
Veri, gerçekten ‘yeni petrol’ mü? Hayatımızın her alanına nüfuz eden bu görünmez güç nasıl çalışıyor, ne kadar etik ve neden bu kadar kıymetli?
Teknoloji ekibimizden Mustafa Can ve Mert’le veri biliminin derinliklerine iniyor, teknoloji dünyasının perde arkasını konuşuyoruz.
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Herkese merhaba, Fiber Soslu Sohbetler'e hoş geldiniz efendim.
Ben Deniz Elif. Bugün Fiber Soslu Teknoloji bölümümüz için mikrofon karşısındayız.
Karşımda iki birbirinden değerli konuğum var.
Mustafa Mert, hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Merhabalar, hoş bulduk.
Evet, bugünkü bölümümüzde aslında bölümümüzün adı Yeni Petrol Veri.
Veri bilimi konuşacağız efendim Mustafa ve Mert'le birlikte.
Heyecanlıyım bu bölüm için çünkü veri TürkNet'te bizim için de çok önemli.
Böyle data ile konuşuyoruz diye bir değerimiz dahi var hatta.
İnanılmaz önem verdiğimiz bir konu.
O yüzden veriyi konuşmayı seviyoruz.
Mustafa, Mert önce sizi bir tanıyalım istiyorum.
Daha sonra sorularımla başlayacağım.
Mustafa senden başlayalım istersen.
Selamlar herkese. Ben Mustafa Canuslu.
TürkNet Yapay Zeka ekibinin lideriyim.
Merhaba, ben Mert Ertürk.
Teknoloji ekibinde veri analisti olarak çalışıyorum.
Hoş geldiniz tekrar arkadaşlar.
Şimdi birkaç tane sorum olacak size ama biz her podcastımızda klasik hale getirmek istediğimiz bir açılış, bir de kapanış sorumuzla başlangıcı ve bitirişi yapıyoruz.
O yüzden adet yerini bulsun diye açılış sorumuzla başlamak istiyorum.
Mert, açılış sorusunu sana sorayım.
Senin için fiber soslu teknoloji ne demek?
Önce aslında burada bir sostan ilerlemek lazım.
Hani sos bulunduğu ürünü daha farklı hale getiriyor ya.
Yani bir yemekte sos aslında lezzet katıyor.
Burada teknoloji biraz daha bizim için TürkNet özelinde fiber sosu olduğu zaman aslında buraya özel, buraya özgün.
Kendi mottomuz gereği özber bozan bir hal alıyor.
Yani teknoloji evet her şirkette, her sektörde, her yerde var ama biz bunu biraz daha kendimize has bir hale getirip kendimize değerli bir hale getirdiğimiz bir ortamdayız.
Süper. Yine her zaman yaptığımız gibi aslında ezberleri bozuyoruz, duvarları yıkıyoruz, kendimize has bir teknoloji ortaya koyuyoruz diyorsun.
O zaman ilk sorumla başlıyorum ben.
Veri bilimi konuşacağız dedik, o yüzden bir veriyi önce konuşmak lazım.
Veri nedir? Bir de sizden dinleyelim istiyorum.
Buyurunuz efendim. Önce ben başlayayım.
Veri aslında modern dünyanın bir dedikodu malzemesi gibidir.
Yani herkesten toplar, senden alırım, ondan alırım, öbüründen alırım.
Üzerine de bir şeyler katarım, başkasına satarım.
Günün sonunda aslında veri işlenen bir değerdir.
Değer kısmını daha da açacağız ama burada şeyi belirtmek özellikle gerekiyor.
Özellikle son yıllarda verinin tanımı şu anlamda değişti.
Eskiden biz veriyi sadece sayısal metrikler olarak düşünüyorduk.
Şirketler sadece satış verileri, gider kalemleri hep sayılar üzerinden gidiyordu ama aslında son yıllarda verinin sadece sayı olmadığı, metin olmadığı ortaya çıktı.
Bu noktada Mustafa'nın daha güzel tanımları olacaktır.
Yani bizim için fotoğraf da bir veri.
Ses de bir veri. Aslında her adımımız, her şeyimiz bir veri.
Burada Mustafa senin ekleyeceklerin daha değerli diye düşünüyorum.
