
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Gerçekten sadece bir hesap mı, yoksa yüzyıllardır süren toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansıması mı?
Bu bölümde ilk buluşmalardaki “ilk buluşmada hesabı kimin ödediğinden ” yola çıkarak;
Kadın ve erkek rollerinin tarihsel kökenlerine,
Modern ilişkilerde güç ve beklenti dengelerine,
“Sağlayıcı erkek – bakım veren kadın” modelinin günümüzdeki yansımalarına,
Jane Austen’dan Bauman’a, Parsons’tan güncel araştırmalara uzanan bir perspektifle bakıyoruz.
Ayrıca:
✔ Avrupa ve dünya genelindeki istatistiklere,
✔ Bağlanma stillerinin bu dinamiklere etkisine,
✔ Günlük hayatın içinden gözlemlerle bu konunun psikolojik ve sosyolojik arka planına derinlemesine dalıyoruz.
💭 Bu bölüm, “hesabı kim ödedi?” sorusunun çok ötesine geçip “ilişkilerde kimin rolü ne, neden böyle ve değiştirilebilir mi?” sorularını soruyoruz.
🎙️ Dinlerken kendi ilişkisel bakış açını da sorgulayabilir, içselleştirdiğimiz ama farkına bile varmadığımız kalıplarla yüzleşebilirsin.
ilk buluşma, kadın erkek rolleri, toplumsal cinsiyet, sosyoloji, modern ilişkiler, kadın gücü, erkeklik krizi, hesap ödeme, bağlanma kuramı, patriyarka, podcast Türkiye
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda felsefe, sanat, psikoloji ve sosyoloji aracılığıyla hem kendimizi hem de dünyayı daha iyi anlamaya çalışıyoruz.
Doğru cevaplardan ziyade doğru soruları sormaya odaklandığımız bir alandayız.
Ayrıca hayatında ya da kariyerinde değişim yapmak isteyenlere profesyonel koç olarak da eşlik ediyorum.
Daha fazlası için emineyesitmen.com Slash koçluk adresine beklerim.
Link her zamanki gibi açıklamalarda da mevcut.
Evet bugün ne zamandır aklımda olan bir konu ve bolca soru işaretini yanımda getirdim arkadaşlar.
Beraber düşünelim istiyorum.
Neyi düşüneceğiz Emine derseniz toplumdaki kadın erkek rollerini ve bu roller çerçevesinde ilişkilenmemizi düşüneceğiz.
Bu konu ne zaman aklımı kurcalamaya başladı biliyor musunuz?
Son zamanlarda kız kıza olan ortamlarda yakın arkadaşlarım hariç Şahit olduğum şöyle bir muhabbet var.
Birisi date'e çıkmış oluyor.
Ben de şöyle bir çocukla görüştüm geçen akşam dediği an gelen ilk soru şu.
Hesabı kim ödedi? Hesap erkek tarafından ödendiyse takdir ediliyor, diğer özelliklere geçiliyor.
Bu özellikler şöyle ne iş yapıyor, tahmini ne kadar para kazanıyor, kendi evi var mı, boyu, posu vs.
derken son konu muhabbet nasıl ilerledi, bir daha görüşür müsün gibi devam ediyor.
Bu durumu mikrofona getirme sebebim.
farklı ortamlarda farklı insanlarla benzer muhabbetlerin dönmesi ve bu konuda çelişen görüşlere şahit olmam.
İstiyorum ki beraber düşünelim bunun üzerine.
O yüzden de yine bol araştırmalı, gözlemli, psikolojili, sosyolojili bir bölümle karşınızdayım arkadaşlar.
Ben şöyle bakıyorum bu konuya.
Biri bana hesabı kim ödedi diye sorduğunda aklıma gelen ilk soru şu.
Bu neden önemli? Yani hesabı kimin ödediği neden bu kadar önemli sizin için?
