
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Spor yapmayı bir görev olarak görüp, bir türlü düzene oturtamayanlardansınız ve stres yönetimi için alternatif bir çözüm arıyorsanız buyrunuz. Bu bölümde neler var? Spor yapmanın stres azaltma üzerindeki bilimsel etkisi, Düzenli spor alışkanlığı oluşturabilmek için tüyolarVaroluş sancıları beni nasıl düzenli spora getirdi?Daha fazla Mindfulness egzersizi, pratikler ve kitap önerileri için E-Bülten'e kaydolmayı unutmayınBireysel Mindfulness Koçluğu ücretsiz ön görüşme için form Artwork: Oceane Lajoinie
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, genç ve güzel hayallere.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu kanalda psikoloji, felsefe, bilim ve farkındalık çerçevesinde hayatı daha yaşanabilir kılmak ve minik hayallerimize ulaşmak üzere düşüncelerimi ve günlük hayatta uygulanabilir pratik
yöntemleri paylaşıyorum. Buna ek olarak her çarşamba günü podcast ile bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri ve bir de kişisel farkındalığımızı artırmak adına bir soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim de mail kutuma düşsün bunlar derseniz emineyesitmen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Bu hafta stres yönetimi serimizde fiziksel egzersizin stresi azaltma üzerindeki etkilerinden bahsedeceğim.
8 senedir haftanın 5 günü düzenli spor yapan bir insan olarak hem kişisel hem de bilimsel birikimimi paylaşmayı planlıyorum.
Bir önceki bölümde bahsetmiştim dinlediyseniz hatırlayanlarınız vardır nefes bölümünde.
Bundan 8 yıl önce nereden tutsam elimde kalan hayatımda her şeyin ters gittiği yetmiyormuş gibi bir de varoluş sancıları çekiyordum.
Şaşırdık mı? Hayır. İşte o zamanlar ne yaparım da bir şekilde birilerine faydam dokunur diye dernekleri ve gönüllülüğü araştırırken karşıma adım adım diye bir oluşum çıkmıştı.
Yurt dışında Charity Run olarak bilinen kolektif yardımseverlik koşusunun Türkiye versiyonu aslında ve bildiğim kadarıyla da bu olan da Türkiye'deki ilk sivil toplum kuruluşu.
Mesela ben birazcık araştırdım.
Destekledikleri STK'lar arasında aç evden temaya, Alzheimer derneğinden kanserle savaşan derneklere kadar Böyle 93 tane sivil toplum kuruluşu vardı.
Yardımseverlik koşullarına katılıp bağış toplayıp sonrasında desteklemek istediğim STK ile topladığım bağışları ilettiğim bir sistem.
Baktım evime de yakın haftada iki gün antrenmanları var.
Ne güzel hem bir şeylerin ucundan tutacağım hem spor yapmış olacağım hem de iki farklı insanla tanışmış olurum diye düşündüm.
Ama sorun şu ki ben koşmaktan nefret ediyordum o zaman.
Neyse dedim Emine denemekten zarar gelmez.
Hiç unutmuyorum bir gün iş çıkışı eve geldim böyle hazırlandım.
Florya sahiline gittim.
Tabii bir yandan da ilk defa böyle bir şeye katıldığım için ne çıkacak hiç bilmiyorum.
Birazcık da böyle endişeliyim.
Ama şansıma çok tatlı insanlar vardı.
Beni bilgilendirdiler. Isınma yaptık, koştuk, esnedik.
Ve ben bu arada şunu fark ettim.
Ben koşabiliyormuşum. Böyle bir yeteneğim de varmış.
Neyse koşu bitti.
Ben eve geldim. Yüzümde şapşal bir gülümseme.
Allah Allah diyorum neden bu kadar iyi hissediyorum kendimi, ne kadar mutluyum.
O an hissettiğim mutluluğu hala çok net hatırlıyorum.
Dedim ki Emine bu güzel bir şey, sen devam et koşmaya.
Sandığın kadar sıkıcı da değilmiş.
Ben bayağı düzenli gitmeye başladım bu koşulara.
Sonra yarışlara katılmaya başladım.
Hatta ilk katıldığım yarışta ikinci oldum.
Çok ilginçtir. O ayrı bir manyaklık.
