
Gezegenler Bize Yalan Mı Söylüyor? | Barnum Forer Etkisi
12 Şubat 2024 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Fala inanma falsız kalma diyoruz ama bu düşünce biçimi bizi alt metinde nasıl etkiliyor? Astroloji gerçekten sağlam bir temele mi dayanıyor yoksa zekice hazırlanmış genel geçer metinlerden oluşan bir şey mi? Kafamdaki deli soruları Psikolog Bertram R. Forer'ı da yanıma alarak cevaplamaya çalıştım.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, yeşil güzel hayallere hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda psikoloji, felsefe, bilim ve farkındalık çerçevesinde hayatı daha yaşanabilir kılmak için hayata dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi
paylaşıyorum. Ek olarak her çarşamba günü podcastta bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri ve kendimizi daha iyi tanımak adına bir soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim de meyil kutuma düşsün bunlar derseniz...
emineyesicimen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Eğer benimle birebir çalışmak isterseniz de yine aynı adresten koçluk başlığına tıklayıp bilgi ve ücretsiz öngörüşme randevusu alabilir ya da bana LinkedIn profilimden ulaşabilirsiniz.
Bu hafta genel olarak skeptik olsam da ara ara inanmaya meyilli olduğum astrolojiden yola çıkarak Barnum Forer etkisini konuşmak istiyorum.
Buraya da nasıl geldim?
Geçtiğimiz haftalarda ofise gittim.
Bizim böyle Her ayın bir günü, bir cuma günü konseptli bir günümüz oluyor ve o konsept etrafında etkinlikler yapıyoruz.
Atölyeler oluyor, webinarlar oluyor, dışarıdan konuşmacılar geliyor.
İşte bu kariyerle ilgili, kişisel gelişimle ilgili vs.
vs. Ve geçtiğimiz etkinliğin konsepti Dream Big'ti yani büyük hayal kur.
Ve nedense bu etkinliği organize eden kişiler bu konsepte astrolojinin uygun olabileceğini düşünmüşler.
Ve buraya dikkat konuşmacı olarak Prenses Diana'nın astroloğu olduğunu iddia eden bir hanımefendiyi getirdiler.
İddia eden diyorum çünkü bilmiyorum yani öyle olabilir de olmayabilir de.
Ama bu hanımefendi baya böyle konuşmalar yaptı.
İşte gezegenleri anlattı, yıldızları anlattı, astrolojinin temellerini anlattı.
Sonra da her burç için genel geçer bir 2024 yorumu yaptı.
İnsanlara sorularını cevapladı falan fıstık.
Ve ben bir noktada kendimi vay be derken buldum böyle ilgiyle dinliyordum.
Neden biliyor musunuz? Kadın aşırı karizmatik böyle ve kendinden çok emin konuşuyor.
İnanılmaz bir şekilde matematiğini anlattı arkasındaki bu astrolojinin.
Ve çok güzel isimlerle iş birliği yapıyor.
Prenses Diana diyorum daha ne diyebilirim.
Ama onun dışında hani referans verdiği ve ara ara hep de işte şu şirketle çalıştığım, şu isimlerle çalıştığım, şöyle yaptım, böyle etkinlikler yaptık falan.
Hep bir böyle bir otorite ve güven teşkil ediyor.
O yüzden de ben kendimi çok böyle etkilenirken buldum bir noktada.
Ama sonra dedim ki kadının karizmasına kanma çünkü sen bu işlere inanmaya meyil ettiğinde her seferinde tezini çürütecek bir şey çıkıyor.
O da ne? Şöyle ki yıllar önce ben bir arkadaşımın tavsiyesiyle bir astroloji bloğu keşfettim.
Ve okumaya başladım.
Her ne kadar çok inanmasam da arkadaşım şöyle iyi böyle iyi falan dedi diye ben böyle bir şekilde başladım.
Ve yazılanlar o kadar uyuyor ki böyle çok genel geçer dediği sanki kişisel gibi de düzenli olarak okuyorum ben böyle her ay.
