
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta konumuz istenmeyen tavsiye psikolojisi. Neden insanlar sürekli fikir belirtme ve tavsiye verme ihtiyacı duyuyor?
Sosyal medyada ve günlük hayatta bu davranışın arkasındaki motivasyon nedir, ve nasıl sınır koyarız?
Ücretsiz Koçluk Öngörüşmesi 👇🏻
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Faydalandığım kaynaklar:
John Suler (online disinhibition effect), Seth Meyers (unsolicited advice psikolojisi, Psychology Today), Leon Festinger (bilişsel çelişki), dopamin ve yardım ödül sistemi (Decety & Jackson 2004), Blaine Landis & Colin Fisher (UCL, 2021), Syrjämäki et al. (2024, Scientific Reports),
Transkript
Son zamanlarda dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi de...
İstenmeden tavsiye veren insanlar.
Sosyal çevre, iş hayatı, arkadaş çevresi, aile, sosyal medya fark etmeksizin Her konuda bir fikir beyan edip tavsiye verme ihtiyacı olan bir kitle var ve ben şunu
çok merak ediyorum. Bu insanlar neden istenmeden tavsiye verme ihtiyacı duyuyor?
Bu bana psikolojik açıdan çok ilginç geliyor.
O yüzden bu davranışın arkasındaki motivasyonu merak ettiğim için tabii ki hemen bir araştırma silsilesine girdim.
Şaşıracaksınız ama bilim insanları bu konuda bayağı bir araştırma yapmış.
Ben de öğrendiklerimi kendi tecrübelerimle harmanlayıp mikrofona taşıyorum bugün.
En büyük sebeplerimden biri de bu davranışın arkasındaki farklı motivasyonları anladığınızda biri size istemeden tavsiye verdiği zaman o kadar da sinirinize dokunmamaya başlıyor.
Aksine verdiği tavsiye ya da verme şekline göre o insanın iç dünyasına dair çok daha fazla bilgi ediniyorsunuz ve konu daha eğlenceli bir hale geliyor.
Herkese merhaba arkadaşlar.
Ben Emine. Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz. Bugünkü konu beni epeydir düşündürüyordu.
Hem günlük hayattaki yeni tanıştığım insanlarla olan sohbetlerde hem de sosyal medyadaki gözlemlerimde.
Bu aralar yorum okumaya sardım.
Kendi postlarımın adındaki yorumları zaten okuyorum da başka hesaplarım paylaşımlarındaki yorumlara da bakıyorum.
Gerçekten tam bir sosyal deney ortamı gibi bir de günlük hayattaki ilişkilerde giderek daha net gördüğüm bir şey.
Emine bu hep vardı şimdi mi fark ettin derseniz hayır arkadaşlar tabii ki yeni fark etmedim ama son zamanlarda daha fazla insanla haşır neşir olduğumdan mütevellit sanırım.
Daha çok gözüme battı diyeyim.
Evet konumuz derin bayağı bir araştırmamız var bayağı bir bilimsel...
Detayımız var. Hazırsanız başlayalım.
Önce günlük hayattaki versiyonuna bakalım istiyorum.
Çünkü istenmeyen tavsiye en saf haliyle orada yaşanıyor.
Bunu en çok aile bireyleri yapıyor saf halinden bahsediyorum.
O bana çok batmıyor açıkçası.
Mesela annem bir şeyler dediğinde anne fikrini sormadım deyip geçiyorum.
Çünkü biliyorum ki o benim iyiliğim için kendince doğru olanı paylaşmaya çalışıyor.
Ama komşun, alakasız bir akraban, iş arkadaşın, aynı ortamda denk geldiğin ama samimi olmadığın biri yapınca insan şöyle oluyor.
Bu ne cüret ya, nasıl bir hadsizlik diye insanın aklına gelmeden edemiyor.
İnstagram'da size de sordum bu arada.
Size istenmeden verilen en garip tavsiye ne diye?
Genel anlamıyla bekarlar için yaşın geçiyor evlen.
Çocuk istemeyenler için aman anne olmak istemiyor musun çocuk ne zaman?
İş olarak böyle yapılan işi beğenmeme aman sen de hiçbir şey beğenmiyorsun bir an önce işe gir vesaire böyle şeyler.
Hatta bir dinleyicim şöyle demiş yazar olduğumu söyleyince bana yazmanın incelikleri hakkında tavsiye veriyorlar.
