
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bilgi üretiminin ve tüketiminin had safhaya çıktığı günümüzde keşfetmeye, öğrenmeye ve paylaşmaya kendini adamış Informavore Effect, günümüz bilgi trafiğinin içerisinde ufkumuzu genişleten sanat, kültür, nöröbilim, edebiyat ve daha bir çok alanda nasıl kaliteli bilgiye ulaşıp, sentezlediğini ve hayallerini gerçekleştirmek üzere başladığı bu yolculukta trajikomik hikayesini anlatıyor.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Altyazı M.K.
Aramızdaki saklı kahramanların sıra dışı hikayelerini, hedeflerine ulaşmak için neleri farklı yaptıkları ve eğlenceli sohbetleriyle ilham veren yolculuklarını dinliyor olacağız.
14. bölümümüzün konuğu, bilgi tüketmek ve keşfetmek üzere bizimle sanat, edebiyat ve bilim üzerine birbirinden farklı bilgiler paylaşan İnformaver
Efekt hesabının kurucusu Eslem Kahraman.
Eslem hoş geldin. Hoş buldum.
Mazik davetin için çok teşekkür ediyorum öncelikle.
Ben teşekkür ederim kabul ettiğin için.
Bu, bu senenin ilk yayını olacak.
Bu son zamanlarda işte yeni yıl, bu pandemiydi derken birazcık ara vermiştik.
Hem bu seneye yeni 2021'e de güzel bilgilerle girmek güzel olur diye düşündüm.
Birazcık seni aslında tanımak isterim.
Sanıyorum ki zaten dinleyiciler de bunu merak ediyor.
Bayağı soru geldi. Ama daha çok bu platform nasıl oluştu?
Aklında neler vardı?
Nasıl, nereden başladın?
Ya da senin background'ın ne?
Öyle bir başlayalım. Ben aslında şu anda hali hazırda bir üniversite öğrencisiyim.
Gerçekten meraklı, bilgiye aç birisi.
Tutkularının peşinden giden.
Kendimi de bu şekilde tanıtabilirim.
Arkadaşlarımla aslında bilgi alışverişinde bulunabildiğim bir ortamdaydım.
Fakat üniversiteye geçtiğimde insanların bilgi alışverişinde bulunmaktan ziyade bilgi sakladığını öğrendim ve şok oldum.
Ben hiç böyle beklemiyordum üniversiteyi.
Sonrasında çevremdekilerle bu lisedeki gibi bilgi alışverişi yapamadığım bir ortama düşünce ben de dedim ki bu hesabı açayım.
Sonrasında hesap böyle doğdu aslında.
Şu an aslında beslendiğim çok ortamda bulunuyorum ama üniversitemin ilk yılı böyle trajikomik bir hikayeyle geçti.
İnsanların bilgi sakladığı ve benimle bir şey paylaşmaktan keyif almadığı bir süreçti.
Bunun haricinde yine eğitim hayatıma gelirsem alanım aslında yönetim bilişim sistemleri.
Biraz alakasız gibi geliyor olabilir çünkü...
Daha çok paylaşımlarım kültür, sanat, psikoloji, nörobilim, bayağı değişik alanlardan paylaşıyorum.
Ama alanın birazcık daha bilişim üzerine olunca insanlar çok şaşırıyor haliyle.
Bu da böyle ama eğitim hayatımın yanı sıra yine birçok farklı organizasyonda çalışıyorum gönüllü olarak.
Ve daha çok orada da içerik üretimi ve sosyal medya artı dijitalleşme konularında destek oluyorum diyebilirim.
Bu şekilde aslında bir de üniversite öğrencisi olduğum için hali hazırda bir kulüpçülük kitabı var tabii ki vazgeçilmez olarak.
Yaklaşık iki yıllar falan onunla da uğraşıyorum.
Bu şekilde aslında bayağı aktif bir hayatım olduğunu söyleyebilirim.
Bu yaptıklarımın yanı sıra günlük hayatımda gönüllü olarak çalıştığım yerler dışında bu blog hesabıma...
içerikler üretiyorum. Aynı zamanda bu blog hesabımın ismiyle The Mega, Medium ve Tribe Global gibi hisselerde yazarlık da yapıyorum.
