
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta biraz derin, biraz içli bir konudan bahsediyorum. Güvendiğim kaynaklardan ve kendi tecrübelerimden faydalanarak hazırladığım bu bölümde psikolojik şiddete dair örnekleri, davranış modellerini, maruz kalanın hayatındaki etkisini ve duygusal şiddete uğruyorsak nasıl bu döngüyü kıracağımıza dair naçizane önerilerden bahsettim. Artwork: Robert Carter
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoşgeldiniz.
Ben Emine. Belki bilenleriniz vardır.
Mayıs ayı dünya mental sağlık ayı.
O yüzden ben Mayıs ayının sonuna kadar ki iki hafta kaldı ama mental olarak sağlıklı kalmamızı etkileyen bazı konuları gündeme getirmek istiyorum ve nasıl başa çıkabileceğimizden bahsetmek istiyorum.
Bu arada başlamadan önce altını çizmekte fayda var arkadaşlar.
Tabii ki ben bir psikolog değilim ve bu kanalın amacı da şunu yapın bunu yapmayın diyerek akıl vermek kesinlikle değil.
Sadece öğrendiklerimi paylaşıp nacizane kendi görüşlerimi ekliyorum.
Ama bunlar hassas konular olduğu için bu ay paylaşacaklarım.
Ben bugün çok güvenerek takip ettiğim, çalışmalarını severek okuduğum, beğendiğim Dr.
Şafak Nagajima'nın yayınlarından faydalanacağım.
Özellikle de... İlişkilerin Karanlık Kuyuları adlı bir kitabı var.
Hatta tam ismi de şöyle. Şiddetin Gölgesinde İlişkilerin Karanlık Kuyuları.
Eğer duygusal şiddet konusunda daha fazla bilgi edinmek, daha fazla farkındalık edinmek istiyorsanız bu kitabı da kesinlikle tavsiye ederim.
Bu arada bu kitabı bana annem önerdi.
Arada bana böyle kitaplar paslıyor, yayınlar paslıyor.
Sen buna kesin bölüm çekmelisin diye.
Bağlanma bölümündeki kitabı da önermişti.
Birçok şeyi o önerdi. Hatta bazı bölümleri de, bölüm önerilerini de o yapıyor.
Sizlerin yaptığı gibi. O yüzden sizin de böyle beğendiğiniz kitap.
Bu hafta duygusal şiddet ya da psikolojik şiddet hangisini kullanmak isterseniz bu konudan bahsetmek istiyorum.
Ve tahmin ediyorum hayatında duygusal şiddeti yaşamamış insan bir elin parmaklarını geçmez.
Çünkü duygusal şiddet anne babadan, diğer aile büyüklerinden, kardeşlerden, sevgili eş ve onların ailelerinden ya da çocuklardan, iş yerinizdeki yöneticilerden tutun da arkadaşlarınıza kadar herkesten
gelebilir. Hayatımızın her alanında olmasına rağmen fark etmek anlamında ya da fark etsek bile somut olarak elimizde bir kanıt olmadığı için aksiyon alma anlamında tıkanmalar yaşadığımız bir
konu. Fiziksel şiddetten farklı olarak duygusal şiddetin tanımlaması çok daha zor.
Çünkü bu tür bir şiddete maruz kaldığınızda suratınız değil kalbiniz darbe alıyor.
Kemikleriniz değil. Duygularınız kırılıyor ya da beyniniz değeri benliğiniz sarsıntı geçiriyor ve bazen bunları anlamak da kavramak da çok daha uzun zaman ve mesai isteyebiliyor.
Özellikle de içinde büyüdüğünüz ortamda yoğun bir duygusal şiddet varsa bunu normalleştiriyorsunuz ve doğalı bu sanıyorsunuz haklı olarak.
Ve bu durum yaş, cinsiyet, sosyal konum, statü, zenginlik fark etmeksizin herkesin karşılaşabileceği bir durum.
Mesela şöyle bir örnek vereyim size.
Türkan Sayran'ı hepimiz biliyoruz değil mi?
Ne kadar güçlü bir kadın, neler yaptı, neler bıraktı arkasında, nelerin üstesinden geldi.
Onun bir belgeselini izliyordum ve kendisinin anlattıkları arasından şunlar çok gözüme çarptı.
Oğlu sürekli kendisiyle böyle bağırarak ve hakaret ederek konuşuyormuş.
Kadıncağız bir gün oğlunu karşısına almış demiş ki, evladım neden benimle böyle konuşuyorsun?
Çocuğu demiş ki babam da hep böyle konuşuyor seninle.
O zaman hiç vakit kaybetmeden boşanma davası açtım gibi bir şey söyledi.
Tam cümlelerini hatırlamıyorum ama yani bu her evde olabilecek ama biz işte sakladığımız zaman ya da çok fazla dışarıya vurmadığımız zaman herkesin yaşadığını değil de sadece kendimizin yaşadığını zannettiğimiz
durumlardan bir tanesi olabilir.