O da çok ileri bir seviye tavsiyecilik ama neyse.
Benim aklıma da hep şu geliyor.
Neden? Neden arkadaşım niye böyle bir ihtiyacın var?
Onu da psikolog Seth Meyers şöyle açıklıyor.
İstenmeyen tavsiye verenlerin düşünce biçimi çoğunlukla kognitif katılığa dayanıyor.
Ne demek istiyorum? Siyah beyaz düşünme şekli.
Bir doğru vardır ve o doğru onların bildikleridir.
Başka bir perspektiften bakmakta zorlanan insanlar daha çok tavsiye verme eğiliminde olur.
Hatta araştırmalar şunu da diyor bu insanlar tavsiyelerinin uygulanmasını beklemez bile.
Tavsiye verme eylemi başlı başına yeterli onlar için çünkü söyledim demek onlar için yeterli bir tatmin.
Ama bu sadece katı kişilik meselesi değil daha derin bir mekanizması da varmış bunun.
University College London'dan Blaine Landis ve Colin Fisher'ın 2021'de yayınladığı bir araştırma var.
Orada da der ki istenmeyen tavsiye vermek güç elde etmenin ince ama çok yaygın bir yoludur.
Nasıl yani? Tavsiye veren kişi o an bir bilgi üstünlüğü iddiası yapıyor.
Yani diyor ki ben bunu biliyorum sen bilmiyorsun.
Ve bu da az öncekiyle benzer bir şekilde o tavsiyenin uygulanıp uygulanmamasıyla hiçbir şekilde alakalı değil.
Sadece güç hissi yaratmasıyla alakalı.
Çok küçük çok kısa sürede.
Ama o anlık tatmine bazı insanların diğerlerinden daha fazla ihtiyacı var ne yazık ki.
Bir de senin iyiliğin için söylüyorumcular var ya.
Onunla da ilgili bir araştırma var.
2024 yılında yapılmış.
Desity ve Jackson tarafından.
Bunun nörobilimine bakmışlar.
Diyorlar ki başkalarına yardım etmek beynin ödül sisteminde yemek yemek ya da para kazanmakla aynı bölgeleri aktive ediyor.
Yani iyi niyetli insanlarda da bu davranış şöyle karşılıklı.
Beyin tavsiye vermeyi gerçek anlamda bir yardım eylemi olarak kodladığından Bunun karşılığında dopamin salgılıyor Ama buradaki sorun da şu O ödül hissi karşıdakinin gerçekten bir ihtiyacı
olup olmadığından bağımsız çalışıyor.
Yani bana kalırsa bencil bir yerden çalışıyor.
Çünkü ben yardım etmek istedim, ettim kendimce.
Dopaminimi aldım ve gerisi beni ilgilendirmiyor gibi bir yerden çalışıyor.
Evet yardım etme isteğini anlıyorum.
Bazı insanların doğası çözüm üretmek üzerine kurulup bunu da çok iyi anlıyorum.
Ama senin dediğin şeyi bir karşındakinin duymaya ihtiyacı ya da isteği var mı?
İki. Karşındaki senin ona vereceğin tavsiyeyi zaten düşünmüş olabilir.
Yani bunu teyit etmeden sanki böyle dünyanın en iyi çözümünü bulmuşsun gibi bir de karşı taraf sormadan ona söylemenin ne mantığı var?
Benim buradaki nacizane görüşüm birine herhangi bir konuda tavsiye vermeden önce bir dinlemek, bir anlamak, zaten ne yaptığını bilmek.
Çünkü karşı taraf her zaman bir şey duymak istemiyor, bir çözüm duymak istemiyor olabilir.
Sadece dinlenmek, duyulmak istiyor ya da bir şeyini paylaşıyor da olabilir.
O yüzden fikir sorulmadan söylememe taraftarıyım.
Ama bu benim mesleki deformasyonum da olabilir koçluk backgroundumdan dolayı.
Çünkü işim dinlemek ve soru sormak, tavsiye vermek kesinlikle değil.
Bu arada geçmiş sezonlarda...
Aktif dinleme ne kadar iyi bir dinleyicisiniz diye bir bölümüm de var.
Dileyenler oraya da bakabilir ya da o bölümü gerekli gördüğü kişilerle paylaşabilir.
Şimdi bu tanıdığımız insanlarla olan kısım.
Bir de bunun sosyal medya versiyonu var.
