
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
18. Bölümde Mimar Banu Olcay Akkiprik ve Mimar Bahar Pardorokes'in Feng Shui felsefesini meslekleri ile harmanlayarak yaşadığımız mekanlar vasıtası ile hayatımıza dokunan, yaşam kalitemizi artıran ve iç huzuru bulmamıza yardımcı olan Made in Feng Shui markasının başarı hikayesini dinliyoruz. Dostluk, cesaret, tutku ve kararlılık dolu bu hikayede hepimizin öğreneceği bir şeyler var!
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K. hedeflerine ulaşmak için neleri farklı yaptıkları ve eğlenceli sohbetleriyle ilham veren yolculuklarını dinliyor olacağız.
18. bölümümüzün iki tane konuğu var.
Banu Akkiprik ve Bahar Pardorakes.
Bu iki güzel bayan mimarlık hikayelerine Uzakdoğu'nun kadim bilimi Feng Shui'yi ekleyerek aslında yaşadığımız alanlara ruh katmak üzerine Bir yolculuğa baş koydular
ve bize de bu yolculuklarını anlatacaklar.
Banu Hanım, Bahar Hanım hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Merhaba Emine.
İyisin inşallah. İyiyim.
Teşekkürler. Sizi sormalı.
Çok mersi. Sağ ol.
Bizi davet ettiğin için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim kabul ettiğiniz için.
Aslında yazarken böyle siz biz size döneriz dediğinizde ben şey diye düşünmüştüm.
Ama muhtemelen dönmeyecektir.
Ama olsun. Böyle çok da ilginç bir konu.
Sonrasında siz tekrardan yazınca çok mutlu oldum açıkçası.
Yani o biraz herhalde kendi heyecanımızdan kaynaklanan bir şey.
Bir de hani podcast'i bilmememizden kaynaklanan bir şey herhalde.
Ama şimdi şey olunca bir iki tane dinleyince senin şeylerine dedik katılalım.
Güzel bir program olsun inşallah.
Güzel, keyifli sohbetler oluyor anladığım kadarıyla.
Biz de bir ucundan katılalım istedik.
Çok iyi yapmışsınız.
Evet keyifli oluyor çünkü herkesin farklı hikayesi var aslında ve bu podcastın çıkış amacı da hepimizin birbirinden öğreneceği noktalar var.
Hepimizin birbirine ilham olabileceği noktalar var.
Hani bu gizli kahramanlar kısmında.
Çünkü Google'a yazdığınız zaman böyle büyük insanların hikayelerini, zorluklarını nelerle başa çıktığını görebiliyorsunuz ama Bize en çok ilham veren hikayeler hep yanı başımızda oluyor genelde.
O yüzden güzel bir bölüm olacak diye düşünüyorum.
Ve hemen topu size atayım.
Made in Feng Shui nasıl çıktı, nasıl oldu?
Nereden bu fikir aklınıza geldi?
Aslında her şey tabii mimarlıkla başladı.
Biz ikimiz de Mimar Sinan Üniversitesi'nden mezunuz.
Orada tanıştık.
Çok iyi arkadaş olduk.
Ondan sonra da...
Bütün mimarlık eğitimimiz boyunca beraber projelere katıldık.
Daha sonra bitirdikten sonra Banu yurt dışına gitti.
Orada bir koptuk, o bir yana tekniğe gitti, yüksek lisans yaptı.
Ben de burada teknik üniversitede okumaya devam ettim yüksek lisansı.
Ondan sonra zaten kopmadık hiçbir şekilde.
Arkadaşlığımız hep devam etti, ben gittim ona, o geldi.
Sonra işte bir noktada geldikten sonra o döndükten sonra o yurda döndü.
Dedik ki hadi beraber bir şeyler yapalım.
Değil mi bana? Aslında şey yani hem profesyonel bir hayat hem de bir dostluk hikayesi.
Yani bizimki işte 89-90 senesi mimarlığa başladık.
