
İlişkilerde Neyi Daha İyi Bilsek Kalplerimiz Kırılmazdı? | Bağlanma Teorisi
11 Ocak 2022 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sonsuza kadar mutlu yaşayan çiftler sadece peri masallarında mı olur? Çevremizde gördüğümüz o çok iyi anlaşan, birbirine sevgiyle güvenle bağlı çiftler birer yalan mı? Yoksa başlarının bilmediği bir şeyler mi biliyorlar? Bir çoğumuzun hayallerinden biri mutlu bir ilişki yaşamaksa nerde neyi yanlış yapıyor olabiliriz? Bu soruları cevaplayan nitelikte, John Bowlby'nin teorisinden yola çıkarak Amir Levine ve Rachel Heller'in yazdığı Bağlanma kitabından altını çizdiğim satırları paylaştım.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, yaşı güzel hayallere hoş geldiniz.
Kısa bir aradan sonra yine buradayım.
Ve bu ara boyunca çok güzel bir kitap okudum.
Bu kitabı okurken bütün arkadaşlarıma tek tek mesaj atıp bu kitabı okudunuz mu ya böyle bir kitap varmış haberiniz var mıydı dediğimi fark ettim.
Çoğu insan da bilmiyordu bu arada.
Sonra dedim ki ya Emine sen bunu yapana kadar insanlara tek tek sanki komisyon alıyormuşçasına önerene kadar şunu bir podcastta konuşsan da hem daha fazla kişiye ulaşsın hem de tatlış
arkadaşların zaten dinliyor seni buradan dinlerler insanları da Whatsapp'tan darlamamış olursun diye düşündüm.
Bugün tatil boyunca okuduğum bağlanma isimli bir kitaptan bahsetmek istiyorum.
Bu kitaptan neden bahsetmek istediğimi de söyleyeyim.
Bunu bana annem önerdi.
Böyle ilişkiler üzerine konuşurken böyle değişik terimler kullanıyor.
Kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma, güvenli bağlanma.
Mantıklı da gelmiyor değil ama anlamıyorum.
Anne dedim ne demek istiyorsun sen tam olarak?
Sonra işte şey bana birkaç tane kitaptan sayfa attı.
Bak dedi şunlara bir. Sayfalar hoşuma gitti.
Ben hemen indirdim Kindle'ıma kitabı.
Her ne kadar böyle tabii ki klasik kitap aşığı bir insan olsam böyle sayfaları çevirmeyi kitap kokusunu çok sevsem de Kindle'ın bu pratikliğini.
Çok çok çok seviyorum. Kim bulduysa alnından öpmek istiyorum Kindle'ı.
Neyse bu gereksiz detayı da burada verdikten sonra.
Şimdi kitabı ben şu yüzden beğendim.
Birincisi hem gözleme dayalı hem bilimsel araştırmalara dayalı.
Hem de kitabın içerisinde böyle sizin kendinizi tanımanızı sağlayan testler var.
Ondan sonra da böyle yönlendirmeleri var.
Aslında siz nasıl biriyle beraber olmalısınız?
Ya da o beraber olduğunuz biriyle nasıl bir iletişim kurmalısınız?
Böyle belli başlı sorular var size sorduğu.
O cevapları sordu. Bir nevi böyle aslında self coaching yani kendi kendinize koçluk yaptırıyor gibi.
Zaten kitabın çıkış amacı da bu.
Yazarlardan biri Amir Levy'in Columbia Üniversitesi'nde bir çocuk bakım evinde annelerle beraber...
Bağlanma odaklı terapi üzerine çalışıyor ve sonrasında şunu fark ediyor hani bu çocukluktaki bağlanma şekillerimizin hani bizim annemiz babamız ya da bizi yetiştiren kişiyle olan bağlanma şekillerimizin aslında yetişkinliğimizdeki
ilişki tarzlarımız da çok etkilediğine dair.
Ve sonra yetişkinlerdeki bağlanma şekillerini de araştırdığında bu aradaki korelasyonu görüyor.
Zaten bu işin içerisinde onun da yakın arkadaşı var Rachel Heller.
Diyor ki ya Rachel gel senene biz güzel bir kitap yazalım.
Elimizde tüm data var zaten senelerdir bu işin üzerine çalışıyoruz.
