaya başladı.
Mesela Fren diyor ki akşam ne yiyeceğiz?
Akşam ne yiyeceğimizi düşünmek, ona karar vermek beni inanılmaz sinirlendiriyor.
Böyle saçlarım elektrikleniyor öyle düşünün.
İşte bunun gibi ufak tefek şeyler de beni yormaya başlayınca ki hayatıma gerçekten önemli bir döneminden de geçtiğim için şu dönemde özellikle dedim ki Emine sen bir dur.
Lütfen Allah aşkına dur ya dur.
Bir düşün yani ne oluyor, ne bitiyor?
Böyle birazcık kendimi gözlemlerken gözlemlerken fark ettim ki şu an üzerimde çok yük var.
Verilecek çok karar var.
Zaman kısıtlığı.
Bu beni geriyor.
Aklıma karar yorgunluğuyla alakalı bir şeyler geldi.
Artık serbest çağrışı mı dersiniz ne derseniz deyin.
Dedim ki ben bunu birazcık araştırayım.
Çünkü bu duruma bir çözüm bulmam lazım.
Belki böyle güzel bir şeyler öğrenirim.
Hayatıma uygulayacağım. Gerçekten de öyle oldu.
Hazır dedim bunları tecrübe etmişken, yaşamışken, uygulamışken neden podcast'e bahsetmeyeyim.
O yüzden de bu haftaki konumuz karar yorgunluğu.
Nama değer decision fatigue.
Bu arada her çarşamba bölümde bahsettiğim konulara ait pratik yöntemleri, kitap önerilerini ve açılacak grup çalışmalarını, online eğitimleri e-bültende paylaşıyorum.
Eğitimler genelde bültende yayınladığım an doluyor.
O yüzden farklı platformlardan da çok duyurmuyorum.
Eğer siz de bu eğitimlerden haberdar olmak istiyorsanız açıklamalardaki linkten e-bültene kaydolmayı unutmayın.
Şimdi bu kavramı en yalın haliyle özetlemem gerekirse şöyle özetlerim.
Kısa zaman aralığında çok fazla seçim yaptıktan sonra yeni kararlar vermekte zorlanma hali ya da sağlıklı karar verememe hali.
Buraya kesinlikle katılıyorum.
Sosyal psikolog Roy Baumeister tarafından ortaya atılmış bir kavram.
Üzerine inanılmaz fazla çalışma var.
Mutlaka bakın derim paylaşacağım çünkü linklerini.
Öyle güzel deneyler yapmışlar, öyle güzel çalışmalar yapmışlar ki okurken ben çok eğlendim ama hepsini tek tek burada paylaşmayacağım.
Şimdi şöyle ki karar verme kısmı zaten zihinsel ve psikolojik fonksiyonların birlikte çalışmasıyla olan bir şey değil mi?
Yani bilişsel bir süreç.
Böyle o yoldan değil de bu yoldan gideyim ya da işte onu değil de bunu alayım, o rengi değil de bu rengi seçeyim derken bile arka planda çalışan bir mekanizma var.
Ve insanın sahip olduğu en önemli yeteneklerinden bir tanesi aslında karar verme.
Biz bazen çok küçümsüyoruz bu karar vermenin gücünü.
Şöyle söyleyeyim gün içerisinde 35 bin tane karar veriyormuşuz.
Ben bunu ilk okuduğumda şey demiştim saçmalamayın yani böyle bir şey mümkün değil.
Çok fazla yani 35 bin tane karar nereye veriyorsunuz?
Ama şöyle biraz gözlemleyince kendimi o kadar fazla irili ufaklı minik ya da büyük kararlar verirken buldum ki dedim hatta benim 35 binden fazla bile olabilir gün içinde
verdiğim kararlar. Neyse şaka bir yana çok fazla bir rakam.
Ve zihnimizin karar verme sürecini göz önünde bulundurduğumuzda aslında Çok da meşakkatli bir iş.
Çünkü biz neden karar veriyoruz?
Bir soruna çözüm üretmek için ya da bir sonraki yönümüzü belirlemek için, hareket yönümüzü belirlemek için değil mi?
Bunun için de elimizdeki seçeneklerden bir seçim yapıyoruz.
O alternatifler arasından bir seçim yapıyoruz.
Ve o seçimi yapmak için de bizim muhakeme yapmamız lazım, analiz yapmamız lazım.