İşte o dönemden beri hani hem dostluk hem mimarlık işte sonra üstüne Feng Shui böyle devam eden bir şey.
Son işin içine işte aileler de girdikten sonra hani bütün hayatımız aslında bazen hani eşimizden çocuğumuzdan çok birbirimizi görüyor olduğumuz bir şey bir düzen aslında.
Herhalde işin sırrı da yani ortaklığın ve birlikte olmanın sırrı da birazcık o dostluktan geliyor.
Hep hani keyif aldığımız şeyleri birlikte yaptık.
Mimarlık yaptık çok keyif aldık.
Şantiyelerimiz olurdu sabahlara kadar şantiyelerde beraber görev yaptık.
Arkasından işte Bir dönem bir durduk, bir durulduk.
İşte ailelerimizi kurduk.
Bir şeyler oldu, bir yavaşladık.
Ondan sonra daha farklı bir yol ekleyelim buna dedik.
Feng Shui'yi ekledik. Şimdi o şekilde devam ediyoruz.
Ne kadar güzel bir hikaye.
Hani böyle güzel dostlukla harmanlanmış ve aynı şekilde de böyle o dostluğu sanki açan bir çiçek gibi her tarafa doğru yayılmış gibi.
Ben öyle anladım. Ve gerçekten çok güzel.
Peki bu... Feng Shui'nin mimarlık kısmı tarafına girişi nasıl oldu?
Ben böyle birazcık baktım.
Sizin hesaplarınızı zaten çok beğenerek takip ediyorum.
Ama sizden de dinlemek çok istiyorum.
Mesela onu birleştirme fikri, o kısımda Feng Shui'yi alalım buraya koyalım, bu şekilde ortak noktaları var dediğiniz süreç o nasıl gelişti?
Yani mimarlıkla Feng Shui aslında birbirine destek olan iki şey yani iki eğitim veya bilim diye söyleyebiliriz.
Yani Feng Shui'nin içinde de aslında mimarlık var, tarih var, ne bileyim astroloji var, her şey var aslında matematik var.
Dolayısıyla 6000 senelik bir aslında bilim yani bir öğreti diyelim.
Değerli bir öğreti.
Dolayısıyla hani Feng Shui'yi...
2013 senesinde aslında tanıştık Feng Shui ile biz.
Eskiden zaten bir Feng Shui ile ilgili bir bilgiye ve bir şeye sahiptik.
Hep bir içine alalım, mimarinin içine alalım istiyorduk bunu.
Ama bir türlü işte hayatın koşuşturmacası, kendi şantiyelerimiz, projeler falan derken bir türlü o noktaya gelemiyorduk.
Aslında o dönemde Ban'ın aslında telefon etmesiyle Ban dedi ki bir kitapçıda çok güzel bir kitap buldum.
Tam da böyle yere, ayakları yere sağlam bir basan bir kitap.
Dolayısıyla şey, bir şekilde bir başlayabiliriz.
Ne diyorsun? Aa tamam süper olur falan.
Sonra bir araştırmaya başladı Banu.
Biz işte Esra Koyuncu'dan eğitim aldık.
Feng Shui uzmanı. Aslında Türkiye'de bu işi ilk yapan insanlardan birisi.
Kitap da onun kitabıydı.
Hani kendisini de hep böyle şey yaparak, severek alırız zaten.
Hep de gene birlikte beraber çalışmalar yapıyoruz.
Gerçekten böyle hani ayakları yere basan, bizi mimar olarak çok tatmin eden bilgilerle dolu bir kitaptı.
Çünkü normalde baktığımızda böyle hani pop feng shui denen bir şey var.
Hani orada böyle sanki her okuyan hani o kitabı okuduğun zaman evinde harikalar yaratabilirmişsin gibi böyle bazı bilgiler var ama esas feng shui o değil.
Yani bu işin gerçek...
Tam onu soracaktım ben size.
Esas Feng Shui nedir?
Bunu hiç bilmeyen dinleyicilerimiz de olabilir.
