
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Stil Danışmanı Sima Saruhan ile body image (beden imajı) üzerine konuştuk. Bedenimizi sevme hali neden son zamanlarda bir trend haline geldi Sürekli farklı şekillere sokmaya çalıştığımız bedenlerimizi nasıl olduğu gibi kabulleniriz? Stilimiz bize bu konuda nasıl destek olabilir? Sorularına cevap aradık.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar, Gelişigüzel Hayaller'e, hoş geldiniz.
Bu bölümde stil ve marka danışmanı Sima Saruhan bizimle olacak.
Ve bugün biz biraz daha dış görünüşümüzden konuşacağız.
Dış görünüşümüze yüklediğimiz anlamdan, neden sürekli değiştirmek istediğimizden, kendimizi kabullenmekten, bedenimizi kabullenmekten konuşuyor olacağız.
Ve bence çok güzel geçecek.
Simacım sen ne diyorsun?
Hoş geldin. Hoş buldum Emine.
Heyecanlıyım. Her bölümde olduğu gibi, yani her bölümde bu artık kaçıncı bölüm bilmiyorum ama hep böyle ekstra bir heyecanla giriyorum.
Bu heyecanı kaybetmek de istemiyorum aslında ama bir yandan da böyle yansıyor mu bilmiyorum o tarafa.
Valla bir şey söyleyeceğim ama bana geliyor birazcık o heyecan.
Bence güzel bir şey. Biraz coşkulu olmak iyidir.
Yani bu biraz şey gibi hani sevdiğim bir şey yaptığında ya da bir şeyden gerçekten çok mutlu olarak, tatmin olarak bir şey yaptığında onun heyecanı ya.
Belki de ondandır. Neyse.
Buraya çok uzatmadan böyle konuya geçelim de istiyorum bir yandan.
Çünkü konuşacağımız bayağı çok şey var.
Ve benim sana sormak istediğim aslında hani seninle özellikle tartışmak istediğim şeylerden bir tanesi de biz neden sürekli bedenimizle uğraşıyoruz?
Yani ne istiyoruz kendimizden?
Neden sürekli dış görünüşümüzle uğraşıyoruz, değiştirmek istiyoruz, farklı bir şekle sokmak istiyoruz?
Şöyle biraz özetleyebiliriz aslında bunu.
Bunun evrimsel bir tarafı var.
Yani sosyal varlıklarız, sürü varlıklarıyız, sürü hayvanıyız ve sürüde kalabilmek için.
Sürüden çok ayrışmaman gerekiyor.
O yüzden de adapte olmayı ve bir şeylere benzemeye ve ait olmayı isteyen varlıklarız.
Ait olmak da ne demek?
Sana gösterileni yapmak.
Her şeyi böyle yapalım anlamında değil ama sana optimum görüneni, en iyi görüneni ve en iyi yansıtılanı yapmaya çalışmak.
Ki çok da fazla ayrışmamak ve uyum sağlamak ve sürüde kalmak.
Aslında amaç bu. Aslında nedeni bu.
Amaç bu demeyeyim ama...
E bu da neyi getiriyor?
Bize en fazla dış görünüşümüz yansıttı ve daha biriyle tanışırken tanışmadan önce sadece onun dış görünüşüyle varlığını gördüğün ve dış görünüşü üzerinden iletişim kurduğun için bu konu
çok fazla bizi ilgilendiren bir konu haline geliyor ve değiştirmek ve işte tırnak içinde en iyi olan vücudumuza veya bizi yansıtan stilimize kavuşmak istiyoruz.
Bunda çok yadırganacak ve hani...
yargılanacak, kötü şekilde yargılanacak, bu çok kötü bir şey falan diyebileceğim bir şey yok.
Çünkü anlayabiliyorum nedenini dediğim gibi.
Eğer buna bir şeylere adapte olmazsan, eğer teknolojiye adapte olmazsan, eğer şu anki etrafına işte modern çağın getirdiklerine adapte olmazsan sanki dışarıda kalacakmış gibi bir içgüdüsel şey var.
Ki nitekim öyle oluyor. Oyunun dışında kalabiliyorsun.
Eğer çok fazla herkesin atıyorum işte belli bir diziden bahsettiği bir ortamda o diziyi hiç bilmeyen biriysen Muhabbetin dışında kalıyorsun.
1, 3, 5, 10 sonrasında muhabbete hiç dahil olamadığını hissedebilirsin.
