
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Duygusal zeka nedir? Ne işe yarar? En önemlisi de nasıl geliştirilir?Bu bölümde neler var?- Duygusal zeka farkındalık egzersizi- Daniel Goleman'a göre duygusal zekanın 5 bilimsel elementi- Duygusal zekayı artırmak için öneriler.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, genç ve güzel hayallere.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu kanalda psikoloji, felsefe...
Bilim ve farkındalık çerçevesinde hayatı daha yaşanabilir kılmak ve minik hayallerimize ulaşmak üzere düşüncelerimi ve günlük hayatta uygulanabilir pratik yöntemleri paylaşıyorum.
Buna ek olarak her çarşamba günü podcast ile bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri, Ve bir de kişisel farkındalığımızı artırmak adına bir soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim de mail kutuma düşsün bunlar derseniz emineyesitmen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Bu hafta duygulara kaldığımız yerden devam ediyoruz ve konumuz duygusal zekat.
Şimdi şöyle düşünün geçtiğimiz bölüm çok bilgi odaklıydı baya bir bilgi verdim.
O yüzden hadi gelin bu sefer farklı bir şey yapalım ve...
Bölüme minik bir farkındalık egzersizi ile başlayalım.
Böyle meditatif bir duruma geçmenize gerek yok.
Tabii ki çok istiyorsanız sessiz bir köşeye çekilebilirsiniz.
Bir kağıt kalem de alabilirsiniz.
Ama yürüyorsanız da herhangi başka bir şey yapıyorsanız da hiçbir problem olmaz.
Sadece bir tık daha fazla dikkatinizi rica edeceğim.
Sizden o kadar. Şöyle yapıyoruz.
İlk adım son 6 ayda duygusal olarak zorlandığınız bir olayı düşünmek.
İşte olur, ailevi bir şey olur ya da partnerinizle ilgili bir durum olur.
İsterseniz burada durdurup iyice düşünebilirsiniz de.
Sonrasında da bu olay esnasında aklınızdan geçen düşünceler neydi?
Mesela size haksızlık yapıldığını mı düşündünüz?
İkinci olarak da ne hissettiniz?
Anlaşılmadığınızı mı hissettiniz?
Değer görmediğinizi mi hissettiniz?
Ya da size veya sınırlarınıza saygı duyulmadığını ya da sevilmediğinizi mi hissettiniz?
Hislerimizi tanımladıktan sonra da artık duygulara geçebiliriz.
Hangi duyguları deneyimlediniz?
Hayal kırıklığı, öfke, kırgınlık, üzüntü her neyse isimlendirebilir misiniz duygularınızı?
Elinizden geldiğince isimlendirmeye çalışın.
Dediğim gibi aralarda durdurabilirsiniz eğer zorlanıyorsanız ama sonrasında da şunu düşünüyoruz.
Nasıl tepki verdiniz? Sessizleşip kendinizi geriye mi çektiniz?
Bağırıp sesinizi yükseltip kendinizi ifade etmeye mi çalıştınız?
Yoksa sakince iletişim kurmaya mı çalıştınız karşınızdaki insanla?
Ve neden bu şekilde tepki verdiniz?
Belki en iyi anlaşılacağınızı düşündüğünüz durum buydu.
Yani tepki verme şekli.
Belki o an kendinize ve tepkilerinize bir şekilde hakim olamadınız.
Cevabınız her neyse bu tepkiniz diğerlerini nasıl etkiledi?
Karşınızdaki insan sizin verdiğiniz tepki sonucu üzüldü mü, gücendi mi, rahatladı mı ya da şaşırdı mı?
Peki siz bu tepkiyi verirken çevrenizdekilerin düşünce ve duygularını da hesapladınız mı?
Mesela şöyle dediniz mi?
Ben bunu yaparsam...
Bunu söylersem karşımdaki şunu şunu hisseder.
Ya da şöyle düşünür diye.
Böyle aklınızdan milisaniye ile de olsa geçti mi?
Son sorum. Benzer bir durumda yine aynı tepkiyi verir miydiniz?
Evet dediğim gibi gerçekten de mini bir farkındalık egzersiziydi bu.
Beğendiniz mi? Bu arada ne fark ettiniz?
Çok merak ediyorum. Bana kesin instagramdan yazın olur mu?
Yani ne hissettiniz? Ne düşündünüz?
Egzersiz hakkında ne düşünüyorsunuz?
