
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayata Değer Katmak için Buradayız!
Hayattaki coşkunuzu 1-10 arasında değerlendirecek olsanız kaç verirdiniz?
Neden bu puanı verdiniz?
Bu hafta üzerine çok düşünmediğimiz, belki de önceliklendirmediğimiz coşku kavramı üzerine konuştum. Hayatımızda bir tutam daha fazla coşku olsa neler değişirdi ve biz o coşkuyu nasıl yaratırız sorularına cevaplar aradım:)
Profesyonel Koçluk Ön Görüşme Linki
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine. Bu kanalda hayatı daha yaşanılabilir kılmak ve farklı açılardan bakabilmek için gündelik deneyimlerime dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Bununla beraber kariyer başta olmak üzere hayatında, ilişkilerinde ya da kendinde somut bir değişiklik yapmak isteyenler ile çözüm odaklı profesyonel koç olarak çalışıyorum.
Amaçım felsefe, psikoloji ve farkındalık öğretileri çerçevesinde doğru soruları sorarak kendinize ait doğru cevapları bulmanızı ve istediğiniz değişikliği hayatınıza sürdürülebilir
bir şekilde dahil etmenize destek olmak.
Daha fazla bilgi ve ücretsiz öngörüşme randevusu için emineyesilçimen.com slash koçluk adresinden bana her zaman ulaşabilirsiniz.
Açıklamalarda linki hep bırakıyorum.
Evet, bu hafta biraz coşkudan bahsetmek istiyorum.
Bu kanalda bir sürü konudan konuştuk ama coşkuyla alakalı hiç konuşmadığımızı fark ettim.
Ve coşku deyince benim aklıma gelen ilk şeylerden bir tanesi spor.
Hatta bu yaz da bayağı sporlu geçti değil mi?
Yani UEFA kupası vardı, Wimbledon vardı, olimpiyatlar derken çok hareketli bir yaz oldu ve sansasyonel de bir yaz oldu arkadaşlar.
Bilmiyorum bunlardan herhangi birini izlediniz mi ya da takip ediyor musunuz?
Ama benim en çok aklımda...
Aklımda kalan Norveçli yüzücü Henrik Christiansen oldu.
Niye Coşku deyince aklıma bu insan geliyor?
Çok mu iyi yüzüyor? Hayır.
Çok mu yakışıklı?
Hayır. O ünvanı sanırım İtalyan yüzücüye kaptırdılar.
Ama neyi çok iyi yapıyor?
Neyi Coşku ile yapıyor diye sorarsanız çok iyi muffin yiyor.
Duydunuz yanlış duymadınız hatta.
İzleyenleriniz kesin vardır ama ben yine de anlatayım.
Olimpiyat alanında verilen normal bir çikolatalı muffin.
Böyle kafam kadar içi hafif ıslak akışkan çikolatası olan böyle söylerken bile canımı çekti ama böyle normal her yerde bulabileceğiniz bir çikolatalı muffin'den bahsediyorum.
Ben de çok severim bu arada ama.
Adam o muffin'i öyle bir yiyor ki böyle kocaman ısır kalıyor, ağzı burnu çikolataya bulanıyor, kendinden geçiyor yerken ve videoları izleyince böyle gidip 3-4 tane muffin'i ağzınıza
aynı anda tıkasınız geliyor.
Ki TikTok videolarıyla viral olduktan sonra Paris'te olimpiyatlar sırasında en çok aranan tatlı çikolatalı muffin olmuş sırf bu adam yüzünden.
Ve hatta olimpiyatlar geçeri birkaç hafta oldu yani çok olmadı ama Google'a muffin man yazın ya da Norveçli yüzücü yazın ne yazarsanız yazın böyle milyon tane olimpiyat muffin tarifi çıkıyor.
Yani hangi ara yazdığınızda yayınladığınızda o tarifleri buradan ekmek çıkarma peşindesiniz pes dedim.
