
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayallerini gerçekleştirmenin ötesinde kendi hayat yolculuğu ile bir çok kişinin kalbine ve ruhuna dokunarak ilham olan sevgili Öznur Demirhan bize tüm samimiyeti ile nasıl dünyanın altını üstünü getirdiğinden mutluluğa, hayatı dolu dolu yaşamaktan, kişisel gelişime ve ulaşılmaz sandığımız hedefleri gerçekleştirmeye dair tecrübelerini anlattı.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K. hedeflerine ulaşmak için neleri farklı yaptıkları ve eğlenceli sohbetleriyle ilham veren yolculuklarını dinliyor olacağız.
Bugünkü konuğumuz şu ana kadar gördüğüm her ne kadar yüz yüze tanışmasak da yeryüzündeki enerjisi en yüksek insanlardan biri.
Kurduğu hayallerini birbiri yaşayarak ve bunları paylaşarak birçok kişinin kalbine, ruhuna dokunup yapmak istediklerimizi ertelemememize dair bize ilham veren
Sevgili Özgür Demirhan, yani nam-ı değer dünya benim evim.
Özgür hoş geldin. Merhabalar, hoş bulduk Emine.
Öncelikle çok teşekkür ediyorum.
Çok güzel şeyler söyledin.
Biraz utandım.
Bir başkasının benimle ilgili böyle güzel şeyler söylemesi tabii ki çok mutluluk verici.
Ama tabii ki böyle şey biraz da utandırdı beni.
Yok hiç utanma.
Hiç utanma. Çünkü gerçekten ne hissediyorsam, ne düşünüyorsam onu söyledim açıkçası.
Çok teşekkür ederim. Çünkü ben seni senelerdir takip ediyorum.
Ta böyle bile o ilk kurduğun günden beri benim de en büyük böyle hayallerimden yapmak istediğim şeylerden biri dünyayı gezmekti.
Ve bana çok ilham oldun.
O yüzden ve dünyayı gezmenin dışında da hani hayat görüşün, hayata dair motivasyonun bana hep ilham oldu.
Çok teşekkür ederim. Bunları duymak çok güzel.
Çünkü blogu yazma hikayem tamamen kendi deneyimlerimi paylaşmak üzerineydi ve sadece çok yakın çevremin okuyacağını düşünerek yazmaya başladım.
Daha sonradan hem blogum blog vasıtasıyla Instagram'da bu kadar büyüyeceğini ve bu kadar çok kişiye dokunacağımı tahmin dahi etmiyordum.
O yüzden bunları duymak çok mutluluk verici benim için.
Ben de okurken hatta birkaç tane böyle şey dikkatimi çekti.
Bunlardan ilki sen şey yazmıştın böyle hayal kurdukça ve kurduğum hayalleri gerçekleştirip bunu etrafımla paylaşınca başkalarına da ilham olabildiğimi gördüm.
Hani o beni mesela çok etkilemişti.
Bu bağlamda böyle hayallerin neydi?
O blogu yazarken neye evrildi?
Önce öyle başlayayım.
Hayallerim... O dönem içerisinde çok seyahat etmeyi ve farklı kültürleri, farklı kültürleri görüp farklı lezzetleri tatmayı, farklı insanlarla tanışmayı
çok seviyordum.
Bu beni çok doyuruyordu.
Ve olabildiğince çok yer görüp, çok kültür görüp bu deneyimlerin benim kişisel hayatımda bana böyle bir nasıl diyeyim?
bir ilham deposu gibi düşünüyorum.
Yani o düşüş yaşadığım anlarda ilham deposundan bir anı seçip o anı hatırlayıp ondan sonra o motivasyonumu tekrardan yükseltiyorum.
Yani o yüzden seyahat etmek benim için o dönemdeki ve hala tabii ki en büyük tutkularımdan biri.
Ama tabii ki Avustralya'ya taşınmamızla birlikte Avustralya lokasyon olarak dünyanın geri kalanından çok uzakta bir yer.
O yüzden burada o seyahat etme hayallerimizi çok gerçekleştiremedik.
Yine de çok güzel yerler gördük Avustralya içinde.
Ama Avustralya'dan dışarıya çıkıp seyahat etmek Türkiye'de yaşarken seyahat etmekten çok çok daha zor.
Ama buranın da burası da çok büyük bir kıta.
O yüzden burada da kendi yaşadığımız eyalette bile çok çok güzel yerler gördük.
Ve o nasıl diyeyim?
Türkiye'de seyahat bloğu olarak çıktığım o yolda Avustralya'ya yerleştikten sonra şeye evrildi.
Yani yurt dışında yaşamak isteyen insanlara bir örnek oldum ve bir ilham kaynağı oldum.
Aslında o ilham olmak böyle hep şekil değiştiriyor.
Mesela şu anda bir anneyim ve bu rolümle birilerine ilham oluyorum.
Ve ilham aldığımda çok fazla da insan var.