O kadar gözlemimiz de var bunları geliştirelim biraz daha arttıralım.
İnsanlara böyle mutluluklarına katkı sağlayacak, fayda sağlayacak bir şey yapmış olalım, bir iyilik yapmış olalım gibi.
Çok güzel bir çıkış amacı var.
Bu da beni etkilemedi değil.
Zaten hani kitapta da şöyle diyor.
Benim de çok onayladığım bir şey.
Hayatınızın kalitesi, hayatınızdaki mutluluğunuz, başarınız aslında birlikte olduğunuz kişiyle olan ilişkiye çok bağlı.
Kitap bunun bilimsel olarak kanıtlandığını da söylüyor ama bilimi geçtim.
Mantık hem de düşündüğünüz zaman siz böyle sürekli mücadele ettiğiniz, sürekli tartışma yaşadığınız, böyle duygusal olarak roller coaster halinde yaşadığınız bir ilişkin içerisindeyken hayatınızdaki
başka alanlara odaklanamazsınız.
Farklı alanlarda başarılı olmakta ya da oralara enerji, efor sarf etmekte zorlanırsınız.
Ama tam tersi kendiniz böyle güvende hissettiğiniz, desteklendiğinizi bildiğiniz, sevdiğiniz, sevildiğiniz.
bir ilişkide çok daha mutlu ve çok daha farklı alanlara yayılarak ilerleyebildiğiniz, hayattan zevk alabildiğiniz bir yaşam biçiminiz olur.
Öyle söyleyeyim. Hatta Spinoza'nın da şöyle bir sözü var.
Bütün mutluluğumuz ya da mutsuzluğumuz sevgiyle bağlandığımız şeylerin kalitesine göre değişir.
Ve tabii ki bu bağlandığımız şeyde bir insansa tabii ki de buna doğrudan etkisi var.
Burada şeye girmeyeceğim.
İlla mutlu olmak için birine Bağlı olmamız mı gerekir?
Yalnız olsak da mutlu olamaz mıyız?
Bu çok ayrı bir bölümün konusu.
Tabii ki de yalnız ve mutlu olabiliriz ya da hayatımızda biri olmadan da mutlu olabiliriz.
Kendi kendimize bir kere zaten hani mutlu olursak diğer tarafa da yansıtabiliriz.
Ama ister istemez insanoğlu hayatını beraber böyle omuz omuza baş başa yaşayabilecek bir kişi istiyor hayatında.
Hayatımız sonuna kadar hiç kimse zaten yalnız olamaz.
Ama dediğim gibi bu çok çok ayrı bir bölümün konusu.
Neyse burayı çok uzatmadan ben artık yavaşça bu kitapta neler söylüyor, nelerden bahsediyor ve ben nelerin altını çizdim ona geleyim.
Birazcık spoiler gibi olacak ama kitapta o kadar fazla detay var ki bence benim verdiğim şu bilgilerle kitabı okumaktan vazgeçmezsiniz ya da hani kitabı okumuş
gibi olmazsanız sadece güzel bir fikriniz olur diye düşünüyorum.
Şimdi bağlanma teorisi eski bir teori ve aslında çıkış amacı da bu 0-3 yaş arasındaki çocukların onlara bakan kişi, ebeveynleri ya da onları büyüten kişiyle olan ilişkisine istinaden bu
bağlanma şekillerini ölçmek için kullanılıyor.
Şimdi 3'e ayrılıyor ve şunu diyor eğer ki siz küçükken hani anneniz babanız ya da size bakan kişi tarafından her kimse Eğer dinlendiyseniz sizin
ihtiyaçlarınıza duygusal ve fiziksel olarak cevap verildiyse her ihtiyacınız olduğunda o kişi oradaysa siz güvenli bağlanırsınız.
Bu zaten birinci bağlanma çeşidi güvenli bağlanma.
İkincisi de eğer ki diyor ihtiyacınız olduğunda orada olduğum mesajı düzenli bir şekilde verilmediyse bazen oradaysa bazen değilse.
Ya da işte çok fazla sizin ihtiyaçlarınıza cevap verilmediyse siz kaygılı bağlanırsınız.
Bu da ikinci bağlanma çeşidi.
Üçüncü olarak da eğer gidiyor sizin ihtiyaçlarınız düzenli olarak karşılanmadıysa duygusal olarak karşınızdaki size bakan kişi.
