
Turknet’te Yerini Al! İşe Alım Sürecinin Perde Arkası
19 Haziran 2025 · 21 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Turknet’e katılmak isteyenlerin en çok merak ettiği konular bu bölümde! İnsan ve Kültür ekibimizden Nilay’la birlikte işe alım sürecimizin nasıl ilerlediğini, adaylarda nelere dikkat ettiğimizi ve bizimle çalışmanın nasıl bir deneyim olduğunu tüm içtenliğiyle konuşuyoruz. Aramıza katılmak isteyenler için harika bir başlangıç bölümü!
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Herkese selamlar.
Ben Ceyhun. İlk bölümde birlikteydik.
TÜKNET'te kültür dönüşüm tasarımcısı olarak çalışıyorum.
Bugünkü bölümde Nilay'la birlikteyiz.
Nilay hoş geldin. Hoş bulduk Ceyhun.
Selamlar. Seninle burada beraber karşılıklı oturup kültür ve işe alım değerlerimizi konuşuyor olmak bir tek heyecanlı.
Senelerdir, üç senedir beraber çalışıyoruz.
İlk kez de bunu dışarıya anlatacağız.
Nasılsın? Vallahi çok iyiyim, çok da heyecanlıyım.
Bu benim ilk podcast deneyimim.
O yüzden şimdiden sürçülisan edersem affola.
Üç yıldır birlikteyiz evet.
Aslında bu yolculukta çok keyifli bir şekilde devam ediyoruz.
Bunu böyle dışarıya da birlikte anlatmak oldukça gurur verici.
Aynen heyecanın gözlerinden belli oluyor.
Ben de olabildiğince Nilay sürçülisan etmesin diye burada bulunuyorum.
Şimdi dinleyicilerimiz beni ilk yayından biliyor ama seni ilk kez tanıyorlar.
Sen kimsindir? Bize biraz kendini anlatır mısın?
Tabii ki. Nilay ismim.
Az önce bahsettiğim gibi 3 yıldır TürkNet'teyim.
İnsan ve kültür ortağıyım.
Aslında toplamda 10 yıldır İK alanında iş hayatında çalışıyorum.
3 yıldır da burada çok keyifli bir şekilde devam ediyoruz insan ve kültür ekibinde.
Beraber çalışıyoruz. İlk geldiğin günde ben seni hatırlıyorum.
Ekibe dahil olduğun günü. Evet.
Birçok şey başardık.
Birçok şeyi birlikte oluşturduk bu tarafta.
Gerçekten benim için de heyecan verici bir yolculuk.
Aslında güzel bir şekilde devam ediyoruz.
Hazırsan başlıyoruz o zaman.
Haydi bakalım. Evet Nilay bizim bu podcastlerimizde sorduğumuz ilk sorumuz sana soruyorum.
Fiber soslu sohbetimizin içinde bugün neler var?
Bugün nelerden bahsedeceksin dinleyicilerimize?
Bugün hem işe alım sürecimizi konuşacağız, bazı tatlı işe alım anılarımızı ve ekibimize yeni katılan arkadaşlarımızın deneyiminden bahsedeceğiz bol bol.
Keyifli bir kaçanım var, onları da sizinle paylaşacağım.
Süper, yolla. Herkesin LinkedIn'da başvuru attıktan sonra merak ettiği, tüm arka planda neler oluyor konuşacağımız bir podcast bizleri bekliyor.
Peki. Ben LinkedIn'da görüyorum.
İşte HR spesyalistler var, farklı farklı görev tanımları var.
İnsan ve kültür ortağı diye de görüyorum.
Ama bunu dışarıdan görüyor olmak benim için bir bilinmezlik.
İnsan ve kültür ortağı ne demektir?
İnsan ve kültür ortağı kimdir?
Aslında çok basit bir tanımla şöyle anlatabilirim ben.