Tabii ki Mert. Bende de tarif olarak herhalde şöyle bir şey gelebilir.
Bir olguyu bir anı tarif eden küçük birime veri diye yaklaşmak doğru, isabetli bir tercih olabilir.
Dediğim gibi daha önceden sadece sayısal şeyler varken elimizde hava sıcaklığı gibi şu an işte hani yapay zekayı dünyasını döndürdüğümüz yerde ses, metin, görüntü ya da işte bu invaldeki farklı farklı şeyler, yaklaşımlar birkaçının bir araya
gelip böyle oluşturduğu füzyonlarda veri, veri seti gibi isimlendirebiliyoruz.
Evet teşekkürler. Şimdi veriyi tanımladıktan sonra...
Bir bölümümüzün adına dönünecek olursam yeni petrol dedik veriye.
Neden yeni petrol olarak adlandırdık veriyi?
Bunu da söylemenizi istiyorum. Sizden duymak önemli.
Gerçekten bu kadar değerli mi bir şey petrol diyebilecek kadar?
Aslında şöyle. Evet veriye yeni petrol diyebiliriz.
Bunun bir bakış açısı bir enerji kaynağı gibi düşünebiliriz bunu.
Çünkü yani petrolün temel şey ne?
Petrol aslında geldikten sonra sanayi hızlandı.
İşte bilim daha da ileriye gitti.
Her şey ileriye doğru gitti.
Bu açıdan baktığınızda evet veri işlenmeye başladıktan sonra teknoloji çok daha ileriye gitti.
Bu açıdan baktığımızdan evet çok değerli.
Yani teknolojinin ilerlemesi, bilimin ilerlemesi için bize bir enerji gerekiyordu.
O enerjinin de kaynağı veriydi.
Şimdi bir bakımdan da şimdi Mustafa'nın burada farklı yorumları elbette olacaktır diye düşünüyorum.
Podcast'ın antipatiydi ben oldum.
Yani sadece podcast'ın değil genel.
Bir antipati diyelim ona. Teşekkür ediyorum.
Kişisel kavgularımızı lütfen podcastımıza taşımayalım arkadaşlar.
Çıkışa gel. Şimdi sadece petrol olarak bakarsak şimdi dünyada bilinen petrol rezervlerinin şu anda 50 yıllık bir petrol rezervi kaldığını düşünebiliriz.
Yani veri noktasına bakarsak acaba hani veri de tükeniyor mu noktasında bir endişe doğabilir burada.
Çünkü evet yeni petrol ama petrol...
Ve petrolden sonra farklı enerji kaynaklarına ihtiyaç duyacağız.
Veri tükenecek mi? Tekrar başka bir şeylere ihtiyaç duyacak mıyız teknoloji ilerlemesi açısından?
Bu da farklı bir noktaya gidiyor.
Yani petrol doğru bir tanım ama eksik bir tanım olabilir.
Burada sözü Mustafa'ya bırakayım.
Şüphesiz bu podcast'ı 2010'larda çekiyor olsaydık buradan alır yürürdük diye düşünüyorum.
En azından bu üçlü köşeyi dönerdi.
Ama 2020'ler için dediğin çok doğru Mert.
Yani tarifimiz de şeyimiz de değişti, yaklaşımımız da değişti.
Ben mesela bugün veriyi alıp konumlandıracak olsam petrol yerine güneş enerjisini ya da güneşçi mesela örnek verebilirdim.
Çünkü öyle bir değişiklik oldu.
Bugün bireysel hayatlarımızda ve işte kurumsal hayatlarımızı böyle karşılaştıracak olalım.
Kurumsal hayatlarda neredeyse bütün kararlarımızı veriye dayalı veriyoruz.
Bireysel hayatları böyle karşı karşıya getirsek herhalde oradaki kararlar diz çöker, tövbe ister vaziyeti gibi bir şey var.
Ama bu demek olmuyor ki bireysel hayatlarda da işte veriyi kullanmıyoruz, buna dair hareket etmiyoruz, bununla ilgili böyle bir aksiyon almıyoruz.
Aynı güneş gibi. Hani güneşi enerjiyle işte elektrik üretip evinin elektriğini oradan karşılıyor olabilirsin.
