
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
10. Bölümde çok gezen çok yer mottosu ile yola cıkarak yemek yemek üzerine kurulu gezi aşkını gezginliğe çeviren ama sanılanın aksine halihazırdaki işini de çok sevdiği için her iki tarafı da birlikte yürüten Pınar Uysal bize hayallerini nasıl dilediği formda şekillendirdiğini ve pandemi sürecindeki gezi hikayelerini anlattı.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K. hedeflerine ulaşmak için neleri farklı yaptıkları ve eğlenceli sohbetleriyle ilham veren yolculuklarını dinliyor olacağız.
10. bölümümüzün konuğu gezmeye, yemeye, içmeye, dolaşmaya çok farklı bir bakış açısı getiren nam-ı değer filmle gez Pınar Uysal.
Pınar hoş geldin. Hoş bulduk Emine.
Teşekkür ederim bu bölüme konuk olmayı kabul ettiğin için.
Esas ben teşekkür ederim davetin için.
Biraz böyle heyecanlandım.
Ben de heyecanlandım.
10. bölüm ama gerçekten hala daha her bölümde böyle her kayıtta heyecanlanıyorum.
Bu da zaten sesime yansıyordur.
Birkaç dakika sonra geçiyor ama merak etme.
Sohbete insan kendini kaptırınca geçiyor ama işin güzel yanında belki o heyecanı kaybetmemek diye düşünüyorum.
Ben de böyle öncesinde hiç stresli olmuyorum.
Başladığı an böyle hafif bir ellerim terliyor.
Sonra geçiyor. Doğru, aynen öyle.
O heyecanı hiç kaybetmemek gerçekten önemli.
Hemen o zaman buradan seni gezi heyecanına götüreyim.
Anladığım kadarıyla ve gördüğüm, takip ettiğim kadarıyla sen de gezi heyecanını hiç kaybetmiyorsun.
Yani bitmiyor gerçekten.
Bunu pandemide çok daha iyi anladım.
Gezemediğimiz uzun bir süreç oldu.
Gezmek için daha da heyecanlandım.
Yani bu günler bitsin, hani orada böyle niye gezemiyoruz diye üzülmekten ziyade gezebileceğimiz günleri böyle heyecanla bekledim ve yazın biraz daha geçince o heyecanı doya doya yaşadım.
Şimdi böyle çıkabildiğimiz kadar sürekli...
Yine planlar yapıyorum yani şey bitmiyor.
Gezemesem de arkada böyle aklımda sürekli geziyorum.
Sonrasında ne olur diye bitmeyen bir şey var, planlar var.
Hadi ya ne güzelmiş.
Nereler var aklında bir sonraki böyle her yer açıldığında pandemi bittiğinde en çok gitmek istediğin yerler nereler?
Bu sorunun cevabı çok net.
Çünkü şöyle Mayıs ayında Lisbon seyahatimiz vardı ama Mart'ta pandemi Türkiye'de de çıkınca o seyahatimiz iptal oldu.
O yüzden o kadar içimde kaldı ki direkt bittiği gibi böyle yurt dışına çıkabildiğim ilk an nereye gideceğimi biliyorum.
O anın gelmesini o yüzden çok heyecanla bekliyorum gerçekten.
Aa evet içinde kalma kısmını anlıyorum gerçekten.
Bir şey böyle içinde kaldı ama olsun.
En azından böyle heyecanla bekleyeceğin bir şey var.
Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk.
Böyle pandemi sürecinde sürekli evde olduğu için hani ve hiçbir şey yapmadığı için hani böyle çok tutkuları olan bir insanla değil.
Dedi ki dört gözle bekleyecek hiçbir şeyim yok.
Bu durum beni çok kötü etkiliyor dedi.
Ve orada anladım ki hani mesela benim bu çektiğim bölümler dört gözle beklediğim bölümler.
İşte senin Fortekiz'e gitmen ya da seyahat etmen dört gözle beklediğin şeyler.
Hani aslında baya önemli o tarz dört gözle beklenecek şeylerin olması.
Evet şu an sen söyleyince mesela ben de ilk defa düşündüm.
Gerçekten insanın bekleyecek bir şeyin olmaması nasıl bir duygudur diye.
Benim hep seyahat olmasa da böyle bir amaç, bir hedef, bir şey yapma isteği yani şu bitsin de o olsun.
Böyle bazen yorucu gibi hissediyordum ama demek aslında böyle bir motivasyon ve güzel bir duyguymuş.