Şöyle bir derine inecek olursak, bu sadece hesap ya da centilmenlik meselesi değil.
Bu, yüzyıllardır sorgulamadan toplum içinde üzerimize yapışmış rollerle ilgili.
Ne bu roller? Erkek, sağlayıcı, koruyan, kollayan, güven veren, evin direği.
Kadın, anaç, bakım veren, evi çekip çeviren, besleyen taraf.
Kulağa doğru ya da normal geliyor olabilir ama ben bugün buzdağının görünmeyen kısımına da bakalım istiyorum.
O yüzden gelin toplumdaki kadın erkek rollerinden, bu rollerdeki beklentilerden, özellikle de farkında olmadığımız bilinçaltımızdaki beklentilerden, modern dünyada kadının daha özgürleşip
bağımsızlaştığı noktada bu roller dengesinin nasıl değiştiğinden ve günümüz modern ilişkilerini nasıl etkilediğinden konuşalım biraz.
Hazırsanız başlayalım.
İlk buluşmada hesabı kim ödemedi diye sizlere de sordum Instagram'dan ve çok yüksek bir katılım gerçekleşti bu ankete.
Katılanların %43'ü hesabı ilk buluşmada erkek öder demiş.
Neredeyse yarısı. Ve bunların arasındaki erkek sayısını söylüyorum.
2. Erkek dinleyicilerim genel olarak paylaşalım demiş.
Geri kalan kısımda kim davet ettiyse o ödemeli demiş.
Sadece iki kişi, ikisi de kadın, kadın öder demiş.
Peki bu bizim şu an minik anketimiz.
Bakalım bu konudaki araştırmalar ne diyor?
Toplumlara göre değişiyor.
Mesela Amerika'da yapılan bir araştırmada.
CBS News'un 2017'de yaptığı bir araştırma bu.
Kadınların %84'ü ilk buluşmada hesabı erkeğin ödemesini centilmenlik göstergesi olarak gördüğünü söylemiş.
Ama çok ilginç bir şekilde erkeklerin %64'ü de bu beklentiden kendini finansal olarak baskı altında hissettiğini belirtmiş.
Çok ilginç değil mi? İngiltere'ye baktığımızda da Reuters'ın 2011'de yaptığı bir araştırma var.
Yaklaşık 2000 kişiyle yapıyorlar bu anketi.
Araştırmadan ziyade bir anket bu.
Kadınların %58'i diyor ki ilk buluşmada hesabı beraber ödemeyi tercih ediyoruz.
Sadece %25'i erkeğin tamamen ödemesi gerektiğini düşünüyor.
Erkeklerin de %55'i yarısına fazlası centilmenlik gereği hesabı ödemeyi uygun buluyor.
Kuzey Avrupa'ya bakacak olursak İskandinav ülkeleri ve Hollanda'yı söylüyorum.
Tarihsel olarak bu ülkelerde müşterek ödeme yaygın.
Going Dutch dedikleri yani bizdeki Alman hesabına denk gelen bir tabir.
Ama buna rağmen romantik ilişkilerde hala erkekten ödeme beklentisi var.
Neden? Çünkü tarihsel roller dedik ya az önce.
Erkeğin sağlayıcı, kadının bakım veren rolünden bahsettik.
Nereden çıktı bu roller? Şöyle bir geriye döndüğümüzde bakalım avcı toplayıcı ya da tarım toplumlarında ne önemliydi?
Fiziksel güç önemliydi değil mi?
Erkekler dışarıda hayatta kalmak için ya avlanırdı ya da tarlada çalışırdı.
Haliyle kadınlar da doğurganlıkla, çocuk bakımıyla, ev işleriyle ilişkilendi.
Bu ayrım zamanla kültür, din ve hukuk da kutsallaştırıldı ya da pekişti diyelim.
Peki sanayi devrimine doğru bir bakacak olursak hatta sanayi devrimi öncesine bakacak olursak özellikle de İngiltere'ye bakmak istedim.
