
Ghosting | Flörtünüzün Hayalet Moduna Geçtiğini Nasıl Anlarsınız?
29 Mart 2022 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Cevapsız kalan mesajlar, açılmayan telefonlar, tek kelime etmeden sırra kadem basan insanlar ve takiben içimizde kopan sessiz fırtınalar... Bu bölümde ghosting kavramı, duygu dünyamızda bıraktığı etkiler ve naçizane başa çıkma yöntemleri var! Daha sağlıklı ilişkiler kurmak için benden koçluk desteği almak isterseniz iletişim linkiPsikolog Jennice Vilhauer’in podcasti:https://youtu.be/qOQhtL0btcI
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Bu haftaki konumuz ghosting.
Yani... Herhangi bir ilişkide ya da arkadaşlıkta taraflardan birinin birdenbire hiçbir şekilde açıklama yapmadan iletişimi kesmesi hali.
Neden bu hafta bundan konuşmak istedim?
Birincisi sizden böyle bir talep geldi ve çağımızın gerçeği.
Ben de çok ghosting yapmış ve yapılmış bir insan olarak bu konuda iki kelam edebileceğimi düşünüyorum.
İkincisi de birazcık böyle araştırınca şunu fark ettim ki ghosting şu an...
İtibariyle yani son birkaç senedir psikoloji alanında gerçekten üzerine çalışılmış bir konu.
Araştırılmış ve makaleler yazılmış bir konu.
Hatta öyle ki bir çalışmaya göre romantik ilişkideki partnerlerde %23 oranında bir ghosting mevcut.
Arkadaşlıklarda da %40.
Ben bunu duyunca çok şaşırdım.
Hani bana kalsa ben derdim ki yani flört aşamasındaki insanlarda daha çok olur.
Ama arkadaşlıklarda daha fazlaymış.
Oraya geleceğim. Ama ilk olarak romantik ilişkiler ve flört tarafındaki ghosting ile başlamak istiyorum.
Mesela birisiyle tanıştık, güzel böyle görüştük bir iki kez, mesajlaşıyoruz, her şey çok güzel gidiyor ya da biz öyle gittiğini zannediyoruz.
Sonra öyle bir şey oluyor ki bir şey konuşurken konu havada kalıyor ve karşı taraftan ses yok.
Hani bekliyoruz belki hani işi vardır, şudur budur, hayır yok.
Ya da böyle bir yokluyorsunuz her şey yolunda mı ya da hani komik bir şey gönderiyorsunuz vesaire yine cevap yok.
İlk ne beliriyor, ne düşünüyorsunuz?
Gerçekten burada böyle bir durdurup sorabilirsiniz de kendinize.
Aklımıza ilk gelen düşünce ne?
Beni beğenmedi, bende bir sıkıntı mı var, bir sorun mu var?
Ya da ben bir şey yanlış mı yaptım, yanlış bir şey mi söyledim, karşı tarafı kırdım mı?
Ya da başına bir şey mi geldi acaba?
Gibi böyle aklımızdan milyonlarca düşünce geçiyor değil mi?
Ve o sessizlik uzadıkça o düşünceler de iyice zihnimizi meşgul ediyor.
Ama bunların hepsi toz ve gaz bulutu.
Gerçekten bilmiyoruz arka planında ne olduğunu.
Ondan sonra ve düşünürken tabii ister istemez kendimizi kötü hissediyoruz.
Burada benim aslında en çok üzerinde durmak istediğim şeylerden bir tanesi de ne hissediyoruz.
Çünkü zihnimiz o kadar düşünceyle meşgulken ne hissettiğimize çok da odaklanmıyoruz.
Böyle bir duruma maruz kalındığında bence en önemli şeylerden bir tanesi şöyle bir oturup durup bu durum bana ne hissettirdi.
Bana değersiz mi hissettirdi?
Bana yetersiz mi hissettirdi?
Reddedilmişli kimi hissettirdi?
Artık ne hissettirdiyse birazcık daha kendinizle baş başa kalıp o hisle oturabilmek.
Hatta ve hatta şunu da öneririm.
Mindfulness derslerinde çok da yapıyoruz.
O duygu sizin bedeninizde nerede yer alıyor?
Böyle göğsünüze öküz oturmuş gibi mi oluyor?
Yoksa baş ağrısı mı veriyor midenizde bir...
Sıkıntımı yaratıyor, bir ağrımı yaratıyor.
Hani herhangi bir şey neyse bunu neden söylüyorum?
Çünkü yapılan araştırmalar şöyle söylüyor.