Böyle şey hayat deneyimi içerisinde bir şekilde hayat beni nereden nereye sürüklese de o ilham olma hiç bitmediğini hissediyorum ve görüyorum.
Bilmiyorum çok şey çok uzun cevap vermiş olabilirim oradan oraya atlayarak.
Yok yok öyle değil ben hepsine değineceğim zaten.
Çünkü ben seni takip etmeye başladığımda seyahat bile oydun.
Avustralya'ya taşındığında da devam ettim.
Şu an mesela anne olarak birçok şey paylaşıyorsun.
Hala devam ediyorum. Çünkü bir anne olmasam da yakın zamanda olmayı da düşünmesem de bana ilham alıyorsun.
Çocuk yetiştirme tarzında uyguladığın, okuduğun, kendini geliştirdiğin bu yönde.
Ama oraya gelmeden önce şey soracağım.
Mesela dedin ya Türkiye'de seyahat etmek daha kolaydı.
O zamanın şartlarına tabii döviz bu kadar farklı değildi ama.
Türkiye'de seyahat ederken sen de normalde kurumsal şirkete çalışan birisiydin mesela.
O zamanını ayarlayıp, o bütçeyi ayarlayıp, o seyahat planlarını nasıl yapıyordun?
Bu sana gelen en çok sorulardan biri bildiğim kadarıyla Instagram'da da paylaşıldım.
Aynen, özellikle o dönemde en çok gelen sorulardan biriydi.
Şimdi şöyle, hayatta bazı önceliklerimiz oluyor.
Örnek veriyorum, bizim...
Benim önceliğim seyahat etmekti.
Bir başkasının önceliği mesela güzel yemek yemek.
Bir başkasının önceliği ne bileyim kitap.
Bir başkasının önceliği kendi ailesi.
Yani herkesin bazı öncelikleri oluyor ve o öncelik sıralamasına göre mesela bizim için seyahat en öncelikliydi.
O yüzden tüm kaynakları oraya yönlendiriyorduk.
Birinci önceliğimiz o olduğu için de diğer şeyleri...
Yapamıyor olmak bizi mutsuz etmiyordu.
Yani eşimle beni.
Bizi mutsuz etmiyordu.
O yüzden zaten ikimiz de kurumsal şirketlerde çalışıyorduk.
İkimizin de normal yıllık izinleri vardı.
Ona ek olarak işte hafta sonları ve resmi tatilleri birleştirdiğinde yani böyle bayağı 30 gün kadar bir zaman çıkıyordu ortaya.
O yüzden bir şey istedikten sonra zaten zamanı da bulabiliyorsun.
Maddi kaynağı da yaratabiliyorsun.
Tabii ki bunun için çalışıyorduk.
Yani kendi hayatımızı idame ettirmenin yanı sıra tüm kazancımızı seyahat etmeye harcıyorduk.
Yani böyle bir birikim yapma gibi bir şeyimiz yoktu, yaklaşımımız yoktu.
Çünkü biz şeye inanıyoruz yani.
Şu an var, geleceği bilmiyoruz.
Şu an beni ne mutlu ediyorsa ben onu yapmak istiyorum.
O yüzden de tüm paramızı işte...
kira, fatura vesaireyi çıkardığımızda tüm paramızı seyahat etmeye harcıyorduk.
Ve tüm yıllık iznimizi vesaire de resmi tatilleri de birleştirerek hafta sonları seyahate ayırıyorduk.
Böyle yani istedikten sonra bence çok gerçekleştirilebilir bir şey yani.
Dediğim gibi isteyince, öncelik yapınca Ve motivasyonun da o olunca ister istemez oraya kaynaklarını...
Aynen, aktarıyorsun. Kesinlikle.
Şeyi soracaktım ben bir de sana.
Hani bu günlük hayatında yaptığın ufak ama seni motive eden aktiviteler.
Çünkü bunlar bence çok önemli.
Hani bir şeyleri rutin haline getirmek, bir şeylerden zevk alırken onu hayatına uygulamak.
Bunlar neler? Bunlardan bahsetmek ister misin birazcık?
Ya aslında çok basit şeyler ama...
Ben o basitlikleri seviyorum ve o basitlikler bana kendimi iyi hissettiriyor.
Ve hani rutinler dedim ya aslında rutinler bazen sıkıcı gibi geliyor.
Hep aynı şeyleri yapıyorum.
Ama aslında rutinler insanı aynı zamanda güvende de hissettiren şeyler.
Ve bence o basit ama kendimizi güvende hissettiğimiz için o küçük aktiviteleri yaparken ben kendi adıma bana iyi geliyor.
Kahve içmekse bile onu böyle bir ritüel haline getiriyorum ve o andan yani o kahvenin her yudumundan keyif alarak yapıyorum.
Mesela hafta sonları şey yapıyoruz, bahçemizle ilgileniyoruz, oraya küçük küçük işte sebze meyve ekiyoruz, onun büyümesini bekliyoruz vs.
