
Bibliyoterapi I Kitapların İyileştirici Gücü
26 Ağustos 2021 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Solo bölüm. Doğru zamanda doğru kitabı okuyarak kendimizi nasıl iyileştirebiliriz?
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhabalar, Geç Güzel Hayallere hoş geldiniz.
Bugün yine ben Tekin.
Ve aslında size son zamanlarda yine ilgim çeken konulardan biri olan biblioterapiden bahsetmek istiyorum.
Kitapların iyileştirici gücüne hayatım boyunca çok inandığımdan mıdır?
Ya da gerçekten bu konu beni çok içine çektiğinden midir bilmiyorum ama bu konuyu paylaşmaya değer buldum bugün sizinle.
Hayatım boyunca hep kitap okudum ve gerçekten bir kitap eğer doğru zamanda okunursa ya da doğru kitap doğru zamanda okunursa öyle söyleyeyim hayatınızda çok büyük etkisi olabilir.
Sizi farklı bir şekilde dönüştürmeye, hayatı daha iyi anlamaya, kendinizi daha iyi anlamaya.
Bu tarz konularda çok büyük etkisi olabilir.
Ve aslında bu çok da yeni bir şey değil.
Baya da eski bir konu.
Hatta Antik Yunan'da kullanılan bir yöntem.
Antik Yunan'da hastanelerin yanında medikal kütüphanelerin olduğu bilinir.
Ve hatta bir kütüphanenin girişinde de şu yazıyormuş.
Araştırdığım kadarıyla gördüm.
İnsan ruhunun iyileştiği yer diye.
Çok hoşuma gitti. Bununla beraber şey de var tabii.
19. yüzyılda da biblioterapi, kitapla iyileşme kısmı terapistler tarafından kullanılmaya başlamış.
Hatta ilginç bir bilgi.
Birinci Dünya Savaşı'nda askeri hastanelerde mutlaka kütüphane bulunması zorunluymuş.
Hala da Amerika'da böyle biblioterapi kitaplarının olduğu ayrı raflar ya da ayrı bölümler olduğuna dair de bilgiler var.
Ve o yüzden bugün biraz bunun derinine inmek istiyorum ama...
Ondan önce başımdan geçen bir olayı paylaşmak isterim sizle.
Bundan seneler önce bir arkadaşımla sohbet ediyorduk.
Arkadaşımın adını Ayşe diyelim.
Ayşe ile sohbet ediyorduk ve Ayşe duygusal olarak çok çok zor bir zamandan geçiyordu aslına bakarsanız.
Çok sevdiği birisiyle bir ilişkisi vardı ama o kadar böyle fırtınalı bir ilişkiydi ki bu.
Ne kadar severlerse sevsinler birbirlerini böyle anlaşamıyorlardı.
Aynı dili konuşamıyorlardı.
Fiziksel olarak aynı dili konuşmalarına rağmen.
Hep böyle bir anlaşmazlık, kavga, küskünlük, kırgınlık.
Bunlar ilişkiyi çok yıpratan konulardı.
Ve sonunda bu ilişki yürümedi.
Çünkü bir noktada duygusal olarak birbirlerini tatmin edemediklerini fark ettiler.
Ve ayrıldılar. Ayrıldıktan sonra bundan bir süre sonra Ayşe başka birisiyle tanıştı.
Ve gerçekten aşık oldu.
Bir gün konuşurken bana dedi ki Emine ben bir önceki ilişkimde yaptığım hataları bu ilişkimde yapmak istemiyorum.
Hani bana yol gösterecek bir şey istiyorum.
Gerçekten ne hata yaptığımı da tam olarak bilmiyorum ama hata yaptığımın farkındayım.
O zaman ben böyle kalktım kütüphaneden bir kitap çıkardım.
Eric Fromm'dan Sevme Sanatı.
Dedim ki Ayşe sen bunu bir oku.
Ondan sonra üzerine konuşalım.
Ayşe kitabı bitirdi. Kitabı bitirdikten sonra bana dedi ki yine çok teşekkür ederim.
Gerçekten bazı konularda çok büyük aydınlanmalar yaşamamı sağladı.
Başka var mı böyle önereceğin kitap?
O günden sonra bizim Ayşe ile olan ilişkimiz biraz daha farklı bir evreye taşındı.
