
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Daha fazla farkındalık egzersizi, pratikler ve kitap önerileri için E-Bülten'e kaydolmak için tıklayınZaman zaman koyamadığımız bir boşluk hissi yaşıyor musunuz? Duygularınızı bastırma, tanımlayamama ya da paylaşamama gibi durumlarla karşılaştığınız oldu mu?Yalnızlık, öz disiplin eksikliği, öz değer eksikliği, düşük öz-saygı mükemmeliyetçilik. depresyon, yeme bozuklukları, kendini sevememe, ilişkilerde bağlanamama, tatminsizlik, alışveriş, alkol, madde bağımlılığı gibi tecrübeleriniz olduysa çocukluğunuzda duygusal olarak ihmal edilmiş olabilirsiniz.Dr. Jonice Webb ve Christin Musello’nın yazdığı Çocuklukta Duygusal İhmalin izi: Boşluk hissi kitabından;Bu bölümde neler var?Duygusal ihmal nedir?Duygusal ihmal yetişkinlikte nasıl tezahür eder?Duygusal ihmal konusunda destek olacak kaynaklarDuygusal ihmal belirtileri ve kendinize soracağınız sorular için ücretsiz PDF'i buradan indirebilirsiniz.Artwork: Sylvia Knust-Schubert
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz. Ben Emine.
Bu kanalda psikoloji, felsefe...
Bilim ve farkındalık çerçevesinde hayatı daha yaşanabilir kılmak ve minik hayallerimize ulaşmak üzere düşüncelerimi ve günlük hayatta uygulanabilir pratik yöntemleri paylaşıyorum.
Buna ek olarak her çarşamba günü podcast ile bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri, Ve bir de kişisel farkındalığımızı artırmak adına bir soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim de mail kutuma düşsün bunlar derseniz emineyesitmen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Biliyorsunuz geçtiğimiz bölümlerde duygulara yer açabilmenin öneminden ve duygusal zekadan bahsettik.
Pratik bilgiler ve egzersizler paylaşmaya çalıştım.
Ama duygular aslında sandığımızdan çok daha derin bir konu.
Şu ana kadar olan sohbetlerimizden ve Instagram'daki soru cevaplarımızdan anladığım kadarıyla da beni dinleyenlerinizin çoğu yaşadığımız olayların kök sebebine inip kalıcı çözümler bulma taraftarı.
Kendini daha iyi anlama ve tanıma konusunda bahsediyorum özellikle.
Ben de sizin gibiyim ve muhtemelen bu sinerjiyi yakalamamızdaki en büyük sebeplerden biri de bu.
O yüzden bu hafta duygusal ihmal konusuna değinmek istiyorum.
Çünkü ben çok şey öğrendim bu konudan.
Kısaca bahsedeceğim.
Çok uzun bir konu. İlginizi çekerse detaylar içinde çok güzel bir kitap önerim olacak.
Ama dediğim gibi bu derin bir konu olduğu için biraz sonra anlatacaklarımla ilgili eğer profesyonel bir desteğe ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız kesinlikle bir psikologla görüşmenizi de tavsiye ederim.
Onun dışında bu konunun da kapsadığı Erteleme, öz disiplini, zaman yönetimi, hayattan ne istediğini belirleme ve duyguları tanıma gibi konularda çözüm odaklı bir desteğe ihtiyacınız olursa
benden birebir Mindfulness temelli koçluk almak için de iletişim linkini açıklamalarda bulabilirsiniz.
Peki nedir bu duygusal ihmal diyecek olursanız en kısa haliyle şöyle.
Ebeveynlerin vakti zamanında duygusal anlamda çocuklarına yetemediklerine ortaya çıkabilen bir durum.
Bu bazı kişilerde böyle zaman zaman anlam verilemeyen bir boşluk hissi ya da adını koyamadığımız bir huzursuzluk, bazen hissizlik, heyecansızlık, hayata karşı bir isteksizlik ya da
hayattan zevk alamama hep bir şeyler eksik hissiyle yaşama gibi ortaya çıkabilir.
Şimdi şöyle yavaştan detaya girecek olursam.
