
Evimiz Bizi Ne Kadar Anlatıyor? Ev- Aidiyet İlişkisi
31 Ağustos 2026 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bir eve girdiğimizde yalnızca duvarlar, mobilyalar ve eşyalarla mı karşılaşırız? Yoksa orada yaşayan kişinin hikâyesini, alışkanlıklarını, anılarını ve kimliğini de görür müyüz?
Bu bölümde iç mimar Bilge Şen ile birlikte mekân, aidiyet ve kimlik arasındaki ilişkiye bakıyoruz. Bir yere ait hissetmek ne demek? Bir evi gerçekten “evimiz” yapan şey nedir? Ve yaşadığımız alanı, başkalarının beğenilerine göre değil de kendimizi yansıtan, içinde rahatça kendimiz olabildiğimiz bir yere nasıl dönüştürebiliriz?
Mobilyaların, renklerin, objelerin ve yerleşimin ötesinde; anılarımızın, ihtiyaçlarımızın ve kişisel hikâyemizin bir mekâna nasıl sinmiş olduğundan konuşuyoruz.
Çünkü belki de güzel bir ev, herkesin beğendiği ev değil.
Bize kendimizi iyi hissettiren ve “burada ben varım” dedirten evdir.
Bilgeye Ulaşmak isteyenler
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu hafta Bilge bizimle olacak.
Bilge benim çok yakın bir arkadaşım, aynı zamanda da iç mimar.
Geçtiğimiz haftalarda ben bir yazıya denk geldim.
Neden bütün mekanlar birbirinin aynısı olmaya başladı diye Bilge'ye yolladım.
Bilge de dedi ki, yo, öyle bir şey yok.
Onun üzerine bir sohbet etmeye başladık ve konu mekanlarla olan ilişkimizin aidiyet hissine kadar geldi.
Bilge bu arada genelde otellerin ve özellikle de lüks otellerin iç mimarlık tasarımını yapıyor ve kendisi birazdan bize anlatacak ama hem oradan yola çıkarak hem evimizi dekore ederken bizi
ne ait hissettiriyor, ne evimizi de hissettiriyor ve nelere dikkat edebiliriz?
Bunları tartışacağız bugün. Bilge hoş geldin.
Yine çok konuştum. Hemen sana vereyim mikrofonu.
Hoş buldum Emine. Teşekkürler beni davet ettiğin için.
Rica ederim. Ne demek. Teşekkür ederim kabul ettiğin için.
Hemen böyle konuya girelim.
Şimdi birçok mekan birbirine benziyor.
Hepsi benzemiyor.
Neden ve neler mekanları farklı kılıyor birbirine benzeyen mekanlardan?
Bununla başlayalım istedim. Şimdi bu mekanların birbirine benzemesi üzerine birçok sebep var.
Çünkü bu mekanların birbirine benzemesinden bahsettiğimizde aslında biz ticari mekanlardan bahsediyoruz.
Dolayısıyla ticari mekanların ana amacı birbirinden unik mekanlar ortaya çıkarmak değil maalesef.
Ney peki ana amacı?
Para kazanmak. Dolarız.
Peki. Bu yüzden dolayısıyla mekanların takip ettikleri de bazı insanların nelerden hoşlandıkları gibi algoritmalar gibi belki de Google reviews
gibi takip ettikleri bir sürü değişik faktörleri var.
Bu yüzden de bazen aynı eğer çalışan bir mekansal bir kurgu varsa onları takip etmeye çalışıyorlar ki ticari olarak aynı geri dönüşü alabilsinler.
Ama birbirinden farklı olan mekanların birbirinden farklı olması amacı gerçekten bunu biraz daha ön plana almış olmaları.
Bir unique, özgün bir mekan oluşturma ihtiyacını bu mekanda biraz daha önemli olması.
Bu yüzden de üzerine daha çok çalışılıyor.
Benim gibi bir sürü uzman kişiler, iç mimarlar, mimarlar tarafından üzerine daha detaylı bir şekilde kurgulama ve tasarım yapıldığı için o mekanlar da diğer
birbirine benzer mekanlarına ayrılıyor.
Peki neye göre yapılıyor bu tasarım ve bunu biz evlerimizde de nasıl uygulayabiliriz?
Neden soruyorum biliyor musun? Dedin ya algoritma diye.
Bir şey popüler olduğu zaman ister istemez gözümüz ona alışıyor ve güzel de bir şeyse o popüler olan Onları daha fazla dahil ediyoruz çevremize.
