
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Başarısızlık korkusu. Antik Yunan ismiyle Atychiphobia! Birçoğumuz muhtemelen başarısız olma korkusundan ötürü harekete geçmeyip, planlarımızı, hayallerimizi ertelemişizdir. Hatta bazılarımızın bu menem korku yüzünden ayağına gelen fırsatı tepmiş bile olabilir. O yüzden bu bölümde başarısız olma korkusunun üstesinden nasıl gelineceğinden bahsettim.Bölüm detayları:Başarısız olma korkusu nedir?Başarı ve başarısızlık kavramları bize ne ifade ediyor?Başarısızlık korkusunun psikolojik nedenleri Başarısızlık korkusu ve belirtileriBaşırısız olma korkusu hayatımızı nasıl etkiler?Başarısızlık korkusu ve benlik algısıBaşarısızlık korkusu ve mükemmeliyetçilikBaşarısız olma korkusu ve stres, anksiyete, ertelemeBaşarısız olma korkusu nasıl yenilir? Pratik uygulamalarEtkili insanların başarısızlıktan çıkardıkları derslere dair kitap ve podcast önerileri
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e, hoş geldiniz.
Bu hafta uzun zamandır konuşmak istediğim bir konudan bahsetmek istiyorum.
Başarısızlık korkusu.
Antik Yunan ismiyle Atikifobia.
Bu konuya da nereden geldim şöyle.
Geçtiğimiz haftalarda danışanlarımdan biriyle hayata geçirmek istediği bir saytası yani yan işi üzerine aksiyon planı yapıyorduk.
Ve görüşmenin sonunda konu öyle bir yere geldi ki durdu şöyle dedi.
Emine ben bu projeyi hayata geçirmekten korkuyorum.
Neden dedim. Başarısız olmaktan korkuyorum sanırım dedi.
O kadar tanıdık geldi ki bu korku.
Vaktimiz sonlandığı için biz bunun detayını bir sonraki görüşmeye bıraktık ve hala üzerinde çalışıyoruz.
Ama bu bölümde kendimden de çok iyi bildiğim bu korku hakkında birkaç kelam etmek istiyorum.
Evet hazırsanız başlayalım.
Birçoğumuz muhtemelen başarısız olma korkusundan ötürü harekete geçemeyip planlarımızı, hayallerimizi ertelemişizdir.
Yalan yok yani yaptığımız oluyor insanız hepimiz.
Hatta bazılarımız bu menem korku yüzünden ayağına gelen fırsatı tepmiş bile olabilir.
Çok normal. O yüzden bu bölümde hem başarısızlık kavramını tekrardan bir anlamlandırmak istiyorum.
Bu başarısız olma korkusuna neyin sebep olduğu ve gerek işte gerek hayatta gerçek.
başarının tırnak içerisinde tadını çıkartmak adına bu korkunun üstesinden nasıl gelineceğinden bahsedeceğim kendi bulduğum yöntemlerle.
Biliyorsunuz burası çözüm odaklı bir podcast kanalı.
Önce farkındalık yaratıp ondan sonra elimden geldiğince o farkındalığı nasıl aksiyona dönüştüreceğiz, uygulanabilir pratiklerle nasıl hayatımızı iyileştireceğiz bunlardan bahsetmeye çalışıyorum.
Şimdi şöyle yavaştan konuya derinlemesine doğru girecek olursam Başarısızlık korkusuna çözüm üretmek için önce nedenlerini bulmak, nedenlerini bulmak için de
başarısızlığın gerçekte ne anlama geldiğini anlamamız gerektiğine inanıyorum.
O yüzden de burada size sorum şu.
Başarısızlık sizin için ne demek?
Bunu neden soruyorum? Çünkü herkes başarı ya da başarısızlıkla ilgili farklı kriterlere, değerlere ve inanç sistemlerine sahip.
Bu sebeple de kavramlar kişiden kişiye değişiyor.
Peki sizinkini? Kendi mutluluğunuza, iç huzurunuza göre mi şekilleniyor?
Yoksa toplumdaki başarı kriterleri ve onaylanma ihtiyacı çerçevesinde bir başarı ya da başarısızlık algınız mı var?
Mesela bazen şöyle bir beklentimiz olabiliyor.
Diyelim ki aklımızda bir fikir var ve bir işe girişmek istiyoruz.
Ama daha ilk adımda o işin mükemmel ve başarılı olmasını bekliyoruz.
Sanki biz onu yapacağız ve mükemmel olacak, hemen tutacakmış gibi.