Yani böyle anlatınca uzun uzun geliyor.
kulağı ama bunları saliseler saniyeler içinde yapıyoruz ve bundan 35 bin tane yaptığınızı düşünün.
Ve sadece muhakemeyi düşünecek olursanız bu zaten başlı başına bir enerji tüketici.
Çünkü muhakeme yaparken beynimiz ne yapıyor?
Eski bilgileri gidiyor belleğimizden onu getiriyor.
Onları bağdaştırıyor. Ondan sonra analiz ediyor.
Ondan sonra işte algıyla beraber çalışıyor.
Duygu, düşünce, motivasyon, öğrenme bunların hepsini saniyeler içinde yapıyor.
Yani belki dakikalar içerisinde yapıyor ama saatler içinde de yapsa saygım sonsuz yani buradaki enerjiye bakar mısınız zaten şunu biliyorsunuzdur diye tahmin ediyorum beynimiz vücudumuzun
%2'sini kapsamasına rağmen normal enerjimizin %20'sini tüketiyor yani düşünerek gerçekten kilo verebilirsiniz arkadaşlar şaka bir yana bunun üzerine de çalışmalar var
bazı çalışmalar hatta şey diye söylüyor Ortalama günde 400-500 kalori yakabiliriz düşünerek.
Yaptığınız işe göre ya da düşündüğünüz şeye verdiğiniz karara göre değişiyor.
Neyse şaka bir yana.
Aslında biz düşünerek ciddi bir enerji sarf ediyoruz bunu demek istiyorum.
Ve bu işte karar yorgunluğu yaşamımızdaki en büyük sebeplerden bir tanesi de bu.
Hatta ego tükenmesi olarak da biliniyor.
Yani karar yorgunluğunun arkasındaki en büyük nedenlerden bir tanesi.
Bu da aslında Freud'yen bir hipotezden geliyor.
Çünkü Freud benliğin yani egonun enerji transferini içeren zihinsel faaliyelere bağlı olduğunu öne sürüyordu.
Yani irade gücümüz ve zihinsel enerji...
Tıpkı bedensel enerji gibi sınırlı.
Sınırlı bir kaynak ve böyle olduğu için de bu enerjiyi gün içerisinde sorumluluklara, yapılacaklara, aktivitelere karar verirken tüketmek bir noktadan bizde tüketiyor.
E sonra ne oluyor? Birincisi ertelemeye başlıyoruz.
Zaten sizinle Instagram'da yaptığımız sohbetlerde de en çok gündeme...
gelen konulardan bir tanesi buydu ertelemek ve arkasından tabii ki de ertelemenin en yakın arkadaşı zamanı yönetememek.
Bu ikisi zaten el ele geziyor.
Bunlarla alakalı benim geçmiş bölümlerim var.
Eğer ki ilgilenenleriniz varsa bu konularla ilgili de dinlemek isterseniz onlara bakabilirsiniz.
Onun dışında hani demiştik ya verdiğimiz kararların kalitesi düşüyor.
Ne kadar çok karar verirsek kısa zaman aralığında o kadar sona doğru verdiğimiz kararların kalitesi düşüyor.
İşte bu da etkilerinden bir tanesi.
Çünkü pişman olacağımız kararlar verebiliyoruz ya da yanlış kararlar verebiliyoruz.
Hatta yapılan çalışmalarda şöyle bir şey var.
En ünlü karar yorgunluğu çalışmasıdır bu da.
Stanford Üniversitesi ve Ben Gurion Üniversitesi'nden iki araştırmacı ortak bir deney yapıyor.
Çeşitli suçlardan hüküm giymiş, cezalarının 3'te 2'sini tamamlamış 3 suçlu şartlı tahliye kurulunun karşısına çıkıyor.
Bu davalar gün içinde rastgele zamanlara atanıyor.
Bir tanesi sabah 8.50, bir tanesi öğleden sonra 15.10, bir tanesi de akşama doğru 16.25.
Davaların sonucunda bu 3 kişiden sadece sabah hakim karşısına çıkan kişi şartlı tahliye alabiliyor.
Şimdi diyeceksiniz ki Emine sadece 3 kişinin olduğu bir dava getirdiğini bize.
Bu sadece tipik davalardan biri.
Yargıçlar çok fazla inceleniyor ve baya bir çalışma yapılıyor bu yargıçlar üzerinde.
Hani farklı durumlarda da ve yapılan analizlerde şöyle bir şey ortaya çıkıyor.