Her bir ekip arkadaşımızın TürkNet yolculuğunda ilk tanıştığı, işe alım sürecinden, işten ayrılana kadar her anında yanında olan partneridir diye tanımlıyorum ben.
Sanırım en güzel özet, en yalın özet bu olur.
En neti bu. İlk gördüğüm...
Bir de yani olduğu takdirde de en son gördüğüm kişi diyebilir miyiz biz buna?
Diyebiliriz. Aynen istemeyiz ama bazen ayrılıklarda yaşıyoruz.
O yüzden yine ilk gördüğün ve son gördüğün aslında kişi.
Buradaki deneyimin de seninle birlikte bu yolculuktaki partnerin diyorum ben.
Bazı şirketlerde ayrılıklarda sevdaya dahildir diyebilir miyiz?
Diyebiliriz. Burada da dahil.
Burada da çok oluyor. Bumerang.
Çalışanlar dediğimiz kişiler burada da bayağı bir fazlasıyla var.
Evet kesinlikle var.
Aslında seninle birlikte de görüyoruz ve birlikte de yaşıyoruz zaten.
O yüzden Ocak ayında sen de tekrar aramıza katıldığında aslında çok mutlu olduk Ceyhun.
Biliyorsun ki böyle tekrar kucaklaştık ve süper bir şekilde devam ediyoruz.
Aynen o şekilde. Şimdi peki Nilay, Türknet'te işe alım süreci nasıl işliyor?
Ben bir başvuru attıktan sonra beni neler bekler?
Ya da ben neler yapabilirim?
Burada bize biraz bunlardan bahsedebilir misin?
Tabii ki. Aslında biz açık bir pozisyonumuz olduğunda öncelikle iç adaylarımıza öncelik veriyoruz.
Ama bununla birlikte tabii ki de dış adaylara da eşit fırsat verip LinkedIn'den de yayınlıyoruz.
Zaten tüm açık pozisyonlarımızda LinkedIn'ı kullanıyoruz bir platform olarak.
Bunun dışında Sen ve Kim aday öneri programımız var.
Bu aday öneri programını aslında birçok şirkette görüyoruz.
Bunu biz de uyguluyoruz.
Özellikle... Ekip arkadaşlarımızın yani TürkNet'lilerin bize önerdiği adaylarımızı da çok önemsiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki TürkNet'e en doğru kişiyi yine bir TürkNet'le önerebilir.
Bu kapsamda işe giren arkadaşlarımız deneme süresini başarıyla tamamlarlarsa öneren arkadaşlarımıza da bir bonus ödemesi yapıyoruz.
Yani burada aslında tamamıyla bir kültürel uyum söz konusu.
Yani biz kültürü çok iyi biliyoruz.
Bu yüzden de aramıza katılabilecek ekip arkadaşımız da bu dinamiği sağlayabilecek bizimle beraber eğlenip.
Döngüyü kırmak isteyen kişiler de en iyi de biz bildiğimizde oluyor.
O yüzden TürkNet'le bir yakınınız varsa onunla da kesin konuşmanızı öneririz efendim diyebilirim ben de.
Tabii ki de. Yani bazen hatta kültür çok daha baskın oluyor.
Mid-level bir adayın kültüre uyumlu olması mı?
Daha senior bir adayın daha az kültüre uyumlu olması mı?
Tabii ki de mid-level bir adayın kültüre uyumlu olması.
Çünkü o takım çalışması, ezberleri birlikte bozuyor olmak, bir şeyleri birlikte inşa ediyor olmak.
Gerçekten çok kıymetli. Bizim için leveller değil tamamen uyum önemli diyebilir miyiz?
Yüzde yüz. Kültür diyoruz başka bir şey demiyoruz.
Aynen o şekilde. İş alım sürecinden devam edeyim istersen ben.
Özetle bizimle tanışan adaylarımız yani bu süreçte başvurusunu tamamlayan adaylarımız ilk etapta zaten bizimle karşılaşıyorlar partner ekibiyle.
