
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sezon finalimizde Gezgin Kadınlar Platformu'nun kurucusu Cemre Nur Meleke az bilinen yönü spiritüel yaşam koçu kimliğiyle bizlere hayalini kurduğumuz ilişkiyi ve hayatımıza bolluk bereketi nasıl davet edeceğimize dair ipuçları verirken, kalıplaşmış düşüncelerimiz ve ego kodlarımızdan nasıl kurtulacağımızı paylaştı.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Hoş geldiniz.
Bugün bizim son bölümümüz yani sezon finalimiz.
Ve sezon finaline yakışır çok güzel bir konuğumuz var.
Gezgin Kadınların kurucusu Cemre Nur.
Meleke bizimle olacak. Ama biz her yerde konuştuklarının aksine Cemre'nin seyahat hayatından ya da bu seyahat komünitesi nasıl kurduğundan değil, onun çok da bilinmeyen yaşam koçluğu tarafına ve
yaratım ve şifa dahilinde ilişkileri nasıl iyileştirdiğine dair konuşacağız.
Cemre'cim hoş geldin.
Hoş bulduk.
Çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim vaktini ayırdığın için.
Ve gerçekten çok heyecanlıyım bu arada.
Çünkü benim de çok ilgimi çeken bir konu üzerine konuşacağız.
Hem ilişkiler hem bunun yaratımı hem ilişkileri şifalandırma.
Neler çıkacak bu sohbetten çok merak ediyorum.
Ben de heyecanlıyım.
Seni Gevzin Kadınlar'dan tanıyorum.
Böyle güzel bir platform oluşturduğum için de seni tebrik ediyorum bu arada podcast'ta.
Beni de ilk katıldım yayın podcast alanında.
O zaman hemen vakit kaybetmeden başlayalım.
Şimdi insanoğlu olarak tabii ki de hepimizin bir sevme, sevilme, güzel bir şekilde bir ilişkide mutlu olma ihtiyacı var.
Ve buna istinaden bir ilişkiye başlıyoruz, ilketi yönetiyoruz, bazen yönetemiyoruz.
Ve bu yönetemememizin altındaki sebebin de ben aslında eskiden sırtımızda getirdiğimiz yükler, bir önceki tecrübelerimiz ya da bazı ego kodlarımız olduğunu düşünüyorum.
O yüzden hazır senin bulmuşken de, gücü dahilinde bu ego kodlarını ve onları nasıl yönetebileceğimizi sormak istiyorum açıkçası.
Sürekli diyelim ki aldatan erkeklerle karşılaşıyorsun.
Ve her seferinde şunu umuyorsun.
Okey bu başka biri olacak.
Bu başka bir başka türlü bir ilişki olacak.
İşte bu sefer iyi olacak vs.
vs. Ama her seferinde aynı oluyor diyelim ki.
Şimdi burada demek ki burayı çalıştıran bir şey var.
Senin demek ki burada bir altta inancın var.
Benim karşıma böyle erkekler çıkıyor diye bir kodun var.
Şimdi sen bunun farkında olmadan, sen bunu değiştirmeden mümkün değil.
Yani sıfır ihtimal, yüzde sıfır ihtimal senin karşına istediğin gibi biri çıksın.
Şimdi dolayısıyla senin o kodu değiştirebilmen için, senin karşına istediğin gibi bir adamın çıkabilmesi için önce bir farkında olman gerekiyor.
Yoksa yani kapılıp gidiyoruz o şeyin içine.
Bu sefer karşımıza çıkanlar hasbelkader oluyor.
Bir şeyler yaşıyorsun, şans istiyorsun, tesadüf istiyorsun ama aslında öyle bir şey yok.
İki taraflı enerjilerin birleşmesinden oluşuyor bir ilişki.
Onunla alakalı şöyle bir araştırma var zaten hani mesela babası alkol problemi olan kızların tekrardan alkol problemi olan birileriyle birlikte olması.
Öyle insanlarla evlenmesi.
O da psikolojide şöyle açıklanıyor aslında.
Çünkü sen onunla baş etmeyi biliyorsun.
Yani o senin aslında alışkın olduğun ve onun nasıl idare edeceğini bildiğin bir nokta.
Ama ve lakin sıfırdan yeni bir şey geldiğinde bilinçaltında onunla nasıl baş edeceğini bilmiyorsun.
Çok değişik bir örnek vereyim sana burada.
Ben mesela hep seni diyordum babama.
Asla ve asla senin gibi bir insan istemiyorum hayatımda.