Ama bunların hiçbirine girişmeyip yani solar paneller vesaireler kullanmadan da güneşten faydalanıyor olabilirsin.
En azından geceyi sonlandıran, günü tanımlayan, işte senin donmayacak kadar sıcak geçebilmeni sağlayan şey günün sonunda güneş.
O yüzden... Yani buradan da Adana'ya kocaman bir selam.
Biz Güneş'i sevdiğimiz için, en çok onunla haşır haşır olduğumuz için benim tarifim böyle.
Evet, Adanalı AI'cı arkadaşımız Mustafa.
Podcast'umuz efendim. Amasiyede es geçmezsek sevinirim.
Buradan Gümüşacı Köy'de ekstra selamlarımızı iletiyoruz.
Sevgili büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öpüyoruz.
Teşekkürler. O zaman diğer soruma geçiyorum.
Şimdi... Veri bilimi iş bulmak için iyi bir alan mı diye soracağım.
Çünkü bununla ilgilenen çok fazla benim de tanıdığım, yakınımda olan ve bildiğim çok fazla genç var, insan, yeni başlayan arkadaşlarımız var.
Yeni başlayan biri nereden başlamalı ve gerçekten iş bulmak için iyi bir alan mı?
Bunu önce Mustafa sana sormak istiyorum.
Çünkü zaten bir veri bilimci karşımızda arkadaşımız o meslekte.
Sen bir AI'cı olarak ne düşünüyorsun bu konuda?
Yani evet Elif burası enteresan bir ürünü.
Biraz böyle hesapsız kitapsız bir ürünü.
Yani şu an için mesela yapay zeka mühendisliği ya da veri bilimi mühendisliği gibi şeyleri görebiliyoruz.
Üniversite bölümlerinin açıldığını ve buraya doğru böyle akademik kariyerin de yönlendiğini, onun peşi sırada gelecek işte iş olanaklarının da arttığını görebiliyoruz.
Ben sürece dahil olduğumda karşılaştığım durum birazcık daha farklıydı.
Bir fizik mühendisi olarak ben veri bilimine yöneldim.
O dönemler matematik mühendisliği okuyanlar, istatistik bölümünden, endüstri mühendisliği bölümünden gelen birçok arkadaşımla birlikte çalışıyorduk.
Bugün baktığımızda hani oraya doğru yöneliş var.
Ancak geçmişten gelen tecrübeyi de katınca temel olarak mühendislik eğitimi almış herhangi birinin veri biliminde konumlanması, kendine bir yol, bir çıkar, bir kariyer peti çizmesi çok daha kolay, çok daha olanaklı gibi duruyor.
Bugün hala aynı şey geçerli.
Hatta bizim ekibimizde de yani düşündüğüm zaman %20 gibi bir kısım bilgisayar mühendisliği alanından gelirken diğerleri çevresel farklı mühendislik alanlarından geliyor.
Çünkü yani orada işte bir değişim, bir dönüşüm de gerçekleşti.
Büyük veri dedik. Oradan işte onun işlenebileceği kaynakların yaratılması o bu derken farklı farklı alanlarda şeyi tespit edebiliyoruz.
Bugün astrofizikçi de, parçacık fizikçi de büyük veriyle uğraşıp buradan veri bilimine dair bir şeyler çıkartabiliyor.
Nobel ödülü alabiliyor. İşte o dönemin en popüler, en güzel fotoğraflarını çekebiliyor.
Aynı şekilde bilgisayar mühendisliğinden tamamen bu disiplinin içinden gelen...
Arkadaşlar da bu tarafa hizmet etmeye devam edebiliyor.
Soruya tekrardan böyle büyükçe bir cevap verdikten sonra geri dönecek olursak nokta atışı özet için.
Evet yani burası yükselen bir değer ve ihtiyaçlar artıyor.
Çünkü her taraftan dokunup her tarafı çekebileceğimiz bir şey var elimizde.
Çok son yılların herhalde en keyifli oyun hamuru elimizin altında duruyor.
Bu kadar veri var. Bunun neresinden tutun, neresinden isterseniz bir katma değer elde edebiliyorsunuz.
E haliyle iş imkanları da bu bağlamda düşününce genişlemiş oluyor diyebilirim.
Sen ne dersin ihtiyar? Şimdi veri eskiden şirketlerde...