İşte telefon sohbetimizden sonra bir yetkinlik ve kültür odaklı sohbetler gerçekleştiriyoruz insan ve kültür ekibi olarak.
Sonrasında adaylarımız ikinci görüşmelerimizde ekip liderlerimizle tanışıyorlar ve daha böyle teknik konuştukları sohbeti gerçekleştiriyorlar.
Data ile konuşmayı çok seven bir ekibiz biliyorsun değerlerimizde de var.
O yüzden ilgili pozisyonlarımızda aslında case study'ler gerçekleştiriyor.
Ki adaylarımızın bakış açısını data ile daha iyi anlayabilmek için.
Takım uyumunu önemsiyoruz dedik.
Az önce kültürden bolca bahsettik.
O yüzden Turknet'e katılmadan önce ekip arkadaşlarımızın son görüşmesi takımla yaptıkları peer interview'lar oluyor aslında.
Sonrasında da yeni arkadaşımıza hep birlikte hoş geldin diyoruz.
Ki senin peer interview'unda ben de vardım.
Evet. 3 yıl sonra burada tekrar bu koltukta birlikte devam ediyor olmak gerçekten süper.
Peki Nilay şimdi burada sen bize...
Kendi şeylerimizi, formatlarımızı anlattın.
Ben LinkedIn'a girdiğimde başka şirketlerine çok benzer case study'lerden ondan sonra mülakatlardan geçtiklerini de görebiliyorum.
Benzer şeyler de oluyor.
Çoğu şirkette de aynı noktalarda da var.
Bu artık bir rutinleşmiş bir düzen haline geldi.
Peki biz burada neyi farklı yapıyoruz?
Bizim burada normal işe alım sürecinden farklı olarak ezber bozduğumuz nokta neresi?
Ben sana tamamıyla adaylarımızdan duyduğum iki şeyi söyleyebilirim.
Yani bunlar gerçek deneyimler.
Bunlardan birincisi şirkette...
Yani TürkNet'e, departmanlarımıza, hedeflerimize bu kadar hakim bir insan ve kültür ortağı olduğumuzu duyuyoruz hep.
Yani adaylar bizimle ilk görüşmesinde liderlerle tanışmasa bile siz ekibin hedeflerine, rolün tanımına bu kadar hakim misiniz gerçekten diyorlar.
Ve bence burada ezberleri bozuyoruz.
Çünkü bu ilk görüşme deneyimi adayları süreçte devam etmesine de.
Gerçek anlamda vesile oluyor.
Bir diğeri ise peer interview'lar.
Az önce bahsettiğim aslında o takım tanışmaları gerçekten hem yeni gelecek arkadaşımızın hem mevcut takımın birbirine uyumunu gösteriyor.
Buradan da çok pozitif feedbackler alıyoruz.
O yüzden bu iki örneği söyleyebilirim sana.
Ben bir aday olarak şunu görebiliyorum.
Buraya başvurduğumda benle ilgilenecek işte insan kaynakları derim ya da insan kültür ortağımın benim işlerimle çok alakadar olduğunu, işlerimin ne olduğunu cidden çok iyi bildiğini, hedeflerimi çok iyi bildiğini gördüğüm için onunla bir şeyler paylaşmak,
onunla beraber bu yolu yürüyebilmek benim için çok kolaylaşacak.
Ve diğer tarafta da takımımı görüyorum esasen çok hiçbir yerde belki de denk gelmeyeceği şekilde.
Çünkü ilk iş günü deneyiminde takımın kimlerden oluştuğunu görmek ya da tanışmak evet ben de bu takımdayım gibi TürkNet'te takımınızla daha önceden de tanışabiliyorsunuz hep birlikte.
Çünkü bizim için dediğimiz gibi en öncelikli olan şey ekip yani takım ruhu diyebiliriz.