Mesela o süreç beni çok...
iyi hissettiriyor. Çünkü kendimi bir şey ürettiğimi hissettiğimde motive oluyorum.
Örnek veriyorum domatesin tohumunu toprağa ekip iki ay sonra domatesi dalından koparmak.
Beni inanılmaz motive ediyor.
Ya da mesela bu pandemiyle birlikte ekmek yapmaya başladım evde ve yoğurt yapmaya başladım.
Yine bunlar hep üretmek aslında.
Ve o üretkenlik bana kendimi iyi hissettiriyor.
Yani o sabahleyin evin içini dolduran ekşi mayalı ekmek kokusu bana kendimi iyi hissettiriyor.
Ama tabii ki bunlar hani böyle ben kendimi bunlarla nasıl diyeyim?
motive ediyorum aslında.
Bir başkası buna bambaşka bir açıdan bakabilir.
Bir iş yükü olarak görebilir.
Aman onunla mı uğraşacağım?
Markette zaten satılıyor diyebilir.
Ama ben böyle küçük şeylerden mutlu olmayı seviyorum.
Herkese de tavsiye ediyorum gerçekten.
Mesela bu podcast'ı dinledikten sonraki yaptıkları bir aktivitede Örnek veriyorum kitap okumak ya da ne bileyim bir yürüyüş yapmak ya da bir kahve içmek ya da bir yemek
yemek. O aktiviteyi yaparken sadece o aktiviteye odaklanarak...
Yapmalarını tavsiye ediyorum.
Çünkü böyle şey o teknolojinin hayatımızın içinde çok fazla olması sebebiyle mesela yemek yerken elimiz telefonda ya da ne bileyim yürüyüş yaparken elimiz telefonda.
Hani bir gerçekten aktivitenin kendisine odaklanarak yapmalarını tavsiye ediyorum birkaç kere üst üste.
O zaman bence farkı göreceklerdir diye düşünüyorum.
Buradan çok farklı konular çıktı.
Şimdi birincisi şeye değineceğim.
Bu ritüel dedin.
Geçenlerde ben de Dr.
Laurie Santos'un The Happiness Lab diye bir podcast var.
Onu dinliyordum. Orada ritüellerin aslında insanların psikolojisinde ne kadar faydalı olduğunu anlatıyor.
Yani bizim kurduğumuz...
Ufak kahve içme ritüeli ya da ufak yürüyüş ritüeli, senin yaptığın gibi o domates ekme ritüeli aslında bizim bu well-being dediğimiz kısmı, bizim iyi hissetme dediğimiz kısmı
Çok güzel destekliyor ve hatta böyle bir acıyla, bir kayıpla ya da zor dönemden geçiyorken kendimize oluşturduğumuz o ritüeller bizim bir şeyleri daha kolay atlatmamızı sağlıyormuş.
Çok doğru ve bence bunun sebebi işte o ritüeller, o rutinler bizim bildiğimiz şeyler.
Yani nasıl diyeyim ekstra sürprizlerin çok...
yaşanmayacağı ve ne olacağını aşağı yukarı tahmin ettiğimiz ve tüm kontrolün aslında tüm değil ama kontrolün çoğunluğunun elimizde olduğu şeyler.
Ve bence o anlarda kendimizi güvende hissediyoruz.
Güvende hissetmek çok basic bir ihtiyaç ve bence o yüzden kendimizi iyi hissediyoruz.
Aynen öyle. Bir de şey dedin ya hani o aktivitenin içinde olmak, anı yaşamak.
Tamamen direkt mindfulness'a doğru hitap eden.
Çünkü gerçekten bir şeyi yaparken, elimizde sürekli telefon var yemek yerken, yediğimiz şeyin tadını anlamıyoruz.
Ya da yolda yürürken şöyle bir kafamızı kaldırıp bakmıyoruz.
Halbuki bir şeyi anın içinde yaşamak, o anı komple deneyimlemek inanılmaz faydalı ve şey okumuştum.
Harvard Üniversitesi'nin de bir tane araştırması var yine bu dediğinle çok alakalı.
Çok farklı ülkelerden çok farklı insanlarla söyleşi yapmışlar ve onların üzerinden bir araştırma yapıyorlar.
Araştırmada şu ufak bir tane app yaratıyorlar.
Bu app'in içerisinde belli zamanlarda rastgele sana soruyor.
Diyor ki şu an ne yapıyorsun?
Peki şu an mutluluk oranı ne?
Yani insanların mutluluk oranını anda kalmakla ölçmüşler.
Çünkü insanların birçoğu...
Yaptıkları şeyle düşündükleri şeyin farklı olduğunu rapor etmiş ve bu rapor ettikleri şeyde de bakıyorlar mutluluk oranları düşüyor.
Halbuki bir aktiviyetin içinde o akışta olmak diyorlar ya akışta oldukları zaman çok daha mutlu olduklarını fark etmişler.