Uygun değildiyse sizi birazcık daha böyle yok saydıysa sizin burada kaçıngan bağlanma şekliniz vardır ve bu bağlanma şekillerimiz bizim yetiştirilme tarzımızdan olduğu gibi aynı
şekilde genlerden de geliyor olabilir.
Yaşadığınız tecrübelerle de şekilleniyor olabilir ya da değişiyor olabilir.
Çünkü ben kitap okurken hep şunu fark ettim.
Hani ister istemez eski tecrübelerinize doğru şöyle bir bakıyorsunuz ediyorsunuz.
Ben bu ilişkimde şöyleymişim, bu ilişkimde böyleymişim gibi.
Ya da hani ben aslında buradan buraya gelmişim birazcık.
Zaten kitapta onu diyor. Tek bir bağlanma şekliniz yok.
Bunlar hani değişebilir, beraber olabilir.
Ya da işte hani yaşadığınız ilişki belki çok travmatik bir ilişkidir.
Siz güvenli bir şekilde bağlanıyor olsanız bile karşı tarafın hareket...
sonucu böyle bir dengeniz kayabilir yani hani bunlar çok normal deyip gelelim bağlanma şekillerinin ortak özelliklerine eminim ki hani dinlerken siz de aa bu ben yok aa bu işte sevgilim aa bu
şu arkadaşım dersiniz diye düşünüyorum çünkü ben kitabı da böyle okudum neyse birincisi Kaygılı bağlanma.
Şimdi kaygılı bağlanan insanlar hep bir yakınlık kurmak isterler.
Ekstra fiziksel ve duygusal olarak farklı bir şekilde sevildiklerini, saygı duyulduklarını karşı tarafın sözleriyle ve davranışlarıyla teyit etmek isterler.
Ve karşı taraf bundan sakındığı, kendini geri çektiği sürece bu kişiler biraz daha böyle üzerine düşer.
Şimdi ben bunu okurken kitapta hep şunun altını çiziyordu.
Kaygılı bağlanmak.
Özür dilenmesi gereken ya da kötü bir şey kesinlikle değil.
Sadece hani bu insanların yapısından gelen yetiştirilme tarzından gelen bir şey.
Bazı insanlar duygusal olarak.
Daha yüksek talepte bulunuyorlar.
Hepsi bu. Peki bu kişilerin ortak özellikleri neler?
Aslında bunlar biraz daha hani böyle hep iletişimde kalmak isteyenler.
Sürekli arayan, mesaj atan, ne yapıyor, ne ediyor, merak ediyorum ya da işte ne yaptığını bileyim tarzında olan insanlardır.
Çünkü hep bir karşı tarafla bağlantıda olmak isterler.
Bunu göremediklerinde de üzülürler, sinirlenirler, ekstra tepki verebilirler.
Mesela hani o telefonlar açılmadığında karşı taraf döndüğünde bu sefer kaygılı kısım da dönmez.
Onlar işte yok sayar aramaları, görürsün işte sen.
Biraz daha böyle karşı tarafı kıskandırmaya çalışanlar ilişki içerisinde.
Ya da böyle ayrılmakla tehdit edenler.
Ya da biraz daha böyle düşmanca davranabilirler.
Çünkü duygularını nasıl yöneteceklerini bilmedikleri için.
Asıl duyguyu aslında anlamadıkları için ekstra bir şekilde tepki verip farklı yerlerden tepkilerini çıkartabilirler.
Sinirlerini farklı şeylerden çıkartabilirler.
Böyle biraz manipüle edebilirler sizi.
Hani birazcık daha böyle stalkerlar ne bileyim işte trip atan kişiler daha çok bu kaygılı bağlanma kategorisinde yer alıyor.
İşte bu noktada da. Kendini bilmek çok önemli oluyor yani eğer kaygılı bağlama şekline sahip olduğunuzun farkındaysanız ekstra bir davranış sergiliyorsanız ekstra agresif bir şey yapıyorsunuz
bunu fark edip geri çekilebilirsiniz ya da karşınızdaki gerçekten sizi tetikliyorsa davranışlarıyla beraber.
Açık iletişimle, efektif iletişimle ona ne hissettiğinizi, ne istediğinizi, beklentinizi açık açık konuşup bir orta yolu bulabilirsiniz.