Bunun gibi dış görünüşümüz de maalesef bu furyadan etkileniyor.
Bunda %100 kötü bir şey var diyemem ama her zaman %100 iyi olduğunu da maalesef savunamıyorum.
Ama dediğim gibi sadece anlayabiliyorum.
Çünkü gördüğümüze alışıyoruz.
E-ticarette, sürekli girdiğimiz web sitelerinde, girdiğimiz sosyal mecralarda, gördüğümüz modellerin vücutlarına veya stillerine.
bakarak onlarla ilerliyoruz, onları örnek alıyoruz veya onlar bize empoze ediliyor.
O yüzden de ben buna benzer bir şey olmalıyım ki çok daha iyi karşılanayım, adapte olayım vesaire gibi bir içgüdüsel düşünce oluşuyor diyeyim.
Burada ufak şöyle bir örnek vermek istiyorum aslında.
Şimdi gördüğümüze alışıyoruz dediğim şey birazcık şuna benziyor.
Güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum.
Bu bir araştırma ama... nerede okuduğumu veya kimden dinlediğimi tam olarak hatırlamıyorum ama böyle hani çok hoşuma giden bir şey.
İnsanlara fotoğraflar gösteriliyor.
Ve fotoğrafların içinde bir kısmı kendi fotoğrafları, bir kısmı kendi fotoğrafı, diğeri de onun ayna görüntüsü.
Yani bir kısmı aynadan gördüğüm sima, diğeri de dışarıdan çekilen sima.
Şimdi bir tanesi onun ayna görüntüsü dediğim.
Benim sürekli kendimi gördüğüm sima olduğu için ve arada Aynı fotoğrafın hem bu tarafı hem kendi gördüğüm olanını seçiyorum.
Hangisi daha güzel diye bana sorulduğunda aslında aynı fotoğraf olmasına rağmen %60 kişi kendi aynada görüntüsünü daha çok beğeniyor.
%64 gibi bir şeydi galiba böyle bir oranda.
Yani bu şu demek ben kendimi görmeye alıştığım halimi daha çok seviyorum.
Çünkü ister istemez bunu aklıma yazıyorum.
Aynı şey müzikte falan da var.
Hani böyle ilk defa duymadığı, ikinci defa duyduğu şarkıyı daha çok beğendiğini söyleyen insanlar.
Çünkü alışkanlık hayvanıyız dediğim gibi.
Bu şekilde de görüntüye alıştıkça ben bu olmak istiyorum diyoruz.
Ama birazcık bazen bunun sınırlarını zorlayabiliyoruz diye düşünüyorum.
Evet şeyi çok güzel söyledin bu arada.
Hani bu alışkanlıkları özel olma isteğini ama sürüden de ayrılmama isteğini.
Ben pazarlama master'ı yaptım ve orada hep şey vardı.
İşte herkes bir ürün alırken aslında kullanıcı özel olduğunu hissetmek istiyor ama aynı zamanda da o senin özel hissin sürüden ayrı kalmamalı.
Bunun arkasında da böyle çok fazla araştırma var ve dediğim gibi zaten insanoğlu olarak birinci isteğimiz yani dürtümüz bu şekilde kabul görmek, bir şekilde onaylanmak.
O yüzden çok iyi anlayabiliyorum ama bir noktadan sonra şeyi de düşünüyorum ben biraz daha Sima.
Kendimizden uzaklaşıyoruz.
Yani öyle bir noktaya geliyoruz ki kendi bedenimizi olduğu gibi kabul etmeyip ya da dış görünüşümüzü değiştirmeye çalışıyoruz.
İşte hani bu sürekli yapılan kilo alma kilo verme diyetleri ne bileyim estetiklere de ben bu şekilde bakıyorum bir çoğuna tabii ki bazı estetikler.
bir şekilde sorun arz etmiyor ya da gerçekten ihtiyaç olursa daha güzel olacağını düşünülürse daha çok içine sinecekse diyeyim.
Güzelden ziyade tabii ki.
Ama hep şeyi hatırlıyorum.
Ben küçükken işte böyle belli başlı idollerim vardı.
Bilmem hatırlar mısın? Biz ikimiz de 90'lar çocuğuyuz.
Rosalinda diye bir dizi vardı.
Meksika dizisi. Ve ben Rosalinda'yı inanılmaz beğenirdim.