Ben çok etkilenmiştim bundan.
Kesinlikle ama işte biz...
Bizim yetiştirilme şeklimiz ve özellikle büyük şehirlerde büyüyüp hayatımızı büyük şehirlerde idame ettirmemizden ötürü o hani anı yaşamak,
o anda kalmak çok bizim nasıl diyeyim genetiğimiz de var aslında ama yaşadığımız kültürde çok olmayan bir şey.
Çünkü hep böyle bir koşturmanın olduğu.
ve hep bir sonraki adımı düşündüğümüz şey.
Aslında çocukluğumuzdan beri gelen bir şey o.
Yani hep bir sonraki adımı düşünmek, hep bir şeyin sınavına hazırlanmak.
Ben yani herhalde 20'lerimin sonlarına doğru anda kalmak nedir öğrendim ve bazen çok komplike düşünüyoruz anda kalmayı ama anda kalmak aslında sadece o
an yaptığın şeyin içinde dikkatini yaptığın şeye vermek ve tabii ki Akıl bu.
Yani o mind sürekli başka şeylere gitmek istiyor.
Başka şeyleri düşünmek istiyor.
Seni farklı farklı yerlere çekmek istiyor.
Ama ben bu anlarda en çok şeyden yararlanıyorum Emine.
Durup kendimle konuşuyorum aslında.
Şöyle oluyor.
Hani öz nur atıyorum.
O konuda şu anda endişelenmeme gerek yok.
Çünkü şu an daha o an gelmedi.
Yani ve şu an şimdi var sadece.
Hadi gel, hadi gel oturalım bak şimdiye gel diyorum.
Hadi dikkatini buraya ver diyorum.
Ve hop dikkatim geri geliyor.
Hani sonra tekrar gidiyor akıl.
Sonra tekrardan geri çekiyorum onu.
Böyle böyle aslında bu bir pratik oluyor.
Ve o anda kalma süren gitgide uzuyor.
Beyin kasını sürekli çalıştırıyorsun.
Ben Mindfulness eğitmenliği yapıyorum aynı zamanda burada.
Orada da mesela sürekli öğrettiğimiz şeylerden biri.
Beyin kasını sürekli çalıştırmak.
Çünkü aklın sürekli başka yere gidecek ve sen onu geri getireceksin.
En başta mesela ben de şey yapıyordum.
Evet bunu düşünüyorum şu anda ama bunun bana faydası ne?
Yani bunu düşünerek değiştirebilecek miyim?
Ya da o olayın akışını değiştirebilecek miyim?
Bir çözüm bulacak mıyım?
Hayır o zaman sana faydalı olacak daha farklı şey düşün.
Gel buraya anın içinde kal.
Aynen aynen kesinlikle öyle ve hani bunu tüm hayatına hayat...
yani yayabilirsiniz.
Yani bunu seyahate yayabilirsiniz, bunu ebeveyn olmaya yayabilirsiniz.
Yani bu her şeye yayılabilecek bir şey yani.
Evet, aynen öyle. Bir de benim...
Çok merak ettim. Daha henüz o kitabı okumadım ama senin paylaşımlarında sana sorulan en çok sorulardan biri hani böyle önerebileceğiniz bir kitap var mı dediğinde dört anlaşma kitabını çok söylüyorsun.
Ben onu okumadım.
İndirdim Kindle'a ama henüz okumadım.
O dört anlaşma kitabından senin böyle çıkardığın ve hayatına uyguladığın ve bakış açını değiştiren şeyler var mı?
Varsa neler onlar? En önemli şey o dört anlaşmanın anlaşmalarından bir tanesi kişisel algılamamak ve o benim hayata
bakış açımı değiştirdi diyebilirim.
Çünkü ben öncesinde çok alıngan bir insan olduğumu söyleyebilirim.
Fakat sonra... Yapılan davranışların, hareketlerin, sözlerin, tartışmaların, iletişimin vs.
karşı tarafla ilgili olduğunu öğrendiğim andan itibaren müthiş bir şekilde bir rahatlama geldi bana.
Örnek veriyorum karşı taraftan hakaret duysam bile şunu demeyi öğrendim.
Şu an bana yapılan hakaret benimle ilgili değil.
Karşı tarafın bununla ilgili bir çözemediği bir sorunu var, bir sıkıntısı var hayatla.
Ve o bu kişiye bana böyle iletişim kurmasına sebep oluyor.
O yüzden özgür kişisel algılama.
Ve bunu her şeye uyarlayabilirsiniz.
Mesela günlük yaşantımda bir de bir şey oluyor.
Mesela arkadaşım bir şey söylüyor, yazıyor ve bir anda böyle alındığımı hissediyorum.
Sonra mesela hemen şey diyorum, bunun seninle ilgisi yok Özgür.
Bu tamamen karşı tarafla ilgili.
Ne zaman ki böyle diyorum o zaman çok çok çok daha kolay oluyor insan ilişkileri benim için.