İşte evleneceğim en son erkek tipi senin tipin olur falan diyordum.
Babam da diyordu ki sen beni öp de başına koy.
Ondan sonra benim şimdiki partnerim, iki senedir beraberiz ve yani en başta baktığımda babamla hiçbir alakası yok.
Sonradan yavaş yavaş ortak noktalar fark etmeye başladım.
Ne bu ortak noktalar?
İşte babam kadar cömert.
Bu çok hoşuma gitti tamam mı?
İnanılmaz cömert. Ne güzel.
Gezmeyi seviyor, yeni şeyler keşfetmeyi seviyor, yemek yapmayı seviyor.
Muhteşem. Olumlu yanların hepsi burada.
Olumsuz yanları çok görmemiştim.
Ta ki ben böyle kendimle alakalı kendimi sorguladığım o küçüklükten gelen kodları sorguladığım bir dönem geçirene kadar.
Sonra ne oldu? Öyle bir an oldu ki Cemre.
Konuşuyorduk. Bana babam gibi hitap etmedi.
Herhangi bir şey söylemedi ama tavrı, mimikleri hatta vücut dili bana öyle bir hissettirdi ki.
Küçükken babamın Benim kodlarımın oluşmasında faydası da demeyeyim, zararı olan şeyi.
Ve ben şöyle dedim, sen orada bir dur.
Bence dediğin çok doğru.
O kodlarımızdan dolayı belki de benzer insanlara gidiyoruz.
Tabii, kesinlikle.
Bahsettiğin şey aslında güvenli bölge dediğimiz alan.
Hani şeyi çok güzel söyledin, alışık olduğumuz durum.
Çünkü bilinçaltı...
bize gelen yeni bilgilerden kendisiyle uyumlu olanları alıyor.
Kendisiyle uyumsuz olanları reddediyor.
Dolayısıyla bilinçaltındaki kodu değiştirmeden yeni bir şey gelmesi pek bir şey ifade etmiyor aslında.
Çünkü almayacak. Hani sadece bilimsel açıklamada işte şiddet, seks ve ölüm.
Üç tane bilgiden gelen şeyi direkt alıyor bilinçaltı ki zaten reklamlarda ve filmlerde Bu üç unsur çok kullanılıyor bilinçaltında işlesin diye.
Başka yeni gelen bilgiyi kendiyle uyuşmuyorsa almıyor.
Şimdi bunu bildiğin zaman aslında başına gelenleri, hayatta başına gelenleri açıklamak da kolay oluyor.
Bir nevi hayatının kontrolünü eline almış oluyorsun aslında.
Hani o hasbelkader yaşamaktan ziyade aman işte yuvarlanıp gidiyoruz demekten ziyade gerçekten bir saniye bu neden benim başıma...
Geliyor demekten ziyade yani kurban gibi hissetmek değil.
Bunu nasıl dönüştürebilirim?
Evrende olan, yaşanan hiçbir duyguyu, hiçbir olayı silemezsin.
Değil mi? Yani böyle bir şey mümkün değil.
Ben bunu yaşadım. Ben bu duyguyu hissettim.
Peki okey, silemezsem ne yapacağım?
Yani bunu unutmak istiyorum.
O zaman dönüştürebilirsin o şeyi.
Yani işte bilinçaltı temizliğidir ne bileyim bu tarz şeylere ben inanmıyorum.
Yani bu tarz şeyler zaten gerçek olsaydı gider herkes bunu yaptırır.
Biz şu anda cebelleşiyoruz bilinçaltımızda.
Ve şöyle bir durum var aslında burada.
03 yaş arası özellikle bu kodlar daha aktif bir şekilde oluşmaya başladığı için ve biz bunları hatırlamadığımız için değiştirmek birazcık zor olabiliyor.
Yani mesela...
Diyorsun ki diyelim tripofobim var mesela benim var.
Şimdi ben bunun nereden geldiğini bilmiyorum.
Delikli şeylere bakınca böyle bir şey hissediyorsun.
Bakamıyorsun, garip hissediyorsun.
Ya da böyle nasıl anlatayım?
Evet mesela elin soyulur diyelim ki böyle nokta nokta olur ya.
Ya da böyle köpük yaptığında nokta nokta olur.
Mesela ben o şeylere bakınca kendimi böyle şey hissediyorum.
Çok böyle gergin bakmak istemiyorum.
Bunun böyle bir adı varmış.
Nereden geliyor olabilir? Daha derinine indiğinde bazı araştırmalar şunu söylüyor mesela.