Yaşadığımız eve dahil ediyoruz.
Belli başlı mobilyaları, belli başlı objeleri ya da o tarzımız olan yerlere daha fazla gidiyoruz.
O mekanları daha fazla tercih ediyoruz.
Belki dediğim gibi algoritmalar bize benzer benzer mekanları gösteriyor gibi.
Ben sana şey demiştim hatırlıyor musun?
Madrid'de bir kafeye gittim.
Çok böyle salaş bir kafeydi.
Öyle lüks bir yer kesinlikle değil.
Kendi halinde bir yer. Ama...
Tabaklarını, çanaklarını, her şeyini özel olarak o kafeye yaptırmışlardı.
Mekan çok otantikti, çok hoşuma gelmişti.
Bir sürü böyle fotoğrafını çektim hatta.
Sen de bana dedin ki bu aslında çok yaygın bir şey.
Evet. Ama bu lüks tarafta yaygın.
Evet. Böyle salaş mekanlarda çok yaygın değil gibi.
Doğru. Şöyle aslında komik bir durum söz konusu.
Biz mesela geçmişteki mekanlara bakalım, geçmişteki mobilyalara, ev eşyalarına bakalım.
Bazen böyle çok daha birbirinden farklı özenli, çok üzerinde işlemeleri olan şeyler buluyoruz değil mi?
Bugün mesela onlara genel olarak o kadar erişimimiz yok.
Geçmişte daha normal olan, günlük yaşantımıza dahil olan o şu anda çok özenerek baktığımız objeler, normal yaşama objeleri şu anda ancak lüks kategorisinde ulaşabildiğimiz
şeylere dönüştü. Şekil bir an hemen örnek göstereyim.
Kapalımı da kapatmış olarak anneannemin çeyizinden kalan mavi bardaklar.
Bunlar o zamanlarda belki herkesin ulaşabildiği, gerçekten rahatça alınabilecek ve daha çok seçeneğin olduğu bir dönemdeydi.
Şu anda maalesef zaman kıstası çok daha daraldığı için insanlar daha hızlı üretim.
Her şey de o şekilde oluyor zaten maalesef.
O yüzden daha fazla birbirine benzeyen eşyalar görmeye başlıyoruz.
Çünkü daha kolay üretiliyor ve daha kısa sürede üretiliyor.
Sonra tekrardan geri dönecek olursak.
Bu eşya kısmıydı. Mekan kısmını da merak ediyordum.
Mekan kısmında da mekanların bu sebepten dolayı birbirine benzemesini anlayabiliyorum.
Google reviews dedin, algoritma dedin anlayabiliyorum.
Bir de özgün mekanlardan bahsettim ya, o mekanı özgün yapan neydi?
Neler özgün oluyor?
Bir iç mimar gözünden özgün bir yer yaratırken hangi detaylara daha fazla özen gösteriyorsunuz?
Evet, o kısımda aslında biz her projeye bir konsept aşamasında ilk başladığımız şey o mekanın anlatmak istediği hikaye ne?
O hikayeyi kurgulama kısmıyla başlıyoruz.
Öncelikle ele aldığımız konulardan biri mekanın nerede bulunduğu, lokasyonu, çevresinde neler var?
Işık nasıl geliyor, nasıl bir iklim mi var vesaire gibi.
Onun dışında da bu mekanı kimler kullanıyor hali hazırda, kimler orada yaşıyor.
Nasıl insanlar, ne gibi bir yaşam stilleri var, ne gibi rutinleri var bunları inceliyoruz.
Bu neden önemli? Yani o mekanın çevresinde yaşayan insanların yaşam stili, rutini, o mekanın tasarımında neden önemli?
Araştırmalar şunu gösteriyor.
Bir mekan insana...
İngilizce'de sense of place dedikleri aitlik olma hissini veriyorsa o mekana insanların geri dönüşü daha fazla oluyor.
Yani böyle bir bağlantımız var mekanlarla.
O yüzden de insanlar o mekana gittiğinde gerçekten o mekanda var olan şeyleri hissetmek istiyorlar.
O mekanın yaşama şeklini hissetmeye çalışıyorlar.
Biz de bu yüzden o mekanda gerçekten yaşayan, bütün zamanları orada geçiren Bodrum'da bir restoran tasarladığımızı düşünün.
