
Kadınlar Neden Seks Yapar? | Arzunun Psikolojisi ve Bilimi
16 Aralık 2024 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta kadınların seks yapma motivasyonlarına ve partner seçimlerine değindim. Mesela, birini 'idare eder' bulup sonra nasıl 'onsuz olmaz' hale getiriyoruz? 🫣 Biraz evrim, biraz, biraz psikoloji, biraz hormon ve çokça bilgi var bu bölümde🎙
Keyifli dinlemeler
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda hayatı daha yaşanabilir kılmak ve farklı açılardan bakabilmek için sizlerin merak ettiği konulardan tutun da kendi deneyimlerimden, düşüncelerimden, okuduklarımdan ve öğrendiklerimden yola
çıkarak paylaşımlar yapıyorum.
Aynı zamanda kariyer başta olmak üzere hayatında ya da ilişkilerinde somut bir değişiklik yapmak isteyenlere profesyonel koç olarak destek oluyorum.
Eğer sizde hayatınızda profesyonel bir desteğe sizi farklı açılardan bakmaya davet edecek bir yol arkadaşına ihtiyaç duyduğunuz bir dönemdeyseniz bana her zaman emineyesitmen.com slash koçluk
adresinden ulaşabilirsiniz.
Web sitesinin linki açıklamalarda da mevcut.
Bu hafta bölümün isminden de anlayacağınız üzere kadınların seks motivasyonu hakkında konuşacağız.
Ve biliyor muydunuz kadınların seks yapmasının 200'den fazla nedeni varmış.
Bu nedenler sadece aşk ya da arzu ile sınırlı değil.
Tabi ki duygusal bağ kurmaktan, kendimizi daha iyi hissetmeye, meraktan, intikama kadar kadınlar olarak pek çok farklı nedenlerle seks yapıyormuşuz.
Bu konuya da nasıl geldim?
Aylar önce Cindy Mastin ve David Bass'ın ortak kitabı olan Kadınlar Neden Seks Yapar'ı okumuştum.
Bir türlü oturup böyle notlarımı toparlayamamıştım ama bugün hem Kadınlar Neden Seks Yapar kitabından, hem Jeff Miller'ın Sevişen Beyin kitabından, hem de seks terapisti Ghislaine Paris'in Cinselliğin Önemi isimli kitaplarındaki
bilgileri böyle harmanlayıp bir bölüm hazırladım.
Psikoloji ve evrimsel biyolojiyi de arkamıza alarak kadınların duygusal, biyolojik ve sosyal sebeplerle seks yapma motivasyonlarını konuşacağız ama...
bunun yanında başka ne konuşacağız?
Eş seçimlerini, bilimsel araştırmalar ve örnek hikayeler dahilinde konuşacağız.
Hazırsanız başlayalım.
Ve tabii neyle başlayalım?
Biyolojik ve evrimsel etkilerle başlayalım.
Hepimizin bildiği gibi evrimsel psikoloji açısından baktığımızda bazı davranışlarımız genlerimizi aktarma isteğiyle şekilleniyor değil mi?
Ve haliyle genlerimizi en iyi şekilde aktarmak istiyoruz.
Şöyle bir düşünün, sizin çekici bulduğunuz fiziksel özellikler neler karşı cinsle?
Şimdi burada şöyle bir durmak istiyorum ve size bir sorum var.
Kaçınız içinden uzun boy diye geçirdi?
Neden soruyorum biliyor musunuz?
Şimdi kadın erkek ilişkileri özelinde değerlendirecek olursak, üreme mantığıyla yani evrimsel açıdan bakacak olursak, uzun boylu erkekler kısa boylu erkeklere göre daha fazla çocuk sahibi
oluyormuş ve daha fazla partnere sahip oluyormuş.
Bunun arkasında yatan nedenler de şöyle.
Birincisi uzun erkeklerin genetik olarak daha sağlıklı olması.
İkincisi geleneksel ve modern kültürlerde uzun boylu erkeklerin genel anlamda daha yüksek sosyal statüye sahip olması.
Üçüncüsü de uzun erkeklerin fiziksel koruma sağlama yetenekleri.
Yani bunlar tabii ki de üzerine tartışabileceğimiz şeyler ama...