Çünkü burçlara özel bir şeyler yayınlıyor.
Hem güneş burcumu hem de yükselen burcumu okuyorum.
Şimdi yükselen burçlar doğum saatiyle hesaplanıyor ya.
Anneme sordum verdiği saate göre baktım.
Diyor ki koç. Hepsi de bayağı uyuyor.
Ben böyle sürekli koç için yazdıklarını falan da okuyorum.
Sonra geçtiğimiz sene doğum sertifikamın gün yüzüne çıkmasıyla ben annemin dediği saatte doğmadığımı öğrendim arkadaşlar.
Ve tabii ki gidip hemen yükselen burcumu tekrar hesapladım.
Koçla alakası yok.
Dedim o zaman ben kendimi yıllarca koç sanıp okuduğum şeylerin bana uyduğunu düşünürken zihnim mi bana bir oyun oynadı yoksa...
Astroloji zekice hazırlanmış genel geçer metinlerden oluşan bir şey mi?
Ama bir yandan da şöyle düşünüyorum.
Madem hepimiz atomlardan dolayısıyla enerjiden oluşuyorsak ve dolunay gibi bir şey mesela okyanusların gergit durumunu etkiliyorken vücudumuzun %75'i suysa bu gezegenlerin
bizi etkilememe durumu yok sayılabilir mi?
Derken böyle kafamda deli sorular tabii ki.
O yüzden de bu hafta benimle aynı soruyu sormuş bir bilim insanının yaptığı deneylerden yola çıkarak bu Barnum Forer etkisi üzerine duracağım.
Biliyorsunuz eleştirel düşünme bunu günlük hayata dahil etme bu kanalın yakıtı.
O yüzden de biraz daha böyle sorgulayan bir yerden bakmayı planlıyorum.
Ama başta şunu söyleyeyim amacım hiçbir şeyi olumsuz anlamda eleştirmek ya da küçümsemek değil.
Kesinlikle böyle bir amacım yok.
Ben bilime inanan biri olarak insanın kendini anlamaya...
İnsanın ona iyi gelen şeyleri hayatına dahil etmeye çabasına saygı duyuyorum ve bunlara asla karşı değilim.
İnsan davranışlarının arkasındaki motivasyonu anlamak benim en büyük ilgi alanlarımdan biri.
Yaptığım işle de direkt alakalı zaten.
Yani mevcut bilgimize bir şeyleri ispatlayamıyor olmamız onun yok olduğu anlamına gelmiyor.
Çünkü bir sürü inanan kişi var astrolojiye, spritüel konulara ve benzeri konulara.
Ve neden inandığı, neden inanmak istediği de değerli benim gözümde.
Çünkü insan olarak maneviyat tarafımızı da yani maneviyatımızı da beslememiz gerekiyor.
Ben de çok uzun süre R2'den faydalandım.
Ne zaman hayatımda bir belirsizlik olsa astrolojiye mail ettim.
The Pattern diye bir uygulama kullanıyorum.
Mesela muhtemelen algoritmaları çok iyi ama ben onun gönderdiği soruları seviyorum.
Kendi içine döndürüp böyle insanın kendine sağlam sorular sormasını sağlıyor.
Bunların bilimsel bir dayanığı var mı?
Yok. Bana bireysel anlamda bir şeyler katıyor mu?
İyi geliyor mu? Zaman zaman evet.
Bir zararını gördüm mü?
Hayır. Baktığım nokta burası.
Sadece... Bunlar günümüzde büyük paraların döndüğü kapitalizme hizmet eden bir konumdaya ve ben de okuyup araştırıp bilgi sahibi olmak istiyorum bu kadar.
Yani bir bilgiyi tüketirken bir şeye dolaylı ya da dolaysız maddi manevi katkı sağlarken bu resmin neresinde durduğumu görmek istiyorum.
Kısacası bilinçlenmek istiyorum.