Anlatırım belki ilerleyen zamanlarda.
Neyse diyorum size vaktinde keşfedilseydim milli gururunuz olabilirdim belki.
Şaka bir yana. Sonrasında tabii koşarken bacaklarını güçlendirmek için ağırlık ya da vücut ağırlığı ile çalışmak gerektiğini öğrendim.
Böylece evde YouTube videoları izleyerek düzenli spor yapmaya da başlamış oldum.
Benim aslında 8 senedir düzenli spor yapmamın hikayesi buradan geliyor.
İrlanda'yı taşınana kadar adım adımla İrlanda'da dizimi incitene kadar önce kendim sonra da buradaki koşu grupları ile devam ettim.
Bu esnada da fitness ve özellikle HIIT dediğimiz High Intensity Interval Training olarak açılan yüksek tempolu egzersizleri de hiç bırakmadım.
O gün bugündür düzenli olarak spor yapıyorum ve bu düzenli egzersizlerin sadece vücudumu atletik bir yapıya getirdiği için değil aslında.
Benim stresimi ciddi oranda azaltmaya yardımcı olduğunu keşfettikten sonra daha da sıkı sıkı tutunarak yapmaya başladım.
Hani demiştim ya az önce kuştan gelince yüzümde şapşal bir gülümsemeyle çok mutlu hissettim diye.
İşte onun bilimsel açıklaması nörokimyasal bir temelinin olması.
Evet yine geldik bilimsel bilgi fırlatma kısmına.
Ama özellikle spor yaparken yani daha doğrusu yapmakta zorlanan kişilerin kendini motive etmesi için bu kısmın önemli olduğuna inanıyorum.
Çünkü bir şeyin faydasını bilirsek, üzerimizdeki etkisini bilirsek kendimizi ikna etmemiz de o kadar kolay oluyor.
En azından ben böyleyim. Neyse ne diyorduk?
Fiziksel egzersizin nörokimyasal temeli.
Ne demek istiyorum? Şimdi egzersiz yapmak...
stres hormonlarının seviyesini azaltıyor.
Bunu artık bütün gazetelerde de okuyoruz, internette de okuyoruz.
Nedir bu stres hormonları? Kortizom ve adrenalin.
İşte aynı egzersiz bu stres hormonlarını azalttığı gibi vücudun doğal ağrı kesicisi ve mod yükselticisi olarak bilinen endorfin, mutluluk hormonu olan serotonin ve
motivasyon bir şeyin tamamlanmışlık hissini veren dopamin üretimini de arttırıyor.
Şimdi Bu konuda Harvard Medical School'un çok güzel bir makaresi vardı ki ben de katılıyorum.
Diyor ki davranışsal faktörler de egzersizin duygusal faydalarına katkıda bulunur.
Ne demek bu? Biz şimdi düzenli olarak egzersiz yapıyoruz.
Evet stresimiz azalıyor.
Aynı zamanda mutluluk hormonlarımız da artıyor.
Ama o egzersiz sonucu olan fiziksel değişimde ve gücümüz, dayanıklılığımız arttıkça benlik imajımız da gelişiyor.
Ve bizde bir kontrol, gurur ve özgüven duygusu oluşuyor.
Yaptığımız diğer şeylerde de başarılı olma ihtimalimiz artıyormuş düzenli egzersiz yaptıkça.
Çünkü... Bir disiplin elde ediyorsunuz kendi kendinize.
Yani orada her gün ya da haftanın 3 günü 2 günü kendinize koyduğunuz artık hedef neyse disiplinli bir şekilde o egzersizi yapmak diğer önemli konularda da disiplinli olmanıza destek olarak
yaşam tarzı hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı oluyormuş.
Böyle diyor Harvard Medical School'daki araştırma.
Ki bence buradaki en güzel sözü zaten Atatürk söylemiş.
Demiş ki sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
Şimdi diyeceksiniz ki Emine benim egzersiz yapmaya vaktim yok.
Ben de size şöyle bir soru soracağım.
Günlük rutininizin içerisinde egzersizi ne kadar önceliklendiriyorsunuz?
Bunu neden soruyorum? Çünkü o kadar yapıl...