Yine benzer sebepten dolayı eşinden ayrılan bir arkadaşım bana demişti ki Emine.
Ben bir şekilde farkındaydım.
Arabayı park etmemden tut, yaptığım her şeyin küçümsenmesinin, benliğimin hafife alınmasının, kişiliğime olan saldırının hepsinin farkındaydım az çok.
Ama ne zamanki bir kızım oldu ve eşim bana kızımın önünde bu şekilde davranmaya devam etti.
İşte o zaman ben de dank etti ve ayrılma kararı verdim.
Çünkü çocuğumun bunu normalleştirip ileride benim yaşadıklarımı yaşamasını istemiyorum.
Ve benim orada bu cümleleri duyduktan sonra tüylerim diken diken oldu.
Bence işin acı tarafı da şu bunun sonuçları fiziksel şiddette olduğu gibi kolayca görülebilen, tanımlanabilen ve suç kabul edilip cezalandırılabilen sonuçlar olmadığı için ya da toplum tarafında kabul
görebildiği durumlar olduğu için de daha zor üstesinden gelmek ya da tanımlamak.
Peki şimdi tam olarak anlatacak olursak duygusal şiddet nedir?
Nasıl anlarız duygusal şiddete maruz kaldığımızı?
Böyle küçümseyerek, aşağılayarak, tehdit ederek, sürekli eleştirerek, suçlayarak, korkutarak, hakaret ederek, sözel, sosyal, maddi ve bazen de fiziksel baskı yoluyla bir insanı kontrol
altında tutmak, bir insana tabiri caizse saldırıda bulunmak duygusal şiddete girer.
Ki ben Instagram'dan size sorduğum zaman en canınızı acıtan duygusal şiddet örneği neydi dediğim zaman bana da çok benzer cevaplar verdiniz.
Dikkatimi çeken şey de cevapların iki ana konu etrafında toplanmasıydı.
Bir tanesi yok sayılmak, görmezden gelinmek, bunun etrafında toplanırken bir tanesi de yetersiz hissettirilmek, kıyaslama, başarısız hissettirilmek, sürekli insanların yapamazsın edemezsin
demesi, alay ve dalga.
Bu iki konu etrafında dönüyor.
Hatta dinleyenlerimden bir tanesi demiş ki dedi issues.
Ve bu bence de çok önemli.
Çünkü kendi evinizde gördüğünüz, kendi babanızdan özellikle kadın dinleyicilerim için söylüyorum.
Kendi babamızdan gördüğümüz şeyler bize bir noktada konfor alanı ve tanıdık bildik bir şey oluyor.
Kendi babamızdan gördüğümüz davranış ne kadar kötü olursa olsun ya da ne kadar doğru olmazsa öyle söyleyeyim, kötüden ziyade negatif ya da yanlış bile olsa karşımıza benzer biri çıktığı zaman o
bizim bildiğimiz güvenli alanımız olduğundan dolayı biz oraya çekiliyoruz.
Bunu şöyle örnek verebilirim.
Mesela siz... Sürekli sizi aptal yerine koyan, sürekli size inanmayan, güvenmeyen, sizi küçümseyen bir babayla büyümüşseniz ya da narsistik özellikleri olan bir babayla büyümüşseniz.
Bunu neden söylüyorum? Çünkü bazı narsistik özellikleri olan kişilerin kendini yukarıda hissedebilmesi için diğerlerinin aşağıda hissetmesi gerekiyormuş.
Bunu bana terapist bir arkadaşım söylemişti.
Onun kendini yetersiz hissetmemesi için siz ne kadar başarılı olursanız o başarınızı aşağıya çekmek için sizi aşağıladığı, size aptal muamelesi yaptığı bir ortamda da olabilirsiniz.
Yani bu tarz özellikleri ya da bu tarz yönleri olan bir babayla büyümüşseniz ve karşınıza ileride size çok güvenen, sizi destekleyen, sizinle gurur duyan ya da en azından bu hareketleri yapmayan
birisi çıktığı zaman siz o ilişkide bir noktada...
Böyle bir rahatsız olabilirsiniz, bir şey eksik diyor olabilirsiniz.
Bu arada illa yapacaksınız, illa böyle hissedeceksiniz demiyorum.
Bunun farkında olup ona göre davranıyor da olabilirsiniz ama alışkın olduğunuz, konforda olduğunuz doğrusu o zannettiğiniz belki bilinçaltınızda davranış modeli o olduğu için bir noktada her ne kadar dünyanın
en iyi, en sakin insanı da olsa sizin için bir bilinmez olduğu için ya da alışılmadık bir durum olduğu için siz orada bir huzursuzlanabilirsiniz.
Hatta ilişkiyi bitirmeye kadar bile gidebilir.