Toplumsal genel geçer yargılarda maalesef böyle bir algı var ve araştırmalarda bunu gösteriyor.
Bu uzun erkeklerin fiziksel koruma sağlama yetenekleriyle alakalı bir örnek vermek istiyorum.
Bir gün böyle arkadaşlarla oturuyoruz.
Benim de böyle bir arkadaşım var 1.95 boyunda iyi böyle çok yapılı bir çocuk ve hep minyon kızlarla beraber oluyor.
Ben de dedim ki neden yani bunun arkasındaki sebep ne?
Evet zıtkutuplar birbirini çeker ama...
Senin özellikle bir motivasyonun var mı?
Ve çocuk çok dürüst bir şekilde şunu söyledi bana.
Yani bilmiyorum özel bir sebebim yok ama evrimsel açıdan bakıyorum bir erkek olarak kendimi daha güçlü, kuvvetli, korumacı hissediyorum.
Biliyorum doğru bir bakış açısı değil ama arka planda bu işliyor.
Yani bunu da inkar edemeyiz biz de insanız gibi bir şey söylemişti.
Ve orada bir kez daha anladım.
Evrimsel dürtülerimiz eş seçimini gerçekten büyük oranda etkiliyor farkında olmadan.
Bu arada ben de minyon bir kadınım.
Ama şu ana kadar hayatıma giren insanlar ya da beğendiğim tüm erkekler hep böyle uzun boylu iri yarı oldu.
Bir gün böyle yakın bir arkadaşımla konuşuyoruz.
O da 1.80 falan ve hep şeyden yakınıyordu.
Hiç kendi boyumda birini bulamıyorum.
Benden uzun birini bulamıyorum.
Ben dedim ki nasıl bulamıyorsun ya?
Ben nasıl buluyorum? O da dedi ki tam olarak bu yüzden bulamıyorum Emine.
Çünkü siz bücürler uzun erkekleri kapıyorsunuz.
Bize bir şey kalmıyor. Orada hak verdim.
Evet uzun boy bir kriter olabiliyor kadınlar arasında.
Peki başka neler var?
Araştırmalarda diyor ki bir de simetrik yüz hatları.
Kadınlar simetrik yüz hatlarını daha çekici buluyor.
Çünkü bu genetik istikrarı simgeliyormuş.
Ayrıca böyle derin bir ses, çekicilik işaretlerinden bir tanesiymiş tok bir ses.
Bu da böyle olgunluk ve güç çağrışımı yapıyormuş kadınlarda.
Bu tercih de tabii ki bilinç dışı bir şekilde iyi genler arayışına bağlanıyor.
Bir de yumurtlama dönemlerinde böyle kadınlar daha maskülen yüz hatlarına sahip, keskin çene yapısı, kalın kaşları olan erkekleri daha fazla çekici buluyormuş.
Yumurtlama döneminde zaten kadınların cinsel arzusu artıyor bunu biliyoruz ama belli bir tipe daha fazla çekildiğimizi bilmek bana çok ilginç geldi.
Hiç fark etmemiştim daha önce.
Tabii ki biyolojik sebepler arasında sadece gen aktarımı yok.
Bunun dışında şöyle ilginç sebepler de var.
varmış. Mesela kadınların ağrıyı azaltmak için ya da stresi azaltmak için seks yapması.
Bunun arkasındaki sebep de şu.
Seks sırasında salgılanan endorfinler vücudun doğal ağrı kesicileri olarak çalışıyormuş.
Tabi şimdi biyolojiden bahsederken ister istemez birazcık partner seçimlerine de değindim.
Ama sadece boy ve simetriyle sınırlı değil takdir edersiniz ki kokudan tutun da zekaya kadar birçok etken var.
Hepsini bilimsel temelli ve değişikli örneklerle detaylandıracağım birazdan.
Ama şimdilik kadın Kadınların seks yapmasının arkasındaki motivasyonlardan devam edelim derim.
Gelelim diğer bir motivasyona.
Bu da duygusal motivasyonlar.
Şaşırdık mı? Hayır. Bence çok anlaşılabilir bir şey.
Çünkü cinsel birliktelik esnasında aşk hormonu dediğimiz oksitosin hormonu salgılandığı için ve bu hormonda bizi kendimizi güvende hissettirdiği için, bağ kurduğumuzu hissettirdiği için haklı olarak kadınların seks
yapmasının arkasında, seks motivasyonunun arkasında duygusal sebepler de mevcut.