Bulacak işin arasında spor yapmak ya da kendimize vakit ayırmak, oturup şöyle bir kahveyi kendi kendimize içmek bazen bir lüks gibi gelebiliyor.
Yani acaba...
Sizin vaktinizin olmaması, o günlük rutininize kendinize ilgili bir şey dahil ettiğinizde bunun bir lüks olarak görünmesi olabilir mi?
Bunu bir düşünün isterim.
Hatta biraz daha somutlaştırayım.
Diyelim ki egzersiz yapmakla ev işi yapmak arasında kaldınız ve o noktada ev işini önceliklendirme sebebiniz, onun arkasındaki inancınız nedir?
Egzersizi ikinci plana atmanız.
Tabii ki burada eviniz çok kötü durumdadır ve o noktada öncelik oradadır.
Onu söylemiyorum ama eğer ki...
Egzersiz yapmayı bir lüks olarak görüyorsanız buradaki inancınız nedir?
Buna bağlı davranış kalıplarınız nedir?
Bunlara bakmakta fayda var.
Tabi egzersiz bir zorunluluk olarak da görüyor olabilirsiniz ki buna da değineceğim birazdan.
Ama bunları söylememin sebebi şu, günlük rutininizi fiziksel olarak egzersiz dahil ettiğiniz zaman zaten işlerinizi ona göre planlıyorsunuz.
Uykunuz da o şekilde düzene giriyor, beslenmeniz de, motivasyonunuz da hepsi birbirini domino taşı gibi etkiliyor.
İşte bu noktada sizin zaman ve enerji yönetiminiz de olumlu etkileniyor.
Mesela ben genelde sabahları egzersiz yapmayı tercih ediyorum.
Çünkü hem enerjimi yükseltiyor hem de sabah bir işi halletmiş olmuyor.
onun verdiği hisle yani vücudumdaki dopamit seviyesinin atmasıyla güne daha motive başlıyorum.
Ama bazı sabahlar oluyor mesela inanılmaz yorgun uyanıyorum.
O zaman biliyorum ki ben bugüne sporla başlamayacağım da belki günlük yazarak başlayacağım, belki meditasyon yaparak başlayacağım ya da kitap okuyarak başlayacağım gibi gibi.
Ama her zaman takvimimde gerekli boşluğu bırakıyorum ki akşam iyi hissedersen belki günün yorgunluğunu atmak için sporu bir araç olarak kullanacağım.
Yani her şekilde ben o gün o planı gerçekleştireceğim.
O spor yapma planımı gerçekleştireceğim.
Ne zaman atlıyorum bilinçli olarak?
Spor yapma hali bana, bedenime, ruhuma ve zihnime iyi gelmeyecek.
Daha da aslında benim bulunduğum durumdan kötüye götürecekse.
O zaman atlıyorum. Bu arada hazır zaman ve enerji yönetimi demişken biliyorsunuz ki ben belirli aralıklarla zaman yönetimi grup koçluğu sınıfları açıyorum.
Bununla alakalı da bilgi sahibi olmak için emniyetistimen.com'a gidebilirsiniz ki sadece bu değil orada bütün atölyelerim ve detaylı eğitimlerim mevcut ya da Newsetra
üye olabilirsiniz duyurularını oradan da yapıyorum.
Şimdi devam edecek olursak.
Burada çok çok çok çok önemli bir şey var.
O da sporu görev olarak görmemek ya da zorunluluk olarak görmemek.
Çünkü böyle gördüğümüz zaman orada sürekliliği sağlayamıyoruz.
Tamam artık sporun bizim için faydasını anladık.
Bunu dahil etmeye karar verdik hayatımıza.
Ama bunu nasıl sürdürülebilir bir hale getireceğiz ona bakmak lazım.
İlk adımı aslında keyif aldığınız bir şey yapmak.
Yani siz neyi seviyorsunuz?
Koşuyu sadece kilo vermek için mi yapıyorsunuz?
Yürüyüşü sadece yapmak zorunda olduğunuz için mi yapıyorsunuz?
Onun dışında ne yapabilirsiniz?
Dans edebilir misiniz? Bu da bir spor.
Yoga yapabilir misiniz?
Pilates mi olur? Tai chi?
Bu da olabilir. Bir tane arkadaşım sabahları boğazda kürek çekiyor.
