
Hayattaki Rollerimiz ve Kimliğimiz Arasında Dengede Kalmak
26 Şubat 2024 · 17 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta hayatta sahip olduğumuz, seçtiğimiz roller, bu rollerin kapladığı alan ve benliğimize olan etkisini ve dengeyi nasıl bulabileceğimizden bahsettim.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda psikoloji, felsefe, bilim ve farkındalık çerçevesinde hayatı daha yaşanılabilir kılmak için hayata dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi
paylaşıyorum. Ek olarak her çarşamba günü podcast ile bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri ve kendimizi daha iyi tanımak adına bir soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim de mail kutuma düşsün bunlar derseniz emineyesildimen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Linki açıklamalarda da var zaten.
Eğer benimle birebir çalışmak isterseniz de yine aynı adresten koçluk başlığını tıklayıp bilgi ve ücretsiz ön görüşme randevusu alabilir ya da bana LinkedIn profilimden ulaşabilirsiniz.
Bu hafta...
Büründüğümüz roller ve bu rollerin kimliğimiz, benliğimiz üzerindeki etkisinden hayatımız üzerindeki Etkisinden bahsetmek istiyorum.
Çok sevdiğim bir arkadaşımdan bölüm önerisi olarak geldi.
Dedi ki ben ona bölüm önerisi sorduğumda Emine benim gündemimde bu var.
Rollerim çok hızlı değişiyor ve ben bunlara nasıl adapte olacağım konusunda kafa yoruyorum dedi.
Üzerine birazcık konuştuk.
Çok güzel bir konu olarak ilgimi çekti benim de.
O yüzden de bizim sahiplendiğimiz roller yaşamımızı nasıl şekillendiriyor?
Ve daha farklı aslında nasıl evirebilir bunlara bakalım istiyorum.
Neden? Çünkü Bazen rollerimizi çok sahipleniyoruz, bazılarını özellikle.
Bunlar ne olabilir? Eğer ebeveynseniz annelik rolü çok üstün gelebilir.
Yani annelik her şeyin üzerinde olabilir ve diğer rolleriniz olan bu bir çalışmak olabilir, size anlam veren başka bir şey olabilir.
Onları belki belli bir süreliğine göz ardı etmiş olabilirsiniz.
Ya da bazılarımız mesleği üzerinden kendini, kimliğini şekillendirir.
Avukat, öğretmen, aktör, patron, girişimci bu şekilde tanımlanır.
Ya da eğer bir hobiniz varsa böyle tutkuyla bağlı olduğunuz bir şey varsa bunun üzerinden de biraz daha kendinizi tanımlarsınız.
Yazan, çizen, gezen gibisinden.
Bunların hepsi bir arada da olabilir ve zamanla beraber o rollerin ağırlığı değişir.
Mesela siz kendinizi mesleğinize tanınarken birden anne olursunuz ve annelik rolünüz ön plana geçer gibi gibi.
Ağırlığı zaman zaman değişse de bazı durumlarda da tek bir rol bizim kimliğimiz haline gelir ve en büyük yeri kaplar hayatımızda.
Ve ağırlık verdiğimiz o rol her neyse bazen onun içine öyle bir çekiniriz ki farkında olmadan hayatımız onun etrafında döner.
Ama olur da o rol bizi terk ederse...
Terk ederse diyorum çünkü hayatta karşımıza ne çıkacağı hiç belli değil.
İşimizi kaybedebiliriz, eşimizden ayrılabiliriz, bir kayıp yaşayabiliriz, sağlık problemimiz olabilir ve en keyif aldığımız şeyi bizi tanımlayan şeyi yapamıyor olabiliriz.
İşte o zaman boşluğa düşmek kaçınılmaz olabiliyor.
O dengeler bozulduğunda hayata nereden tutunacağını bilemeyebiliyor insan.
Mesela böyle anlatınca aklıma şey geldi.
Boş yuva diye bir tabir var ya hani ailede çocuklar büyüyüp kendilerine ait bir hayat kurmak için evden ayrılınca ebeveynlerin bir boşluğa düşüp acı ve yalnızlık hissetmesi.
Bu rollerimizin yani çok anlam atfettiğimiz rollerimizin hayatımızdan çıkması bence bunun gibi.
Ya da benim çok kullandığım tabir emekli albay tabiri.
Kendini işiyle çok özdeştiren, kimliğini mesleği üzerinden kuran kişilerin emekli olduktan sonra ya da o mesleği bıraktıktan sonra o boşluğa düşmesi, yalnızlığa düşmesi gibi.
Bunun için illa yaşımızın geçmesine gerek yok bu arada özellikle günümüz dünyasında herhangi bir yaş aralığında deneyimleyebileceğimiz şeyler bunlar çünkü her şey çok hızlı değişiyor ve biz de çok hızlı değişiyoruz.