O yüzden hani esas Feng Shui nedir kısmına hazır siz değinmişken, siz pas atmışken ben gol atayım.
Yani mesela eskiden hani okuduğumuz zaman böyle Pop Feng Shui diyoruz biz şimdi onu hani kendi aramızda böyle konuşurken eğitimi almış insanlığı olarak ama hani Pop Feng Shui de işte derler ki hani
evin kuzeybatısı işte atıyorum bereket köşesi, güneybatısı kariyer falan hani ama O her evde öyle değildir.
Yani esas bizim öğrendiğimiz şimdi bu klasik Feng Shui'de her evin kendi planına göre, kendi yönlerine göre hatta evin yaşına göre bir enerji
haritası var. İşin mantıklı kısmı bize zaten o gelmişti.
Yani her ev birbirine benzeyemez.
Bu nasıl olacak? Yani bir kitaptan okuduğunda herkes nasıl bunu uygulayabiliyor?
Hiç mantıklı değil diyorduk ki.
Aldığımız eğitimde onun hakikaten doğru olmadığını öğrendik ve o zaman dedik tamam budur.
Bizim yapmak istediğimiz, gerçekten ilerletmek istediğimiz, mimarlıkla bağdaştırmak istediğimiz Feng Shui bu.
Mimar olarak onu çok özümsedik ve o şekilde yolumuza devam ettik.
Şimdi bir evi ele aldığımızda her evin bir hikayesi var.
Her evin kendine özel bir enerji haritası var.
O evde yaşayanların o eve getirdikleri bir enerji var.
O da çok önemli. Benim yaşadığım ev, yani o evde ben yaşadığım zaman farklı enerjilerle o eve giriyorum.
Siz yaşadığınız zaman başka şeyler getiriyorsunuz.
Feng Shui bir kere beş element sistemini kullanan bir şey.
Yani hani beş element aslında bütün Çin metafizik dallarında olan bir şey.
Yani Çin astrolojisinde de var, Çin tıbbında da var.
Bu beş element aslında bizim ağaç, ateş, toprak, metal, su.
şey olarak gözüken ve bu beş element aslında evrenin her noktasında var.
Her madde yani enerji olan her yerde bu beş element mevcut.
Farklı formlarla, saf formlarıyla aslında kendi evlerimizde de mevcut.
Sadece bizim yaptığımız şey o çıkan enerji haritalarına göre bu elementleri dengeli bir şekilde Evin içine yerleştirmek, yaşam enerjisi dediğimiz bir enerji
var diyoruz biz ona. Onun doğru bir şekilde akışını sağlamak.
Yani o mekanda yaşayan insanlara bir şekilde o mekanla uyumlu hale getirmek, doğayla uyumlu hale getirmek.
Yani yaptığımız iş aslında bu şekilde.
Yani tabii mimar olmamız burada bize şöyle bir avantaj katıyor aslında.
çok rahat mekanı okuyabiliyoruz.
Mekanın dilini hemen anlayabiliyoruz.
Girdiğimiz yerde dekorasyondaki yanlışları veya ne bileyim enerji haritası olmadan bile daha yanlışları görüyorsunuz.
Bu sefer onu enerji haritası ile bağdaştırıp element bazlı Nasıl bir mobilya buraya lazım?
Ne yapmak gerekiyor? Ne obje kullanmak gerekiyor?
Yani çok örtüşen bir şey.
İkisi birbirinden çok ayrı kavramlar değil aslında o yüzden.
Aslında evet, siz böyle anlatınca hiç ayrı kavramlar değilmiş gibi değil.
Gerçekten de değil hiç ayrı kavramlar.
Ama mesela mimarlık baktığınızda daha pozitif bir bilim ya.
Feng Shui'yi siz buraya getirdiğinizde karşılaştığınız tepkiler nasıl oldu?
Gerek size danışanlardan, müşterilerinizden ya da çevrenizden.