Bizim sosyal reddedilme yani birinin bizi reddetme düşüncesiyle olan acı ve fiziksel acımız aslında beyindeki aynı yerde yer alıyor.
Yani sosyal reddedilme dediğimiz şey herhangi bir yerimizi incitmemizle aynı acı seviyesine sahipmiş.
O yüzden de bu noktada en başta kendimizi anlamak, bizim içimizde, düşüncelerimizde, duygularımızda, bedenimizde ne oluyor onu fark etmek bence ilk adımlardan bir tanesi.
Hatta bununla ilgili şöyle komik de bir örnek vereyim.
Hayatımda ilk defa ghosting'e uğramışım.
Ne yapacağımı asla bilemiyorum.
Egom aşırı zedelenmiş ki zaten ghosting'in sonuçlarından bir tanesi de bu.
Egomuz zedeleniyor değil mi?
Neyse böyle...
Gamlı baykuş gibiyim.
Beynimin içinde sürekli sorguluyorum.
Ne oldu? Ne bitti?
Ama tabii yiğitliğe bok sürdürmemek için karşı tarafa da herhangi bir şey yazmak istemiyorum.
Ondan sonra böyle bir gün hep beraber beş arkadaş denizde takılıyoruz.
Herkes gülüyor, eğleniyor.
Ben gerçekten böyle suratım bir karış oturuyorum.
Arkadaşımdaki evde neyin var ya dedi.
Durdum durdum. Nasıl bana cevap yazmaz ya?
Nasıl yazmayabilir dedim.
Kız dedi ki ay yeter artık ya yine mi aynı konu.
Vallahi şimdi boğacağım seni şu suda.
Ne ego varmış kızım sen de.
Yani dedi niye bunu bu kadar büyütüyorsun?
Herkes herkesi beğenmek zorunda değil.
Dünyanın en güzel, en akıllı, en muhteşem insanı da olsan onun beklentilerini karşılamıyor olabilirsin.
Ya da belki kafa yapınızın uyumayacağını düşünmüştür.
Belki başka dertleri vardır.
Belki bir ilişkiye hazır değildir ya da hani bir flörtleşmeye de hazır değildir.
Bunu söylemek istememiştir.
Niye bu kadar büyütüyorsun diye böyle resmen tokatladı beni.
Ve orada benim aklımda birkaç tane şimşek çaktı açıkçası.
Bunlardan birincisi evet beni beğenmek zorunda değil.
Ben neden böyle düşünüyorum ki?
Yani neden sanki herkes beni beğenmek ya da onaylamak zorundaymış ya da peşimden koşmak zorundaymış gibi.
Yani karşı taraf beni beğenmezse benim neyim eksiliyor?
Hiçbir şeyim. Daha mı değersizim?
Daha mı yetersizim? Hayır değilim.
Peki ben neden böyle güçlü bir şekilde karşıdan onaylanma ihtiyacındayım?
Bunu bir sorguladım. Çünkü herkes herkese onaylamak ve beğenmek zorunda değil.
Ama işte insan olarak hepimizin içinde o kabullenilme...
Onaylanma ve beğenilme arzusu var ya buraya böyle bam teline basar gibi basabiliyor bazı durumlarda ghosting ve burada birazcık kendimi sorgulamaya başladım.
İkincisi de şu oldu karşı tarafın zihnin içine giremezsin ne düşündüğünü bilemezsin aklında ne olduğunu bilemezsin ve karşı tarafla ilgili bu kadar kısıtlı
bilgin varken bir şeyleri sorgulaman da aslında çok mantıklı değil.
Karşındaki seni yargılıyor olabilir.
Belki kendi algıladığına göre seninle ilgili bir imaj oluşturdu.
Ve o imajdan hoşlanmadı.
Sonuçta karşımızdakinin algıladığı kadarız değil mi?
Ve ister istemez hepimiz bir şeyleri yargılıyoruz.
Yani biz de yapıyoruz. Belki o da beni yargıladı kendi algısına göre.
Doğru ya da yanlış bilinmez.
Yani bunların hepsi olasılıklar.
Ve böyle düşününce böyle üzerime bir rahatlık geldi.
Ve o rahatlığın etkisiyle de biraz daha duygu yoğunluğum azaldı.
Ha bu arada... Yargılamadan bahsetmişken bir kitap önerisinde bulunmak isterim.
Daniel Kahneman yazarı Hızlı ve Yavaş Düşünme de kitabın adı.
Bu kitap da böyle yargılarımıza, yaptığımız seçimlere, aldığımız kararlara, böyle zihnimizin çalışma şekline, beyin nasıl çalışıyor, davranışları nasıl etkiliyor gibi çok güzel.
