
Teknoloji Şirketi Kültürü: Ürün Yetmez, Kültür de Lazım
6 Kasım 2025 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Kod yazmak tek başına yetmez; işin ruhu kültürde saklı. Teknoloji şirketlerinde kültürün nasıl şekillendiğini ve Turknet’te ürün geliştirmeye nasıl yön verdiğini keşfediyoruz.
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Herkese merhaba. Fiber Soslu Sohbetler'e hoş geldiniz.
Yepyeni bir bölümle karşınızdayız.
Bendeniz Elif. Bu bölüm için çok heyecanlıyım.
Çok harika bir konuğum var.
Şirket ortaklarımızdan Yunus Çelebiler bugün bizlerle.
Hoş geldin Yunus. Merhaba.
Çok kısa seni tanıyabilir miyiz öncelikle?
Tabii. Aksanımdan belli olacak.
Ben yurt dışında büyüdüm. Annem Amerikalı, babam Türk.
Kariyerime Amerika'da başladım.
Stanford'a okudum. Silicon Valley'de çalıştım.
Sonra adım adım New York, Londra, sonra Türkiye'ye geldim.
TürkNet'te çeşitli roller oynadım.
Uzun bir dönemde CTO'ydum.
Böyle kısaca. Teşekkür ederiz.
Çok güzel bir konu seçtik.
Seçtin daha doğrusu. Ben çok heyecanlıyım.
Bunu şirket içinde de şu anda gündemimiz aslında.
Konuşuyoruz seninle sık sık.
Bu podcast'ta da ilk bölümde buna yer vermek istedik.
Teknoloji kültürü, teknoloji şirketi kültürü konuşacağız bugün seninle.
İlk sorumla başlıyorum hazırsan.
Şimdi kültür çok önemli diyoruz her zaman.
Özellikle teknoloji şirketi kültürü bambaşka bir şey bizim için.
Bambaşka bir tanım. Bunun bu kadar önemli olmasının sebebi sence ne?
Yani bunu neden kültür bu kadar kritik diyoruz her zaman?
Peki şaşırdım aslında çünkü standart sorularınız olduğunu biliyorum.
Bu fiber sos sorusunu bekliyordum.
Çok harika. Ve ona müthiş bir bağlantı hazırlamıştım o soruyla.
Çok iyi yakaladın.
Resmen harika bir dinleyici olduğunu gösterdin şu anda.
Çünkü ben fix olarak her konuma sorduğum açılış sorumu sormayı unuttum.
Heyecandan ve sen hatırlattın.
Çok teşekkür ediyorum. Hemen soruyorum sorumu.
Çok iyi hatırlattın. Her konuma sorduğum ilk sorum şu.
Bugünkü fiber sosu sohbetimizin içinde neler var?
Şimdi yani ben bu soruyu seviyorum.
Çünkü fiber sosu yani ben benim anladığım, ben soruyu şu şekilde anlıyorum.
Fiber sos senin için nedir?
TürkNet kültürü aslında nedir diye alıyorum ben o soruyu.
Ve TürkNet'in kültüründe yani bizim fiber sosumuz içinde bence 4-5 şey var.
Bir tanesi ezber bozan olmak.
Diğeri... Benim ifademle bir kardeşçe bir çalışma şekli var.
Ekiplerle konuştuğumuzda çokça öyle bir geri bildirimler aldım bunca zaman şirkete çalışarak.
Hani burada bir ekip ruhu var diye.
Diğer iki şey yani temelde daha iyi bir internet hizmeti olsun diye çalışıyoruz.
Ortak bir hedef. Öyle bir tutku diyebiliriz orada.
Yani kabaca o şekilde yani bunlar tam böyle dilimin ucunda gelenler.
Herkesi bu soru sorduğumda çok bence güzel bir şey.
Çünkü herkesin tabii biraz farklı, o sos biraz farklı.
Yani bir makarnanın sosu, domates var, şey var ama herkesin biraz farklıdır.
Şirket kültürü de o şekilde.
Yani kabaca aynı şeyler duyarsınız ama ben üç tane söyledim ama toplamda belki beş altı tane var.
Herkesin birisi kardeşçe şey der, birisi takım ruhu var der.
Hani herkes biraz farklı anlatır ama hani kabaca bir kültür, belirgin bir kültürü var.
Benim açımdan kabaca bu şekilde.