Sen söyleyince ilk defa ben de böyle fark edip düşündüm.
Kendimi iyi hissetmişim bir şeye.
Bir farkındalığa sebep olduğum için.
Peki sen şimdi böyle mesela geziyorsun.
Ben bildiğim kadarıyla, benim bildiğim kadarıyla sen hep geziyordun zaten ama bunu paylaşmıyordun ya da bir bloğa da yakışıyordun.
Hani bir faydalı bir platforma çevirmiyordun.
Nedir bunun arkasında yatan sebep?
Ne seni buraya itti desen bunları bizimle paylaşmaya başladın.
Aslında gerçekten hep geziyordum.
Yani bunu düşündüğümde böyle çok küçüklüğümden beri yaptığım bir şey.
Belki biraz aileden de gelen bir alışkanlık olabilir.
Çünkü şu an hala annem babam en az benim kadar hatta bazen benden çok gezdiklerini düşünüyorum.
İzmir'de yaşıyorlar. Böyle her hafta sonu bir yerdeler.
Sürekli denizdeler, kış geliyor yine böyle İzmir'in kışı daha sıcak olduğu için gezmeleri de bitmiyor.
Nasıl paylaşmaya başladım?
Zaten kendim şeyi seviyorum yani sosyal medyayla ilgilenmeyi, mesleğim de iletişim.
Şahsi hesabım varken de yaptığım birçok şeyi böyle paylaşırdım ama bunu bir fayda için yapmıyordum tabii ki.
Sonra şunu fark ettim hani çok gezdiğim için çok araştırma yapıyorum.
Bir yere gitmeden önce oraya kaç gün gitmeliyim, oraya hangi...
mevsimde gitmeliyim? Orada ne yerim, nereyi görmem gerekir?
Böyle tatil öncesi, gezi öncesi çok uzun bir araştırma dönemi oluyordu.
Ve bazen okuduğunuz şeylerin gittiğinizde öyle olmadığını görüyorsunuz.
Bazıları çok doğru bilgi oluyor.
Ama bazıları sizi yanlış yönlendirebiliyor.
Ya da özellikle herkes hep iyi şeyleri yazıyor, olumlu şeyleri ama bir şey yapmayın demek de, şuraya gitmeyin demek de çok faydalı bir bilgi bence.
Ben sonrasında şunu fark ettim hani birçok yer gezdikten sonra.
Dedim ki ben niye böyle bir şey yapmıyorum?
Ben niye insanlara yol göstermeyim?
Onlar gittiğinde böyle iyi ki Pınar'ın yazdıklarını okumuşum demesinler.
Ve biraz daha fayda salmak amacıyla bir blog açtım ilk etapta.
Ama tabii sonra bu...
Bu çok kolay olmadı. Yazı yazmak gerçekten çok zor.
Emek istiyor, zaman istiyor.
Ben aynı zamanda çalıştığım için de çok fazla vakit ayıramıyordum.
Bir yandan da Instagram sayfasını açınca orada böyle daha mikro blog halinde olduğu için Instagram, oraya yazmak daha az vakit alıyordu blogdan.
Ve orada etkileşim çok daha fazla.
İnsanların düşüncelerine hızlı bir şekilde size ulaşmasını sağlıyor.
O yüzden biraz Instagram'a yöneldim.
Hani blogumu hak ettiği önemi hala verememiştim.
Orada çok az yazı var. Aslında zenginleştirmeyi çok istiyorum.
Pandemide girince biraz belki insanlar da çok fazla gezemediği için de farklı paylaşımlar yapmaya itti beni de.
Böyle başladı birazcık.
Tamamıyla kendi ihtiyacımdan doğan ve insanlar adında ihtiyacı olduğunu düşündüğüm bir şekilde ortaya çıktı.
Evet iyi ki de ortaya çıkmış.
Şu ana kadar böyle aldığın değişik yorumlar var mı?
Hani gerçekten senin amacına ulaştıran altınlar.
İyi ki ben bunu yapmışım ya da çok fazla alıyor musun bu tarz geri dönüşleri?
Şöyle ki yine burada pandeminin etkisi var.
Çok fazla son bir yılda çok fazla gezimiz olmadı.
Hep daha geçmişten paylaşımlar ya da farklı içerikler oldu.
Ama yazın yine gezdik biraz.