Evet, ne kadar çok şey yapıyorsun aslında baktığında.
Üniversite öğrencisiyim ama seni çok iyi anlıyorum.
Ben de üniversitede okurken bayağı aktiftim ve bu aktiflik beni mutlu ediyordu.
Yani bundan besleniyordum.
Evet, evet. Evet öğrenmekten ve paylaşmaktan besleniyordum.
Şimdi bunların hepsine tek tek geleceğim ama önce soruyla başlamak istiyorum.
Çünkü şu soru çok geldi.
Farklı alanlardan ilgi çekici konuları nasıl buluyor?
Bir metodu var mı?
Gerçekten de bu kadar bilgiyi nasıl birleştiriyorsun Eslem?
Ben çok merak ediyorum.
Görünen o ki diğer insanlar da merak ediyor.
Aslında bunun böyle kesin bir cevabı yok ama hani biraz...
Baştan başlamam gerekirse şöyle diyeyim.
Ben üniversiteye geçtiğimde hani şu an %100 İngilizce bir bölümde okuyorum ve İngilizce ile içli dışlı olmaya başladım.
Sonrasında fark ettim ki internette yani o kadar çok kaynak varmış ki benim beslenebileceğim yani inanamadım.
Hem böyle kendi alanım, bilişim alanımda hem de yine farklı kaynaklardan o kadar çok işte sitede geziyordum ki böyle şok olmuştum.
Ya bu kadar bilgi internette dedim.
Nasıl yani? Sonra aslında kaynaklarımın çoğaldığını fark ettim ben o an ve biraz da meraklı bir insan oldum hep her zaman.
İşte merak ettiğim konuları ilk başta ben böyle hep yabancı kaynaklardan bakıyordum.
Sonrasında işte biraz aslında nasıl diyeyim interneti kullanmayı öğrendiğimi söyleyebilirim.
İşte dijital kütüphanelere bakıyorum mesela hala ben arada sırada işte kitap indiriyorum, okuyorum falan.
Sonrasında baktım baya güzel şeyler öğreniyorum aslında.
Biraz bunları da...
İçeriye dökmek de istedim ama bir yandan şöyle bir şey de var.
Ben okuduğum kitaplardan da çok besleniyorum.
Çevremdeki kişilerden de çok besleniyorum.
Ama okuduğum kitaplar bu arada böyle birazdan çapraz okuma yapan birisiyim.
Böyle alakasız konular hakkında okurum 2-3 kitabı aynı anda.
Ve enteresan bir şekilde bazen çok birleştirebiliyorum o şeyleri.
Yani sentezleyebiliyorum o 3 kitabı aynı anda okurken de.
Nasıl diyeyim ya? Her şey eninde sonunda birbirine bağlı hale geliyor gibi bir şey oluyor.
Böyle farklı yerlerden aslında bir şeyler okuyorum.
Sonra onları başka yerlerde de görüyorum falan.
Bir bakıyorum aslında gerçekten her şey birbirini tamamlıyor garip bir şekilde.
Tutum yok aslında. Bazen ya karşıma gerçekten çıkıyor o bilgi ya da ben çok araştırıyorum.
Ya da önümde oluyor ama ben hiç fark etmemişim onu.
Araştırmaya başlıyorum sonrasında ama son zamanlarda şey söyleyebilirim rahatça.
Okuduğum kitaplar üzerinden araştırmalar yapıp aslında ilerliyorum.
Onun üzerine içerikler çıkartmaya başladım.
Nasıl diyeyim? Diyelim bir konu öğrendim kitaptan ve onu direkt araştırmaya koyuluyorum.
Tabii ki bakıyorum internette de bununla ilgili bir podcast var mı?
İşte yabancı kaynaklara bakıyorum, Türkçe kaynaklara bakıyorum.
Sonrasında işte YouTube'da...
TED konuşması var mı bu konuyla ilgili?
Ya da farklı bir YouTuber bununla ilgili bir şey çekmiş mi?
