
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayaller ve hayatlar... Neden bu kadar farklı? Belki de değil, ya da olmamalı... Yetişkinlik hayal gücümüzü de köreltiyor ama en çok sahip çıkmamız gereken şeylerden biri hayallermiz. Çünkü hayalini kuramadığımız bir şeyi gerçeğe dönüştüremeyiz.
Profesyonel Koçluk Ön Görüşme Linki
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu kanalda hayatı daha yaşanabilir kılmak ve farklı açılardan bakabilmek için gündelik deneyimlerime dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Bununla birlikte kariyer başta olmak üzere hayatında, ilişkilerinde ya da kendinde somut bir değişiklik yapmak isteyenler ile çözüm odaklı profesyonel koçluk alanında çalışıyorum.
Amacım felsefe, psikoloji ve farkındalık öğretileri çerçevesinde doğru soruları sorarak kendinize ait doğruca...
Cevapları bulmanızı sağlamak ve istediğiniz değişikliği hayatınıza sürdürülebilir bir şekilde nasıl entegre edeceğiniz konusunda destek olmak.
Daha fazla bilgi ve ücretsiz ön görüşme randevusu için emineyesicmen.com slash koçluk adresinden bana her zaman ulaşabilirsiniz.
Evet, bu hafta kanalın ismine can veren hayal kurma yetisi üzerine konuşmak istiyorum.
Beni ilk zamanlardan dinleyenler ya da birinci sezonu dinleyenler bilirler ki bu podcast'ın ilk çıkış noktası hayal ettiği şeyleri, hayatları, işleri gerçeğe dönüştürebilen insanları konuk
etmekti. Oradaki amacım içimizden insanların sesini mikrofona taşımaktı aslında.
Çünkü örneğin Jeff Bezos'un hikayesini Google'a yazınca hepimiz bulabiliriz.
Ama ben, benden, sizden, bizden olan...
benzer çevrelerden, ailelerden, kültürlerden gelen insanların kısıtlı imkanlarla neler var ettiğini göstermek istedim ilk sezonda.
Çünkü insan zihni kendine yakın birinin başardığını görünce aa ben de yapabilirim diye düşünür.
O zaman motive olur. Bu aslında basit bir sosyal kıyaslama teorisidir.
Hatta neden kendimi başkalarıyla kıyaslıyorum bölümünde detaylarıyla anlatmıştım.
Dinlemek isteyenler oraya da bakabilir.
Benim de motivasyonum bu.
Hatta bu podcast'ı yapmaya da öyle başladım.
Bunu size daha önce söylemedim galiba ama ben böyle 10-12 senedir falan podcast dinlerim ama podcast yapmak hiç aklıma gelmemişti daha önce.
Ta ki bundan böyle 4-5 sene önce Türkiye'de podcast yeni yeni popüler olmaya başlarken Türkçe bir podcast dinledim ve şöyle oldum dinleyince.
Bu yapıyorsa ben hayli hayli yaparım ya.
Şöyle bir gözümle canlandırdım kayda girdiğim anı, konuklarımı, neler konuşurum, ne mesaj vermek istiyorum, nasıl bir etkisi olur.
Hatta bu fikir ilk geldiği gece ben heyecandan uyuyamadım.
Kankilerimi de uyutmadım.
Böyle sabah 3'e 4'e kadar beyin fırtınası yaptık.
Telefonda işte konsept, podcast'in adı, hangi mikrofonu kullanırım bilmem ne falan.
Ve bakın gelişigüzel hayaller.
Yakında 4 yaşına girecek.
Hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biri bu podcast ile başlamaktı diyebilirim.
Çünkü bu süre boyunca hem kendimle karşılaştım, kendimi daha iyi tanıdım.
Ne yapmak istediğimi, ne yapmamak istediğimi daha iyi anladım.
Nerede kendimi sabote ediyorum, nerede gelişim alanım var, nerede iyiyim, neyi daha çok geliştirip üzerine gitmeliyim.
Ve daha bir sürü şey fark ettim yayın yaptığım seneler boyunca.
Bu bir tarafı, diğer bir tarafı da bu kadar insanın hayatına bir ses olarak dokunabilmek çok ilginç bir şey.
Bazen bana öyle mesajlar atıyorsunuz ki şu 20 dakikalık podcastlerin, bölümlerin etkisiyle neler yaptığımıza, hayatınıza neleri dahil edip neleri değiştirdiğimize dair.
Böyle her 5 mesajın 3'ünde net ağlıyorum bu arada.