Lafı çok uzatmadan böyle direkt konuya gireyim.
Ve hatta katılımcı önyargısıyla başlamak istiyorum.
Böyle bir kavram var katılımcı önyargısı diye.
Hani böyle geyiğine fal baktırıyoruz ya ya da bakıyoruz birbirimize ve birisi bilince hayatımızda o anlanan şeyleri de bizimle ilgili paralel şeyler söyleyince hayatımızda düşüncelerimize vay be bildi diyoruz ama
bilmediği zaman ne bekliyordun ki zaten fal mı çözecek fala inanma falsız kalma deyip geçiyoruz.
Aslında oradan geliyor bu mantık.
Şimdi astrolojinin de böyle olduğu kanısında olanlar var.
Ben hatta merak ettim.
Doğum haritası açtırdım.
Bu katılımcı önyargısının farkında olarak açtırdım ama.
Bana söylediği birçok şeyin tam tersiydi.
Hayatımla ilgili, kişiliğimle ilgili, ilişkilerimle ilgili.
Ki arkadaşlarım şey demişti ya şöyle iyi, böyle iyi mutlaka açtırmalısın diye.
Benim tam tersi tecrübelerimi yaşayanlar da var bu arada.
İşte o noktada orası katılımcı önyargısı mı yoksa haklılık payı mı hiçbir fikrim yok.
Bununla ilgili bir araştırma da var bu arada.
1990 senesinde yapılmış.
İki tane bilim insanı John McGrew ve Richard McFaul tarafından.
Bir tane deney yapıyorlar. Deneyde 4 erkek 19 tane kadın var.
Bu insanlar gönüllü ve bu insanların kişiliklerine dair dosyalar var.
6 tane profesyonel astroloğa dağıtıyorlar bu dosyaları.
Diyorlar ki siz bu insanların dosyalarına bakın ve bu insanların kişilik özelliklerini astrolojik doğum haritalarıyla eşleştirin burçlarını bulun.
Astrologlar bu konuda hiçbir deneyimi olmayan kişilerin kafalarına göre eşleştirme yapan bir kontrol grubundan bile Daha az başarılı oluyor çok ilginç bir şekilde.
Ve benim en çok dikkatimi çeken şey şu oldu.
6 astrologun aynı kişiye dair yaptığı tahminlerin hiçbiri birbiriyle örtüşmüyor.
Ama kim bilir profesyonel astrolog dedikleri kimdi?
Yani katılımcı sayısı düşük, astrolog diye çağırdıkları kişiler nedir, background'ı nedir bunları bilmiyoruz bu arada.
Deneyin ölçümleri de tartışılabilir ama bu konuda beni bölümün ana teması olan Barnum Forer etkisine getiriyor.
Nedir bu diyecek olursanız da en kısa haliyle insanların genel ve muğlak ifadeleri kendi durumlarına özel ve doğru olarak algılama eğilimi.
Bilişsel bir yanlılık meselesi bence bu.
Aslına bakarsanız çünkü zihnimiz tükettiğimiz içeriklerde ve bilgilerde kendinden bir şeyler arar ya.
Bunu eleştirel düşünme bölümünde de anlatmıştım yanlış hatırlamıyorsam.
Konu kendimize alakalı ifadelere gelince de inandığımız bir şeyse bu Barnum Forer etkisi daha da kuvvetleniyor.
Hatta bu etkiye ismini veren psikolog Bertrand Forer 1940'lı yıllarda o dönemin meşhur bir şovmeni ve iş adamı olan Phineas Taylor Barnum'dan etkileniyor.
Çünkü Barnum'un şovunun mottosu şu.
Herkese uyan bir şeyimiz var.
Böyle bir şey de yanlış hatırlamıyorum. Yani araştırması böyle başlıyor.
Bilim insanlarının etkilendiği şeyler çok ilginç değil mi?
Yani en ufak bir şey sizi çok farklı yerlere götürebiliyor.
Neyse deney şöyle başlıyor.