Böyle dergilerden gazetelerden keserdim işte fotoğraflarını.
Orada işte hep şey derdim, Allah'ım ne kadar güzel cildi var, işte benim niye böyle değil, işte şurası şöyle güzel, saçları böyle güzel ve uzun bir süre böyle Rosalinda gibi olmaya çalıştım mesela.
Ya da onun o sahip olduğu güzelliğe sahip olmadığım için kendimi kötü hissettim.
Ondan sonra işte yaş geçti, biraz daha böyle büyümeye, kendini ifade etmeye dediğin gibi daha çok dış görünüşüne başlıyorsun.
Bu sefer şeyler başladı işte çatlaklarım var, ayaklarım işte boyuma göre büyük, boyum yeteri kadar uzun değil.
İşte bu say love handle dediğimiz simitlerim var.
Yani hep hayatımın böyle bir kısmı şeyle geçti bunları değiştirmekle.
Halbuki kendi kontrolümde olmayan işte bedenimde ya da dış görünüşümde değiştiremeyeceğim şeyleri değiştirmekle geçti.
Ama sonra öyle bir ana geldim ki şey dedim yani ben buyum.
Mesela ayaklarım 37 numara.
Çünkü 37 numardan büyük olmaması gerekiyor bu boyda bir insanın.
Şeyi çok net hatırlıyorum.
İşte koşu ayakkabısı alırken...
Daha büyük alman gerekiyordu.
Bazı markaların da kalıpları çok küçüktü tamam mı?
Ve ben sürekli işte 39-39,5 tarzı bir şey giymeyi kendime yakıştıramadım.
Ya da bunu hoş görmediğim için bu boyla küçük alıyordum ayakkabıyı.
Düşünsene aslında ne kadar saçma bir mantık.
Şimdi şimdi hani diyorum ki belki onları yaşamasaydım şu an buraya gelemezdim.
O yüzden hani sana da burada sormak istiyorum.
Bu artık yahu ben buyum.
Böyle görünüyorum.
Bedenin bu, yüzün bu, stilin bu dediğimiz noktaya gelirken hani bize yardımcı olacak şeyler, bizim kendimize o iletişimimizi birazcık daha güçlendirecek şeyler neler olabilir?
Senin danışanlarına da verdiğin tavsiyeler arasında neler var?
Hep böyle tabii tamamen bireysel konuşuyorum ama...
Bir şeyi içime dönüp bulmaktan ziyade onu sanki halının altına süpürüp o dış görünüşü biraz daha törpülüyormuşum gibi hissettiğim zamanlar.
Ve ben ne zamanki o senin dediğin duygusal boşluklarımı doldurmaya başladım, içimde neler olup bittiğini, beni aslında oraya iten, farklı davranışlara, bedenimle
uğraşmaya iten şeylerin ne olduğunu fark ettim ve onun üzerine çalıştım.
O zaman bedenimle uğraşmam da...
Son buldu yani tamam ben buyum.
Hani bu kadarım, boyum bu kadar.
Ben şu an kendimden çok mutluyum.
O yüzden hani birazcık daha dediğim gibi bu ruh beden zihin bütünlüğü biraz daha kabullenme ve şükür kısmı geçtiğimiz bölümlerden birinde de konuştuk.
Çok işe yarayan bir şey.
Hani böyle şükür egzersizi deyince biraz mistik gibi algılanıyor ama şunu çok yapıyorum yani senelerdir.
Sadece bedenle alakalı değil.
O gece yatağa yattığımda böyle...
Bugün hayatımda neler oldu?
Ben nelere teşekkür ediyorum? Kimlere teşekkür ediyorum hayatımda var olduğu için?
Hayatımı kolaylaştırdığı, beni mutlu ettiği için.
En sevilen meditasyonlarımdan bir tanesi bu arada.
Ders esnalarında falan şükür egzersizlerini çok seviyorlar.
O yüzden çok işe yarıyor.
Buna değinmene hem sevindim hem de şaşırdım.
Stillerle alakalı böyle bir şeye değiniyor olmana.
O yüzden... Teşekkür ederim.
Çok güzel şeylerden bahsettin.
İçten dışa değişiyorum.
İçimde çok daha iyi hissettikçe dışı kabullenmek daha kolay oldu diyorsun ya mesela.
Şimdi burada sadece değinmek istediğim bir şey var.
Değişim demeyeceğim ama iyi olma hali iki şekilde olabilir.