Kitapta zaten hani bu efektif iletişimin üzerine ve kaygılılarla işte diğer bağlanma şekli olan insanların nasıl anlaşabileceği, ne orta noktaları olabileceğini söylüyor.
Hatta bazı noktalarda da şey diyor, eğer böyle böyle böyle sinyaller veriyorsa bu sizin için yanlış insanları zaten kaçın gibi böyle net şeyleri de var.
Şimdi ama bir yandan da şöyle bir şey de var.
Kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler ne yapıp edip bir şekilde kaçıngan bağlanma stiline sahip kişilerle bir araya geliyor.
Şimdi bunun iki üç tane farklı sebebi var.
Oraya geleceğim. Ama oraya gelmeden önce birazcık kaçıngan bağlanma şeklinden de bahsetmek istiyorum.
Çünkü bu kaçıngan bağlanma şekline sahip insanlar aslında bizim...
Issız adam filmindeki karakterinden yola çıkarak ıssız adamlar dediğimiz kişiler.
Yani bu kişiler biraz daha böyle bağımsızlığına, kendi alanına önem gösterirler.
Biraz da değil hatta daha fazla.
Yani o alanının...
İşgal edilmesi onun özgürlüğünün elinden alınıyormuş bağımsızlığının elinden alınıyormuş hissini yaratır ve size o yüzden duygusal ve fiziksel olarak sınır koyarlar işte telefonlarınızı
açmazlar bu ghosting yapan kişiler.
Genellikle kaçınganlar arasından çıkar ya da böyle kaçınganların hep ideal bir partner şekli vardır akıllarında.
Hep böyle beyaz atlı prensi ararlar ve ona uymayan kişilerde, akıllarındaki o imaja uymayan kişileri hemen elerler.
İşte şu çok zayıf, bunun dişi böyle, bunun burası böyle, ağzını şapırdatarak giyiyor.
İşte kendilerine böyle bir ilişkideyken hep bir tuzağa düşmüş ya da böyle bir kapanı sıkışmış hissederler.
Aman çok ciddi bir şey hissederler.
Ben hazır değilim diye düşünürler ve genel olarak partnerlerinin duygusal ihtiyaçlarını karşılamaya çok meyilli değildirler.
Çünkü anlayamazlar ve karşı taraf konuyu gündeme getirdiği zaman işte nasıl hissettiğini ya da karşısından ne beklediğini ya sessizleşirler, kendilerini geri çekerler ya da karşı
taraf biraz daha suçlama.
mailindedirler. Şey gibi aman işte sen de çok abartıyorsun.
Aman şimdi bula bula bunu mu buldun?
Buna mı üzüldün yani?
Gibi sizi aslında hani neden öyle hissettiğinize dair anlamak...
Hani bazen böyle her şey çok iyi gider ya inanılmaz iyi anlaşıyorsunuzdur ama karşınızdaki kişi birden yok olur.
Mesajlara cevap alamazsınız.
Birden kendini geri çeker aramamaya başlar.
Siz ne olduğunu anlamazsınız böyle.
Onlar aslında kaçıngan bağlanma stiline sahip kişiler olabiliyor genelde.
Eğer tabii kaygılı bağlanma stilindeyseniz siz böyle suçu kendinde ararsınız.
Bu sizin özgüveninizi zedeler.
Biraz daha peki ben neyi yanlış yaptım ya?
diye düşünebilirsiniz.
Halbuki sizinle alakalı hiçbir şey yoktur.
Bu karşı tarafın kendisiyle alakalı bir şeydir.
Ve kitapta zaten böyle şeyleri var.
Koçluk tarafları var.
Peki siz kaçıngan bir bireyseniz hiç mi mutluluğu bulamayacaksınız?
En çok kaçınganları aslında yerden yere vuruyor tabiri caizse kitap.
Şunu diyor hani kaçıngan kişiler kendilerini fark ettikleri sürece ve aslında bir tık daha böyle karşı tarafla uyumlu olmaya adım attıkları sürece, destek aldıkları sürece mutlu bir
ilişki sahibi olabilirler.
Ama bunu onların fark etmeleri ve bir şekilde gönüllü olmaları gerekiyor.