Bodrum'a İstanbul'dan sadece yazın gelen insanlara göre biz o mekanı tasarlamıyoruz.
Çünkü o zaman otentik bir mekan olmuyor.
Gerçekten bize Bodrum'u anlatan bir mekan olmuyor.
Biz bakıyoruz ki Bodrum'da kışın yaşayan insanlar nasıl yaşıyor?
Orada sürekli vakit geçiren insanlar ne gibi alışkanlıkları var?
Nasıl yaşıyorlar diye bakıp bunların üzerine araştırma yapıp gerçekten Bodrum'u yansıtan bir mekan oluşturmaya çalışıyoruz.
Anladım. Çok tartışmalı bir lokasyona değindin ama.
Şimdi bunu dinleyenler şöyle dediği olabilir mi?
Zaten İstanbul'un çok büyük bir kısmı Bodrum'a taşındı pandemiden sonra falan gibi.
Ama dediğini anlıyorum. Bu arada arkadaşlar Bilge Four Seasons, Mandarin Oriental gibi bayağı lüks segmentteki otellerin iç tasarımını yaptığı için ve bunu dünya genelinde yaptığı için Londra'da yaşıyor ama aynı zamanda İtalya'da
yapıyor bu otel tasarımlarını, İstanbul'da yapıyor.
Başka nerede yapıyordun Bilge? Şu anda...
İtalya'da ve Paris'te çalışıyorum ama onun öncesinde daha çok Middle East dediğimiz Orta Doğu ülkelerinde, Afrika kıtasında ya da Amerika'da, Miami'de ya da İstanbul'da gibi değişik
farklı yerlerde çalıştım projelerde.
Bu projelerde çalıştığı için de bilgi buna göre yorumlar yapıyor.
O yüzden Bodrum'u özellikle söyledim.
Çünkü Bodrum'la alakalı son zamanlarda o kadar çok sosyal medyada eleştiri şeyleri duyuyorum ki çok da emin olamıyorum.
Hani sen ne düşünüyorsun o konuda?
Bodrum'un dünya markasına doğru gitmesi mi?
Çok kısa olarak alayım senden.
Yoksa bir noktada biraz daha kapalı bir hale gelmesi mi?
Hangi taraftasın? Şimdi bir yer global hale geldiğinde yaşadığımız şehirden düşünelim Londra.
Şimdi Londra'yı biz sadece İngilizlere ait bir yer olarak düşünemeyiz artık bugün.
Çünkü zaten...
Bu yani belki devlet politikalarından da geliyor.
Farklı milletlerden insanların bu şehirde yaşanması isteniyor.
O yüzden de her ülkeden gelen insanların kendine ait hissedebileceği yerler bulunuyor.
Ama bunları biz atıyorum, mesela burada çok fazla Hindistan kökenli insanlar var.
Yapılan tüm Hint restoranlarının %100 Hindistan gibi hissetmesini...
Bir anlamı yok. Bunlar biraz daha geçici mekan çözümleri oluyor.
Biz gerçekten Londra'nın kültürünü barındıran, Londra'nın nasıl bir şehir olduğunu hissettiren, o multicultural dediğimiz hissiyatı veren ama işte Hindistan'da var
olan belki dekor objeleri, kültüre ait parçaları da içinde barındıran bir mekan yaparsak o zaman otentik bir Hint restoranı Londra'da yapabiliriz.
Bodrum'da da bu şekilde Bodrum'un tabii ki de internasyonel bir şehir hali dönüştüğü kesin, yadırganamaz bir gerçek.
O yüzden sadece beyaz evlerimizin olduğu, Begavamillerin olduğu bütün mekanlar bu şekilde birbirine benzeyemez.
Bu da zaten çok küçük bir kısmı Bodrum kültürünün.
O yüzden dünyanın her yerinden gelen insanlara hitap eden bir yere dönüşmek zorunda şu an hali hazırda.
Bu yüzden de farklı tiplerde mekanlar görmemiz normal.
Farklı tiplerde, farklı fiyat skalalarında.
Evet, farklı insanlara ait hissettiren.
Teşekkürler. Konumuzdan bağımsızdı ama bu merakımız da giderdiğin için teşekkür ederim.
Peki, bu dedik ya Londra şu an.
birçok farklı kültüre ev sahipliği yapan bir yer ve burada insanların evinde hissetmesi için de hem kendi kültürlerin esintileri ama hem de burada o farklı kültürler nasıl bir arada yaşıyor bununla beraber bir şeyler
yapıyoruz. Peki bunu alıp kendi evimizin içine uyguladığımız zaman o zaman ne oluyor?