Bir de bizim içinde bulunduğumuz toplum normları.
kol kırılır, yer içinde kalır gibi bir yerden yaklaştığı için genel olarak, tabii ki genelliyorum şu an ama mesela evlilikte olanı, iş yerinde olanı anlatmak biraz daha ayıptır, biraz daha günahtır
ya. O yüzden toplumdaki algı da bunu beslediğinden göz ardı edilebilen, hatta yeri geldiğinde bu davranışlar başkalarının gözünün önünde yapılsa bile onaylanıp kabul gören bir noktada kalabiliyor
bazen. Şöyle bir etrafınıza bakın, arkadaşlarınızla konuştuğunuz konulara ya da Onların size anlattıklarına bir dikkat edin.
Hep konuşmaların arasında yakalayacaksınız.
İkili ilişkilerde kimin kime ne yaptığı, nasıl yaptığı, nasıl hissettirdiğine bir tık daha kulak kabarttığınızda ne kadar duygusal şiddetin hayatımızın içinde var olduğunu anlayacaksınız.
Ve bunun eğitimle hiçbir alakası yok.
Dünyanın en eğitimli insanları bile...
Burada duygusal şiddet uygulama noktasında sizi şaşırtabilir ya da en nazik görünen insanları bile.
Çünkü okullarda aldığımız eğitimle tamamen alakasız, tamamen yetişme tarzımızla alakalı, tamamen değerlerimizle alakalı bir şeyden bahsediyorum ben.
Ve bazı durumlarda siz ne kadar nezaketli, sakin ve yapıcı olursanız olun insanlar bunu zayıflık göstergesi gibi algılayabiliyor.
Özellikle bizim gibi toplumlarda.
Ve daha fazla duygusal şiddet, daha fazla baskı uygulayarak daha çok hakimiyet kurmaktadır.
Ve bir süre sonra bu uygulanan duygusal şiddet insanın kendine güvenini saygısını değerini yavaş yavaş kemiriyor.
Siz her ne kadar dünyanın en zeki, en başarılı, en çekici ya da en becerikli insanı olun.
Eğer sistematik bir şekilde duygusal şiddete maruz kalmışsanız kendinizi bir noktada yetersiz hissetmeye başlarsınız.
Kendinize inancınız azalır, kendinize olan güveniniz azalır.
Ben yapamam ki, ben bunu beceremem diye düşünürsünüz.
Daha çok korkarsınız atmak istediğiniz adımlardan.
Kendinizi geriye çekersiniz ve en önemlisi de ne biliyor musunuz?
Kendinize olan saygınızı yitirmeye başlarsınız.
Öyle çekinik bir hal alırsınız.
Git gide daha da sessizleşirsiniz.
Ve insanın kendisine saygısı kalmadığı zaman gerçekten de kendiyle en çok çeliştiği, en çok hayatından zevk almadığı durumlardan bir tanesi.
Peki. Madem bu kadar söyledik, biliyorum konu biraz daha derin ama bu konu gerçekten önemli bir konu ve hayatımızın her alanında var olan bir konu.
Peki bakalım en sık karşımıza çıkan duygusal şiddet çeşitleri nelermiş?
Bir tanesi saldırma.
Bu saldırmanın altında neler var?
İsim takma işte aptal, gerizekalı, şişko, sıska, çirkin, ördek gibi.
Bağırma, aşağılama, suçlama, sorumlu tutma, kendi sorumluluğu almama da senin yüzünden oldu.
Gereksiz kıskançlık ya da emir vererek konuşma, tehdit etme.
Bu tehdit etme, terk etmeyle tehdit etmek olur, parasız bırakmayla tehdit etmek olur eğer ekonomik özgürlüğünüz yoksa ya da ailenizle görüşmenize engel olmak ya da sizin sevdiğiniz bir şeyi yapmanıza engel olmak da
olur. Ya da fiziksel şiddet de buraya giriyor ve fiziksel şiddetin olduğu yerde duygusal şiddet zaten var olarak kabul ediliyor benim anladığım kadarıyla.
Ve açıktan yapılan bir duygusal şiddet tür aslında saldırma.
Bir de açıktan yapılmayan tarafları da var.
Ona da değineceğim ama ondan önce şunun altını çizmekte de fayda var.
Duygusal şiddete başvuran kişi ya da şiddete başvuran kişi karşısındakini kendisiyle eşit ve bağımsız bir birey olarak görmez.
Aralarındaki ilişki sağlıklı iki yetişkinin değil de böyle baskıcı ve kontrolcü bir ebeveynle savunmasız çocuğun ilişkisi gibidir.
Bu yüzden de kendini sizden daha üstün görür.
Bir hak olarak görür o şekilde davranmayı.
Ve şiddeti uygulayan kimin ve neyin daha iyi daha kötü olduğunu, haklı ya da haksız olduğunu zaten kendi karar vermiştir.
Yani çözümün ne olması gerektiğini o zaten kendi başına karar verir.
Sizin orada varlığınız, fikriniz hiçbir önem arz etmez.
Her şeyin en doğrusunu o biliyor.