Yani bizim kendi içimizdeki değişimden dolayı da bugün çok anlam atfettiğimiz o rol yarın bize anlamsız gelebilir ve biz bir yerde yine kendimizi boşluğa düşmüş hissedebiliriz.
O yüzden de Gerek çevremiz gerekse kendi içimizdeki değişimlere daha hızlı ayak uydurabilmek, değişime olan direncimizi yönetebilmek ve dolayısıyla hayatı farklı şekillerde de
deneyimleyerek yaşadığımız hayattan daha çok doyum, lezzet almak için böyle deyince de çok hedonist hissettim kendimi.
Ya da şöyle diyeyim en azından hayatı daha katlanılabilir hale getirmek için rollerimizi nasıl dağıttığımız ve onlara atfettiğimiz anlamı kavramak çok önemli diye düşünüyorum.
Ama bu kadar hızlı bir giriş yapmışken şöyle bir duralım istiyorum ve burada size bir sorum var.
Kendinizi tanımladığınız kimliğinizi tanımlamanıza yardımcı olan rolleriniz neler?
Bunu böyle bir düşünün isterim.
İsterseniz burada bir durdurun düşünün ya da herhangi bir kağıt kalem ya da notunuz varsa telefonda oraya bir yazın isterim.
Mesela benim tanımladığım birkaç rol şöyle.
Öncelikle bir abla kimliğim rolüm var.
Burası benim karşılıksız sevgiyi tattığım.
Biraz daha sorumluluk bilincimin ağır bastığı dolayısıyla yönlendirici, korumacı ve kollayıcı bir tavır takındığım alan.
Şu anki Emine'yi Emine yapan rollerden de biri aslında.
Sonrasında koç kimliğim rolüm var.
Burası da benim kendime yarattığım anlam çerçevesinde en çok doyum aldığım noktalardan bir tanesi.
Hem somut ya da soyut bir şekilde yarattığım faydayı görebildiğim hem de sürekli öğrendiğim, geliştiğim, büyüdüğüm bir alan.
Bunun dışında bir de kurumsal rolüm var.
Burada Emine daha iş bitirici, çözüm üreten, güçlü, presentable, kurallara uyan, politik yanı ağır basan görece ciddi bir rolde ama yaptığı iş gereği aynı zamanda yaratıcı
ve insanların hayatını bir şekilde kolaylaştıran bir rolü de var.
Bir de üreten bir rolüm var.
Şu an bu podcast formunda vuku buluyor.
Daha önce farklı şekillerde vuku buldu.
Ama hayatın bana getirdiklerine, benim içsel değişimlerime ya da dışarıdaki şartların değişimine de bağlı olarak farklı formlarda üretmeye devam edecek bir...
Rol, kimlik bu da. Burada da Emine daha özgür, daha otantik, iç dünyasında olduğu gibi ifade etmekten çekinmeyen ve bunun da bir yerlerde karşılık bulduğunu bildiği için büyük resme bir şekilde
katkı sağladığından dolayı tatmin bir Emine.
Bu detayları da bu roller içerisindeki Emine'nin nasıl var olduğunu da özellikle açıklıyorum ilerleyen dakikalarda çünkü onların üzerinden biraz daha şekillendireceğim.
Bu roller uzar gider tabii ki ama şimdilik bu dört tanesi elimizde dursun.
Eğer ben bu rollerden bir tanesine gereğinden fazla ağırlık verir, diğerlerini ihmal edersem, hayatımı tamamen tek bir rol çerçevesinde kurgular, maddi manevi tüm beklentilerimi
oradan karşılamaya çalışır ya da tüm kapasitemi, enerjimi oraya kanalize edersem, kısacası tüm yumurtalarımı tek bir sepete koyarsam, gün gelir o sepet düşer ya da biri gelip
sepetime şöyle ok... Kalı bir tekme atarsa bu daha çok işte eş, ebeveynlik, kardeş, arkadaşlık rollerindeki kazıklar gibi düşünün bunları.
Ya da günümüzün işten çıkarımları gibi.
Böyle bir şey olursa benim sepetim bomboş kalır.
Ve o zaman benim sepetimin boşalması yani o rolün içinin boşalması o rolümü kaybetmem demek hayatta.
Dolayısıyla da benliğimi kaybetmemle eş değerde olabilir.
Eğer ona çok yüksek bir anlam atfetmişsem.
İşte o zaman en ufak bir rüzgar daha ben savrulmaya başlarım.
Çünkü bütün sepetlerim boş ve güçlü bir rüzgar çıktığında beni merkezinde tutuyor.
Tutacak, yere sabitleyecek bir ağırlık yok ellerimde.
Öyle düşünebiliriz. Halbuki ben ama öyle ama böyle bir şekilde yumurtalarımı farklı sepetlere yerleştirmiş olsaydım.