Ama işte etki yaratmak bence böyle bir şey ve bu da her ne yapıyorsanız yapın yüksek miktarda coşkuyla yapmaktan geçiyor arkadaşlar.
Sadece bir şey yapmaya da gerek yok bu arada.
Şöyle hayatınızda enerjisinden, aurasından çok etkilendiğiniz insanları düşünün.
Bunlar tesadüfen bir yerde tanıştığınız biri de olabilir ya da üniversitede bir hocanız da olabilir, bir iş arkadaşınız, takip ettiğiniz biri de olabilir.
Hayata karşı böyle bir coşkuları, heyecanları var.
Sizi de çekiyor içine değil mi?
O yüzden de bugün ben...
birazcık coşkudan konuşmak istedim.
Şöyle birkaç tane akademik makale okudum bu konuyla alakalı.
Baya değişik bir şeyler var.
Ama tabii ki coşku hakkındaki akademik makalelere ve coşkuyu hayatımıza nasıl daha fazla dahil edeceğimize geçmeden önce gelin bakalım coşkunun anlamına nereden geliyormuş neymiş bilirsiniz severim
etimolojiyi. Coşku kelimesi Yunanca'da tanrı içerde anlamına geliyor.
Yani tanrı enteo içerde iazin.
İngilizcesi zaten enthusiasm.
İçindeki tanrı gibi yorumlarsak şöyle açıklıyor uzmanlar.
Evrenle en derin bağlantınızı size en fazla coşku getiren şeyleri daha fazla yaparak bulursunuz gibi bir yerden geliyorlar.
En mutlu, en ilginç insanlar içlerindeki o tanrıyı yani coşkularını sürdürmenin sırrını bulmuş olanlardır.
Cambridge sözlüğüne de baktım.
Ortada diyor ki, belirli bir konuya veya aktiviteye karşı enerjik bir ilgi ve her neyse o ilgi ona dahil olma isteği.
Şimdi ben bu anlamlarını Coşkun'un bu bölümü çekene kadar bilmiyordum ve geçenlerde şöyle bir şey oldu.
Bir arkadaşım beni Londra'ya ziyarete gelecek ama geleceği tarih belli değil henüz.
Ben de onun sevdiği müzik tarzını bildiğim için daha bilet almadığı için uçak bileti almadığından dolayı Londra'da olan konser ve partileri içeren bir link attım bu ay ve önümüzdeki ay.
Dedim ki aklında olsun uçak bileti alırken bunları da göz önünde bulundur gitmek istediğin varsa gideriz bunlardan birine.
Bana şöyle bir cevap attı.
I like your enthusiasm.
Ben şöyle bir kaldım.
Yani ilk düşündüğüm şey.
Ay çok mu hevesli göründüm acaba?
Yanlış mı anlaşıldım?
Niye böyle dedi şimdi?
Yürüyorum falan mı zannetti çocuğa falan diyorum.
Neler neler geldi aklıma.
Düşüncelerimden anlayacağınız üzere çok samimi bir arkadaşım değil.
Kankiton falan değil. Yoksa niye böyle düşüneyim?
Ama neyse dedim tepki vermedim.
Ne diyebilirim ki zaten ondan sonra?
Ertesi gün böyle konuşuyoruz.
Günün nasıl geçti diye sordu bana.
Ben de başladım anlatmaya ay hava limonata gibi çok güzel sabaha kalktım kahvemi yaptım hemen yürüyüşe çıktım böyle kuş çıgıltıları arasında nehir boyunca yürüdüm falan diye.
Böyle bir hevesle anlatıyorum çünkü o kadar güzel başladım ki güne o da sesime yansıyor herhalde.
Londra güneş varken çok güzel bir şehir falan diyorum derken buldum kendimi kendime de şaşırdım.
Neyse oraya girmiyoruz.
Yine aynı yorumu yaptı ama bu sefer sesli mesajı gönderdiği için ses tonunda şeyi yakalayabildim.
Benim böyle ufak tefek günlük şeylere karşı olan heyecanım, coşkum onu da pozitif etkiliyor ki zaten coşku bulaşıcıymış.
