
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki bölümde, Adam Grant’in Hidden Potential kitabından yola çıkarak gizli potansiyelin nasıl ortaya çıkarıldığını masaya yatırıyoruz.
Bu bölümde konuşuyoruz:
✨ Karakter neden bilişsel becerileri solluyor?
✨ Hazır hissetmeden başlamak neden büyümenin anahtarı?
✨ “Sünger insan” olmak öğrenme kapasiteni nasıl uçurur?
✨ Neden özgüven önce gelmez, yaptıkça inşa edilir?
Gerçek hayattan güçlü örnekler, araştırmalar ve uygulayabileceğin küçük ama etkili adımlarla…
Kendi gizli potansiyelini ortaya çıkarmaya hazır mısın?
Koçlukla ilgili merak ettiklerin varsa:
👉 emineyesilcimen.com/kocluk
Ücretsiz ön görüşme talep edebilirsin
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz. Ben Emine.
Arkadaşlar, bu hafta bölümü değişik bir soruyla açmak istiyorum.
Sorum şu, anaokul öğretmeninizi hatırlıyor musunuz?
Ben çok net hatırlıyorum.
Adı Tayyi Bey'di.
Böyle hafif esmer bir kadındı.
Ense boyunda dalgalı, küllü sarı saçları vardı.
Pembe sedefte ojeleri, pembe sedefte ruju ve tayyörüyle tam bir 90'lar öğretmeniydi.
Çok şefkatli, yumuşak tonda konuşan, sevgi dolu bir kadındı.
Bu bölümü hazırlarken annemi aradım.
Tayyip Hoca nasıl biriydi bana birazcık anlatsana doğru mu hatırlıyorum diye.
O da benzer şeyler söyledi.
Ve hatta şunu söyledi.
Anneme demiş ki bak ne güzel resimler yapıyor.
Hayal gücü çok yüksek bir çocuk.
Mutlaka değerlendirin.
Tam o sırada tabii ki annemi kestim ve dedim ki peki madem bu bilgi sende vardı neden beni herhangi bir resim kursuna yollamadınız ya da neden öğrenim hayatım boyunca bunu değerlendirmediniz?
Zavallı kadın bu tarz bölümler çekerken zaten aklıma estikçe arayıp beni harcadınız diye böyle inceden fırça kayıyorum.
Alıştı artık o da ve...
Döndü bana şey dedi. Ay ne yapayım vizyonsuzdum işte o zamanlar bu kadar bilgim yoktu diye güldü.
Orada zaten konu dağıldı.
Ama konuya biz geri dönecek olursak.
Siz hatırlıyor musunuz peki anaokul öğretmeninizi?
Nasıl biriydi ve sizin üzerinizde nasıl bir etki bıraktı bunu hatırlıyor musunuz?
Bunu neden soruyorum biliyor musunuz?
O anaokulun kapısından girdiğiniz andan itibaren anaokul öğretmeninizin hayatınızın bir sonraki 20 yılında.
ne kadar para kazanacağınızdan tutun da nasıl bir kişiliğiniz olacağına dair çok büyük bir etkisi varmış arkadaşlar.
Şaka yapmıyorum. Şöyle bir düşüncek olursak zaten hayatımızdaki kişiliğimizin oluştuğu, yeteneklerimizin oluştuğu yerler neresi, zamanlar neresi?
Tabii ki de çocukluğumuz.
Buna şaşırdığınızı zannetmiyorum.
Evet yetenek ve deha da önemli ama diğer önemli şeylerden biri de bizim çocukluğumuzun dışında yetişkin halimizi, kendimizi tanıyıp bilinçli bir şekilde nasıl hayatımızı ve isteklerimizi hatta
yeteneklerimizi şekillendirdiğimiz.
Şimdi bu konuya neden geldim?
Çünkü organizasyonel psikologlar müzisyenlerden matematikçilere, sporculardan, bilim insanlarına kadar son derece başarılı insanları analiz ettiğinde şunu keşfetmişlerdi.
Bu insanların hiçbirinin büyük doğuştan gelen...
muhteşem yetenekleri yok.
Hatta okulun ilk yıllarında yaşıtları arasında hiç de öne çıkan tipler değil bunlar.
Peki sırları ne anaokul öğretmenlerinin dışında?