Duygusal zekaya ilişkin çok böyle milik ama güzel bir egzersiz bence bu.
Böyle egzersizleri seviyorsanız Berkeley Üniversitesi'nin Greater Good Science Center diye bir oluşumu var.
Ben çok severek takip ediyorum buradaki içerikleri.
Tamamen böyle bilimsel odaklı ve araştırmalara dayanan makaleler yayınlıyorlar.
Podcastleri vesairesi de var kendilerine.
O sitedeki duygusal zeka testini de yapabilirsiniz.
Açıklamalara da onun linkini bırakacağım.
Ama bunların dışında fasulyenin faydalarına gelecek olursak nedir bu duygusal zeka?
En basit haliyle duyguları tanıma, anlama ve yönetme yeteneği.
E emine biz bunu bir önceki bölümde zaten dinledik hatta egzersizinde yaptık bir de yetmedi üstüne bugün de egzersiz yaptık derseniz aradaki fark şu.
Sadece kendi duygularımızı değil aynı zamanda diğer insanların duygularını tanıma ve yorumlama yeteneğini de içeriyor.
Bu bölümde ona da değineceğim ama bahsettiğim şey zihin okuma ya da varsayım değil arkadaşlar.
Saf duygusal zeka.
Şimdi biliyorsunuz senelerce zekamız IQ ile ölçüldü.
Ta ki bu IQ dediğimiz duygusal zeka bu kadar popüler olana ya da diğer zeka çeşitleri çıkana kadar.
Ve hala daha büyük bir aslında...
Alanı kapsıyor IQ. Ne yapıyor?
En basit haliyle o da işte problem çözme, mantık kullanma, karmaşık fikirleri kavrama ya da o fikirleri iletme yeteneğini kapsıyor.
Ama IQ'nun da onun kadar önemli olduğunu düşünüyor uzmanlar.
Neden? Çünkü az önce de bahsettiğim gibi duygusal zeka aslında kendimizi ve diğerlerindeki duyguları tanıma ve bu farkındalığı kararlarımıza rehberlik etmek için kullanma yeteneğimiz bir anlamda.
Şimdi birbirinden daha önemli mi bilmiyorum.
Bence ikisi de aynı derecede önemli.
Çünkü mesela baktığımızda IQ testlerindeki puanları yüksek olan kişiler Daha iyi akademik performans gösteren kişiler ya da daha yüksek maaşlar alanlar, daha iyi iş performansı
gösteren kişiler. Ama işte duygusal zeka kısmında da yapılan çalışmalar şunu diyor.
Duygusal olarak zeki insanların daha yüksek iş başarısı ve daha tatmin edici ilişkilere sahip olduğunu hatta daha tatmin edici hayatlara sahip olduğunu söylüyorlar.
Bir de duygusal zekanın stresle başa çıkmamıza yardımcı olabileceğine dair kanıtlar da var.
Ve tabii en güzel yanlarından bir tanesi de Duygusal zeka öğrenilebilir.
Çünkü nöroplastiste dediğimiz güzellik sayesinde beynimizin prefrontal korteksi yani ön kısımda değişiklik yaparak duygusal zekamızı arttırabiliriz.
Zihnimizi istediğimiz yönde eğitebilme yeteneğine sahipmişiz belli başlı araçlarla ki bahsedeceğim.
Ki şu detayı da vermeden geçmeyeyim.
Son zamanlarda yapılan çalışmalar aslında IQ'nun da duygusal zeka gibi öğrenilip arttırılabileceğini gösteriyor.
Çünkü normalde IQ hep doğuştan gelen bir zeka ve...
Aslında değişmeyecek bir şey olarak görülüyordu ya.
Aslında öyle olmadığına dair bazı kanıtlar da var.
Ama biliyorsunuz psikoloji zaten çok yeni bir bilim.
Gün geçmiyor ki yeni bir şeyler keşfedilmesin.
Ama ben buna tamamen inanıyorum.
Bu arada gönülden inanıyorum.
IQ'nun da EQ'nun da diğer zeka çeşitlerinin de aslında geliştirilebileceğini.
Neyse konumuz biliyorsunuz ki duygusal zeka.
O yüzden ben buradan devam ediyorum.
Duygusal zeka deyince aklımıza kim geliyor?
Kesin bilenleriniz vardır. Tabii ki Daniel Goleman.
Kendisi bu kavramı bugünkü bilinirliğine getirmiş bir bilim insanı ve Daniel Goleman'ın duygusal zeka kitabını okuyanlar da vardır.