O olmama ihtimali yok mu o?
İşte o zaman bu korku içimize böyle sinsi sinsi yayılıyor.
Sonra ne oluyor? Güzel güzel bahanelerle o işten elimizi, eteğimizi yavaş yavaş çekiyoruz.
Ya da yine yapmak istiyoruz ama bu sefer de kendimizi strese sokup deli danalar gibi dolaşıyoruz ortada.
Ben kendi işimi böyle yavaş yavaş kurmaya başladığım zaman işte bu bahane kısmından deli dana kısmına geçmiştim.
Ve çok yakınımdaki bir arkadaşım dönüp bana şöyle dedi.
Emine sen bir işe başlarken hep silver bullet beklentisi içindesin.
Yani tam çevirisi gümüş mermi ama bunu belki Türkçe'ye sihirli değnek ya da nokta atışı gibi çevirebiliriz.
Neyse silver bullet beklentisi içindesin ama öyle bir şey yok.
Deneyeceksin ve çok büyük ihtimalle başarısız olacaksın.
Sonra nerede hata yaptığını öğrenip tekrar deneyeceksin.
O da muhtemelen istediğin gibi olmayacak ama daha az başarısız olacaksın.
Yine de düşe kalka bir şekilde kendi yolunu bulacaksın.
Hani bazen olur ya siz de bilirsiniz içten içe ama kendinize itiraf etmezsiniz.
Yakınızda biri böyle çat diye söyler, soğuk duş etkisi yaratır.
Sonra bir toparlanırsınız.
İşte tam öyle bir yandı benim için de.
Ve ne zaman bu bakış açısını ciddi anlamda içselleştirdim, işte o zaman benim için hayatta daha kolay oldu, yapmak istediklerim de daha kolaylaştı.
İşte demem o ki eğer bu korkuyu yenip hayalini kurduğumuz ya da hedeflediğimiz bir şeye adım atmak istiyorsak düzenli olarak kendimize hatırlatmanız gereken bir şey bence.
Bu arada bunu söyleyen arkadaşımın hikayesinden de bahsetmek istiyorum.
Çünkü bence çok motive edici bir hikaye.
Şu an çalıştığı firmaya girdiğinde ilk iki sene performans eksikliğinden dolayı kovulma noktasına gelmiş birinden bahsediyorum.
Ama hiçbir zaman pes etmedi.
Tamam bu olmadı başka ne olur?
Bu çalışmadı başka nasıl bir şekilde çözülür?
Artık üçüncü senede o emeklere çaba vermişti ve alanında en iyisiydi.
Ve onu takip eden üç senede yaptığı işte hep ödül aldı.
Şimdi buradan kazandığı tecrübeyle de kendi şirketini kurdu.
İki senede o şirketi uluslararası camiada büyütüp mevcut maaşından iki kat daha fazla kazanacak duruma getirdi.
Şimdi bu yılın sonunda da istifasını verip dijital göçebe olarak hayatına devam etme planı içinde.
Şimdi biz genelde hep böyle başarı hikayelerini okurken sanki çok yetenekliymiş de aşırı şanslıymış da bir kereden olmuş da böyle hemen ilk denemesinde başarılı olmuş gibi şeyler düşünüyoruz.
Böyle lanse ediliyor. Ama kimse de bize demiyor ki yahu bunun arkasında şu kadar da...
Demem o ki neden başarısızlıklarımızın bizim için bir öğrenme deneyimi olmasına izin vermiyoruz?
Neden bu korkunun arkasına sığınıp bizi hedeflerimize ulaşmak için ileriye taşıyabilecek şeyleri yapmaktan alıkoymasına izin veriyoruz?
İşte bu nedenlere gelmeden önce Michael Jordan'ın ünlü röportajını bilenleriniz vardır.
Ben de hatırlatmak istiyorum. Diyor ki kariyerimde 9 binden fazla şut kaçırdım.
Neredeyse 300 oyun kaybettim.
26 kez maçı kazandıran şutu atacağıma güvenildim ve kaçırdım.
Hayatımda defalarca başarısız oldum ve bu yüzden başarılıyım.
Bu konuda daha fazla söze gerek yok bence.
Şimdi gelin bakalım başarısızlık korkusunun sebepleri nelermiş.
Bilimsel sebeplere geçmeden önce kendi gözlemlerimden bahsetmek istiyorum.
Gözlemlediğim kadarıyla bu sebeplerden biri eğer başarısız olursak insanların ne diyeceği ya da ne düşüneceğini kafamıza çok takıyor olmanız.