Sırları şu arkadaşlar. Dünyadaki her insan doğru öğrenme koşulları sağlandığında öğrenebilir ve potansiyelini gerçekleştirebilir.
Yine doğduğun ev kaderindire bağlanacak gibi hissediyordum bir an bu bölüm ama öyle değil arkadaşlar.
Size çok güzel bilimsel destekli aksiyon odaklı bir bölümle geliyorum.
Bu konuda nereden aklıma geldi?
Çalışmalarını çok beğenerek takip ettiğim organizasyonel psikologlardan biri olan Adam Grant'ın Hidden Potential yani gizli potansiyel kitabını okudum geçtiğimiz günlerde ve bu kitabı yazarken yaptığı araştırmalardan
bahsetmek istiyorum. O gizli kalan potansiyelimizi nasıl ortaya çıkaracağımızı konuşacağız bugün.
Çünkü potansiyel nerede başladığınıza ilgili değil daha çok ne kadar ilerlediğiniz, ne kadar yol kat ettiğinizle alakalı.
Benim Hidden Potential kitabından...
Çıkardığım 3 tane ana başlık var.
Gelin şimdi onları tek tek inceleyelim.
Birincisi karakterimiz.
Bu kanalda hep konuştuğumuz şeylerden bir tanesi zaten karakterimizi oluşturan şeyler.
Ve bu karakterimizi oluşturan noktalardan en büyük kısmı da soft skill yani sosyal becerilerimiz.
Teknik olmayan becerilerimiz.
Gizli kalan potansiyelimizi açığa çıkarma ve kullanma konusu da bu becerilerin altında yatıyor.
Ve bunların hepsi geliştirilebilir beceriler.
Hemen bir deney ile örneklendireyim bunu.
Batı Afrika'da startup yöneten 1500 girişimci ile yapılan bir araştırma var.
Girişimcileri iki tane eğitim grubuna ayırıyorlar.
Birinci grup finans, pazarlama, muhasebe, İK gibi bilişsel beceriler konusunda yani biraz daha teknik beceriler konusunda akredite eğitimler alıyor.
Tipik işokulu müfredatı gibi düşünebilirsiniz bunu.
İkinci grupta karakter becerileri eğitimi alıyor ve özellikle de şu üç ana başlık altında topluyorlar.
Proaktif olmak, Disiplin ve Azim yani Adam Grant'ın deyişiyle kişisel inisiyatifler.
İlk bakışta bir startup'ın gelişmesi için bilişsel becerilerin daha önemli olduğunu düşünebilirsiniz.
Ama karakter becerileri eğitimi alan grup şirketlerinin karları sonraki iki yıl içinde ortalama %30 artıyor.
Neden sizce? Çünkü bir girişimciye sadece girişimciye değil herhangi bir insana da finansı öğrettiğinizde bir beceri öğrenir.
Tabii ki yeri geldiğinde onu kullanır ama ona proaktif olmayı ya da disiplinli olmayı öğrettiğinizde bunu alışkanlık haline getirdiğinde birincisi o insan daha dirençli hale gelir.
İkincisi de kendi çözümlerini bulur.
Karşılaştığı problemleri çözmek için daha yaratıcı olur.
İşte bu kişilik ve karakter arasındaki farktır diyor Adam Grant.
Hemen açalım ne demek istiyorum.
Kişilik dediğimiz şey sıradan bir günde neye nasıl tepki verdiğiniz karakterde zor bir günde nasıl davrandığınızdır.
O yüzden karakterinize yaptığınız her minik yatırım Aslında sizin potansiyelinizi daha iyi kullanmanıza yardımcı olan bu soft skill dediğimiz sosyal becerilerimizi geliştiriyor ve bunları artıran yatırımlar
olarak değerlendiriliyor.
O yüzden size sorum şu.
Şöyle bir son birkaç seneyi düşünün.
İş dışında ya da okulda edindiğiniz bilgiler dışında kendinize ne yatırımlar yaptınız?
Bu zaman yönetimi olur.
Psikologla çalışmış olabilirsiniz.
Bir koçla çalışmış olabilirsiniz.
Ya da mindfulness eğitimi almış olabilirsiniz.
Ya da ilişkiler, insan ilişkileri.
Altyazı M.K.
Bu gizli potansiyelimizi açığa çıkarma konusunda diğer bir altını çizdiğim şeylerden bir tanesi de Adam Grant'ın söylediği.