Belki sen bunun bir tarafını yaşadığın için bunun güzelliğini yaşıyor olabilirsin.
Bir de diğer tarafı var. Çok gariptir.
Ama bu iyi olma haline veya bu istediğin değişime erişmek ya içten dışa ya dıştan içe şekilde olabiliyor.
İnanç ayarın bir tane eğitiminde hatta eğitimci eğitiminde bahsettiği bir şey vardı.
Role girmede de aynı şekilde iki tane yol var diye.
Ben orada çok şaşırmıştım çünkü bunu stille bağdaşacağını düşünmemiştim açıkçası.
Önce içinde o duyguları yaşarsın ve bu şekilde dışarı atıyorum sinirli olma duygusunu, öfkeyi İçinde yaşarsın ve dışarı bu şekilde yansıtırsın.
Veya çok öfkeli bir adam nasıl pozisyon alıyorsa, eli, kolu, vücudu nasıl bir postürdeyse onu alırsın ve veya yüz şeklini, yüz ifadelerini ona sokarsın ve sonra
da içeriden o öfkeyi hissedersin.
Veya işte gülümsemekte de aynısı vardır.
Gülünce daha mutlu hissetmek, daha mutlu hissedince gülüp gülmek.
İkisi de birbirini tetikleyen şeyler aslında.
Evet. Bazen de demin dediğin senin içeriden iyi hissetme halinin üstüne gelen bir dış kabulü ve dış iyi olma hali.
Ama tam tersi de olabiliyor.
Yani bu tam tersi de mevcut olduğu için zaten garip bir şekilde kıyafetlerin bizi çok mutlu edebildiği de bir gerçek.
Biz belki bunu şey olarak görüyoruz.
Bir taraftan iyi görünmek veya iyi giyinmek veya nasıl görünmek istediğini yansıtabilmek.
İyi giyinmekten kastım bu bu arada.
Olduğun kişiyi, olmak istediğin kişiyi vesaire yani o sıfatları, o hali yansıtabilmek, kendinde görmek istediğin hali.
Bunun çok garip bir şekilde dış görünüşle bir bağlantısı var.
Çünkü aynaya baktığında o bahsettiği işte bu şeyin Spanish South Korean metodumu demişti.
Dışarıdan içeri iyi olma haline çevirebiliyor.
Yani sen eğer aynada kendini o sıfat...
Böyle bir gücü var ki giyimin bu kadar yüzeysel bir şey olmasına rağmen o kadar içe dokunabiliyor ki.
Sen o halini gördüğünde, ben bu simayı gördüğümde bu simaya ikna oluyorum ve kendimi de öyle hissediyorum.
Yani eğer bir türlü değişemiyorsam, bir kısır döngünün içinde kalmışsam senin yaptığın gibi.
İçeriden de değişebilirim, bu döngüyü içeriden de kırabilirim ama dışarıdan da kırmak mümkün.
O yüzden stil danışmanları var ve biz hayatımızı bundan geçindirmeye devam ediyoruz.
Çünkü bu mümkün ve çok garip bir şekilde de böyle bir etkisi var.
O yüzden sen ilkini yaşamışsın ikincisini yaşayan da çok insan var.
Bir dakika şu an ben bir aydınlanma yaşadım ama.
Teşekkür ederim doğru soruyorsun ikincisini yaşayan da çok insan var ve özellikle pandemi sürecinde sürekli evde vakit geçirirken ister istemez en başlarda o pijamalarla işte laptopu açıp çalışmanın rahatlığını falan yaşadık.
Ama bir noktadan sonra o durum benim modumu gerçekten negatif yönde etkiledi Sima ve şu an şeyim böyle hani.
Ne olursa olsun sabah kalkıyorum şöyle güzel bir işte sabah rutini yapıyorum, yüzümü yıkıyorum vesaire giyiniyorum ve beni kendimi ne iyi hissettirecekse onu giyiyorum.
Hani evde oluyor olmamın hiçbir önemi yok.
Gerçekten o gün böyle...
kendimi pozitif, daha böyle enerjik hissetmek istediğim şeyler yok.
Sadece kot vesaire ya da üstüme giydiğim şey değil, iç çamaşırları da dahil.
Hani bu konu hakkında ne dersin bilmiyorum ama böyle gerçekten seni iyi hissettiren, güzel, seksi iç çamaşırları giymenin de modunu yükselttirdiğini fark ettim ben.