Sonrasında makaleler var mı?
Böyle böyle aslında araştırdıkça daha fazla öğreniyorsunuz.
Bunun bence temel sebebi merak diye düşünüyorum.
Kesinlikle, kesinlikle merak.
Zaten hani en güzel yanı da merak.
Peki ne kadar vaktin gidiyor bunlara Eslem?
Yani şimdi sen böyle dedin ya onu araştırıyorum, bunu araştırıyorum.
Mesela bunun ne kadar vaktin gidiyor o araştırmalara da senin ayırdığın bir zaman var muhtemelen.
Evet, ya aslında şimdi...
Benim hesabımın mottosu tabii bilgi tüketmek ve keşfetmek için ya.
Ama hani bilgi tüketmek dediğinde insanların aklına negatif bir şey canlanabilir bu arada.
Hani tüketmek son zamanlarda hep negatif anlamda kullanılıyor.
Ama şöyle de bir şey var.
Şimdi internette bilgiler akıyor ve gerçekten insanlar tüketiyor yani.
Bilgileri de tüketiyor.
Ama ben bunu birazcık pozitif tarafa çevirmeye çalışıyorum bu tüketme anlamını.
Ben mesela her gün bir post atmıyorum aslında ona bakarsanız.
Çünkü bilginin tüketmenin de gerçekten bir dozajı olduğunu düşünüyorum.
Ama bunu aslında aşırı derecede şu an profesyonel anlamda yapmadığım için belirli bir zaman dilimi söyleyemem.
Ama mesela şu an bir postla ilgili bir yazı yazmak istiyorum.
Ve onunla ilgili yazı yazabilmek için kendimi çok yetkin görmedim.
Üç tane kitap okudum hakkında.
Ve hala yetkin göremiyorum.
Ve bu çok zamanımı aldı.
Hani bazı içerikleri de hemen çıkartamıyorum.
Bu doğru. Bazılarını da hemen çıkartabiliyorum.
Yani belirli bir zaman dilimim yok gerçekten.
Bir de şey soracaktım ben sana.
Dedin ya hani tüketmek negatif olarak algılanıyor diye.
Gerçekten de öyle. Çünkü o kadar tüketmiyoruz ki.
Ve bir yerden sonra mesela benim beynim yanıyor.
Çok fazla şey okuyorum.
Çok fazla şey öğrenmeye çalışıyorum.
İzliyorum, dinliyorum.
Evet bunlar beni mutlu ettiği için ben bunları yapıyorum.
Ama bir yandan da gerçekten beynimin uyuştuğunu hissediyorum.
Mesela sen bir de bunu içeriye dönüştürüyorsun.
Daha fazla zaman harcıyorsun bunun için.
Orayı nasıl yönetiyorsun?
O akıl sağlığını nasıl koruyorsun bu kadar bilgiye maruz olunca?
Ben günlük hayatımda birazcık son zamanlarda çok planlı olmaya başladım.
Yani daha doğrusu son böyle bir buçuk yıldır falan.
Çünkü dediğim gibi uğraştığım çok şey var benim.
Ve hani bunlara belirli bir zaman gerekiyor dediğiniz gibi.
Benim aslında taktiğim şu.
Hani paylaşmıştım posterimden birinde de atomik alışkanlıklar oluşturmak diye.
Yani bir şey eğer kafamda varsa ona direkt başlıyorum.
Bunun hemen bitmesi gerekmiyor.
Küçük adımlarla da yapabileceğimi düşünüyorum.
Ve gerçekten o küçük adımlar büyük sonra iş şeylere dönüşüyor.
Kar topu gibi biraz aslında.
O yüzden ne yapmam gerekiyorsa hemen kalkıp onu yapmaya çalışıyorum.
Kendimi zorluyorum. İşte bu bir de aslında şey vardı.
Hani sabah uyandığında böyle hani ajandındaki en son yapacağın işi en başı sürükleme olarak tabir edilen hani kurbağa ye metodu vardı.
İşte biliyorsunuzdur siz de belki.
İşte en zor görünen işi en başta yapma.