Bunu neden soruyorum biliyor musun Bilge?
Çünkü ben daha öncesinde İrlanda'da yaşadım.
İrlanda'da yaşarken hep şöyle bir düşüncem vardı.
Ya ben bu evin içerisinde nasıl olsa Çok uzun kalmayacağım.
Birkaç seneyi taşınırım. O yüzden de evime çok yatırım yapmayayım diye o dekorasyona çok ilgi göstermiyordum.
Ama senelerce göçmen olmanın verdiği şey bana şunu öğretti.
Kendimi bir yere ait hissetmek istiyorsam, köklenmek istiyorsam benim burada ilk yatırım yapacağım şey yaşadığım alan olmalı.
O yüzden de Londra'ya taşındıktan sonra kendi evime gerçekten ekstra bir efor harcadım.
şey olarak ben burada evimde hissediyor muyum?
Beni en çok ne kendimi evimde hissettiriyor?
Nasıl dekore edebilirim bu evi?
Ve eve geldiğimde oh be evimdeyim hissini bana ne verecek diye düşünüp dekore etmeye başladım.
O da bana burada ilk geldiğimde Londra'da çok dinleyenlerim de bilir zaten uzun zamandır çok burada mutlu değildim ben niye geldim diye sorguluyordum ama bir noktadan sonra...
Benimle tanışana kadar. Evet.
Ama ondan sonrasında güzel bir aidiyetlik hissi getirdi.
Tabii ki sonrasında komüniteyle beraber yaşadığım çevreyle beraber, seninle beraber bunlar değişti ama buradan da yola çıkarak da şeyi merak ediyorum.
Sen de o dönemde bana çok yardımcı oldun evimin dekorasyonuyla alakalı.
Evlerin dekorasyonu insanların bu aidiyet hissini ister farklı bir ülkede olsun ister kendi ülkesinde olsun bunu nasıl etkiliyor?
Şimdi mesela dedim ya biz mekanları tasarlarken ofislerde bu tasarım ofislerinde önce başladığımız şey o mekanın hangi hikayeyi anlatacak olması.
Bunu aynı şekilde kendi evimizde de uygulayabiliriz.
Bu evin bize ne anlatmasını, bize kendimizi nasıl hissettirmesini istiyoruz.
Buradan çıkış noktasından kendimize ait şeyleri bulmamız biraz daha kolaylaşıyor.
Öncelikle kendimizi tanıyan bir birey olmamız gerekiyor.
Eğer kendimize ait özgün bir mekan tasarlamayı amaçlıyorsak.
Öz hakiki farkındalık diyebilir miyiz?
Ben nasıl bir insanım diye düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü ben çok fazla hani özellikle ilk senelerimde çalışırken şunu fark etmiştim.
İnsanlar evi de bir statü göstergesi olarak görüyor.
Ve kendilerine ait olmayan ama dışarıdan iyi, çok takdir edilen gibi görüldüklerini düşündükleri evlere sahip olmak istiyorlar.
Bunlar da bize geçici mutluluklar getiriyor ancak.
Çünkü kişiliğimizle yaşadığımız ev çakışıyorsa ya da aynı şeyde değillerse o zaman bu bize belli bir süre belki mutluluk getirecek ama uzun
vadede. Bize kendimizi iyi hissettiren bir yer olmayacak.
Yani herkesin bir evden beklentisi nedir?
Basit de rahat hissettirmesi, huzurlu hissettirmesi.
vesaire gibi. Onun dışında da biz kendimizi tanıdığımızda biz nelerden hoşlanıyoruz, nasıl bir yaşama stilimiz var, gündelik hayatta neler yapmayı seviyoruz, bu evi nasıl kullanmak istiyoruz diye düşündüğümüzde biraz daha onlara göre tasarım kararları
aldığımızda daha özgün bir mekan oluşturmaya başlamış oluyoruz biz zaten.
Biraz da tabii ki de etkileneceğiz sosyal medyada gördüğümüz şeylerden, eşimizle dostumuzla gördüğümüz mobilyalardan, belki renklerden, desenlerden.