Karşı tarafla güzel bir ilişki kurabilmek, yakınlık kurabilmek için.
Çünkü doğaları gereği o yakınlığı kuramazlar yani.
Peki neden kaçınganlarla kaygılılar bir araya geliyor?
Birincisi tabii ki de zıt kutuplar birbirini çeker ama kitapta şunu şöyle açıklıyor.
Kaygılı kişiler kendilerini böyle teyit ediyor.
Diyor ki ya benim işte yakınlığa ihtiyacım var.
Ben işte daha çok sevmek sevilmek istiyorum.
Ve karşı taraf bunu ona göstermediği sürece bunu karşı taraftan alamadığı sürece kaçıngan bireyden.
Bak işte gördün mü yine aynısı oldu.
Bak işte zaten ben hiç kendime uygun birini bulamadım.
Ama her güzel şeyin bir sonu vardır diye boşuna dememişler.
Biliyordum bunda bir şeyin ters gideceğini.
Her şey zaten hani çok iyiydi.
Bilmem ne diye böyle kendilerini teyit ederler.
Kaçıngan kişiler de aynı şekilde kendilerini teyit edebiliyor.
Çünkü onlar da diyor ki beni kısıtlıyor.
Benim daha fazla özgürlüğe ihtiyacım var.
Bak işte alanım yok.
Aman nefes alamıyorum.
Bir de bizim çok klişe bir lafımız vardır ya kaçan kovalanır diye mesela ya da bunun daha bel altı varyasyonları var.
Bunlar işte bence buradan geliyor yani hani bu kaçanlar kaçıngan bağlama şeklinde olanlar kovalayanlar da daha çok endişeli bağlanma şeklinde olanlar ve bunları bilmediği için hep bir şekilde çarpışıyorlar.
Şimdi karşı tarafta kaçıngan olsa bu sefer bunları söyleyemeyecek zaten kaçınganlarla kaçınganlar çok fazla beraber olamıyor.
Çünkü birbirlerini tehdit edecek noktaları yok.
Kaçıngan birey bu sefer özgürlüğünün elinden alındığına karşı tehdit hissedip kendini tehdit edemiyor.
Bu birinci sebep. İkincisi de şimdi kaçıngan bireyler çok hızlı bir şekilde insanlardan vazgeçebildikleri için ve ilişkileri sonlandırabildikleri için daha
uygun oluyorlar. Yani tabiri caizse boşta olanlar onlar.
Kaygılı bağlanma tarafında da olsanız, güvenli bağlanma tarafında da olsanız bir kaçıngan bireye denk gelme ihtimaliniz çok yüksek.
Hatta şöyle bir araştırma da var.
Aslına bakarsanız dünya üzerindeki insanların %50'si güvenli bağlanma tarafındaymış.
Geri kalan da işte kaygılı ve kaçıngan olarak değişiyormuş.
Tabii ki bu araştırmalar hani değişebilir, edebilir, kaç sene öncenin araştırmasıdır vs.
bu kitapta yazmıyor ama genel olarak böyle bir bilgi var.
Gelelim güvenli bağlanma şekline.
İsimden de anlaşılabileceği üzere güvenli bağlanma şekline sahip olan bireyler size böyle güven veren, size özgüveninizi destekleyen, başarılarınızı destekleyen, ne olursa
olsun yanınızda olacağını bildiğiniz kişilerdir.
Bu kişiler böyle eleştiriye de açıktır.
Bir problem yaşandığı zaman çekip gitmekten ziyade oturup onu çözmeye odaklanırlar.
Sizi daha fazla dinlerler.
Kendinizi özel hissettirirler.
Gerçekten böyle en güzel, en iyi, en akıllı insan sizmişsiniz gibi dünya üzerinde hissettirirler.
Ve siz bir konuyu ortaya attığınızda, rahatsız olduğunuz bir şeyi dile getirdiğinizde sizinle açık iletişim kurarlar.
Sizi anlamaya çalışırlar.
Çünkü sizin aslında duygusal olarak iyilik haliniz onlar için önemlidir.
Sizin mutluluğunuz onlar için önemlidir.
Böyle oyunlar oynamazlar.
Arıyor açmayayım birazcık meşgulmüş gibi yapayım.
Aman işte birazcık kıskandırayım şöyle olsun.