Rahatsız olduğunuz zamanları kucaklamak ve bir şeylere başlamak için hazır olmayı beklememek.
Koçluk seanslarında da danışanlarımın çözmek istediği mesele ne olursa olsun illa bir noktada erteleme ve mükemmelliyetçiliğe takılıyoruz arkadaşlar.
Bu iş kurmak olur, kariyer değiştirmek, ülke değiştirmek, terfi istemek ya da yeni bir dil öğrenmek olsun.
Hazır hissetmeyi beklemek.
dediğimiz an böyle bir tosluyoruz duvara mutlaka.
Ama asıl büyüme, asıl potansiyeli kullanma beklemeden böyle cumpurlop diye atlayınca oluyor diyor Adam Grant.
Ve bunu şöyle açıklıyor. Amacınız zaten garip ve rahatsız hissetmek olmalı.
Çünkü büyüme orada yatıyor.
Öğrenme orada yatıyor.
Kendinizi geliştirme orada yatıyor.
Hatta kitabında poliklot yani çok dil konuşan Sara Maria diye birinden örnek veriyor.
Sara Maria dediğimiz kişi de Çince, Korece, Rusça, İspanyolca, İngilizce, Fransızca, Malay dili ve daha sayamadığım milyonlarca dil konuşuyor kendisi.
Ama ilginç olanı şu anaokulunda öğrenmiyor bunların hiçbirini.
Bu kadın Amerika'da büyüyor ve babasının ana dili İspanyolca olmasına rağmen evde İspanyolca konuşulmadığı için lisede İspanyolca derslerinde bile hiç başarılı olamıyor.
Ödevlerini falan hep babasına yaptırıyor.
Hatta bir keresinde babası demiş ki ben çok zorlama istersen muhtemelen hiçbir zaman akıcı bir şekilde konuşamayacaksın sen İspanyolcayı.
Yine heves kıran bir ebeveyn daha diyoruz ama heves kırmayı başaramamış çünkü Sara Maria 20 yaşında üniversitede filoloji bölümünü keşfediyor ve diyor ki ben bunu yapacağım.
Hatta hayatının bir döneminde okula başladıktan sonra İspanyolca konuşulan bir ülkeye taşınıyor ve o dili öğrenmek için ciddi anlamda çaba harcıyor.
Başlangıçta kendinden şu...
...duyuyor, başarısızlık korkusu yaşıyor ve bu yüzden dil öğrenmede zorlanıyor.
Ama dil bilimini öğrendikçe, arkasındaki sistemi öğrendikçe işi kolaylaşıyor.
Kolaylaşıyor dediğime bakmayın, bu arada 8 senesini almış ailesinin ana dilini akıcı bir şekilde kullanabilmesi.
Tabii ki diğer dilleri de öğrenmiş muhtemelen bu esnada ama onu başarılı kılan şey, yani bu kadar dili rahatça konuşabilmesini sağlayan şey şu, dil becerilerini kullanmaya zorlayan ortamlarda kala kala kendi
konfor alanını... Çünkü hatalarıyla barıştıkça, hata yapmaktan korkmadıkça onu rahatsız eden şeyin ilerlemenin bir işareti olduğunu
anlamış. Ben tabii ki de kitapta bu örneği okuduktan sonra kendisini LinkedIn'den hemen stalkladım.
Ve şu an son 13 senedir kendi şirketini kurmuş.
Orada çalışıyor. Uluslararası düzeyde yüksek kaliteli çeviriler ve uzman dil bilim danışmanlığı yapıyor.
Ne demek istiyorum? İşte veri toplama yapıyor, derleme tasarım analizi yapıyor, fanatik ve fenomenik analiz yapıyor, pazar araştırması, bunun gibi şeyler yapıyor.
Ve hizmet verdiği şirketlere bakın arkadaşlar.
Airbnb, New York Times, The Economist, Alibaba bunlar var.
Yani 20 yaşına kadar İngilizceden başka bir dil konuşamayan birinden bahsediyorum.
Bir insan isteyince...
Kendini zorlayınca neler yapabiliyor?
En güzel örneklerinden bir tanesi.
