
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Adam Grant'ın Almak ve Vermek kitabını okurken aydınlandığım bir anı mikrofona taşıdım. Çevre oluşturken samimi ve otantik benliğimizi koruyarak nasıl yapacağımızdan bahsettim.Bu bölümde neler var? Networking nedir ne değildir? Networking'in sosyal ve profesyonel hayatımızda yeri rakamlarla networking ile iş bulma arasındaki ilişki çok severek yaptığım işimi kurmama networking nasıl yardımcı oldu? Kitap önerileriBahsettiğim kendine uygun işi bulmak ile ilgili bölüm burada!
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu hafta bana yakın çevremden gelen isteklerden bir tanesini mikrofona taşıyorum.
Networking. Yakın çevremin şöyle bir görüşü var.
Derler ki senin çok iyi sosyal ve profesyonel bir ağın var ve bu ağı nasıl oluşturduğunu podcast'te anlatmalısın.
Ben de diyorum ki tamam anlatayım.
Ama ben networking yapmaktan nefret eden bir insanım.
Yani o kadar ki ofise geldiğimde insan görmekten tırım tırım kaçıyorum.
Bu sebeple zaten ofise gelmiyorum.
Evden çalışmak dünyanın en güzel şeyi.
Geldiğimde de kendi takım arkadaşlarım dışında kimseyle muhatap olmamak için bir köşeye siniyorum.
Ve gerçekten bütün gün kalkmıyorum oradan yemek dışında.
Ve tabii ki çok samimi arkadaşlarımla kahve molası vermek dışında.
Hatta bu yurt dışına ya da şehir dışına gidilen şirket organizasyonları, aktiviteleri, toplantıları var ya.
Sizce ben o toplantılarda ne yapıyorum?
Gün sonunda toplantı bitiyor.
Koşar adımlarla odama gidiyorum.
Tek başıma böyle kendi kendime takılıyorum.
Boş duvara bakıyorum. Ya da böyle küveti dolduruyorum.
Ya da aynı benim gibi olan arkadaşlarımla beraber böyle ördek yavrusu gibi beraber takılıyoruz.
Bütün gece odada vakit geçiriyoruz.
Gerçekten bunu yapıyorum. O yüzden network yapmayı sevmeyen ama iyi bir networki olan biri olarak bu konuyu neresinden tutacağımı bilemediğimden şu zamana kadar bu bölümü çekmedim.
Ta ki Adam Grant'ın Almak ve Vermek isimli kitabını okuyana kadar.
Çünkü orada networking isimli bir bölüm vardı.
Ciddi anlamda aydınlanmama sebep oldu.
Ve bugün burada samimiyetimizi bozmadan, olduğumuz halimizle, otantistemizi kaybetmeden nasıl network yapabiliriz biraz da bu konudan bahsetmek istiyorum.
Ama buraya geçmeden önce networking neden önemli?
Yani bunu yapmasak ne olur, ne kaybederiz, yaparsak ne kazanırız?
Bundan da bahsetmekte çok büyük fayda var.
Bilenleriniz vardır. Ben profesyonel bir koçum.
Yaşam koçluğu ve kariyer koçluğu yapıyorum.
Ve çoğu zaman danışanlarım alanlarında uzman olsalar da ya da çok iyi olsalar da doğru şekilde iş aramadıkları ve geleneksel yöntemlerle iş arama süreçlerini yönettikleri için iş
bulma süreçlerinde çok uzun sürdüğünü görebiliyorum ya da kendi işini kurmada da aynı şey geçerli.
Ve şuna gönülden inanıyorum.
İş arama kendi başına bir iştir.
Gerçekten bir mesai gerektirir.
Ve eğer kariyer değişikliği düşünüyorsanız bu süreci de planlı, stratejik ve doğru bir şekilde yönetmeniz lazım.
Hatta size şöyle bir şey söyleyeyim.
İş arama sürecinizin %25'ini araştırmaya, %20'sini kendi kişisel marka yönetiminize, %5'ini iş arama portallarına LinkedIn olur, Kariyer
.net bilmiyorum kullanıyorsanız ve %50'sinde networking'i ayırmanız gerekiyor.
Biliyor muydunuz bunu? Emine saçmaladın şu an diyor olabilirsiniz ama neden böyle diyorum?
Çünkü istediğiniz pozisyonlar hiç yayınlanmayabilir ve içeriden dolduruluyor olabilir.
Sadece referansa dolduruluyor olabilir.