Orada bu davranış bambaşka bir boyut kazanıyor.
Hep şu geliyor aklıma.
Neden insanlar her şeyi çok biliyormuşçasına hiç tanımadıkları birine istemeden tavsiye verme ihtiyacı duyuyor?
Psikoloji bu konuda çok net bir çerçeve sunuyor arkadaşlar.
Psikolog John Siller şöyle bir kavram ortaya atmış.
Online disinhibition effect, çevrim içi engel kalkma etkisi.
İnsanlar yüz yüze hiç söyleyemeyecekleri şeyleri çevrim içi çok rahatlıkla söyleyebiliyor ya, Siller bunu 6 faktörle açıklıyor.
Birincisi anonimlik.
Bir sosyal medya profilinin arkasında olmak, gerçek kimlikle hesap verilebilirlik hissini azaltıyor.
İkincisi görünmezlik.
Karşı tarafın yüzünü, bedendiğini, duygusal tepkisini görmüyorsunuz ya.
Yüz yüze bir insana yaptığın şey çok saçma demek zorken ekranda çok çok daha kolay bir hal alıyor.
Üçüncüsü asenkron iletişim.
Ne demek istiyorum? Tavsiyeyi yazıp gönderiyorsunuz ya.
Karşı taraf aslında cevap vermiyor.
Yüz yüzeyken biri size tepki verse o an yüzleşmek zorunda kalırsınız.
Ama ekranda bu yüzleşme yok.
Yazıyorsunuz, kapatıyorsunuz, devam ediyorsunuz.
Onun verdiği bir rahatlık da var anında cevap gelmemenin.
Ya da anında cevap gelse bile siz anında cevap yazmak zorunda değilsiniz gibi.
Dördüncüsü sosyal ipuçlarının yokluğu.
Tonlama yok, yüz ifadesi yok, beden dili yok.
Bu ipuçları yüz yüzeyken bizi normalde frenleyen ipuçları değil mi?
Birinin üzüldüğünü, sinirlendiğini gördüğümüzde duruyoruz.
Kendimize bir çeki düzen veriyoruz ya da bir tık daha yumuşuyoruz.
Ama ekranda bu olmadığı için bu fren mekanizması da çalışmıyor haliyle.
Beşincisi otorite hiyerarşisinin sosyal medyada çökmesi.
Çünkü sizin sosyal hayatta kim olduğunuz neyi...
Temsil ettiğiniz ilişki dinamikleri belirli bir kurallara göre işlerken internette bunların hepsi görünmez, çoğu görünmez daha doğrusu.
O yüzden de hiç tanımadığınız birine bırakın istenmeyen tavsiye vermeyi bir nefret söyleminde bulunmak, acımasız bir şekilde eleştirmek ya da kötü sözler sarf etmek çok daha kolay hale
geliyor. Ve altıncısı bence en ilginç olanlarından bir tanesi de internetin bir oyun alanı gibi hissettirmesi.
Dissociative imagination diyor.
Yani insanlar çevrim içi ortamı gerçek hayattan aykırı farklı kurallara sahip olan bir alan olarak kodlayabiliyor.
Sanki söylediklerinin gerçek dünyada bir ağırlığı bir karşılığı yokmuş gibi.
Şimdi Suler bunu 2004'te yazmıştı.
O tarihten bu yana yapılan onlarca araştırma var ve bu çerçeveyi doğruluyor bu arada.
Sadece 2024'te Scientific Reports'da yayınlanan bir çalışma var.
Onda da şöyle ilginç bir sonuca varmışlar.
Duygusal regulasyon güçlüğü yaşayan insanlar yani duygularını kontrol edemeyen, duygularını düzenleyemeyen daha doğrusu insanlar çevrim içi çok daha yüksek oranda nezaketsiz iletişim kuruyorlar.
Duygular ile ilgili 3 serilik bir bölümüm var ve duygu regulasyonu da dahil bu arada.
O bölümlerle ilgili çok güzel mesajlar geliyor hep.
İsterseniz onlara da bakabilirsiniz bu kanalda.
Bu sosyal medyayla ilgili bir örnek paylaşmak istiyorum.
Geçen ay kayak öğrenme maceramla beraber hayata dair mini bir aydınlanma yaşadığım bir video paylaşmıştım.
Çok görüntülendi, çok izlendi ve haliyle çok insana ulaştı.
