
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bir insanın gerçekten ne istediğini kendisinden daha iyi hiç kimse bilemez ve onun yerine cevaplayamaz.
Bu bölümü bir kaynak olarak düşünün. Ne zaman kafanız karışsa, ne zaman bir yol ayrımında olsanız, buradaki egzersizleri yapabilirsiniz.
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz. Ben Emine.
Bu kanalda hayatı daha yaşlanabilir kılmak ve farklı açılardan bakabilmek için gündelik deneyimlerime dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Bununla birlikte kariyer başta olmak üzere hayatında, ilişkilerinde ya da kendinde somut bir değişiklik yapmak isteyenlerle çözüm odaklı profesyonel koç olarak çalışıyorum.
Amacım felsefe, psikoloji ve farkındalık öğretileri çerçevesinde doğru soruları sorarak kendinize ait doğru cevapları bulmanızı ve istediğiniz değişikliği hayatınıza sürdürülebilir
bir şekilde dahil etmeye destek olmak.
Daha fazla bilgi ve ücretsiz ön görüşme randevusu için emineyesitmen.com slash koçluk adresinden bana her zaman ulaşabilirsiniz.
Açıklamalarda linki mevcut.
Mesleğim itibariyle genel olarak ne istediğini anlayıp ona göre kariyerini ve hayatını şekillendirmek için bir çözüm arayan insanlarla çalışıyorum biliyorsunuz.
Bunun yanında bir de ne istediğini bilen ve ona ulaşmak için bir yol haritasına ihtiyacı olan bir kitle var.
Ama özellikle millennial yani bizim başına her şeye gelen zavallı jenerasyonumuzda şunu çok görüyorum son zamanlarda sanıyorum otuzlarında olmanın verdiği şeylerden bir tanesi.
Ben de dahilim buna bu arada. İstediğimizi sandığımız şey aslında bizim kendimize rol model olarak seçtiğimiz insanların ya da hayatların bir yansıması olabiliyor.
Neden? Çünkü hep çok çalış, iyi okullarda oku, iyi bir işin olsun, hayatın garanti olsun, kariyer yap, evin olsun, dünyayı gez, tecrübe biriktir ya da iyi bir evlilik yap, yuvan olsun, çoluk
çocuk vs. Bilmediğiniz hiçbir şey söylemiyorum bence şu anda.
Ama bu şey gibi bir şey ya, yemek tarifi listesi gibi bir liste.
E tamam yaptık da ne oldu bunları?
Yani neden yaptık?
Amacımız çok lezzetli bir yemek elde etmekti belki ama...
Neden tat alamıyoruz şu an o yemekten?
Neden tat alamıyoruz hayatımızdan?
Benim nacizane görüşüm şu.
Ne eğitim sistemimizde ne de çoğumuzun aile yapısında biri de çıkıp bize kendimizi dinlemeyi öğretmedi ya.
Sen ne istiyorsun?
Senin için önemli olan şey ne?
Seni ne heyecanlandırıyor?
Seni ne motive ediyor?
Kendini böyle bir dinle bakalım cevabı nasıl gelecek?
Bunları kimse bize öğretmedi.
Bazılarımız üniversitede hasbelkader ilgisi olan bölümü okuma şansına eriştiği için belki onlar bir tık daha şanslı ama geri kalan kısım yine eğer şanslıysa ya 20'lerin sonunda
ya 30'ların başında keşfetti ve hala keşfetmemiş olan çok büyük bir kitlede var.
Bunda da bir yanlışlık yok bu arada.
Çünkü dediğim gibi hiçbir zaman oturup kendimizi dinlemeyi öğrenmedik.
Yani o yüzden de şu an...
30'ların sonu, 40'ların başı, 50'lerde, 60'larda bile hayatıyla ilgili ne istediğini bilmemek bence bir başarısızlık, bir yenilgi, bir geride kalma değil.
Dediğim gibi bilmediğimiz bir şeyden zaten mesul olamayız.