Ne zamanki birbirimize içinde bulunduğumuz durumlardan bahsetsek, sıkıntılarımızdan bahsetsek hep kitap önerirken bulduk.
Ve hatta Ayşe böyle ona verdiğim kitapları geri getirirken yanında ek bir tane de kitap getiriyor hala daha.
Sen geçen bundan bahsetmiştin, sana iyi geleceğini düşündüm diye.
Şimdi bunu muhtemelen birçoğunuz zaten arkadaşlarınızda bir kitap alışverişi ya da bir kitap önerisi yapıyorsunuzdur.
Ama bu çok kıymetli bir şey.
Biblioterapi tabii ki uzmanlar tarafından da yapılan bir terapi yöntemi aslında bakarsanız.
Dört senelik bir psikoloji bölümü bitirdikten sonra üzerine sertifika alınarak da yapılan bir sistem.
Ama illa kendinize uygun kitabı bulmak için...
Terapi almanıza gerek olmayabilir.
Yani o anda eğer ki düzenli kitap okuyan ya da farklı ekollerden kitaplar okuyan kişilerseniz bunu seçebilirsiniz.
Ya da güvendiğiniz arkadaşlarınızdan seçebilirsiniz.
O yüzden kitapların iyileştirici gücüne çok çok inanıyorum.
Çünkü özellikle roman okuyorsanız o karakterle bir bağ kuruyorsunuz.
Ve hemen hemen aynı problemleri yaşadığınız için o karakterin o problemi çözümü aslında size de yol gösterici olabiliyor.
Ve aynı zamanda...
Kendinizi yalnız hissetmiyorsunuz.
Çünkü özellikle acı çekerken ya da çok zor durumda olduğumuzda hissettiğimiz şeylerden bir tanesi yalnızlık hissidir.
Sanki her şey bizim başımıza geliyormuş gibidir.
Ama bir şeyleri daha iyi anlamak, empati yapmak konusunda kitaplar bize çok çok yardımcı oluyor.
Hatta Platon'un bununla alakalı da bir sözü var.
Tamamen çevresini bilmiyorum, Türkçesini bulamadım ama şöyle diyor.
Kitaplar evrene ruh, zihne kanat.
düşünce gücüne uçma yetkisi ve geri kalan her şeye hayat verir.
Bence de böyle. Buna kesinlikle katılıyorum.
Hatta Victor Hugo'nun da bununla alakalı bir sözü var.
Diyor ki, bilge insanlar yaşam sorunlarına çareyi okuyarak bulurlar.
O yüzden bazı kitapların yeri bende de çok büyük.
Bu kitaplardan birkaç tanesini sizinle paylaşmak istiyorum.
Ama paylaşmadan önce bu sözlere neden inandığımı da söyleyeyim.
Mesela... Şunu düşündüğümüzde bir simyacı kitabının ya da bir küçük prens kitabının neden uluslararasında bu kadar sattığı, neden böyle fenomen olduğunu düşünürsek
eğer, çok basit bir mantık var.
Bize dokunuyor, kalbimize dokunuyor.
Aslında o an içinde bulunduğumuz ruh halini, bu anlam arayışımızı, kendimizi bulma çabamızı bize farklı bir gözden gösteriyor ve birazcık bizi rahatlatıyor.
Mesela bir küçük prensin hala da bir çocuk kitabından ziyade bütün yetişkinler tarafından okunuyor da olması.
O kadar işte bardaklarının yapılması, fenomen olması bunlardan bir tanesi.
Onun dışında benim yine böyle çok sevdiğim, kendi içine dönme, hayatın anlamıyla alakalı kitaplardan bir tanesi Tolstoy, İnsan Neyle Yaşar.
Parfümün dansı Tom Robbins'i çok severim.
Böyle birkaç senede bir geri dönüp dönüp okunacak kitaplardan bir tanesi.
Hatta yine Tom Robbins'den.
Dur bir mola ver diye bir kitap.
Bunu endişeli psikolog sosyal medya ismiyle Zeynep söylemişti.
Kendisinin de podcastleri var.
Hatta bir bölümde de konuğum olmuştu.
Dinlemediyseniz mutlaka dinlemenizi öneririm.
Kendisinin çünkü önerilerine çok çok güvenirim.
Bir de beni etkileyen kitaplardan bir tanesi şeydi böyle var olmanın dayanılmaz hafifliği.