Ortak ilgiye olanı olan ya da bu işle uğraşanların önüne de düşmüş olmalı ki...
Bazıları çok böyle birkaç tane yorum yakaladım biliyorum hiçbir kötü niyet içermiyor bu arada gelen yorumlar.
Çok da tatlılar sağ olsunlar ama ısrarla tavsiye verme ihtiyacı duymuşlar.
Yok çok arkaya oturuyorsun şunu şöyle yaparsan böyle olur bacaklarını birleştirirsen bu olur gibi gibi.
Okuyunca şey oldum acaba ben videonun bir yerinde ben nasıl kayıyorum bana azıcık tavsiye verin falan dedim de benim mi haberim yok.
Çünkü videonun ana teması çok farklı ve şöyle düşündüğüm zaman.
Bu insanlar beni tanımıyor.
Yorum yapanların çoğu beni takip bile etmiyor.
Muhtemelen podcast'imi de dinlemiyorlar.
Belli ki videonun tamamını da izlememiş ya da oradaki ana mesajı dinlememiş ya da anlamamış bilmiyorum.
Ama gayet kendinden emin bir şekilde bana ne yapmam gerektiğini söylüyor.
Gerçekten çok ilginç ama şöyle sosyal medyayı bir kenara koyacak olursak bazı farklı mekanizmalar da varmış bu tavsiye verme ihtiyacının arkasında.
Gelin birazcık da onlara bakalım.
Bunlardan bir tanesi bilişsel çelişki yani kendi seçimlerini doğrulamak.
Leon Festinger'ın 1957'de ortaya attığı bir kavram.
İnsanlar kendi inançlarıyla çelişen şeyleri görünce rahatsız oluyorlar ve bu rahatsızlığı gidermek için bazen öteki kişiye tavsiye verme ihtiyacına giriyorlar.
Bunu bir örneklendirelim. Nasıl örneklendirelim?
Diyelim ki biri sizden farklı bir seçim yaptı.
Farklı bir kariyer yolu, farklı bir ilişki biçimi, farklı bir öncelik hayatında belirledi.
Bu karşı tarafta bir rahatsızlık yaratabilir.
Çünkü sizin seçiminiz onun seçimini sorgulatıyor olabilir.
Ve tavsiye verme yoluyla kendi kendine kendi yaptığı seçimin ne kadar doğru olduğunu hatırlatmaya çalışıyor.
Kendini biraz daha sakinleştirmeye ihtiyacı duyuyor da olabilir.
Bir diğeri de kendi kaygısını yönetmek.
Bazı insanlar sevdikleri için gerçekten çok endişeleniyorlar ve o an yapabilecekleri tek şey o insanı korumak için tavsiye vermek.
Ben bir şeyler yaptım hissi veriyor çünkü onlara tavsiye verdikleri zaman ve çok insani bir mekanizma ama altta yatan şey aslında kendi kaygılarını yönetmek.
Yani sizin ihtiyacınız olan şeyi karşılamak değil.
Bir de bence az konuşulan ama gerçek olan kişisel yansıma.
Az önceki verdiğim örneğe benziyor.
İnsanlar kendi işlenmemiş korkularını, pişmanlıklarını, başarısızlıklarını tavsiye verme yoluyla başkalarına yansıtabiliyor.
Söylediği şey de genelde sizin için değil, kendini iyi hissetmek için.
Mesela ben işimi bırakıp kendi işimi kuracağım diyen birine hemen olumsuz örnekte giden o işin neden tutmayacağına dair bir sürü örnek verip mevcut işinde kalmasını tavsiye eden biri kendi korkularını yansıtıyor
olabilir. Ya da kendi cesaret edip yapamıyorsa yapmadıysa vaktinde başkasının yapması ona ayna tutacağından bak aslında yapılabiliyormuş bak sen de isteseydin yaparmışsın gibi bir yerden
geleceği için onu rahatsız ediyor olabilir ve farkında olmadan kendini tam...
Tersi tavsiye verirken bulabilir.
Yani şunu demek istiyorum. Bu istenmeyen tavsiye olayı normalde çok sinir bozan bir şey.
Kesinlikle katılıyorum. Ama bunun arkasındaki mekanizmayı anladığımız zaman birincisi çok da sinirine dokunmamaya başlıyor.
İkincisi eğer siz de benim gibi meraklı bir bireyseniz ya da bu tarz insan davranışlarının iç dünyasına ışık tuttuğuna inanıyorsanız ve bu şekilde gözlemlemeyi seviyorsanız çok eğlenceli bir hale de gelebiliyor.