Sayılar azalınca ben böyle Haziran'a kadar hiç evden çıkmadım Mart-Haziran arası.
Ama daha sonrasında biraz böyle ihtiyaç da olduğu için bunları hissetmeye biraz gezdim.
Pandemi yokmuşçasına yaz tatili yaptım diyebilirim önlemlerimi alarak ve dikkat ederek.
Oralarda şey çok güzel oluyor.
Bu iki yönlü bir şey.
Bir insanlar sizin tavsiyelerinizle bir şey yapıyor ve size yorum yazıyor, teşekkür edebiliyor.
Onlar çok güzel oluyor.
İşte ben de buraya gittim sizin sayenizde şunu gördüm, işte bunu yedim çok lezzetliymiş sizin isminizi verdim.
Bunları duymak çok değişik bir his.
Bir yandan da ben gezerken bana hep öneriler de geliyorlar.
Yani bu benim hiç böyle başta yola çıkarken düşündüğüm bir şey değildi.
Ama gezerken sen orada mısın ben de gittim şunu mutlaka yap deyip beni yönlendirenler de oluyor.
Bu kısım da çok faydalı oluyor açıkçası.
O benim hiç düşünmediğim bir şeydi.
Ama değişik bir duygu.
Dediğim gibi blog yazdığınızda o kadar fazla yorum ve etkileşim anlık alamıyorsunuz.
Ama Instagram artık öyle bir şey oldu ki bir şey koyduğunuzda bir sürü insan dönüyor.
İnsanlara güzel bir şey hissettiriyor olmak, anı yaşamalarına katkı sağlıyor olmak çok hoş bir his bence.
Gerçekten güzel birisiniz.
Birilerine ulaşıyor olmak, bir komünite yaratmak aslında dediğin gibi çok güzel birisiniz.
Pandemide gezdiğini gördüm bu arada.
Hatta bayağı da merak ettim.
Yani pandemide nasıl geziyor, nasıl tedirgin olmadan bu kadar çok şey yapıyor diye.
O kısım çok kısa böyle nasıl yönettin?
Hani şu an hala pandemideyiz ve çok belirsiz bir süreç var.
Hani insanlar evin içine çok sıkılıyor, stres oranları artıyor.
Pandemi esnasında sen tabii o zaman sayılar daha azdı ama gezerken nelere dikkat ettin?
Hani böyle gezmek isteyenlere merak ettikleri tavsiyelerin olur mu olmaz mı?
Çok kısa onu da merak ediyorum.
Ben de merak ediyorum şahsen. Ya pandemi hepimizde birçok alışkanlığı değiştirdi açıkçası.
Yani iyi alışkanlıklar da kazandığımızı düşünüyorum.
Hiç fark etmediğimiz...
Durumları fark ettik, davranışlarımız değişti.
Gezmek eylemi de çok değişti.
En azından benim hayatımda gezmek eylemi başka bir boyut kazandı diyebilirim pandemiyle birlikte.
Ne gibi değişimler oldu?
Uçakla çok seyahat ederdik biz.
Türkiye içerisinde de, yurt içinde de.
O mesela arabaya döndü pandemiden ötürü ve bunun da çok farklı bir keyfi olduğunu anladı.
Hafta sonu bile İzmir, Bodrum ailelerimiz orada.
Oraya bile git gel yaptı.
Araba yolculuğunun böyle daha keyifli olduğu zamanları yaşadık.
Böyle bir değişim oldu en başta.
Onun dışında konaklama alışkanlığım çok değişti.
Çünkü ben böyle sadece uyumak için bir yerde konaklamak gerektiğini ve çok fazla para vermemem gerektiğini düşünürüm gezerken.
O parayı daha farklı, işte daha bir şey yiyeyim, daha fazla şey yiyeyim, farklı şeyler yiyeyim.
İyi bir restorana gitmek benim için, iyi bir otelde kalmaktan daha önemli bir deneyimdi.
Ama tabii pandemide böyle olmadı.
Biraz otel alışkanlığım değişti.
Gerçekten yani hijyenine güveniyorum.
Temizine güvenebileceğim.
Belki normalden daha fazla bütçe ayırabileceğim otellerde konakladım pandemi döneminde.
Onun dışında en son yaz sonu glamping diye bir şey deneyimledim.
Ya kamp çok bana uygun bir şey değil.