Diyelim ailende olmayabilir ama senin atalarında çok eskilerde yüzü yanmış veya işte teni yanmış birisi varsa ve bunu kod olarak bu
sana kadar sana kuşaklara kadar taşımışsa senin böyle bir şeyin olabilir diyorlar mesela.
Yani şimdi baktığın zaman şunu demek istiyorum.
Sadece 0-3 yaşta değil bir de bizim genetik kodlarımız da var aslında.
Oraya girmeden o çok derin bir konu.
Çok da merak ettiğim bir konu.
Ama oraya girmeden bu az önce şeyden bahsediyorduk ya yaşadığımız şeyleri değiştiremeyiz ama dönüştürebiliriz diye.
O dönüştürme kısmı bir uzman gözüyle nasıl yapabiliriz?
Neler o yaşadığımız şeyleri dönüştürüp bizim aslında farkındalığımızı arttırabilir?
Ben onu soracağım sana. Ama ve lakin genetik kodlarla alakalı bence ayrı bir bölümde böyle konuşalım.
Çünkü ben de şeye de gitmişliğim var.
Aile dizimine de gitmiştim.
Mesela çok merak ettim. Orada da çok değişik aydınlanmalar yaşamıştım.
O yüzden o böyle çok geniş bir konu gibi geliyor bana.
Ama o dönüştürme kısmında Neler yapabiliriz biz?
Şöyle bir örnekle açıklayalım.
Mesela para üzerinden gidelim, bereket çalışması üzerinden gidelim.
Diyelim ki bereketini arttırmak istiyorsun.
Fakat bir türlü işte para kazanamıyorsun, para geldiği gibi gidiyor, bu konularda sıkıntı yaşıyorsun.
Şimdi öncelikle senin kodların neler?
Senin kodlarını bulabilmemiz için seninle seans yapmamız lazım.
Diyelim ki senin şu şekilde kodların var.
Bak bizim bir de toplumsal kodlarımız var.
Nedir işte para elinin kiridir, para geldiği gibi gider.
İşte parayla ilgili hep böyle bir fakir edebiyatın olduğu aslında kötü işlenmiş kodlarımız var.
Bunlar bizim böyle direkt aldığımız inançlarımıza dönüşüyor.
Aslında ego kodu dediğimiz şey senin inandığın nokta.
Yani sen paranın elinin kiri olduğuna inanıyorsan, paranın geldiği gibi gittiğine inanıyorsan, Zaten paranın sende durma gibi bir lüksü yok.
Çünkü çekim yasasına göre evren her zaman evet der.
Her zaman için bu böyledir.
Şimdi benim kodlarım ne?
Parayla ilgili düşüncelerim bunlar bunlar.
Okey. İstediğim şey ne?
Para istiyorum. Tamam.
Fakat para istiyorsun ama burada bir inanç yok.
Yani nasıl olacak?
İşte bunu dönüştürmekten bahsediyorum.
Peki bu dönüştürme nasıl oluyor?
Öncelikle yok odağından yani param yok param yok para istiyorum'a geçiş olmuyor.
Var var odağından istek odağına geçebiliyorsun.
Var var odağına geçmek için önce sende bereket olarak ne var diye bakmamız lazım.
Ve bereket sadece para demek de değil.
Bereketi daha geniş olarak görmek gerekiyor.
Telefonum var, arkadaşlarım var, üstüme giydiğim kıyafetlerim var, kitaplarım var, evim var, bilgisayarım var.
Sağlığım var. sağlığın var vesaire.
Var var odağına önce bir geçmen gerekiyor.
Fakat bu taktiği olacak bir şey değil.
Bazı kodları taktiğe değiştirebilirsin bu arada fark edip.
Hemen değiştirirsin. Ben bunu artık seçmiyorum dersin.
Ben böyle biri olacağım dersin.
Değiştirsin. Ama bazı şeyler artık orada ordinary profesör olmuş.
Yani yıllardır buna inanıyor.
Gel bak şimdi biz buna inanacağız deyip hemen değiştiren çok olası değil.
Ama bunu İstikrarlı bir şekilde egzersizlerle her gün yaparsan, ikna edersen.
Burada egoyu ikna etmen gerekiyor.
Ego ile savaşmaman gerekiyor.
Savaşırsan kaybedersin çünkü.
Çünkü diyecek ki o sana biz yıllardır buna inanıyoruz ve para her kazandığında da gitti.
Neye beni ikna ediyorsun diyecek.
Onu birazcık çekmen gerekiyor var var odağına.
İkinci şey parayla ilgili kodların ne?