Çünkü yeni bir şey geldiğinde, değişik bir şey geldiğinde insanlar genelde bir şey yapar ya.
Gerçekten mi? Hani olur mu ki diye.
Orada böyle zorlandığınız bir şeyler oldu mu?
İlk başlarda oldu aslında.
Gerçi bazen hala oluyor.
Arkadaşlarımız bize bile bazen şey diyebiliyorlar.
Senin evini çok merak ediyorum.
Uzak doğu gibi mi gözüküyor falan.
Öyle bir şey değil. Gerçekten Feng Shui ile ilgili o önyargılar hala devam ediyor.
Bir eve Feng Shui uyguluyorsan...
Sanki evin böyle hani uzak doğudan bütün mobilyaları işte bütün objeleri almışsın da yerleştirmişsin gibi gözükecek gibi düşünüyorlar.
Ama işte o değil Feng Shui.
Yani mesela diyoruz ki hani bu çocuk bu odada yatmasın, yandaki odada yatsın.
İşte evin hani bu bölümü yemek bölümü olsun, bu bölümü oturma bölümü olsun.
Yani bütün o evin içindeki fonksiyonları doğru yerleştirmek aslında Feng Shui'ye.
Objeler ve hani şeyler belki ona çok sonradan ekleniyor.
İnsanların kafasındaki algı gerçekten o şeyden uzaklaşamıyor.
Ev böyle bir Çin evine benzeyecekmiş gibi geliyor Feng Shui uygulaması yaptım deyince.
Mimar arkadaşlarımız bile böyle bir bilemediler yani nasıl tepki vereceklerini.
Ama şimdi hakikaten anlattıkça, yaptığımız projeleri gördükçe onlar da ne olduğunu daha iyi anlıyorlar.
Şimdi mimarlık yapan arkadaşlarımızla ortak bir şeyler yapabiliyoruz.
Yani biz diyoruz ki mimarisini, şantiyesini sen yap.
Biz o noktada Feng Shui desteği verelim sana.
Hani böyle şeyler yapıyoruz.
Onlar tabii çok daha keyifli oluyor.
Yani onlar da bizim ne yaptığımızı artık anladılar ve beraber bir şeyler yapmaya başladık onlarla.
Bu çok güzel olmuş.
İnsanların biraz daha galiba alışma süresi olması gerekiyor değil mi?
Yani şey gibi mesela ben de mindfulness eğitmenliği yapıyorum mesela.
Bunun biraz daha hani hem tarihini hem doğudaki tarihin hem batıdaki tarihini öğrenmek için çok fazla kitap okuyorum.
Ve batıda 1970'lerde ilk işte psikologlar mindfulness ile alakalı araştırma yapmaya başladıklarında kendi çevrelerinden yine meslektaşlarından çok fazla
bir tepki görmüşler.
Yani saçmalamayın böyle şey mi olur?
Sen bunu niye getiriyorsun?
Biz burada pozitif bilim yapıyoruz gibi.
Ama şimdi baktığında bütün hani bütün demiyorum ama psikoloji dünyasının çok büyük bir kısmı mindfulness'ı öneriyor.
Mesela benim de danışanlarımdan en çok gelenler psikiyatrın mindfulness'ı önerdi gibi mesela.
Öyle olduğu zaman...
Biraz daha sanki vakit geçmesi gerekiyor gibi.
Sizce bu vakit daha Türkiye'de var mı?
Geçmesi gerekiyor mu? Ya da dünyadaki örnekleri nasıl gidiyor Feng Shui ve mimarlığın böyle el ele giderken?
Zaten şu pandemiyle beraber zaten hepimiz evimize kapandık ya.
Şimdi herkes evine başka bir açıyla bakmaya başladı.
Yani hani başka bir gözle bakmaya başladı.
Çünkü gerçekten etrafımızdaki her objeyle.
Her nesneyle bir karşılıklı alışveriş içindeyiz.
Dolayısıyla evlerimizi, yaşadığımız yerleri bizi mutlu edecek şeylerle doldurmamız lazım.