Onun teorisine göre duygusal zekanın 5 tane elementi var.
Ben şimdi bu elementlerden bahsedeceğim ama bunlardan bahsederken...
Duygusal zekamızı nasıl bunları kullanarak arttırabileceğimize dair belli başlı araçlar ve ipuçları da paylaşacağım.
Şimdi lafı da fazla uzatmadan hazırsanız başlayalım.
Duygusal olarak zeki olduğumuzu gösteren ya da duygusal zekamızı arttırmak istersek üzerine çalışacağımız birinci şey daha ilk şey.
Çok yabancı olduğunuzu düşünmüyorum bu kavramı çünkü bu podcastta hep bahsediyoruz.
Öz hakiki farkındalık.
Öz farkındalık tabii ki arkadaşlar ama bence öz hakiki farkındalık daha güzel uydu bu konsepte.
Neyse araştırmalara göre şöyle diyorlar.
Öz farkındalık duygusal zekanın temeli.
Bana sorarsanız kişinin kendinin farkında olması her şeyin temeli ama bu alanda spesifik olarak bu alanda konuşacak olursak da kritik bir duygusal zeka becerisi olarak geçiyor kendimizin farkında olmak.
Hatta Goldman diyor ki öz farkındalığı yüksek olan kişilerin iyi bir mizah anlayışları vardır.
Kendilerine güvenleri, yeteneklerine güvenleri tamdır.
Diğer insanların onları nasıl algıladıklarını bilirler.
Burada size birkaç tane sorum olacak öz farkındalıkla alakalı.
Çok kıymetli sorular olduğunu düşünüyorum.
İster hızlı bir şekilde zihninizden cevap verebilirsiniz.
İsterseniz de bir köşeye not düşersiniz.
Eğer hani cevabını hemen bulamıyorsunuz.
Üstüne yazmak isteyebilirsiniz.
Ama sorular şöyle.
1- Çevreniz tarafından nasıl algılanıyorsunuz?
2- Siz kendinizi nasıl algılıyorsunuz?
3- İnsan ilişkilerinde yetenekleriniz neler?
Dört, karşınızdakinin duygularını anlayabiliyor musunuz bir iletişim halindeyken?
Son olarak da iletişim alanında hangi yeteneklerinizi geliştirmek isterdiniz?
Dediğim gibi bunları bir kenara yazabilir ya da üzerine düşünebilirsiniz.
Konuyla alakalı olarak geçtiğimiz sezonda kendini tanımanın altı aracı diye bir bölüm çekmiştim.
Daha kapsamlı bir çalışma yapmak isteyenler öz hakiki farkındalıkla alakalı orayı da dinleyebilir.
Tüm detaylardan orada bahsettim.
Her bölümde böyle kendimi tekrar etmiş olmak istemiyorum çünkü.
O yüzden de seri bir şekilde duygusal zekanın ikinci elementi olan kendini yönetebilme konusuna geçiyorum.
Yani İngilizce'de self-regulation dediğimiz kısım.
Şimdi duygularımızı ve duygularımızın sebep olduğu davranışlarımızı düzenlemediğimiz sürece az önce bahsettiğim farkındalığın bize çok da bir faydası olmaz değil mi?
Şimdi bu kendini yönetebilme konusu çok havada kalan bir konu.
O yüzden ben size burada kendini yönetmek şöyle önemli böyle önemli falan diye bahsetmektense beri başlı duygularla o kendini yönetmeyi somut bir şekilde örneklendirmeye çalışacağım.
Bu arada not alarak dinleyenleriniz var biliyorum.
Detaylı notların olduğu linki hep e-bültene ekliyorum.
Aklınızda olsun. Hala kaydolmadıysanız açıklamalardaki linke mail adresinizi bırakmanız yeterli.
Oradan da bölüm notlarına erişebilirsiniz.
Tekrardan bir hatırlatma yapmış olayım.
Mesela diyelim ki Uzun zamandır bir şey yapmak istiyoruz, bir başvuru yapıyoruz.
Bir iş başvurusu olsun, okul başvurusu olsun ya da ne bileyim belki akademisyensinizdir.
Bir şeye başvuruyorsunuzdur, bursa başvuruyorsunuzdur ve sürekli red alıyorsunuzdur.
Haklı olarak ne olur? Cesaretiniz kırılır değil mi?