Ama benim duygusal ponçık tarafıma girmeden bence biz bölüme bir giriş yapalım artık.
Ve hatta bölümü de bir soruyla açayım.
En son ne zaman hayal kurdunuz?
Hatırlıyor musunuz bunu? Bu soruyu Instagram'da da sordum.
Çok yüksek bir katılım olmuş.
Sevindim hatta katılımdan dolayı.
Ve ankete katılanların %70'i yakın zamanda demiş.
Güzel bir rakam olmakla beraber %30'u da ya hatırlamıyor ya da hayalmiyor ya o ne demiş.
Az bir rakam değil %30'da.
Belki siz de şimdi içinizden evet Emine o kadar işi derdi hallettik bir hayal kurma kalmıştı gibi bir yerden yaklaşıyorsunuzdur şu an beni dinlerken.
Olabilir. Ya da aa hiç düşünmemiştim ben en son ne zaman hayal kurduğumu dur bakayım bir dediği olabilirsiniz ki ikisi de günümüzün dünyasında çok geçerli noktalar.
Çünkü içinde yaşadığımız toplumlar somut, elle tutulur, tırnak içinde mantıklı olana yer açan bir yerde.
Ama %70 dinleyicimin yakın zamanda hayal kurduğunu varsayarak dinleyicilerimin çoğuyla aynı frekanstayız diye tahmin ediyorum.
Ve ben çok net bir şekilde hayalini kuramadığımız bir şeyi hayatımızda gerçekleştiremeyeceğimize inananlardanım.
Yani şöyle söyleyeyim.
Bir şeyi istiyorsunuz ama onu detaylarıyla gözünüze canlandıramıyorsanız eğer ya da size çok uzak sadece böyle hayal gibi geliyorsa işte orası tam da deşmemiz gereken yer arkadaşlar.
Çünkü ben şahsen bizzat kendim olarak tanımıyorum.
Hayatı boyunca hayallerinden beslenen biriyim.
Ve bu hayallerin kaybolduğu anlar ile var olduğu anların hayatıma etkisini çok iyi gözlemleyebiliyorum o yüzden izninizle bugün biraz hayal kurmayı güzelleyeceğim ama bilimsel
tarafından da bahsedeceğim artıları kadar eksilerinden de bahsedeceğim hatta bu bölümü düşünürken Aklıma ilk gelen şey şu oldu.
Biz insan olarak aslında belki de doğamız gereği istemediğimiz şeylere o kadar çok odaklanıyoruz ki.
Bazen ben seanslarımda bir konu üzerine çalışırken bu neden önemli senin için diye sorduğumda genelde danışanlarımdan gelen cevaplar şu minvalde oluyor.
Şunu istemiyorum, böyle bir iş istemiyorum, böyle bir hayat istemiyorum diye böyle devam ediyor.
Ben de haklı olarak peki ne istiyorsun diye soruyorum.
Önce bir sessizlik oluyor ve...
İstenilen şeyin cevabı ya gelmiyor ya biraz zorlanarak geliyor.
Peki bunu gözüne canlandırabilir misin?
Yani istediğin şey olduğunda nasıl bir hayatın var?
Ne oluyor? Bana bunu tarif edebilir misin diye sorduğumda da orada baya bir tıkanıyoruz.
Bilmiyorum cevabı geliyor.
Bazen bazı danışanlarım diyor ki ben bunu hiç düşünmedim.
Yani demem o ki yetişkin hayatına adım atıp hayatın gailesiyle meşgul olduğumuzda mutlu, huzurlu, doyumlu olduğumuz senaryoyu hayal etmeyi bırakabiliyoruz.
Her zaman değil tabii ki ama bazen bize o kadar uzak oluyor ki gözümüzde canlanmıyor bile oluyor yani.
Hayallerimden besleniyorum dedim ama bana da oluyor ki bu bölüm çekme sebeplerimden biri de o aslında.
Kendimi hatırlatmamasın diye bir nevi.
Peki neden yani neden hayal kurmuyoruz?
Vallahi bu soruyu bir düşünün isterim çünkü herkesin cevabı farklı sonuçta.
Kimisi vakit kaybı olarak görür, kimisi gerçeklikten uzak diye düşünür.
Ama beni en çok etkileyen cevaplardan biri geçen gün bir danışanımdan geldi.
Bu gözünde canlandırma hayal kurma konusu gündeme geldi bir şekilde.
Ve dedi ki Emine ben galiba hayal kurmaya cüret edemiyorum.