Hotspot ve CNBC'nin araştırmaları var bu konuda ve pozisyonların %85'i referans yani network üzerinden dolduruluyormuş.
Ve pozisyonların %70'i de hiçbir zaman kariyer portallarında yayınlanmıyor ve networking aracılığıyla kapatılıyor.
Bu illa kurumsal işler için değil, kendi işinizi kurma yolunda bile olsanız size destek olacak, evrak işlerinde yol gösterecek ya da size müşteri bulacak, çevrenizi geliştirecek bir network'e ihtiyacınız
var değil mi? Böyle bir ağa ihtiyacınız var.
10 seneyi geçkin çalışma hayatımda bulunduğum her şirkette de bu oran inanın çok benzerdi.
Şirketlerin referans sistemlerinin olması da bunu teşvik eden ve onaylayan bir şey zaten.
Bilirsiniz büyük firmaların şöyle bir şeyi vardır arkadaşını öneren sistemi.
Sizin çalışmak istediğiniz şirkette böyle bir sistem varsa referans sistemi ve arkadaşınız önerirse o referans edilen kişi.
önceliklendirilir. Bu sistemin olmadığı şirketlerde de zaten elden CV verme diye bir kavram var bilirsiniz.
Bu kavrama çok aşinasınızdır eğer kurumsal dünyada çalışıyorsanız.
Mesela ben de bundan bir önceki işimi bir arkadaşımın arkadaşının Erkek arkadaşının beni açık bir pozisyona referans etmesiyle almıştım.
Düşünün. Neden? Çünkü şirketlerin kendi çalışanlarının önerdiği aday çoğu zaman ya daha uygun oluyor ya da daha kolay güvenildiği için daha fazla şans veriliyor.
Kendinizden pay biçin bir doktora, terapiste ya da hizmet alacağınız bir şeye ihtiyacınız olduğunda ilk çevrenizdekilere sormuyor musunuz?
Önerdiğiniz biri var mı?
Güvenilir biri var mı diye sormuyor musunuz?
Bu çok doğal değil mi? Yani insanlar öncelikle tanıdıkları ve güvendikleri kişilerle iş yapmak isterler.
Her alanda geçerlidir bu.
Bu referans sisteminin iyi işlemesinin...
Diğer bir tarafında da şu var.
Siz diyelim ki bir iş başvurusu yapıyorsunuz ama o işe başvurduğunuz platformdan binlerce yüzlerce insan başvuruyor olabilir.
Ve bu sizin elenmenizi çok zor kılıyor.
Çünkü sadece insan kaynakları bakmıyor sizin CV'nize.
Bunun takım müdürü de bakıyor direktör de bakıyor birden fazla insanın görüşü alınıyor gibi gibi böyle uğraşmalı şeyler.
Ama sizin network'ünüz sayesinde o elden giden CV'niz sizi...
çok daha küçük bir havuzun önerilen kişisi yapıyor.
O yüzden de networking ile iş bulma oranları daha yüksek.
Daha geniş ve daha güçlü bir network daha hızlı iş teklifi alma süresini bir ile üç ay arası kısaltıyormuş.
Araştırmalar böyle diyor. Hatırlıyorum ben Dublin'e ilk geldiğimde ilk sene networking organizasyonları olurdu.
Şirketler, firmalar aday bulabilmek için networking organizasyonları düzenlerdi.
Ve böyle akşamları işte içkiler, eğlenceler, pizzalar, yemekler falan olurdu.
kişiyle tanışırdık, birbirimize CV'lerimizi verirdik ya da o şirkette çalışan insanlar bize şirketi anlatırdı, biz kendimizi anlatırdık gibi gibi.
Ama tüm bu anlattıklarıma rağmen en çok adlanılan iş arama aracı da networkingdir.
Çünkü ya nasıl yapacağımızı bilmiyoruz ya da bu işi çoğu zaman zihnimizde yanlış kodluyoruz.
Özellikle referans ile işe alınma durumu torpil ile de eşleştirilebiliyor.
Tabi ki burada insanların böyle bir düşüncesi olması kendilerinin suçu değil.
Çünkü gerçekten torpil ile işe alımlar oluyor olmuyor değil ve kötü bir imaj bırakıyor bizde.
Yani bunları yaşadık değil mi?