O kendi akıl verir, karar da verir, cezayı da verir ki bu da yok sayma olarak sizin de instagramdaki ankette belirttiğiniz gibi en büyük duygusal şiddet örneklerinden bir tanesi.
Çünkü yok sayıldığında ne oluyor?
O şiddeti uygulayan kişi karşısındaki insanı dinlemiyor, görmezden geliyor, cevap vermiyor, küsüyor, konuşmuyor ya da ya kendisini geri çekiyor ya sevgisini geri çekiyor.
Ya da şu olabiliyormuş, verdiği sözleri tutmayıp unutmuş gibi yapmak.
Ya da böyle siz yoksunuz ya sanki hiç olmamışsınız gibi, diyelim ki ayrılacaksınız, haber vermeden kolayca terk ediyor, aramıyor, kendi kendine bitirdi, sizin fikriniz önemli değil, sizin orada bir kapanış konuşması yapmanız önemli değil.
davranışlarıyla, mimikleriyle, ses tonuyla biraz daha böyle örtülü bir aşağılama yapıyor.
Siz itiraz ettiğiniz zaman da diyor ki ben öyle bir şey söylemedim ya.
Burada da gaslighting devreye giriyor olabilir bu arada.
Sen anlamadın mı ben neden bahsettiğini?
Ben öyle bir şey söylemedim ki. Nereden çıkarıyorsun bunları ya?
Yok öyle bir şey diye. Bir de inkar eder yani.
Bir noktada böyle bir gaslighting'e maruz kaldığınız zaman da siz şöyle kalıyorsunuz.
Acaba bende mi bir sorun var ya?
Ben ne yaptım ben şimdi? Bir kere ben bir şey yanlış yaptım.
Buna inanmaya başlıyorsunuz artık.
Çünkü öyle bir şey olmadığına sizi inandırıyor olabilir.
Ki bu gaslighting konusu ayrı bir konu buna ayrı bir bölüm çekeceğim.
Şu ana kadar bölüm çekmememin tek bir sebebi biliyorsunuz geçen sene bu konu pop ikonlarından biriydi.
Herkes gaslighting konuşuyordu ve ben bir şey bu kadar çok konuşulduğu zaman mikrofona getirmek istemiyorum.
Açıkçası çok fazla içime sinmiyor ve her şeyin bir zamanı olduğuna inanıyorum.
Yani bir şeyi gerçekten de yaşamadan mikrofona gelip bu da bu demekmiş diye anlatmak bana göre değil.
O yüzden de şu an...
daha dolu bir şekilde bir içerik hazırlayabildiğimi düşündüğüm için kendi tecrübelerimden de o yüzden bu şekilde çekeceğim.
İlerleyen zamanlarda beklemede kalın deyip hemen biz konumuza geri dönelim.
Diğer bir duygusal şiddet yöntemi de küçümseme.
Bu çok açıktan saldırgan olmayan bir duygusal şiddet türü ama buradaki fark biraz daha bu duygusal şiddeti uygulayan daha öncesinde yaptığı yanlışı bir şekilde kabul ediyor.
Ama şöyle kabul ediyor.
Ya sen de çok hassassın.
Sen de abartıyorsun ama amma da büyüttün ya gibi sanki sende sorun varmış da onun yaptığı doğruymuş sen abartıyormuşsun tarafına gelebilir.
Ya da bu saldırganlık bazen yardım etme, yol gösterme, çözüm bulma kılıfında karşınıza çıkabilir.
O size şiddet uygulamıyor, duygusal şiddet uygulamıyor.
Sadece iyiliğinizi düşünüyor ama bir yandan da ağzınıza ediyor yani.
Ben bunu yaşadım bu arada.
Bana iyi niyetle yardım edildiğini düşündüğüm için bir şey diyemedim ama.
Şimdi bir insanla bir şeyi paylaşıyorsunuz.
O sana gelip bunu böyle yapmasın, bunu böyle yapmasın.
Böyle sorular soruyor ki böyle kendinizi aptal ve yetersiz gibi, gerizekalı gibi hissediyorsunuz bir yerde.
Ve o görüşme bittiğinde, o konuşma bittiğinde, o ortamdan ayrıldığınızda şey diyorsunuz.
Tamam bana yardım et diye bir şey yaptım ama ben niye kendimi bu kadar yetersiz ve gerizekalı gibi hissediyorum?
Burada yanlış giden bir şey var diye böyle bir aklınızda bir soru işareti kalıyor.
Yani madem bu insan bana yardımcı olmak istiyor ben neden böyle bir hisse kala kaldım diye sorguluyorsun.
Sonra kendini sorguluyorsun.
İçinde çatışma yaşıyorsun.
Kendinden ve hissettiklerinden şüphe duymaya gidiyorsun bu sefer ki bu da çok tehlikeli.
O yüzden bu tarz bir davranışa çok uzun süre maruz kaldıysanız ve kendinizi böyle sorguluyorsanız gerçeklik algınız da bozulabiliyor.