En tatlısı şu. Bazen oluyor ki o rolde bir kişiye dokunabiliyoruz, bir kişiyi işe alabiliyoruz.
Geri kalan adaylara bu süreçte dönüş yapmamız gerekiyor.
Ve o olumsuz dönüşlerde bile biz çok teşekkür alıyoruz Ceyhun aslında.
Bana bu fırsatı verdiğiniz için, takımla bile tanışabildiğim kültürü bu kadar yakından görme fırsatı sağladığınız için çok teşekkür ederim dönüşleri alıyoruz.
Her şeyden öte o insanın hayatına dokunmak güzel oluyor.
Evet ben son bir aday dinleyim anketimiz var ya.
O anket bana da açık olduğu için ben de arada şeylere bakıyorum, skorlara bakıyorum.
Cidden adayların olumsuz sonuçlansa bile süreçteki memnuniyet skorlarını bir yandan takip ediyorum.
Cidden bu feedbackleri ben de okudum.
Çok önemli feedbackler bence.
Harika. Peki ben neyi bilmeliyim?
Yani TürkNet için en önemli yetkinlikler neler?
Kültürümüzü, değerlerimizi ve bu değerlerin altındaki tüm davranış göstergelerini bilmelisin.
Her adayımız bilmeli.
Aslında baştan beri kültür diyoruz.
Tabii ki bizim beş temel değerimiz var.
Bu değerlerin altında da belli davranış göstergeleri var.
Zaten bizim için bir adayın uyumlu olup olmadığını bu değerlere sahip mi buradan da anlıyoruz.
Bu hikayenin bir parçası olmak isteyen, çevik çalışma kültürünü benimseyen, data ile konuşan, iterasyona inanan...
Hatalarına da her zaman öğrenme olarak bakan ekip arkadaşları arıyoruz ve zaten içerideki mevcut ekip arkadaşlarımız da bu temel değerleri çok benimsemiş durumdalar.
Aynen öyle. İlk podcast'ta ben şeyden bahsetmiştim hatalardan öğrenme kısmında afiş olayım vardı ya benim bir tane yanlış afiş işte bayram kartı afişlerine gidiyor.
Hatalardan öğrenme kısmında ondan bahsetmiştim buradaki genel kültürel durumu açıklamak için.
Buradaki tamamen düzen aslında hep kültür kültür diyoruz.
Burada hiçbir türlü teknik yeterlilik yetkinlikten bahsetmiyoruz.
Çünkü teknik yetkinlik yeterlilik bizim için de öğrenilebilir, desteklenebilir şeyler.
Özellikle kendi kurum kültürümüzde.
Biz burada beraber oyun oynayabileceğimiz ekip arkadaşlarımızla, arkadaşlarımızla beraber çalışmaktan çok keyif alıyoruz diyebilirim ben de.
Tüm ekipler için de bunu da söyleyebiliriz.
Growth ekibi, büyüme ekibi için, network ekibi için, customer care için, teknoloji departmanları için herkesle aynı seviyede bir oyun oynuyormuş gibi bir şeyi değiştirmeye, bir düzeni değiştirmeye, bir yenilik, bir inovasyon
getirmeye çalışıyoruz ve bundan da çok keyif alıyoruz.
Gözümüzdeki tüm ışıltılar bundan kaynaklı olabilir.
Şu an kimse bizim gözümüzdeki ışıltıyı görmüyor.
Bunu da biliyorum. Ama hiç yoktan biz bunu şu an konuşurken ben senin gözündeki ışıltıyı gördüğüm için bu anda benim için heyecanlı.
Yarınki toplantı da benim.
Benim için heyecanlı ya da senenin sonunda hedeflerimizi gerçekleştirdiğimizi gördüğümüz ve kutladığımız o anını düşünmek benim için her zaman daha heyecanlı oluyor.
Şimdi biraz sana dönelim tamam mı?