Aslında son zamanlarda bunu yapmaya çalışıyorum.
Ben çünkü hani malum evdeyiz, hem online dersler var, hem benim gönüllü olarak yaptığım şeyler var.
Bir de işte içerik üretmeye çalıştıkça...
Benim için en zor gelen şeyleri en başa sürüklüyorum.
Bir de atomik bir şekilde küçük küçük adımlarla bunları yapmaya çalışıyorum.
Böyle böyle aslında biraz zamanımı yönetmeyi öğrendiğimi söyleyebilirim.
Evet, o atomik alışkanlıklar çok önemli Eslem.
Çünkü bir şeyi sürekli erteleyerek şu zaman yapacağım, şöyle yapacağım, ona ayrı bir zaman ayırıyorum.
Tabii ki şey önemli bir şeye sadece odaklanarak onu yapmak ama hani 5-10 dakikanı ona bölmek.
Ben de senin gibi yapıyorum.
Şöyle yapıyorum. Sabah ilk işim kalktığımda ajandamı blokluyorum.
Hani bir saatimi maillerime arıyorum.
Bir saatimi başka bir şeye.
Hani bu sadece işimle alakalıdır.
İşte spora da bunu koyuyorum.
Spora da ajandaya koyuyorum.
Meditasyonu da ajandaya koyuyorum vesaire.
O en azından ajanda da olduğu için bir tık daha kafam rahatlıyor.
Çünkü öbür türlü hep aklımın bir ucunda şey var.
Bunu da yapmam lazım, şunu da yapmam lazım.
Ama %50'si o stresin gitmiş oluyor.
Ondan sonrasında da hani orada bildirim çıktığı zaman sana hani bildirim geliyor ya 15 dakika sonra bunu yapacaksın diye.
Orada kendinde bir hazırlama sürecin oluyor.
Ama bu senin o yaptığın en sevmediğin işi en başa koymayı onu hala yapamıyorum.
Onu hep en sona bırakıyorum.
Ya aslında onu yapmak büyük bir mental yorgunluktan kurtarıyor insanı gerçekten.
Günün diğer saatlerinde bayağı zihnim arınmış bir şekilde devam ediyorum.
O yüzden ne kadar zorlanırsanız zorlanın.
İlk başta onu yapmak aslında güzel olabiliyor bazen.
Doğru aslında. Evet ben bunu deneyeceğim.
Bu konuşmadan sonra bunu mutlaka deneyeceğim.
Aslında böyle...
Fikirlerimi kuluçkaya yatırıyorum diyebilirim.
Hani bazı günler gerçekten kendine zaman tanımalısın.
Yani çok şey tüketiyoruz.
Bu bir gerçek. Birazcık kuluçkaya yatıp böyle dinlenmen gerekiyor.
Hani zihnini arındırman gerekiyor.
Arada kuluçkaya yatmamız lazım.
Bu tabiri çok sevdim. Konuşmanın ilk başında Magger dergisiydi galiba yanlış hatırlamıyorsam.
The Magger. The Magger'da da baya bir yazın var.
Ben şöyle inceden bir stalkladım.
Çok da güzel yazılar. kendi zamanında öldüğünü anlattın.
Ama bu yazılardan, bu felsefelerden mesela en çok aklında kalan, seni böyle en çok etkileyen öğrendiğin bilgiler içinde ne vardı Esen?
Ben onu da merak ediyorum. Aslında bu çok fazla.
Yani güzel bir soru.
Ben bayağı araştırıyorum bunları ama son zamanlarda benim en çok sevdiğim şey aslında Hayat felsefesi diyemeyeceğim ama İzlanda'ca bir deyiş karşıma çıkmıştı.
Böyle pandemi zamanlarının ilk aylarında.
Tam olarak böyle okunuyor mu bilmiyorum bu arada ama Tetaredas diye yazılıyor ve anlamı ise şuymuş.
Endişelenme, her şey eninde sonunda geçecek.
Bu pandemi zamanlarında karşılaşmamı benim çok duygulandırmıştı.
bir hayat felsefesi gibi bir şey haline gelmiş durumdaymış sanırım.