Yetişkin yaşamımızda az önce bahsetilen adını koyamadığımız o boşluk hissinin dışında duygularınızı bastırma, tanımlayamama ya da paylaşamama, yalnızlık, öz disiplin eksikliği, öz değer eksikliği ya da
düşük öz saygı, mükemmelliyetçilik, depresyon, yeme bozuklukları, kendini sevememe, ilişkilerde bağlanamama, tatmin olamama, Alkol madde bağlanıldığı gibi tecrübeleriniz
olduysa çocukluğunuzda duygusal olarak ihmal edilmiş olabilirsiniz diyor uzmanlar.
Tam olarak bu davranışlara yol açan ihmal nasıl tezahür ediyor emine diye soracak olursanız o da şöyle.
Mesela bazılarımız vardır ailemiz tarafından el bebek gül bebek büyütülmüşüzdür.
Yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızdadır.
İstediğimizi yapma özgürlüğümüz vardır.
Ama duygusal olarak yalnız bırakılmışızdır çocukken.
Sevgi, şefkat, önemsenme, sahiplenme gibi ihtiyaçlarımız doyurulmamıştır.
Ya da çocukken aile bireylerimizin gözünde değerli olduğumuzu hissedememişizdir bir şekilde.
Mesela evde söz hakkımız olmamıştır, kimse bize ne yemek, ne giymek, ne yapmak istediğimizi, fikrimizi sorma gereği duymamıştır.
Bu adı sözlerimizde bile var değil mi?
Yani sus küçüğün, söz büyüğün diye.
Veya ihtiyacımız olduğunda aile bireylerimize duygusal anlamda ulaşamamışızdır.
Korkularımızı, hayallerimizi, sevinçlerimizi, endişelerimizi anlatmaya, paylaşmaya olanak sağlanmadığı, mesafeli ya da depresif, sürekli yas tutan, belki de işkolik ebeveynlerle
büyümüşüzdür. Belki de otoriter, narsesistik ya da mükemmelleyici bir ebeveynle büyümüş, onay ihtiyacımızın karşılanmadığı, kendisine itaat etmediğimizde ya da istenilen şekilde
davranmadığımızda cezalandırıldığımız, aşağılandığımız, utandırıldığımız bir ortamda büyümüşüzdür.
Ve bence en önemlisi de ne olursa olsun sadece o ailenin bir ferdi olduğumuz için koşulsuz sevgi ve şefkat görmemiz gerekirken, okul notlarımız yüksek ya da daha iyi bir çocuk olduğumuz sürece sevildiğimizi,
kabul edildiğimizi hissettiğimiz bir aile ortamında büyümüşüzdür.
Bunlar sadece örneklerden birkaçı bu arada.
Bu konuda en bilinen kaynak Dr.
Junis ve Christy Mussella'nın yazdığı Çocuklukta Duygusal İhmalin İzi Boşluk Hissi kitabı.
Bu kitaba göre duygusal ihmale olanak veren toplamda 12 ebeveyn çeşidi var.
Narsesistik ebeveynden tutun da mükemmelliyetçiye, ailede özel bakım gerektiren birine sahip ebeveynden, otoriter ya da iyi niyetli ve aşırı hoşgörülü ebeveynlere ki en şaşırdığım
buydu. Neden?
Çünkü erkenlik yıllarımda böyle istediği yere gidip istediği saatte gelebilen, mervelerde kalabilen arkadaşlarıma çok özenirdim.
Çünkü bizimkiler hiçbir zaman izin vermezdi böyle şeylere.
Ve arkadaşlarımın nereye gittiğini, kimlerle görüştüğünü, ne yaptığını sorgulamayan aileler bana hep çok cool gelirdi.
Ne güzel çocuklarına güveniyorlar diye düşünüldüm.
Ki bunun ütopya olmadığı gerçek durumlar da var bu arada.
Yani illa bu şekilde davranan ebeveynlerin duygusal ihmal yaptığı anlamına gelmez.
Ama yazar madalyonun öbür yüzünde gösteriyor.
Diyor ki aşırı hoşgörülü ebeveynlerin bazıları çatışmadan kaçınmak istedikleri için çocuklarına hiçbir şekilde sınır ya da kural koymayabilirmiş.