Ve o kadar menen bir durum ki eğer vaktinde farkına varıp bunun çözümlemesini yapmazsanız giderek kendiniz...
Kendinize olan güveninizi, kendinize olan inancınızı, yaşam sevincinize kadar kaybetmeye başlıyorsunuz.
Ve bu durum her şeyi etkiliyor.
Sadece sizi değil, siz mental olarak sağlıklı değilseniz sosyal ilişkileriniz, iş ilişkileriniz, aile ilişkileriniz nasıl sağlıklı olabilir ki?
Ki bu duygusal şiddete maruz kaldığınız bir ilişkideyseniz eğer cinsel yaşamınızın sağlıklı kalması da ne kadar mümkün o da etkileniyor.
Yani bunun böyle domino taşı gibi etkileri var ve haklı olarak bu duygusal şiddet sizde bir stres yaratıyor.
Çünkü kendinizi sorguladığınız ya da kendinizi iyi hissetmediğiniz negatif duygularla baş başa kaldığınız bir durumda haklı olarak stres de daha fazla artıyor ve bu stresin sonucu olarak fiziksel belirtileri de olabiliyor.
Ki zaten uzmanlar da bunu diyor.
Duygusal şiddete maruz kalan insanlarda sürekli yorgunluk, uykusuzluk, migren, yaygın ağrılar ya da çeşitli organ hastalıkları, aşırı yeme veya hiç yememe şeklinde beslenme sorunları da sık sık rastlanılan
durumlarmış. Bir de çok ağır ya da uzun süren duygusal şiddete maruz kalmak insanı korku içinde yaşamaya sürükleyebiliyor.
Aman huzurumuz kaçmasın Ali Rıza Bey tavrı bir duygusal şiddet sonucu oluşmuş tavırdır.
Çünkü sürekli eleştirilmekten, sürekli huzursuz bir ortamdan, bağırıştan, çağırıştan, küçümsenmekten kaçınmak için karşınızdaki aman şimdi sinirlenmesin, aman şimdi laf etmesin diye
sürekli diken üstündeyseniz burada bir duygusal şiddet olabilir bana göre.
Ve bu yaşanacak hayat mı?
Düşünsenize. Aman şimdi bir şey olacak aman şöyle olmasın aman huzursuzluk çıkmasın diye diye siz anda da kalamıyorsunuz.
Sürekli bir... gerginlik hali içindesiniz ve diğer belirtilerini de söyleyeyim.
Hani bunu bu kadar uzatmayayım ama depresyon bulguları, endişe bozuklukları, özgüven kaybı, utanç ve suçluluk duyguları, hatta ölüm isteği ve intihar düşüncelerine kadar, madde, alkol, bağımlılığına kadar
giden sonuçları var duygusal şiddetin ve duygusal şiddete maruz kalan kişinin öfke kontrolü de zorlaşıyormuş.
Bu da yapılan araştırmalar arasında.
Şimdi duygusal şiddeti uygulayan çoğu kişi, Toplum içinde duygusal şiddeti açıkça sergilemekten ve karşısındakini küçük düşürmekten çekinmez.
Bunu hatta bir böyle benim artıhaneme bir puan yazdı gibi belki içlerinin içini düşünüyor olabilir.
Ama bazıları daha korkaktır.
Biraz daha böyle sizin savunmasız olduğunuz anlarda çoğu kez yalnızken bu şiddeti, duygusal şiddeti uygular size.
Ve dışarıya son derece böyle ilgili, sevgi dolu, sorumluluk sahibi ponçik biri gibi görünebilirdi.
En başta bahsettiğim gibi eğer ebeveynlerinizden biri, Sizin diğerine duygusal şiddet uyguladığı bir ortamda büyümüşseniz alıştığınız bir davranış olduğu için duygusal şiddete eğilimli insanları
arkadaş ve eş olarak seçebilirsiniz.
Çünkü sizin normaliniz bu olmuş olabilir.
Ve hani bazı insanlar vardır ya ya hiç bunları hak etmiyor karıncayı bile incitmez ne kadar de iyi bir insan nasıl böyle bir şey yaşadı diye düşünürsünüz.
O tarz kişiler aslında duygusal şiddet uygulayan kişiler için bulunmaz bir hint kumaşı olabilir.
Çünkü sizin o iyiliğiniz, nezaketiniz az önce bahsettiğim gibi karşı taraf için bir zayıflık, özgüvensizlik göstergesidir.
Ve bunun üzerine gide gide sizi daha fazla özgüvensizleştirebilir bile.
Peki Emine iyi hoş diyorsun bu kadar içimizi kararttın da bu duygusal şiddet zincirini biz nasıl kıracağız, neler yapacağız derseniz ilk olarak sorumluluk alacağız arkadaşlar.
Çünkü eğer mağdursak duygusal şiddetin sürdürülmesinde...
bizim de iznimizin önemli bir rolü olduğunu önce kabul etmemiz lazım.