Bence bu kadının örneği gizli potansiyeli açığa çıkarma konusundaki en çarpıcı örneklerden biri ve growth mindset dediğimiz yani gelişen düşünce yapısını da benimsemiş olması onunla da alakalı bir bölümüm var bu kanalda dinlemek
isterseniz eğer. Adam Grant'ın da karakter becerileri olarak bahsettiği bu proaktif olma, disiplin ve azim dediği şeyler de zaten growth mindset'in altında toplanabilir bence.
Şimdi size bir sorum daha var tabii ki.
Şu ana kadar yeterince iyi olmadığı ya da mükemmel olmasını beklediğiniz için ertelediğiniz ne var?
Çok küçük bir şey bile olabilir ama siz...
O konuda bir adım atacak olsanız kendinizi nasıl zorlardınız?
O atacağınız en minik adım ne olurdu?
Bunu da bir düşünelim isterim.
Bu soruyu da neden soruyorum biliyor musunuz?
Bu kitabı okuduktan sonra Adam Grant'ın Google Talks yayınını izlemeye başladım.
Orada bu kitaptan bahsettiği ve kendi bulgularından bahsettiği bir yayını vardı.
20 dakikalık falan herhalde.
Ve kurduğu şu cümle çok hoşuma gitti.
Mükemmelliyetçilik ile iş başarısı veya kariyer gelişimi arasında bir korelasyon kesinlikle yok diyor.
Okulda aşırı başarılı...
olan insanlar genelde iş hayatında okulda olduğu kadar başarılı olamıyor.
Sebebi de o kadar çok doğru cevabı bulmaya odaklanıyorlar ki doğru soruyu sormayı unutuyorlar.
Zaten bu kanalın da en büyük amaçlarından bir tanesi hayatımızda doğru soruyu sorabilmek ya.
O yüzden Adam Grant burada benden bir tane artı puan kazandı.
Hatta kalbim fethettiği bir nokta daha var.
Onu da birazdan söyleyeceğim.
Bir diğer altın çizdiğim şeylerden bir tanesi de gizli potansiyelimizi açığa çıkarabilmek ya da kullanabilmek için Sünger olmak.
Yani emici bir kapasiteye sahip olmamız gerektiğinin altını çiziyordu Adam Grant'ta.
Ne demek istiyorum? Aktif olarak yeni bilgi arama ve o bilgileri filtreleyip hayatımızda kullanma yeteneği.
Ve şunu da unutmamak lazım.
Bu biraz daha bana eleştirel düşünmeyi ve geri bildirim almayı, geri bildirim vermeyi, hayatımıza entegre etmeyi düşündürdü.
Bu iki konuyla alakalı yine çok güzel bölümlerim var eğer dinlemek isterseniz.
Bence biraz da doğa seleksiyona bağlıyor gibi geldi kitabında.
Çünkü şöyle bir örnek veriyor.
Hayatta kalan türlere bakın diyor.
En güçlüsü ya da en zekisi mi hayatta kalıyor türlerin, şu zamana kadar günümüze gelmiş türlerin?
Hayır tabii ki de. En iyi adapte olabileni.
Çünkü onlar iyi gözlemleyen.
gözlemlediklerini öğrenip öğrendiğini de doğru bir şekilde uygulayabilenlerdir.
Aynı mantıkla hem kendimizi iyi gözlemleyebilmek, hem kendimizin farkında olmak, o potansiyeli kullanabilmek için, hem de içinde bulunduğumuz çevrenin farkında olmak, o çevreden geri bildirim almak, kendimizi farklı
bir gözden görmek de önemli ama Tabii ki de bu geri bildirimi kimden aldığınız çok önemli.
Hatta şöyle bir cümle kurdu.
Orada kalbimi fethetti.
Dedim ki aferin kel kafa şu an kalbimi fethettin.
Diyor ki size tek bir tavsiye verecek olsam.
Vereceğim tavsiye şu olurdu.
Etrafınızda sizi sürekli eleştiren ya da her yaptığınızı onaylayıp sürekli size tezahürat yapan insanlardan ziyade iyi bir koçunuz olsun.
koçunuz olsun size tek bu tavsiyeyi verebilirdim diyor.
Psikologların bu ayrımı yapabilmesini gerçekten çok seviyorum.
Çünkü iyi bir koç her zaman doğru cevapları bulmanızdan ziyade size doğru soruları sorarak objektif bir şekilde gerçeği görmenize ve kör noktalarınızı bulup potansiyelinizi doğru kullanmanıza yardımcı olur arkadaşlar.