Bunları fark etmen, farkındalık konusu.
Daha sonra burada...
Bir saniye ya, para neden kirli bir şey olsun ki?
Para çok güzel bir şey.
Bize neden böyle aşılanıyor bilmiyorum ama para çok güzel bir şey.
Çünkü parayla güzel yaptığım şeyler neler?
Parayla kendime çok güzel kitaplar alıyorum.
Birilerini yanımda mesela çalıştırıyorum ve onların para kazanmasını sağlıyorum.
İşte mesela...
Ya da paranın bütün katkısı.
Benim buna harcadığım para kim bilir kimlerin evine gidiyor.
Kim bilir kimlerin de ihtiyacını karşılıyor diye.
Bununla alakalı çünkü bereketle benim de çok çalışmam olmuştu.
Ve bir arkadaşım bana şunu söylemişti Cemre.
Bir şeyi alırken, paranı harcarken eyvah param eksildi.
Eyvah ay sonunu getiremeyeceğim diye düşünme.
Şunu düşünmeyi kendine biraz daha alışkanlık edin demişti.
Mesela... Çok şükür ki benim bunu karşılayacak param var.
Evet o param var ama ben işte yokmuş gibi ay gitti diye yaklaştığım zaman tabii ki gidiyor.
Ama o dediğin hani dönüştürme, inancı değiştirme kısmı çok şükür ki bunu karşılayabiliyorum.
Ve bir üst noktada da dediğin gibi ben bunu aldım bu benim ihtiyacımı gördü atıyorum ufak bir şey.
Kim bilir kimlerin evlerine, sofralarına gitti ve faydalı oldu o para.
diye biraz daha bütünsel de bakmak gerekiyor sanki.
Ya en basitinden zaten bakkaldan şey aldığında o da kazanıyor.
Yani hani para nasıl zaten senin elinin kiri olabilir?
Yani nasıl kirli bir şey olabilir?
Ya da işte para geldiği gibi gider.
Yani burada ikna pozisyonunda bir saniye bu kodlarımın farkındayım.
Farkındalık işin yüzde ellisi.
Okey farkında olmak çok güzel.
Peki artık ben bu kişi olmayı seçmiyorum.
Ben zengin bir kişi olmayı seçiyorum.
Zenginlikten kastım da o maddi manevi aslında bereket doyumunu hissetmek.
Yani bunun için hani verdiğim birçok egzersiz var.
En basit, çok basit bir örnek.
Cüzdanında paralarını nasıl tutuyorsun?
Yani parayı sıkıştırıyor musun?
Cüzdana düzgün bir şekilde mi koyuyorsun?
Bak bu o kadar hani basic bir farkındalık ki aslında.
Ama burada paraya verdiğin değeri de görüyorsun.
Şimdi sen parayı nasıl değer veriyorsa odasına öyle değer verecek.
Her şey karşılıklı. Evet.
Yani bu tarz küçük küçük farkındalıklar büyük bir şeye dönüşüyor.
Yani bir yerden başlamak gerek.
Hayat akıyor ve sen de bir şekilde dönüşmelisin.
Yani hep aynı insan olamazsın.
Hep aynı kodlarla yaşayamazsın.
O zaman zaten kendini sevmezsin.
Kendinden mutlu olmazsın. Dönüşüm bu şekilde başlıyor.
Bu her konuda yapılabilecek bir çalışma.
İlişkiler konusunda da.
Önemli olan şey aslında bir, kodlarımız ne?
İki, okey bunları fark ettik.
Üç, istediğimiz şey ne?
Tamam, isteklerimizin bize hissettirdiği duygu ne?
Yani biz aslında ne duygusunu istiyoruz?
İlişki istiyorum. İlişkiye geçmeden önce bir şey söyleyeceğim.
Bu parayla alakalı. Bu parayı cüzdana koyma şeklinde.
Bunu da bir yerde okumuştum ve gidip yeni cüzdan almıştım paraları böyle normal olduğu gibi koyup hani katlayıp sıkıştırıp koymamak için.
Onun arkasındaki mantığı çok hatırlamıyorum ama eğer senin bir bilgin varsa bize paylaşır mısın?
Çünkü şöyle bir şey fark ettim ben onu yaptıktan sonra biraz daha bakışımı değiştirdikten sonra o senin dediğin gibi para elimizin kiridir değil de.
Hep bize şey öğretirler işte çok paran olursa aslında çok da erdemli bir insan olmazsın.
Hani erdemli ve iyi bir insan olman için hep sanki sürünüyor olman lazımmış gibi.