Sade bir dille anlatım yapıyor Daniel kendimin.
O yüzden bu tarz psikoloji konularına davranış ve karar alma gibi şeylere ilgisi olanlar varsa kesinlikle tavsiye ederim.
Peki konumuza geri dönecek olursak bir yandan şunu da düşündüm.
Yani bu kadar mı zor bir şeyleri kapatmak bir şeyleri ya olmuyor demek.
Evet bazı insanlar için zor çünkü ghosting yapan insanlar bunu kendimden de biliyorum.
Ne söyleyeceğini bilemeye olabiliyor bazen.
Ya da bir şeyleri ifade etmenin zorluğunu yaşayabiliyor.
Ya da onunla ilgili yaratacağı dramayla nasıl başa çıkacağını bilemiyor.
Bir drama yaratacağını düşünüyor olabilir.
O yüzden de sessiz sedasız bir şekilde başkasının hayatından çıkmak o kişiye daha uygun gelebiliyor.
Ama tabii bunların hepsi olasılık yani olasılıklar denizinde boğulabilirsiniz bunları düşünerek ve karşı taraf size bunu söylemediği sürece kuvvetli muhtemelde ghosting söz konusuysa zaten böyle bir açıklama da olmayacak.
Siz o düşüncelerin içinde boğulabilirsiniz bunu seçebilirsiniz ya da akışına bırakıp tamam ya neyse ne diyebilirsiniz ki burası bir tık daha zor.
Neden zor? Çünkü bunun ucunda bir belirsizlik var.
Havada kalmış bir konu var.
Bir kapanmamış mevzu var değil mi?
Ve bir şeyin belirsiz olması bizi rahatsız eder.
Eğer bunun farkındaysak ve bu belirsizlikle bir şekilde başa çıkabiliyorsak tamam ne ala akışına bırakabiliriz ama herkes böyle değil.
Bazı insanlar gerçekten olumlu ya da olumsuz bana net bir şekilde bir şey söyle.
Hani o konuyu kapatalım diye düşünür.
Genelde böyle düşünen insanlar da son bir kez mesaj atıp hani açıklığa kavuşturma talebinde bulunabilir ama burada bence şey de önemli yani biz gerçekten bir ilişki mi istiyoruz
yoksa o kişiyi mi istiyoruz hayatımızda çünkü bizim de bazen ilişkilere bakış açımız farklı olabiliyor ya da yaklaşımımız farklı olabiliyor ve birazcık saplantı haline getirme durumu da olabiliyor ya da kendimize
Aklımızda kurduğumuz, hayalini kurduğumuz ilişki tarzına, tipine oturtmaya çalışabiliyoruz.
Hem kendimize hem karşımızdakine.
O yüzden eğer ki bu soruyu sorduğumuzda yani ben o insanı spesifik olarak değil ama bir ilişki istiyorum, sevmek istiyorum, sevilmek istiyorum, güvende hissetmek istiyorum gibi bir cevap
geliyorsa, bir ilişkiye bağlı cevap geliyorsa kişiden bağımsız olarak.
Orada zaten bir tık daha bence akışına bırakabilme daha mümkün.
Tabii bir de şunu bilmek de var.
Biz ilişkiye odaklandığımız zaman karşımızdaki insanın bize verdiği ufak sinyalleri görmeyebiliyoruz.
Burada karşımızdakini...
Gözlemlemek de çok önemli.
Yani yaptıklarıyla söyledikleri tutuyor mu?
Bu insanın çevresindekilere davranışları nasıl?
Bu insanın beden dili nasıl?
Bu insanın bazı durumlarda verdiği tepkiler nasıl?
Görüşleri nasıl? Bunları eğer iyi okuyabilirsek, çok ufak bir dikkatten bahsediyorum.
Bunları böyle dikkat ederek okuyabilirsek, gözlemleyebilirsek bize zaten bazı ipuçları veriyor.
Ve istemediğimiz bir sonuçla karşılaştığımız zaman da okuyoruz.
O kadar şaşırmamış oluyoruz açıkçası.
Ya da böyle bir tecrübe yaşadıktan sonra ister istemez hani arkadaşlık olsun, ilişki olsun, farklı bir şey olsun insanlara yaklaşmaktan ve güvenmekten korkuyoruz ya.
İşte ben bu insanları gözlemleme ve insan okuma metodunun bu konularda da bu güvensizliğimizi yenme konusunda da bize yardımcı olabileceğini düşünüyorum.