Forer, astrolojik analizlerin insanlara nasıl uyduğunu bilimsel bir teste tabi tutmak istiyor.
Diyor ki ben bunu nasıl yapayım?
Nasıl yaparım?
Öğrencilerimi denek olarak kullanayım.
Gidiyor öğrencilerine bir kişilik testi veriyor.
Ama o kişilik test aslında kişilik testi değil.
Sadece verirken diyor ki ben bunu size özel olarak hazırladım.
Sizin sınavlardan aldığınız puanlara göre sınavlarda yazdıklarınıza göre kişiliğinize dair bazı tahminlerde bulundum.
Bunu bir puanlayın bakalım size ne kadar uyuyor.
Halbuki gerçekte her bir öğrenci birebir aynı analizi veriyor.
Kişiliğe özel olan hiçbir şey yok.
Öğrenciler öyle söylüyor sadece ve tüm analizlerde de 13 tane madde var.
Onlar da şöyle bakın bunları iyi dinleyin.
Sizde diğer insanların sizi sevmesine ve hayranlık duymasına yönelik yoğun bir ihtiyaç var.
Kendinizi eleştirmeye çok açıksınız.
Kendi avantajınızı çeviremediğiniz büyük ve kullanamadığınız bir kapasiteye sahipsiniz.
Yani potansiyelinizi kullanamamışsınız diyor.
Bazı kişilik zaaflarınız olsa da genellikle onların üstesinden gelebiliyorsunuz.
Cinsel beklentileriniz sizin için problemler doğuruyor.
Dışarıdan bakıldığında disiplini ve öz kontrole sahipsiniz.
Ancak aslında endişeli ve güvensizsiniz.
Bazı zamanlarda doğru şeyi yaptığınızdan ve doğru tercihte bulunduğunuzdan emin olamıyorsunuz.
Kim oluyor ki arkadaşlar?
Her seferinde birazcık değişim olsun istiyorsunuz ve eğer kısıtlamalarla karşılaşırsanız rahatsız oluyorsunuz.
Bakın ne kadar genel farkında mısınız?
Bir sonraki de şu.
Kendinizin bağımsız bir düşünür olduğunuzu övünüyorsunuz ve diğerlerinin açıklamalarını yanlı görüyorsunuz.
Birkaç tane daha var devam edeyim.
Kendinizi başkalarına açmanın çok da akıllıca olmadığını düşünüyorsunuz.
Bazı zamanlar dışa dönük, cana yakın ve sosyalsiniz.
Diğer zamanlarda ise kapalı, ilgisiz ve içe dönük.
Bazı tutkularınız oldukça gerçek dışı ve son olarak da güvenliğiniz hayatınızdaki temel amaçlarınızdan biri.
Ya bu zaten evrimsel olarak tüm insanların temel amaçlarından biri.
Neyse öğrenciler sıfırdan beşe kadar bir skalada bunu beş en yüksek sıfır en düşük oyluyorlar.
Kendi analizlerinde ortalama 4.26 puan veriyorlar düşünün.
Tüm kağıtlar toplandıktan sonra her birine aynı kağıdın verildiği ve bu 13 maddenin bir astroloji kitabından rastgele her burçtan birer tane alındığı söyleniyor.
Kişiye özelmiş gibi görünse de ya da bize öyle söylendiği için inanma eğiliminde olsak da aslında çok genel ifadeler.
Ve mutlaka bir şekilde hayatımızın bir evresinde, bir döneminde bu ifadeler bir yere oturuyor değil mi?
Uyumuyorsa bile azıcık doğru olduğu için insan zihni şey düşünüyor.
Yeterince iyi bir tahmin.
Zaten her şeyi bilmesi mümkün değil diye kendi kendimize böyle bir değerlendiriyoruz.
Kaldı ki plasopo etkisini yabana atmayın.