Hani onları da değiştirme...
Bir şekilde başladım.
Mesela ne gibi? Oturup yazıyorsun.
Ben parayı seviyorum.
Şimdi bunu açık açık söyleyince insanlar şey diyor.
Aa parayı seviyor.
Ne kadar işte. Seni biraz daha aşağı bir seviyede görüyor.
Herkes parayı seviyor.
Sen bana bir tane parayı sevmeyen bir insan göstersene.
Hani baktığında bu bir enerji.
Hani parayı bir enerji olarak bir alma verme dengesini kuracak bir şey olarak kabul etme mantığını biraz daha yerleştirmek gerekiyor.
Ve bu cüzdan kısmında sana onu sordum araya bir sürü şey koydum ama.
Benim annem mesela hep sıkıştırıyor paraları ama katlayıp da değil.
Yani o paralar böyle top gibi hep ittiriliyor bir şekilde.
Anne. Niye böyle yapıyorsun?
Açıklaması yok ve annenin hiç parası yok.
Hiç yetişmiyor bir şekilde.
Anneannem tam tersi.
Anneannem çok bir emekli maaşıyla geçiniyor.
Ama dediğin gibi hiçbir zaman kadının yok diye ağladığını görmedim.
Bir şeye para verirken elinin titrediğini görmedim.
Ya da yokluğa odaklandığını aman olmazsa dediğini görmedim.
Bir şekilde onun parası o küçücük emekli maaşı herkese yetiyor.
İnsanlara para vermeye ihtiyacı olana destek olmaya mutfağını bütün böyle bereketli bir şekilde doldurmaya ve şey diyorum anneanne senden para nasıl biriktirilir ya
da işte bereket nasıl yaratılır vano van ders almamız lazım.
Hani bunu bir uzman gözüyle değerlendirsene.
Bu arada verdiğin örnek çok güzel.
Yani benim çevremde gözlemlediğim o kadar böyle insan var ki.
Birisine söylediğinde mesela diyelim ki A kişisi B kişisinden çok daha fazla kazanıyor.
Ama bir şey diyorsun hiçbir zaman onu ayıracak bir parası yok.
Ama B kişisinin her zaman var gibi.
Bu aslında işte tam olarak bereketli olmakla alakalı bir durum.
Bereketli olmakla har vurup harvan savurmak arasında da ince bir çizgi var.
cimri olmakla işte birikim yapmak gibi söyleyeyim onu onda da ince bir çizgi var yani bunu aslında ayırt etmek gerekiyor param aman gidecek aman gitmesin
diye bir tutmak var ve ki evrende ne olursa olsun zaten bir şeyi tutarsan yani o gider yani bu kişiler içinde geçerlidir bu arada hani bana kimse çıkıp Öyle bir şey yok diyemez
yani. Bu şey gibi biraz da.
Seviyorsan bırak gitsin geliyorsa senindir gibi bir şey.
Orası da doğru.
Şöyle orada enerjin aslında o tutma eylemindeyken benden gidecek mesajı veriyorsun evrene.
Evrende her zaman evet dediğin evet senden gidecek.
Ama şu durumda olmak var bir de.
O zaten bana ait bir şey.
Şimdi bana ait bir şey benden zaten gidemez ki.
Bana ait bir şey ben istemedim sürece zaten benden gidemez.
Kişi ve kurumlar da böyle aslında.
İlişki de böyle baktığın zaman.
Dolayısıyla tutmanın da bir alemi yok.
Bu konularda geçmeden sonra cevaplayayım bu arada.
Cüzdana parayı koyuş şeklin parayla olan ilişkini belli ediyor.
Parayı sıkıştırıyorsan, yamuk yamuk koyuyorsan parayı değer vermiyorsun.
İkinci şey görmek istemiyorsun aslında farkındaysan.
Çünkü ne kadar olduğunu bilmiyorsun cüzdanına bir kere.
Tıkış tıkış koyuyorsun. E şimdi sen parayı görmek istemiyorsun.
E parayı değer vermiyorsun.
Orada belki yırtılıyor bir şey oluyor.
Sıkışıyor tıkışıyor işte şey oluyor kırılıyor bilmem ne.
E şimdi sen değer vermiyorsun.
Görmek istemiyorsun. O neden zaten sana gelsin.
Cüzdana koyuş şekli bununla alakalı bir durum aslında.
İkinci şey de ha bereketli olma hali.
Benim param her zaman var.
İsteklerime yetecek param her zaman var.