İkincisi de varsayımda bulunmamak.
Çünkü biz çok varsayımda bulunuyoruz insanlar olarak yani.
Kitaptaki ikinci kural varsayımda bulunmamak.
Tamamen olanı olduğu haliyle anlamak.
Bu da aynı zamanda bana hayatıma bakış açımı değiştiren şeylerden biriydi.
Diğer iki kural da tabii ki çok güzel.
Bir tanesi her ne yapıyorsan elinden gelenin en iyisini yap.
Bir tanesi, dördüncüsü de sözün büyüsü yani sözcüklerini seçerek kullan.
Ama tüm dört kurala hayran olmakla birlikte en çok hayatıma etki eden.
Bu ikisi, varsayımda bulunmamak ve olayları kişisel algılamamak.
En önemli iki şeyden bir tanesi.
Aslında bakarsan özellikle varsayımda bulunmak.
Çünkü aklımızda o hikayeyi anlatıyoruz.
O da zaten bizim anda kalmamız çok engelliyor.
Bu böyle olursa şimdi şu şekilde olacak.
Orası oraya gelirse böyle olacak diye.
Kesinlikle. Aslında söyleyecektim, sen söyledin.
Varsayımda bulunmamak ile anda kalmak da çok birbiriyle ilişkili.
Tabii ki kişisel gelişim kitaplarında önemli olan okuyup geçmek.
değil. Okuduğunu hayat pratiğine dökmek.
Bir anda bir konuda ekspert olmak mümkün değil.
Ama eğer nasıl diyeyim okuduğunuz şeyi hayattaki pratiğine dökmek isterseniz en azından bu niyette olmanız bence müthiş bir başlangıç.
Her gün bir tanecik bir şeyi bile değiştirmeye farklı açıdan bakmaya çalıştınız.
Bu bir süre sonra sayısı giderek artacaktır ve inanın hayat kalitenizi arttıracaktır.
Kesinlikle. Bazen şey istiyoruz zaten hani bir şey anında olsun, komple değişsin, komple mükemmel olsun ama aslında baktığında hep baby step dediğimiz şeyler var ya ufak adım.
Evet kesinlikle. Hani şey böyle çok fazla mesaj alıyorum bazen.
İşte ben de bilmem işte şunu şunu şunu okudum ama hiç uygulayamıyorum.
O zaman okumanın da çok bir mantığı yok bence kişisel gelişim kitaplarını.
Çünkü asıl olay aslında çok küçük de olsa hayat pratiğine dökmek.
Evet doğru söylüyorsun. Bir de bildiğim kadarıyla sen Anne olduktan sonra özellikle annelikle ilgili çok böyle fazla kitap okuyorsun, bilgilerini paylaşıyorsun.
Herkesin doğrusu kendine tabii ki.
Burada kimsenin çocuk yetiştirmesine herhangi bir şey söylemem.
Bir bireyi yetiştirmek mesela benim en çok gözümü korkutan şeylerden biri.
Doğru bir şekilde bireyi yetiştirmek, doğru değerleri verebilmek çok önemli.
Benim dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi senin paylaşımlarında.
Bu fluffy tavşanı aldıktan sonra mesela dünyalarının onu seviyordu ya.
Severken birazcık haşinsin.
Sen hiçbir zaman hayır demiyorsun mesela.
Anneciğim yavaş, anneciğim şöyle yap diye.
O mesela kafa yapısı ya da nelerden etkilendiğin, neler okuduğun, ideal ebeveyn senin gözünde nasıl oluştuğun.
Ben hep Dünya Lennon'un içinde bulunduğu ay neyse mesela doğduğu andan itibaren hep açıp okudum.
İşte 4 ay gelişimsel özellikler, 4 ay nasıl diyeyim beyin gelişimini nasıl destekleyebilirim.
Mesela 6 aylık olduğunda işte hangi oyuncaklar onun için faydalı.
İşte mesela dün daha yeni baktım 22 aylık oldu Dünya Lennon.
İşte 22 ay ben beyin gelişiminde neler oluyor?
22 aylık bir bebeğin, bir çocuğun beyni...
neler oluyor? Bunları merak ediyorum.
Okuyorum. Okuduktan sonra da hayatımıza uyguluyorum.
Yani tabii ki ben de sonuç olarak ilk defa 22'erlik bir çocuğun annesiyim şu anda.
İşte mesela hani Fluffy'e zarar veriyor ya, o Fluffy'e zarar verdiğini bilmiyor ki.
Düşünmüyor yani Fluffy'e zararı ne demek olduğunu bilmiyor.
O yüzden ben ona hayır dediğimde O hayal kırıklığına uğruyor.
Neden ki? Yani onun için ortada bir zarar yok ki.
Ama yavaş dediğimde ya da ona zarar verebilirsin anneciğim çünkü onun tüylerini çektiğimde acıyabilir, uf olabilir dediğimde haa acımak
böyle bir şey. Acıyınca demek ki hani...