Çünkü burada kadınların büyük bir kısmı paylaşılmalı hesaplıyordu ya ilk buluşmada.
Ama o zamanın rolünde de kadın ancak iyi bir evlilik yaparsa toplumsal kabul görebiliyordu.
Çalışmak hatta bir işte yükselmek kadına biçilen zerafet rolüyle çelişiyordu.
Bence bu noktada Jane Austen'ın aşk ve gurur romanı cuk oturuyor buraya.
Okuyanlarınız bilir roman tam bu tarihsel gerçekliğin ortasında geçiyor ve Elizabeth Bennet'in annesi Mrs.
Bennet'i hatırlayın. Kadının hayattaki tek misyonu kızlarını iyi birer eş yapmak.
Çünkü kadının ekonomik ve toplumsal güvenliği neredeyse tamamen yapacağı evliliğe bağlı.
Erkek rolüne baktığımızda da Mr.
Darcy'nin ilk başta soğuk ve gururlu görünmesinin ardında da O dönemin erkeklik algısı var değil mi?
Yani ne demek bu?
Daha çok erkek maddi gücüyle saygı kazanır, duygularını saklar, sağlayıcı kimliğini korur.
Elizabeth de o dönemin İngiltere'sinde bu rol dağılımını sorguluyor.
Darcy'nin servetine değil karakterine ve değerlerine bakıyor.
İşte Austin'ın romanındaki en büyük kırılma bu.
Bu kadar bence ünlü olmasının, bu kadar ses getirmesinin sebebi de bu.
Kadın ilk kez kendisine dayatılan ekonomik zorluklara rağmen...
Kendi seçim hakkını savunuyor.
19. yüzyılda sanayi devrimiyle birlikte kadınlar fabrikalara girdi.
Evet uzun saatler çalıştılar ama hala ev içi bakım yükü kadının sırtındaydı.
Bu dönemde kadınlara erkeklerin yarısı kadar ücret veriliyormuş bu arada araştırmalara baktım.
Kadın hem evde hem işte yıpranırken toplum hala erkeğin sağladığı kadının evde baktığı modelini kutsadığı için yine olan kadınlara oldu diyebiliriz bence.
Ki günümüze baktığımızda da ben çok farklı olduğunu düşünmüyorum özellikle bazı toplumlarda.
Şu an kitle iletişim araçları sayesinde kadınlar bu haksızlığı daha fazla gündeme getirdiği için yavaş yavaş değişmeye başladı.
Ama hala aynı işi yapmasına rağmen daha az ücret alan kadınlar mevcut.
Zaten Avrupa Komisyonu'nun 2021 verileri de bunu doğruluyor.
AB ortalamasında kadının saatlik kazancı erkeğin kazancından %12-13 civarında daha azmış arkadaşlar.
Benim gözlemim günümüzde de birçok kadın hala hayatına giren erkeğin maddi olarak kendisinden daha üstün olmasını bekliyor.
Bu biraz güvence, biraz da toplumsal rollerle ilgili ama bunu destekleyen bir araştırma da var.
2013'teki Pew Research raporuna göre Amerika'da evli çiftlerin %29'unda kadınlar eşlerinden daha fazla kazanmasına rağmen İlginç bir şekilde birçok kadın hala kendisinden
fazla kazanan bir partnerle beraber olmak istediğini söylemiş.
Araştırmacılar da bunu geleneksel güvenlik algısının hala sürmesiyle açıklıyor.
Ben buna şöyle yakından şahit oldum.
Benim tanıdığım çok güçlü tutuğunu koparan bir kadın var çevremde.
Muazzam paralar kazanıyor arkadaşlar.
Teknolojide satışta zaten tahmin edersiniz bir teknoloji firmasında satış yapmak ve başarılı olmak size nasıl bir kazanç getiriyor diye.
Ve hiç kimseye hiçbir konuda ihtiyacı yok.