Ama bir deyiş olarak söylüyorlar benim araştırdığım kadarıyla.
O yüzden böyle her şeyin eninde sonunda geçeceğine dair bu anların birazcık da tadını çıkartmaya zaman ayırabileceğimize dair bir sözdü.
Bu hoşuma gitmişti bayağı.
Çok güzel bir söz.
Gerçekten de hatırlamamız gereken bir şey.
Çünkü her şey eninde sonunda geçiyor gerçekten.
Olması gerektiği gibi oluyor.
Hani sen ilk konuşurken dedin ya okuduğun şeyler bir şekilde birleşiyor, bir şekilde aynı noktaya geliyor ve sen onları sentezliyorsun.
Aslında hayat da öyle.
Biraz daha hani dikkatli bakıp farkındalığımızı getirdiğimizde hayat da çok da farklı değil.
Seni karşılaştığın farklı olaylar bir şekilde aynı noktaya yani aynı şeyi fark etmen için belki oraya götürüyor gibi.
Bir de sana sormak istediğim, sen hani öğrencisin şu an önünde daha birkaç yıl var muhtemelen.
Peki mezun olduktan sonra ne yapacaksın?
Hani yine yönetim bilişimiyle alakalı bir şey mi düşünürsün?
Yoksa bu kurduğun platformu büyütmek ya da onun üzerinden gitmek gibi hayallerin var mı?
Aslında ben bir kadın gelişimci olmak istiyorum ileriki dönemlerde.
Bir sanatla ilgili bir mobil uygulama.
Girişimimi hayata geçirmek istiyorum.
Geçen sene onun fikir tohumlarını atmıştım.
Hiç düşündünüz mü bilmiyorum.
Aslında biz insanlar bir araya geldiğimizde tarihten, kültürden, bilimden bahsedebiliyoruz.
Ama aslında sanattan çok fazla bahsedemiyoruz.
Çünkü bu insanlar tarafından entelektüel bir uğraşmış gibi atfediliyor bazen.
Bazen de konuşacak.
bir insan bulamıyoruz. Yani ya çekiniyorlar ya da konuşacak insan bulamıyorlar ya da toplumun bu baskısından dolayı istemiyorlar.
Ben de toplumdaki bu açığı fark ettim ve benim de çevremde hiçbir şekilde konuşabileceğim insan yoktu.
Ben de bunun üzerine bir mobil uygulama yapma fikri doğdu bende.
Sanat tartışma platformu diyebilirim kısa özetle fakat daha da fazlası olacaktı.
Aslında misyonum birazcık daha sanatla insanları buluşturabilmek olacaktı.
Fakat işte hayata geçemedi.
Yine de aslında ben şey düşünüyorum ya.
Bunu da nereden kanıya vardığıma dair şeyi de söyleyeyim.
Benim aslında en çok okunan yazılarım kültür, sanat ve sergi yazılarım.
Onu fark ettim. Hani şey derler ya ölçeme...
İstediğiniz şeyi geliştiremezsiniz diye.
Hani istatistiklerime baktığımda en fazla işte o yazılarım seviliyor benim.
Demek ki aslında insanlar sanat hakkında bilgiye açlar ya da öğrenmek istiyorlar.
Ben de aslında bu konuyla ilgili işte üstüne düşüp bir mobil uygulama platformu yapmak istemiştim.
Fakat işte hayata geçemedi.
Yine de hayata geçememişsinin sebebi biraz ekip arkadaşlarımdan yaşanan sıkıntılar ve hani...
Tabii genç ya da üniversite öğrencisi gibi girişimci olma hayaliniz varsa karşınıza engeller çıkabilir.
Siz de bu ekosistemi çok fazla tanımıyorsanız, network'ünüz yoksa, sermayeniz yoksa, yatırımcı bulamıyorsanız böyle kalabiliyorsunuz yani ve ilerleyemiyorsunuz.
Ve bu platformu da büyütmek istiyorum.
Evet, biraz web sitesiyle ilgili hazırlıklara başladım aslında.