Buraya da geleceğim.
Tabii bu coşku konusu birkaç yerde de karşılaştım falan fıstık derken beni araştırmaya it.
Biliyorsunuz akademik makale okumayı çok severim.
O yüzden de kolları sıvayıp bu konuda ne gibi araştırmalar yapmışlar diye bir baktım.
Yayınlanan akademik çalışmaların geneli coşku ve öğrencilerin öğrenme kapasitesi ile alakalı.
Oraya da geleceğim ama psikoloji tarafından şöyle açıklayayım.
Psikolojide coşku genellikle bir motivasyon biçimi olarak kabul ediliyor.
yüksek enerji seviyesi ve bir aktiviteye katılma ya da bir hedefe ulaşma isteğiyle karakterize edilen bir kavram.
Ki zaten az önce bahsettiğim tanımda benzerdi Cambridge sözlüğündeki.
Ve yine literatürde coşku genel anlamıyla olumlu bir duygu olarak görülüyor.
Çünkü bireyleri hedeflerine ulaşmaya ve başarı hissi yaşamaya yönlendirebilme ihtimali yüksek bir duygu.
Genel anlamda araştırmalar coşkunun bulaşıcı olduğunu da gösteriyor.
Yani bir kişi Böyle çok heyecanlı, coşkulu olduğunda bunu çevresine yansıtıyor.
Çevresindekiler de aynalıyor muhtemelen onu.
Ve benzer duyguları uyandırıyormuş karşısında.
Ki buna katılıyorum. Böyle bazı insanlar vardır ya en başta bahsetmiştim.
Yaptıkları işe karşı, hayata karşı, doğaya karşı içeriden gelen bir enerjisi var.
Böyle dışarıya öyle bir yansıyor ki o insanın etrafında daha da fazla vakit geçirmek istiyorsunuz.
Çünkü size kendinizi iyi hissettiriyor.
Size kendinizi... Umutlu hissettiriyor.
Bununla alakalı çok kısa bir şey anlatmak istiyorum.
Geçtiğimiz aylarda beni İstanbul'dan bir arkadaşım ziyarete geldi.
Ve beraber yürüyüşe çıktık.
Parka gittik. Parkta her yerden sincap fırlıyor.
Tabii bizimki çıldırdı.
Allah'ım inanamıyorum her yerde sincap var diye.
Bu sincaplar tabii sizi görünce kaçıyor ama bir tanesi kaçmadı.
Böyle yakınına kadar geldi.
Böyle bakıştılar falan.
Ondan sonra ve... Allah'ım ben hayatımda bir sincapla yakın temas kurdu diye bu kadar mutlu olan bir insan hayatımda görmedim.
5 saat geçti üstünden yolda yürüyoruz zıplaya zıplaya böyle diyor.
Bugün sincap yanımıza geldiği biraz da buna mutlu olabilir miyiz lütfen?
Yani bu hayata karşı coşku değil de nedir?
Ben çok seviyorum böyle insanların etrafında vakit geçirmeyi.
Çünkü bana da bulaşıyor dedim ya coşku bulaşıcı bir şey.
Kim sevmez ki zaten diyebilirsiniz.
Haklısınız ama tabii her zaman böyle olmuyor.
Her ne kadar coşku içten gelen bir şey de olsa sürekli içimizden coşku gelmiyor.
Bazen insan batsın bu dünya moduna da girebiliyor.
Ki duygulara yer açabilme bölümünde bayağı bir bahsetmiştim.
Duyguları regüle edebilmeden de bahsetmiştim.
O yüzden buraya çok girmek istemiyorum.
Merak edenleriniz oradan dinleyebilir.
Ben bugün biraz daha coşkulu insanların özelliklerinden, hayatımızda bir tutam daha fazla coşku olursa, hayatımızın nasıl farklılaşacağı, ve coşkuyu hayatımıza nasıl davet edebileceğimizden bahsetmek istiyorum.