Bunu da her seferinde dile getiriyor.
Bu geleneksel kadın erkek rolleri konusunda da çok köşeli düşünceleri var.
Feminist demek istemiyorum.
O başka bir bölümün konusu.
Ama konu maddiyata gelince diyor ki benim beraber olacağım erkeğe saygı duymam için kesinlikle benden çok para kazanmalı.
Bana para harcatmamalı.
Böyle bir noktadan bakıyor.
Neden diye sorduğumda net bir cevabı yok ama.
Kendimi güvende hissetmek istiyorum falan gibi böyle bir şey de söylemiyor.
Bende de şöyle bir izlenim bıraktı.
O karşı olduğu geleneksel kadın erkek rollerini farkında olmadan çok ciddi bir şekilde içselleştirmiş.
Bendeki izlenim bu yönde.
Buna sosyolojik taraftan bakacak olursak da çok sevdiğim sosyolog Zygmunt Bauman ve Tim May'in de söylediği gibi çoğumuzda ifade edemediğimiz bir bilgi var.
Ne bu? Sağduyu.
Sadu'yu bize diyor ki adam öder, kadın hoş görünür.
Çünkü tarih boyunca böyle gördük.
Ama sosyolojiyi neden seviyorum biliyor musunuz?
Bize bunları sorgulamayı öğrettiği için.
Neden? Kim dedi?
Hangi koşullarda bu kural geçerli?
Bunları sorguluyoruz işte.
Diğer bir sosyolog Talcott Parsons'a bakalım.
Onun 1950'de aileyi iki temel role ayırdığı bir teorisi var.
Burada diyor ki erkek enstrümanteldir, ekonomik, sağlayıcı, karar verici, rekabetçidir.
Kadın da ifade edicidir.
Duygusal destek veren, evde denge kuran.
Aman huzurumuz kaçmasın Ali Rıza Bey burada işte.
Şimdi bunu aileyi ayakta tutan ideal sistem olarak sunuyor kendisi.
Bugün biliyoruz ki bu model o dönemin orta sınıf heteronormatif yapısına göreydi.
Ve çeşitliliği görmezden geliyordu evet.
Ama ne oldu? 1970'lere doğru geldik.
Feminist hareketlerle beraber sosyolojide de şu netleşti.
Cinsiyet biyolojik.
Toplumsal cinsiyet kültürel olarak üretilmiş kavramlar.
Yani ne demek istiyorum?
Erkek güçlü sağlayıcı olmak zorunda değil, kadın da şefkatli uysal olmak zorunda değil.
Bu sadece bize öğretilmiş bir senaryo.
Aslında insanlar biraz daha bu kavramları sorgulamaya başladı.
Yani toplumsal cinsiyet eşitliği dediğimizde de zaten Kadın da sağlayıcı olabilir, erkek de bakım veren olabilir.
Geleneksel rollerin yüklerini sırtımızda taşımaya gerek yok gibi bir yerden algılıyorum ben.
Ama tabii ki binlerce yıldır süre gelen bir mantığı son 100-150 yılda değiştirmek ne kadar mümkün arkadaşlar?
İşte bu yüzden de psikolojide aynı dönemlerde şöyle bir kavram ortaya çıkıyor.
Rol konflikt yani rol çalışması.
Bir kişi aynı anda birden fazla hatta çelişen toplumsal rolü taşımaya çalıştığında çatışma yaşıyor.
Mesela modern bir kadın hem güçlü, kariyer sahibi hem de bakım veren rolüne uymaya çalıştığında içsel çatışma yaşayabiliyor.
Hepimiz çevremizde bunun örneklerini görmüşüzdür diye düşünüyorum zaten.
İşte bu yüzden günümüzde artık erkekler çocuk bakımına katılsa da, kadınlar aileyi ekonomik olarak çekip çevirse de ilginç bir şekilde o eski kodlar hala farklı formlarda karşımıza çıkıyor.