Hatta çok büyük bir yer kaplıyor.
Seks terapisti... Justine Paris de cinselliği ilişkilerdeki derin bağları güçlendiren bir yapıştırıcı olarak tanımlıyor.
Ve bir çift cinsellik üzerinden duygusal bağlarını yenileyebilir ve ilişkiye tazelik katabilir diyor.
Bu durum sadece cinsel değil genel olarak ilişki memnuniyetini de arttırıyormuş.
Dediğim gibi cinsel ilişki sırasında özellikle orgazm sırasında salgılanan oksitosin hormonu duygusal bağları güçlendiren bir bağlanma hormonu olarak da biliniyor.
Bu yüzden de işte birçok kadın seksi, sevgi ve bağlılıkla da ilişki...
Şimdi buraya kadar anlıyorum ama benim burada aklıma takılan bir şey var.
Bu oksitosin bazen yanıltıcı olabiliyor ve toksitasine dönme gibi bir durumu var bazı ilişkilerde.
Yani o ilişki sadece fiziksel yakınlıkla ayakta duruyorsa bence o da sağlıklı değil.
Kitapta şöyle bir örnek vardı ve bence çok doğru.
Diyelim ki birisiyle tanıştınız.
Böyle fena değil eh ama hayatınızın erkeği de değil.
Ama yine de görüşürüm diye düşünüyorsunuz.
Birkaç kez böyle görüşüyorsunuz.
Ondan sonra bir yakınlaşmaya başladınız.
Birlikte oldunuz ve beraber olduktan sonra o salgılanan oksitosin size kendinizi çok iyi hissediyor.
Ve siz bu kişiyle görüşmeye devam ettiğiniz sürece beraber olmaya devam ettiğiniz sürece o salgılanan oksitosin bir koşullanmış ilişkilendirmeye dönüşüyor.
Kısa bir süre sonra siz o insanı gördüğünüzde bile seks yapmasanız bile beyniniz oksitosin salgılamaya başlıyor.
Ve fark etmeden bay yeterince kabul edilebilir.
Bir anda bayonsuz yaşayamam haline gelebilirmiş.
Bazı araştırmalarda bu ve benzeri örneklere dayanarak belirli bir kişiyle uzun süreli bir bağın oksitosin ve ona yakın hormonlardan biri olan vazopressin seviyelerinin kronik olarak yüksek olmasına
yol açtığını ve bunun kadınlarla erkekler arasındaki uzun vadeli ilişki bağlarının sürdürülmesine yardımcı olabileceğini düşünüyorlarmış.
Bir bakın bakalım sizin etrafınızda var mı böyle örnekler?
Benim aklıma bunu okuyunca ilk ne geldi biliyor musunuz?
Fat badisiyle evlenen insanlar.
Hani böyle en başta fiziksel ihtiyaçla başlayıp sonra bir şeyler oluyor, bir kıvılcım alevleniyor, bir aşka dönüşüyor ve evlilikle sonuçlanıyor ya.
Benim çevremde baya bir örneği var bunun.
Acaba dedim onlar bu sebeplerden olabilir mi?
Olabilir, neden olmasın?
Sonuçta bilim açıklamış.
Diyelim ve yavaş yavaş diğer bir motivasyona geçelim.
O da özgüven.
Bu konu yine geldi çattı burada da bizi buldu diyorum.
Çünkü bazı kadınlar çekici hissetmek, arzu edilir hissetmek ya da öz güvenlerini arttırmak için seks yapıyormuş.
Gisele Paris cinselliğin önemli kitabında bu konuyla alakalı bir danışanın hikayesini paylaşıyor.
Hikaye şöyle orta yaşlı bir kadın gençlik yıllarında cinselliği sadece görev olarak görüyor ve hiçbir zaman kendi arzularını ihtiyaçlarını dile getiremiyor partnerlerine karşı.
Sonrasında terapiye başlıyor ve kendi arzularını keşfediyor.
Bu arzularını partneriyle de paylaşmaya başlıyor ve ne oluyor dersiniz?
Kadın sadece cinsel yaşamını dönüştürmekte kalmıyor.