Çünkü siz eğer bir şeyin size iyi geleceğine inanarak gidiyorsanız...
yapıyorsanız bir şeyleri diyelim ki fal baktırıyorsunuz diyelim ki doğum haritası açtırıyorsunuz diyelim ki spritüel bir şey yapıyorsunuz ya da benim gibi reiki yapıyorsunuz geçmiş zamanlarda olduğu gibi bu noktada zaten %30
ihtimalle o şey size iyi gelecektir.
Plasoba etkisinin bilimsel olarak kanıtlanmış oranı bu.
O yüzden de bunu göz ardı etmemek bence çok önemli.
Bu çalışma Türkiye'de de yapılmış bu arada.
Evrim Ağacı platformu bu soruların aynısını Twitter'daki takipçilerine sormuş.
Amaç da bu ifadelerin gerçekte çoğunun katıldığı ve kendisine uyduğunu düşündüğü sorular olup olmadığını sınamak.
Toplamda ankete 9000 kişi katılıyor ve bu 9000 kişinin %60'ı bahseden ifadelerinin kendine kısmen ya da tamamen uyduğunu belirtiyor.
Şimdi Evrim Ağacı'nda bu anketi yapan kişiler de diyor ki eğer burçlar iddia edildiği gibi keskin sınırlarla ayrılabiliyor olsaydı bu 12 burç birbirinden bu kadar farklı olsaydı bu soruların istatistiki
olarak ortalamasının sadece %8 olması gerekirdi.
Yani %8'i...
Bana uyuyor ya da uymuyor derdi.
Çünkü ifadeler 12 burcun her birinden rastgele toplanmış ifadeler.
Şimdi bunu bir astrologla ya da bu konuya gönülden inanan insanlarla konuştuğunuz zaman size çok haklı olarak şöyle bir şey diyorlar.
Herkesin haritası farklı o yüzden yüz yüze seans almanız gerekir.
Bu konuya katılıyorum bu arada.
Bu psikoloji için de geçerli.
Ne bileyim koşluk için de geçerli.
Her alanda kişi özeldir, biriciktir değil mi?
Beraberinde getirdiği tecrübeleri farklıdır, karakteristik özellikleri farklıdır vs.
vs. Ama işte orada benim aklımı kurcalayan ne var biliyor musunuz?
Ben dedim ya hani doğum haritası açtırdım diye.
Orada benim doğum haritamla alakalı benim bu sene içerisinde olacakları ki baktığında aslında öyle tahmini astrolojiye de çok inanmıyorum ama bana birebir de söyledikleriyle Prenses Diana
'nın Astroloğunun belli burçlar için benim burcumu genellerken söylediği genel geçer şeyler aynıydı ve ben yine hayal kırıklığına uğradım.
Yani o kadar hazırım ki inanmaya, istiyorum ki inanayım, beni inandırın ama her şey karşıma arkadaşım yapma diye çıkıyor.
Zaten astrologlarla yüz yüze giyinen hatta astrologların istediği şekilde tasarlanan akademik çalışmalarda da istatistiki olarak tamamen rastlantısal ve astrologun genel geçer yargılara dair, daha
doğrusu genel geçer yargılara dayan...
Peki bunu bile bile neden hala inceden de olsa astrolojiye bir ilgimiz var?
Bunu kendime de soruyorum.
Yani insanlara neden hala Burcu'nu soruyoruz ya da böyle bir şeyler ters gittiğinde Merkür geri gidiyor muhabbeti geçiyor gibi gibi.
Benim şahsi düşüncem biz insanlar olarak zaten bitmek tükenmek...
Bilmeyen bir anlamlandırma arayışı içindeyiz ya bir şeyleri açıklama ihtiyacı içindeyiz.
Yani bir şey oluyorsa onu bir sebep sonuç ilişkisi içerisine koyuyoruz genel anlamda.
Birisi buradan geliyor. İkincisi de kategorize etme, genelleştirme ihtiyacı içerisindeyiz ki zihnimizdeki belli çekmecelere koyup rahatlıyoruz.
Bu benim kendi gözlemim.