Ondan sonra hani sadece kendin için çünkü kendini iyi hissetmek için yaptığın bir şey bile olabilir bu.
Birazcık böyle hafif makyaj yapmak, hani o aynaya baktığımda gördüğüm kişiyle Daha iyi iletişimde olmak için işte böyle güzel bir parfüm sıkmak, ne bileyim saçımı tarayıp farklı bir şekilde getirmek dediğin çok doğru.
Hani böyle de etkiliyor ama bunun diğer taraf kadar yüksek bir etkisi yok belki benim üzerimde.
Ama modumu düzeltmek için hani daha derin değil de biraz daha modumu düzeltme kısmında çok çok çok işe yarıyor.
O yüzden şu an gerçekten bir aydınlanma yaşadım yani ve şeyde de aydınlanma yaşadım.
Stil danışmanı ya sen şunu giy şu moda şunu yap değil.
Aslında bu içsel bir yolculuk.
Az önce dediğim gibi tekrarlayacağım.
Ruh beden zihin yolculuğu aslında şu an senin yaptığın iş değil mi?
Kesinlikle katılıyorum ve bunu bir yandan da yeni çıkan koleksiyonlardan görebilirsin.
Eğer sadece dışarı için giyiniyor olsaydık zaten iç giyim koleksiyonları bu kadar inditex gibi veya işte Oysho'nun bu kadar atılım yapması veya gelecek sezonun trendlerinin yumuşacık
hissettiren kumaşlar olması olarak karşımıza çıkmazdı.
Sadece dış görünüş veya sadece bir yerlere kabul edilmek için giyiniyor olsaydık...
bu kadar fazla iç giyim markası bu kadar fazla satış yapamazdı.
Veya dediğim gibi bu kadar inseks gibi global bir savunmuyorum, savunmuyorum söz konusu değil ama bu kadar ticarete odaklı bir markanın bile direkt iç giyim koleksiyonları
çıkartması. Çünkü sen kendini iyi hissetmek istiyorsun.
Ve evet senin dediğin o kadar doğru ki öyle bir mesela sen belki bunu daha daha cazibeli bir parçayı veya tül bir süt yengidinde kendini çok daha iyi hissediyorsun.
Bir başkası da böyle yumuşacık, modal bir iç giyim parçası giydiğinde kendini çünkü senin hissettiğin başka belki daha dinamik hissediyorsun.
Öbürü de daha rahat ve daha yumuşacık böyle kendini yuvasında hissediyor.
Çok acayip ve çok etkili.
O yüzden bu bahsettiğimiz ruh, beden, zihin bütünlüğünü bu üçünü gerçekten bir arada uyguladığımız bir şey.
dilde miyim dış görünüş dediğin şey bile hepsiyle bağlantılı.
Bu da diğer ikisiyle de bağlantılı.
Evet evet hepsi.
Hepsi birbiriyle bağlantılı.
Ya böyle hani okudukça öğrendikçe araştırdıkça bu bağlantıyı keşfetmek de benim çok hoşuma gidiyor bir yandan Sima gerçekten.
Burada birkaç tane daha böyle kapatmadan önce bize verebileceğin şeyler varsa tips and tricks diyeyim birazcık diyorlar.
Hani Kendimizi tanımak ya da kendimizi iyi hissettirecek şeyleri nasıl kullanabiliriz?
Kıyafet anlamında, stil anlamında neler yapabiliriz?
Şöyle söyleyebilirim.
Şimdi bazen kendini iyi hissettirecek şeyi tanımıyor da olabilirsin.
Çünkü her zaman hani x bir yerde seni hissettiren ama sen y'ye ulaşmak istiyorsan yani şöyle bir laf vardır hani değiştirmek istiyorsan aynı şeyleri yaparak
oraya varamazsın diye.
Çok seviyorum bu lafı.
Aynı şeyleri yaparak değişim beklemek saçma olur diye bir laf sanırım.
Böyle tam olarak çeviremedim veya hatırlamadım.
Henry Ford'un bir lafı o.
Her zaman aynı şeyleri yaparak farklı bir sonuç bekleyemezsin diye.
Henry Ford söyledi diye biliyorum.
Bunu düşünerek farklı ne yapabilirim?
Yanlışlık şey olabiliyor.
Sürekli farklı bir şeyler satın almak oluyor.
Olay satın almak kadar ileri gitmesin ama bir şeyler deneyebilirsin.