Aynı zamanda öz güvenini ve kişisel sınırlarını belirleme yeteneğini de bu sayede geliştiriyor.
Paris'e göre cinsellik bireyin kendini ifade etme biçiminin güçlü bir parçası.
Cinsel deneyimlerimiz kim olduğumuzu ve ne istediğimizi anlamamıza yardımcı olabilir diyor.
Sebebi de... Kendi arzularını tanıyan ve bunları ifade edebilen bireyler genellikle hayatta daha tatminkar ve özgüvenliği hissedermiş.
Ben de haliyle şunu düşündüm.
Cinselliğin tabu olduğu ya da bastırıldığı kültürlerde bu korelasyon nasıl?
İlk aklıma imposter sendromu geldi.
Mesela cinselliğin tabu olduğu yerlerde imposter sendromu daha yüksek olabilir mi?
Hani kadınlarda %75 daha fazla ya imposter sendromu.
Hangi kültürlerde ya da ülkelerde imposter sendromuna sahip kadınlar yoğunlukta diye bir baktım ama...
Böylece yeni de bir konu olduğu için çok dişe dokunur bir araştırma bulamadım.
Sonra dedim ki hani kendi minik bir gözlem yapayım.
Kendi çevremde farklı kültürlere mensup insanları şöyle bir gözlem geçirdim ve bağdaşıyor gibi bu korrelasyon.
Ama bu benim kendi minik gözlemim tabii ki.
Siz de bir düşünün bakalım sizce bunun bir korrelasyonu olabilir mi?
Ve gelelim kadınların seks yapmasının arkasındaki diğer motivasyonlara neler var dersiniz?
Aşk, şehvet, intikam, kıskançlık.
Şaka bir yana bunlar gerçekten var.
Bunun dışında statü kazanma, çatışmadan kaçma gibi sebepler de var.
Kitaptaki röportajlar arasında bu örnekler bayağı çoktu bu arada.
Aldatan partnerinden intikam almak için başkasıyla beraber olduğunu söyleyen kadınlar ya da ilişkide bir tartışmadan kaçınmak için seks yapmayı tercih eden insanlar gibi gibi.
Bunlar bence insan davranışlarının karmaşıklığını da birazcık gözler önüne seriyor.
Sadece kadınlarda olduğunu düşünmüyorum bu arada.
Genel olarak cinsellikle ilgili bu ve benzer kararların her zaman zevk odaklı değil.
Bazen sosyal dinamikler, güç ya da çatışma çözümü gibi nedenlerle şekillendi.
bir gerçek. İşte burada insanın kendinin farkında olması önemli her zaman olduğu gibi.
Eğer siz normalde yakınlaşmayacağınız bir insanla yakınlaşmayacağınız bir zamanda böyle bir şekilde çekildiğinizi hissediyorsanız yakınlaştığınızı fark ediyorsunuz.
Durup bunun arkasındaki motivasyonu anlayabilirsiniz.
Yani bence bu bilinçteyiz artık.
Diyelim ve bu sebepler say say bitmez.
200'den fazla sebep var biliyorsunuz ki.
Daha fazla detay için Kadınlar Neden Seks Yapar isimli kitabı kesinlikle öneririm.
Ben okurken keyif aldım açıkçası.
Birazcık yavaş akıyor bazı noktalarda ama sonuçta insan hem kendiyle ilgili bazı farkındalıklar yaşıyor hem de yaşadığı şeylerin üniversal olduğunu, global olduğunu görünce tek ben yaşamıyormuşum, tek benim kültürümde
yokmuş da diyor. Bu arada şu notu da düşüyeyim.
Ben en başta bölümü açarken genetik aktarımdan açtığım için biraz daha kadın erkek dinamikleri üzerinden örneklendirdim ama kitap sadece heteroseksüel...
ilişkiler üzerinden ilerlemiyor.
Zaten kitabı ilginç kılan şeylerden bir tanesi de her türlü ilişki biçiminden yola çıkarak farklı kültürlerde farklı ülkelerde ve farklı yaş gruplarındaki kadınlarla röportajlar yapıyor olması.
O yüzden de ben aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum.
Evet şimdi bu kitaptan baya bir bahsettik.
Bence yavaş yavaş partner seçimine doğru gelelim.