Şimdi bunlar okey çok güzel olumlamalar.
Bir yerde kodlarımız var.
Bir yerde de olumlama yapıyoruz.
Olumlamalarla kendimizi ona ikna etmeye çalışıyoruz.
Ama o kodları dönüştürmeden olumlamalar aslında hiçbir işe yaramıyor baktığın zaman.
Dolayısıyla önce kodları fark edip onları bir saniye benim böyle böyle kodlarım var.
Ya aslında buna inanmam çok saçma.
Bir de karşısına örnekler vermen gerekiyor.
İkna edip ikna edip daha sonra istediğin şekle getirdiğinde olumluları artık geçebilirsin.
Şimdi sen ne istiyorsun? Benim her zaman hayatımı değiştirecek ya da kenarda her zaman bir param var.
Benim her zaman param var. Para beni sever gibi şeylerle yeni kod oluşturma aslında.
Yani sistem bu şekilde baktığın zaman.
Bu kodlar aslında biraz daha senin davranışını da şekillendiriyor.
Hani burada şey gibi değil kurbağa bacağı formülü falan vermiyoruz.
Aslında bunlar senin önceden gelen ve şu anki davranışlarını yönlendiren kodların ve sen bu kodları değiştirdiğinin şu anki aslında davranışın da değişiyor.
Belki de bilinçaltında farkında olmadan sen çok gereksiz yaptığın bir alışverişi bu kodunla beraber yapmıyorsun ve o paranı aslında kenara koyabiliyorsun.
En ufak örneği biraz daha somutlaştırmak gerekirse diye dedim.
Bunun gibi aslında biraz daha otoanaliz kendi kendimize self-help kısmına da gidiyor.
Bence bununla alakalı çünkü bu çekim yasası dediğimiz zaman işte ya da biraz daha olumlama, şükür dediğimiz zaman şey gibi bir önyargı var Cemre.
Bir dakika dur.
Hani sanki orada bir şey yapıyoruz.
Kocaman bir kürü açtık.
Yanda bir kazan kaynıyor.
Kurbağa bacağı işte cadı saçı bilmem ne.
Bilmem ne tırnağı.
Deve tırnağı falan sanki içinde dönüyor.
Halbuki hiçbir alakası yok.
Tamamen senin kendinin farkında olman ve o farkındalığın akabinde de hayatına getirebildiğin davranış değişikliği.
Hani bunu bazı insanlar kendileri yapabiliyor.
Bazı insanlar işte Dediğim gibi koçluk yardım alıyor.
Çünkü bu konuda uzman olan bir sürü durum görmüş ve yardımcı olacak insanlar var.
Bazıları terapi alıyor.
Yani ne bileyim bazıları biraz daha kendileri araştırıyor.
Bazıları mindfulness'ı evriliyor.
Bazıları farklı bir şey yapıyor.
Bir sürü yöntemi var. Önemli olan istemek.
Evet kesinlikle.
Yani bir de bir danışanla çalışmaya başladığın zaman aslında başta şöyle bir süreç oluyor tabii ki.
Bir şeyleri fark ettiriyorsun mesela.
Yani orada ego onu tutmak istiyor haliyle.
Diyelim ki ilişkiler hakkında çalışıyoruz.
Bir şeyleri fark ediyor kendi.
Bir dakika benim böyle inanışlarım varmış.
Evet okey buna göre de adamlar karşıma çıkıyor diyor mesela.
Ama sonra hemen şey oluyor.
Bir dakika ya ama burada benim hatam yok ki.
İşte o bana bunu bunu yaptı mesela.
Hemen ego onu korumaya alıyor.
Çünkü ego dediğin şey bizim küçüklük halimiz.
Ve tamamen bizi korumaya odaklı bir mekanizma.
Egonu kesinlikle sevmelisin.
Yani egoyu öldür, ego yiyen falan diyenlere inanmaz.
Ego öldürürsen sen de ölürsün zaten.
Öyle bir şey yok. O zaman elini sobaya dayarsın.
En basitinden. Elini sobaya dayamamanın nedeni şu anda ego.
Çünkü neden? Küçükken elini sobaya dayadın.
Onun sıcak olduğunu artık biliyorsun.
Aynı şeyi al buradan işte ilişkilere koy.
Gidip o adamla...
İlişki yaşadığında ne olacağını biliyorsun.
Şimdi ego seni burada koruyor.
Bak bu adam seni aldatacak diyor.
Bak bu da aldatacak diyor. E haliyle karşına hep o adamlar çıkıyor.