Tabii ki bunu öğreniyoruz ve öğrendiklerimizle hayata devam ediyoruz.
O ayrı. Buraya da nasıl geldim biliyor musunuz?
Geçenlerde bir danışanımla son seansımızı yaptık.
Geçirdiğimiz süre boyunca en göze çarpan çıktısı ne oldu bu seansların diye sordum.
Her son seansımda soruyorum zaten.
Bana dedi ki Emine ben kendimi dinlemeyi öğrendim.
Aradığım soruların cevabının bende olduğunu anladım.
Kendime, düşüncelerime, hislerime daha çok güvenmeyi öğrendim ve özgüvenim arttı.
İnsana dokunan bir meslek icraden herkes için bunları duymak inanılmaz kıymetli tahmin edersiniz ki o zaman zaten emeklerinin karşılığını görüyorsun ama demek istediğim şu bazen kendi iç sesimizi kısıp
içinde yaşadığımız çevrenin ve toplumun etkisinde o kadar çok kalıyoruz ki bir noktada durup da yahu ben gerçekten bunu mu istiyorum diye sormuyoruz ya da yola bunu istiyorum diye çıktım ama Hala
bunu istiyor muyum diye sormuyoruz.
Hayat hızla geçiyor.
Ben hangi ara 34 oldum inanın bilmiyorum.
Son 4 sene yok gibi zaten.
Bazen insan nereye gittiğini fark etmiyor bile.
Sonra bir bakmışız dediğim gibi 50, 60, 70 derken öyle geçmiş hayat.
İşte o yüzden arada bir durup kendimize sormamız gereken çok basit.
Ama bir o kadar da önemli bir soru var arkadaşlar.
Ben gerçekten ne istiyorum?
Soruyu sorması basit cevabı bulması değil tabii ki.
Ama şu da olabilir.
Belki bu soruyu sormak hiç aklınıza gelmemiş olabilir.
Çok normal. Belki geldi de cevabı bulmak için uğraşmak zor geldi.
O da ayrı bir dert çünkü. Ama şöyle düşünün.
Bu sorunun cevabı hayatınızdaki o kadar çok şeyi değiştirebilir ki.
Mesela şöyle bir gözden geçirelim beraber değil mi?
İçinde sıkışmış hissettiğiniz, mutsuz olduğunuz durumları, iş olur, ilişki olur, arkadaşlık olur, yaşadığınız yerle alakalı olur, her şeyle alakalı olabilir.
Hayatın kendisinden bahsediyorum yani.
Ve bu hayatımızdaki blokajlar, tosladığımız duvarlar, dramalar bazen insana yönünü kaybetmiş, sıkışmış hissettiriyor haklı olarak.
Bunun nedeni bence ne istediğimizi net bir şekilde bilmediğimizde...
Hangi yöne gideceğimizi de bilemememiz.
Ve sonuç olarak oradan oraya savruluyoruz.
Böyle yaprak gibi bir oraya bir buraya gidip gidiyoruz.
Sanki bize ait olmayan bir hayatı yaşıyoruz.
O hayatta misafir, oyuncu ya da böyle dublör görevi görüyoruz gibi hissediyorum ben bazen.
Keşke chat GPT her şeyi cevaplayabildiği gibi bu soruyu da bizim yerimize cevaplayabilse.
Ama maalesef bu sadece insanın kendisinin cevaplayabileceği bir soru.
Hiç kimse... bunu sizin yerinize cevaplayamaz ve inanın bana cevabı bulduğunuzda Birçok şey o kadar netleşiyor ki.
Çünkü insan enerjisini nereye yönlendireceğini, hangi adımı atması gerektiğini, zamanını nasıl kullanacağını biliyor.
Ve hayattan daha fazla keyif alıyor.
Hayata daha fazla karışıyor.
Daha fazla yaşadığını hissediyor.
Kendinden daha emin bir duruş sergiliyor.
Hayata karşı, insanlara karşı, ilişkilerinde de.