Böyle şeyler hiç yapmazlar.
Onlara gelmez ve siz böyle yakınlık talebinde bulunduğunuz zaman sizin fiziksel ya da duygusal olarak yakınlığınıza tepki vermezler.
Çünkü bundan korkmazlar.
Yani kaçmazlar, bunu bir tehdit olarak görmezler ve bir şey olduğunda affetme oranları daha yüksektir.
Onu böyle kazıyıp ben ona gösteririm, görür gününü ya da böyle o bana bunu yapmıştı, fi tarihinde şöyleydi falan demezler.
Bunu genelde kaygılılar yapıyor.
Güvenler böyle bir şey yapmaz, onlar yoluna devam ederler, problemi çözerler, o konuyu orada bırakır, bir daha gündeme getirmezler.
Böyle anlattığım zaman sanki güvenli bağlanma tipine sahip kişiler dört dörtlük her açıdan mükemmelmiş gibi oluyor ama bu sadece bir bağlanma şekli.
Yani evet karakterle de çok alakalı bir şey ama ve lakin bu insanların da tabii ki farklı yönleri, farklı travmaları, farklı tecrübeleri olabilir.
Bunu kesinlikle akılda bulundurmak lazım.
Ama ve lakin şöyle bir gerçek var.
Güvenli bağlanma stiline sahip kişiler...
Daha az uygun oluyorlar nedeni de şu çünkü ilişkilerine değer verdikleri için daha uzun süreli ilişkilerde kalabiliyorlar yani çözüm üretmeye ayrılmaya değil de genelde çözüm üretmeye odaklı oldukları için.
Birincisi bu hani hep şey diyoruz ya aman iyiler de hep kapıldı aman ortada düzgün adam yok düzgün kadın yok işte beraber olacak hep olanlar da zaten elden gitti gibi işte o elden
gidenler bunlar çünkü daha uzun şekilde sabit güvenilir sağlıklı bir ilişki kurabiliyorlar bu bir.
Tabii onlar da güvenli ya da hani yani şöyle söyleyeyim onlar da güvenli birine denk geldiği sürece ya da karşıdaki kişi güvenli kişinin eforunu görüp de oraya yaklaştığı sürece oluyor bu.
İkincisi de güvenli bağlanma sekne sahip olan kişiler ayrılık sonrası daha böyle kendi içlerine çekilip yalnız kalmaya okeyler.
Yani sürekli hayatlarında birilerinin olmasına hızlı bir şekilde o boşluğu doldurmaya ihtiyaç duymuyorlar.
açık ya da uygun durumda olmayabiliyorlar.
Bir de tabii şu var, güvenli bağlanma şekline sahip bir birey, hani karşı tarafın davranışlarını daha önceden tespit edebiliyor.
Yani orada bir yanlışlık varsa o muhabbeti orada kesip yoluna devam edebiliyor.
Yanlışlık olduğunu bile bile devam etmiyor.
Ya da işte birinci günden seninle çok net bir şekilde iletişim kurabiliyor.
Ya da işte bunları biraz daha böyle kendine uyarlayabiliyor.
Ve çok net ne istediğini bilen kişiler aslında güvenli bağlanan kişiler.
O yüzden de ne istediğini bilmeyen ya da tam olarak da ona iyi davranmayan sevgiyle ya da saygıyla davranmayan kişilerle karşılaştığında orada sınırı çizebilip
perdeyi çekiyor ve devam etmiyor.
Peki bu bağlanma şekillerinden bir tanesisiniz.
Hangisi olduğunuzun bir önemi yok.
Nasıl gerçek böyle güven dolu, sevgi dolu, saygı dolu böyle birbirinizi desteklediğiniz tutku dolu bir ilişkiniz olabilir.
Hani bunun için işte bence en önemli şey.
İnsanın kendini tanıması, kendini bilmesi ve ondan sonra hani şöyle bir geçmiş ilişkilere bakıp orada nerede ne vardı, nerede ben ne tepki verdim, orada ne yapabilirdim ya da karşımdaki insan
nasıldı gibi neyi doğru yaptım, neyi daha iyi yapabilirdim, neyi yanlış yaptım.
Hani biraz daha böyle bir envanter çıkarma ki kitapta bunu yapıyor bu arada çok güzel bir kılavuz oluşturmuşlar gerçekten.