Ne demek istiyorum? Belki durumun farkındayız ama o ilişkiden, o evden kısaca konfor alanımızdan çıkmaktan korkuyor olabiliriz ki bundan korkmak da normal.
Çünkü orada alışıla gelmiş bir düzen var ve o düzenin bozulması demek, belirsizlik demek, bilinmezlik demek ve bilinmeyenden korkar insan bu doğamız gereği.
Ama biz sesimizi çıkarmadığımız sürece bu durum devam edecek.
O yüzden de... O sergilediğimiz boyun eğici davranışları fark etmek, neyi tölere ediyoruz, neyi alttan alıyoruz, neyi halının altına süpürüyoruz bunları bir gözden geçirmek lazım.
Çünkü bunlar bir yerden sonra doluyor, doluyor, doluyor, doluyor ve başka bir şekilde ortaya çıkıyor ya da patlayarak ortaya çıkıyor.
O yüzden de net bir şekilde bunun iletişimini yapmak.
Sen bana bunu yapıyorsun ve ben bundan hoşlanmıyorum.
Yani bunun sorumluluğunu almak bizim tarafımızda.
Karşı taraf bunu kabul eder, etmez, düzelir, düzelmez.
Bunu zamanla görürüz ama biz adım atmadığımız...
Bu birincisi.
Ve mevcut durumu sürdürmenin bedelinin ne kadar ağır olacağını da düşünmek lazım.
Çünkü kişinin en büyük yardımcısı ve kurtarıcısı yine kendisi biliyorsunuz ki.
Eğer biz kendimize yardım etmezsek kimse bize yardım edemez.
Bu noktada bölümü hazırlarken çok güvendiğim bir psikolog arkadaşıma danıştım.
Bana dedi ki... Emine bu iletişimi yaptıktan sonra tekrar etmeyeceğine dair dikkatli olmakta fayda var.
Çünkü bu kadar uzun zaman süre gelmiş olan davranış paterni çok hızlı bir şekilde çözülmez.
Mesela şöyle örnek vereyim.
Uzun bir ilişkiniz var, inişli çıkışlı bir ilişki.
Genel hatları ile iyi ama zaman zaman yoğun, zaman zaman da hafif bir şekilde duygusal şiddete maruz kaldığınızı fark ettiniz.
Ve siz ne zaman tepki gösterseniz karşı taraf kaybetme korkusundan dolayı bir süreliğine düzeliyor, sözler veriyor, orada duygusal anlar yaşanıyor, duygusal sızıntılar yaşanıyor ve bir süre gerçekten her şey gül bahçesi,
çok güzel. Ama sizi ne zamanki...
Elinin avcunun içinde hissettiği an orada eskisine dönüyor.
İşte orada tekrar eden bir pattern var ve kalıcı çözüm bulamıyorsunuz bir noktada.
O zaman uzun vadede o ilişkiyi gözden geçirmenizde fayda var dedi.
Hatta şöyle bir örnek verdi bunu.
Bir kare gibi düşün. Bir iyileşiyor, bir bozuluyor, bir iyileşiyor, bir bozuluyor.
Ve sen o döngünün içerisinde yıllarını kaybediyorsun dedi.
Ve şunu da ekledi. O yılları çok daha farklı bir ilişki içerisinde, farklı dinamikleri olan bir ilişkide çok daha mutlu bir şekilde de geçirebilirsin.
İlla bir ilişkide olmasan da yalnız ama huzurlu da geçirebilirsin.
O yüzden tekrar eden paternlerin olduğu ilişkilerin 2 kere, 3 kere, 5 kere, 10 kere gözden geçirilmesinde çok büyük bir fayda var.
Peki bunun dışında bu duygusal şiddete maruz kalıyorsak ne yapmamız lazım?
Nasıl bunun içerisinden çıkabiliriz?
Şimdi en başta ne demiştim?
Duygusal şiddet sizin eğitiminizden, sizin...
geçmişinizden her şeyden bağımsızdır yani ne kadar eğitimli zeki başarılı çekici olursanız olun karşı taraf da aynı şekilde duygusal şiddete maruz kalabilirsiniz ama ne zaman Biz kültürel
olarak, duygusal, sosyal açıdan ve tabii ki ekonomik açıdan bağımsız ve güçlü oluruz.
İşte o zaman duygusal şiddeti uygulamak daha da zorlaşır karşı tarafa.
Ya da uygulansa bile insanlar zincirlerini daha hızlı bir şekilde kırabilir.
Daha güçlü bir şekilde kırıp yaşamını tekrardan inşa edebilir.
Çünkü karşınızdaki insan sizin gelişmenize engel oluyorsa orada da bir sıkıntı var demek.
Benim jenerasyonumdaki kadınlar bence...
Şunu çok iyi bilir. Eğer büyük bir kısmımızın annesi daha özgür olsaydı yetiştiğimiz şartlar çok daha farklı olabilirdi.
