
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Günümüzde ilişkiler karmaşık, ilişki dinamikleri sürekli değişiyor. Sabrımız az, beklentilerimiz farklı. Bu bölümde hem kendi deneyimlerimden hem de araştırmalarımdan yola çıkarak, sağlıklı ilişkilerin sırlarını irdeledim ❤️
İlişki uzmanı olduğumdan ya da olmaya yeltendiğimden değil ama ilişki kalitemiz hayat kalitemizi etkilediğinden 'uzun süreli ilişki sırları', 'ilişkilerde güven', 'mutlu çiftlerin sırları' gibi klişe ama deneme yanılma yöntemi ile düşe kalka öğrendiğimiz konuları ele almaya çalıştım.
Profesyonel Koçluk için
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda hayatı daha yaşanabilir kılmak ve farklı açılardan bakabilmek için sizlerin merak ettiği konulardan tutun da kendi deneyimlerimden, düşüncelerimden, okuduklarımdan ve öğrendiklerimden yola
çıkarak paylaşımlar yapıyorum.
Aynı zamanda kariyer başta olmak üzere hayatında ya da ilişkilerinde somut bir değişiklik yapmak isteyenlere profesyonel koç olarak destek oluyorum.
Eğer sizde hayatınızda profesyonel bir desteğe sizi farklı açılardan bakmaya davet edecek bir yol arkadaşına ihtiyaç duyduğunuz bir dönemdeyseniz bana her zaman emineyesitmen.com slash koçluk
adresinden ulaşabilirsiniz.
Web sitesinin linki açıklamalarda da mevcut.
Bu hafta İlişkiler üzerine konuşmak istiyorum.
Keşke daha önce bilseydim dediğim birkaç tane ilişki tavsiyesi var aklımda olan.
Uzmanlardan duyduğum, kendim üzerine düşündüğüm bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bilmiyorum sizin böyle hiç biten bir ilişkinize bakıp keşke bunları daha önce fark etseydim ya neden bunu görmemişim dediğiniz şeyler oldu mu?
Eminim çoğu ilişkinizde olmuştur.
Biten ilişki beraberinde tabii ki pişmanlıklarla, kalp kırıklıklarıyla geliyor ama aynı zamanda bayağı da bir tecrübe kazanmamızı sağlıyor değil mi?
En başta insan olumlu yanlarını göremiyor tabi ama Üzerinden biraz zaman geçince dışarıdan bir göz olarak baktığımızda hem kendimizle ilgili ilişkilere karşı tutumumuzla ilgili kendi gördüğümüz ve beklentilerimizle
alakalı hem de karşı tarafla alakalı baya bir şey elde ediyoruz.
Birçok şey fark ediyoruz.
O yüzden bugün şu zamana kadar ki hayatımda öğrendiğim ve en faydalı bulduğum 5 ilişki tavsiyesini paylaşacağım sizlerle.
Bahsedeceğim bakış açıları bana hem kendimle hem de hayatıma aldığım insanlarla alakalı birçok şeyi daha önce gördüm.
görmeyi öğretti. Umarım size de yardımcı olur.
Şöyle kısaca konu başlıklarıyla alakalı spoiler verecek olursam.
Neden uyumlu olup orta yolu bulmanın her zaman iyi bir şey olmadığından, saygının bittiği noktada ne yapılması gerektiğinden, fiziksel çekimimiz bittiğinde nasıl yöneteceğimizden, bu kadar yılımı verdiğim mantığı
olan batık maliyet etkisinin gerçek matematiksel hesaplamasından, daha doğrusu gerçekçi matematiksel hesaplamasından ve ilişki içinde duygusal olarak güvenli bir alan yaratmanın öneminden bahsedeceğim.
Hazırsanız başlayalım.
İlk olarak şunu söylemek istiyorum.
Sevgi emek ister, evet.
Bir ilişki emek ister, buna katılıyorum.
Her iki tarafta bazı şeyleri törpüleyip orta yolu bulmalı diyoruz.
Tabii ki. Ama bence burada ince bir çizgi var arkadaşlar.
Orta yolu bulmak için ödün verdiğiniz şeylerin ne olduğunu iyi bilmek gerekiyor.
Bunları iyi tartmak lazım.
Kendinizden, değerlerinizden, sizi siz yapan, sizin hayatta yakıtınız olan şeylerden mi ödün veriyorsunuz?