Yani illa insanları kafanıza takıyorsanız size şöyle bir sorun var.
O insanların kaçı tırnak içerisinde başarılı olma halinizde size ooo aferin helal olsun diyecek.
Kaçı diyecek?
Bence çok büyük bir kısmı şöyle diyecek.
Ya o tabii yapardı, onun şeysi vardı, şuysu vardı, buyusu vardı.
İşte babası zenginle mutlaka bir bahane üretilecek.
Yani hiçbir zaman hiç kimseye başarı da olsanız, onların kriterlerine göre, o yüzden hep tırnak içinde deyip duruyorum, başarısız da olsanız yaranamayacaksınız.
Peki benim buradaki asıl sorum şu.
Bir tanecik hayatımız varken neden dilediğimizi yaparak özgürce yaşamak yerine insanların kalıplarına göre kendimizi kısıtlayalım ki?
Bu alanda yapılan çalışmalar başarısızlık korkusunun genellikle utanç veya mahcubiyet yaşama korkusundan kaynaklandığını da söylüyor.
Hatta bazı çalışmalarda tırnak içinde başarısızlığın Değersizlik duygusunu da tetiklediğine ileri sürüyor.
Bu nedenle ilk etapta denemekten kaçınmak bazen benliği, hayal kırıklığı, pişmanlık ve üzüntüden korumanın bir yolu olarak hizmet edebilirmiş.
Başarısızlık korkusunun bir diğer sebebi de çocukluktan gelen hatıralarımız ve yetiştirilme şeklimiz.
Şaşırdık mı? Hayır. Örneğin şöyle bir örnek vereyim size.
Destekleyici olmayan veya eleştirel ebeveynlere sahip değilseniz Bugün başarısızlık korkusu yaşamanızın nedenlerinden biri bu.
Ya da çocukluklarında rutin olarak hor görülüp küçük düşürüldükleri için bu olumsuz duyguları yetişkinliğe taşımış insanlar da varmış olabilirmiş.
Bugün başarısızlık korkusu olarak tezahür edebilirmiş.
Son olarak da hayatınızda travmatik bir olay yaşamak da başarısızlık korkusunun sebeplerinden biri olabilirmiş.
Ne olabilir bunlar? Mesela vakti zamanında bir sunum yaparken, topluluk önünde konuşurken ya da bizim zamanımızda münazaralar vardı okulda.
Münazaralarda başarısız olduysanız.
Bu tarz minik başarısızlık hikayeleri vaktinde içimize işlemiş ve şu anda başarısızlık korkusu olarak tezahür ediyor olabilir.
Bu konuyla ilgili öğrenmek istediğim bir...
Kitap ve podcast serisi var.
İngiliz gazeteci yazar Elizabeth Day'in How to Fail serisi alanında başarılı olmuş kişilerin böyle farklı konularda, ilişkilerde, kariyerde, arkadaşlıkta, ailede böyle başarısızlık hikayelerini
ve bunlardan neler öğrendiklerini mikrofona getiriyor.
Kitapta da altın çizdiğim şeylerden bir tanesi Robert Pattinson ile olan röportajındaki satırlardı.
Biliyorsunuz Robert Pattinson, Twilight'ın namı değer Edward'du.
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz.
Ben beğeniyorum kendisini. Hatta en son Batman filmindeki performansını da bayağı beğenmiştim.
Neyse. Edward'cığım kendini mesleki olarak çok da başarılı görmüyormuş.
Daha doğrusu sürekli kendinden bir şüphe etme halindeymiş.
Şimdi şöyle dönüp bakıyorsun.
Zaten rakamlar konuşuyor.
Bu filmler milyonlarca kez izlendi.
Bu adamın bir sürü hayranı var.
Ya da hala daha yeni film teklifleri alıyor.
Yani... Başarılısın buradan bakınca.
Ama işte herkesin kendi içerisinde yenemediği bir şeyleri oluyor değil mi?
Edward'unki de, Edward da deyip duruyorum adama Robert.
Onunki de buymuş.
Ve hatta şeyinde altın çiziyor.
Diyor ki terapi olmasaydı ne yapardım bilmiyorum.
Çünkü nasıl hissettiğimi anlamaya çalıştım ve anlayabildiğim yer terapi.
Neyse şimdi buradan yavaş yavaş çıkacak olursak ben biraz daha bu başarısızlık korkusunun hayatımızı nasıl etkilediğinden de bahsetmek istiyorum çözümlere geçmeden önce.