Çünkü ben biraz daha böyle konforu seviyorum demeyeyim ama böyle ortak bazı alanları kullanmaya çok...
gelemeyebilirim. Ya da gezerken yemek yapmak ya da farklı bir şeye çok vakit ayırmak istemiyorum genelde.
O yüzden çok deneyimim olmamıştı kamp için.
Ama Glamping hem böyle bir kamp deneyimi hem de biraz lüksü barındırıyor.
Böyle birkaç kez karavanda Kaldım o şekilde.
İçinize tuvalet banyosu olan ve özel işletmeye ait olan.
O mesela insanlardan da uzak bir deneyim sunuyor size.
Doğa içinde olduğunuz bir deneyim sunuyor.
Pandemi olmasa muhtemelen ben böyle bir şeyi yapmayı planlamazdım hiç.
Bu anlamda değişik bir seyahati bakış açısı kazandırdı diyebilirim.
Şu an aklıma gelenler bunlar ama dediğim gibi arabayla seyahat etmek çok keyifliymiş.
Hepimiz bunu çok unutmuşuz.
Çocukluğumuzda ailelerimizle yapardık.
Ama şu anda en yakın yere bile bir uçak bileti alıyoruz.
Artık uçak bileti otobüs biletiyle aynı fiyatta zaten.
Güzel şeyler oldu yani birçok şeyde geriye de dönmüş oldu.
Farklı deneyimler de oldu.
Ama tabii şey çok önemli yani insanlarla hep uzakta bir yerlere gittik.
Yani kalkıp bir biçe gitmedik.
Sürekli koy araştırdık, nerede sessiz sakin yer vardır, işte daha kendi yiyeceğimizi içeceğimizi yanımıza alabileceğimiz ortamlara gitti.
Bence herkesin seyahat alışkanlıklarını çok değiştirdiğini düşünüyorum bu pandeminin.
Evet, kesinlikle. Glamping, ben kampı çok severim bu arada.
Senin tam tersin. Ve hiçbir ortam değil.
Wild camping dediğimiz, doğayla iç iç olayım, sabah uyanayım, çıplak ayakla toprağa basayım, bir derin nefes alayım, temiz havayı içime çekeyim.
Glamping de son birkaç zamandır bayağı popüler oldu.
Denemedik. Benim beyim de hiç sevmediği için onu öyle kandırmaya çalışıyorum.
Glamping de kandırmaya çalışıyorum bir yandan.
Ama bu arada sen şöyle bir şey söyledin.
Ona takıldım ben.
Şimdi birinizin ailesi İzmir'de, birinizin ailesi Bodrum'da.
Ama evet bu işte konaklama vesaire onların değişmesi.
Bunları da hani çok güzel bir şekilde paylaştın ve özellikle yemek konusu.
Onu unutmadan hemen söyleyeyim.
Benim gördüğüm kadarıyla seni diğer gezginlerden farklı yapan ya da büyümenin sebebini soracağım zaten.
Ama belki de bu kadar hızlı büyümeni, Instagram hesabının bu kadar hızlı büyümesine sebep veren şeylerden bir tanesi de bu yeme içme sanırım.
Çünkü çok güzel şeyler paylaşıyorsun.
Böyle iştahımız da açılıyor.
Ben de çok yemeği seven bir insan olduğum için belki dikkatimi çekti.
Algıda seçicilik oldu ama.
Seni bu kadar kısa sürede büyüten neydi hesabın?
Çok fazla insan böyle işlere girişiyor.
Ama tabii herkes aynı oranda başarılı olamıyor.
Ben orayı merak ediyorum şahsen.
Şimdi şöyle, mottom çok gezen çok yer.
Çünkü blogumda da yazıyor.
Instagram sayfamızda direkt çok gezen çok yer diye.
Ben yemeği çok seven bir insanım.
Şeye de kapalı değilim.
Farklı kültürlerin tatlarını denemeye de hiç kapalı değilim.
Yani yurt dışındaysam mutlaka oranın geleneksel bir restoranını bulurum, giderim.
Ve bazı görüntüler ya da kokular bize çok uygun olmayabilir ama hiç önyargıyla yaklaşmam ve bir kere tadayım en azından derim.
Hatta böyle bir Kenya, Meksika gerçekten farklı.
kültürleri ve yeme alışkanlıkları olan yerlere gittim.
Oralarda da hep bunu denedim.
O yüzden ben gezerken gerçekten yeme odaklı geziyorum.
Yani mesela şuraya gidip şunu yiyeceğiz.