Bakalım kadınlar partnerlerini seçerken nelere en çok dikkat ediyorlarmış?
İlk olarak kokudan bahsetmek istiyorum çünkü benim için en önemli şeylerden bir tanesi ve Sanıyorum ki partner seçimindeki en etkili şeylerden biri de buymuş ki kitapta bunun üzerine zibilyon tane
araştırma vardı. Hepsini tek tek anlatmaya vaktimiz yetmeyebilir ama en temelde sebebi insan vücudunun doğal kokusunun bağışıklık sistemini belirleyen MHC adı verilen genlerle bağlantılı
olmasıymış. Kadınlar genetik olarak kendi MHC genlerinden farklı olan erkeklerin kokusunu daha çekici bulmaya eğimliymiş.
Bunun nedeni de genetik çeşitliliğin daha güçlü.
İnanılmaz varlıklar değil miyiz ya?
Gerçekten öyleyiz. Kadınların koku duygusu özellikle...
ovulasyon döneminde daha da keskinleşiyormuş.
Araştırmalar kadınların genetik olarak uyumlu erkeklerin kokusuna bilinç dışında bir şekilde çekildiğini gösteriyor.
Diğer bir ilginç bilgi ise simetrik vücut yapısına sahip erkeklerin kokusu bize daha çekici geliyormuş.
Hani en başta simetriden bahsetmiştim ya hatırlarsanız.
Şöyle bir araştırma bile var.
Erkeklere iki gece boyunca beyaz pamuklu tişörtler giydirmişler ve sonra bu tişörtleri kadınlara koklatmışlar.
Kadınlar yüzü ve bedeni simetrik Olan erkeklerin tişörtlerini daha hoş kokulu bulurken asimetrik erkeklerin kokularını da itici bulmuş.
Bu da şaşırdığım bir bilgiydi.
Neye de şaşırıyorsam artık yani sonuçta sosyal hayvanlarız değil mi?
Baktığımız zaman her şey arka planda evrimsel tarafla bağlanıyor.
Diyelim ve kokuyu ayrı düşünemeyeceğimiz konu olan dokunmaya gelelim.
Kadınların partner seçimindeki diğer önemli bir kriter de ten.
Dokunma ve temasmış.
Biliyorsunuz zaten bizim dilimizde ten uyumu diye bir kavram var.
Bu genel anlamda iyi seksle bağdaştırılıyor ama ben bunu literal olarak alıyorum.
Çünkü şöyle düşünün bazı insanların teni çok güzeldir ya böyle dokunulasıdır, yumuşaktır.
Ya da sizin teniniz o insanın tenini daha kolay kabul eder.
Ten tene değdiği zaman böyle bir rahat hissedersiniz, mutlu hissedersiniz.
Bazıları da tam tersi olur.
Tam tersi olan durumlarda zaten yakınlaşma ya olmuyor ya sınırlı bir noktada kalıyor.
İşte bunun arkasındaki sebeplerden bir tanesi de bir kadının partner seçerken erkek tarafında...
Erkeğin cildinin yumuşaklığı, sıcaklığı ya da sertliği ile alakalı bazı şeyleri çekici bulmasıymış.
Ve tabii ki bu da dönüp dolaşıp oksitasine bağlanıyor.
Şaşırdık mı? Hayır. Ne oksitasinmiş arkadaş ya?
Gerçekten her şey buna mı bağlanır bir ilişkide?
Ama büyük kısmı tabii ki bunun çerçevesinde dönüyor.
Hatta kitapta şöyle bir örnek vardı.
Partnerinin elleri sıcak olduğu için o sıcaklığın ona güven verdiğini söyleyen ve bu sebepten dolayı partnerine çekim hisseden kadınlar.
Şöyle bir düşünün bakalım siz partnerinizin teninde neyi seviyorsunuz, neye çekiliyorsunuz?
Bence üzerine düşünülmesi gereken bir şey.
Evet şimdiye kadar kadınların partner seçiminde dikkat ettiği fiziksel özelliklerden bahsettik ama...
Bir kadının partner seçerken dikkat ettiği şey sadece fiziksel özellikleri mi?
Tabii ki de hayır. Bunun içerisinde zeka da var, yaratıcılık da var, sanat da var, hepsi var.