Olası bir aksilikte ya boşalan sepetimi atar elimde kalanlarla devam ederdim ya da diğer sepetlerden bir iki yumurta boş sepete koyup tekrar dengeye gelirdim.
Yani bir şeyler elimden kayıp gittiğinde ya da değiştiğinde faydalanabileceğim, başvurabileceğim farklı kaynaklarım olurdu.
Çünkü hayatta her şey değişebilir ya da yok olabilir ama sorun şu, ben bu değişimler, bu yıkımlar, bu kaybedişler ya da kazanışlar karşısında elimde kalan rollerim ne olursa
olsun ben olarak, kendim olarak var olmaya devam edebilir miyim?
Hayatımdaki değişimlere savrulmadan ayaklarımın sağlam bastığı bir yerden uyum sağlayabilir miyim?
Bu soruları size soruyorum.
Cevapları sizde. Benim kendi cevabım bence yapılabilitesi var.
Tabii ki de söylemesi yapmaktan çok daha kolay ama en azından hayattaki şu yolculuğumuzda bir tık daha huzurlu ilerleyebilmek için bence hayatımıza dahil etmemiz yapmamız gereken
şeylerden bir tanesi. Nasıl derseniz de.
Benim üzerine düşününce ve tabii ki geçmiş tecrübelerimden, çevremdeki gözlemlerimden de yola çıkarak kendimce bulduğum, arkadaşımla da konuşurken üzerinde biraz daha böyle yoğunlaştığımız cevap şu oldu.
Özümü bilmek. Yani öz benliğimi tanımak.
O rollerimi ve hatta Jung'un tabiriyle personalarımı üzerimden çıkarttığımda bir nevi çıplak kaldığımda Emine'nin özünü anlayabilmek.
Anlayabileyim ki sağlam bir altyapım olsun, üzerine ne inşa edersem eğreti durmasın, bir bütünselliği olsun, sağlam dursun.
Burada personaya bir parantez açayım.
Jung persona kavramını şöyle tanımlıyor.
Persona, bireyin dış dünyaya karşı gelen ruhsal davranış biçimi.
Buna göre persona işlevsel bir komplekstir.
Yani bireyin dış dünyada kabul görmek için taktığı bir nevi maskedir.
Ve biz bu maskeyi neden takıyoruz?
Çünkü denge halinde olabilmek için toplum tarafından kabul görmemiz aynı zamanda da merkez benliğimizi kaybetmememiz gerekiyor.
Yani bu noktada persona ve rol aslında biraz daha birbirinden farklı ama bir noktada da el ele gidiyor.
Şimdi bu konuya detaylı okuma yapmak isterseniz de Irving Goffman'ın günlük yaşamda benliği sunum kitabını okuyabilirsiniz.
Çünkü biz bu konuşmada buraya girersek asla çıkamayız.
Personanın çok daha gelişmiş bir versiyon olarak değerlendirilebilir.
Okuması çok kolay bir kitap değil bence ben de hala bitirmedim sonu kaldı.
Ama bu konularla ilgilenen kişilerin kütüphanesinde yer alması gereken kitaplardan bir tanesi.
Belki bir sonraki bölümde onun üzerine olur.
Şimdi buradan parantezi kapatıyorum.
Ve kendine ait bir hayat bölümünü de bu bölümden sonra dinleyebilirsiniz diyorum.
İlimtili bölümler olduğu için devam ediyorum.
Dedim ya çıplak kaldığımda özüm derindeki Emine kim?
Ve biz ona nasıl ulaşacağız?
O da benim hayatla nereden bağ kurduğuma bağlı bence.
Kendimi... Huzurlu, rahat, akışta hissettiğim, kendime olan güvenimin geldiği alan neresi?
Bu alanda ben ne yapıyorum ya da ne yapabilirim?
Yani şartlar değiştiğinde bu öz farklı formlarda hayatıma nasıl adapte edilebilir?
Çok soyut konuşuyorum sanki biraz daha somutlaştıracak olursam şöyle diyeyim.
Mesela eğer benim hayatla bağ kurduğum yer bir fayda yaratmak, insanların hayatına dokunmak, büyük resmi olan katkımı görmekse, kendimi bir şeyin parçası hissedebilmekse, bu benim az önce üreten
rolümün içinde tabir ettiğim şeylerden biriydi değil mi?
Ama olur da ben hayatımın bir şeyler üretemediğim evresine gelirsem, Benim o özümün roller arasında akışkan olabilmesi lazım.
Yani onu oradan alıp diğer rollerime de uygulayabiliyor olmam lazım ki hayatla bağlantı kurduğum tek bir rolüm olmasın ve o rol elimden giderse ben o rolde var olamazsam sonrasında
bir çöküş yaşamayayım.