Ama tabii şu da var. Özellikle bu son yıllarda internet üzerinden iletişimin çoklaşmasıyla birlikte bunu okumakta zorlaşabiliyor.
O konuda da Emine biz nasıl hani mesajlaşırken bunu mesajdan nasıl okuyacağız derseniz hak veririm.
Ama onunla alakalı da güzel bir kaynak olduğunu düşündüğüm bir kitap var.
Hatta bunun üzerine ben bir bölüm de çektim bu bağlanma teorisiyle alakalı.
Arzu edenler onu da dinleyebilir.
Burada şöyle karşımızdakinin yaptıkları ve söylediklerine istinaden aslında bağlanma şekline dair bize ipuçları veriyor.
Ve kendi bağlanma şeklimizi karşımızdakinin bağlanma şeklini bildikten sonra az çok o ilişkinin gidişatıyla alakalı ya da o ilişki içerisinde birbirimize nasıl davranmamız gerektiğiyle alakalı güzel böyle.
İpuçları veriyor. Güzel öneriler veriyor.
Tavsiye ederim. İster dinleyin benden ister okuyun.
Tercih tamamen size kalmış.
Onun dışında altın çizmek istediğim bir nokta daha var.
Hani en başta demiştim ya ghosting'e uğradığınız zaman şöyle bir oturup duygu yoklaması yapın.
Yani kendinize açık açık sorun.
Ben ne hissettim bu durum karşısında ya da şu an ne hissediyorum?
Eğer bu cevaplarınızın arasında değersiz hissettim.
gibi bir şey varsa o zaman işte öz değerimizle alakalı bazı çalışmalar yapabiliriz.
Belki bir uzmandan da destek alabiliriz.
Bunu neden söylüyorum?
Bu alanda yani ghosting üzerine çalışmalar yapan, ghosting'e uğramış kişilerle terapilerde bulunan psikologların başa çıkma yöntemi olarak önerdiği şeylerden bir tanesi de bu.
Hatta bununla ilgili Epictetus'un da çok sevdiğim bir sözü var.
Diyor ki... Kendi değerinin ne olduğunu, kendine ne değer biçeceğini yine kendin bilirsin.
O yüzden bu konuda bence önemli.
Hatta geçen gün bir tane podcast keşfettim.
İsmi Speaking of Psychology.
Psikoloğu konuk etmişler, bu ghosting üzerine çalışan ve makaleler yazan.
O bölümü de açıklamalarda paylaşayım sizinle merak ederseniz.
İngilizce gerçi ama dinlemek isterseniz mutlaka bakın derim.
Kadın gerçekten çok güzel şeyler söylüyor.
Bununla birlikte önemli olduğunu düşündüğüm bir konu daha var.
Madalyonun diğer yüzü diyelim buna.
Bazı insanların hayatımızdan bu şekilde çıkması aslında çok da kötü bir şey değil.
Neden? Çünkü biz hayatımıza giren arkadaşlarımıza, ilişkilerimize emek harcıyoruz, zaman harcıyoruz, enerji harcıyoruz değil mi?
Karşımdaki insan eğer ki benim bu sevgimi, ilgimi, emeğimi hak etmeyecekse ya da hak etmek değil de bununla ne yapacağını bilemeyecekse, biz orada dengeli bir ilişki oturtamayacaksak bu insan zaten
varsın benim hayatımdan çıksın, nasıl çıktığının bir önemi...
Bu noktada çok da olmuyor yani daha sonrasında daha travmatik bir şey yaşayacağım ama o kendi yoluna gitsin ben kendi yoluma gideyim ve bu şekilde hayatımıza devam edelim.
Tabi bir yandan da aranızda Emine ben ghosting yapan tarafım bunu yapmak istemiyorum ama nasıl iletişim kuracağımı da bilmiyorum diyenleriniz varsa bu noktada yine böyle oturup duygu düşünce
yoklaması ve bunu en doğru şekilde nasıl kelimelere dökebilirim diye düşünmek ya da kendinizi karşı tarafın yerine koyup ben olsaydım ne duysam aslında hem rahatlar hem de üzülmezdim gibi yaklaşarak bu
şekilde iletişim kurmayı deneyebilirsiniz.
Hatta size kendi ilk ghosting yapmama hikayesi.
Bir de anlatayım. Bundan yıllar önce daha İrlanda'ya ilk taşınmışım.
Hiç kimseyi tanımıyorum.
Hiçbir şey bilmiyorum. Böyle meetup dediğimiz bazı organizasyonlar oluyordu.