Arkadaşından seni giydirmesini isteyebilirsin.
Bakalım onun gözündeki sima kimmiş?
Onun gözündeki sima belki de gerçekten de beni yansıtabilecek bir şeydir.
Çok yakın bir arkadaşından bunu isteyebilirsin.
Ama buna objektif bakabilecek.
Yani kendi üstünde beğeneceği bir şeyi sana giydirmek değil de.
Gerçekten senin yansıtacağın düşündüğü şeyi veya senin olduğunu düşündüğü şeyi sana giydireceğinden emin olduğun birinden isteyebilirsin böyle bir yardım.
Veya işte hiç daha önce giymediğin şeyler gidip bir mağazada denemek gibi.
Kesinlikle giymem dediğin şeyleri yapmak.
Yani ben bu parçayı asla yiyemem.
Sonra baktın.
Allah Allah. Neden ben?
Şöyle bir karşındaki insanda en sevmediğin özellikler sende de olması olası özelliklerdir.
Ne kadar da işte atıyorum ne kadar çok konuşuyor falan dersin.
Aslında sen çok konuştuğunu belki düşündüğün için karşındakinin bu kadar konuşması ve bu kadar atıyorum kendini ifade eden biri olması sana garip geliyordur.
Çünkü sen ifade etmek istiyordun.
Sen de çok bunu yapıyordun.
O negatifliği belki o yüzden de.
Hani hiç olmaz dediğin bir şeyi denemek.
Belki gerçekten senin içindeki o bastırdığın tarafı ortaya çıkaracak çünkü.
Ben bu kıyafette neyi seviyorum da?
Çünkü yine o yöne doğru değişmek istediğim, biliyorum ya o kıyafetin hissettirdiği hislere doğru gitmek istiyorsam eğer, o zaman o kıyafet ne hissettiriyordu ki bana?
Nesi? Dökümü mü?
Kesimi mi? şöyle işte ne bileyim işte vücudumu sarıyor olması ve o yüzden de böyle hatlarımı belli ediyor olması mı veya vücudumu sarmıyor olup beni böyle rahat, cool işte daha havadar hissettiriyor
olması mı? Yani bir analiz etme tarafı bir de hiç denemediğim yeni miktar deneme tarafı.
Böyle bir tavsiye verebilirim.
Ay çok teşekkür ederim tavsiyelerin için ve yine aydınlandım bu arada.
Hemen bir örnek vereyim o zaman tavsiyelerin üzerine.
Çünkü şöyle mesela ben normalde Alışveriş yapmayı gerçekten sevmiyorum.
Hani bir şey giyip çıkarmayı hiç sevmiyorum.
O yüzden böyle gidiyorum, bakıyorum, dokunuyorum.
Hoşuma gidiyorsa alıyorum falan gibi.
Ya da hoşuma gitmediyse almıyorum.
Ama onu denemeden tabii yapıyorum.
Bu arada internetten alışveriş yapmayı da hiç sevmem ama şu an gerçekten çok da fazla bir şansımız yok.
Özellikle İrlanda'da her yer kapalı.
Neyse ama birinin üzerinde gördüğüm zaman mesela Allah'ım ne kadar güzel olmuş nereden aldın işte ne yaptın falan diye sorduğum zaman diyorum ki ben bunu tek başıma görsem birincisinden görmesem gerçekten denemezdim.
O da çok hoşuma gidiyor.
Hani birinde böyle gördüğün zaman onu beğendiğin zaman o ekstra bir şey olabiliyor sana da bir tüyo verebiliyor.
Bir de az önce dedin ya bir arkadaşın seni giydirsin diye.
Bundan iki buçuk sene önceydi biz böyle girls night out yapacağız tamam mı kız kıza dışarı çıkacağız.
Ama önce bizim evde toplanıp bir şeyler içeceğiz.
Şimdi ben tabii böyle kot, rakır bir elbisem vardı böyle yanlarından deri şeyle.
Altıma da doktor martenslerimi giydim.
İşte böyle şey bir ruj sürdüm.
Lila da değil, mor da değil böyle.
Hani gotik de değil ama böyle bir ruj sürdüm.
Böyle bir makyaj yaptım. Şimdi bizimkiler geldi.
Tıkır tıkır topuklu ekibelerle.
Baktı arkadaşıma ne dedi ki?
Böyle gelmiyorsun değil mi?
Dedim ki ben çok rahatım.