Bunu yemek için şuraya gidelim.
Yani yaparken hep bu var.
Yani İstanbul'da da mesela bir yere gideceksek hadi ya kanlıcaya gidip yoğurt yiyelim.
Yani sadece kanlıcaya gitmek değil olay.
Oranın bir şeyini de yemek aynı zamanda.
Bunun etkisi olabilir tabii çünkü hem gezmek hem yemek farklı şeyleri seven iki ayrı hedeflikte hitap etmiş olabilirim.
Onun dışında biraz da tabii şey var, çok fazla influencer, blogger var.
Bazıları çok önce işte başladığı için artık alanlarında o kadar ilerideler ki bazen hani şey düşünüyoruz, onların gittiği yerlere gidemeyeceğimizi.
Onların yaptığı şeyleri yapamayacağımız hissi olabiliyor.
Hani ben daha çok mikro tarafta kaldığım için belki birçok insanın yapabileceği şeyleri yapıyorum.
Gidebileceği yerlerde konaklıyorum.
Daha yapılabilir şeyler olduğu için insanlar...
Belki kendilerini yakın hissetmiş olabilirler diye düşünüyorum.
Bir de ben bunu bir iş olarak görmüyorum.
Bir de iş olarak yapmıyorum. Benim hala hazırda kendi işim var para kazandığım.
Buradan bir para kazanma amacım da yok.
O yüzden paylaşımlarımı çok fazla bir şey düşünmeden, çok fazla insanlar görsün, beğensin, alsın, gitsin amacıyla yapmıyorum gerçekten.
Belki bu samimi geliyor olabilir.
Tadını çok beğendiğim bir şeyi gerçekten sadece insanlar yesin, onlar da bunu yaşasın diye paylaşıyorum.
Ya da gerçekten bu otel çok güvenli bakın pandemide ve oraya siz de rahatlıkla gidebilirsiniz.
Belki bu his geçiyor olabilir.
Çünkü artık insan şeyde düşünüyorlar.
Ya bu insan bunu gerçekten mi paylaşıyor?
Buradan para aldığı için mi paylaşıyor?
Ben de düşünüyorum çünkü bunları.
Onun belki etkisi olabilir diye kendimce...
Şu an öyle bir düşünecek map geldi.
Samimiyetin kesinlikle etkisi var bu arada bence Pınar.
Mesela benim de aldığım en açık yorumlardan bir tanesi podcast ile ilgili samimi olduğu, o yüzden daha çok dinlendiği ya da yapılan her şeyle alakalı.
Gördüğüm, gözlemlediğim kadarıyla paylaşılan postlarda da samimi olanlar, hani böyle kendi...
bazen kendi kırılganlıklarını dahi paylaşanlar daha çok etkileşim alıyor dediğin gibi.
Ben de mesela bir şeye çok reklam verdiğimde çok böyle dediğin gibi para kazanmak amacıyla olduğunda tabii ki orada bir emek var.
Hani karşısında o insanlar bu işi iş olarak yaptığında o emeğe de saygı duymak lazım ama bir yerde beni irite etmiyor değil açıkçası.
O yüzden evet muhtemelen senin de samimiyetin en büyük noktalardan biri olmuştur.
Ama şey dedin, Senin hali hazırda bir işin var.
Bunu para kazanmak için yapmıyorsun.
O zaman sen bunu gelecekteki işin olarak da mı düşünmüyorsun?
Yani kurumsal hayattaki işine devam mı etmek istiyorsun?
O şekilde mi ilerleyecek?
Nasıl olacak? Çok enteresan geliyor şu ana kadar.
Hiç böyle düşünen birini ben rastlamadım.
Herkesin bir Ege'ye kaçmak hayali var.
Herkesin yurt dışına yerleşip kurumsal hayatta kalacaksa orada çalışma hayali var.
Hep bir beyaz yakalı olmaktan kaçma isteği var herkeste.
Ama ben kurumsal hayatta yaptığım işi gerçekten çok seviyorum.
Şu anki mevcut işimde, daha öncekilerde de...
Zor ama keyifli bir iş yapıyorum.
Ben en azından yaptığım işten keyif alıyorum.
Yine benzer böyle iletişim, etkinlik, sosyal medya alanında çalışıyorum.
O yüzden hiç şeyim yok böyle.
Bu daha da büyüsün, tamamen benim işim olsun.