Koçluk konusunda benimle çalışmak isterseniz web sitemden emineestimen.com slash koçluk adresinden ücretsiz ön görüşme talep edebilirsiniz biliyorsunuz.
Birlikte çalıştığım kişilerin yorumları Onlarını da okuyabilirsiniz.
Koçluk bana nasıl destek olur diye merak ediyorsanız da ön görüşme ayarlamadan önce hayatımı değiştiren insan bölümünü dinleyip benim koçumun bana nasıl yol gösterdiğini ve benim koçluk serüvenimin de böyle nasıl başladığını dinleyebilirsiniz.
Çünkü ben de işim bu olsa bile hala daha tıkandığım noktalarda koçlarımın birden fazla koçum var kapısını çalıyorum.
Peki şöyle bir toparlayacak olursak demem o ki.
Hepimizin bu dünyaya sunacağı çok güzel şeyler var.
Hepimizin içinde henüz açığa çıkarmadığımız bir potansiyeli var.
Bunu kullanmak bizim elimizde.
İlla dünyayı kurtarmak zorunda değiliz tabii ki ama...
Bu bölümden aklınızda tek bir şey kalacaksa eğer şu kalsın isterim.
Potansiyel nerede başladığınıza ilgili değil ne kadar uzağa gittiğinize ilgilidir.
Eğer yapmak istediğiniz bir şey vardıysa ve bu yapmak istediğiniz şeyden o ya da bu şekilde geri duruyorsanız şöyle bir çevrenize size dürüst şekilde fikrinizi söyleyecek insanları bulmak için bakın onlara
bir sorun. Birden fazla kişi size inanıyorsa bu kendinize inanmanızın zamanıdır.
Hayalini kurduğunuz şeye başlamak için çok güzel bir işarettir.
Neden biliyor musunuz? Biz bir şey yapmak istediğimizde ondan geri duruyorsak hep bahane üretiriz.
Ya işte bunu daha çok öğrenmem lazım, belki yeni bir okula başlamam lazım, belki şunu okumam lazım, bunu yapmam lazım diye ama hayır öyle bir şey yok.
Yani o konuda kendinize güven kazanmak için bir şeyleri halletmenize gerek yok.
Potansiyelinize ulaşmak için, potansiyelinizi kullanmak için illa önceden bir hazırlık yapmanıza gerek yok.
Tam tersi doğru. Siz başlarsınız, yolda öğrenirsiniz.
Öğrendiğinizle, inşa ettiğiniz şeyle kendinize olan güveniniz gelir.
ve sonuçları da birlikte gelir.
O da bir kar topu şeklinde büyür.
O yüzden son sözüm şu olsun.
Çok eminim hepinizin, beni dinleyen herkesin bu dünyaya, topluma, ailesine, çevreye neyse irili ya da ufaklığı sunacağı çok güzel, mükemmel şeyler var.
Potansiyelinizi göz ardı etmeyin arkadaşlar.
Bizi güzel yeteneklerinizden mahrum bırakmayın.
Ben size inanıyorum. Tanışmış olmamıza gerek yok.
Bugün bu bölümü açıp dinliyorsanız o kadar bölümün farklı podcast'ın arasından demek ki bir yerden başlamak istiyorsunuz demektir.
İçten içe böyle bir isteğiniz var demektir.
O yüzden de unutmayın.
Hepimizin gizli, kıyıda köşede kalmış saklı bir potansiyeli var.
Sadece kendinize şu soruyu sorun.
Kendi iskelenizi, motivasyonunuzu sürdürecek yapıyı ve yeni fırsatlar açacak sistemleri nasıl yaratırsınız?
Neye ihtiyacınız var?
Nasıl bir desteğe ihtiyacınız var?
Ya da kimin desteğine ihtiyacınız var?
Objektif olan, size doğru yolu gösterecek insan kim olabilir?
Bu soruların cevapları yavaş yavaş geldikçe bir şeyler de şekillenmeye başlar diye düşünüyorum.
Evet bir bölümün daha sonuna geldik.
Sizden son bir ricam var.
Potansiyeli harcadığını düşündüğünüz bir arkadaşınız varsa, bir sevdiğiniz varsa böyle azıcık ittirmeye ihtiyacı olan arkadaşınız varsa Bu bölümü paylaşmayı unutmayın.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