Nasıl yani dedim. Sebebini kendisinin de izniyle burada paylaşacağım.
Eğer olmazsa diye korkuyorum.
Hayal ettiğimi hayata geçirememekten korkuyorum dedi.
Eğer bu cümleler size tanıdık geldiyse bu konuyu biraz değiştiğinizde ardından ne çıkacak kendinize bir sorun isterim.
Oturup hatta yazabilirsiniz de.
Benim ilk aklıma gelen birkaç bir şey var.
Belki kendinize koyduğunuz bar çok yüksek ve ona ulaşacağınıza dair inancınızda bir engel var.
Belki de bir şey hayal edince böyle tam tamına aynısı, tam istediğim gibi olsun istiyorsunuz ama hayat öyle bir şey değil.
Arada hayallerimizi gerçeğe dökerken esnememiz gerekebilir.
Belki de siz esnemek istemiyorsunuz, esneme konusunda biraz daha üzerine çalışmanız gereken şeyler var.
Belki de hayalim olursa o zaman ne yaparım diye düşünüyor da olabilirsiniz.
Yani o zaman belki tutunacak dalım kalmayacak o olduktan sonra çünkü başka bir şeyim yok isteyecek.
Ya da diyelim çok para istediniz.
Ay ben o kadar parayla ne yapacağım diye korkuyor da olabilirsiniz.
Şaka bir yana olabileceklerle karşılaşmak ürkütücü de gelebilir.
Bence bunun sebeplerinden bir tanesi de hayal dünyası hiç sınırı olmayan bir yer ve bir kez o sınırsızlığı keşfedince insan kendi özgürlüğü hatta şöyle söyleyeyim zihninin özgürlüğü
ile karşılaşıyor. Tabi şu da var hayal kurabilmek bir yandan da hayal kırıklığına göğüs germeye hazır olmak değil mi yani?
Belki de orada üzerine çalışmamız gereken bir şey var.
Bu anlamda Hayal kurmak cesaret isteyen bir şey gibi bir açıdan da bakabiliriz.
Çünkü hayal kurmak gerçek benliğimizle karşılaşmak da demek.
İnsana ne istediğini, arzularını, ona neyin iyi geldiğini gösteren de bir aktivite.
Ve şu anki hayatınızın hayalini kurduğunuz hayatla arasındaki fark ve bu farkla karşılaşmak size ağır geliyor da olabilir.
O yüzden bazıları için hayal kurmak...
Anlam bulmak istediği hayatı yaratmak için bir yol haritası çıkarmaktır.
Adımlarını belirlemek gibi bir yerde şekillenir.
Bazıları için de hayal ettiği hayat ile gerçek yaşamın arasındaki farkı ayna tutup kendini iyice sıkışmış hissettirebilir.
Bu ayrımın farkında olmak ya da farkındasınız ama uygulamaya geçirmekte zorlanıyorsunuzdur.
O zaman işte...
Hayal kurma kısmı sizin için tehlikeli olabilir.
İlla hayal kurmak istiyorsanız bir uzmandan destek alarak işe başlayabilirsiniz diye düşünüyorum arkadaşlar.
Bunu da niye söylüyorum biliyor musunuz?
Şöyle bir araştırma var çok ilginç.
2014 yılında Virginia Üniversitesi'nde bir çalışmada katılımcılara diyorlar ki ya oturup düşüncelerinize baş başa kalacaksınız ya da size elektrik şoku vereceğiz.
Erkek katılımcıların buraya dikkat %67'si.
Kadınların %25'i elektrik şokunu tercih ediyor.
İnanabiliyor musunuz? Şimdi biz kadınların aşırı düşünme atasporu olduğu için %25 bir derece okey diyorum.
Yine bence yüksek bir rakam ama %67.
Düşünsenize bana diyor ki elektrik şoku ver yeter ki düşünmeyeyim.
Çok yüksek bir rakam.
O yüzden zihnimizin ne tarafa evrileceğini bilmemiz de önemli bir data.
Peki madem bu kadar güzel yorum hayal kurmayı, gelin biraz da bilimsel tarafıyla destekleyelim.
Yani hayal kurduğumuzda zihnimizde neler oluyor?
Biraz da oraya bakalım. Şimdi hayal kurmak ve yaratıcılık genelde beraber ele alınır.
Bunu mutlaka duymuşsunuzdur.
Hatta İngilizce'de de mind wandering dedikleri bir tabir var.