Yani çok fazla şey değiştiriyor.
Bu sorunun cevabını ucundan da olsa tutabilmek.
O yüzden de ben de şöyle bir düşündüm.
Dedim ki hazır sonbahar gelmişken, sene sonuna birkaç ay kalmışken gelin biraz gerçekten ne istediğimizi bir kez daha gözden geçirelim.
Bir de böyle tam yazın rehavetini atıp disiplin moduna giriyor ya insan bu mevsimde.
Belki böyle içimizdeki karışıklığı çözüp netlik kazanmamıza yardımcı olur diye böyle bir bölüm hazırlamak istedim.
Dediğim gibi de tam mevsimi ya yaz bitti, okullar açıldı, tatil modundan çıktık.
Tam böyle... Odaklanma, çalışma, kolları sıvayıp iş bitirme zamanı.
Havalar da serinliyor, güneş o kadar cezbetmiyor ya da çalışmayacak kadar insanın peltesini de çıkarmıyor artık.
Tam böyle kabuk değiştirme, harekete geçme mevsimi bence sonbahar.
Sembolik olarak da hep şöyle düşünüyorum.
Ağaçların, yaprakların dökmesi bana her zaman insanların da şöyle bir silkelenip fazlalıklarından kurtulma zamanı gibi gelmiştir.
Duygusal anlamda da böyle kendine hizmet etmeyen şeylere yol verme, yenile...
arınma gibi bir konsept çağrıştırıyor nedense bende.
İnsan sene başında kendine hedef koyunca ister istemez şey düşünüyor.
Bir sene 12 ay var daha hallederim yapacaklarımı bir şekilde ama insanın önünde böyle 3 ayının kaldığını bilmek daha harekete geçiren daha motive eden bir şey biraz daha böyle bir envanter çıkarmak.
Ben neler yapmak istiyordum bu sene içinde ne kadarını yaptım ne kadarını yapmadığım neleri hala istiyorum neleri hala istemiyorum gibi.
Zaten yapılan araştırmalar da diyor ki sene başında koyulan hedeflerin sürdürülebilirlik süresi 3.7 aymış.
Ben bunu şöyle yorumladım.
Her üç ayda bir yani her çeyrekte insanın böyle bir oturup kendiyle baş başa kalması, kendisiyle belki de bir self-checking yapması, ben ne istiyorum, gerçekten bunu mu istiyorum, o zaman neler yapacağım gibi böyle bir şeyler
yazıp çizmesi güzel olabilir.
Böylece enerjimizde, vaktimizde de boşa harcamamış oluruz diye düşünüyorum.
Bunun için de ilerleyen dakikalarda çok basit ama gerçekten çok etkili bir yöntem paylaşacağım.
E yine buna niye taktın bu aralar derseniz de şu sebepten insanın ne istediğini bilmesi aslında ne kadar güçlü olduğunu da bir göstergesidir diye düşünüyorum.
Çünkü bilgi güçtür.
Bu da nereden kaldı aklıma biliyor musunuz?
Killing Eve diye bir dizi var Netflix'te.
Orada diyordu bilgi güçtür diye ve orada böyle aklıma kazımıştı.
Evet ya doğru söylüyor diye.
Tabii ki doğru olmayabilir herkes için ama...
Sonuç itibariyle kendinize dair olan bilginiz de size güç katar.
Buradan geliyorum aslına bakarsanız.
Bu arada Killing Eve'den bahsetmişken onu da önereyim.
Böyle tam bu mevsimde battaniyenin altına girip sıcak torbanızı alıp elinizde demli çayla...
kozi bir şekilde güzel güzel dizi izlemek istiyorsanız sizi böyle ekran karşısında tutacak.
O bence Killing Eve.
Tabii ki de zevkler ve renkler tartışılmaz ama dizi arayanlara söylemiş olayım.
Konumuza geri dönecek olursak da tabii ki ne istediğini bilmek çok önemli ama insanın ne istediği zamanla değişebilen bir şey.