Erken randevu almış mahkumların %70'i şartlı tahliye edilirken daha geç...
vakitte şartlı tahliye duruşmaları olan mahkumlara yaklaşık %10 daha az şartlı tahliye verildiği gözlemlenmiş.
Bu araştırmalar sadece yargıçlar üzerinde değil bu arada çok fazla alanda yapılıyor.
En başta dedim ya bir sürü çalışma var okurken çok keyif aldım diye.
Bir iki tane daha paylaşmak istediğim var.
Birincisi bütçesi kıstı olan kişilerin daha fazla karar yorgunluğu yaşaması.
Şaşırdık mı? Hayır. Çünkü zaten kıstı paramız var.
Onu da harçarken en efektif, en doğru şekilde harcamak istiyoruz.
O yüzden de o seçenekler arasında 8 kere gidip geliyoruz.
Belki 80 kere, belki 800 kere.
Ve bu durum haliyle bizim karar yorgunluğumuzu arttırıyor.
Ama orada da şöyle bir şey var.
Hani demiştik ya ne kadar çok karar alırsanız daha sonrasında aldığınız kararların kalitesi düşüyor ve pişman olabileceğiniz kararlar alabiliyorsunuz diye.
İşte bu durum aslında biz daha uygun fiyatlı bir şey almaya çalışırken seçenekler arasında boğulursak bizi tam tersi bir sonuçla bırakabilir.
Onunla da alakalı Kolombiya Üniversitesi'nden Şina İyengar umarım doğru telaffuz ediyorumdur ismini özellikle soy ismini.
Neyse bir çalışma yapmış kendisi ve şöyle ki çalışmada gerçek araba alıcılarına Milyonlarca seçenek veriyorlar.
Diyorlar ki senin önünde 4 tane farklı vites topuzu stili var.
Ya vites topuzu stili farklı olabilir mi?
Ben bunun farklı olabileceğini bu araştırmayı okurken öğrendim.
Bana göre vites topuzu vites topuzdur neyse.
Ondan sonra 13 çeşit tekerlek jantı, 25 değişik motor ve şanzıman konfigürasyonu, Ayrıca iç mekan içinde 56 renkten oluşan bir palet.
Şimdi insanları önce seçmeye başlamış o olsun bu olsun ama belli bir noktadan sonra karar yorgunluğu başlamış tabii ki haklı olarak ve insanlar artık karar vermekten yoruldukları
için varsayılan fabrika üretim modelini tercih etmişler ve önceki tercihleriyle ya da daha önce yapmaya çalıştıkları tercihle bu standart tercih arasında 2000 dolardan fazla bir fark
var. Buna rağmen insanlar daha fazla enerji harcamak istememiş.
O yüzden de hani böyle bir şeyi daha uygun fiyat alacağım diye düşünürken dikkatli olmakta fayda var.
Neyse karar yorgunluğunun ne bela bir şey olduğunu anlatabildiğimi düşünüyorum.
Son 10 dakikadır bunun üzerine konuşuyorum.
Çünkü gelelim çözümlere.
Emine bize çözüm verecekti.
Nerede o çözümler diyorsanız.
Buyurun başlayalım.
Bu arada bu bahsettiğim çözüm önerilerini not alarak dinleyenleriniz var biliyorum.
Detaylı notların olduğu linki hep e-bültene ekliyorum.
Aklınızda olsun. Hala kayda olmadıysanız açıklamalardaki linke mail adresinizi bırakmanız yeterli.
Devam edelim. Birincisi ve en önemlisi rutin oluşturmak.
Şeyi mutlaka duymuşsunuzdur.
Mark Zuckerberg, Steve Jobs, Barack Obama hep aynı kıyafetleri giymeleriyle bilinir değil mi?
Neden bu insanlar aynı kıyafetleri giyiyor?
Çünkü gün içerisinde önemli karar aldıkları için kısıtlı olan enerjilerini bu tarz şeylerle harcamak istemiyorlar.
Ben de pandemiden önce böyle yapıyordum.
Hep böyle siyah Ya da beyaz böyle krem rengi tarzı kıyafetlerim vardı.
Ve hatta annem sürekli diyordu ki kızım sen yaşlanınca da zaten bu kıyafetleri giyeceksin.
Bu renkleri giyeceksin. Şöyle birazcık renkte giyin.
Niye böyle için kararmış gibi giyiniyorsun?
Ben de diyordum ki anne çünkü kolay.