Fluffy kendini kötü hissediyor.
Hani biraz bu açıdan bakıyorum.
Sadece Fluffy örneğinde değil her şey için.
Bu tip şeyler çocuk gelişiminde benim merak duyduğum şeyler.
Nasıl destekleyebileceğimi öğrenmek istiyorum, uygulamak istiyorum.
O yüzden de şey hep okuyorum.
Okuduklarımı uyarlamaya çalışıyorum.
Ve aynı şekilde ilham da oluyorsun bence.
Böyle şey var mı? Çok böyle aldığın güzel mesajlar ilham olma anlamında.
Çok fazla. Ve yani ben hani online olarak nasıl bunun olabildiğine inanamıyorum.
Mesela şu an aklıma bir örnek geldi.
İşte ben artık paylaşmıyorum ama daha öncesinde dünyanın çok fazla böyle yemek yeme videolarını paylaşıyordum.
Ve mesela biri bana şey yazmıştı, başka bir anne.
Hani sizin...
Sizi izleyerek bir bebeğim kendi kendine yemek yiyebileceğine inandım ve kendi çocuğuma da bunu yapıyorum.
Kendi çocuğuma da bunu yapmaya başladım.
Ben beslemiyorum, o kendi kendini besliyor.
Bu mesela ilk aklıma gelen, çok hoşuma giden bir örnek ama...
Çok fazla mesaj geliyor ya.
Hem ebeveynlikle ilgili hem daha önce yazmış olduğum seyahat bloglarını okuyup ona istinaden yazan var.
Avustralya'ya taşınma hikayemizden etkilenip buraya taşınan var.
Ya da ne bileyim oradan etkilenip, ilham alıp başka bir yere taşınan var.
O kadar fazla ki ve dediğim gibi bazen inanamıyorum.
Nasıl olur ya diyorum yani.
Çok etkilendiğim bir şey bu.
Birilerine dokunuyor olmak.
Bence çok güzel de bir duygu.
Çünkü genelde insanların en çok zorlandığı şeyler her bir tanesi yaptığı şeyle bu işi olabilir ya da hayatında uyguladığı herhangi bir şey olabilir.
Yaptığı şeyle hayata bakış açısının ya da hayattan beklentisinin bir olmaması, birbiriyle bağlantılı olmaması, yani yaptığı şeyin onun değerlerine hizmet etmemesi haliyle bizi
çok da mutlu etmiyor.
Günün sonunda tatmin olmuyoruz.
Ama düşünsene hani senin en büyük arzularından biri ya da seni en çok motive eden şeylerden bir tanesi insanlara ışık olmak, insanların hayatına dokunmak ve bunu yapmak seni ne kadar mutlu ediyor.
Çok mutlu ediyor çünkü nasıl anlatayım bilmiyorum ama şey gibi hissediyorum.
Öyle kendi halimde Yaşarken aslında kendi halimde de yaşamıyormuşum diyorum.
Birilerine bir yerde fikir oluyorum.
Bir şeyin yapılabilir olduğunu gösteriyorum.
Belki cesaret veriyorum.
Belki bir fikir veriyorum gibi yani mutlu hissettiriyor, iyi hissettiriyor.
Peki var mı böyle tavsiyelerin?
Yavaştan böyle biraz da kapatalım.
İstediklerini yapmak isteyen, böyle hayallerine ulaşmak isteyen insanlar için.
Gerçi bayağı da konuştuk ama.
Şu benim hayatıma çok dokundu, çok faydalı oldu dediğin.
Toparlamak gerekirse yani şunu söyleyebilirim.
Hayata bir kere geliyoruz.
Yani bugünü bir kere yaşıyoruz.
Dünü bir kere yaşadık.
Bu hayat bir kere. Ve ne yapmak istediğimize ya da neyin bizi mutlu ettiğine bir kafa yormalarını tavsiye ederim.
Bunu bir aktivite şeklinde de yapabilirler.
Yani ne bileyim bir kağıt kalem alıp, boyalar alıp, stikerler, bantlar, ne bileyim bir mum ışığı, bir sevdikleri bir içeceği yanlarına alıp böyle ben hani hayattan ne
bekliyorum, beni ne mutlu ediyor ya da beni ne mutsuz ediyor şeklinde böyle bir beyin fırtınası yapmalarını tavsiye ediyorum kendileriyle.
Ve bunun çıktısı olarak da aslında kendilerine aksiyon planı yaratmalarını tavsiye ediyorum.
Ve istedikleri şeye yani ben bunu yapamam, ben bunu gerçekleştirememden ziyade ben bunu nasıl yapabilirim?
Bunu yapabilmek için Neyi yapabiliyor olmam gerekiyor ve o şeyi nasıl yapabilirim şeklinde yaklaşmalarını tavsiye ediyorum.
Eğer bir şey istiyorsanız belki bu çok klişe gelecek ama bir yol gerçekten var.