O yüzden bence belli aralıklarla oturup ben ne istiyorum, neredeyim, ne düşünüyorum, gerçekten bunu mu istiyorum diye sormak önemli.
Bir önceki bölümü dinleyenler hatırlar.
Orada Stef diye bir arkadaşımdan bahsetmiştim.
Stef geçen hafta sonu bendeydi.
Beraber böyle güzel vakit geçiriyoruz.
Dedik ki gel şu vizyon panolarımıza bir bakalım.
Ve böyle bir neresindeyiz, oraya çizdiğimiz şeylerin, hedeflerimizin ne kadarını gerçekleştirdik bir gözden geçirelim.
Zaten beraber yapmıştık o panoları da.
Ben böyle sayıyorum, açtım panomu.
Diyorum ki bu oldu, şu yarım oldu, diğerleri ucundan oldu, şu şöyle olmadı falan fıstık diye.
Sonra... Fark ettim ki sadece bir tanesini tam hakkıyla gerçekleştirmişim.
Steph de dedi ki bir gözlemimi paylaşabilir miyim?
İçimden diyorum ki Allah Allah ne gözlemin olabilir ki?
Zaten görsel bir pano.
Her şey açık. O da zaten tam olarak bunun üstünde şunu dedi.
Bu görsel bir pano.
Ve senin buraya çizdiğin hedeflerinden bir tanesi panonun yüzde seksenini kapsıyor.
Ben çok net ne olduğunu anlıyorum bakınca.
O da zaten gerçekleştirdiğin hedefin.
Diğer çizdiklerin onun gölgesinde kalmış durumda ve net değil.
Baktığın zaman ne anlatmak istediğini anlamıyorum.
Panonun kenarına karınca duası gibi bir de istediklerini yazmışsın.
Bu yazı kısmını daha sonradan eklemiştim zaten.
Ama tekrar ediyorum bu görsel bir pano yani oraya bir...
Bir şey yazmanın, bu kadar böyle minik minik yazmanın bir manası yok.
Yani diğerlerinin neden ucundan tuttuğuna ya da gerçekleşmediğine şaşırmadım.
Ben böyle bir kaldım çünkü cidden sene başından şu zamana kadar enerjimi ve zamanımı belirgin bir şekilde o panonun %80'ini kapsayan hedefime verdim ve hala veriyorum.
Kendi kendime bir aydınlama yaşadım tabii ki de.
Durdum ve muhtemelen bazılarınızın da şu an aklına gelen soruyu sordum kendisine.
Peki bunu niye panoyu yaparken söylemedin arkadaşım?
Beraber yaptık ya sonuçta biz bu panoları.
O zaman ben de fark etmedim dedi.
Ama işte durup hedeflerimizin neresindeyiz ve gerçekten ne istiyoruz sorularını sorduğumuz zaman tam olarak böyle minik aydınlanmalar geliyor.
Hatta büyük aydınlanmalar diyebiliriz bile.
O yüzden kıymetli. Sonra tabii ki ben bu durumu, bu aydınlanmamı koçum ile paylaştım.
O da şöyle vurucu bir soru sordu.
Dedi ki önümüzdeki 4 ay bu panoyu tekrar yapacak olsam nasıl yaparsın?
Çok güzel soru. Ben de böyle tarif ettim falan.
Hala da tamamlamadım bu arada.
Yapmaya koyuldum ama en azından fikri aklımda kağıda dökmem lazım sadece ya da tuvale dökmem lazım diyelim.
Bu hafta bitireceğim inşallah ama şu bana çok yardımcı oldu.
Oturup realistik bir şekilde şu an gerçekten ne istiyorum ve sene sonuna kadar...
Bunları gerçekleştireceğimden nasıl emin olabilirim?
Hangilerinden feragat edeceğim?
Hangilerini tutmak mantıklı?
Buna göre böyle bir ayakları yere sağlam basan yol haritası çıkartmak bu soruların doğrultusunda bence çok kıymetliydi.