Yani dünyada siyah elbise giyip evden çıkmanın rahatlığı kadar hiçbir şey yok.
O zamanlar tabi bilmiyordum işte karar yorgunluymuş.
Marks'a krep örtmüş. Tamamen içgüdüsel olarak yapıyordum bunu.
Bir de şey yapıyordum çok fazla.
Belli birkaç tane kombinim vardı.
Döne dolaşa onları giyiyordum.
Annem ona da laf ediyordu. O kadar kıyafetin var hep aynı şeyleri giyiyorsun.
Çünkü kolay.
Ama bunu son zamanlarda yapamadığımı fark ettim.
Nedeni de şu. Pandemi esnasında ben dolabımı yeniledim.
Birincisi o hep bir gün giyerim dediğim kıyafetler.
O işte özellikle business smart cage kıyafetler.
Burada giyilmediği için onların hepsini verdim.
Ve kendime güzel böyle renkli kıyafetler aldım.
Evden de çalıştığımız için çoğunu da crop top aldım.
Şu an ofise gitmeye başladım.
Allah kahretsin ofise giderken giyecek hiçbir şeyim yok.
Yani şey vardır ya böyle dolap kıyafetlerle doldur ama giyecek hiçbir şeyim yok diye ağlarız.
İşte ben o durumdaydım ama gerçekten giyecek hiçbir şeyim yok mu?
Tabii ki de var. Yalan.
Sadece ben göremiyorum.
Gözüm yoruluyor dolabı açınca.
O yüzden de... Ben eski halime geri döndüm.
Kendime güzel bir kapsül gardırop yaptım.
Yani birkaç tane birbiriyle kombinleyebileceğim şeyi bıraktım.
Geri kalan her şeyi çıkardım.
Gerçekten çok rahat ettim.
O çıkardığım şeyleri nereye koyacağımı hiç bilmiyorum bu arada ama neyse.
Buradaki ironi de şu.
Benim ofise gitmemin sebebi öğle yemeğinde ne yiyeceğime karar vermekten kaçınmam.
Yapmak dert değil, pişirmek dert değil ama ne yiyeceğimi düşünme aşaması.
Ve ona karar verme aşaması beni çok yoruyordu.
Ve ben bunu yine böyle düşünürken ve ofise bu yüzden giderken yine karar yorgunluğundan yaptığımı bilmiyordum.
Ama yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş oldum bir noktada.
Neyse ki bir çözüm buldum.
Yani yemek ve kıyafet kısmını rutine bağlamak, bunları bir şekilde otomatik değiştirmek gerçekten çok işe yarıyor.
Bunun dışında rutin konusunu kapatmadan önce söylemek istediğim bir şey daha var.
O da spor konusu.
Şu konuda bir ara çok vakit harcadığımı fark etmiştim.
İşte bugün totomun neresini çalıştırsam, omuz mu çalışsam, karım mı çalışsam, aman yarın işte bunu çalışacağım, dün bunu çalışmıştım derken o da çok yoruyor.
O yüzden ben son 3 senedir falan Heather Robertson diye birini takip ediyorum.
Bunu Instagram'da da paylaşmıştım.
Genel öneriler highlight'ının altında bulabilirsiniz.
Oraya sabitledim. Bu hatun şöyle yapıyor.
Birincisi işini çok güzel yapıyor.
Yani inanılmaz güzel workoutları var.
İkincisi de size böyle haftalık ya da işte 3 aylık ya da 2 haftalık program sunuyor.
Ve siz her gün açıp bugün kaçıncı gün, ikinci gün neyim, yarın üçüncü gün, öbürsü gün, dördüncü gün diye yapıyorsunuz ve düşünmenize gerek kalmıyor.
İnanılmaz güzel bir şey. O yüzden bir şeyleri özellikle bu tarz majör şeyleri rutine almak bence de çok önemli ve faydası var.
Karar yorgunluğuyla baş etmenin en etkili yollarından bir tanesi de önceliklendirme yapmak.
Bu takvim bloklama yönteminden zaten bahsetmiştim zaman yönetimi bölümünde.
Mutlaka oraya bakın derim eğer hala dinlemediyseniz.
Ona sadece bir ek yapacağım.
Duyanlarınız mutlaka vardır.
Eisenhower matriz diye bir matriz var.
Bu basitçe Bir kare çiziyorsunuz.
O kareyi de dörde ayırıyorsunuz.
Ve o küçük kareciklerden bir tanesi önemli acil.