Onun dışında da işte karşınıza birisi çıktığı zaman artık kendinizi biliyorsunuz.
Çünkü ne istediğinizi, hayattan bir ilişkiden ne beklediğinizi, nasıl bir ilişki istediğinizi bildikten sonra karşınıza biri çıktığında artık o kişiyi gözlemlemek.
Size karşı davranışları, kullandığı kelimeler, yaklaşımları, çevresindeki insanlara karşı davranışları.
Eğer ki erkenden böyle tanıma şansınız varsa.
Ailesiyle arasındaki ilişkisi, ailesinin ona nasıl davrandığı, onun ailesine nasıl davrandığı bence çok büyük bir ipucu veriyor.
Çünkü şunu anlıyorsunuz, bu insan kendi ailesinden ne gördüyse size de az çok onu verebilir.
Kendini böyle değiştirmeye ya da geliştirmeye çok istekli olmadığı sürece.
Ya da bu insanı yetiştiren kişiler nasıl bir aileden gelmiş, onların nasıl yaklaşımları var durumlara.
Bunlar bence çok kıymetli şeyler.
Tabi bunları gözlemleme şansınız her zaman olmayabiliyor ama olursa ne ala.
Onun dışında...
Beden dili bence çok önemli.
Ya da böyle bir kafedeyken garsona karşı yaklaşımı.
Ya da müşteri hizmetlerini aradığında telefondaki kişiye karşı tutumu, kısacası tanımadığı insanlara karşı davranış biçimi de çok önemli.
Çünkü bağlanma teorisi evet bize güzel böyle ikili ilişkiler hakkında fikir veriyor.
Ama bence bu gözlemi bir tık daha dışarıya yaymak, daha fazla bilgi sahibi olmamız, daha iyi gözlemlememizi sağlayabilir.
Bunun dışında da biraz daha iç sesinizi dinlemek, yani kalbinizi demiyorum ama.
Kalple akıl bazen farklı şeyler söylüyor ama iç ses sizin o eski tecrübelerinize dayanarak burada bir bokluk var, bu çocuktan uzaktır diyorsa hani orada bile bile kendinizi ateşe atmanın manası
yok. Benim iç sesim niye bana bunu söylüyor diye onu biraz gözlemlemek gerekir.
Bence bunlar çok önemli. Ve artık hani bir ilişki içerisindeyseniz de böyle güzel mutluluktan ziyade daha çok boğuşuyorsanız artık orada oturup bir...
Envanter çıkarma, kendinize bir bakma, ilişkinize karşı tarafa bir bakma zamanınız gelmiş demektir.
Çünkü partneriniz sürekli olarak sizi böyle küçümsüyorsa, kendinizi kötü hissettiriyorsa, farklı insanlarla kıyaslıyorsa ya da siz başka ilişkilere bakıp, aha böyle ilişkiler de varmış
gerçekten ya nasıl olabiliyor diye kendinizi buluyorsanız orada zaten o ilişkide yanlış giden bir şeyler var demektir.
Sürekli eksik yetersiz kötü hissettiğiniz ya da mutsuz sürekli bir çözüm bulma sürekli bir derdin içerisinde hissettiğiniz bir ilişki zaten bir noktada kanayan bir ilişkidir ve size sinyal
veriyordur. Onu görmemezlikten gelmenin bir manası yoktur diye düşünüyorum.
Yavaştan toparlamak gerekirse eğer ki bu anlattıklarımdan biri ya da birkaçı size dokunduysa, sizin de yaşadığınız tecrübeler ya da kendinizden bir şeyler bulduysanız kitap okumanızı mutlaka tavsiye ederim.
Dediğim gibi hem canlı örnekler veriyor böyle illa ki kendi hayatınızdan bir şeyler buluyorsunuz hem de sizi güzel bir şekilde yönlendiriyor.
Yani kendi kendinize çözüm bulmanızı da sağlıyor bir noktada.
Eğer ki beğendiyseniz hani buradaki dinlediklerim yeterli olur ya da bir arkadaşımın daha ilgisini çeker diye düşünürseniz paylaşmayı unutmayın.
Çünkü sevgiyi paylaştıktır çoğalır deyip size çok güzel bir gün diliyorum.
Bir sonraki bölümde görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