Bir de şimdi anlatırken aklıma şu da geldi.
Az önce demiştim ya insanın sene başında koyduğu hedeflere sadık kalması 3.7 aymış diye.
7 nereden geliyor hiçbir fikrim yok ama hadi 3 ay diyelim ya da 4 ay diyelim.
Ben eskiden böyle üniversite zamanlarımdan tutun da işte bunlar 2-3 sene öncesine kadar şöyle yapardım.
Senelik planımı hep çeyreklere bölerdim.
Ona göre bir aksiyon planı çıkartırdım.
Her çeyrek için maksimum 5 tane yapmak istediğim, başarmak istediğim şeyleri yazardım.
Ona göre de bunun için şunu yaparım, şöyle yaparım, buradan zaman ayırırım gibi düşünüyordum.
Böyle sistematik bir şekilde anlattığıma bakmayın.
Bunları günlüğüme yazıyordum.
Ama zihnimde bir çerçeve olması onun arka planda çalışmasına yardımcı oluyordu.
Çünkü kendimi bir şekilde şartlamış oluyordum.
Bir şekilde odamı belirlemiş oluyordum.
Ve çok işe yarayan bir yöntemdi.
Neden bıraktım? Hiçbir fikrim yok.
İşe yaramasının dışında da çok tatmin edici.
Çünkü o 3 ayda insan...
Yaptığı ilerlemeyi gördüğü zaman oraya tik attığı zaman gerçekten de daha fazla motive oluyor.
Tabii şunu da farkında olmak lazım.
Her şey bizim kontrolümüzde olmadığı için bazı hedeflerimiz tutmayacak.
Bunu bilip belki bir sapma payı bırakmak da psikolojik olarak rahatlatabilir sizi.
Çünkü oraya 3 ay için şunları yapacağım diye koyduğunuz zaman yapamadığınızda demotive de olabilirsiniz.
Tabii bu hedefleri koymak için ne gerekiyor?
Atmamız gereken ilk adım ne?
Ne istediğimizi ve onu neden istediğimizi bilmek.
O yüzden de gelelim bahsettiğim tekniğe.
Şimdi bu tekniği söyleyeceğim ama Emine bu muydu demeyin.
Bu da bence bilinen herkesin duyduğu bildiği ama uygulamadığı ya da doğru uygulamadığı için değeri anlaşılmayan yöntemlerden biri.
Toyota'nın uyguladığı 5 neden tekniği.
Çok basit. Çok etkili.
Neden etkili biliyor musunuz?
Çünkü derine inmenize yardımcı oluyor.
Kendinizi daha iyi anlamanıza yardımcı oluyor.
Denendi, onaylandı.
Hemen anlatıyorum. Şöyle bundan ne kadar sene önce?
Sanıyorum ki 10 sene önce falan.
Yok 10 sene değil 8 sene önceydi pardon.
Bir keresinde böyle arkadaşımla sohbet ediyoruz.
Şirketten bir arkadaşımla.
Sohbet dediğimde şu. Ben böyle hayatın içine edeyim.
Hepinizden tiksiniyorum.
Neden ben falan.
Böyle taramalı tüfek gibi seri bir şekilde hayatımdan şikayet ediyorum.
En sonunda arkadaşım döndü bana dedi ki Emine sen ne olsun istiyorsun ya?
Ve durdu.
Bir sessizlik ortama hakim.
Üstüne bir şey söylemedi. Ben gözüne far tutulmuş tavşan gibi kaldım.
Çünkü cevabım yok.
Böyle bir kemküm ettim.
Yani dedim sakin bir hayat istiyorum.
Neden dedi. Ben de böyle bir durdum.
Dedim ki oğlum manyak mısın sen ya?
Bunun nedeni mi olur? Kim uğraşmak ister?
Uzatma sen sorumu cevapla dedi.
Dedim çünkü yapmak istediğim şeyler var.
Yurt dışına saçılmak istiyorum. İş değiştirmek istiyorum.