Biraz da bunlardan bahsedelim ve sapyoseksüel arkadaşların teorilerini destekleyelim bakalım.
Şöyle, Sevişen Beyin kitabının yazarı Jeffrey Miller'a göre insan zekası ve yaratıcılık büyük ölçüde cinsel seçilim tarafından şekillendiriliyor.
Hatta bu teorisini de şöyle destekliyor.
Diyor ki tavus kuşlarını bir düşünün.
Çok görkemli tüyleri var.
Vardır değil mi böyle muhteşem güzeller.
Aslında bu tüyler pratikte hayatta kalmak için bir dezavantaj gibi görünse de üremelerine destek oluyor.
Çünkü genetik olarak sağlıklı ve güçlü olduklarının bir göstergesi olduğu için tavus kuşlarının üremesine ve hayatta kalmasına genlerinin aktarılmasına olanak sağlıyor.
Benzer şekilde Miller insanların müzik, sanat, mizah ve dil gibi becerilerinde Evrimsel anlamda zeka tüyleri olduğunu savunuyor ve diyor ki bu özellikler partner bulma ve
genetik kalıtımı garanti etme açısından büyük önem taşıyor.
Yani sapyoseksüel arkadaşlarım yalnız değilsiniz.
Kadınlar zekayı ve yaratıcılığı genetik, sağlıklı ve problem çözme yeteneği olarak algılayabiliyormuş.
Bir erkek kendini kelimelerle ya da müzikle ifade edebiliyorsa bu...
Kadın tarafında genetik olarak sağlıklı ve sosyal olarak becerikli olduğu izlenimini yaratıyormuş.
Evrimsel süreçte de bu tür özellikler fiziksel görünüm kadar etkili tabii ki de.
Buna kesinlikle katılıyorum bu arada ve bununla ilgili çok acımasız bir örneğim var ama sizinle paylaşmam lazım.
Benim bir arkadaşım var çok severim kendisini.
altı dil konuşan, inanılmaz zeki, pratik zekası çok yüksek oturduğunda çok keyifli sohbet edebildiğim birisi.
Tip olarak da bu en başta bahsettiğim genetik aktarım konusunda kadınların partnerlerinde aradığı özelliklere sahip bir insan değil.
Liseye giderken bir arkadaşı buna şey demiş.
Yahu sen bu çirkinlikle nasıl bu kadar güzel kızı tavlayabiliyorsun?
O da bunu hep gülerek anlatırdı ama bence çok acımasız bir yorum.
Yani bir insanın yüzüne böyle böyle söylemezsiniz.
Ama o da demiş ki çünkü kafam çalışıyor.
Ve haklıydı da. Çünkü zekada bir genetik aktarım değil mi?
Yaratıcılığın bir göstergesi, problem çözmenin, hayatta kalmanın bir göstergesi.
O yüzden de zeki insanlara, kafası basan insanlara çekilmemiz çok normal.
Ve bence bir insanın zeki olduğunun en büyük temsillerinden biri de mizah yeteneğidir.
Bir yerde şöyle bir video düşmüştü önüme.
Kadını güldürebilirseniz onu öpebilirsiniz diye.
Hani kadınlar komik erkeklerden hoşlanır muhabbeti var ya o aslında zekaya tekabül ediyor arkadaşlar.
Onun dışında... Ne var?
Tabii ki de sanat ve yaratıcılık var.
Jeffrey Miller Sevişen Bey'in kitabında bunu şöyle söylüyor.
Eğer bir insanın sanatsal faaliyetlere olan bir ilgisi ya da yeteneği varsa bu faaliyetler onun cinsel vitrini olabilir diyor.
Bu bahsettiğim şey illa muhteşem bir müzisyen olacağınız ya da muhteşem bir ressam olacağınız anlamına gelmiyor tabii ki de.
Ama yaratıcılığınızı farklı alanlarda gösterebiliyorsanız eğer bu bireyin sağlıklı, sosyal olarak...
uyumlu ve zeki olduğuna dair ipuçları taşıyormuş ve biz partner seçerken bunlara da çekiliyormuşuz haklı olarak.
Sanatın cinselliğin üzerindeki etkisi sadece partner seçimiyle Kısıtlı değil bu arada.