Speaking club oluyor.
Konuşma kulüpleri. Farklı bir ilgi alanım varsa onunla alakalı falan.
Ben de sürekli böyle katılıyordum.
Ve orada bir çocukla tanıştım.
Çocuk İrlandalı. Bana böyle etrafı gösteriyor.
Ondan sonra tarihi anlatıyor.
Güzel yerlere gidiyoruz.
Partilere gidiyoruz falan.
Her şey güzel. Ama o kıvılcım yok, o heyecan yok.
Yani belli yürümeyecek bu iş.
Neyse baktım bu mesajlaşmalarda böyle farklı bir tona doğru geçmeye başladı.
Dedim ki benim burada dur demem lazım yoksa hani çok saçma bir yerde bulacağım kendimi.
Böyle cidden doğru zamanı bekledim ve kendimce doğru zaman olduğunu düşündüğüm bir konuşma esnasında ona dedim ki yani ben aslında arkadaş olarak kalmayı tercih ederim.
Ben seni hani seninle vakit geçirmeyi çok seviyorum.
Çok güzel şeyler yapıyoruz vesaire ama arkadaş olarak kalsak benim için daha uygun.
Çocuk bana ne dedi biliyor musunuz?
Öncelikle teşekkür etti dürüstlüğüm için.
Ondan sonra da yani ben seni hiçbir zaman arkadaş kategorisine koymadım ve koymayı da düşünmüyorum.
Eğer senin için bir sorun yoksa görüşmeyelim bundan sonra.
Ben böyle tabii ki yani ne olabilir ki diye bir şaşırdım.
Ama üstümden öyle büyük bir yük kalktı ki size anlatamam.
Bir daha da gerekmedikçe kimseye ghosting yapmadım.
Buradaki detaya dikkat.
Gerekmedikçe. Neden?
Birincisi bazı insanlar ciddi anlamda laftan anlamıyor.
Yani bazı durumlarda gerçekten net ve kesin bir şekilde o ilişkiyi bitirmeniz, o iletişimi kesmeniz gerekiyor.
Yani kendi sınırını bilmeyen insanlara sınır koymak aslında bu.
Çünkü bundan anlıyorlar.
Bu bir. İkincisi arkadaşlar hani demiştik ya.
%40'ı aslında arkadaşlıkların ghosting ile sonuçlanıyormuş diye.
Şimdi bu çok yakın arkadaşlar değil tabii ki ama hani böyle ortada olan bazı arkadaşlıklar vardır ya.
Şimdi bu arkadaşlıkların içerisinde belli başlı tipler var.
İşte böyle enerji vampirleri, sürekli mutsuz, sürekli negatif ya da işte sürekli şikayet eden ya da sürekli bir drama queen halinde olan.
Bir de benim gerçekten çok müzdarip olduğum narsizizm.
Eğilimleri çok yüksek olan kişiler.
Bu çok derin bir konu tabii ki ama bu aralar çok popüler narsizmle ilgili çok fazla kaynak var.
Bakmışsınızdır diye düşünüyorum.
Neyse bu tarz kişilerde ben gerçekten kendi enerjimin çekildiğini ya da benim hayatıma ekstra bir katkısı değil de üstüne üstlük zararı olduğunu gözlemlediğim için birazcık
iletişimimi azaltıyorum en başlarda.
Yani orada bir...
Görüşme sıklığına, konuşma sıklığına bir sınır koyma ya da daha yüzeysel konuşmalar, small talk dediğimiz böyle ufak sohbetlere indiriyorum.
Ama eğer bunu indirmemden karşı taraf rahatsız olduysa ya da bunu indiremediğim, indiremeyeceğim bir durum varsa işte o zaman son çare ghosting.
Henüz daha buna ihtiyacım olmadı.
Neyse kapatmaya yaklaşırken size şunu hatırlatmak istiyorum.
Hayatta başımıza ne geldiği değil.
Onunla ne yaptığımız bizi biz yapar.
Bunu sadece ghosting alanında düşünmeyin.
Genel olarak hayatınıza böyle bir bakış açısıyla yaklaştığınız zaman olumsuz olarak değerlendirdiğimiz şeylerin aslında içindeki fırsatı da görüp kendimize bir gelişme alanı yaratabiliriz.
Minik gelişi güzel hayallerimizi gerçekleştirme konusunda bize gerçekten rehber olabilecek bir söz olduğunu düşünüyorum.
Deyip siz mesajımı aldınız.
Burayı daha fazla uzatmak istemiyorum.
Umarım bu bölümden keyif almışsınızdır.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