Ama bu içinde bulunduğum durum beni engelliyor.
Başladım anlatmaya. O kadar vaktimi ve enerjimi alıyor ki işte somut bir adım atamıyorum.
O adımı atmam için kafam net değil de bilmem ne de bilmem ne falan böyle anlatıyorum.
Neden şimdi istiyorsun peki dedi.
İçimden diyorum ki gerçekten çattık ama çok saygı duyduğum çok yakın bir arkadaşım böyle abim gibidir yani.
Oysa dedim hadi bunu da cevaplayayım.
Dedim çünkü şu an gitmezsem sonra konfor alanıma gireceğim.
Buradaki kıdemim yükselecek geri adım atmak kolay olmayacak düzenim olacak kendim biliyorum yani.
Gerçekten istediğim bu mu peki dedi.
Şöyle bir düşündüm baya bir düşündüm durdum.
Dedim evet ben küçüklüğümden beri hep gitmek istiyorum.
rahmetli babaannem hep derdi bu kıza dikkat edin hep gitmek istiyor diye ben küçükken hatta ben taşındığımda da şey demişti sonunda da gittin zaten yani sonuçta meraklı bir bireyim 5 yaşındaydım
annem bana atlas almıştı hiç unutmuyorum o atlasın üzerinde daha ülkelerin adını bilmeden okuma yazma bilmeden ülkeleri işaretliyordum buraya da gideceğim şuraya da gideceğim diye sonrasında
Böyle lisedeyken bir akşam annemin arkadaşları bize gelmişti.
Bir tanesinin kızı da vardı yanında.
Üniversitede okuyordu böyle. Erasmus'tan yeni gelmiş.
Gezdiği gördüğü ülkeleri anlatıyor.
Farklı kültürleri anlatıyor ama nasıl ballandıra ballandıra anlatıyor.
Ben de gözlerimi açı açı dinliyordum.
Hiç unutmuyorum o anki heyecanımı.
Tabii şeyden de bahsediyor.
Vize problemi yok. Oturum izniyle geziyor.
Özgürce dolaşıyor her yerde falan.
Çok cezbetmişti beni ya o.
O gün Erasmus'un varlığını daha doğrusu farklı kültürleri, insanları, ülkeleri tanıyabileceğim bir yol olduğunu keşfettiğim andan beri ben bunu hayatıma nasıl dahil ederim diye düşünmeye başladım.
Üniversiteye girdim.
Zaten girmemdeki en büyük motivasyonlarımdan bir tanesi buydu.
Hatta... Az önce bahsettiğim o çeyreklik plan yapıyorum demiştim ya.
Erasmus onların arasında bir tanesiydi ve tam istediğim dönemde istediğim yere gitmiştim.
Onu da söylemiş olayım burada.
Ve Türkiye'ye döndükten sonra kafam da daha da netleşmişti zaten.
Ben bir süre daha böyle farklı ülkelerde yaşamak istiyorum.
Biraz daha farklı tecrübeler edinmek istiyorum.
Ve bu hikayeyi arkadaşıma anlatırken orada dank etti.
Ben gerçekten bunu istiyorum ya yani sakinlik arayışından çıkıp da geldiğimiz noktaya bakar mısınız?
Bu konuşma baya derinleşti sonra ben tabii üstten bir şekilde anlatıyorum şu anda ama bu sohbetin üstünden bir sene geçtikten sonra ben zaten ilanlaya taşınmıştım.
Yani arkadaşımın o gün benim üzerimde bu tekniği uygulaması benim sadece ne istediğimi bulmama anlamama değil üzerine aksiyon alıp hayatımı çok farklı bir yönde şekillendirmeme de kaskı sağladı
bence. Kendisine buradan teşekkür ederim.
iletelim ve belki ben yine bir şekilde bu sonuca ulaşırdım ama ya daha geç olurdu ya daha farklı olurdu ya daha az bir bilinçli olurdu gibi gibi şimdi şöyle bir toparlayın bu soruları
genel bir çerçeveye koyayım birincisi ben ne istiyorum neden bunu istiyorum neden neden şimdi gerçekten ne istiyorum en
derinde ne var bu soruları kendinize sorun Sizi tatmin eden cevapları bulana kadar üzerine düşünün.