Ama networking torpil demek değil işte networking gerçekten stratejik bir şekilde sizin kendinize profesyonel ve sosyal bir ağ oluşturmanız sadece kurumsal anlamda düşünmeyin bunu kurumsal yaşamın dışında
da olsanız hayatınızı kolaylaştırmak için bir şeylere daha kolay ulaşabilmek için ya da anlamlı ilişkiler inşa edebilmek için bence.
Bir ağ, bir çevre oluşturmak önemli.
Ama şunu da unutmayın. İletişime geçtiğiniz çoğu insan yardımcı olmak istiyor sizi.
Ben mesela bu ikinci işime adım atmadan önce nereden başlayacağımı bilmediğim bir noktadaydım.
Ve benimle aynı yoldan geçmiş insanları LinkedIn'den bulup arama çubuğundan ilgili böyle anahtar kelimelerle aratıp...
bulup onlara açıklamıştım ben böyle böyle bir yola girdim buna ilgim var görüyorum ki sen de benimle aynı yoldan geçmişsin uygun bir zamanın olursa bana vereceğin tavsiyen olur mu ya da vaktin varsa gerçekten
bir 15 dakikalık zoom görüşmesi yapmayı çok isterim diye inanın mesaj attığım 10 kişiden 8'i çok da olumlu bir şekilde döndü.
O yüzden bu tarz mesajlardan çekinmeyin.
Çünkü insanlar yardımcı olmak istiyor.
Çorbada bir tuzu olsun, bir katkısı olsun istiyor.
Tabii burada nasıl bir dille iletişime geçtiğinizin de çok büyük bir önemi var.
Mesela ben şu an kurumsal taraftaki işim gereği bu tarz mail ve mesajları çok alıyorum.
Ve inanın herkese elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum.
Kendini güzel ifade edebilen, yolculuğunu anlatan, neden benimle iletişime geçtiğini ve nasıl bir destek...
siteye ihtiyacı olduğunu spesifik bir şekilde anlatan kişilere öncelik tanıyorum.
Yine bu mantıkta kendi işinizi kuruyorsanız da yine bu ağızdan ağıza pazarlama dediğimiz yayılma yolu da geçerli.
Çünkü diyelim ki bir web sitesi tasarlıyorsunuz siz ve işinizi nasıl bulacaksınız?
Çevreniz sayesinde. Çünkü insanlar şunu diyor.
Yahu benim bir web sitesine ihtiyacım var.
Tanıdığınız güvenilir biri var mı?
Aa evet Ayşe vardı, dur ben sana onun numarasını vereyim.
Bu işler gerçekten de böyle ilerliyor.
Yani çok ilginç, teknoloji çağındayız ama hala daha böyle.
Yakın zamanda evimi taşıdım ve benim yan komşum da...
Koçmuş, yönetici koçluğu yapıyormuş.
Ben de şey dedim, ben burada yeniyim ve gerçekten bu işler burada nasıl ilerliyor bilmiyorum.
Bana birazcık bilgi verir misin?
Yani ne oluyor, ne bitiyor, ne yapmam lazım?
Kadının tek dediği bir şey vardı.
Networking tamamen tanıdık üzerinden yürüyor.
Peki dedim 21.
yüzyıldayız ama tamam o da olur.
Uzun bir sürede bu işler böyle gidecekmiş gibidir.
Ama şimdi eğer derseniz Emine en başta Adam Grant'ın kitabından ve bir aydınlanmandan bahsetmiştin.
Haydi sadete gel diye hemen gelelim.
Şöyle ki Adam Grant'ın bu almak ve vermek kitabında bahsettiği 3 çeşit insan var.
Vericiler, alıcılar ve eşitlikçiler.
Adam Grant kişiler arası iletişimi bu 3 dinamik üzerinde kurguluyor.
Ve diyor ki verici insanlar anlık geri dönüş beklemeksizin ya da karşılık beklemeksizin diğer insanlara yardım etme eğiliminde olan kişilerdir.
O senin mevcut arkadaşınmış, tanıdığınmış ya da yeni tanıştığın kişiymiş.
Bunun ayrımına bakmadan bir sohbet esnasında konu hakkında bilgisi varsa hemen bu bilgiyi paylaşır, desteğini sunar ya da yardım sağlar.
Yani bu insanlar biraz daha fayda yaratmaya, değer yaratmaya, insanlara destek olmaya odaklı kişilerdir.
O yüzden de insanlar üzerinde pozitif etki bırakırlar ve bıraktıkları bu pozitif etki...
Yeri geldiğinde yol, su, elektrik olarak onlara geri döner.