İşte öyle durumlarda şöyle bir durum.
Tamam ben şu anda ne hissediyorum?
Cesaretimin kırıldığını hissediyorum.
Belki kendime daha az güveniyorum bu durumdan sonra.
Belki kendimi yetersiz hissediyorum.
Peki ne yapmam lazım? Burada aslında...
O anda elinizin altında olacak zihinsel bir stratejiye ihtiyacınız olabilir.
Mesela kendinize şunu hatırlatabilirsiniz.
Zihinsel stratejiden kastında minik bir mental not.
Kendime karşı daha nazik olacağım.
Hani bunu da beceremedin, şunu da beceremedin diye kendime karşı böyle konuşmayacağım.
Şu ana kadar yaptıklarımı ve bu yola neden baş koyduğumu kendime hatırlatacağım.
Ve bunu bir öğrenme süreci olarak alıp nerede ne hata yapıyorsam onu bulup onu düzelteceğim.
Ya da gerçekten gitmek istediğim yol bu mudur?
Belki de evren bana bir şey söylemeye çalışıyordur gibi düşüneceğim.
Bu bir örnek olabilir. Diğer bir örnek de...
Çok sinirlendiğiniz bir şeye artık öfkeden böyle kuduruyorsunuz.
Ve bağırıp çağırıp bir şeyleri yıkmak istiyorsunuz, kırmak istiyorsunuz.
Ama tabii ki çözüm bu.
Genelde çözüm getirmiyor bu tarz davranışlar.
İşte orada bir durup böyle derin bir nefes alıp şöyle yavaş yavaş derin nefes verip derin nefes veremezsiniz ama uzun verebilirsiniz neyse.
Nefes verip önce bir evet ben şu an öfkeliyim o duyguyu tanımlamak.
Ondan sonra da peki ne yapacağım?
Önce bir duracağım. Gerçekten net bir şekilde sakin kafayla düşünene kadar duracağım.
Ondan sonra da bir şeye tepki vermek yerine en mantıklı cevap neyse onu vereceğim.
Yani demem o ki sizi böyle zorlayan duygularınızı önce tanımak ondan sonra da bu duygularla başa çıkmak için minik bir stratejinizin olması elinizin altında olacak bir strateji.
Hani mental bir not olabilir dediğim gibi kendinize hatırlattığınız bir cümle olabilir.
Sevdiğiniz böyle bir yazardan bir şairden bir söz olabilir ya da en basit haliyle derin nefes almada olabilir.
Umarım net bir şekilde anlatabilmişimdir.
Emine ben anladım ama yine de bir desteğe ihtiyacım olduğunu düşünüyorum derseniz bir uzmanla görüşmenizi tavsiye ederim.
Ya da çözüm odaklı bir desteğe ihtiyacım var konuşmaktan ziyade derseniz o zaman benim iletişim bilgilerim her bölümün altında Mindfulness Temelli Koçluk olarak zaten bulunuyor.
Bana da yazabilirsiniz. Şimdi bu konuyu burada kapatacak olursa gelelim duygusal zekanın diğer bir elementi olan sosyal farkındalığı.
Başkaları ile iyi iletişim kurabilmek...
Yüksel zekanın bir diğer önemli yönü.
Şöyle bir düşünün.
İletişimde olduğunuz insanları ne kadar iyi anlıyorsunuz?
Ya da gün içinde iletişim kurduğunuz insanları ne kadar iyi dinliyorsunuz?
Ne kadar böyle yüzde yüz dikkatinizi vererek dinliyorsunuz?
Bu sorunun cevabını benim bilmeme gerek yok.
Önemli olan sizin kendinize karşı dürüst olmanız ve bunu doğru cevaplamanız.
Şimdi biliyorsunuz. Biz insanlar olarak sosyal varlıklarız ve hepimiz bir noktada birbirimize bağlıyız.
O yüzden de güçlü sosyal ilişkilerimizin olması, hayat kalitemizin...
artmasında önemli bir rol oynuyor.
Hatta yapılan çalışmalar böyle güçlü sosyal bağlara sahip insanların daha uzun ömürlü yaşadığını da göstermiş.
Neyse oraya çok girmeyeceğim. Çünkü bu aralar çok fazla bilimsel araştırma detayı veriyorum.
Yani şunu demek istiyorum. İster duygusal zekanızı arttırmak isteyin.
İster daha böyle anlamlı, güzel, ikili ilişkiler, sosyal ilişkiler kurmak isteyin.