Önemli olan o yolu bulabilecek motivasyona ve isteğe sahip olabilmek bence.
Bunu söyleyebilirim.
Bu birçok şeyi kapsıyor aslında.
Çok doğru diyorsun. Gerçekten bir şeyi istemekle ve ona odaklı olarak aksiyon almak gerçekten çok faydalı oluyor.
Mesela geçenlerde ben de şey dinliyordum.
Matt East diye birisi var.
Bu motivasyon koçu, zaman yönetimi koçu.
Diyor ki motivation followed by action.
Yani motivasyonu aksiyon takip eder.
Yani oturup bizi böyle evet bunu yapmak istiyorum ama hadi beni işte...
Bir şey beni gelsin motive etsin de ben de başlayımdan ziyade kalkıp da aksiyon aldığın zaman aslında o daha da doğru bir yöne gidiyor ve seni daha fazla motive ediyor.
Kesinlikle zaten aksi takdirde bir şey istemenin yani bir anlamı yok bence.
Hatta isteyip aksiyona geçmemek bence şeye de sebep olabilir yani mutsuzluğa.
Çünkü istiyorum ama olmuyor ya dönüşüyor.
Anıl sana. Dediğim gibi çok basit.
Seyahat etmek istiyorum.
Seyahat etmek mutlu edecek.
Ondan sonra alt kırılımları, bir şekilde seni oraya götüren yolu tek tek yazmak.
Oturup bir saatlik bir aktivite olarak düşünmeyin bunu.
Bunu şöyle düşünün, bir yer edinin, bir alana açın kendinize.
O kağıt orada kalsın ve aklınıza geldikçe o kağıdı, boşlukları doldurarak...
Hani yaratabilirsiniz ve bazı şey, mesela benim adıma yani benim için bir şeyleri yazmak daha şey oluyor, daha etkileyici oluyor.
Böyle başlayabilirsiniz.
Sonrasında da yani seyahat etmek için neye ihtiyacım var?
İşte alt kırılımlar.
Bunu nasıl elde edebilirim?
Alt kırılımlar. Böyle böyle sizi mutlu eden şeyi bulabilirsiniz.
Sizi mutlu eden şeye nasıl gideceğinizi bulabilirsiniz.
Bu güzel bir aktivite.
Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum.
Çok güzel bir aktivite. Yani bir şeyleri yazmak özellikle sürekli böyle düşünen beyin içindeki şeylere de yardımcı oluyor.
Sürekli bir şey düşünüyor olmak bizi biraz daha karmaşık bir yapıya atıyor ama dediğin gibi yazdığın zaman gözünün önünde görüyorsun ve onu bir yere koyduğun zaman da sürekli ona odaklı çalışıyorsun.
Evet bir de şöyle bir şey var yani ben çekim yasasına inanıyorum.
Yani siz bir şeye niyet ettiğiniz zaman bunu gerçekleştirmeye gönüllü olduğunuz zaman ve bununla ilgili küçük küçük adımlar atmaya başladığınız an bir şekilde etrafınızdaki enerjiyi buna yönlendiriyorsunuz
ve enerji buna evriliyor.
O yüzden şey yani hani istiyorum olmuyordan bir tık ötesi gerekiyor orada.
Hani istiyorum, bunu istiyorum, buna sahip olabilmek için şunları şunları yapmam gerekiyor ve şunu yapmaya başladım mı yapabiliyor yani o noktaya gelebilir.
önemli bence. Ondan sonra da o aksiyonu devam ettirmek, aksiyon almaya devam etmek ve zaten göreceksiniz.
Şeyi hatırlıyorum ben.
Şunu dediğimi hatırlıyorum Emine.
Tüm bu güzellikler beni nasıl bulur?
Ben ne yaptım?
Ne yapıyorum da tüm her şey bu kadar istediğim gibi ilerliyor.
Bir şey çok değiştirdin.
Evet, evet. Kesinlikle.
Ve bu mümkün.
Ben özel bir insan değilim.
Özel güçlerim yok.
Herkes gibiyim. Herkes gibi etten kemiktenim dediğim gibi.
O enerjiyi de böyle doğru yöne kaydırmak gerekiyor galiba.
Kesinlikle gerekiyor.
Bir de dedin ya çekim yasası diye.
Çekim yasasına ben de çok inanıyorum.
Ve çekim yasasının dışında bence onun işleyiş tarzlarından biri de şu.
Sen bir şeye odaklandığın zaman, yapabileceğine odaklandığın zaman hani neye odaklanırsan onu büyütürsün çünkü.
Bakış açın da ona göre değişiyor.
Çünkü algıda seçicilik dediğimiz negatife de götürebilir, pozitife de götürebilir.
Ben bunu yapacağım diye ona odaklandığında aslında oradaki fırsatları bir tık daha fazla seçiyorsun.
Burada da bu var aslında, şurada da şu var gibi.