Neden? Çünkü duygusal şiddete maruz kalıp çıkış noktası olmayan kişiler sadece kendilerine değil çocuklarına da ve hatta Biz de toplumun bir parçası olduğumuz için hepimiz
bu toplumu oluşturduğumuz için karıştığımız topluma da bir noktada zarar veririz.
O yüzden biz ne kadar güçlü, ne kadar bağımsız, ne kadar kendinden emin olursak ve...
Çok güzel bir şekilde sınırlarımızı çekip bu sınırları aşmalarına izin vermezsek o duygusal şiddet uygulayanların bizim gelişimimize engel olmasına izin vermezsek o kadar da duygusal şiddetle başa
çıkabilir ya da maruz kaldığımızda burada tepkimizi gösterebilir yeri geldiğinde çekip gidebiliriz.
Ne var? Tabii ki de donanımlı bir uzmanla çalışmak var.
Eğer duygusal şiddete maruz kalıyorsanız, çok uzun süre maruz kaldıysanız özgüven ve öz saygı kaybına neden olabilir.
Ve yoğun kafa karışıklığı yaşayabilirsiniz.
Odaklanmada problem yaşayabilirsiniz.
Bu yüzden de sorunu tek başına çözmek zorlaşır.
Öncelikle bir uzman yardımı sonrasında da güvendiğiniz gerçekten objektif olabilen bilinçli bir arkadaşınıza danışmakta fayda var.
Çünkü yakınınızdaki arkadaşlarınız bazen sizin göremediğiniz şeyleri gösterebilir.
Bazen sizin farkına varmadığınız şeylerin farkına vardır tabi sizi.
Gerçekten objektif olması çok önemli.
Çünkü sizi seven kişiler haklı olarak siz onlara yaralandığınız bir şeyi anlattığınızda hiddetlenir, öfkelenir ve cephe alabilir.
Karşı tarafın gözünden de görmeyebilir.
Şunu unutmamak lazım.
Destek aldığınızda da elde edeceğiniz sonucun büyük bir kısmı sizin gerçekleri fark etme, kabullenme, bakın burası çok önemli, değişime ve baskılara direnme kararlılığınıza bağlı.
Çünkü duygusal şiddet uygulayan kişi bir şekilde haklılığını kanıtlama çabasına girecek.
Yani evet sen haklısın ben seni manipüle ediyordum ben sana duygusal şiddet uyguluyordum demeyecek.
Çoğunlukla karşınıza çıkıp ama sen de böyle yaptın diyecek ama sen de bunu hak ettin yani sizin o davranışı hak ettiğinize dair sizi ikna etmeye de çalışabilir.
İşte o noktada siz belki...
Doğru diyor ya diye inanabilirsiniz.
Belki yine kendinizden şüphe edersiniz ya da inanmak isteyebilirsiniz.
O yüzden buradaki kararlılık da çok önemli.
Diyelim ki siz çözüm odaklı adım atmak istediniz ve dediniz ki çift terapisine gidelim.
Eğer partneriniz çözümün bir parçası olmayı reddediyorsa kendisinin değil sizin tedaviye ihtiyacınız olduğunu söyleyebilir.
Ve hatta böyle bir yöntemin ne kadar gereksiz olduğunu, ne gerek var biz kendi aramızda hallederiz gibi bir şekilde ısrar ediyorsa bu da önemli bir göstergedir.
bence. Çünkü sizi seven, destekleyen, iyiliğinizi isteyen biri durumu düzeltmek için elini taşın altına koyar.
O kendisindeki eksikliği görür ve sizi kaybetmemek için gerçekten bir şey yapar.
Geçici olarak çözüm üretmez ya da geçici olarak mış gibi yapmaz da gerçekten elini taşın altına koyar.
Sizi desteksiz bırakmak ya da kendisine bağımlı kılmak için de uğraşmaz.
Toparlayacak olursak.
Duygusal şiddet çoğu kez en yakınımızdaki sevdiğimiz ve güvendiğimiz insanlardan da gelebilir.
O yüzden burada hem kendimizin hem de içinde bulunduğumuz ilişkinin ortamının farkında olmakta fayda var.
Bu insanlar dışarıya çok ilgili, eğitimli, nazik, uygar bir izlenim verebilir.
İlgili ve sevecen görünen insanlar olabilir.
O yüzden çevrenizdekilerle paylaştığınızda yok artık cidden mi yok ya yapmaz öyle bir şey gibi duyarsanız kendinizden şüphe etmeyin.
Bir de duygusal şiddet uygulayan kişilerin Her konuda çifte standartı vardır.
Bu çifte standart olayı benim gözümü en çok döndüren şeylerden bir tanesi bu arada.
Kırmızı çizgim. Çünkü aynı şeyi yapıyorsunuz.
Diyelim ki ikiniz de ortalığı dağıtıyorsunuz.
O dağıtınca sorun olmuyor.