Ben atıyorum kendi işte minik bir ofisimi kurayım ya da home office bunu yürüteyim ve hayatım tamamıyla bunun üzerinden geçinmek üzerine kurulsun diye yola çıkmadım ve henüz oraya evrilmedim.
Belki ilerleyen zamanlarda bu olabilir ama şeyi seviyorum.
Gerçekten çalışma hayatını, ofiste olmayı, o iş ortamından keyif alan bir insanım.
Dediğim gibi bu çok benim rastladığım bir durum değil.
Ama ben onu da seviyorum.
Tabi diğerini yürütmek çok kolay olmuyor.
Ciddi mesai saatlerinde çalışıyoruz.
Bazen işlerimiz çok yoğun olabiliyor.
Özellikle etkinlik ve sosyal medya olduğu için saati olmayan bir işim var benim.
Buraya çok yeteri kadar emek veremiyorum, vakit ayıramıyorum.
Biraz üzüntüsünü yaşıyorum, onun farkındayım.
Ama şu an için böyle bir hayalim yok diyebilirim.
Ama ileride ne olur bilemem tabi.
Evet ama senin bu hayalin olmaması da aslında farklı bir hayal gibi geldi bana.
Çünkü hepimiz dediğin gibi böyle bir kaçayım, gideyim, edeyim, lanet olası beyaz yakalılık modunda.
Mesela sen bunu seviyorsun ve severek yapıyorsun.
Bu da galiba şeyden geliyor birazdan.
Yaptığın işi sevmek. İstediğin ya da ilgi duyduğun, senin yeteneğinle bağlantılı olan bir şeyi yapmaktır diye düşünüyorum.
Doğru mu düşünüyorum? Kesinlikle öyle.
Çünkü şey dediğim gibi yaptığım işten keyif alıyorum.
Onu mesai saati dışında yaparken de hiç niye yaptım diye dediğim gibi sadece şu anki işim için konuşmuyorum.
Hep çok keyif alarak çalıştım.
Hatta arkadaşlarım böyle bunları da çok yansıtırdım sosyal medyaya.
Tabii şu an şöyle bir kötülük var.
Kişisel hesabım varken özel hayatımı daha çok koyabiliyordum.
Ama şu an insanın daha çok takipçisi olunca özel hayatımı o kadar koyamıyorum sosyal medya ortamında.
Hep arkadaşlarım şey derdi sen ne güzel işler yapıyorsun.
Keşke biz de senin gibi çalışabilsek.
Aslında çok stresli işim.
Yani çok iş gibi stresli.
Ama dediğim gibi ben keyif alıyorum.
Şeyi de seviyorum. İnsanlarla olmayı da çok seven biriyim ben.
İnsanlarla vakit geçirmekten besleniyorum.
Gezme motivasyonu da var ama ben çok insan olmayan bir...
ortamda durabilecek biri de değilim.
Ondan mutlu da olmuyorum. Hani ofiste de böyle birçok insan var.
Takım çalışması var. Bunlar da beni mutlu ediyor.
Yani benim tek başıma kendi işimi yaptığım bir düzen bana o kadar da mutluluk verici gelmiyor mesela.
Çok ilginç.
Evet. Yani ilginç değil aslında.
Tabii ki herkesin farklı düşünceleri, farklı istekleri, farklı beklentileri var.
Ben tam ters olduğum için belki.
O kadar mutluyum ki şu an evden çalıştığım için.
Benim ofisim çok uzak belki de.
O yolda harcadığım vakitten dolayı kazancım var şu an.
O da beni mutlu ediyor olabilir. Ya da pijamalarımla yatağım içinde çalışmak da beni mutlu ediyor olabilir.
Ama evet çok güzel.
Peki şimdi yavaş yavaş sana gelelim diyeceğim.
Böyle kapatmaya yakın. Sana değişik bir soru soracağım.
Normalde ben hep böyle tavsiye soruyorum ama.
Sana soracağım. Hadi diyelim ki tavsiye niteliğinde olsun ama madem çok gezen çok yer.
Sen bize böyle en çok sevdiğin, en çok beğendiğin yemekler nerede, ne yemeliyiz, neler böyle senin top listende neler var?
Bunu ben merak ettim bu kadar çok yemeği seven bir insan olarak.
Mesela Paris'te antrikotçu var.
Çok meşhur. Şu an bunu Fransızca telaffuz edemeyeceğim.
Ama hep şeyi hayal ediyorum mesela.
Bir kez daha Paris'e gidip onu yemeyi.