Ve bu konuda yapılan ortak araştırmalar zaten diyor ki bir insan Coşkuluysa eğer diğer insanlara göre yani yüksek coşkusu varsa iş ve ilişkiler konusunda daha başarılı
olma eğilimindedir.
Zaten bir insan iş ve insan ilişkilerinde iyiyse hayatı da iyidir diye yorumluyorum geriye ne kaldı ki?
Ama tabii ki bu insanlar daha azimli hedeflerine ulaşma konusunda da daha kararlı oluyorlarmış.
Hani başta demiştim ya bu konudaki araştırmalar genelde eğitim alanında yapılmış diye.
Biraz ona da değinmekte fayda var bence.
Çünkü sadece akademik eğitim olarak düşünmeyin bunu.
Kendinize yatırım yapmak istiyorsunuz, bir kurs seçeceksiniz.
Ya da yeni bir dil öğrenmek istiyorsunuz, bir hoca seçeceksiniz.
Ya da bir seminere katılacaksınız, bir şeyler öğrenmek istiyorsunuz.
Ya da işte sunum yapacaksınız.
Bunlar hep önemli kriterler.
Yani içinde coşku barındırması ya da o karşı taraftan alacağınız faydayı maksimize etmek konusunda bence coşku önemli bir kriter.
Diğer bir taraftan da çocuklarınızla, yeğenlerinizle, eğitimciyseniz öğrencilerinizle iletişim kurarken de hayatın her alanında...
Yer alan bir konu bence.
Ben bunu kendi mesleğimde de çok fazla görüyorum, fark ediyorum.
Bir önceki dağınık zihinler bölümünde son zamanlarda dikkatimi toplamak konusunda ne kadar zorlandığımdan bahsetmiştim ya.
Ve böyle giderse en büyük korkum mesleğimi doğru düzgün icra edememek demiştim.
Hatırlayanlarınız vardır. Dikkatimin şu ana kadar...
Dağılmadığı tek bir aktivite var arkadaşlar o da koçluk seanslarım.
İnşallah da böyle gider ve hiç dağılmaz ama şaka bir yana sebebini düşündüm ve şunu fark ettim.
Yaptığım işi gerçekten çok inanarak yapıyorum.
Büyük bir ilgiyle, heyecanla, merakla, coşkuyla yapıyorum ve bu da haklı olarak hem bana hem karşı tarafa güzel bir tatmin getiriyor.
Mesela hiç...
Ay biz geçen görüşmede ne konuşmuştuk diye girdiğim bir seansım olmadı şu zamana kadar.
Çünkü danışanlarımın dediği her detayı hatırlıyorum.
Hem onlara hem mesleğime değer verdiğimden ötürü bu da.
O yüzden coşku yapılan bir şeyin hafızanızda daha fazla yer etme konusuna yüzde yüz katılıyorum.
Herhangi bir hizmet herhangi bir şey alacaksanız karşınızdaki insanı böyle seçmeniz bence çok önemli.
yaptığı işe değer veren birini seçmeniz, yaptığı işte anlam bulan birini seçmeniz çok önemli.
Bu her şey olabilir. Öğrencilerle yapılan çalışmalara geri dönecek olursak da dünyanın farklı yerlerinde, farklı saygın okullarda araştırmalar yapılmış ve öğretmenin coşkusunun öğrencilerin
dikkatini arttırıp arttırmadığını ve bunun da hatırlama üzerindeki etkilerinin ne olduğu ölçülmüş.
Aynı zamanda da dikkatin başka bir göreve yönelmesi durumunda bu etkilerin kaybolup kaybolmadığını da test etmişler eğer bir öğretmen coşkuluysa.
Ve şu yöntemleri kullanmışlar.
Birincisi öğrencilere yüksek ve düşük seviyede coşkuyla okunan metinler dinletilmiş.
Bu sırada öğrencilerin dikkati hem kendi beyanları hem de gözlemlerle ölçülüyor.