Bu sebeple de bugün ilişkilerde hesabı kimin ödediği, maddiyatı kimin yönettiği sorusu biraz da bu geçmişten gelen toplumsal rolleri içten içe ne kadar benimseyip benimsemediğimizle alakalı bence.
Bu konuyu araştırırken filozof ve sosyolog George Herbert Mead'in sembolik etkileşim teorisine denk geldim.
O da bu teori altında diyor ki, ilişkilerde küçük jestler büyük anlamlar taşır.
Bir erkeğin hesabı...
Ödemesi, kadın tarafından değer görüyorum şeklinde yorumlanırken, erkek için gücümü, ilgimi gösteriyorum anlamına gelebilir.
Sorun bu sembollerin konuşulmamasında.
Bu size doğru gelir, yanlış gelir, orası tartışılır.
Herkesin görüşü kendine ama bununla alakalı size bir örnek vermek istiyorum.
Benim yakın bir arkadaşım seneler önce Fransız bir adamla görüşüyordu ve adam ona şöyle bir şey söylemişti.
Sen her şeyi paylaşalım istiyorsun.
Her şeyi ben yaparım, ben hallederim kafasındasın ama bana alan açmıyorsun.
Sana güzellik yapmam için bana bir fırsat vermiyorsun.
Ve böyle giderse sen 45 yaşına geldiğinde de hala bekar kalırsın demişti.
Arkadaşım güderek anlatıyor haklı çıktı 45'ime geldim hala bekarım diye.
Çünkü her ne kadar modern toplum içinde olsak da çok büyük bir kısım erkek bu süre gelen rol dağılımından ötürü kadın için bir şey yaptıkça bir şeyleri hallettikçe, ödedikçe kendini bir anlamda
işe yarar ya da güçlü hissediyor.
Aynı şekilde büyük bir kısım kadın da bu davranış biçimini bir jest, bir değer görme ya da güven veren bir yerden algılıyor.
Bu bölümde örnek verdiğim insanların minniyetini özellikle söylüyorum ki bu sadece Türk toplumuna, İngiliz toplumuna, o ya da bu topluma ait değil, evrensel bir konu.
Bunun altını çizmek istiyorum çünkü patriark düzen zaten evrensel bir konu şu an günümüzde.
Ama az önce demiştim ya, Bu biraz daha konuşulmadığı için problem çıkıyor diye.
Bununla alakalı da bir çalışma var.
2019'da Journal of Marriage and Family diye bir yayından çıkıyor.
Çifter maddi konularda açıkça konuştuğunda ilişki doyumu artıyormuş.
Yani aslında mesele kimin ödediği değil bu konuda nasıl iletişim kurdukları.
Bu iletişim kurulmadığı zaman ne oluyor?
Ne anlama geliyor yani?
Şöyle oluyor. Mesela sağlayıcı kulağa asil geliyor.
Aynı zamanda erkekliğin ölçü birimine dönüşmüş durumda.
Bunun iletişimini kurmuyoruz, bilinçaltımız da böyle.
Duygusal destek veren kulağa sıcak geliyor ama kadını ne kadar verirsen o kadar değerlisin tuzağına hapsedebilir.
Ve günün sonunda saçını süpürge eden kadın partner rolünden çıkıp hayatındaki erkeğe annelik, eve beyinlik yaparken bulabiliyor kendini.
Bu da ilişki dinamiklerini değiştiriyor.
Psikolojik olarak nasıl etkiliyor?
Birçok erkek kendi değerini kazandığı parayla ya da statüyle ölçmeye başlıyor.
Ve birçok kadın da değerini verdiği emek, uyum, bakım üzerinden tanımlıyor ya da güzellik ölçütüyle tanımlıyor.
Zaten günümüzde bu kadar estetik operasyonun artmasını da bununla bir tık daha ispatlayabiliriz.
Eril bakış bölümünde ve erotik kapital bölümlerinde bu dengelere değinmiştim.