Yani bizi hüzünlendirecek veya bize kötü, olumsuz etkiler verecek şeyleri koymamamız lazım.
Dolayısıyla insanlar böyle bir evlerinde o gözle hani nerede neyim var, çok mu kalabalık evim.
gibi böyle yavaş yavaş bu şeylere daha fazla yaklaşmaya başladılar.
Yani bu pandemi aslında yakın zamanda tabii ki Feng Shui daha çok bilinir, görünür olmaya başlamıştı ama şu son dönem özellikle biraz daha arttı.
Feng Shui örnekleri zaten yurt dışında çok var.
Yani özellikle uzak doğuda bütün hani neredeyse oteller, büyük iş yerleri falan filan.
Hepsi Feng Shui esaslarına göre yapılıyor.
Yani masterları var. Masterlar hani direkt danışmanlık vererekten Feng Shui'yi danışmanlığı vererekten.
Bu Avrupa'da da var ama çok hani belki şey değil hani görünür değil.
Ama var. Yani biliyoruz ki bazı projelerin arkasında hep var.
Türkiye'de de var. Yani Türkiye'de de insanlar yaptırıyorlar.
Yani iş yerlerine de yaptıran var.
Sadece belki çok fazla paylaşmıyorlar ve söylemiyorlar.
Söylemekten çekiliyorlar.
Danışanımız vardı mesela.
Eşi bilmesin istiyordu yaptırdığını.
Eşi olmadığı zamanlar gidiyorduk, bir şeyler yapıyorduk, konuşuyorduk, çıkıyorduk falan.
O yüzden başka bir bakış açısı var.
Biraz onu yıkmak lazım.
Belki mimar olmamız o noktada bir parça daha bir şey oluyordur.
Daha etkili oluyordur diye düşünüyorum.
Çünkü gerçekten bu işin bir matematiği var ve biz ona inanmasak o yola çıkmazdık.
İnsanlara da onu anlatmaya çalışıyoruz.
Diyoruz bu kadar 4 sene mimarlık eğitimi aldık, üstüne yüksek lisans yaptık.
Bütün bunların üstüne Feng Shui yapıyorsak demek ki bu farklı bir şey olmadı.
Gerçekten mekana ruh katmak, mekana hayat vermek diye bir şey var.
Bütün bunları anlatmak biraz zaman alacak ama.
Yani o kadar kolaylıkla, özellikle batıda o kadar kolaylıkla olacak bir şey değil.
Ama doğru yoldayız diye düşünüyorum.
Kesinlikle. Biz buna şey diyorduk, doğanın matematiğini lehimize çevirmek gibi bir şey söylüyorduk.
Veya yaşam enerjisini doğru kullanmak.
Bir şekilde bir enerji var etrafımızda.
Kimse diyemez ki enerji yok.
Ama bu enerjiyi doğru ve yerinde dengeli bir şekilde kullandığınız zaman aslında o mekanda yaşayan insanlara da huzuru, mutluluğu, başarıyı getirmemiz de aslında mümkün oluyor.
Çünkü doğayla daha uyumlu, çevreyle daha uyumlu yapıyoruz o kişileri veya o mekanları.
Evet o kadar güzel bahsettiniz ki böyle huzur, mutluluk.
Ben sizi dinlerken hep aklımda şu aslında canlandı bir yandan da.
Bir insan gerçekten sevdiği bir şeyi, istediği bir şeyi ya da mutlu olduğu bir şeyi yaparken ne yapıp edip aslında onu olduracak bir yol buluyor.
Hani mesela sizin de...
mimariden biraz daha destek almaz.
Aslında mimar olmanızın Feng Shui'deki mesleğiniz Feng Shui kısmını bu kadar desteklemiş olması ve böyle bahsederken gözlerinizin gülmesi çok böyle severek şevkle anlatmanız gerçekten
bir insanın istediği bir şey yaptığında ne kadar böyle mutlu olduğunu arkasından tüm zorluklara rağmen koşması gerektiğini bana hatırlattı açıkçası.