İkinci yöntem, öğrencilerden bir grup coşkulu ya da sakin bir şekilde okunan metinleri dinlerken başka bir görevi yerine getiriyor.
Yani multitasking yapıyor.
Diğer grup ise sadece metinleri dinliyor.
Üçüncü yöntem de bu az önce bahsettiğim multitasking konusunda dikkat gerektiren görev, dikkat gerektirmeyen görev.
Ve sonuçlar şöyle çıkmış.
Öğretmenlerin ders anlatırken sergiledikleri coşku öğrencilerin dikkatini toplamasına ve daha iyi öğrenmelerine yardımcı oluyormuş.
Bu durum öğrencilerin derse daha fazla ilgi göstermelerini ve ders materyalini daha iyi hatırlamalarını da sağlıyormuş.
Yani dikkatleri daha farklı bir yerde olsa bile iki işi aynı anda yapsalar bile coşkuyla anlatılan bir konu olduğunda daha fazla öğrenip hatırlama ihtimalleri yüksekmiş.
Ama yine de neden dikkatimi tek bir yere vermek varken iki işi aynı anda yapayım.
Bu da benim aklıma neyi getirdi biliyor musunuz?
Ölü Ozanlar Derneği filmini izlemiş miydiniz?
İzlemediyseniz mutlaka izleyin.
Çok güzel film. Benim en sevdiklerimden bir tanesidir.
Orada Mr. Keating'in yani Robin Williams'ın ilk ders verdiği günün sahnesi var ya.
Birazcık spoiler vereceğim kusura bakmayın ama.
Böyle nasıl bir coşkuyla öğrencileriyle iletişim kuruyor değil mi orada?
Edebiyat ve edebiyata eğitimi olan coşkusu aracılığıyla öğrencilerine nasıl güzel bir hayat dersi veriyor?
Nasıl ilham veriyor? İşte coşku böyle bir şey arkadaşlar.
Hatta sona doğru Mr. Keating'in okuldan atıldığında sınıfı terk ederken sahnesi var ya böyle öğrencileri cesaretlerini topluyor.
Tek tek sıraların üzerine çıkıp oh captain my captain diyorlar.
İşte o sahne böyle tüylerimi diken diken eden sahnelerden biri.
Böyle derken canım çekti ya gidip bu akşam bir kere daha izleyeyim.
Cesaret demişken coşku ve cesaret bu arada farklı iki kavram olsa da birbirine bağlı olarak görünüyor.
Neden? Çünkü coşku motivasyon ve olumlu bir tutum ile ilişkilendiriliyor ya ve bireyleri harekete geçirmede, hedeflerine ulaşmak konusunda itici bir güç görüyor.
Böyle demiştik ya başta.
Cesaret de korku veya belirsizlik karşısında harekete geçmek konusunda coşkunun tamamlayıcısıymış.
Aslına bakarsanız yani uzmanlar diyor ki coşku ve cesaret farkı da olsa genellikle birbirleriyle birlikte çalışırlar.
Coşku insanlara böyle bir zorlukla yüzleşmek için enerji ve motivasyon verirken cesarette onların hissettikleri korku ve belirsizliği aşmalarına yardımcı oluyormuş.
Yani anlayacağınız coşku ve cesaret kankitolar.
Bu ikisi beraber çalışıyor.
Birini hayatınıza davet ettiğinizde diğeri de bir şekilde geliyor zaten ya da ikisi birbirini tamamlıyor.
Ben kendi hayatımda da çevremde de okuduğum biyografilerde de bunun çok örneğini gördüm.
O yüzden katılıyorum.
Yani katılmasam bu sonuçları değiştirmeyecek zaten ama neyse bence doğru.
Hatta biyografi demişken Marie Curie, Türkan Saylan bu kanalda hayatlarını anlattığım isimler, çok hayranlık duyduğum isimler.
Dinlerken kesinlikle coşkularını ve cesaretlerini, motivasyonlarını hissedebileceğiniz hayat hikayeleri var.
Henüz dinlemediyseniz o bölümleri tavsiye ederim.