Hatta kardeşim de dalga geçiyordu ona.
Diyordu ki abi yeni beyaz yakalı spor aktivitesi bu mu diye.
Ama şimdi buraya da geleceğim.
Eğer ki tek başınıza spor yapmaktan hoşlanmıyorsanız bir grup dahilinde de yapabilirsiniz.
Tenis, voleybol, basketbol, hiking bunlar mesela grupta hem sosyalleşebileceğiniz hem hareket edebileceğiniz güzel sporlar.
Mesela ben çok fazla tercih etmiyorum.
O benim biraz daha yalnız kalma zamanım.
O yüzden evde yapıyorum.
Sabahları YouTube'dan video izleyerek yapıyorum.
Çünkü spor salonuna gitmeyi çok sevmiyorum ama bazen öyle bir şey oluyor ki çok sıkılıyorum artık.
O noktada şirketin spor salonuna gidiyorum kimse yoksa.
Eğer çok kalabalıksa da diğer odada grup dersleri oluyor.
Böyle kapalı gruplar, küçük gruplar.
Onlara katılıyorum. O zaten bana böyle birkaç ay yetiyor.
Yeteri kadar sosyalleşmiş oluyorum insanlarla.
Şaka bir yana bir de şeyler var mesela.
Özellikle İngiltere, İrlanda, Avustralya ve Amerika'da yaşayan dinleyicilerim için.
F45 diye bir oluşum var.
Onların da böyle grup dersleri oluyor.
Senin için hayatı kolaylaştırıyorlar.
Yani oraya gittiğinde sen ne çalışacağını düşünmüyorsun.
Bakın burası da çok önemli. Orada hayatınızı kolaylaştıracak bir şey olması lazım.
Benim YouTube'da takip ettiğim bu Heather Roberts'ın isimli kadını 3 senedir aralıksız takip etmemin tek sebebi bu.
Çünkü mesela 12 haftalık, 2 haftalık böyle planlar koyuyor ve...
Sen bedenin ihtiyacına göre onu seçiyorsun.
Ekstradan bir de ne spor yapacağım, vücudumun neresini çalıştıracağım diye düşünmene gerek kalmıyor.
Bu kolaylaştırma kısmı çok önemli.
Tabii bir de motivasyon kısmında belki...
Arkadaşlarınızdan da yardım alabilirsiniz.
Böyle bir spor body'niz olursa eğer, spor kankitonuz.
Biz mesela yapıyorduk kızlarla.
Özellikle yoga ve pilates yapacağımız zaman birbirimizin evine gidip hep beraber yapıyorduk.
Ya da koşuya çıkacağımız zaman beraber koşuyorduk.
Ama spor salonu kısmında da bu bahsettiğim grup derslerinde birbirimize hep yazıyoruz.
Ya ben buraya gideceğim gelecek misin?
Bu akşam şu ders varmış beraber gidelim mi?
gibi. Böyle böyle birbirimizi de motive edip harekete geçirmiş oluyoruz.
Hatta sizi bir challenge'a davet edeyim.
Spor kankitonuz olma potansiyeli olan biri varsa şu an denediğiniz bu bölümü gönderin kendisine ve gittiğiniz, yaptığınız ilk sporda, beraber yaptığınız sporda selfie çekip beni etiketleyin.
Instagram'da biliyorsunuz ki adresim gsgüzelhayaller.
Hep beraber birbirimizi gaza getirelim birazcık böyle birbirimize destek olalım, motive olalım.
Evet, bence bugünlük bu bölümün sonuna geldik ama kapatmadan önce sizinle ünlü düşünür, rahip ve filozof Thomas Aquinas'ın bir sözünü paylaşmak istiyorum.
Diyor ki, bütün insanlar boş zamana ihtiyaç duyar, egzersiz oyun ve eğlencedir.
Vücudunuz meşgul olduğunda zihniniz günlük hayatın endişelerinden uzaklaşacak ve yaratıcı düşünmek için özgür olacaktır.
Son olarak beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bu bölümden keyif aldıysanız bir sonraki yayınlanacak bölümlerden de haberdar olmak için açıklamalardaki linkten e-bültene kayıt olmayı unutmayın.
İsterseniz beni Spotify'dan da takip edebilirsiniz.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