Tam söylediğin sebepten bu soruyu yazdık aslında.
Çünkü her gelen konuk aslında ortak çerçevede başka şeyler söylüyorlar.
Çünkü sos herkes için farklı bir lezzet taşıyor.
Herkes de kendinden bir tat bırakıyor buraya, bu podcast'e, bu bölüme kendince.
O yüzden biz de seviyoruz bu soruyu.
Teşekkür ederiz cevabın için.
O zaman şimdi tekrar ilk sorumu soruyorum.
Teknoloji şirketi kültürünün öneminden hep bahsediyoruz.
Soruda da zaten sos cevabına da kültürün öneminden bahsettim.
Bunun nedenini soracağım sana.
Neden bu kadar kritik bu kültür?
Evet. Şeyle de başlayacağım yani.
Bu sos şeysi işte bir distrik malzeme de aslında şeyden bu sos kelimesi de kullanılıyor.
Öyle mi? Şöyle ki şundan bahsediyoruz.
McDonald's'ın meşhur Big Mac hamburgeri var.
Ve o meşhur eden şeylerden bir tanesi onun özel bir sosu var.
Special sauce. öğüt verilirken hani şey deniyor işte farklılaştırmalısınız.
Kendi ne farklı getiriyorsunuz diye iyi anlamalısınız.
Onu anlatırken hani halk ağzıyla ya da sokak diliyle anlatmak için şey diyorlar.
Hani senin özel sosun ne?
McDonald's'ın hani özel bir Big Mac sosu var.
Senin special sauce. Senin özel sosun ne?
Onun için hani biri biri o terim kullanıyor.
Çok hoşuma gitti. Ve peki hani niye bu konuşuluyor?
Niye kültür özelinde konuşuyor?
Şöyle baktığınızda Bir takım şirketlere teknoloji şirketi diyoruz.
Değil mi? Çok teknik bir terim değil.
Çok böyle bilimsel bir teknik değil.
Ama genel olarak birbirimize konuşurken diyoruz ki mesela Tesla çok böyle bir teknoloji şirketi diye aklımıza geliyor.
Ama çoğu insana sorduğumuzda mesela Volkswagen teknoloji şirketi.
Ve kimisi diyor tamam bence bir teknoloji şirketi ama çoğu insan demiyor.
Tesla'ya göre daha az bir oran.
Aynen yani tam net bir çizgi çizemesek de.
Bazı şirketlere daha çok bu bir teknoloji şirketi diyoruz, başka şirketlere demiyoruz.
İşte ne bileyim Netflix'te teknoloji şirketi çoğu insan der ama Universal Studios ki çokça film ve dizi çeken bir şirkettir, bir stüdyo demek.
Ona da teknoloji şirketi belki çoğu insan demez.
Peki aynı iş aslında yapan, aynı sektörde olan şirketlere niye bazılarına teknoloji şirketi diyoruz, bazılarına demiyoruz?
Bu konuya MIT'de Andrew McAfee diye bir işletme profesörü...
Eğildi ve hani her yönden araştırdı.
Baktı hani teknoloji bütçesi mi değil.
Volkswagen'de de devasa bir teknoloji bütçesi var.
Universal Studios'da eminim.
Belki daha bile fazla. Olabilir.
Hani özellikle bir startup düşünürseniz.
Bir sürü küçük startup'a teknoloji şirketi diyoruz ama hani küçücük bir bütçesi var.
Asıl bulduğu şey kültür.
Yani belli bir kültür var.
Şirketlerde, teknoloji şirketlerinde olan.
Ve aslında bu kültür nedeniyle o şirketi teknolojik yani en ortak unsur bu teknolojiyi dediğimiz şirketlerde bulduğu belli bir kültür olması.
Evet. Çok iyi. Bu örneklerini bu arada sen sorarken ben de düşündüm.
Gerçekten ilk sorduğunda şimdi konuştuk gerçi ama öncesinde ilk sorsaydım ben de Tesla teknoloji şirketi derken belki Volkswagen'e demezdim.
Gerçekten sebebi belki de o dediğin gibi.
Bu arada bu yazarın kitaplarını da öneriyoruz biz eğitimlerde vesaire.
The Geek Way diye bir kitap yazmıştı.
Evet. Andrew McAfee. Buradan dinleyicilerimize de önerelim.