Onları da dinleyin isterim bu bölümden sonra hala dinlemediyseniz.
Peki geleneksel olmayan insanlar bunu nasıl algılıyor?
Mesela şöyle bir örnek vereyim.
Bazı kadınlar erkeğin maddi kontrolü ele almasını tehdit olarak algılıyor.
Çünkü materyali sağlama gücü elinde tutmakla eşdeğer.
Günümüzde kadınların bir kısmı da şöyle düşünüyor.
Özellikle de ailesinde maddi özgürlüğü olmayan kadınlar varsa ve erkek hegemonyasında kalmış, acı çekmiş, maddi bağımsızlığı olmadığı için özgürlüğünü yaşayamamış örnekler varsa bunu kısıtlayıcı,
kontrol edici, rahatsızlık veren bir yerden görüyor.
Ben maddi kontrolü bu adama verirsem beni yönetme, bana karışma hakkını elde eder tedirginliği var içtence.
O yüzden de erkeğe bu maddi hazı vermeyerek bir noktada sınır koyuyor.
Kendini bir şekilde koruma altına alıyor.
Çünkü gözünün önünde bunun örneği var.
Ve bu yüzden de aman kızım altın bileziğin olsun, aman kızım kendi ayakların üzerindedir, aman kızım kocanın eline bakma, bir erkeğin eline bakma gibi bir yerden yetiştiriliyor.
Daha geleneksel ortamlarda büyüyen kadınlar için de tam tersi mevcut olabilir.
Tabii ki bu illa böyle olacaktır demiyorum ama dengeler bu şekilde dağılıyor olabilir.
Erkek tarafında ne oluyor?
Kadın bakım verenden sağlayıcı rolüne doğru kaydığında karşısındaki erkek bir şaşırıyor.
Çünkü ona da yüzyıllar boyunca tam tersinin doğru olduğu söylenmiş.
Ve belli bir noktada bu kadını tehdit olarak görebiliyor farkın olmadan.
Güçlü kadın severim diyen birçok erkeğin iş ciddiye bindikçe Bu da fazla güçlü fazla bağımsız diye geri vites yaptığına şahit olmuşsunuzdur eminim.
Gözleri korkuyor çünkü.
Göz korkutucu deyince böyle çok korkutucu bir terim gibi geliyor ama bunun İngilizcesi intimidating.
Göz korkutucu demek. Bir erkek bir kadına bunu söylediğinde ki bunu duyan çok kadın var çevremde kendimde dahil.
Kadın şöyle düşünüyor.
Karşımdakinin özgüveninde mi bir problem var?
Halbuki dışarıdan bakınca hiç de öyle durmuyor.
Yoksa bende mi bir problem var?
Bu konuyu gözlem yeteneği çok güçlü olan bir arkadaşım, erkek bir arkadaşım bana şöyle açıkladı.
Dedi ki bir erkek güçlü, başarılı, akıllı, güzel ve kendine yeten, benim herhangi bir şey için sana ihtiyacım yok enerjisi veren bir kadınla beraber olduğunda gözü korkar evet.
Özellikle de özgüveninde minicik bile olsa bir çatlağı varsa.
Çünkü erkek o sağlayıcı rolü gereği bilinçaltında ben bu kadına ekstra bir şey veremem, bir şey sağlayamam diye düşünür.
Erkekler içten içe işe yarar hissetmek ister çünkü kodumuzda bu var.
Kadın ya da erkek her kimse kendini yetersiz ya da değersiz hissettiği bir yerde zaten durmak istemez.
O yüzden görüştüğü kadından üstün bu üstünlüğün en kolay ispatı da maddiyat ya da statüya.
O yüzden diyorum bunu. Görüştüğü kadından üstün ya da minimum aynı seviyede hissetmiyorsa evet onun için intimidating yani göz korkutucu olabilir bazı kadınlar üzgünüm.