Ama bazen de kibarca yahu bir yerini bil ya sen de her şeye de atlama demek gerekebiliyor.
Evet yakınımda değer verdiğim biri olmadığı sürece ben polemiğe girmeme taraftarıyım bu arada ama illa bir şey söylemem lazım emin ediyorsanız şunu önerebilirim.
İlk olarak kaynağını anlamak.
Yani bu kişi bunu neden söylüyor?
Neden böyle bir ihtiyacı var?
Korku mu? Endişe mi?
Kendi geçmişimle mi yansıtıyor?
Kendiyle mi alakalı? Sizinle mi alakalı?
Çünkü genelde o verilen tavsiye sizle değil kişinin kendisiyle alakalı oluyor.
Sonrasında da bundan rahatsız oluyorsanız ne istediğinizi net bir şekilde söylemek.
Ben şu an tavsiye değil sadece dinlenmek istiyorum.
Bu kararlarla ilgili çok düşündüm bu konuda tavsiye aramıyorum sadece paylaşmak istiyorum gibi net ve saldırgan olmayan bir şekilde tavrınızı belli etmek işe yarıyor.
Bu arada hep tavsiye veren taraftan konuştuk ama ya tavsiye veren taraf sizseniz?
Çünkü hepimiz zaman zaman istenmeyen tavsiye verebiliyoruz, farkında olmadan yapıyoruz, iyi niyetle yapıyoruz.
Yani bu davranışı anlamak sadece kendi sınırlarımızı korumak için değil ya da kendimize bir veri tabanı oluşturmak için değil, karşı tarafın sınırlarına saygı duymak ya da daha iyi bir iletişim kurmak
için de çok değerli. Eğer siz tavsiye veren bir noktadaysanız ya da bu yüzden eleştirildiyseniz daha önce şunu da sorabilirsiniz kendinize tavsiye vermeden önce ya da sonrasında bir konuşmanın bu
benim için olan bir şey miydi yoksa karşı taraf için miydi?
Niye böyle bir ihtiyaca giriştim diye ufak çaplı bir kendi kendine yansıtma da yapabilirsiniz.
Çünkü istenmeyen tavsiye gerçekten evrensel sıkıntılarımızdan bir tanesi arkadaşlar.
Her kültürde var sadece bizim kültürümüzde var demiyorum.
Sadece tekrar ediyorum. O tavsiyenin büyük çoğunluğu biz tavsiye aldığımızda bizimle ilgili değil tavsiyeyi veren kişinin kendi iç dünyasıyla ilgili.
O yüzden benim size...
Bu haftaki sorum şu, sizi en çok etkileyen, istenmeyen tavsiye hangi alandan geliyor?
Aileden mi, arkadaşlardan mı, sosyal medyadan mı?
Ve şimdi düşününce o tavsiye gerçekten sizinle mi ilgiliydi?
Yani neden bu kadar etkilendiniz ondan?
Cevaplarınız kendinize ait tabii ki ama isterseniz benimle de paylaşabilirsiniz.
Her zaman Instagram'daki mesajlarınıza geri dönüş yapıyorum.
Ve bir bölümün daha sonuna geldik arkadaşlar.
Bölümü sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
Özellikle de o tavsiye verme eğilimli arkadaşlarınıza gönderin ya da tanıdıklarınıza.
Pasif agresif çözümler en sevdiğim diyormuşum.
Şaka bir yana bazen birine yapabileceğimiz en iyi şey.
Ayna tutmak olabilir ve eğer sınır koymak, kendi ihtiyacınızı dile getirmek, ilişkilerde daha net olmak gibi çalışmak istediğiniz alanlar varsa profesyonel bir koçlukta çalışmak isterseniz biz bu konularda beraber çalışabiliriz.
emineyesitmen.com slash koçluk adresinden bana her zaman ücretsiz ön görüşme için ulaşabilirsiniz.
Sadece o ön görüşme randevusunu almadan önce şöyle bir web sayfasına bakın benimle daha önce çalışanlar neler söylemiş.
Hangi konular üzerine çalışmışız ya da koçluk nedir nedir mentorluk nedir nedir bunların arasındaki farklar nedir diye bir bakın ve ona göre randevu alın derim.
Onun dışında bir sonraki hafta görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