Ziyadesiyle azdı. Çünkü veri o kadar değerli değildi.
Artık CRM tool'larıyla, CSM tool'larıyla birçok veri tutulmaya başlandı.
Ve bu tutulan verilerin, saklanan verilerin de anlamlı bir hale getirilmesi için de farklı çalışmalar yapılmaya başlandı.
Mustafa'nın dediğine ek olarak şunu söylemem gerekiyor.
Evet, mühendislik eğitimi alan insanlar burada daha başarılı oluyor.
Fakat işin artık sosyal bilimler tarafında da çok büyük ihtiyaçlar var.
Yani bunu sosyoloji diyebiliriz, psikoloji diyebiliriz, hatta tarih.
coğrafyaya kadar her bir yerde verinin kullanımı yaygınlaşıyor.
Burada mühendislik disiplini dememizin nedeni işin yani az önce şey demiştik ya fotoğraf aslında bir veri ama fotoğraf aslında bilgisayar için bir fotoğraf
değil. Birden sıfırdan oluşan bir data.
Haliyle matematiğe çok ihtiyaç duyuluyor.
Bunu özellikle belirtmek gerekiyor.
Yani birazcık matematikle arası iyi olan kişilerin Buraya yönelmesinde fayda var.
Bir de yeni başlayan biri nereden başlamalı konusunda.
Biz Mustafa Alep bunu konuşuruz.
Bir yerden başlamalı.
Yani gerçekten bu ipin en ucu, en başlangıç noktası diye bir yer yok.
Herhangi bir yerinden başlayıp bir yerine doğru ilerlemeli.
Çünkü veri bilimi dünyası çok büyük.
Yani bir okyanus diyebiliriz.
Bir deniz demek bile çok doğru değil.
Bir yerinden girip yüzmeye başlaması ve kendine uygun bir yer bulması gerekiyor.
Yani burada şey diyemedi. Şu koy güvenli.
İşte burada iskele var, burası şu boyda bu boyda demeye gerek yok.
Bir yere o denize atlayıp, o suya atlayıp yüzmesi ve başlaması gerekiyor.
Biraz keşif gibi aslında değil mi? Kesinlikle öyle.
Yani bir başlangıç ve bir son kısmı yok gibi anladım.
Evet teşekkür ederim. Şimdi diğer soruma geçeceğim.
Biraz enteresan bir soru.
Bir gün veri toplamayı bırakabilsek dünya nasıl bir yer olurdu sizce?
Şimdi bunu bir şirket açısından düşünelim.
Elinizde veri yok ve ürün satmaya çalışıyorsunuz.
Kime satacağınızı bilmiyorsunuz.
Bana biraz korkunç geldi. Evet.
Ne kadar üretmeniz gerektiğini bilmiyorsunuz.
Ne kadar satmanız gerektiğini bilmiyorsunuz.
Kime satmanız gerektiğini bilmiyorsunuz.
Hatta şirketinizde kaç kişi çalışması gerektiğini bilmiyorsunuz ya da kaç kişi çalışıyor onu da bilmiyorsunuz.
Bu sadece şirket açısından.
Körlük gibi değil mi Mert? Kesinlikle.
Ya da dışarı çıkacaksınız.
Hava derecesini bilmiyorsunuz.
Kaç derece? Mont mu giyeyim, tişört mü giyeyim?
Yani acaba çok mu sessiz sakin olur?
Yoksa tam bir kaos mu olur?
O kısmını bilemiyorum ama veri olmadan çok böyle hayal edilebilir bir dünya olmuyor gibi geldi bana.
Evet bana da biraz korkutucu geldi.
Mustafa sen ne düşünüyorsun? Sen düşünmek dahi istemiyorsun gibi bakıyorsun şu anda bana.
Sanki öyle gibi Elif ya bildiğimiz anlamdaki hayatın sonu gibi geliyor.
Yani aynı Mert'in bahsettiği şirkete çalışan bir personeli düşünelim.
İşte işe gitmesi gerekiyor.
Kaçta gidecek? Saat de bir veri.
Bilmiyoruz. Evden çıkacak dışarısı soğuk mu sıcak mı ona göre bir üst baş giyindi ve ters bir durumda kaldı.