Ama güzel olan şu ki şu anda çok fazla bilgiye ulaşabildiğimiz için bir taraftan belki bizi aynı tipleştirmeye doğru itiyor olsa da bir taraftan da gerçekten senin de söylediğin gibi bunun üzerine efor
sarf ettiğinde zaman harcadığında aslında gerçekten çok fazla kaynağa da ulaşabiliyorsun.
O yüzden çok daha kendine özgün bir mekan yaratma olasılığında artmış oluyor böylece.
Hazır kaynaklar demişken mesela benim en çok baktığım yerlerden bir tanesi Pinterest'ti.
Ama oradaki algoritma da şey olarak çalışıyor ya bir şeye baktıktan sonra hep benzer renk tonları, benzer mobilyalar, benzer dekorasyonlar görüyorsun.
Sonrasında şeyi hatırlıyorum.
Buradaki kitapçılardan bir tanesine gidip böyle dekorasyon kitaplarına bakmıştım.
Onu da şey için yapmıştım. Hangi tonda off-white dediğimiz biraz da krem rengi gibi bir tona boyuyordum emmi.
Hangi ton? Hangi ışık açısıyla uyum sağlıyor gibi gibi böyle biraz daha renk mühendisliği yapmıştım.
Sen de demiştin. Ona göre böyle tek tek ölçmüştüm mobilyaları önüne getirip bu saatte buradan bu şekilde güneş alıyorsa yani güney batıyor bakıyor benim evim.
O zaman böyle görünüyor.
Ben işte biraz daha sarı tonları olsun istiyordum gibi gibi.
Bunun dışında bu kadar detaylı yapmak isteyen ya da istemeyen herkes olabilir ama bunu mesela Pinterest'ten bulamıyorsun.
O yüzden gidip o kitaplara bakmıştım.
Ya da senin önerebileceğin böyle daha otantik, daha kaliteli bilgiler veren sonuçta orada gördüğün şeyi evine uyguladığına ah bu böyle olmadı diyorsun ya seni bir tık daha bu
konuda eğitecek eğer hobin bu şekildeyse ya da güzel otantik bir ev kurmak istiyorsan kaynaklar ne olabilir?
Sanırım herkesin ulaşabileceği, tabii ki de mesela şu anda her mimari ofisinde bir Instagram sayfası var, bir web sitesi var.
Eğer bakmak istiyorlarsa bunlardan da yardım alabilirler.
Bunun dışında dediğin gibi Pinterest, belki Instagram da aynı şekilde bazen aynı, çok benzer görsellere bizi yöneltiyor.
Senin verdiğin örnek aslında çok iyi.
Basılı yayınlara, biraz daha dergilere, belki biraz daha sadece...
Türk dergilerin dışında diğer ülkelerin bazı dergilerin biliyorsun her ülkelere ait farklı basımları oluyor.
Atıyorum AD dergisinden bahsedecek olursak Architecture Digest.
Middle East'i var, Türkiye'si var, Avrupa'sı var, ülkelere göre var.
Eğer farklı ülkelerinkine de bakarsak aslında biraz daha farklı bakış açıları görebiliyoruz.
Bu güzel bir kaynak olabilir.
Onun dışında eğer senin kadar ilgililerse...
Ben çok fazla müşterilerle de karşılaşmadım ki gidip böyle ışık açılarını hayalim açasın ama gerçekten profesyonel olabilme potansiyeli barındıran bir özel.
Ya da obsesif diyoruz literatürde buna.
Değiller. Bu tarz daha profesyonel işlere bakmak istiyorlarsa...
Belki de masterclasslar var.
Bunların çeşitli kursera gibi farklı kurs veren mekanlardan bulup aslında gerçekten biz mekanını bir araya getirirken...
ne gibi şeylere bakıyoruz, nasıl bir yol haritası çiziyoruz kendimize bunun üzerine gerçekten kafa vermek istiyorlarsa bu tarz kurslardan yararlanabilirler.
Bunun dışında ben dediğim gibi şu anda biraz daha hotel ağırlıklı çalıştığım için şunu da önerebilirim.
Hoteller de şu anda biraz daha evde hissettirme hissine çok odaklanmış durumda geçtiğimiz son 5-10 yıldır.
O yüzden belki aslında beğenilen, kendi beğendikleri ya da yine bayağı dünya çapında ilgi çekmiş hotellere de bakarlarsa Aslında farklı bilgiler alabilirler oralardan.
Bu doğru. Şey anlamında doğru.