Bir de az önce Bahar Hanım siz şeyden de bahsettiniz bu mutsuzluktan.
Mutluluk, kötülük hangi eşyalar bana mutluluk veriyor?
Hangi eşyalar beni huzursuz ediyor?
Böyle belli başlı eşyalar var mı?
Yoksa bunlar kişiye göre değişebiliyor mu?
Tamamen kişisel tabii.
Yani hani bir tablo düşün.
Hani belki birisi için çok güzel bir tablo olabilir ama tek başına bir kadın tablosu veya bir savaş portresi veya işte başı kesik.
Bir hayvanın işte portresi gibi böyle hani atıyorum şimdi tabii çok şey olaraktan ama bunlar insana bir yemek masası arkasına asıldığını düşün veya hani bir oturma odasına
sürekli baktığın bir yere asıldığını düşün.
Bunlar insana çok iyi hisler vermeyebilir.
Kişiden kişiye değişebilir.
Yani kişi çok memnun olabilir veya memnun olmayabilir ama farkında da olmayabilir.
Bazen hani... Bakın şurada şu var diyorsunuz.
Hiç fark etmedim ama gerçekten bakınca hiç hoşuma gitmiyor diyor karşınızdaki insan.
Hani danışanınız. O zaman onu kaldırın diyoruz mesela.
Dolayısıyla o iletişim her nesneyle çok önemli.
Hep mutlu olduğumuz şeyleri koymamız lazım.
Ama bu her kişiye ayrı bir şey mutluluk verir.
Ayrı bir obje mutluluk verir.
Bana güzel bir tablo işte doğa portresi mutluluk verirken başkasına başka bir şey bir mandala resmi mutluluk veriyordur.
Evet aynen öyle.
Gerçekten de hani böyle bazen bakıyoruz o kadar çok şey böyle koymuşuz ki etrafa.
Gözümüz de alışıyor normalde geliyor bir noktadan sonra.
Ama onun bizim enerjimizi aslında ne kadar kötü etkilediğinin farkında bile olmayabiliyoruz.
Odanın içinde gezerken belki hep ayağınıza takılan bir sehpa var orada ama hani o sehpa hep oradaymış da hani orada olması gerekiyormuş gibi.
Belki de o orada olmamalı zaten.
Yani bazı şeyleri hakikaten bir alışkanlık yaratıyor ve böyle kaldırılamıyor.
Ama işte onları bir böyle arada sırada insanın evine böyle bambaşka bir gözle bakması ve şey yapması gerekiyor.
Farklı bir açıdan yaklaşması gerekiyor evine.
Bazen işte o noktada biz devreye giriyoruz.
Öyle bir şeye ihtiyaç duyuyor.
Bizler dışarıdan bir ses bunları söylediği ve bu böyle olmalı, bu böyle olmalı dediğimizde evin içine de bir temizlik oluyor.
Başka bir şey oluyor. Sadece mekanı vermiyoruz onlara.
Bir şekilde sanki hayatlarına da ufak ufak dokunmuş oluyoruz.
O da çok mutlu ediyor bizi.
Aslında çok çok güzel bir noktaya değindiniz şu an Banu Hanım.
İnsanların hayatına dokunmak.
Buradan çıkarken de Feng Shui'yi kendi mimarlık işinize dahil ederken amacınız mıydı?
Oradaki asıl amacınız neydi ya da neye evrildi?
Nasıl gitti? Aslında evet ona evrildi.
Yani mimarlıkla da işte dokunuyoruz.
Onlara tamam bir ev, ofis yaratıyoruz, içine yerleştiriyoruz ama anladık ki Feng Shui olduğu zaman...
Birazcık daha hayatlarına girebiliyoruz.
Çünkü orada insanları çok daha iyi tanımak gerekiyor.
Yani işte hani elementlerden bahsettik.
Evin enerji haritasını ve elementleri çıkartıyoruz.