Ve yeni başladığım bir podcast daha vardı.
Bilgi etkisi ismiyle içeriklerimi seslendirmeye başladım aslında.
Büyütmek istiyorum ben bu platformu.
Evet ama ileriki dönemlerde nasıl şekillenecek hiçbir fikrim yok.
Ama ben bu sanatla ilgili mobil uygulama fikri girişimimi hayata geçirmek kesinlikle istiyorum.
Bu konuda çok eminim bunu diyebilirim.
Anladım. Çok güzel fikirler.
İnşallah hepsini yaparsın ve zaten hani birçok şeyi de şu ana kadar yaptın.
Birçok böyle değişik adımlar, güzel adımlar attın.
İlham veren adımlar attın.
Çünkü ben her baktığımda farklı bir şey öğreniyorum.
Hani bu bilgi tüketme kavramına geldiğimde şey oluyor.
Belli konulara ilgim var.
Evet, farklı konular da olsa belli bir skalam var ve benzer hesapları takip ediyorum.
diyelim ve bir yerden sonra gerçekten beynim şöyle yanıyor.
Aynı şeyleri görmekten de sıkılıyorum ya da her şey çok aynı ya da herkes aynı şeylerin hakkında konuşuyormuş gibi geliyor.
Aslında ben bu yola çıktığımda kendime bir söz vermiştim.
Yani her yerde olan içerikleri paylaşmayacağıma dair.
Mesela minimalizm şu an çok trend bir konu ve hani bununla ilgili Artık bize ne söylemek istediğine dair bir fikrimiz var minimalizm felsefesiyle
ilgili. İnternette bir sürü kaynak var.
Artık herkes biliyor. Bununla ilgili bir artık içerik çıkartmanın bence bir manası yok gibi geliyor bana.
O zaman şöyle diyebilir miyiz?
Seni diğerlerinden farklı yapan, çünkü böyle çok account var, çok fazla hesap var.
Seni bunlardan farklı yapan da...
Başta yola çıkarken kendine verdiğin söz ve farklı bilgiler araştırıyor ve onları paylaşıyor olman.
Aynen ama tabii çok iddialı da olmayayım ama farklı olması için çok çabalıyorum diyebilirim.
Yok bence bu hak edilmiş bir gurur.
O yüzden iddialı olabilirsin.
Bunda herhangi bir sıkıntı yok.
Teşekkür ederim gerçekten.
Peki o zaman Esra'm yavaştan kapatalım.
Kapatmadan önce...
Ben herkesten böyle tavsiye alıyorum çünkü bence herkesten çok farklı öğrenecek şeyimiz var.
O yüzden senin gözünden de kendi istedikleri şeyleri disiplinli bir şekilde hayata koyup gerçekleştirmek isteyen insanlara ne tavsiyen olur onu merak ediyorum.
Benim verebileceğim tek tavsiye harekete geçmek diyebilirim.
Ne istiyorsanız yani bu dijital anlamda içerik üretmek de olsun ya da farklı anlamda.
Kafanızda tasarladığınız bir şey olsun.
Yani ne yapmak istiyorsanız direkt harekete geçin.
Çünkü onlar sizde siz durdukça gelmeyecek.
Sizin onlara gitmeniz gerekiyor.
Dolayısıyla küçük bir adım bile olsa harekete geçmek birazcık kendinizi o konfor alanından çıkartmanız gerekiyor.
Hani içerik üretmek isteyenlere de tavsiyelerim aslında var birkaç tane.
Ya da neden içerik?
Çünkü ben bir öğrenci olduğum için kendimde değişimi çok fazla gözlemledim.
Yaklaşık iki yıldır falan oldu paylaşımlarım.
Ve kendimde kişisel gelişim ve entelektüel bilgi birikimi anlamında çok fazla şey kattım kendime.
Ve bence içerik üretmek yaratıcılığı beslediğini düşünüyorum ben.
Çünkü bir alanda edindiğiniz bilgiler sonra diğer alana böyle siz ona katıyorsunuz.
sentezleniyor bu bir şekilde yani.