Sosyal farkındalığınızın artması önemli.
Peki biz bunun için neler yapabiliriz?
Birincisi tabii ki de karşımızdakini ilgi ve içtenlikle dinlemek.
En başta size bu soruyu o yüzden sordum.
Aktif dinleme hali.
Bize mesela koçlukta şöyle bir şey öğretiyorlardı.
Hep üçüncü seviye dinleme.
Yani sadece kulağınızla değil de gözlerimiz ile de dinleme.
Karşındaki insanın ne söylediğini, nasıl söylediğini.
Beden dilini, bakış ifadesini, ses tonunu, o ses tonundaki değişimi, enerjisinin değişimini bütün olarak dinleme ve ona göre cevap verme.
Biliyorum kolay bir şey değil ama en azından sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanlarla başlayarak onlara karşı böyle bir dinleme modelini uygulayabiliriz diye düşünüyorum.
Hadi çıtayı bir tık daha yukarı taşıyayım.
Dinlemeye başladık aktif bir şekilde.
İnsanların anlattıklarıyla ilgili sorular sormak.
Dinleme kadar önemli bir duygusal zeka becerisidir.
Çünkü kendinizden pay biçim böyle çok tutkulu olduğunuz bir konuda konuşmayı sevdiğiniz bir konuda ya da hayatınızda çok beklediğiniz bir şeyin olduğu zaman nasıl böyle şevkle anlatıyorsunuz değil mi?
Karşınızdaki size soru sorduğunda iyice daha da böyle gaza geliyorsunuz.
İşte herkes böyle birbirimizden farklı değiliz.
Mesela bana podcast nasıl gidiyor diye sorduklarında Allah yandı.
Sorduklarına pişman oluyorlar genelde ama neyse artık öğrendim.
Ama dediğim gibi bunlar önemli.
Yani dinleme de soru sorma da bir duygusal zeka becerisi.
Ama günümüz dünyasında tabii ki de dikkatimiz bu kadar kolay dağılmaya müsaitken her zaman yapamayabiliyoruz.
Hatta Daniel Goleman ona da şöyle diyor.
Oprah Winfrey'de olan bir podcastinde dinlemiştim.
Akıllı telefonlarda geçirdiğimiz vaktin ve dağıttığımız dikkatimizin duygusal zekayı geliştirmekteki en büyük engellerden biri olduğunu söylüyor.
Şöyle minik de bir hesap yaptılar hatta yayında.
Hani hep diyoruz ya günde ortalama 3 saatimiz telefonla geçiriyoruz.
Benim aklıma hiç bunu yıldaki güne vurmak gelmemişti.
Yılda ortalama 45 günümüzü telefonda geçiriyormuşuz.
Düşünün o 45 günü telefonda geçirmiyor olsaydınız ne yapardınız?
Bu konuyla alakalı biliyorsunuz telefonu elimden nasıl bırakırım?
diye bir bölümüm var. Çok sevmiştiniz o bölümü.
Bayağı mesaj aldım. Hani çok işe yarayan taktikler verdim diye.
Hala dinlemeyenleriniz varsa onu da dinleyebilirsiniz.
Deyip yavaştan duygusal zekanın dördüncü elementine geçiyorum.
Empati. Burada Tolstoy'un bir sözünü paylaşmak istiyorum sizlerle.
Diyor ki insan acı duyabiliyorsa canlıdır.
Başkasının acısını duyabiliyorsa insandır.
Bu konuda şöyle bir örnek vermek istiyorum.
Geçenlerde işten çıktık.
Çok sevdiğim bir iş arkadaşımla böyle yürüyoruz beraber sohbet ediyoruz.
Ben de bayağı zorlandığım bir dönemdeydim duygusal olarak.
Ve konu konuyu açarken birden böyle sesim titremeye başladı.
Gözlerim doldu. Kızın bakış ifadesi, sesinin tonu ve o çok değil söylediği iki kelime ile benimle...
O kadar yüksek bir derecede empati yaptığını öyle derinden hissettim ki neredeyse o da benimle ağlayacaktı yani.
Ama çok ilginç bir şekilde kendimi böyle bir rahatlamış hissettim.
Bir de şey var gerçekten bunu yaşım ilerledikçe ya da tecrübe kazandıkça çok daha iyi anlıyorum.
Bir insanın hayatında ya da zihninin içinde ne olup bittiğini hiçbir zaman bilemiyoruz.