Ama siz toplamayınca, dağıtıp toplamayınca sorun oluyor.
Ama kendisi onu yapabilir. Ya da aynı şekilde o kızabilir, üzülebilir, yorulabilir ama sizin bunlara hakkınız yoktur.
Bu çok büyük bir şey.
Buna da bir dikkat edin isterim ilişkiniz içerisinde.
Çünkü bu da duygusal şiddet örneklerinden biriymiş.
Ya da bazı ilişkilerde şu da olabiliyor.
Dediğim gibi bu sadece ikili ilişkilerde değil, aile ilişkilerinde, arkadaş ilişkilerinde de olabilir.
Sizi tahrik eder, sinirlendirir, kızdırır.
Sonra da dönüp sırıta sırıta, ay seni kızdırmak çok zevkli diye tepkinizi alay edebilir.
Bu da benim kırmızı çizgilerimden bir tanesi.
Çünkü karşındaki hepsini diyor ki, ama ben şaka yapmıştım, abartacak ne var bunda?
Benim tek bir cevabım var buna.
Madem şakaydı ben niye gülmüyorum?
Ben niye gülmüyorum o zaman?
Ben niye sinirleniyorum senin şakana?
Böyle bir şaka olmaz. O yüzden bu da hani insanı sinirlendirerek...
üzerek ya da böyle gererek bunun üzerinden bir eğlence olmaz.
Bu da bence göstergelerden bir tanesi.
Tabi bir de şu var. Duygusal şiddet uygulayan kişilerin sevme bilinci yeterince gelişmemiş de olabilir.
Yani koşulsuz sevgi gibi bir duruma yaklaşamıyor olabilirler ya da belki kendisiyle ilgili ilk çatışmaları olabilir.
Ya da kendisiyle ilgili çözülmemiş travmaları olabilir.
Şimdi karşı taraf burayı Ele almadan siz onun ebeveyni değilsiniz, onu düzeltemezsiniz, onu iyileştiremezsiniz.
Herkes kendi iyi oluş halinden, mental sağlığından sorumlu bir noktada.
Tabii ki birbirimize yardımcı olalım, tabii ki birbirimize destek olalım ama eğer karşınızdaki kişi gerçekten derin konuları var ve bunların üzerine gitmiyorsa, kendisi çözüp sonra size gelmiyorsa sizin burada
yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur.
Ve şunu unutmamak lazım.
İnsanlar arasında anlaşmazlık ve uzlaşmazlıklar kaçınılmaz.
Ama sağlıklı ilişkilerde sorunlar duygusal şiddete başvurmadan, akıl yoluyla ve sevgiyle çözümlenmeli.
Seven insan saygılıdır, seven insan özenlidir.
Sevdiğiniz kişi size saygısızlık yapmaz, sizin kişiliğinize, benliğinize saldırmaz.
Ve sizin duygusal ihtiyaçlarınıza duyarlıdır.
Eğer sizi gerçekten seviyorsa bir alana hapsedip kontrol altında tutmaya da çalışmaz.
Özgüveninizi, yaşam coşkunuzu öldürmez.
Tam tersi yolunuzu açar.
Güçlenmenize ve desteklenmenize, gelişmenize yardımcı olur.
Anlamsız bir biçimde yetersizlik, utanç ya da suçluluk duyguları hissettirmez size.
Evet bence bu bölümün sonuna doğru yaklaşıyoruz.
Sadece şunu söyleyeceğim.
Ne olur burada durdurmayın. Çok iç açıcı bir konu değil.
Biliyorum ama bunlar konuşmamız gereken konular.
Çünkü konuşmadığımız için çoğumuz sessizlik içinde acı çekiyoruz.
Ben duygusal şiddet...
Zaten maruz kaldığımı, uğradığımı fark ettiğimde aksiyona geçmem, kabullenmemden çok daha uzun zaman almıştı yıllar önce.
Çünkü insanın içindeki değişir umudu ve onun yanında bu kadar sene emek verdim ben bu ilişkiye düşüncesi ağır basabiliyor.
Ondan sonrasındaki o yalnızlık korkusu ağır basabiliyor ama duygusal şiddete sistematik olarak maruz kaldığınız bir ilişkideyseniz ve kendinize saygınızı, öz değerinizi, öz güveninizi yitirmeye başladığınızı
düşünüyorsanız değil 3-5 sene, 10 sene, 20 sene bile olsa...
Verdiğiniz emeğin hayatınızın geri kalanında ruhunuzda yara bırakmasına izin vermeyin.
Kendiniz için en doğrusu, en iyisi hangisi ise kalbinizin sesini dinleyin ya da kalbinize mantığınızın beraber sesini dinleyin.
Bir sonraki adımın belirsizliği sizi korkutmasın, alışkanlıklarınız sizi engellemesin.
Bilin ki her bitiş yeni bir başlangıçtır ve her konuda olduğu gibi bu konuda da yalnız değilsiniz arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bir sonraki hafta görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