O yüzden yaratıcılığı kesinlikle beslediğini düşünüyorum.
Yani sadece gerçekten aklında ne varsa harekete geçin.
Bu hani çok kötü bir şey olsa bile, işte rezil olacağım korkusu olsa bile mutlaka o konfor alanından çıkmak gerekiyor.
Her ne kadar klişe bile olsa gerçekten hayatın gerçekleri bu bence.
Evet. Çok doğru söyledin.
Konfor alanınızdan çıkmak aslında çok klişe.
Doğru diyorsun. Aynen. Ama yine hala da çok...
Yapabildiği bir şey yani o kadar klişe olmasına rağmen hala daha az kişinin yapabildiği ya da yapanların da bir noktada yine konfor alanına geri dönüşe girdiği bir döngü.
Evet hatta şey çok sevdiğim Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında da bahsediliyordu.
Hani böyle yaratıcılıkla ilgili bir bölüm vardı benim çok sevdiğim.
Orada da şeyden bahsediliyordu.
Biz yarattıkça içimizdeki vahşi varlık da karşısında bizi yaratır ve içimizi sevgiyle doldurur.
Hatta öylesine hayat enerjisiyle dolu oluruz ki karşılığında hayat veririz, çiçekleniriz, büyüyüp çoğalarız.
Bu tarz bir şey diyordu ve ben buna çok etkilenmiştim.
Gerçekten öyle oluyor. Siz hani belki küçük bir şey üretiyor olabilirsiniz ama insanlarla paylaştıkça o daha da çok çoğalıyor, büyüyor.
Aynı aslında şeyden de bahsetmek istiyorum.
Benim logomda bir su halkası var ve ben...
Bunu da biraz Leonardo da Vinci'den ilham alarak yapmıştım.
Orada da hani Leonardo'nun en sevdiği görüntülerden birisi bu arada hani gittikçe büyüyen su halkalarıymış.
Ve ben de bunu aslında bilginin yayılması anlamında kullandım logomda.
Hani insanlarla paylaştıkça da o su halkasının giderek içimde büyüdüğünü hissediyorum.
Dolayısıyla paylaşmaktan bence kesinlikle çekinmeyin ve aklınıza ne varsa direkt harekete geçin.
Ne kadar güzel bir şey.
Hiç bilmiyordum bu su halkasının hani logodaki su halkasının buna hizmet ettiğini ama gerçekten doğru.
Hani böyle o halkının genişleyerek yayılması çok güzel ifade etti.
Beğendiyseniz çok sevindim.
Bu arada hani Leonardo da Vinci ile ilgili olan kitap da How to Think Like Leonardo da Vinci.
Michael Gelb'in yazdığı bir kitaptı.
Ve ben çok sevmiştim.
7 ilkeyle açıklamıştı Leonardo'nun hayatını.
İşte merak duygularını anlatmış.
Yine farklı alanlara bu kadar çok merak duyduğunu, o alanlarda derinleştiğini güzelce anlatmıştı.
Ve ben çok sevmiştim.
Bu da bir öneri olarak burada kalabilir.
Kesinlikle kalsın.
Hatta daha fazla öneriler için...
Ben senden çünkü hesabında çok güzel şeyler paylaşıyorsun.
Hesabını, blogunu onları tekrar bizimle paylaşır mısın?
Sana ulaşmak isteyenler, bu bilgilerden faydalanmak isteyenler seni nerelerde bulabilirler?
Tabii. Beni Instagram'da informevooreffect ismiyle ve aynı zamanda Medium'da, Twitter'da ve TheMagerhead'da bulabilirsiniz.
Buradan yazılarımı okuyabilirsiniz.
Bu şekilde. Aynı zamanda bir de son...
zamanlarda yeni başlattığım bilgi etkisi podcast ismiyle de içeriklerimi seslendiriyor olacağım.
Evet süper. O zaman biz de bol bol dinliyor olacağız.
Efendim çok teşekkür ederim.
Ben çok teşekkür ederim.
Gerçekten davetiniz için çok mutlu oldum.
Ben teşekkür ederim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