Neden? Çünkü bu kişiler karşı tarafa değer katıyor, güven veriyor, iyi niyetli olduğunu hissettiriyor.
İşte böyle zaman içinde verdikleri iyi niyetli destekler de güzel bir network ile yeri geldiğinde onlara yol, su, elektrik olarak geri dönüyor uzun lafın kısası.
İşte benimle aydınlandığım nokta tam olarak burası oldu.
Ben tam bir verici olduğumun farkında değildim.
Benim için bilgiyi paylaşmak, değer yaratmak, insanlara yardımcı olmak çok önemli.
Öz değerlerimin arasında olan şeyler.
Ve bunu yaparken bir çevre ve kredibilite oluşturduğumun farkında değildim bu kitabı okuyana kadar.
Ama şöyle dönüp geçmişime baktığımda gerçekten gerek kurumsal gerek sosyal çevremi bu şekilde oluşturduğumu çok net görebiliyorum.
Hatta size çok yakın zamandan bir örnek vereyim.
Geçtiğimiz sene biz Las Vegas'a gitmiştik.
7000. kişinin olduğu bir toplantı.
Yani bırakın insanlarla tanışmayı konuşmayı insan görmekten tiksiniyorum.
Böyle kaçıyorum. Duvarlara bakmak istiyorum sadece.
O kadar. Ve bir gün böyle akşam Takımlar stand açmış.
Her takım kendi standını açmış.
Amerika'daki wellness direktör, bizim bütün wellness organizasyonlarının başındaki adam da orada standlardan bir tanesinde duruyor.
Ve ben de tesadüfen müdürümle yürürken o standa denk geldik.
Tabi bu esnada ben...
Şirkette olduğum bir sene boyunca hep gönüllü olarak mindfulness eğitimleri veriyorum, stres yönetimi workshopları yapıyorum, zaman yönetimi grup koçlukları veriyorum, soft skills eğitimleri, meditasyon
serileri falan. Burada kendi kendine oluşmuş bir markam var ama dediğim gibi bunu bilinçli yapmadım.
Sadece ben bu konuda uzmanım, yardımcı olurum diyorum.
Birisine yapıyorum ve diğeri diyor ki ya biz Emine'yle çok güzel bir workshop yaptık.
Böyle bir şeye ihtiyacınız varsa diye.
Soranlar artık hep bana geliyor.
Böyle bir markam oluşmuş.
Bu işlerin başındaki adam da orada dediğim gibi.
Ben tanıştım ama...
Şöyle bir kişiliğim yok ben bunları bunları yapıyorum biliyor musunuz ben bu kadar iyiyim falan böyle bir şey diyebilecek bir tip kesinlikle değilim.
O arada müdürüm sağ olsun çok çevik bir insandır kendisi hemen atladı dedi ki Emine bizim Dublin merkez ofiste wellness şampiyonumuz inanılmaz güzel işler çıkarıyor hazır buradayken kesin bir
kahve için siz. Şimdi laf ağızdan çıktı bir kere adam da aa tabii süper olur falan dedi.
Ben de ertesi gün için davet attım sabah.
Ama nasıl uykusuzum zaten saat farkı beni mahvetmiş.
İçimden diyorum ki inşallah çok fazla saçmalamam.
Yani saçmalayacağıma çok eminim ama çok fazla saçmalamam.
Çünkü uykusuzluk bende sarhoşluk etkisi yaratıyor arkadaşlar.
Sonuç olarak ben oraya gittim.
20 dakikalık bir kafe keçap kahve buluşması yapacaktık.
Ama toplam 2,5 saat geçirdik.
inanılmaz derecede elektriğimiz tuttu ben aklımdaki bütün fikirleri ona anlattım hali hazırda neler yaptığımı neler yapabileceğimizi bir önceki şirketimde olup burada olmayan ama buraya
da uygulayabileceğimiz çalışanların daha fazla faydalanabileceği her şeyi böyle bayağı beyin fırtınası yaptık beraber okuduğumuz kitaplar benzer çıktı ilgi alanlarımız zaten belli derken bu adamcağız bana dedi
ki ben eğer seni bu konuda Ön plana çıkartırsam tüm bu yaptıklarını global seviyede, diğer ofislerde de ve üst yönetime de yapar mısın?
Beni tahmin edebilir misiniz?
Böyle kalbim ağzımdan çıkacak, vücudumdaki adrenalinin seviyesi tavan yapmış durumda.