Ciste İmparisi'nin Cinselliğin Önemi isimli kitabında şöyle bir örnek vardı.
Onu okuduğumda da bana çok mantıklı gelmişti.
Bir danışanın hikayesini anlatıyor.
Danışanı yazar ve uzun süredir böyle bir yaratıcı blokaj yaşıyor.
Ve bir türlü onu üzerinden atamıyor.
İşini icra edemiyor.
Ciste İmparisi de çalışmaya başlıyor.
Ve sonra şunu fark ediyorlar.
Bu yazarın cinselliğiyle alakalı çok fazla bastırılmış duygusu var.
Haliyle... Bu bastırılmış duyguların üzerine çalışmaya başladıkça onları keşfedip aydınlatmaya başladıkça yaratıcılığının yeniden canlandığını fark ediyor yazar.
Yani cinsel enerjinin aynı zamanda yaratıcı enerjiyle örtüştüğünü savunuyor Gistein Paris ve diyor ki bunlar birbirine paraleldir.
Cinsel arzularını ve enerjilerini kabul ettiğinde yaratıcı becerilerini de daha kolay bir şekilde ortaya çıkarabilir.
Bu sadece sanatsal faaliyetlerde değil tabii ki problem çözme ve yeni fikirler geliştirme gibi konularda da görülebilir diyor.
Bu arada ben bunu okuyunca aklıma şey geldi.
Bu sadece pozitif bilimde değil.
Farklı öğretilerde de cinsellik ve yaratıcılık zaten paralel giden konular.
Mesela Reiki'yi ele alın.
Orada da ne var? Vücudumuzda 7 tane çakra var.
Bu çakralardan bir tanesine ikinci çakramız tam rahmin üzerinde yer alan sakral çakra.
Rengi turuncu, cinselliği, sağlıklı bir cinsel hayatı, yaratıcılığı ve aynı zamanda yaşam enerjisini, yaşam canlılığını ifade eder değil mi?
Baktığımız zaman aslında farklı öğretiler.
Benzer şeyleri görebiliyoruz.
Bunu da böyle öylesine söylemek istedim.
Eğer ilgilenenleriniz varsa diye.
Evet sanıyorum bir bölümün daha sonuna geldik.
Umarım bahsettiklerimi faydalı bulmuşsunuzdur.
Bölümde bahsettiğim kitapları Instagram'da da paylaşacağım.
Sabitlerimde ekran görüntüsünde alabilirsiniz.
Bir kitap daha var listemde onu da paylaşmak isterim sizlerle.
Henüz okumadım ama çok merak ediyorum.
Gillian Anderson'ın yeni çıkan bir kitabı var adı Want.
O da kadınlarla yapılan söyleşilerden derlenmiş daha çok böyle fantezi odaklı bir kitap.
Sex Education dizisini izleyenler vardır.
Orada Gillian Anderson seks terapisti rolündeydi.
Ben kendisinin hem oyunculuğunu çok beğeniyorum hem hayata karşı duruşuna hem de kadınların cinselliğine dair bilinç yaratma konusundaki girişimlerini çok takdir ediyorum.
O yüzden bu kitabı çok merak ediyorum.
Londra'ya döner dönmez şu an İstanbul'dayım.
Hemen alıp okuyacağım.
Nelerden bahsettik? Dedik ki Sevişen Bey'in Jeffrey Miller, Cinselliğin Önemi, Gizley'in Paris, Kadınlar Neden Seks Yapar, Bass ve Meston dedik ve Want Jillian Anderson.
Bunlar bahsettiğim kitaplardı bölümde.
Onun dışında dizi önerilerine girmişken Sex Education'ı kesinlikle öneririm.
Ben çok beğenerek izledim. Çünkü hem komik hem de hayatla alakalı gerçekten güzel dersler veriyor.
Bir de Sex Life isimli bir dizi izlemiştim Netflix'te.
O da günümüzün ilişkilerine ve özellikle de evliliklere dair hayatı anlatan, insan ilişkilerinin kompleksliğini anlatan güzel bir yapım.
Onu da izlemeyenler varsa listesine ekleyebilir.
Ve eğer bugün anlattıklarım sizin için faydalı olduysa bunu dinlemesi gerektiğinde...
düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın.
Çünkü paylaşarak çoğalıyoruz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