Ama zaten öyle düşünen biri de sizin için doğru insan olmadığının göstergesi bence bir yerde.
Bana çok mantıklı daha doğrusu objektif geldi bu bakış açısı.
Günümüzdeki kadın erkek rollerini ve tarihten gelen bu tanımları eğer ki bir potaya koyarsak bir potada eritilsek.
Patriark bir toplumda yaşıyoruz dediğim gibi her ne kadar inkar etsek de bu dengeler hala daha birçok kişide birçok ilişkide geçerli.
Şimdi burada bir duralım.
Bu kadar bilgi paylaştık.
Bu kadar bir değerlendirme yaptık.
Benim size bir sorum var arkadaşlar.
Biz artık avcı, toplayıcı ya da tarım toplumunda yaşamıyoruz.
Tabii ki geçmişten gelen kültürel kodlarımız var ama siz kendinizi bu dengenin neresinde görüyorsunuz?
Ve bu görüşünüz yüzünden içsel ya da aleni çatışma yaşadığınız ilişkiler oldu mu?
Yani demek istediğim ben toplumsal klasik kadın erkek rollerine inanmıyorum deyip daha fazla aktif, daha fazla paylaşımcı bir rol aldığınızda Bir erkek tarafından hop ne oluyor dediğiniz
oldu mu ya da ben erkeğin bana daha fazla bir şey sağlamasını bekliyorum dediğinde karşı tarafın çekildiği oldu mu?
Erkek dinleyicilerim aynı soru sizin için de geçerli.
Bu soruyu neden soruyorum biliyor musunuz?
Benim şöyle bir gözlemim var çevreme dayanarak.
Kadının daha fazla kazandığı ya da statü olarak daha yüksek olduğu çoğu, hepsi demiyorum, çoğu evlilikte ve ilişkide bir şekilde çatlak oluyor.
Tartışmalar artıyor, erkek gücünü farklı şekillerde ispat etmeye çalışabiliyor.
Bu benim nacizane gözlemimde ama bunu da araştırdım ve İsveç'te bakın İsveç dersiniz İskandinav ülkeleri dersiniz ama ve Dünya Geneli Çalışmalar The Economic Journal 2025'de böyle bir çalışma yayınlamış.
Diyor ki kadın bir aile içi gelirin %55'inden fazlasını kazanıyorsa eğer çiftlerin ayrılma riski %11 ila 40 arasında artıyormuş.
Çok büyük bir... Boşluk var bu 11 ile 40 arasında ama sanıyorum orada farklı etkenler de var tabii.
Ama yine de böyle bir veri var elimizde.
Ayrıca erkeklerde de bu durumda madde kullanımı kadınlarda stres ve nevrotik bozukluk gibi mental sağlık sorunlarında artışta gözlenmiş.
Şimdi hesap konusuna geri dönecek olursak orada da şöyle bir gözlemin var.
Kişiye bakış açısına yaş grubuna göre tabii ki değişiyor.
Şimdi bunları yine hesap konusu üzerinden örneklendirecek olursak.
Bana bir kere görüştüğüm bir bire şöyle demişti yemeğe çıkmıştık.
İkinci ya da üçüncü görüşmemizde izin verirsem bunu ben ödeyebilir miyim diye çekine çekine sormuştu.
Ve orada onun beden dilinden soruş tarzından şey anladım.
Ben bir tık ileri gidip onun o sağlayan erkek tarafını biraz bloklamışım.
Dedim ki tabii ki ama sadece ödeme değil.
Mesela buluşulacaksa bir plan yapılacaksa erkek iş bitirici rolü gereği aksiyon almak ister.
O yüzden özellikle ilişkinin başlarında kadının fikir verip öneri sunup aksiyonu erkeğin aldığını görürüz genelde.
Kendinizden payı için bir erkek buluşmayı ayarlayıp hemen böyle rezervasyonu yapıp organize oluyorsa artı puan kazanmıyor mu?