Mesela neler oluyor?
Yeni bir şeyler denemeye veya zorlu projelere görevlere katılmaya isteksizlik duymak.
Kendini sabote etme hali.
Örneğin erteleme, aşırı kaygı ya da işte böyle kendimize koyduğumuz hedefleri bozma, devamını getirememe.
Düşük benlik saygısı veya düşük kendine güven, diğer insanları kendinden daha zeki sanmak.
Bence burada imposter sendromu da devreye giriyor.
Bu konuyla alakalı Kıvılcım Kıran'la bir bölümümüz var.
Henüz dinlemediyseniz kesin öneririm.
Onun dışında mükemmeliyetçilik.
Şaşırdık mı? Hayır. O da şöyle geliyor hayatımıza.
Yalnızca mükemmel ve başarılı bir şekilde bitireceğimizi bildiğimiz şeyleri denemeye istekli olmak.
Bilimsel araştırmalara göre ki ben de katılıyorum buna başarısızlık korkusu mükemmelliyetçi olmakla da ilgili olabilirmiş.
Sebebi de mükemmelliyetçilerin çok yüksek beklentileri olduğundan hem kendinden hem çevresinden genellikle kendinden gerçekçi olmayan bu standartlara dair dırdırcı bir korku yaşamasından kaynaklanıyormuş.
Tabi bunları başka neler takip ediyor?
Öğrenilmiş çaresizlik, endişeli olmak ve bazı durumlarda düşük duygusal dayanıklılık.
Başarısızlık korkusu yaşadığımızda hayatımıza tezahür şekilleri bunlar.
E peki ne yapacağız? Hayatımız boyunca bu korkunun bizi engellemesine izin mi vereceğiz?
Tabii ki de hayır. Öncelikle kendimize düzenli olarak şunu hatırlatmakta fayda var.
Yaptığımız her şeyde her zaman başarısız olma şansınız var.
Bunu kabullenip yola öyle çıkmamız lazım.
Günün sonunda orada öğrendiklerimiz bize bir sonraki girişimimiz için tecrübe oluyor.
Hatırlayın en başta anlattığım arkadaşımın hikayesini.
Bence bu hikaye aynı zamanda bir growth mindset örneği yani gelişen düşünce yapısı.
Bununla alakalı tabii ki de bir bölümüm var.
Yani düşünce yapımızın sabit ya da gelişen olması hayatımızı nasıl etkiler üzerine konuştuğum ve tabii ki sabitten gelişen düşünce yapısını nasıl geçebileceğimizi anlattığım bir bölüm dinlemek isteyenler.
Yine ikinci sezonda o bölümü bulabilirler.
Şimdi yavaş yavaş geçelim.
Bu başarısızlık korkusunu nasıl minimuma indiririz?
Nasıl bundan kurtuluruz demiyorum.
Çünkü çok gerçekçi bir yaklaşım olmayabilirdi.
Ama en azından minimuma indirmek için benim faydalı gördüğüm birkaç tane taktik var.
Bunlardan bir tanesi, ilki tüm sonuçları analiz etmek.
Şimdi biz genelde...
Bilinmeyenden korktuğumuz için başarısızlık korkusu yaşıyoruz.
Eğer bir karar vereceksek bir kağıt kalem alıp olası tüm sonuçları yazıp karşılaştırmak, somut bir şekilde göz önünde bulundurmak gerçekten çok yardımcı oluyor.
İkincisi de... İlk seferden daha işe başlamadan olumsuz düşünmemek.
Yani daha olumlu düşünmek.
Çünkü bazılarımız işe başlamadan neyin yanlış gideceğini ya da o işin neden olmayacağına odaklanmayı sever.
Mesela aklınıza bir iş gelir o zaten yapıldı.
Tutmaz o iş gibi düşünceleri dalıp bir nevi kendimizi konfor alanından çıkarmamak için bahaneler buluruz değil mi?
Güzelce böyle kendimizi o işin neden olmayacağına dair bahanelerle ikna edip güvenli sularımıza geri döneriz.
Peki sonra? Sonra da yapmadığımızda, adım atmadığımızda kalıyoruz.
O yüzden olumsuzlar kadar olumlu olabilecek sonuçlara da odaklanmak, yani olumlu düşünmek, kendine güven inşa etmenin ve kendini sabote etmeyi etkisiz hale getirmenin güçlü
bir panzehiri olabilir. Burada bahsettiğim şey tabii ki de toksik pozitiflik değil.