Milan Kundera. Orada özellikle Sabine karakteriyle o kadar güzel bir bağ kurmuştum ki çünkü çok doğru bir dönemde okuduğumu düşünüyorum o kitabı.
Yine o da böyle belli dönemlerde tekrar tekrar okunacak kitaplardan bir tanesi aslında.
Çünkü kitapları farklı amaçlarla okuyoruz.
Kimimiz eğlenmek için, kimimiz bir şeyler öğrenmek için, kimimiz bir şeylerden kaçmak için.
Hatta bu pandemi döneminde benim partnerim sürekli Tolkien kitaplarını okuyordu.
Ve dedim ki neden dönüp dönüp bunları okuyorsun?
Şöyle bir şey söyledi bana.
Çünkü şu an içinde bulunduğumuz dünya o kadar değişik.
Yani hiçbir şey yapamıyoruz.
Ve beni farklı bir dünyaya götürüyor.
Hani şu an içinde bulunduğumuz realiteden bir nebze olsun kaçmamı sağlıyor demişti.
O da onun pandemiyle başa çıkma yöntemiydi.
Yani pandeminin o getirdiği kısıtlamalarla başa çıkma yöntemiydi.
Çünkü hayal dünyasında, iç dünyasında farklı yerlere gidiyordu.
Kitaplar bu şekilde. Bunları zaten açıklamalara bırakırım ve hatta açıklamalara bunları bırakırken şeyleri de bırakmak istiyorum.
Araştırmaları yaparken, kendimce birazcık araştırma yaptım meraklı bir kişilik olduğumda.
Bizim İrlanda hükümetinin böyle biblioterapi kitapları diye Belli başka kitapları var.
Bunlar biraz daha kişisel gelişim kitapları tabii.
Şeyle alakalı böyle acı yaşadığınızda, depresyon yaşadığınızda ya da işte bir kayıpla, bir üzüntüyle başa çıkmak için olan kitaplar.
Bir de bir tane web sitesi buldum.
Orada romanları da içeriyor.
Çok hoşuma gitti. Son olarak da bahsetmek istediğim farklı okuyucu şekilleri var.
Biblioterapist bir yazar Ella Berthold tarafından yazan bir kitap var.
Farkındalıkla okumanın sanatı diye.
Hatta bu bölümü çekmek için de bu kitap birazcık daha beni yüreklendirdi.
Bu kitap da şey diyor, farkındalıkla okumanın sanatı kitabında.
Öncelikle diyor, nasıl bir okuyucu olduğunuzu belirlemeniz gerekiyor.
Yani üç tip okuyucu var.
Bunlardan bir tanesi görsel okuyucu.
Eğer ki siz bir kitabı okurken, onu gözünüzde canlandırarak okuyorsanız...
Siz aslında görsel okuyucusunuz ve bu durumda size iyi gelecek bir kitap seçerken roman türünde kitaplar seçmeniz daha doğru olacaktır diyor.
Kişisel gelişimden ya da düz yazıdan ziyade.
Onun dışında ikinci bir tip de dinleyici kitle var diyor.
Bu insanlar eğer ki bir kitabı okurken böyle mırıldanıyorsanız, dudaklarınız kıpırdıyorsa aslında siz dinleyerek de okuyabilirsiniz.
Ve bu durumlarda nasıl bir kitap seçtiğinizden bağımsız yani roman mı yoksa science fiction mi yoksa farklı bir kitap mı seçtiğinizden bağımsız olarak aslında siz sesli kitapta dinleyebilirsiniz
diyor. Ve üçüncü olarak kinestetik okurlar varmış.
Benim bundan hiç haberim yoktu.
Hareket halindeki insanlar.
Yani bir kitabı okurken eğer o romanda karakter hareket ediyorsa, kahve içiyorsa diyelim ki sizin de eliniz bir şekilde oynuyorsa, ayağınız oynuyorsa siz kinestetik okursunuz.
Ve aslında siz hareket halindeyken, mesela yürürken okuyabilirsiniz.
Bilmiyorum hani yürürken kitap okunur mu ama belki güvenli bir yerde olabilir.
Ya da işte böyle kitabında belli yoga pozları veriyor.
Farklı şekilleri söylüyor.