Ama aynı zamanda o evde yaşayan insanların da elementleri var.
Hepimizin bir Çin asyolojisine göre bir elementi var.
O zaman insanları da daha fazla tanımış oluyoruz elementiyle birlikte.
O evle hangi odada daha rahat eder, nerede oturması lazım, nerede uyuması lazım.
Bunların hepsini söylediğimizde biz de işte onların hayatına bu anlamda dokunmuş oluyoruz.
Ve onları mutlu bir şekilde evde bırakıp ayrılmak hoşumuza gidiyor.
Çok büyük bir tatmin.
Gerçekten hani böyle birinin hayatına dokunmak, mutluluğuna katkıda bulunmak, böyle bir fark yaratmak gerçekten çok güzel bir şey.
O zaman ben böyle...
Kapatmadan önce size şey sorayım, sizin gibi böyle farklı bir şey yapmak isteyen, birilerinin hayatına dokunmak isteyen ama toplumun da tepkilerinden çekinen, çünkü çok da
alışılagelmiş bir şey olmadığı için yapmak istediği şeyden dolayı toplumun tepkilerinden çekilen kişilere sizin verebileceğiniz tavsiye ne olur?
Kendi hikayenizden örnekle.
Valla işte hani hayallerin peşinden gitsinler hikayesi var ya hep çok klasik söyleniyor ama yani bence bırakmasınlar peşini.
Sonuçta hani bir şey düşünüyorsa, hayal ediyorsa insan ve istiyorsa ve severek yapacağını, yardımcı olabileceğini düşünüyorsa etrafına bununla beraber.
Dolayısıyla bunun için bir tek şansımız var bu dünyada.
Bunu yaptık yaptık.
Ne yaparsak yanımıza kar gibi bir durumdayız.
Özellikle şu süreçte.
O yüzden o lokomotifi kaçırmamak lazım.
Bunun doğru zamanı, doğru yeri, doğru saati yok.
50 yaşından sonra da 70 yaşından sonra da bir işe başlanabilir.
Ama yeter ki o cesareti, o isteği ve en azından ilk önce kendileri için başlamak.
Yani içeride sadece kendisi için yapmak bunu.
Sonra etrafı için.
Biz de öyle başladık. İlk önce kendimiz için başladık.
İşte ailemize yaptık.
Arkadaşlarımıza yaptık.
Sonra daha büyüdü. Etrafımızdaki dostlarımıza yaptık falan.
Hep böyle iyi şeyler almaya başladıkça.
Yani mikro ölçekte başladık.
Öyle diye düşünebilirsin.
Kendi çocuğumuzun odasından başladık belki.
Ama yaptıkça ve yaptıkça bir şekilde insanlar mutlu oldukça bundan.
Bu şekilde daha geniş kitlelere ulaşmaya başladık.
Dolayısıyla işte insanın ilk başta kendi kendine yapabilirliğini kendine ispat etmesi bence yani o önemli.
Yani cesaretle ispat yaparım diyecek ya yaparım yapmasam ne olur ki?
Yani yapamasam ne olur yani kim beni şey yapacak kınayacak kendisinden başka insanın başka insan yok yani.
Çok ortak noktamızın olması.
Yani mimarlıkta da lep demeden leblebiyi anlamak hali vardır.
Artık o noktaya gelmiştik.
Hakikaten ikimiz de birbirimizin şansıyız diye düşünüyorum.
Çok destek oluyoruz birbirimize.
O yüzden de hayallerimizin de böyle ortak gidebiliyor olması.
Bir noktada insanın yanında çok güvendiği, kendisini anlayan bir ortağıyla devam ediyor olması.
Benim için çok büyük bir şanstı.
Gerçekten aynı şeyi isteyip aynı yolda devam etmek.
O anlamda da ailelerimiz de bize çok destek oldu.
Bu işe başlayacağız tabii ki gibi.
O yüzden o da büyük bir şansımızdı.