Otoriter ebeveynlerin tam tersi olarak burada da hiç otorite olmadığı için çocuk sınırlarını bilmeyebilir ya da öz disiplin yeteneğini geliştiremeyebilir diyor.
Bu da ileride başlanan işleri yarım bırakma, tabiri caizse hayatta dikişi tutturamama ya da beslenme konusunda ilişkilerde irade eksikliği gibi durumlar olarak karşımıza çıkabilirmiş.
Neyse bütün ebeveyn tiplerine tek tek girmeyeceğim tabii ki burada.
Kitapta zaten yaşanmış örneklerle geniş geniş anlatıyor.
Sadece şunun altını çizmek istiyorum.
Ben bu kitabı bir önceki bölümlerle bahsettiğim Permission to Feel ve Duygusal Zeka kitapları ile aynı anda okumuştum.
Ve resmen hepsi birbiriyle görünmez bir bağ oluşturdu.
Sanki duygusal ihmal konusunun farkında olmak, insanları, kendimi, ilişkileri ve olayları...
daha farklı anlamlandırmamı sağladı.
O yüzden kesinlikle önereceğim kitaplardan bir tanesi bu kitabın bir de çözümler diye devamı var.
Evet bu farkındadır yaşadık ama ne yapacağız diye soranlarınız için onları da üç başlık altında toplamışlar.
Birincisi duygusal ihmalin çocuklarınıza aktarılmasından nasıl kaçınabilirsiniz?
İkincisi uzak hissettiğiniz partnerinize ulaşmak için ne yapabilirsiniz?
Üçüncüsü de ebeveynlerinizle problemli ilişkinizi nasıl düzeltebilirsiniz.
Biliyorum bunlar hassas konular ve en doğrusu bir uzman yardımı almak en başta söylediğim gibi durumunuza vermiyor ya da kendiniz de okuyup araştırmak istiyorsanız bu kitapları da kesinlikle tavsiye ederim.
Son olarak size birkaç sorum olacak.
Bunları dinlerken bir yandan evet hayır diye cevaplandırdığınızda Evet dediklerinizin sayısı yüksekse duygusal ihmal yaşamış olma ihtimaliniz de yüksek olabilirmiş.
Ki bu arada bence hepimizin belli bir oranda duygusal ihmale uğramışlığı vardır da neyse.
Sorulara gelecek olursam sırayla şöyle.
Birincisi duygularınızı paylaşırken suçluluk ya da utanç hissediyor musunuz?
Aman şimdi diğerlerine de canını sıkmayayım diye düşünüp kendinize sakladığınız şeyler oluyor mu?
Ya da duygularınızı paylaştığınızda zayıf, kırılgan, Duygusal, hassas görünmekten utanıyor musunuz?
Bir diğeri, kendinizde bir tuhaflık var.
Sanki herkes normal, bir siz değişikmişsiniz gibi hissediyor musunuz?
Onun dışında kendinizden sık sık şüphe ettiğiniz ya da özgüveninizin eksik olduğunu hissettiğiniz durumlar oluyor mu?
Duygularınızı tanımakta zorlanıyor musunuz?
Hislerinizi açıkça dile getirebiliyor musunuz?
Yoksa saklamak, yok saymak daha mı uygun, daha mı kolay geliyor?
Başkalarından yardım istemeye çekiniyor musunuz?
Zayıf ya da yardıma muhtaç görünmek yerine problemleri kendi kendinize çözmeye mi çalışıyorsunuz?
Son olarak da eleştiri aldığınızda benlik algınız zedeleniyor ve kendinizi değersiz hissediyor musunuz?
Bu sorular böyle uzayarak gidiyor.
Daha fazlasını ve kitapta anlatılan duygusal ihmal belirtilerini toparlayıp bir araya getirdiğim ücretsiz pdf'in de olduğu blog postunun linkini açıklamalarda zaten paylaşacağım.
Onun dışında dediğim gibi bugün aslında bir tık daha farkındalık yaratmak, bir tık daha konuştuğumuz konuların derinine inmek istedim.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım keyif almışsınızdır.
Haftaya görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