Bir tanesi önemli acil değil.
Bir tanesi acil önemli değil.
Diğer dördüncüsü de acil değil önemli değil.
Buna göre elinizdeki yapılacaklar listesini bölüyorsunuz.
Ve size aslında en önemli ve acili veriyor.
Ya da işte odaklanmanız gerekeni.
Bunu da neden söylüyorum? Bizim için önemli olan kararları sabah aldığımızda gün sonuna doğru daha ufak tefek kararlar kalıyor ve böylece daha az risk almış oluyoruz aldığımız kararlarla alakalı.
Bunu da yapmanın en güzel yollarından bir tanesi Eisenhower madresi.
Onun dışında ara vermek çok önemli bence.
Bunu şöyle düşünün.
Diyelim ki kendinize organik bir fıstık ezmesi yapmak istiyorsunuz.
Fıstıklarınızı aldınız, blenderınıza koydunuz ve onu...
Böyle çekiyorsunuz hızlı bir şekilde ya da yavaş yavaş blender'ınızı kullanıyorsunuz değil mi?
O fıstıklar... Bayağı uzun bir süre sonra ezme haline dönüyor ve o arada sizin blenderınızı bırakmanız gerekiyor.
Bir rahatlatmanız gerekiyor.
Aksi taktirde motoru yanıyor.
İşte bizim beynimizde ara vermediğimiz zaman bu şekilde yanıyor.
Bu örneği de neden veriyorum?
Geçen hafta blenderımı motorunu yaktım çünkü atmak zorunda kaldım.
Neyse şaka bir yana beynimizin de yanmaması için gün içerisinde ara vermemiz lazım.
Ya da verdiğimiz kararlar arasında da ara vermemiz lazım.
Minik meditasyonlar olur, yürüyüşler olur ya da işte o toplantıyı ayarlarken günlük zaman yönetimimizi yaparken iki toplantıyı üst üste koymamak bile bence çok faydalı oluyor.
Ben bunu çok uzun zamandır yapıyorum bu arada.
İki tane üst üste toplantı çok çok acil değilse hiçbir şekilde almıyorum.
Çünkü genelde ikinci toplantının sonuna doğru saçmalamış oluyorum ve tamamen odamı kaybediyorum.
Hazır odaklanma demişken bunu da altın çizmeden geçmeyeyim.
Bence çok önemli. Diğer podcastlarımda da kesinlikle söylemiştim.
Hatırlamıyorum hangisine söylediğimi ama multitasking bizim beynimiz için uygun bir şey değil.
Biz insan olarak multitasking yani çoklu görev yapamıyoruz.
O yüzden de önemli bir karar alacağımız zaman yani önemli karar alacağımız günler varsa, yoğun günlerimiz varsa tek bir işe odaklanmak en yardımcı yöntemlerden bir tanesi.
Onun dışında yine yoğun günler için bildirimleri kapatma.
Çünkü o bildirim geldiğinde de ona bakıp bakmamaya bile karar veriyorsunuz değil mi?
Bildirimleri kapatmak çok işe yarıyor.
Bir de Pomodoro tekniği yine işe yarayan yöntemlerden bir tanesi.
Bu arada eğer derseniz ki Emine benim derdim seçeneklerimin çok fazla olması.
O zaman da size tek bir çözümüm var.
Azaltacaksınız. Çünkü benim de öyle bir derdim var.
Mesela tatile gideceğiz.
Ben şöyle bir insanım. Açıyorum booking'i.
800 tane tab açılıyor orada.
800'ü abarttım tabii ki ama 28 tane tab var.
Ay onun bu su varmış.
Bunun bu su da varmış. Şöyleymiş de.
Bu da denize yakınmış derken bir türlü karar veremiyorum.
Ve o 28 tane linki Francesco'ya yolladığım zaman çocuk haklı olarak şunu diyor.
Lütfen bana 3 tane seç yolla.
Ben de arasından 1'e indirgeyim.
Ama tabii benim için o kadar kolay değil onu 3'e indirmek.
İndirebilseydim yollardım zaten. Neyse.
Ben de... Belli başlı filtreler koydum Booking'de.
Bunu hemen hemen her web sitesinde satın aldığınız bir şeyde ya da gideceğiniz bir tatilde yapabilirsiniz.
İşte böyle ufak çaplı seçenekleri azaltmanıza yardımcı olacak artık ne varsa ne filtre varsa onları kullanmanız da işinizi kolaylaştırıyor.