Bayağı soğuk bir günde işte tişört şortla çıktın evden.
Hasta oldun doktora gittin tahlil falan yapman lazım.
E tahlil sonuçları da veri onlar yok. Şimdi onu soracaktım.
Tahlil de data sayılır değil mi?
Tabii ki şüphesiz. Evet o en korkutucu kısmı oldu.
Bildiğimiz anlamdaki hayatın sonu diyebilirim ben ya.
Hiçbir türlü... Şeyimiz yok yani böyle bir referans noktası ararız hep şeylerde bir mesela ortalama değerden düşük müyüz fazla mıyız şöyle mi oldu böyle mi oldu bir kıyas yapabilmek isteriz.
Elimizde kıyas yapabilecek hiçbir nokta yok.
Evet insan beyni öyle çalışıyor ve biraz boşluk şeyi var değil mi verisiz bir dünya düşünemedim ben de şu an.
Kocaman devasa bir boşluk hani böyle evren fotoğrafları falan çıkar yine astrofizikten sürekli bahsediyor gibi hissediyorum kendimi ama hani soluk mavi noktayızdır ya orada.
Gerçekten soluk mavi nokta gibi bütün dünya bu sefer ama bizim gözümüzden öyle görünüyor.
O zaman umarım bir gün veri toplamayı bırakmayız diye bu soruyu noktalayayım.
Var mı Mert ekleme? Bırakamayız diye düşünüyorum.
Yani sıfır noktasından tekrar toplamaya başlamak zorunda kalırız.
Yani bu ne olursa olsun.
İlk insanları düşündüğünüzde gitmişler mağara duvarlarına resim çizerek yine bir veri yaratmışlar.
Bir sonraki nesile kendilerine ilgili bir iz bırakmışlar.
Yani bu ütopik bir hayal ama artık gerçekleşmesi de çok...
Mümkün değil yani. Zaten hayal mi, kabus mu?
O da tartışılır. O zaman son soruma geçiyorum.
Gerçekten hiç doyum olmaz sohbetinize çok daha fazla sorular sormak isterim size ama belli bir süremiz de var malum.
Veriyle en ilginç ne yapılabilir?
En ilginç şey nedir veriyle yapılabilecek?
Hayalini kurduğun bir kullanım alanı var mı?
TürkNet toplantıları. Süper, harika bir cevap.
Çok katılımcılı toplantılar oluyor.
Uzun süren toplantılar.
Herkes bir şeyler söylüyor.
Hani arkadaşlar bir şey söylüyor ben bir şey anlıyorum.
Onun hayal ettiği benim anladığımla eşleşmiyor gibi durumlar oluyor ya.
Hayalim aslında onların hayalini tam olarak anlayıp onlar konuşuyorlar anlatıyorlar ama ben o hayallerini tamamen yüzde yüz anlayıp ona göre çalışabilmek.
Ve bu şekilde yani onların zihnindeki şeyi alıp ona göre bir doneler elde etmek isterdim.
Sence mümkün mü bu?
O kısımda Mustafa'ya soralım.
Bakacağız. Şimdi toplantı burada minik bir araya girmek isterim.
Toplantı kültürü hemen hemen birçok şirketin özellikle remote ya da hibrit çalışan birçok şirketin pandemiden sonra yoğun toplantılara gömüldükten sonra düzeltmek istediği, geliştirmek istediği bir alan.
Bizim de bir sancı noktamız diye buradan bir itiraf edebilirim dinleyicilerimize.
O yüzden ben de bu hayale ortak oluyorum şu anda Mert ve mikrofonu sana veriyorum Mustafa.
Ben biraz yine karamsar konuşacağım sanırım ama.
Hadi bakalım. Sonuçta bu da deli gömleği birinin de giymesi gerekiyor.
Ben de temel olarak veriyi baz alan şeylerde herhalde soyutu somuta çevirecek yaklaşımları benimsemek isterdim.
Yani bunu yapacak mekanizmayı bir şekilde geliştirmek isterdim.
Mesela üzerinde tartıştığımız bir sürü kavram var.
Bunlardan bir tanesi ne olabilir diye düşünüyorum.
Mesela annenim daha çok seviyorsan babanı mı?
Bu soruya net %73 annemi %27 babamı diyebilen bir mekanizma geliştirmek.