Bir kitapta şöyle bir cümle okumuştum.
Orta yolu bulmak iyi bir şey değil.
Çünkü her iki taraf da gönülsüz bir şekilde adım attığında o ortada buluştuğunuz nokta kimseyi tam olarak tatmin etmiyor.
İçten içe... Bir gücenme, bir kırgınlık oluyor ve bu tekrarlandığında kümülatif bir etki yaratabiliyor.
Sonra taraflardan biri en olmadık yerde, en olmadık şeylere patlayabiliyor haliyle ya da ben senin için bunu yaptım, şundan vazgeçtim, şuna katlandımla başlayan tartışmalar havada uçuşuyor.
İki taraf da haklı olsa bile birbirini duyamayacak, anlayamayacak hale geliyorlar artık ve bir süre sonra ortada buluşmak imkansız oluyor.
Örnek vereyim, diyelim ki eşiniz yurt dışından güzel bir iş teklifi aldı.
Onun tarafından bakınca iki kere düşünmeye bile gerek yok.
Muhteşem bir fırsat. Bunun sizde iki türlü karşılığı olabilir.
Birincisi, siz de bunu bir fırsat olarak görüyorsunuzdur.
Gittiğiniz yerde kendinizi çok daha fazla geliştirebileceğiniz, farklı kapılar açacak bir kariyeriniz olma ihtimali vardır.
Tabii ki koşa koşa gidersiniz.
Ama eğer sizin olduğunuz yerde keyfiniz yerindeyse, Ailenizden ayrılmak istemiyorsanız bu sizin değerlerinizden biriyse böyle bir değişimden gözünüz korkuyorsa ya da hazır değilseniz
belki de şu an bulunduğunuz yerde icra ettiğiniz mesleğiniz farklı bir ülkede olamayacak durumdaysa ya da denklik almak için çok uğraşacaksanız bu tarz şeylerden dolayı
geri çekiliyor olabilirsiniz.
O yüzden bunları iyi ölçüp tartmak lazım.
Çünkü günün sonunda mutsuz olabilirsiniz.
Uzun vadede tatminkar olmayabilirsiniz.
Eşinizi desteklemek ya da ilişki dinamini bozmamak için evet deyip sonra bunun getirdiği duygusal yükle tek başınıza çıkmak zorunda kalabilir.
Ya da bu durumun getirdiği iç huzursuzluğu karşı tarafa ister istemez yansıtıp ilişkinizi...
Bu bahsettiğim örnek çok bıçak sırtı bir örnek tabii ki.
Ama burada emine ne yapacağız diye olabilirsiniz.
Benim hem kendimde hem de çevremde gördüğüm en çok işe yarayan çözümlerden biri şu arkadaşlar.
Karşılıklı olarak oturup her iki taraf içinde pazarlık konusu dahil olmayan, ödün vermeyeceğiniz, verirseniz de kendiniz olmayacağınızı düşündüğünüz şeylerin bir listesini yapın.
Bu liste 3, 5, 10 kaç tane ise artık bunu...
Doğru bir şekilde birbirinize aktarın.
Onun dışındaki şeylerde zaten her zaman orta yol bulunur.
Ama gerçekten sizin hiçbir şekilde taviz veremeyeceğiniz şeyler mutlaka ki vardır.
Diyelim ki bunlardan bir tanesi siz ailenizle çok güçlü bağlara sahipsiniz ve ailenizden ayrı kalmak istemiyorsunuz.
Ama bu fırsatta kaçsın istemiyorsunuz.
O zaman oturup bunu açık açık konuşmakta fayda var.
Birincisi işin...
Maddi boyutu. Senede kaç kere ülkenize gideceksiniz ya da senede kaç kere aileniz sizi görmeye gelecek?
Bunun vizesi var, uçak bileti var.
Bunları harcamaya, bunları karşılamaya ne kadar okeysiniz?
İkincisi, karşı taraf sizi eğer sık sık ziyarete gelecekse eşiniz evin içerisinde sürekli birisinin olmasında okey mi?
Bununla alakalı sonrasında bir laf söz olacak mı?
Ya da siz gidiyorsanız ne kadar sıklıkla gideceksiniz?
O havaalanında, havaalanından indikten sonra eve gittiğiniz sürede buralarda harcadığınız...