Deren de onaylandı oradan biliyorum.
hazır denenmiş, onaylanmış şeylerden bahsederken bir tane daha bir şeyden bahsedeceğim.
O da fikir danışmak.
Yani fikrine güvendiğiniz ve sevdiğiniz kişileri kararlarınıza dahil etmekten çekilmeyin.
Çünkü bu insanlar sizin iyiliğiniz için zaten sizinle birlikte beyin fırtınası yapıyor ve her şeyin yükünü de tek başımıza almak zorunda değiliz.
Bazen farklı bir görüş de gerçekten bize güzel bir kapı açabiliyor.
Son olarak da şunu söyleyeceğim ki bence çok önemli.
Zihninizin Glikoz ihtiyacını karşılayın.
Ne demek istiyorum? Doğru beslenin.
Çünkü hatırlarsanız zihnimiz muazzam bir enerji harcıyor düşünürken, karar alırken.
Haliyle glikoz tüketiyor ve onu yerine koymamız lazım.
Aksi takdirde yine istenmeyen kararlar alabiliriz.
Hatta... Roy Baumeister şöyle bir araştırma da yapıyor.
Bu süpermarketlerde kasaların yanında şekerlemeler, çikolatalar var ya hep işte onlar boşu boşuna orada değil.
Çünkü biz alışveriş esnasında sürekli bir fiyat karşılaştırması, kampanya karşılaştırması ya da seçim halinde olduğumuz için bizim karar yorgunluğumuz artıyor.
Ve dürtüsel satın alma ihtimalimiz de arttığı için...
Onları kasanın yanında görürsek normal zamanda satın almayacağımız bir şey olsa bile orada satın alma ihtimalimiz daha yüksek.
O yüzden zaten hani alışverişe tok karına gidin derler ya o da buradan geliyor diye düşünüyorum.
Umarım bu paylaştığım bilgiler ve öneriler bir nebze de olsa hayatınızı kolaylaştırır ve size bir şekilde fayda sağlar.
Bununla birlikte fayda sağlayacağını düşündüğüm bir sürprizim var.
Şimdi benim en çok kararsızlık yaşadığım konulardan bir tanesi kitap seçimi.
Çünkü ben kitap okumayı çok seviyorum ve listemde milyonlarca kitap var okumayı bekleyen.
Keşke hepsini aynı anda okuma ihtimalim olsa ama öyle bir şey de yok.
O yüzden ne yapmaya başladım?
Kitapların özetlerini dinlemeye ve okumaya başladım.
Böylece anlayabiliyorum bu kitap benlik mi?
Devamını okumalı mıyım?
Kitabın tamamını okumalı mıyım?
Yoksa bu kitabı bir kenara mı koymalıyım?
Bu özet dinleme işini de bir yudum kitap adlı uygulamadan yapıyorum ki hatırlayanlarınız vardır.
Bu uygulamanın sahibi Alparslan Demir de geçtiğimiz aylarda konuk etmişti ve çok güzel bir sohbet etmişti.
Geçtiğimiz günlerde de benim aklıma dahiyane bir fikir geldi.
Bence yani kendimce dahiyane bir fikir.
Biliyorum siz de kitap okumayı çok seviyorsunuz.
Alparslan'a gittim dedim ki Alparslan benim dinleyicilerime bir güzellik yapalım mı?
O da dedi ki yapalım nasıl yapalım?
Dedim sen bize böyle ücretsiz bir erik versen birkaç tane biz de ondan faydalansak.
Alparslan sağ olsun o kadar cömert davrandı ki bana böyle 3 ay boyunca ücretsiz erişim sağlayacak şekilde bir Excel dolusu kod yolladı.
Bir Excel dolusu diyorum ama şu an elimde 25 tane var daha sonrasında artabilir.
Ama benim şu anki görevim bu 25 tane tekli kodu en adil şekilde en çok ihtiyacı olan dinleyicilerime...
O yüzden de bunu nasıl adaletli bir şekilde dağıtırım diye düşünürken aklıma gelen tek yöntem çekiliş.
Eğer beni hala instagramdan takip etmiyorsanız geysi güzel hayaller diye bulabilirsiniz.
Buradan bölüm yayınlandıktan sonra güzel bir çekiliş yapacağız.
Umarım en çok ihtiyacı olanlara en çok fayda sağlayacak olanlara çıkar.
Onun dışında beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Sizi seviyorum.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