Ve diyor bu kitapları seçtikten sonra, kendinize uygun bir kitabı seçtikten sonra, nasıl bir okuyucu olduğunuzu da bulduktan sonra kendinize tamamen bir zaman ayırmanız, sadece o kitaba dedike edeceğiniz
bir zamanın olması aslında çok önemli.
E tabi bunu hepimiz biliyoruz ama diyor ki belli başlı zamanlarınız olursa, mesela evden işe giderken ya da öğle aralarında o...
İş yoğunluğundan çıkmak için bir 10 dakikanızı, 6 dakikanızı hatta kendinize ayırabilirsiniz kahvaltı ederken.
Birçoğumuz aslında gece yatarken yatağın içinde kitap okuyor ama onun da şöyle bir handikapı var.
Orada roman okuyorsak eğer ve çok böyle sürükleyici gidiyorsa haliyle uykuyu engelliyor.
Ama diyor ne yaparsanız yapın ya da diyor işte çayınızı kahvenizi alıp böyle bir köşeye çekiliyorsanız öyle okuyorsanız da tamamen bütün dikkat dağıtıcı şeylerden uzak olun diyor.
Bunu hepimiz biliyoruz tabii ki.
Ama yine bilip de yapmadığımız şeylerden bir tanesi.
Hani o telefon illaki yanımızda oluyor.
Hani diyor telefondan uzak olun.
Onun dışında bahsettiği böyle farklı şeyler de var.
Mesela diyor ki birbirinize kitap okumak çok büyük bir rahatlatıcı etkisi var.
Hani beraber kitap okumak, bazı şeyleri beraber yapmak.
Hatırlıyorum bundan seneler önce Bursa'da çok böyle güzel küçük bir evde üç kız yaşıyorduk.
Ve hepimiz böyle çok...
Kitap kurduyduk, inanılmaz böyle kitaplar değişiyorduk, okuyorduk.
Özellikle kışları, soğuk günlerde birimizin odasında böyle gece lambasının dibinde oturur, sesli olarak kitap okurduk.
Birimiz okurdu, diğerleri dinlerdi vs.
Ve o zamandan hatırlıyorum, bu kitapta da bunu söyleyince bende çok güzel bir duygu yarattı.
O zamanlara geri döndüm.
Kitapta da bunu diyor, Ella Berto diyor ki, bir şeyi okurken böyle hızlı hızlı geçmeyin sayfaları.
O an sizi bir anıya götürdüyse...
O anın içinde bir durun, düşünün, size ne hissettirdiğini anlayın ya da başka neler çağrıştırıyor.
Bunun farkına varın. Gerekiyorsa tekrar okuyun.
Tabii her okuduğumuz kitabı çok beğeneceğiz diye bir şey de yok bu arada.
Ondan sonra ilk 50 sayfaya kadar kendinize bir limit koyun.
O 50 sayfayı, ilk 50 sayfayı beğenmediyseniz, roman gitmiyorsa o kitabı daha fazla okumanın gereği yoktur diyor.
Yani bazen hani kitaba başladığımızda bitirmeyince böyle kendimizi suçlu hissediyoruz, bitirene kadar kendimizi zorluyoruz ya ama olmuyorsa da olmuyordur.
Yani her kitap o an doğru bir seçim olacak diye bir şey yok.
Hatta geçenlerde işte bu kurtlarla koşan kadınları okumaya başladım ama sarmadı bir şekilde beni ki o kadar güzel yorumlar duyuyorum.
Ella Berthoud onu söylüyor.
Yani sürekli diyor oradan buradan yorumlar okey bunlar çok güzel şeyler.
Bir hani tavsiye edilen kitabı okumak da güzel ama.
Onu önce bir inceleyin ondan sonra bakın diyor.
Tabii çok fazla böyle önerisi var.
Ella Berthoud'un farklı şekilde hatta ütopik önerileri de var.
Okumak isteyenler varsa kitabını yine onun da açıklamalara yazıyor olurum.
Onun dışında böyle benimle paylaşmak isterseniz bana da şu kitap çok iyi geldi, şu konudayken çok iyi geldi, belki başkalarına da iyi gelir diye yine beklerim sizin tavsiyelerinizle.
Yine Instagram'dan ya da Gmail'den bana ulaşabilirsiniz.
Diğer bölümleri bir sonraki haftalarda her yeni bölümü kaçırmamak için de beni takip etmeyi unutmazsanız çok sevinirim.
İyi günler dilerim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