Vakit sizden neleri götürecek gibi gibi bunları iyice oturup konuşmak gerekiyor.
Evet gelelim ikinci tavsiyeye.
Tabii ki de saygı arkadaşlar.
Her ilişki tipinde olduğu gibi romantik ilişkilerin de temeli saygı bence.
Sürekli eleştiri, ihmal ya da toksik davranışlarla bir ilişkide saygı yok olmuşsa ne kadar zor görünse de uzaklaşma zamanı gelmiştir bence.
Şöyle düşünün siz saygı duymadığınız biriyle ne paylaşabilirsiniz?
Nasıl birbirinizi destekler, güvenli ve sevgi dolu bir alan açabilirsiniz karşılıklı olarak?
Saygı eksikliği kişinin benlik algısını çok ciddi bir şekilde sarsabiliyor.
O yüzden de kendi sağlam temelinizde kalabilmeniz, kendinizle sağlıklı bir ilişki halinde olabilmeniz için hayatınızı paylaştığınız insanla karşılıklı saygıyı yitirmemek gerekiyor.
Çünkü bir hayat paylaşımı söz konusuysa ister istemez etkileniyorsunuz.
Siz istediğiniz kadar kendi üzerinizde çok iyi bir şekilde çalışmış olun, öz saygınız çok yüksek olsun.
Ama bu karşılıklı olmadığı sürece sürekli yerildiğiniz bir ortamdaysanız ya da saygı duyulmadığınızı hissettiğiniz bir ortam.
Bu sizin benlik algınızı etkiler.
Ben bunu en çok manipülatif ilişkilerde gözlemliyorum.
Bu konuyla alakalı duygusal şiddet ve gaslighting isimli iki bölüm çekmiştim geçtiğimiz yıl.
Eğer ilişkinizde bu temaları gözlemliyorsanız mutlaka o bölümlere de bakmanızı öneririm.
Buradaki... En kilit nokta partnerlerin birbirine karşı kullandığı dil ve çatışma sırasında birbirlerine nasıl davrandığı bence.
Bazen insanlar bunu fark etse de töleri edebiliyor.
Özellikle kişinin geldiği ailede de benzer bir iletişim şekli varsa küçümseme, iğneleme, hafife alma gibi davranışlar tanıdık olduğu için normalize edilebiliyor.
Eğer adını koyamasanız da bir şey size yanlış, eksik, kötü hissettiriyorsa Orayı deşmekte üzerine düşünüp konuşmasını yapmakta fayda var.
Bilin ki her zaman söylüyorum açık iletişim.
Beklentilerinizi söylemek, karşıdakinin anlamasını beklemekten ziyade nasıl hissettiğini söylemek çok önemli.
Bir diğeri de fiziksel çekim arkadaşlar.
Bu konu ilişkiler gündeme geldiğinde nedense duyguların ve davranışların gölgesinde kalıyor gibi bir tık.
Herkese konuşamayacağımız bir konu olduğu için göz ardı edilebiliyor.
Burayı anlıyorum. Ama bir ilişki içerisinde en önemli şeylerden bir tanesi olduğu kanısındayım.
Tabii ki de sonsuza kadar ilk zamanlardaki heyecanı koruyamayacağız belki.
Ama partnerinizi çekici bulmak, ten uyumunuzu korumak, korumak için çaba göstermek bir ilişkideki en önemli etmenlerden biri.
Eğer kıvılcım veya kimya yok olmuşsa kağıt üzerinde ne kadar uyumlu olursanız olun o ilişki gelişmekte zorlanıyor.
Ve sonrasında çiftler ev arkadaşı moduna geçebiliyor.
Tabii ki ilişki... dinamiğiniz daha çok arkadaşlık üzerine kuruluysa ve her iki tarafta bunun eksikliği de okeyse burada mutabık kalmışsa buna söyleyecek hiçbir sözüm yok.
Geçenlerde bir arkadaşım bana şöyle bir şey söyledi.
Çok hoşuma gitti. Hamileliğimde vücudum çok deform olmuştu ve ben gerçekten gerçek ben gibi değildim.
Ona rağmen eşim bana hala dünyanın en güzel kadınıymışım gibi parlayan gözlerle bakıyordu.
Dedi ve ben ne kadar güzel bir şey ya dedim.
Buna sadece fiziksel yönden bakmıyorum tabii ki de beni dinleyenler bunu anlamıştır diye düşünüyorum.