Neden biliyor musunuz? Çünkü bu yöntem sizin böyle yüzeyde bir yerde kalmaktansa daha derin bir farkındalığa ulaşmanıza da yardımcı oluyor.
Bana güvenin bu kanalda denenip onaylanmayan hiçbir şey anlatmıyorum biliyorsunuz.
Bu arada hazır lafı açılmışken şunu da söyleyeyim.
Ben bu aralar yine yurt dışına taşınmayla alakalı bayağı mesaj almaya başladım sizlerden.
Bununla alakalı benim bir serim var.
Orayı dinlemek isterseniz de neden yurt dışına taşınmak istiyorum?
Ne iş olsa yaparım?
Ne iş olsa yapar mıyım? Yapmalı mıyım?
Bunları böyle sorguladığım güzel bir 3 bölümlük serim var.
Onu da mutlaka öneririm gündeminizde bu konu varsa.
Evet yavaş yavaş toparlamak gerekirse tekrar edeceğim.
Ne istediğinizi.
Sizden daha iyi hiç kimse bilemez arkadaşlar.
Ve hiç kimse sizin yerinize ne istiyorum, gerçekten ne istiyorum sorusunu cevaplayamaz.
Biliyorum cevabını bulması en zor sorulardan birisi.
Ama şunu unutmayın.
Siz bunun cevabını bulabilecek kapasitedesiniz.
Ben size inanıyorum.
Ne kadar güçlü olduğunuzu görmenizi istiyorum.
Ne kadar değerli olduğunuzu görmenizi istiyorum.
Çünkü gerçekten siz hepimiz ne istediğimizi bulabilecek ve o ilk adımı atabilecek güce sahibiz.
Bu bölümü de bir kaynak olarak düşünün.
Ne zaman kafanız karışsa, ne zaman bir yol ayrımında olsanız buraya geri dönün.
5 neden egzersizini yapın.
Enerjinizi ve zamanınızı neye ayırdığınızı ve asıl hedefinizle, asıl vizyonunuzla uyuşup uyuşmadığını bir değerlendirin.
Eminim faydasını göreceksiniz.
Ve bu bölümü beğendiyseniz, hayatınızda değer verdiğiniz biri varsa ona da gönderin.
Biri size bu bölümü gönderdiyse...
O zaman bilin ki o kişi sizi gerçekten önemsiyor, sizin potansiyelinizi görüyor ve hak ettiğiniz yerde olmanızı istiyor.
Benim için bazı değişik sevgi göstergeleri vardır.
Bunlardan bir tanesi de gerçekten sevdiğim, değer verdiğim insanlarla böyle hayatlarına dokunacak bir kaynak paylaşmak.
Bu kitap olur, podcast olur, video olur ne olursa aynı şekilde benimle paylaşılması da kendimi hem iyi hissettiriyor hem de önemsendiğimi hissettiriyor.
Çünkü sevgi paylaştıkça çoğalır.
Evet. Bölümü sorumuzu tekrar ederek kapatıyorum.
Durun ve kendinize sorun.
Ben gerçekten ne istiyorum?
Ve bu soruyu cevaplamak tek başınıza zorsa bir desteğe ihtiyaç duyuyorsanız bilin ki ben buradayım.
Benimle her zaman koçluk için açıklamalardaki linkten iletişime geçebilirsiniz.
Eğer şu anki ihtiyaçlarınız çerçevesinde size destek olacak şey...
Koçluksa ve bu koçluğu ben sağlayabiliyorsam benim tarzım olan koçluksa kimyamızda uyuşursa tabii ki beraber çalışabiliriz.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Sizi çok seviyorum.
Bir sonraki hafta görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