Böyle geliyorum. Hayır gelmiyorsun dedi.
Beni götürdü.
Önce tabii birazcık böyle içirdi bu arada.
Hani o şeyimi kırmak için biraz daha çünkü dikte ediyordum böyle geleceğim diye.
Götürdü. Dolapta şöyle bir açtı dolabımı.
Ne çıkardı biliyor musun Sima?
Kıpkırmızı böyle daracık, kısacık bir elbisem.
Bu şeyler vardır ya üzerine yapışan öyle bir şey getirdi.
Elbise çıkardı. Bodycon.
Evet evet onlardan işte ondan çıkardı.
Ya çok seviyorum onu ama hiçbir zaman kendimde onu giyecek cesareti bulamıyorum.
Çünkü rengi kırmızı kısa ne bileyim şey iddialı anladın mı?
Bunu çıkardı altına böyle şapraz çok güzel topuklu ayakkabılarım vardı onu çıkardı.
Üstüne de rengarenk böyle bir kürküm var.
Renkli bir kürk içinde kırmızı var mavi var beyaz var işte siyah var falan.
O kürkü çıkardı ki bunları giyiyorsun.
Ve çok da itiraz etmedim ama kendimi o kadar güzel hissettim ki o kombinin, o kıyafetin içinde.
Çünkü senin dediğin gibi şeyi hissettim mesela, kendimi çok kadınsı hissettim.
Belki şeyi fark ettim, hep aslında dışa vurmaktan çekindiğim bir, şu an düşünüyorum tabii bunları, o seks apalite çünkü hep içe gömülmesi gereken bir şeydir ya.
Halbuki öyle değil, hani kadınsın.
Dişil bir enerjim var hani onu da dışarı vurman lazım.
Hani onu hissetmek bana çok iyi geldi.
O günden beri işte bazen şey yapıyorum böyle hadi sen seç ben ne giyeceğim falan diye arkadaşlarıma.
Bunu da böyle bir örnek olarak hani senin tiyolarından tavsiyelerinden sonra vermek istedim açıkçası.
Vay be yani bazen hiç tahmin etmediğin aslında dolabın böyle en gizli ücra köşesinden gizlediğin ama bir şekilde onu almışsın ya.
Saklamak istediğin bir şeyi de biri gelip bulup çıkarabiliyor.
İşte belki de bu yeni göz ya taze bir göz bunu sağlayabilir.
Senin de tecrübenle birazcık aslında yaşanmış bir olayla duymuş olduk bu şekilde.
Evet kesinlikle yani tecrübelerin gerçekten gücüne inanıyorum.
Böyle paylaşmanın gücüne inanıyorum.
O yüzden paylaşmak istedim.
Onun dışında Simacığım çok teşekkür ederim.
Bilmiyorum bir şey kaçırdık mı, unuttuk mu?
Senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Yok aslında bence gayet hem güzel hem akıcı hem güzel hazırlamışsın.
Güzel sohbet ettik.
Güzel bir gün devamı oldu diye düşünüyorum.
Umarım insanlar da keyif alsın.
Bir şeyler farkındalık yaratsın.
Bakalım. Umarım iyi hissettirir.
Bize yani Gelişigüzel Hayaller'e et Gelişigüzel Hayaller.
olarak ulaşabilirsiniz. Bana da Emine Altantra Yesiltmen olarak ulaşabilirsiniz.
Simacım sana nasıl ulaşabilir dinleyicilerimiz eğer böyle hani stil ile alakalı, marka ile alakalı danışmanlık herhangi bir soruları vesaire ihtiyaçları olursa?
Şöyle Sima Saruhan hiçbir şey arada olmadan Instagram hesabım var.
Mail adresi olarak da sima.simasaruhan.com şu anda zaten oradan ulaşabilecekleri şekilde duruyor.
Okey. Çok teşekkür ederim o zaman.
Bizi dinleyenler eğer ki bu yayından sonra birazcık böyle vaktiniz olur da ve Apple Podcast dinliyorsanız oylamayı, yorum yapmayı, neleri beğendiğinizi, neleri geliştirebiliriz bunları yazmayı unutmayın.
Bunlar çok değerli bizim için.
Çok seviniriz. Çok mutlu olurum gerçekten bunu yazarsanız.
Onun için de gününüz çok güzel geçsin.
Sima'cığım görüşmek üzere.
Görüşürüz. Ya
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