Tam çevirecek olursam zihin dolaşması.
Şimdi burası iki uçlu bir yer çünkü Size hayal kurmaya kapı açarken aynı zamanda da aşırı düşünmeye anda kalmamanıza da sebep olabilir.
Oralara çok fazla bugün girmeyeceğim.
Zaten kanalda onunla alakalı odaklanmakla alakalı bayağı da bir bölüm var.
Biz bunun hayal kurmanın yani zihnimizin düşüncelerini böyle serbest bırakmanın faydalı tarafını ele alacak olursak.
Calgary Üniversitesi'nden Julia Ken ve ekibinin yaptığı bir araştırma var.
Yeni bir araştırma bu. O da şöyle.
İnsanların beyin aktivitelerini izlemeye alıyorlar.
Belli bir teknolojiyle adını asla telaffuz edemediğim için söylemiyorum bile.
Katılımcılara böyle sıkıcı bir görev veriyorlar ve bu görevi yaparken de haliyle böyle dikkatleri dağılıyor.
Aklına böyle değişik düşünceler geliyor ya.
Diyorlar ki ne düşünüyorsanız bunları not edin.
Bazıları eşleriyle işte tartıştıkları zamanları düşünüyor.
problemlere odaklanıyor, onlara stres veren bir konuyu düşünüyor gibi.
Bazıları da gelecekteki bir tatili hayal ediyor, eski bir aşkını düşünüyor ne bileyim ya da böyle daha keyif veren düşüncelere dalıyor.
Böyle farklı farklı düşünceleri rapor ediyorlar.
Sonra da bu raporlardan yola çıkarak zihnin dolaşma türlerine zihne gelen düşüncelerin nasıl insan duyguları üzerinde etkisi olduğuna dair bir beyin aktivitesi desenini
çıkarmışlar. Özellikle böyle serbestçe dolaşan düşünceler yani olan sorunu değil de daha çok hayal etmeye odaklı olan düşünceler beynin ön kortekstinde Artan alfa
dalgaları ile ilişkilenmiş.
Bu da yaratıcı düşünme ile bağlantılıymış.
Serbestçe dolaşan düşünceler bu da şey gibi oldu ya gezen tavuk gibi aklıma hep o geliyor serbestçe dolaşan düşünceler deyince.
Yani zihnimizi böyle bir açık bıraktığımız zaman hayal etmeye açtığımız zaman biraz daha böyle out of box thinking dediğimiz kutunun dışında düşünmeyi sağlayan farklı açılardan bakmamızı yeni fikirler
üretmemize yardımcı olan düşünceler.
Zihni serbest bırakmak, düşünceleri salmak diyelim buna.
Bir noktada da en iyi fikirleri seçmeye de yardımcı oluyormuş.
Araştırmalar bunu söylüyor.
Bunu destekleyen bir tane daha çalışma var.
O da der ki hayal kurma, yaratıcı problem çözme türlerini de...
Arttıran bir eğlenmiş.
Gün içinde kurduğumuz hayaller, fanteziler veya anlamlı düşünceler daha böyle yaratıcı fikirler ve ilham verici hislerle bağlantılıymış.
Ama dediğim gibi bunun sonuçta size kendinizi iyi hissettirecek bir şey olması lazım.
Çünkü sürekli stres halinde olduğunuz zaman en başta söylediğim gibi zaten hayal kuramıyorsunuz da o ayrı bir nokta oluyor.
Bir de yazar ve sinir bilim uzmanı Caroline Leaf zihinsel dağınıklığınızı temizlemek kitabında şöyle diyor.
Hayal kurmak zihninize format atmak gibidir.
Hayal kurduğunuzda beyniniz dinlenir, düşünceleriniz netleşir ve zihinsel bağlantılar oluşturursunuz.
Bu zihinsel bağlantılardan kastım da şu.
Siz bir şeyi ne kadar sık düşünürseniz nöronlarınız o şekilde ateşleniyor ve nöronlar arasındaki sinapslar beynin içerisindeki kuvvetleniyor ve o sizin inanç sisteminizi oradaki neyi yapabilir mi olan ya
da yapama gibi bir düşünceyi güçlendiriyor.
Bu da muhtemelen oradan yola çıkarak söylüyor.
Ve başka bir psikoloji profesörü Florida Üniversitesi'nden Erin Westgate hayal kurmanın can sıkıntısına iyi geldiğini ve bir de agresif davranışlarımızı regüle edebileceğini söylüyor.