Peki bunu nasıl yaparım?
Benim kendimce bulduğum cevap şu oldu ben özümü bulduktan sonra bu özü diğer rollere de eşit bir şekilde dağıtmaya çalışmak.
Mesela kendi adıma konuşuyorum.
Kendimce seçimimi şöyle yapmaya çalıştım.
Mevcut şartlarda zamanımın ve enerjimin büyük kısmını alan, hayatta ve şu an yaşadığım ülkede kalmamı sağlayan ve fark ettiyseniz az önce bahsederken diğerleri kadar heyecanlanarak anlatmadığım rolüm
olan kurumsal rolüme entegre etmeye çalışıyorum bir yandan.
Yani ürünlerine, yaptığı işe, vizyonuna güvendiğim, çevre ve insanlar için iyi şeyler yaptığını düşündüğüm, saygı duyduğum bir kurum içerisinde kendime bir yer bulmak.
Ama öyle ama... böyle bir yer bulmak.
Yine bir şekilde o özümü getirip o tarafı da tatmin etmeye çalışıyorum.
Çünkü bu bana yine büyük bir şeyin parçası olduğum, fayda yarattığım hissini veriyor.
Diğer rollerimi söylemedim.
Çünkü onlarda zaten bu hissi alıyorum.
Ama En çok eksikliğini hissettiğim noktalardan bir tanesi burasıydı.
Ben de kendimce böyle bir çözüm buldum.
Şu anki şartlar içerisinde ileride bu şartlar değişir, bu dinamikler değişir.
Belki ben bu kurumsal kimliğimin sepetindeki yumurtaları alıp diğer taraflara dağıtırım ve o sepetle hayatıma devam etmeme kararı alırım.
Bu da olabilir ya da tam tersi de olabilir.
Ama ben şunu fark ettim günde minimum 8 saat gibi vaktinizi ve emeğinizi harcadığınız ve gelir modelinizin büyük bir kısmı da oradan geliyorsa hayatta kalmanız için böyle bir ortamda kendinizi
konumlandırdığınız yerin kendinize uygun seçtiğiniz bir şeyin ne kadar önemli olduğunu geçenlerde bir koşul seansımda yine anladım.
Danışanım şöyle bir şey dedi tam hatırlamıyorum tabi cümlelerini ama ben şu zamana kadar hep önüme gelen fırsatları kaçırmayayım diye kabul ettim ama durup da kendim...
Ben nerede ne iş yapsam mutlu olurum tatmin olurum diye sormadım.
Ve artık bunu sorup bu cevapla hareket etmek istiyorum.
Yani sadece tecrübem o yönde olduğu için bana hitap etmeyen şeyler değerlerime uymayan şeyler yapmak istemiyorum gibi bir şey dedi.
Ve o kadar haklı ki yani özümle olanı o işteki rolüme de uygulamak entegre etmek istiyorum diyor.
Ki benim de zaten genel anlamda kariyer değişikliği çatısı altında insanların hayatta gitmek istediği yönü bulmak, tatmin olacağı yönü bulmak üzerine çalıştığım konulardan bir tanesi bu.
Hazır konusu açılmışken danışanlarımdan iki tanesiyle koştuk sürecimizi tamamladık.
Böyle sesinde gülümsemeyle anlatıyorum.
Çünkü hem benim için hem de aldığım geri bildirimlerden sonra danışanlarım için çok dolu dolu geçen bir süreçti.
Ve hali hazırda iki kişiyle daha çalışabilecek durumdayım.
Bunun da duyurusunu yapmış olayım.
Eğer kariyer değişikliği, varoluş sancılarınız, hayattaki rolleriniz, özünüz ile ilgili ya da böyle daha genel anlamda çözüm aradığınız bir konu ile ilgili profesyonel destek almak isterseniz web sitesinden hangi alanlarda
çalışabileceğimize bakıp ücretsiz ön görüşme randevusu alabilirsiniz.
Konumuza geri dönecek olursak da demek istediğim daha doğrusu bölümü kapatmadan önce sizinle bırakmak istediğim birkaç tane soru var.
Bunlar da şöyle. Hayattaki farklı rollerimin özünde ne var?
Bunu biliyor musunuz? Bilmiyorsanız da nasıl bulabilirsiniz?
Ve ben bunu nasıl daha akışkan diğer rolleri uygulanabilir hale getirecek şekilde açığa çıkartabilirim?
Bunu nasıl uygulayabilirim?
Hayat bana sürprizlerle geldiğinde ben nasıl kendimle olan bağımı koruyarak dengeli bir şekilde o sürprizleri yönetebilirim?
Biraz derin bir yerden girdik.
Biliyorum kısa oldu ama bence bugün burada bırakalım.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Sizi çok seviyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