Sadece bir işin olmama ihtimali kadar olma ihtimalini de göz önünde bulundurun.
Geçmişte başarılı olduğunuz şeyleri kendinize hatırlatın ve orada neler yaptınız, neleri farklı yaptınız bunları da düşünebilirsiniz.
Ama yine de ben illa olumsuz düşüncem emine en kötü senaryoya odaklananlardanım derseniz tamam o da kabulüm.
Çünkü bazı durumlarda en kötü senaryoya odaklanmak sizi biraz daha gerçekçi yapabilir.
Çünkü gerçekten onun sonucu bir felaket olabilir ve sizin için o başarısızlıktan korkmak mantıklı olabilir.
Yine aynı şekilde bu en kötü senaryoyu dile getirdiğinizde ya da bir kenara yazdığınızda o kadar da kötü olmadığını görebilirsiniz.
Mesela benim de kendime en sık sorduğum sorulardan bir tanesidir bu.
En kötü ne olabilir ki?
Ve verdiğim cevaplar o kadar komik oluyor ki şey diyorum kendime ya bu kötü bir şey değil ki yani yapmam için hiçbir sebep yok diye devam ediyorum.
Onun dışında faydasını gördüğüm diğer yöntemlerden bir tanesi de acil durum planı.
Eğer bir B planınız olursa Acil bir durumda beklenmedik bir şey olduğu zaman ne yapacağınızı bilmenin rahatlığı olur.
O yüzden de o sürekli elinizi çektiğiniz işe başlamanız kolaylaşabilir.
Ki bence yine çok faydalı bir yöntem.
Daha önce denemişliğim vardır.
Bir de küçük hedefler koymak çok önemli.
Bakın altını çiziyorum küçük hedefler.
Hedefler hayattan nereye gitmek istediğimizi tanımlamaya yardımcı olur.
O yüzden de baştan böyle çıtayı çok yükseltmeden Everest'e kadar çıkarmadan böyle bebek adımlarıyla minik minik ilerleyebileceğimiz hedefler koymak bize yardımcı olur.
Çünkü ona ulaştığımızda motive de oluruz böylece ya da gözümüz de korkmaz.
Hazır hedeflerden ve motivasyondan bahsetmişken de benim kendi hayatımda ve danışanlarımda da uyguladığım çok güçlü bir yöntemden de bahsedeyim.
Görselleştirme. Çok basit bir yöntem şöyle.
Hedefinize ulaşıp başarılı olduktan sonraki hayatınızı hayal etmek.
Bu kadar. Yani orada neler yapıyorsunuz, kimlesiniz, neler düşünüyorsunuz, nasıl hissediyorsunuz biraz bunlara odaklanmak.
Arzu ederseniz bunları yazabilirsiniz ya da çizebilirsiniz de.
Buradaki amaç hedefinize odaklanıp motivasyonunuzu arttırmak ve başarısızlık korkunuzu azaltmak.
Tabi bu görselleştirme kısmı yine herkes için geçerli olan bir formül değil.
Buraya dikkat, başarısızlık korkusu yoğun olan kişilerde görselleştirme tam tersi sonuçlar doğurabilir.
Bazı araştırmalar başarısızlık korkusu olan kişilerin hedefleri ve hedefe ulaşmayı görselleştirmeleri istendikten sonra genellikle böyle daha olumsuz bir ruh hali içinde kaldıklarını gösteriyor.
O yüzden de kendinizi tanımadan, bunun sonucunu az çok bilmeden bu tarz işlere girişmeyin ya da bir profesyonel olmadan yanınızda bu tarz işlere girişmeyin de.
derim. Geçenlerde şöyle bir söze denk geldim.
Çok hoşuma gitti. Ama kimin sözü olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.
Yine de sizinle paylaşmak istiyorum kapatmadan önce.
Diyordu ki unutmayın kaybetmek kazanmanın bir parçasıdır.
Ve başarısızlık dünyadaki en kötü şey değildir.
Kötü olan hiç denememektir.
Diyerek yavaş yavaş sözlerimi sonlandırıyorum.
Son olarak uzun zamandır hayata geçirmek istediğiniz bir şey var ve başarısızlık korkusu elinizi ayağınızı bağladığı için adım atamıyorsanız, bu konuda bir desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, birebir koştuk
için web sitemdeki ücretsiz öngörüşme formunu doldurmayı unutmayın.
Linki her bölümde zaten açıklamalara ekliyorum.
Haftaya görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