İnsan kültür dünyasında özellikle işe alım dünyasında neler oluyor?
Kişilerin arka taraflarda bilmediği çok ilginç anılar, komik detaylar var mı sende?
Var tabii ki. Gönder.
Eminim işe alım yapan herkesin vardır.
Benim de var. Aslında bunlardan...
En komik ikisi şu.
Birincisi şimdi pandemi dönemi geçirdik hepimiz biliyoruz zaten böyle uzaktan çalışmalar aslında birbirimizi daha az gördüğümüz.
Belki çoğu zaman kameralarımızın daha kapalı olduğu aslında aylar sonra ofislerde birlikte kavuştuğumuz ya da yemeklerde birlikte kavuştuğumuz anılar.
Bunlardan bir tanesinde pandemi döneminde bir iş alım sürecini yürüttüğüm bir adayım vardı aslında.
Bundan aylar sonra...
Yaklaşık belki 7-8 ay sonra bir motivasyon yemeğinde karşılaştık ve bu arkadaşım yanımda oturuyor.
Ama saçı, sakalı, tarzı o kadar değişik geldi ki bana.
Yani biz görüştüğümüzde çok daha uzun saçı sakalı olan arkadaşım.
Böyle kestirmiş saçını. Simaz bir yerden tanıdık geldi ama çıkartamadım.
Sonrasında bana döndü. Nilay selam dedi.
Selam dedim. Cem ben.
Tanımadın mı dedi. Dedim ki özür dilerim tanıyamadım gerçekten tarzın çok değişmiş.
Sonrasında yani çok gülmüştük buna bu arada hep birlikte.
Bir tanesi bu. Gerçekten benim hem biraz böyle utandığım yüzümün kızardı ama birlikte eğlendiğimiz bir anı oldu.
Ama cidden çok fazla insana temas ediyorsun.
Yani ben bunu çok normal karşılarım bu arada.
Yani özellikle bir tarz değişimi varsa bu anın normaldir.
Haksız değilsin tanımamakta.
Evet bazen oluyor böyle anılar.
Bir diğerini de anlatmak isterim ben.
Gönder gelsin. Yine böyle iş hayatına yeni atılan genç bir arkadaşımla aslında böyle ofiste görüşmeye davet etmiştik kendisini.
İşte telefonunu aradık, ofise geldi.
O zaman pandemi değil tabii ofiste karşılıyoruz.
Görüşmeleri de daha çok ofiste yapıyoruz.
Annesiyle geldiğini fark ettim.
Ve annesiyle mülakata girmek istemişti.
Böyle yani kızım çok heyecanlı ben de girsem olur mu diye.
Yani yaklaşık bir 15-20 dakika annesini ikna etmek durumunda kalmıştım.
Hani kızıyla görüşmeyi gerçekleştirmemiz gerektiği konusunda.
Bu da böyle tatlı, sevimli bir anı oldu bizim için.
Aslında sonra da hatırladıkça güldüğüm bolca bir anıydı.
Aynen güzelmiş bu bu arada.
Bunun psikolojik açıklamalarını yapabilirdim.
Biliyorsun psikoloji mezunuyum.
Ama yapmayacağım şu an.
Burası çok bunun için uygun bir ortam değil.
Bir sonraki bölüme saklayalım.
Ama cidden iyi bir kezmiş bu. Peki tamam komiklerin yanında bir tane anlamlı gönderebilir misin?
Yani iki tane komik sonrası.
Biraz duygulandır bize.
Hadi biraz duygulandırayım.
Benim mesleğimle ilgili en anlam bulduğum nokta insanların hayatına dokunabilmek.
Az önce aday deneyiminden bahsettik aslında.
Olumsuz döndüğümüz bir adayın bile bize teşekkür edebiliyor olması çok kıymetli bence.
Ya da işte benim işe aldığım, işe alım sürecine tanıklık ettiğim bir arkadaşımın terfi etmesi beni çok gururlandırıyor.