Hatırlarsanız geçtiğimiz bahar ayında Erotik Sermaye isimli bir bölüm çekmiştim.
O bölümde bir insanı çekici kılan 6 özellikten...
İzlediğiniz için teşekkürler.
Güzellik, cinsel çekicilik, sosyallik, canlılık, sosyal sunum yani tarzınız, auranız ve cinselliğin kendisi.
Bunların bir arada olması aslında karşınızdaki insanı size çekici kılan ya da sizin çekici olduğunuzu belirten.
Ben buna katılıyorum bu arada.
Sadece fiziksel olarak değil, insanın aurası, kendine baktığı, kendini nerede gördüğü, nereden konumlandırdığı da çok önemli.
Bu bahsettiğim erotik sermaye bölümü de bu arada toplumdaki algılarımızı sorgulatan bir bölümdü.
Çekerken çok keyif almıştım.
Ona da bir bakın derim merak edenleriniz varsa.
Peki ne yapacağız emin ediyorsanız fiziksel çekimle alakalı bence insanın önce kendine karşı dürüst olması gerekiyor.
Hayatınızı, evinizi, duygularınızı paylaştığınız insana dokunmaya, sarılmaya, sevişmeye yanaşmıyorsanız orada ciddi bir konu var demektir.
Bu konuyu çözebileceğinize inanıyorsanız zor da olsa...
iletişimini baştan yapın.
Ama yok ben kendimi tanıyorum konuşsak da çözülmeyecek bu iş diyorsanız cinselliğin insanın kendini ifade etme biçimlerinden biri olduğunu sadece fiziksel değil duygusal ve mental olarak da hayatımızda
ne kadar önemli bir etkisi olduğunu unutmayın derim.
Beni dinleyen yaş grubu genelde 20'lerin ortasından böyle 40'lara 45'lere kadar çıkan bir yaş grubu ve çok büyük bir kısmı da kadın.
Ve bu sözüm size sevgili kadınlarım.
Araştırmalar der ki bu bahsettiğim yaş aralığı insanın hayatta fiziksel temastan en keyif aldığı, özellikle de 30-34 arası, kendini tanıdığı, keşfettiği bir yaş aralığı, sonra
dönüp de en güzel yıllarımı neden ziyan ettim diye üzülmeyin.
Çünkü her şeyin telafisi var ama zamanın yok.
Hazır konu ziyan etmeye gelmişken, burada da bahsetmek istediğim bir şey var.
Bu da beni dördüncü ilişki tavsiyesine getiriyor.
Çok gördüğüm ve benim de vaktinde içine düştüğüm bir düşünce yapısı bu.
O da batık maliyet yanılgısı.
Şöyle ki diyelim ki 5 senemi verdim, 10 senemi verdim, o kadar emeğim var.
Zamanım, enerjim boşa mı gidecek?
Ben eğittim başkaları mı keyfini sürsün diye düşünüp...
Olmayacak ya da olmaması gereken bir ilişkiyi süründürebiliyoruz bazen.
Ama ufak bir matematik yaptığınız zaman şunu görüyorsunuz.
Diyelim ki 35 yaşındasınız ve 5 senelik bir ilişkiniz var.
Ve haklı olarak 30'ların ortasında yalnız kalmak, tekrar biriyle tanışmak, anlaşmak, tekrar emek vermek vs.
insanın gözünü korkutabiliyor ve bunu çok iyi anlıyorum.
Kesinlikle haksız değilsiniz.
Gerçekten de çok iş.
İnsan aman onunla mı uğraşacağım şimdi, dramayla mı uğraşacağım şimdi deyip ya o ilişkide kalmayı tercih edebiliyor.
İte kaka da olsa ya da yalnız kalmayı tercih edebiliyor.
Ama şöyle bakın ortalama 70 yaşına kadar yaşasanız ömrünüzde...
35 seneniz daha var ve siz geri kalan hayatınızı gözünüzde canlandırdığınızda ne görüyorsunuz?
Belki doğru bir adım atarsınız, çift terapistine gidersiniz ya da açık iletişim kurarsınız ve şu mümkündür.
Mutlu, kendinden memnun, ilişkisinden memnun, güzel anılar biriktirmiş, hayatından memnun biri olarak kendinizi görebiliyor musunuz?
Bunun ihtimali var mı?