Bu kadar senedir yaptığım psikoloji okumalarının, araştırmalarının getirdiği bir çıkarım.
Bilim insanları tabii ki bununla alakalı bir araştırma da yapmış ve diyorlar ki bunun aslında iki tane temel faktörü var.
İlki sunulan maddeler içerisinde size kişiliğinize ilgili şöylesin böylesin şöyle değilsin böyle değilsin diyorlar ya.
Orada pozitif şeylerin negatifleri oranına daha fazla olması.
Böylece siz kendinizi daha iyi hissediyorsunuz.
Tabii ki de sizin karanlık tarafınıza değiniyor.
Hani bunun gerçekçiliğini kaybetmemesi için.
Ama size biraz daha kendinizi iyi hissettirme.
Ve kendinizle alakalı.
Biraz daha böyle popullanma eğiliminize dokunuyor.
İkincisi de deneklerin onları sınayan kişiye, denekten kastım yani bu hizmeti alanların, hizmet veren kişiye dürüst ve öznel geri bildirimde bulunabileceği kadar güvenmesiymiş.
Yani eğer ki bir insan bir konuda bir otorite yaratıyorsa, sosyal medyada bir domain yaratıyorsa, siz ister istemez zaten ona güvenerek gidiyorsunuz.
Ve bu iki...
Şart sağlandığı takdirde kimin üzerinde hangi cümlelerle denerseniz deneyin.
Size gelen kişiler verdiğiniz hizmetin, verdiğiniz analizin kendisine uyduğunu söyleyecektir diyorlar.
Eğer böyle bir hizmet veriyorsanız ya da hani siz hizmet alıyorsanız kendinize uyduğunuzu düşüneceksiniz.
İşin sırrı da şuymuş.
Kişiye özelmiş gibi gözükecek kadar spesifik.
Ama popülasyonun geniş bir yüzdesinde karşılık bulabilecek kadar genel tahminler ileri sürmekmiş.
Baya bir acımasız yaklaşmışlar aslında ben çok yumuşatarak söylüyorum.
Ama tabii şuna da bakmak lazım.
Bunların çoğu eski zamanlarda yapılmış araştırmalar ve astroloji son 5-6-7 senede patladı.
Hatta akademi dünyasından birçok insan bunun eğitimlerini aldı, bunun hizmetini veriyor.
Benim tanıdığım bir sürü profesör şu an astrolog olarak çalışıyor.
Ve insan ister istemez şeyi düşünüyor.
Yani bu kadar bilim dünyasının içindeki kişiler de buraya kayıyorsa vardır bir hikmeti acaba mı deyip daha da araştırmaya itti beni.
Ama tabii ki çoğunluğum şeyi yapıyor olması onun doğru olduğu anlamına gelmez.
Bunun da birincindeyim. Bununla alakalı yapılan son araştırmalarda aynı destekleyici noktada.
Yani birincisi genel geçer ifadeleri olacak, pozitif ifadeler daha farklı olacak ve bu hizmeti veren kişinin kendi alanında bir otorite olması.
Yani ona bir güven...
tahsis edilmesi gerekiyor olacak ve size özel hazırlandığına dair inancınız olacak.
Bunlar bu Barnum Forer etkisini güçlendiren efektlermiş.
Evet bunlar tabii bizim inanmamıza engel mi?
Hayır tabii ki de herkes her şeye inanabilir.
Sadece bunların bilimsel bir dayanağı olmadığının farkında olmak ve bu tarz şeylere bel bağlamamak önemli.
Bunu diyen ben bütün İrlandalı kankilerime fal bakmayı öğretmiş miyimdir sizce?
Tabii ki öğrettim ama bir şeyleri sadece eğlence ya da kendini oyalamak için yapmakla gerçeklik algını kaybederek ona böyle sıkı sıkı inanmak arasında bir fark var tabii ki de.
Evet bir bölümün daha sonuna geldik sanıyorum ki.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bir sonraki hafta görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