Bir de bu konu üzerine uzun yıllar araştırma yapan bir profesöre denk geldim.
Ve coşkunun türlerinden bahsediyordu.
O da ilginç geldi bana.
Yani coşku varsa vardır diye düşünüyordum.
Ama şöyle ayırmış.
Bir demiş tutkulu coşku.
Bir aktiviteye veya hedefe güçlü bir duygusal bağ ile karakterize olan coşkudur.
Bu ve bir şeye tutkulu olan insanlar ona derinlemesine bağlıdır.
Onsuz hayatlarını hayal etmekte zorlanırlar, zorlanabilirler diyor.
Evet doğru ama tutku çok çetrefilli ve yanlış anlaşılan bir konu bence.
Hatta bununla alakalı tutku paradoksu diye bir bölüm de çekmiştim.
Eğer benim hayatta tutkulu olduğum bir şey yok diye düşünüp kendinize yükleniyorsanız o bölüme de bir bakın.
Çünkü tutkuyla obsesiflik arasında bence ince bir çizgi var.
İkincisi de öğrenme coşkusu diyor.
Bu tür coşkuda böyle yeni bir şeyler öğrenmeye, yeni bilgiler edinmeye yönelik güçlü bir arzu ile karakterizeymiş ve öğrenme konusunda coşkulu olan insanlar daha meraklı, daha sorgulayıcı, daha eleştirel
düşünen ve keşif sürecinden keyif alan kişilermiş.
Yani beni dinleyen insanların, şu an beni dinleyen dinleyicilerimin %90'ından fazlası diyebiliriz.
Bu çok güzel bir coşku ama...
Dikkat edin öğrenme bağımlısı olmayın.
Nelere bağımlısınız bölümünde bahsetmiştim ve sonrasında bir sürü mesaj geldi bana.
Aa ben öğrenme bağımlısıymışım diye.
Henüz o bölümü dinlemediyseniz birazcık daha böyle zihin açıcı bir şeyler istiyorsanız ve öğrenmek istiyorsanız oraya da sizi davet ederim.
Diğer bir coşku türünde iş coşkusu olarak adlandırılmış.
Diyor ki. Çalışmaya ve hedeflere ulaşmaya yönelik güçlü bir motivasyon ile karakterize edilir bu coşku türü.
Ve işlerine karşı coşkulu olan insanlar çok üretken olabilirler.
İyi yapılmış bir işten diğerlerine göre daha fazla memnuniyet duyabilirler.
Tamam buna katılıyorum ama bu biraz da şeyle alakalı değil mi ya?
Yaptığın işte anlam bulmakla alakalı.
Eğer yaptığın işte anlam bulmuyorsan ona karşı coşkulu da değilsindir diye düşünüyorum.
Bu konuyla alakalı...
Meslektaşım kariyer koçu Selin Yetimoğlu ile sevdiğim işi yapmak mümkün mü diye bir bölüm çekmiştik.
O bölüm de çok sevilen bölümlerden bir tanesi ve tahminimce sebebi de ne istediğinizi bulmaya yönelik bazı sorular sormamız onun üzerine konuşmamızdı.
Çünkü benim şu ana kadar gördüğüm en büyük problemlerden bir tanesi bu.
Ya ben yaptığım işten mutlu değilim ama ne yapmak istediğimi de bilmiyorum ve ne yapmak istediğimi nasıl bulacağımı da bilmiyorum.
Ve bunlar önemli sorular, derin sorular.
Yani bunu kendinize bir kere sorunca iki kere sorunca bulabileceğiniz şeyler değil.
Üzerine gerçekten düşünmek, yazmak gereken şeyler ya da destek almak gereken şeyler.
Bu konuda profesyonel destek almak isterseniz de biliyorsunuz ki benim uzmanlık alanım bu.
Danışanlarımla üzerine en çok çalıştığım konulardan bir tanesi de zaten bu.