O yüzden böyle istemediğimiz bir durumla karşılaştığımızda direkt tepki vermeden önce karşı tarafın açısından bakmak ya da yargılamamak çok önemli.
Hatta Gaon'un buna da şöyle diyor.
Üç çeşit empati var.
Bir senin bakış açından bakabiliyorum.
İki, senin ne hissettiğini anlıyorum, duygusal empati.
Diğeri de seni anlıyorum, hissediyorum ve sana yardımcı olmak için bir şeyler yapıyorum.
Mesela karşımızdaki insanla bir şey paylaştığımızda bizi anlıyor, ne hissettiğimizi hissediyor ve kalkıp işte bir bardak su getirmesi olsun.
Bir şekilde çözüm önerisi sunmaya çalışması olsun.
Bu da empatinin üç çeşidiymiş.
Peki biz empatimizi arttırmak için neler yapabiliriz?
Şimdi burada çok güzel bir meditasyon önerim olacak size.
Loving kindness meditasyonu Türkçe'ye sevgi dolu nezaket olarak çevriliyor.
Ben çok seviyorum bu meditasyonu.
Özellikle de böyle ikili ilişkilerde zorlandığınız zamanlarda uygulanacak bir meditasyon.
Onun dışında herkesin hayatında zorluklar olduğunu hatırlamak da önemli.
Yani sadece zorluk yaşayan biz değiliz.
Platon'un da şöyle bir sözü var bu konuya ilişkin.
Diyor ki düşünceli olun çünkü karşılaştığınız herkes inanın en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.
Bence doğruluk payı çok yüksek bir söz.
Peki Emine ben duygusal zekamı arttırmak için empatikasımı güçlendirmek istiyorum ama bunlar bana uygun değil başka ne önerilsin derseniz de uzmanlar şunu söylüyor.
Yeni insanlarla tanışmak, farklı kültürler tanımak, yeni ortamlara girmek yani böyle farklı insanlarla tanışıp onları anlayabileceğiniz, gözlemleyebileceğiniz ortamlarda bulunmak ki bence
okuduğunuz kitabın tarzını değiştirmekle bile başlayabilirsiniz.
Ve duygusal zekanın son elementi, beşincisi motivasyon.
Buradaki motivasyondan kısıt içsel motivasyon.
Goldman'a göre bir diğer önemli duygusal zeka becerisi de buymuş.
Duygusal zeki insanlar ün para, tanınma, beyni şan şöhret gibi böyle dışsal ödül diyebileceğimiz şeylerin peşinde koşmuyor.
Bunun yerine kendi içsel ihtiyaçlarını ve hedeflerini gerçekleştirme tutkusuna sahipmişler.
Şimdi motivasyon konusunu detaylı bir şekilde ele alan yazar Daniel Pink.
Kendisini nasıl motive oluruz ve nasıl motive ederiz diye bir kitabı var.
Motivasyon konusuna daha derinden yaklaşmak isteyenler bu kitabı okuyabilir, özetine de bakabilir ya da internette milyonlarca kaynak var.
Ben ilerleyen zamanlarda bir bölüm çekmeyi planlıyorum ama henüz değil bu konuyla ilgili.
Bir de içsel ödül demişken bu içsel ödül ile akış halinde olmanın da yüksek bir korrelasyonu varmış.
Çünkü motivasyonu yüksek olan insanlar akışı deneyimleyip doruk noktasına ulaşma peşinde koşarken Akışta olduğumuz bir şeyler yapmak da duygusal zekamızı arttırıyormuş.
Bunun da sebebi akışta olmanın zorlu durumlara çözüm odaklı bir şekilde yaklaşmamızı sağlaması.
Burada önereceğim kitabı tahmin ediyorsunuzdur.
Sanırım o muhteşem zorluktaki soy ismiyle.
Nihal Çiksen Mihal Akış İngilizcesi de Flow.
Evet bir bölümün daha sonuna geldik.
Çok teşekkür ederim beni dinlediğiniz için.
Sosyal medyadan ulaşmak isterseniz Instagram'da Gelsi Güzel Hayaller diye bulabilirsiniz.
Ya da haftalık Livestream'a üye olmak isterseniz yeni bölümler ve daha fazla kitap film önerileri için onu da zaten açıklamalara bırakıyorum.
Oradan tıklayarak kaydolabilirsiniz.
Kendinize çok iyi bakın.
Haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