Ya da... İstediklerini yapamamış, hayatını harcamış, duygusal olarak yıpranmış biri olarak mı görüyorsunuz?
Bu gözde canlandırma bence çok kuvvetli.
Bunu mutlaka ve mutlaka ki göz önünde bulundurmakta bir uygulamakta fayda var.
Bu konudan ilişkilerde ayrılıklar ve bitişler bölümünde bahsetmiştim.
Eğer ilişkinizin miadının doğduğunu düşünüyorsanız o bölüme de mutlaka bakın derim.
Benim çok yakın arkadaşlarımdan bir tanesi.
10 senelik ilişkisini evlilik arifesinde bitirdi.
Nişan attıklarında da 33 yaşındaydı.
Toksik ve manipülatif bir ilişkisi vardı açık söyleyeyim ve ona rağmen bayağı uzun sürdü bu kararı alması.
Ayrıldıktan sonra resmen kendini buldu bu arada.
Bir kere partnerinin sürekli eleştirisi ve evin içindeki huzursuzluğu olmadığı için stresi azaldı.
Çok daha huzurlu biri haline geldi.
Onu memnun etmek için harcadığı çabayı kendine yöneltti.
Müzikle ilgilenmeye başladı, işine yöneldi, terfi aldı sonrasında.
Sonra kendine odaklanınca kendi içindeki sorunlara odaklanıp onları çözmeye başlayınca kendi kendini iyileştirmeye başlayınca o sağlıklı enerjiyi de yaymaya başladığından hayatından memnun
olduğu kendinden memnun olduğu enerjisini de yaymaya başladığından kendi frekansında birini hayatına çekti.
Tabii ki yeni ilişkisinde...
Ufak tefek sorunlar oldu olmadı mı?
Ama öğreniyoruz.
Bir önceki ilişkimizden öğreniyoruz.
Kendimizle ilgili birçok şey öğreniyoruz ve o öğrendiklerimizle beraber zaten bir sonraki ilişkilerimizi daha sağlıklı hale getiriyoruz.
O yüzden bunlar bence önemli.
Bunları paylaşmak da önemli. Böyle örnekleri bilmek, duymak insana cesaret veriyor.
İnsana yalnız olmadığını hissettiriyor.
Demem o ki bu dahil az önce bahsettiğim şeyleri duymaya ihtiyacı olan bir arkadaşınız varsa bu bölümü onunla paylaşmayı...
Unutmayın bazı şeylerin hem iyileştirici hem de dönüştürücü gücü olabiliyor bazı insanların hikayelerinin.
Eğer sizi bir ilişki içerisinde tutan şey o ilişkiye yaptığınız yatırımsa bu da tamamen okey bu arada.
O insanla birlikte hayal edin kendinizi.
Geleceğinizi bir hayal edin.
Ne canlanıyor gözünüzde?
Bir bakın kendinize şu soruyu sorun.
Bugün bu ilişkiye şu an bildiklerimi bilerek başlar mıydım?
Eğer cevap hayırsa...
Bırakmanın zamanı gelmiş olabilir.
Bırakmak bence insanların gözünü bu kadar korkutmamalı.
Bununla alakalı da bir bölüm çekmeyi düşünüyorum.
Sadece ilişkilerde değil her şeyle alakalı.
Çünkü bu sonsuza kadar mutlu mesut bir ömür sürmek bize sistemin dayattığı ve gerçekçi olmayan bir beklenti bence.
Tabii ki örnekleri var ama bir bakın etrafınıza kaç tane arkadaşlar.
Bunun üzerine ayrı bir bölümü bile çekebilirim.
Bu bizim sistemin dayattığı.
algılarımızla alakalı özellikle ikili ilişkilerde ve evliliklerde şu an için oraya girmemeyi düşünüyorum.
Gelelim beşinci konuya o da Benim kendi görüşüm bu, tabii ki de tartışmaya açık.
Gördüğüm, gözlemlediğim, en sağlıklı diyebildiğim ilişkiler, insanın kendi olabildiği, olduğu haliyle kabul gördüğü, kırılganlıklarını paylaşabildiği, birlikte büyüyebildiği, duygusal olarak güvenli
alanı olan ilişkiler.
Hatırlıyor musunuz? Daha önce Michelangelo etkisi diye bir bölüm çekmiştim.