Burası bir ilginç bilmiyorum nasıl bir alakası var bunun ama can sıkıntısına iyi geldiğine kesinlikle katılabilirim.
Birinci ağızdan söylüyorum.
Canım ne zaman sıkılsa ben böyle oturup hayal kuruyorum ve gerçekten de eğleniyorum kendi kendime.
Bir tane daha araştırma var bu son.
O da diyor ki iş saatleri içinde çalışanlar ufak hayal kurma molaları verdiğinde yaptıkları işe geri dönünce daha az hata yapıyor ve daha uzun süre odaklanıyor.
Şimdi buna çok emin olamadım açıkçası.
Çünkü bende tam tersi etki yaratabilir gibime geldi.
Ama yine de bir deneyeceğim.
Yani sonuçta çok sıkıcı bir iş yaparken birden kendini güzel bir sahilde elinde işte Hindistan cevizi suyunu içerek güneşin altını hayal ettiğinde o işe dönmek ne kadar
kolay olur? İnanın burayı çok bilemedim.
Peki Emine iyi hoş diyorsun da ben hayal kurarken zorlandığımı fark ettim.
Yani bu yetimi kaybetmişim bu aralar.
Ve o kadar gerçeklere odaklanmışım ki bir türlü hayal dünyama erişemiyorum diyenler.
Sizi de unutmadım.
Sizler için de güzel birkaç önerim var.
Şimdi bazı çalışmalar diyor ki liste yapın.
Listeden kastım da şu, size böyle düşünmesi keyif veren, hayali kurmaktan zevk aldığınız konuları böyle bir yerlere yazın.
Hatta bunu ufak ufak kağıtlara, kartlara yazın ve gözünüzün önünde bir yerlere koyun.
Farklı farklı yerlere koyun ki her gözünüz iliştiğinde minik bir hayal etme molası verin eğer uygunsanız.
Bu bana şey gibi geldi, vizyon panosu.
Oraya da olmasını istediğiniz şeyleri çizip ya da işte böyle kesip biçip yapıştırıp ya da yazıp gözünüzün önünde bir yere tutuyorsunuz ya sürekli gözünüzün önünde varmak istediğiniz nokta oluyor ve o şekilde çalışıyor.
O panonun amacı da o zaten.
Hatta benim bununla alakalı bir bölümüm de var.
Çok da sevdiğiniz bir bölüm olmuştu o.
Lafa açılmışken bu bölümle alakalı size komik bir şey anlatmak istiyorum.
Bu bölümün...
Emre Onar'ın Bir Gidene Soralım podcastinde konuk olduğumda orada söylemiştik konu vizyon panosuna geldi.
Ama pano kelimesi benim aklıma gelmedi.
Ben de vizyon tahtası demişim.
Ateş, su, toprak, tahta gibi oldu ama neyse unutmuşum tabii öyle dediğimi.
Bölüm yayınlandıktan sonra bana böyle bir sürü mesaj geliyor.
Vizyon tahtası hakkında bilgi alabilir miyim?
Ben de diyorum ki Allah Allah vizyon tahtası ne ya?
Sonra bir dinledim kendimi.
Vizyon tahtası demişim. Yani istediğimiz diyebiliriz tabii ki tahtada yanlış olmaz ama vizyon panosu sanki daha şık gibi.
Neyse ben yine dağıldım.
Konumuza geri dönecek olursak vizyon panosu da bence hayal kurmanın ve kurduğumuz hayalleri hatırlamanın, bizi o hayallere ulaştıracak olan yöntemleri de keşfetmenin en iyi yöntemlerinden bir tanesi diye düşünüyorum.
Bir de çok bunaldığınızda böyle size anlamlı gelen, değer verdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerin bir listesini yapmak.
Onların hayatınızda nasıl vuku bulduğunu gözünüzde canlandırmak da yardımcı olabilir.
Ama bunu yaparken dinlik sorumluluklarınızın ve geçmiş olumsuz deneyimlerinizin bu listede ve dolayısıyla da hayal gücünüz dışında kaldığından emin olun.
Neden diyorum bunu?
Gerçekliklerden uzaklaşmak gibi değil ya da gözümüzü kapatmak gibi değil.
Bence o yaratıcı çözüm bulma kısmı var ya hayal kurarken gelen zaten burada devreye giriyor.
Yani eski olumsuz tecrübeleri dışarıda bıraktığımız zaman hayallerimizi bloke etmesini engelliyoruz bir nevi ve bize yeni çözümler üretmemize yardımcı oluyor.