Dedim ki tabii ki yaparım.
Sen şu an kör birine iki tane göz ister misin diye soruyorsun.
Sonra bana planlarından bahsetti ve bana ileride açılacak bir pozisyon hatta bir departman için iş teklif etti.
Bu iki buçuk saatin sonunda...
Ben odama gidip uyumayı planlıyordum tabii ondan sonraki o görüşmemizden sonra ama heyecandan o kadar ayıldım ki asla uyuyamıyorum.
Kankime, kardeşime, anneme herkese ses kaydatıyor böyle böyle oldu böyle böyle oldu diye.
Nitekim o görüşmenin üzerinden bir sene geçti ve ben...
Şu an hem bulunduğum şirkete hem de şirket dışında inanılmaz severek eğitmenlik ve koştuk yapıyorum.
Adamcağız da dediği her şeyi, her sözü tuttu.
Ve şu an beraber çok güzel çalışıyoruz.
Sonra düşündüm, benim mindfulness eğitmenliğine başlamam da benzerdi.
Bundan bir önceki şirketimde meditasyon dersine katılmıştım, böyle görmüştüm.
Sonra eğitmene gidip dedim ki, ya siz tek başınasınız, benim bu konuda ilgim var, gelip size yardım edeyim.
Ondan sonra adamcağız da dedi ki tabii ki sonra benim mindfulness takımıyla tanıştırdığı, eğitim almamı sağladığı, global seviyede meditasyon eğitmenliği yapmaya başladığım, ondan sonra workshoplar vermeye başladım falan derken
bunlar böyle ilerledi.
Ve kendi işimde Türkiye'de verdiğim kurumsal eğitimlerimde podcast sayesinde oluşturduğum network'ümden geliyor mesela.
Çok ilginç değil mi? Ve bu network'lerin hepsinde kendim olduğum...
Konuşmaktan, paylaşmaktan zevk aldığım konuları tartıştığım bu bilgileri paylaştığım için.
Demem o ki networking eğer doğru ve içten yaparsanız çıkarcı ya da samimiyetsiz olmaktan ziyade insanı zenginleştiren, farklı kapılar açan ve anlamlı ilişkiler kurduran
bir aktivite olabilir.
Tamamen sizin bakış açınıza ve hayatınızdaki uygulama şeklinize bağlı.
Tabi sadece sizin değil etkileşimde olduğunuz kişilerin ilgi alanlarını gözlemlemek ve samimi şekilde soru sormak da...
Çünkü insanlar kendileri için değerli olan bir şeyi paylaşmaktan mutluluk da duyuyor.
Bunu neden söylüyorum? Çünkü networking kısmına yeni başlıyorsanız eğer kendi ilgi alanınızı paylaşmak istemezseniz, çekinirseniz ya da benim paylaşacağım ilgi alanım yok diyebilirsiniz ki eminim
vardır ama karşı tarafa soru sorup iyi bir dinleyici olarak da başlayabilirsiniz.
Son olarak da... 10 senelik tecrübesi olan kariyer koçu Selin Yetimoğlu'na bu konudaki önerilerini sordum ve bize şu kitapları önerdi.
Ertuğrul Belen, Networking, Tanıma, Tanıştırma ve Tanınma Sanatı.
LinkedIn ile Networking, Asla Yalnız Yemem.
Kendisiyle sevdiğimiz işi yapmak üzerine de çektiğimiz çok çok çok güzel bir bölümümüz var.
Onu da dinlemek isterseniz diye açıklamalara bırakırım.
Umarım bugünkü bölüm Networking ile alakalı.
Birazcık daha bakış açınızı değiştirebilmiştir eğer bunu samimiyetsiz ve çıkarcı olarak görenlerdenseniz ve bunun kıymetini anlatabilmiştir.
Unutmayın verdiğim rakamları iş arama sürecindeki size olan desteğini kendi işinizi kurma sürecinde size olan desteğini.
Unutmayın ki gerek iş ararken, gerek kendi işinizi kurarken, gerek farklı şeylerde her zaman çevrenizden faydalanıyorsunuz.
İyi bir çevrenizin olması gerçekten çok kıymetli, çok önemli, çok değerli.
Biliyorsunuz çünkü biz sosyal varlıklarız, sosyal hayvanlarız, insan ilişkilerine muhtacız.
Deyip daha fazla uzatmıyorum.
Benden bugünlük bu kadar.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