Partnerlerin nasıl birbirlerinin en iyi versiyonlarını ortaya çıkardığından söz etmiştik.
Kalıbı da hiç sevmiyorum ama yani şu an yeri geldi.
Neyse sebebi de ilişkinin duygusal güven üzerine inşa edilmesinden geçmesiydi.
Birbirine destek olan, açıkça iletişim kuran çiftler bir yandan bireysel hedeflerine ulaşırken bir yandan da ilişki içinde derin bir bağ geliştiriyorlardı.
Ve ben o bölümü çekerken içim açılmıştı.
Örnekleri böyle araştırırken, nelerin mümkün olacağını okurken falan çok hoşuma gitmişti.
Siz de çok sevmiştiniz o bölümü.
Tabii bunlar etrafımızda görmeye...
alışkın olduğumuz örnekler değil.
Yani şöyle değil. Sayısı Tam tersine göre daha az.
O yüzden de önümüzde böyle bir örnek yoksa bu tarz bir ilişki inşa etmekte zorlanabiliriz.
Ama bence bunlar zaman içinde hayatımıza dahil edebileceğimiz düşünce ve davranış şekilleri.
Sonuçta insan sürekli gelişime açık olan bir varlık.
O yüzden bu konuda benim araştırmalarımın bana verdiği yetkiye dayanarak olmazsa olmaz diyebileceğim belli başlı şeyler var.
Yani bu tarz Michelangelo etkisi yaratabilmek için iyi bir dinleyici olmak.
Duygusal zekanın yüksek olması, doğru şekilde eleştirmeden kırmadan geri bildirim verebilmek, sen dili değil ben dili kullanabilmek ve partnerlerin bireysel olarak iç huzurunun olması, kendinden memnun olması.
Ki egosantrik tartışmalar yüzünden ilişki yıpranmasın.
Bu bahsettiğim konuların hepsiyle ilgili bölümüm var bu kanalda.
Onlara da bakabilirsiniz.
Şöyle bir yavaş yavaş toparlayacak olursam da bugün ilişkilerle ilgili benim duyduğum en iyi 5 tavsiyeden bahsetmek istedim.
Eminim sizin ilk 5'e koyduğunuz şeyler farklıdır.
Bu konuda baktığınız farklı noktalar ya da ekleyecekleriniz, çıkaracaklarınız vardır.
Ben de zaman içerisinde bunu öğrendim, bunu fark ettim.
Benim de ilk 5'im bu.
Benim de en iyi duyduğum tavsiye...
bu dediğiniz şeyler varsa yorumlara ekleyin.
Beraber düşünelim. Beraber öğrenelim.
İstatistiklerden gördüğüm kadarıyla zaten dinleyicilerin çok büyük bir kısmı Spotify'dan dinliyor beni ve fark etmişsinizdir buraya da yorum özelliği geldi.
Buraya yorum yapabilirsiniz.
Zaten çok güzel bir aileyiz, kocaman bir komüniteyiz.
O yüzden birbirimizden öğreneceğimiz, birbirimize mutlaka ki katacağımız şeyler vardır.
Ben Instagram'ı eskisi kadar sık kullanmıyorum fark etmişsinizdir.
Yani mesajlarımı okuyorum, bir şekilde sizinle iletişimde kalıyorum ama nedense bir türlü ısınamıyorum o Instagram'a.
Buradan iletişimde kalmak, iletişimimizin...
kopmaması benim için çok kıymetli biliyorum ki zaten bu duygularımız karşılıktır onun dışında son sözümü söyleyeyim Emin olun hiç kimse vazgeçilmez değil.
Her ilişki sonsuza kadar sürmek ve mutlu sonla bitmek zorunda da değil.
Bazı insanlar hayatımıza bize bir şeyleri öğretmek, fark ettirmek, gözümüzü açmak için girer.
Bazıları kendimizi tanımamızı sağlar.
Bu seçimleri bizler bilinçli ya da farkında olmadan hayatımızın belli dönemlerinde belli ihtiyaçlarımıza ve isteklerimize göre yaparız.
O yüzden de hayatınıza giren insanların hepsinin kendince bir görevi var.
Bunu bilmek önemli. Sevdiğiniz, sevildiğiniz, büyüdüğünüz...
Büyüyüp geliştiğiniz huzurlu bir ilişki inşa etmeniz dileğiyle diyorum.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