Bu akşam ne yemek istiyorum dediğimde hani bunun böyle o mu bu mu da yeteri kadar detaylandırılmadan tartışıldığı ortamları bir şekilde böyle net sıfır kristal.
berraklığına getirecek bir mekanizma buna sahip olmak ve bu yolda ilerlemek herhalde en çok isteyeceğim şeylerden bir tanesi olurdu.
Güzel bir hayal. Senin de hayaline ortak oluyorum Mustafa.
Teşekkürler efendim. Şimdi konsept kapanış sorumuzla ben yine kapatmak istiyorum.
Bu sefer de Mustafa sana yönlendireyim.
Açılış sorusunda Mert'e söz vermiştim.
Şimdi bir sabah uyandın.
Böyle hayatın tadı tuzu kalmamış.
Malumunuz sos üzerinden gittiğimiz için tad konusuna çok değiniyoruz sorularımızda.
Teknoloji namına hiçbir şey yok.
Yani sabah gözünü açtın ve bütün teknolojikler terk etmiş dünyayı.
İlk olarak ne yaparsın? Çok merak ediyorum bunu.
Bu soruyu yani daha önceden de düşünmüştük.
Mert'le de böyle bir keyifli sohbet esnasında konuşmuştuk.
Ben şey demiştim, biraz da kendim anlatmam gerekecek bu soruyu verdim yanıttan sonra ama telefonu şarja takarım.
Sonuçta bu elektrik, bu teknoloji bir gün bir şekilde geri gelecek.
Geri geldiğinde haberdar olmam lazım.
Prizden teknoloji bekliyorsun.
Evet yani hani bu teknoloji doğduğumuzda vardı.
Bir şekilde birileri aldıysa geride koyacaktır diye umut ediyorum.
Ve geldiğimde ilk haberdar olan olmak istiyorum.
Bunun içine doğdum, bunsuz yapamam.
Evet enteresan bir cevap oldu.
Beklemediğim bir yerden geldi.
Mustafa'nın ailesi de öyle yüksek bir yere çıkıp teknoloji duasıyla.
Şüphesiz, şüphesiz. Ben düşünemedim bu arada size soruyu yönlendiriyorum.
Bir yandan da kendim düşünüyorum ama teknoloji dediğin gibi öyle doğduk.
O dünyanın içinde doğduk. O yüzden aksini düşünemiyorum ama bence çok tat tuz kalmazdı.
Tabii aksini düşünenler de olacaktır.
Yani doğallığa geri dönmek belki iyi hissettirebilir bazıları ama ben çok şey bulmuyorum bunu.
Bana yine korkutucu geldi. Az önceki o verinin yok olduğu senaryodaki gibi.
Tam aslında oraya değinebiliriz Elif ya.
Teknoloji ya da veriyi nereden tanımlıyoruz, nereye götürüyoruz kısmına dönecek olursak.
Taşı taşa sürtmek de bir teknolojiydi ya.
İlk balta da bir teknoloji, bu da yok yani.
Hiçbir şey yapamıyorsun. Doğdun, o haldesin ve o halde kalmışsın.
Evet, herkesin aklına başka şeyler geliyor teknoloji deyince.
Bir yandan da Mustafa'da teknoloji var, bende yok gibi bir durum değil.
Kimse de olmadığı zaman aslında yoklukta şey yapıyorsun.
Aynı seviyedesin. Varlıkta değil.
Eksikliğini bilmediğin bir şeyi.
Evet yani hayatında çikolata yememiş birinin canı çikolata çekmez.
Aynen öyle. Harika bir kapanış oldu.
Tam istediğim bir sözle kapatalım o zaman.
Hiç çikolata yememiş birinin canı çikolata çekemez.
Süper. Çok teşekkür ederim geldiğiniz için.
İyi ki geldiniz. Bizler teşekkür ederiz bizi konuk ettiğiniz için.
Sonraki bölümlerde belki tekrar farklı konularla birlikte oluruz.
Efendim bugünkü Fiber Soslu Sohbetler bölümümüzün sonuna geldik.
Fiber soslu teknoloji bölümümüzdü.
Başka teknoloji ve kültür bölümlerinde görüşmek üzere.
Hepiniz fiber hızında kalınız.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