Bunu birkaç sefer yaşadım ve her seferinde böyle hani o hikayenin bir parçası hissettiğim için o arkadaşımın hayatına...
Küçük de olsa bir dokunuş yaptığım için çok gururlanıyorum.
Ya da bir arkadaşım işten ayrılıyor.
Yani olur ya bunları hep yaşıyoruz.
Farklı deneyimlerimde de yaşadım.
Türknet'te de yaşadım. İş alımını yine benim yürüttüğüm bir arkadaşım işten ayrıldığında bile burada dönüp hani Nilay teşekkür ederim burada yaşadığım deneyim için dediğinde benim böyle hani şu an olduğu gibi gözlerim yine ışıl ışıl oluyor gerçekten.
Ve bunu destekleyen bir kültürde olmak şahane bir şey.
Yani Türknet'te biz böyle bir kültürdeyiz zaten.
Bizim için... Gelene nasıl sıcak bir hoş geldin diyorsak, gidene de aynı sıcaklıkla veda edebiliyoruz.
Bazen kısa molalar oluyor bunlar.
Ama her noktada aslında çalışanlarımızın, adaylarımızın hayatına dokunabilmek çok anlamlı benim için.
Çünkü herkes bizim için öncesinde bir iş arkadaşı, herkes bir insan, herkes bir arkadaş, herkes bir yoldaş diyebiliriz yani bu noktada.
Odağımız insan iyiliğidir diyoruz, değerlerimizden biri de bu.
We care diyoruz yani önemseriz hem müşterimiz hem ekip arkadaşlarımız önemseriz diye.
Cidden de buna inanan kişilerle beraber bu yolu yürüyoruz.
Çünkü bu yüzden anlamlı oluyor bu iş.
Yani insana anlam veren, insana değer veren kişilerle aynı yolda yürümek ve bunun etki ve sonuçlarını görmek herkes için çok anlamlı.
Herkes için çok kucaklayıcı yani bu direkt bu eylemi direkt kucaklayıcı olarak söyleyebiliriz.
Kesinlikle. Burada minik bir şey eklemek istiyorum.
Her şeyden öte. İnsan kaynakları...
denir işte piyasada ya da insan ve kültür ekiplere hep böyle farklı bir yerde gibi konumlanır.
Kendini öyle konumlandırmak ister ya da diğer departmanlar böyle görür.
Her şeyden öte biz de burada bir ekip üyesiyiz.
O yüzden ekiplerle aynı yolu birlikte yürümek, aynı dili konuşmak, her şeyden öte insan olduğumuz bir birey olduğumuzu unutmamak çok kıymetli Ceyhan.
Ki diğer yerlerde yani. İnsan kaynakları bir odanın bir kapının arkasında duran bir ekipken biz burada normal sosyal alanın içerisinde kendi herkesin içerisinde bir masada oturup sohbet, muhabbet ve hep beraber
geri bildirimleri alma.
Şu an neler oluyor, neler bitiyor, neler ihtiyaç bunları konuşan bir ekip olmak cidden çok anlamlı.
Ben yeni geldim Türknet'e ya da herhangi bir yeni geldi.
İlk haftası nasıl geçiyor?
Ya da sen ilk başladığında nasıl bir deneyim yaşadın?
Tabii 3 sene çok fazla şey değişti ama yani şu anla beraber nasıl söylersin bunu?
Ya Türknet'te bir kere çok samimi bir ortam var ve çokça güler yüz var.
Ben ilk başladığımda böyle ofise geldiğimde merhaba dediğim herkesin kendini çok sıcak bir şekilde tanıttığını, neye ihtiyacın olursa olsun Nilay buradayım dediğini hissediyorum.
Bu insan ve kültürdeki herkes, artı şirketteki herkes, sorumlu olduğum departmanlardaki herkes, genel müdür yardımcılarından internlere kadar herkesten bahsediyorum aslında.