Şey gibi düşünün bunu böyle biraz daha fresh bir zihinle daha taze daha başlangıç zihniyle hareket etmek gibi düşünün.
Hayal kurmak için zaman ayırma fikri de bana biraz yakın geliyor.
Neden biliyor musunuz? Çünkü öbür türlü bir iş yaparken arada iki dakika şunu hayal edeyim deyip o hayalin uzun sürmesinden mütevellit işimizi de aksatabiliriz.
Yani ben buna yatkın olduğum için söylüyorum.
Ama işte böyle uyandığınızda kahvenizi içerken eğer sabah meditasyon yapıyorsanız ya da yürüyüşe çıkıyorsanız bu noktalarda ya da hiçbir şey yapmadan oturup böyle gözlerinizi kapatıp hayal kurmak olabilir.
Sadece hayal kurmak için değil.
Böyle bir şey geldi geçenlerde başıma.
Hani benim çok böyle stresli olduğum, endişeli olduğum bir dönemden geçiyordum.
Ve benim koçum da bana dedi ki endişelenmek için kendine ayrı bir zaman ayır.
Nasıl yani dedim. Yani seni madem bu kadar meşgul ediyor, günlük performansını etkiliyor, hayatını etkiliyor, odaklanmanı etkiliyor.
O zaman bu konu üzerine düşünüp sürekli kendini strese sokmak yerine çözüm üretmek için, düşünmek için belli saatler kur.
O zaman diliminde kalsın bu konu.
Geri kalan zamanlarda işine odaklan demişti.
Bana böyle çok yapamam gibi geldi en başta.
Ama sonra işe yaradı. Sizle de paylaşmış olayım.
Ve canım koçuma da buradan sevgilerimi göndereyim.
O yüzden endişe için çalışıyorsa hayal içinde çalışır diye bir mantığım var şu an.
Bir de ben arkadaşlarımla hayal kurmayı da çok seviyorum.
Mesela durup dururken hadi gelin azıcık hayal kuralım diye aklıma gelen ilk soruyu böyle atıyorum ortaya.
Ne bu sorular? Şu an istediğin yere ışınlanma ihtimalin olsa nerede olmak isterdin?
Ne yapıyor olmak isterdin?
Ya da şu an yaptığın işi yapmasan ne iş yapıyor olurdun?
Ya da şu an sana istediğin birisiyle oturup bir yemek yeme fırsatı verirse, bir kahve içme fırsatı, sohbet fırsatı verirse kim olurdun?
Neden? Başka ne geliyor aklıma?
Para kazanma derdin olmasa nasıl bir hayat yaşardın?
Bir günlüğüne birinin hayatını yaşasan kimin hayatını yaşamak isterdin?
Nasıl olurdu sence o hayat?
Soruları çoğaltabilirsiniz.
Son olarak da şunu söylemek isterim.
Bu bölümden sonra...
Evet ya ben daha fazla hayal kurayım diye düşünüyorsanız ve uzun süre hayal dünyanızdan kopuk kaldıysanız bir gecede hayal kurabilmeyi beklemek çok gerçekçi olmaz arkadaşlar.
O yüzden kendinize çok fazla yüklenmeyin.
Kendinize zaman tanıyın ve sabırlı olun.
Her şey gibi bu da tekrarla rutin oluşturmakla alakalı.
Ama Walt Disney'in de dediği gibi bütün hayalleriniz gerçeğe dönüşebilir.
Eğer onların peşinden koşma cesaretine sahipseniz.
Konu hayallere gelince Disney'e referans vermeyeceğimi düşünmediniz herhalde.
Hayal kurmak tabii ki çok güzel.
Çok da güzel bir aktivite.
Ve birçok şeyin başlangıcı.
Çünkü hayalini kuramadığımız bir şeyi gerçekleştiremeyiz.
Bunu tekrar söyleyeyim. Ama o hayalleri hedefe ve plana dönüştürüp gerçekleştirmek de bizim elimizde arkadaşlar.
Eğer hayallerimi somut bir plan ile hayata geçirmek istiyorum ama bunu...
Tek başıma değil benimle bu yolda yürüyecek tecrübeli bir yol arkadaşıyla yapmak istiyorum.
Böyle bir şeye ihtiyacım var derseniz açıklamalardaki linkten bana her zaman profesyonel koştuk için ulaşabilirsiniz biliyorsunuz.
Evet sanırım bir bölümün daha sonuna geldik.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Hayallerinize sahip çıkın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