Ego'ya hak verdirtiyorsun çünkü sürekli.
Şimdi burada dönüştürme yoluna baktığın zaman yine aynı mantık yani yine aynı şeye geliyoruz.
Ne istiyorum? Bir kere burada önemli olan şey nasıl bir adam istiyorumdan ziyade bu arada ilişkilere geçtim ben ama.
Para konusunda. Çok iyi yaptın.
Zaten en önemli hayatımızda şu an gerçekten en önemli şeylerden ikisi değil mi?
İlişkiler ve para.
Aynen öyle. Nasıl bir adam istiyorum?
Kışı gözü şöyle olsundan bilmem neden ziyade ben ilişkide kim olmak istiyorum ve nasıl bir ilişki istiyorum?
Hangi duyguları hissetmek istiyorum?
Güvenliğini hissetmek istiyorum.
Tutkulu hissetmek istiyorum, aşık hissetmek istiyorum, ne bileyim işte elimde hissetmek istiyorum vesaire vesaire herkese göre değişen duygular.
Okey ben bunları hissetmek istiyorum.
İkinci şey karşındaki partneri fiziksel olarak yani kaşık gözü şöyle olsundan ziyade daha duygu olarak tanımlamak.
Diyelim ki eğlenceli olsun, işte gezgin olsun.
sanatçı olsun mesela gibi, dürüst olsun vesaire bu şekilde tanımlayıp ben böyle adamlarla randevulaşmak istiyorum.
Bu da bu arada bir egzersiz çalışması.
Şimdi sen böyle bir adamla randevulaşmak istiyorsun.
Çok güzel bunu yazdın.
Neler hissetmek istediğini de yazdın.
İlişkide işte kendimi güzel hissetmek istiyorum, işte eğlenceli hissetmek istiyorum, dost hissetmek istiyorum, eş hissetmek istiyorum vesaire vesaire.
Bunları da yazdın.
Peki sen bu adamda hissetmek istediğin duygular sende var mı?
Şimdi sende öyle bir şey yoksa randevulaşman da çok mümkün değil.
Sen karşıdan dürüst bir adam istiyorsan ve sen dürüst değilsen o zaman nasıl olacak?
Aynı enerji alanı olması gerekiyor bir de istediğin kişiyle.
En önemli olan şey duygu.
Yani ne duygusu hissetmek istiyorsun o adamla?
Ve ilişkide kim olmak istiyorsun?
İlişkide bir aslında...
En nihayetinde bir cümleye varıyor bu.
Diyelim ki mesela benim cümlem şöyle bir şeydi.
İçinde kendimi olduğum gibi beğendiğim bir ilişki yaşamak istiyorum.
Mesela bir cümle bu olabilir.
Veya tutku hissettiğim bir ilişki yaşamak istiyorum.
En nihayetinde buna varıyorsun.
Ve karşına da gerçekten öyle adamlar zaten çıkıyor.
Ben burada çok yapıyordum eskiden bunu.
Hala daha yapıyorum. Oturup böyle şey yapmıştım var.
Ben bu konu hakkında ne hissediyorum?
Ne gibi inançlarım var?
Baya kendimle dürüst oluyorum.
Ve bu inançlarım beni hangi konularda etkiliyor?
Bunları değiştirmek için benim hayatımda ne yapmam lazım?
İşte afirmasyonsa afirmasyon ama ondan önce dediğim gibi en baştaki şeyleri halledip ondan sonra da afirmasyonlar.
Oturup böyle kendi kendime çok yapmışlığım var.
Ah çok güzel oldu.
Teşekkürler Cemre. Onun dışında böyle önerin olan...
Çekim yasasıyla alakalı ilişkiler, bolluk, bereket, başka böyle söylemek istediğin dönüştürme metotlarından?
Tabii ki hani bu süreç dediğim gibi taktiği olacak bir şey değil.
Yani şöyle söyleyeyim, sultan erkeklerin öküz olduğuna inanıp ruh eşini bulmaya, beyaz atlı prensini bulmaya geçiş noktası öyle çok hızlı olmayabilir tabii
ki. Ama bir yerden de bir şekilde başlamak lazım.
Eğer gerçekten aşk konusunda iyi hissetmek istiyorsan.
Onun dışında şöyle bir durum var.
Şimdi benim genel olarak işte danışanlarımda olsun, çevremde gözlemlediğim, erkeklerde gözlemlediğim, kadınlarda gözlemlediğim durumlara baktığımızda böyle biraz çok
taktik yapma, işte nedir?
Böyle kul kasma hareketleri.