O yüzden bu müthiş bir deneyim bence ve bu kültürün hala devam ettiğini yeni başlayan arkadaşlarımızdan da zaten duyuyoruz.
O yüzden ben ikinci haftamda şey demiştim.
Ya ben Türkmed'le oldum. Hani iki haftada bu kadar mı alışırsın?
Gerçekten alışıyorsun. Ben ilk başladığım gün çok erken gelmiştim.
Ondan sonra nereye oturacağımı bilememiştim.
Yani bizim ofisimiz açık bir ofis.
Konum da vereyim arkadaşlara.
Torun Center'da, Mecidiyeköy'de açık bir ofis.
Guardian ofisteyiz, bekleriz.
Aynen, aynen. Kimsenin de bir yeri yok.
Ama yani bunu tam emin olamıyorsunuz.
Bir de ilk iş yeriniz falan. Ben nereye oturacağım bilemiyip yukarıda bir tane masa var.
O amfilin olduğu yerde oraya oturmuştum.
Sonra her gelene böyle gözlemleme fırsatı bulmuştum.
Yani böyle bir tepedeki kuş gibi izliyordum herkese.
Herkes böyle rastgele bulduğu yere oturdu.
Sohbet, muhabbet çok güzeldi.
İlk günümde hatta beni şeyde...
O dönemi Türk Net Futbol takım kaptanı Ozan abi şeye çağırmıştı.
Halı saha maçına çağırmıştı beni.
Beraber gidiyoruz gelmek ister misin diye.
Ben ilk gün halı sahada onboard olmuştum kişilerle.
Sabek'te oynarken onboard olmuştum.
Sonra sakatlandım olsun. Senin onboarding hanım benimkinden daha etkileyici bu arada.
Aynen şeydi. Kucakladı hemen takımı ben o sırada.
Müthiş bir şey bu. Yani çok tatlı yani başka deneyimlerim de oldu ama hani bu tip bir samimi bir noktada olmadı yani şeyde.
Hep aynı şeyleri söylemeyeyim ama mecbur aynı şeyleri söylemekte zorundayım.
Kucaklayan... Ve dediğin gibi sana Nilay olduğu için bana Ceyhun olduğu için değer veren bir ekip var içeride.
Ben kulaklığımı takıp deli gibi dolanabiliyorum ofisin içinde çünkü ben Ceyhun'um.
Kalıplaşmış biri değilim insanların gözünde ya da kalıplaşmış bir çalışan da değilim.
Ben Ceyhun olduğum için buradayım.
Ceyhun olmaktan keyif aldığım için de yaptığım işten de keyif alıyorum ve diğerlerine de bunu sağlamaya da çalışıyorum.
Şu an ekipteki herkes de kendi olabildiği için ve diğerlerine de kendi olabilme alanını yaratıyor.
Bence bu baya bir değerli.
Kesinlikle. Çok fazla mesaj verdik dinleyicilerimize.
Peki yani bu podcastı dinleyen biri TürkNet'e başvuracaksa ona tek cümlede ne söylemek istersin?
Çok fazla şey de söyledik aslında çok satır aralarında.
Böyle bir cümlen var mı bahsetmek istediğin?
Tabii ki. Şunu derim aslında.
İşini yaparken eğlenebildiğin, özgürce üretebildiğin, her şeyden öte etrafını iyi insanlarla çevreleyen bir çalışma ortamı hayal ediyorsan, bir de sen de kalıplarına sığamıyorsan.
Hadi gel bize katıl. Bu mülakatlarda çok söylediğin bir kalıp cümleymiş gibi geldi bana şu an.
Hiç değil. O kadar hızlı geldi ki cümle bana şu anda.
Mülakatların hep sonunda bunu söylüyor musun gibi geldi.
Yok hiç söylemiyorum. Aksine şu an tamamıyla içimden gelenler.
Çokça kültür konuştuk bugün çünkü.