Kariyer değişikliği, ne istediğini bulmak, ne sevdiğini bulmak, onu hayata geçirmek, yavaş yavaş...
Somut adımlar atabilmek.
Eğer benimle çalışmak isterseniz açıklamalardaki linkten her zaman ücretsiz ön görüşme randevusu alabilirsiniz.
Ve bakarız tanışırız.
Beraber çalışabilir miyiz çalışamaz mıyız gibi gibi.
Diğer bir coşku türüne geçelim.
O da sosyal coşkuymuş arkadaşlar.
Şöyle başkalarıyla etkileşimde bulunma ve sosyal bağlantılar kurma isteğiyle karakterize olan bir coşku türü diyorlar bunun içinde.
Duyumu bağlar kurmak bölümünde hayatımızda olan kişilerin.
etkisinden bahsetmiştim.
Hatta kendi sosyal coşkumun enerjimin nasıl etkilendiğinden de örnek vermiştim ki ben kesinlikle dışa dönük bir insan değilim yani ama bu bizim içe dönüklerin sosyal bağlantılar kurma konusunda isteksiz olacağı
anlamına da gelmiyor.
Yani eğer siz hayat coşkunuzu sosyallikten çevrenizdeki insanlardan alıyorsanız demek ki o taraf sizin yatırım yapmanız gereken taraflardan bir tanesi.
Sonuncusu da rekreasyonel coşku.
İlginç bir terim.
Ne anlama geldiğini sormayın.
Kelime anlamını ben de bilmiyorum ama açıklayabilirim.
Şöyle, boş zaman aktivitelerine ve hobilere katılma isteğiymiş bu.
Spor, müzik veya sanat gibi belirli bir hobiye tutkulu olmak, belirli bir hobiyi önceliklendirmek, buradan enerji almak bir örnekmiş.
Şimdi ben size bunları neden anlattım?
Yani coşkuyu alıp her yere koyamaz mıyız?
Zaten koyarız. Neden bunları türlere dökmek gereği hissettim?
biraz daha hayatta bize neler heyecan veriyor, neler bizi mutlu ediyor, neler bize coşku veriyor, onu bulmamıza katkı sağlar diye düşündüm.
Ama bence asıl soru şu olmalı, hani coşku hayata bağlar dedik, yaşadığımızı hissettirir dedik ya, işte o anlamda oturup bir düşündüğünüz zaman, belki elinize bir kağıt kalem alır yazarsınız da, size bu hayatta
en çok ne coşku veriyor, size bu hayatta en çok ne heyecanlandırıyor ya da neler, kimler?
Ve bunları hayatınıza nasıl daha fazla dahil edebilirsiniz?
Yani coşkuyu hayatımıza dahil etme noktalarından bir tanesi önce ne olduğunu bulmaktır bence.
Emine biz bunları bulduk da sonrasında ne olacak diyorsanız etkilerini şöyle toparlayacak olursam araştırmalar diyor ki birincisi her ne yapıyorsanız yapın performansınız çok daha yüksek
olacak. Tabii ki yani bunun için araştırma yapmaya gerek var mı?
Bir insan bir şeyi severek yapıyorsa anlam bularak yapıyorsa tabii ki de performans daha yüksek olur.
İkincisi zihinsel olarak mental olarak çok daha iyi bir noktada çok daha sağlıklı olursunuz diyorlar.
E buna da şaşırmadım çünkü zaten böyle coşkuyla bir şey yapan bir insanın mutluluk hormonları da artıyordur.
E mutluluk hormonu artan bir insanın da zihinsel olarak iyi olmama ihtimali var mıdır diye sorarsanız bence yok.
E tabii bunun yanında ne geliyor?
Zihin beden bütünü her bölümde bahsediyorum.
Üçüncü zaten sonucu da buymuş.
Fiziksel olarak daha sağlıklı oluyormuş coşkulu insanlar.
Aklınızda şöyle bir soru oluştuysa eğer Emine benim hayata karşı asla coşkum yok ama sen böyle anlatınca canım çekti.