Evet, evet, kesinlikle, kesinlikle.
enerjiyi yönlendirdiğin yerle algıda seçiciliğin başladığı yer çok ilişkili.
Dediğin gibi şey oluyor yani, enerjiyi yönlendirdiğin yerle ilgili şeyler karşına çıkmaya başlıyor.
Sonra da hani şey, ne tesadüf diyorsun aslında ama tesadüf değil.
Değil, değil. Mesela babam hep şey derdi benim, aklıma gelen başıma geldi.
Ama tabii o enerjisini çok da olumlu şeylere yönlendirdi.
Aklıma gelen başıma geldi.
Ben de vay be adamım bak sezgileri ne kadar kuvvetli.
Harbi sezgileri falan kuvvetli değil enerjisini ona gönderdin.
Enerjisi. Evet.
Çok tatlı.
Özlem benim de değinmek istediğim bir şey daha var.
Sen son zamanlarda SMA'lı bebekler için bir kampanya başlattın ve bununla alakalı paylaşım yapıyorsun.
Mesela ben bilmiyordum böyle bir hastalık olduğunu ya da hani bu tarz bebeklerin bu şekilde hastalıkları olabileceğini diyeyim.
Ondan çok hafif bahsetmek ister misin?
Nedir, nedir, biz nasıl destek olabiliriz?
Yani aslında şey benim kampanya, bireysel olarak benim kampanyam değil ama ben hani bu çocuklar için ne yapabilirim yola çıkarak hani şeye dönüştü.
Yani ben bu çocuklar için ne yapabilirim ile birlikte.
İlk aklıma gelen benim şu oldu işte o dönemde.
Buradan kartpostal yollamak, bağış karşılığında insanlara ve bu inanılmaz ilgi gördü.
Çünkü insanlar böyle bağış yapıp şeyini paylaşıp, dekontunu paylaşıp kartpostal yollamamı istedi.
Böylelikle daha önce hiç bağış yapmamış insanları bağış yapmaya...
yönlendirmiş oldum.
Bir de burada benim de şey handmade böyle çocuk bebek odaları için tasarladığım duvar süsleri var.
Onları satarak oradan kazandığım geliri bu çocukların tedavisi için bağışlamıştım.
Birçok insan harika şeyler yapıyor.
Benim de SMA hastalığıyla ilgili daha önce hiçbir bilgim yoktu.
Tamamen sosyal medya aracılığıyla Ben de bilgi sahibi oldum ve özellikle...
Anne olduktan sonra hiçbir çocuk ağlamasın istiyorsun.
İlla tabii ki bunun için anne olmaya gerek yok yani ama bu anne olmak biraz daha hormonları daha da etkiliyor diye düşünüyorum.
Yani eminim bu zamana kadar bu podcastı dinleyenlerin karşısında sosyal medyada bir kere bile çıkmıştır bu çocuklar için istenen bağışlar.
Yani tek söyleyebileceğim sizin bağışlayacağınız bir kahve parası, bir yemek parası ya da o ay bir hani elbise al...
o elbiseyi harcayacağınız bir para bir çocuğun hayatını kazanmasına sebep oluyor.
Bu şekilde 3-4 tane çocuk ilacına kavuştu.
Eğer görüyorsanız, karşınıza çıkıyorsa bu çocukların kampanyaları lütfen duyarsız kalmayın ve çok küçük de olsa, çok minik de olsa mutlaka bağış yapın diyebilirim.
Eğer daha önce hiç görmediyseniz ve bu podcast ile karşınıza çıktıysa bu bilgi, Instagram'dan SMA'lı bebekler diye aratırsanız karşınızda birçok tedavisine ulaşmak
için bekleyen bebeği göreceksinizdir.
Kesinlikle katılıyorum.
O zaman buradan dinleyenlere de çağrımız olsun.
Eğer ki karşınıza çıkarsa ya da siz ekstradan bağış yapmak isterseniz SMA'lı bebekleri internete yazarak da bulabilirsiniz.
İnstagram'da aratarak da bulabilirsiniz.
Bu şekilde bağışlarınızı yönlendirebilirsiniz.
En azından bir canın hayatına umut olmuş olur.
Ki bu da çok önemli.
Özgür çok teşekkür ederim katıldığın için.
Bize bugün ışık olduğun için.
Çok güzel şeylerden bahsettik.
Çok güzel noktalara değindin.
Çok teşekkürler tekrardan.
Ben teşekkür ederim beni davet ettiğim için.
Umarım bu yayını dinleyip pozitif anlamda etkilenen birçok insan olur.
Ve umarım güzel güzel geri dönüşler alırsın.
Gerçi güzel hayallerin sonuna geldik.
Eğer ki yeni gelişmelerden ve diğer ilham verici hikayelerden haberdar olmak istiyorsanız abone olmayı...
Ve Instagram'da Gerçi Güzel Hayaller hesabını takip etmeyi unutmayın.
Sevgiyle kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