Yani içimizi... Dışımız gibi yansıtmama durumları var.
Neden var diye soracak olursan çünkü bizi bu modern ilişkiler buna itti aslında.
Yani işte ilk mesajı o aslında şu an sallıyorum.
Ya da işte duygularımı belli etmeyeyim.
İlk o söylesin, ilk o yapsın vesaire gibi böyle böyle kodlarımız var baktığımız zaman.
Ve bu gerçek anlamda ilişkilerdeki güveni de o bizim bağ dediğimiz, aşk dediğimiz o duyguları da çok yıpratıyor.
Yani ben şu an mesela insanlarla bu konuyu konuşurken gerçekten çoğu kişi şeyi söylüyor.
Ya aslında tamamen çıkar ilişkisi diyorlar.
Yani tamamen ego tatmin ediyorlar.
Mesela bunları duymak gerçekten çok acı bir şey.
Çünkü aşk duygusu gerçekten çok güzel bir duygu.
Bu duyguyu gerçekten kalpten hissettiğin zaman ona ait frekanstaki insanlar zaten karşına çıkıyor.
Onlardan artık seçimi zaten sen yapıyorsun.
Fakat burada...
Dediğim gibi bu tarz oyunlar, öyle yapmayayım, aman şöyle gözükmeyeyim, kendin gibi gözükmeme durumları bizi duygusal olarak bir sömürüye sürüklüyor.
Özellikle kadınlar için bunu söylüyorum.
Danışanlarımla gözlemliyorum.
Şimdi herkesin tabii ki kendine göre sorunları var ama sorunların altında yatan en önemli neden bir kere güvensizlik, bir kere iletişim problemi.
Bu çok acı bir şeye baktığım zaman.
Herkesin aslında net olması lazım.
Yani ben bir ilişkiden bunları istiyorum.
Sen buna uyuyor musun?
Uyuyorsan okey ilişki yaşayalım.
Hani ilişkiler konusunda bunu söyleyebilirim.
Net olmak bence çok önemli.
Yani oyun oynamak, taktik uygulamak, duygularını göstermekten falan filan bunlar yani sizi cesaretli veya büyük kılan şeyler asla değil.
Aksine bence küçük kılan şeyler.
Yani bana öyle geliyor açıkçası.
Yani bu dünyada...
duygularını söyleyebilmekten, kendini gerçekten doğru ifade etmekten daha cesaretli zaten bir şey yok.
Kesinlikle. Tam olarak öyle.
Ve zaten kendini ne kadar doğru ifade edersen, ne kadar açık ve net olursan, tabii ki onun belli bir saygı seviyesi, belli bir tonu kullanılan kelimeleri var.
Orayı hiç söylemiyorum bile.
Ama ne kadar açık ve net olursan o kadar da karşılığını alıyorsun.
Çünkü... Biz ister istemez içimizde belli bir beklentiye giriyoruz ve sanki karşı tarafın Alaaddin'in lambası varmışçasına bizim beklentilerimizi bildiğini varsayıyoruz.
Asla konuşmuyoruz tabii bu arada.
Ondan sonra o istediğimiz beklentiler gerçekleşmeyince ya da karşılanmayınca bir şekilde küsüyoruz, kendi içimize çekiliyoruz ya da hayata küsüyoruz bir şekilde ön yargılarımız oluyor.
E İdita sen bana bunu hiçbir zaman söylemedin ki.
Bu benim de çok gördüğüm şey bu arada etrafımda.
Hep böyle içten içe bir beklenti halinde olmak ama asla bunun bir iletişimini yapmamak ve ondan sonra kendi kendine bir şekilde o ilişkiyi baltalamak deyip.
Evet biz çok uzattık.
Evet uzadı konular birbirine.
Güzel konular. Geride. Ya çok teşekkür ederim.
Güzel oldu. Çok teşekkürler vaktini ayırdığın için Cemre.
Ben teşekkür ederim canım benim.
Eğer ki Cemre'yi takip etmek isterseniz Cemre Nur Meleke olarak ya da Gezgin Kadınlar'ı takip etmek isterseniz, sınırlar açıldığında biraz gezelim derseniz Gezgin Kadınlar hesabından takip edebilirsiniz.
Ve her zaman söylüyorum Apple'cılar lütfen bölümü oylamayı ya da yorumlarınız varsa paylaşmayı ya da bu bölümü dinlemesini istediğiniz arkadaşınızla paylaşmayı unutmayın.
Bizim için çok önemli bir yorum ve görüşmek üzere.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