Tabii ki kazanıyor. Başka bir arkadaşım da şöyle demişti bana.
Bir kadın ödemek istediği zaman ben hayır demeyi ve ısrar etmeyi kaba buluyorum.
Çünkü yanlış anlaşılmaya çok müsait özellikle günümüzde.
Karşı tarafa yukarıdan bakan küçümseyen bir tavırla yaklaşıyormuşum izlenimini vermek istemiyorum.
Bana çok mantıklı geldi ama hangi kız arkadaşıma söylesem ha çok iyi kılıf bulmuş diye dalga geçti.
Bilmiyorum artık yorumu size bırakıyorum.
Diğer bir görüşte özellikle daha genç yaş grubu erkek arkadaşlarımdan duyuyorum bunu.
Diyorlar ki hesabı benim ödememde bir sorun yok ama nezaketen de olsa teklif edilmesini beklerim.
Aksi takdirde kendimi kullanılmış gibi hissediyorum.
Ya da şunu. Çok kişiden duydum ve aşırı güldüm.
Hesap gelince kollarını arkada bağlayan başka yöne bakan kadınlara böyle çok kitleniyorlar.
Bence bu biraz da hem kendimizi iyi tanımak hem ilişkilere nereden baktığımızı hem de karşımızdaki insanı onun görüşlerini inançlarını iyi okumak ve dengeyi ona göre ayarlamakla
alakalı. Çünkü öbür türlü bir rol karmaşası yaşanıyor ya da bir kavram karmaşası yaşanıyor.
Sosyal medyada bir ara karşıma hep prenses erkekler ve maskülen kadınlarla ilgili komik postlar çıkıyordu.
Ve insan haliyle bu noktaya nasıl ve neden geldik diye merak ediyor.
Ben ediyorum şahsen. Son olarak da şunu söylemek istiyorum.
Bağlanma teorisiyle alakalı buraya da değiniyor çünkü bu teori.
Hatta bu kanalda da var onunla ilgili bir bölüm ve açık ara en çok dinlenen bölümlerden bir tanesi.
Bağlanma kuramına göre de bireyin çocukluk deneyimleriyle belirleyen o bağlanma stilini...
yetişkin ilişkilerinde güven ve beklentiyi etkilediğini gösteriyor ya, özellikle de kaygılı bağlanan kadınlarda erkeğin ödeme yapması, sevilme ve değerli hissetme sinyali olabilirmiş, erkeklerde
de duygusal bakım arayışı yoğunlaşabilirmiş eğer kaygılı bağlanıyorsa aklınızda olsun.
Bakın bir hesabı kimin ödediği sorusu nerelere geldi görüyor musunuz?
Ve ben bu bölümü iki tane soruyla kapatmak istiyorum.
Birincisi, Kendinizi flörtte ya da ilişkide cinsiyetiniz yüzünden belli bir rolde hissettiğiniz oluyor mu?
Oluyorsa sizce bu nereden geliyor?
İkincisi toplumdaki kadın erkek rollerini yeniden yazabilseniz ya da düzenleyebilseniz o kartları yeniden dağıtsanız dengeyi nasıl kurardınız?
Sonuç olarak hepimiz içinde yaşadığımız toplumun kültürel kodlarını, yetiştiğimiz ailelerin görüşlerini, geçmiş tecrübelerimizden getirdiğimiz bagajları taşıyoruz.
Ama dünya değişiyor, ilişki şekilleri değişiyor, biz değişiyoruz.
Önemli olan bu değişime nasıl uyum sağladığımız.
Ne istediğimizi, ne istemediğimizi, bir ilişkiden karşımızdaki insandan ne beklediğimizi bilmemiz.
Evet bir bölümün daha sonuna geldik arkadaşlar.
Bu bölümü... Dinlemesi gerektiğini düşündüğünüz arkadaşlarınıza yollamayı unutmayın.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Seviyorum sizi. Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