Beraber yapıyor olmak da büyük bir şansımız şu anda.
Eşlerimizden daha çok beraber bir araya geldik seneler boyunca.
Öyle diye düşünüyorum.
Barnum söyle çok güzel bir noktaya değindiniz.
Gerçekten bir insanın istediği şeyin peşinden koşması ve düşünce de en fazla ne olabilir ki?
Yani ben bunu yapmazsam ne kaybederim?
Çünkü normalde de hep yaptıklarımızdan değil de yapmadıklarımızdan pişman oluyoruz ya.
O konuda sizin söyledikleriniz bana gerçekten çok motive oldu ve şöyle bir konuda da ampul yandı.
mikro olarak başlamak yani kendi çevremizde başlamak biz çünkü bir şeye adım atacağımız zaman gözümüzde çok fazla büyütüyoruz ya sanki böyle bütün dünya bizi izliyormuş sanki en ufak bir hata
yaparsak böyle batacakmışız gibi halbuki aslında bir adım atmak kendi minik çevremizden başlamak sonra Banu Hanım da dediği gibi güvendiğimiz dostlarımızdan destek almak
o birlik beraberlikle istediğimiz her şeyi Yapabiliriz ki Facebook da böyle çıktı diyebiliyorum.
Önce kendi kampüslerinde, ondan sonra yan kampüslerde, ondan sonra işte aynı eyalette gibi nasıl bir başarı hikayesine döndü.
O zaman benim bugün bu sesimizden çıkardığım belli ana başlıklar var.
Birincisi sevdiğimiz insanlar, güvendiğimiz insanların desteğinin önemi.
İkincisi... Her zaman kendimize yapmazsam ne kaybedeceğim diye sormak ve ufak adımlarla başlamak.
Evet, sevdiğin işi bu şekilde yapmak.
Gerçekten öyle. Eğer ki dinleyicilerimiz size ulaşmak isterse, sizden destek almak isterse, hangi hesaplar ya da hangi iletişim bilgilerinden alışabilirler?
Hem Instagram hesabımız var, madeinfengshui diye.
Hem web adresimiz var, o da madeinfengshui.com diye.
Dolayısıyla Facebook'tan da yine Made in Feng Shui'ye sonuçta.
Bütün hesaplar Made in Feng Shui'yle olduğu için yazdıkları anda istedikleri hesaptan girebilirler.
Süper. Sosyal medyadan istedikleri şekilde ulaşabilirler o zaman.
Yani bu dönemde şey de yapabiliyoruz.
Online danışmanlık da çok fazla veriyoruz.
Uzaktan bize evlerinin planlarını gönderiyorlar.
Haritalardan yönüne bakıyoruz, ölçümlerini yapıyoruz.
O şekilde uzaktan danışmanlığımız da çok oluyor.
Türkiye'nin her yerinden hatta yurt dışından da danışanlarımız oldu.
Artık şu dünyada her şeyi online yapabildikçe bizim danışmanlıklarımızın şekli de değişiyor.
Ne kadar güzel değil mi bir şeylerin online'a dönmesi?
En başta birazcık şey olmuştuk ama şu an çok büyük bir kolaylık.
büyük bir güzellik aslında.
Çok daha ulaşılabilir oldu.
Yani herkes biz de çok daha ulaşılabilir olduk bu şekilde.
Yani hem analizini yapabiliyoruz hem karşılıklı görüşebiliyoruz.
Raporlarımızı gönderiyoruz.
Hepsini online yapabiliyoruz artık.
Oh mükemmel.
O zaman size ulaşmak isteyen dinleyicilerimiz de Facebook'tan, Instagram'dan, online olarak web sitemizden, Made in Feng Shui'den ulaşabilirler.
Online olarak da destek alabilirler.
Çok teşekkür ederim. Biz de çok teşekkür ederiz.
Bizi konuk ettiğin için çok keyifliydi.
Çok teşekkür ederim.
Sağol. Görüşürüz inşallah.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