Değerler üzerine konuştuk aslında.
Bunlar gerçekten böyle yaşadığım, hissettiğim duygular.
Bilmiyorum hani sesimden de geçiyordur muhtemelen karşı tarafa ama yaşadığım, hissettiğim.
Gerçekten böyle kalıptan bahsettik az önce seninle.
Kalıpları sığamayan bir ekibimiz var.
Biz de öyle. Çünkü üretmeyi seviyoruz.
Zaten bunun için buraya gelen iki ekip üyesinden biriyiz.
Biliyorsun ki. Deneyim tasarımı ya da culture transformation dediğimiz rol yokken aslında seninle birlikte gelmiş bir rol.
Partner ekibi büyürken katılan üyelerden biriyim ben de.
O yüzden üretmeye devam.
Üretmeye devam. Her türlü devam.
Biz buradan Nilay'la beraber çok iyi gaz aldık.
Şimdi aşağıda, şu an ofisteyiz biz.
Aşağı indiğimizde böyle büyük ihtimalle deli gibi çalışırız yani.
İkimiz içine nelerin anlamlı olduğunu birbirimize hatırlattığımız bir podcast oldu şu an.
Evet. Şimdi son soruma geldim.
TürkNet'te, bu bizim standartlaşmış bir podcast sorumuz.
TürkNet'te damağında en sıra dışı lezzeti bırakır mısın bize bir anı?
Çok var. Bunun üzerine uzunca düşünmem gerekebilir belki hani hangisini seçsem diye ama böyle ilk aklıma gelen şu oldu.
Yeni çalışan deneyiminden bahsettik ve benim de yeni başladığım dönemdeki onboardingime gidince hafızamda şu anı kaldı aslında Ceyhun.
Ben işe başladıktan sanıyorum 3 ya da 4 hafta sonra Unlimited'ın lansmanı yapmıştık.
Bilmeyenler için Unlimited bizim çalışma modelimiz.
Aslında hibrit bir modeldeyiz ama unlimited modelde istersen uzaydan bile çalışıyoruz.
Bunun ofiste lansmanını yapmıştık o günü hatırlarsın.
8 Haziran. Bandolar gelmişti.
8 Haziran 2022 ya da 6 Haziran 2022 gibi bir tarih.
2022'de ve ben şey olmuştum böyle hani o kadar insanı bu kadar güler yüzlü görüp uzaydan bile çalışıp bandolar ofiste herkes çok eğleniyor.
Yine bu seviye bağımsız herkesin çok eğlendiği, çok güldüğü, güzel anılar biriktirdiğimiz bir gündü.
O gün böyle etrafımdaki insanlara tekrar bir bakıp beninki buradayım.
O yüzden tadı damağımda bir ana olarak bu kaldı.
Aynen ben de halay çekişlerini hatırlıyorum.
Esra'nın halay çekişini hatırlıyorum hep beraber.
Bilmeyenler için Esra bizim insan ve kültürden sorumlu genel müdür yardımcımız.
Aynen buradan da ona selam gönderiyoruz.
Selamlar. Nilay çok teşekkür ederiz.
Çok keyifli podcast oldu benim için.
Umarım dinleyicilerimiz için de çok keyifli olmuştur.
Şirketimizin, ekibimizin, bizlerin hem değerlerini anlattık.
Hem nelere değer verdiğimizi.
Aramız yeni katılacak birindeki beklediğimiz şeyleri de çok net konuştuğumuzu düşünüyorum.
Umarım tüm dinleyiciler için faydalı olmuştur podcast.
Senin söylemek istediğin bir şey var mı en son?
Beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümlerde de farklı konularda buluşmak dileğiyle diyorum.
Her zaman, her zaman. Görüşmek dileğiyle diyelim.
Diğer bölümlere de bekleriz efendim.
Kendinize iyi bakın. Görüşmek dileğiyle.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