Hani Paris'e gidip Eyfel'i görmek de hayalim.
Ama bir daha Paris'e gidersem mesela onu tekrar yiyeceğimi biliyor olmak da beni çok mutlu ediyor.
Onun dışında hamburger çok severim ben.
Birkaç böyle İstanbul'da sevdiğim hamburgerci var.
Sokak lezzetleri var.
İsim vereyim mi? Bilemedim soruyu nasıl cevaplayacağımı.
Onlardan bir şey olmaz.
Onlara link verdirdin.
Bunlar için bana yazın. Hamburger hepinleri kaydırın diyormuşum.
Yurt dışında peki şey var mıydı böyle yiyip de aman tanrım bu hani Türkiye'de yok ya da bu çok güzel bir şeymiş.
Ben nasıl daha önce bunu yemediğim bir şey yemedim dediğin şey.
Düşünüyorum ne var diye.
Ama şu an bir anda aklıma gelmedi sanki.
Bir gözden geçiriyorum. Küba'da, Küba böyle hiç mutfağıyla meşhur bir yer değildir aslında.
Ve herkes tüm bloglarda işte Küba'ya gittik yiyecek hiçbir şey bulamadık derler.
Robevieja diye tam doğru telaffuz edemeyebilirim.
Bir yemekleri var. Böyle haşlanmış et, tiftik tiftik yapıyorlar onu.
Böyle soğanlı ve domatesli.
Biz şöyle gezdik Küba'da onu ilk yedikten sonra.
Her restorana menüsüne baktık.
Ve o yemek varsa oturdu.
Mesela evde de onu, çok güzel ben et, sebze her türlü şeyi seven insanım.
O çok lezzetli bir et yemeğiydi.
Ve döndükten sonra da ben işte onun tariflerini internetten buldum.
Arada sırada yapıyorum. O çok lezzetliydi.
Orada çok fazla yiyecek bir şey de olmadığı için hani biraz böyle sürekli onu yemek için araştırdı.
Çok değişik. Ben de hiç Cuba diyeceğini beklememiştim açıkçası.
Ama evet değişik.
İşte şey yani çok daha lezzetli şeyler mutlaka yemişimdir diye düşünüyorum farklı.
Mesela İtalya'ya gittim İtalya'daki makarna pizza ama onlar burada da hep olan şeylerdi.
Oralar bize uzak bir kültür olduğu için daha farklı geliyor.
Hani onu burada bulmanız da çok kolay olmuyor.
Hani Türkiye'de İtalyan restoranı bulabiliyoruz çok benzer olan.
Ama belki de hani...
Onu tekrar yemeyeceğim bildiğim için ya da burada öyle bir şey olmadığı için de o bende böyle hem beynimde, zihnimde hem de tabağımda kalmış olabilir diye düşünüyorum.
Evet, kesinlikle olabilir.
Evet, şu anda benim işlem başladı.
Zaten tam akşam yemeğim geldi.
Bunar'cığım çok teşekkür ederim.
Çok keyifli bir sohbet oldu.
Ben teşekkür ediyorum.
Valla yarım saat oldu nasıl geçtiğini anlamadım.
Çok güzel geldi bana da.
Şu an gezemiyorken bunları konuşmak, böyle hatırlamak o zamanları ayrı bir keyif verdi gerçekten.
Evet, gezemiyorken bol bol fotoğraflara bakıp hayal kurmaca.
Ondan sonra bir sonraki adımı dört gözle beklemece.
Benim için de aynısı geçerli. Evet, yani bol bol plan yapmak güzel.
Fotoğraflara bakmak, o günlere dönmek.
Bazı insanlar bunları yapacak üzülüyor ve sinirleniyor ama bunlar böyle bir motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum bir yandan.
O yüzden bir sonraki için yapacak şeylere hazırlık yapmak güzel bence bu dönemde.
Aynen öyle. Peki o zaman seni serbest bırakıyorum yavaş yavaş.
Böyle kapatalım. Görüşmek üzere.
Kendine çok iyi bak. Görüşürüz.
Çok teşekkürler tekrardan davetin için.
Gerçi Güzel Hayaller'in sonuna geldik.
Eğer ki yeni gelişmelerden ve diğer ilham verici hikayelerden haberdar olmak istiyorsanız abone olmayı ve Instagram'da Gerçi Güzel Hayaller hesabını takip etmeyi unutmayın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