Ne yapsam da bu duyguyu hayatıma daha fazla dahil edebilirim diyorsanız eğer.
Haydi gelin bakalım nelermiş.
Şimdi şöyle ilk olarak bence bir insanın kendini ve hayatını İyice analiz etmesi, o hayatının envanterini çıkartması çok önemli.
Yani siz neredeyken, kimleyken, ne yaparken coşkulusunuz, size enerji veriyor.
Ya da ne yaparken enerjiniz sömürülüyor.
Bunların bir analizini çıkartmak, ona göre size coşku veren şeyleri önceliklendirmek, ona göre o aktiviteleri hayatınıza dahil etmek ya da hayat tarzınızı değiştirmek.
Mesela kendimden örnek vereceğim.
Ben doğa içerisinde olmayı çok seven bir insanım.
Yani sabah kalktığımda kuş sesiyle uyanayım, yeşillik içinde şöyle bir yürüyeyim, geleyim.
Bunlar benim için önemli şeyler çünkü benim hayata karşı olan enerjimi arttırıyor ve haliyle ben...
Yaşayacağım yerleri seçerken buna göre seçiyorum.
Ya da iş anlamında da yani size ne biraz daha böyle anlam veriyor, ne sizi tatmin ediyor.
Bunlar da önemli şeyler. Tabii ki iş değiştirmek o kadar kolay değil ama bir yerde şey okumuştum.
Normal bir yetişkin hayatı boyunca üç tane farklı meslek yapıyormuş.
Bununla alakalı tabii ki önce ne istediğinizi bilirseniz ona göre kendinize hedefler koymaya başlıyorsunuz ki uzmanlar da bunu söylüyor.
Önce farkındalığınızı arttırın ondan sonra kendinize bir hedef belirleyin ve coşku seviyenizi o hedefe ulaştıkça arttırabilirsiniz yardımcı oluyormuş.
Tabii ki coşku yaratıcılıkla da ilişkili olduğundan.
Yaratıcı aktiviteler yapan kişilerin coşku seviyelerini de artta bulunmuş.
Tam tersi de geçerli.
Coşkulu kişiler de daha yaratıcı oluyormuş.
Daha orijinal fikirler üretme eğilimindeymiş.
Çünkü içimizdeki o heyecan, coşku kutunun dışında düşünme ve sorunlara farklı şekilde yaklaşma yeteneğini de kolaylaştırabiliyor.
O da yaratıcılığı haliyle tetikliyor olmuş.
Bu kutu dışında düşünme out of box thinking dediğimiz konuda bir kaynağa ihtiyacınız varsa onunla da ilgili bölümüm var.
Yetmedi. Zihnimizin kalıplarının dışına çıkmak diye bir bölüm.
Onu da dinleyebilirsiniz. Çok keyif alarak çekmiştim o bölümde.
Yani demem o ki yapılacak bazı şeyler var ama tabii ki eğer böyle kendinizi çok enerjiniz düşmüş bir noktada hissediyorsanız bir terapiste görüşebilirsiniz.
Çıkış noktası bilmiyorsanız, ne yapacağınızı bilmiyorsanız, çok kararsızsanız bence uzman bir terapist, uzman bir psikolog ilk şey olur.
Ya da biliyorsunuz da nereden başlayacağınızı, nasıl bir adım atacağınızı bilmiyorsunuzdur.
O noktada da profesyonel bir koçla görüşmenizi tavsiye ederim.
Evet, yavaş yavaş kapanışı yapacak olursam sorularımı tekrarlayayım bence.
Bir, size şu hayatta...
En çok coşku veren şey ne ya da neler?
2. Onları hayatınıza daha fazla nasıl dahil edebilirsiniz?
Üzerine düşünün. Kendiniz bulamıyorsanız sevdiklerinize de sorun.
Ve bu bölümü beğendiyseniz eğer dinlemeye ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz sevdiklerinize paylaşmayı unutmayın.
Çünkü sevgi gibi coşku da paylaştıkça çoğalır.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