Mesela butik oteller hani özel olarak senin çalıştığın segmentteki lüks oteller değil de ben ne zaman böyle tatlış butik otellere gitsem şey olurum.
Aa bu ne kadar güzelmiş ya bunu ben eve de alayım ya da bunu ben eve de uygularım dediğim şeyler oluyor.
Ya da en basitinden herkes iç mimar bir arkadaş edilsin.
Bana mesaj atabilir.
Ulaşabilirler mi bu arada? Evet.
Tamam. Paylaşırım Bilge'nin Instagram'ını.
Peki teşekkür ederim.
Onun dışında peki senin bu...
Mekansal bağlantılarla alakalı kendimizi daha iyi hissedebileceğimiz yerler, evimiz dahil ya da mekanlar.
Bunlarla çünkü belli bir ilişki kuruyoruz ya.
Söyleyebileceğim bir şey var mı?
Yani bize şunu denerseniz, bunu yaparsanız, buna göre mekan seçerseniz dediğim.
Burada galiba biraz daha önceden söylediklerime tekrardan referans vereceğim ama biraz daha kendimizi tanıyorsak, biz gerçekten kendimiz olduğumuz için ne istediğimizin farkındaysak sadece dış etkenlerden
etkilenerek değil de kendi kendimize neye ihtiyacımız olduğunu anlarsak, buna göre mekan seçmeye çalışırsak daha zaten biz otomatik olarak biraz daha o filtreyi koyup daha
az bir seçeneğe doğru yönelmiş oluyoruz.
Bir de evler kısmında şundan bahsetmek istiyorum.
Belki de şöyle bir düşünmek lazım.
Bir ev seni yansıtan bir yer ya.
Burada gerçekten ben bunu hissedebiliyor muyum, görebiliyor muyum?
Ya da herhangi bir başka bir göz geldiğinde gerçekten bana dair...
Ne gibi bilgiler alabilir bu evden diye de düşündüğümüzde belki geçmişimizden parçalar, bugünkü kimliğimizi, kişiliğimizi kendimizi nasıl tanıtıyorsak onu yansıtan mobilyalar,
objeler vesaire gibi o...
kombinasyonu yapabilirlerse eğer o zaman biraz daha özgün bir mekana sahip olmuş oluyorlar zaten.
Doğru. Sanırım hoteller kısmında da yani hepimizin mecburen yapmak zorunda olduğu Google'dan gerçekten bize ne almak istiyoruz?
Hani şey filtreleri vardır ya deniz kenarı olması.
Yani bunun gibi bizim de ne hissetmek istediğimiz, ne görmek istediğimiz.
Ben belki gerçekten fiziksel olarak kendimi çok iyi hissetmek istiyorum.
O yüzden biraz daha spa özellikleri ağırlıklı bir otele gitmek istiyorum.
Bunun üzerine biraz daha detaylı anahtar kelimeler kullanarak araştırma yaparlarsa belki daha uygun yerlere ulaşabilirler diye düşünüyorum kendilerine ait.
Doğru bu arada. Zaten genelde şöyle olabiliyor.
Atıyorum hızlı bir... Şehir tatiline gittiysen, böyle iki günlüğüne, şehri hızlı bir şekilde gezeceksen o zaman otele çok önem vermeyebiliyorsun.
Diyorsun ki ya zaten yatmaktan yatmaya gideceğim.
Çok da gerek yok. Ama güzel bir tatil planlıyorsan ya da o tatile çok ihtiyacın varsa içinde bulunduğun otel de önemli oluyor.
Ben mesela hiç bu açıdan bakmamıştım.
Ben hep şeye bakıyordum. Fiyat fayda dengesi nasıl?
Ne kadar ciniyiz indirimim var diye bakıyordum.
Hiç böyle bakmamıştım.
Bir de son olarak bir şey daha söyleyeceğim.
Evle alakalı. Bazı evlere girince şey diyorsun ya ne kadar sen yani.
Ne kadar seni yansıtıyor dediğin evler o evler aslında başarıyla dizayn edilmiş evler diye anlıyorum.
Sana göre, kişiliğine göre.
Senin daha ait hissettiğin evler demek ki.
Doğru. Peki. Bilge teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim. Umarım keyif almışsınızdır arkadaşlar.
Ben Bilge ile ne zaman konuşsam her konuda konuştuğumda keyif alırım ama özellikle bu konuda konuştuğumda daha da çok keyif alıyorum.
Umarım siz de keyif almışsınızdır.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