Evet. Keyifli bir kitap.
Türkçe edebilmiş mi bilmiyorum ama.
Evet. Yani okumanızı tavsiye ediyoruz.
Biz şirket içinde de kütüphanemizde var bu kitap.
Peki genel olarak teknoloji şirketlerinin kültürü ortak özelliği dedik.
Bu kültürde neleri gözlemliyorsun?
Yani belli unsurları var bu araştırmada bildiğim kadarıyla.
Nedir bu ortak eğilimler sence?
Şimdi Andrew McAfee'nin yazdığı hani o kitapla okumanızı tavsiye ediyorum.
Orada belli bir şeyler yazıyor ama.
Bende farklı bir yani yine uyumlu ama benim anlatımda iki şey.
O biraz daha uzun anlatıyor ama iki şey söyleyeceğim.
Teknoloji şirketlerinin kültüründeki olmazsa olmazı.
Biri bir ihtiyaç doğrultusunda ilerliyor olmaları.
Yani bir problem çözmek üzerine kurulmuş olması ve bunun doğrultusunda hep çalışıyor olması.
Yani her bir şirket içerisinde her bir probleme yaklaşımı burada bir problem var bu problemi çözmek istiyoruz.
Bunu çözmek için teknoloji kullanmaya çalışıyoruz.
Yani tersi değil.
Şöyle bir teknolojimiz var.
Şimdi bakalım nerede uygulayabiliriz bu teknolojiyi?
Değil. Burada gerçek birilerinin yaşadığı bir sorun, çözmek istediği problem var.
Bunu teknoloji kullanarak nasıl çözeriz diye yola çıkması bir.
İkinci şey de bunu yaparken de ezber bozmak.
Yani Türk netede elektrik kültürüne denk gelen ifademiz de ezber bozmak.
Ama onu şöyle de ifade edebilirsin.
Yani inovasyon yaratmak.
Herkesin yaptığını aynı şekilde ya da azıcık biraz daha iyi şekilde değil de hani temellerden düşünüp bambaşka bir yollara gitmeye cesaret etmek.
Hani bence bu iki şey.
Ortak eğilimleri oluyor teknoloji şirketlerinin.
Evet çok haklısın. Ezber bozmak kültürümüzde değerlerimizde olan bir kelime gerçekten.
Ben de çok seviyorum o ikiliği.
Ben de katılıyorum buna.
Düşündüğün zaman da şirketlerde gerçekten bu ikisini ortak olarak söyleyebilirsin birçok teknoloji şirketi için.
böyle aklına gelen ilk teknoloji şirketlerini düşündüm sen anlatırken hakikaten hepsinin ortak özelliği bence de.
Peki senin somut örneğin var mı bu konuyla ilgili verebileceğin, gözlemlediğin?
İki tane startup söyleyeyim.
Ama bu arada hani en güzel örnek belki de hani TürkNet örnek olarak hani kısaca konuşalım.
Yani bizim çözmeye çalıştığımız problem daha iyi bir internet hizmeti hani olmalı.
Hep şeyimiz orantuda ilerliyoruz.
Ondan sonra da hani bizim yaptığımız ezber bozan uygulamaları.
Müşterilerimizi çokça zaten onların istekleri doğrultusunda dile getiriyorlar.
İşte taahhüt istemiyor olmamız, en yüksek hız veriyor olmamız, tamamen dijital kanallar üzerinden ilerliyor olmamız ve dolayısıyla abonelik kolay hem abonelik kolay hem iptal kolay olsun
gibi gibi. Şimdi kendi geliştirdiğimiz teknolojiyle her vesaire bin bir şey var ama bunlar belki en fazla müşteriye yansıyan tarafı.
Ama yani somutlaştırmak için hani bu kavramı, bu fikri iki tane startup'tan bahsedebiliriz.
Bir tanesi Amerika'da bir startup TikTok Robotics diye.
Yani bildiğimiz medya şirketi TikTok değil de hani T-I-C-K-T-O-C-K diye yazılı.
TikTok Robotics batmış bir firma ama çok iyi bir takımla kurulan Google Robotics böyle şey RG ekibinden çıkan bir ekip.
Ondan sonra da çok da yatırım da almış.
38 milyon dolar yatırım da almışlar.
Fakat çokça teknolojiye odaklanmışlar.
Onların fikri bu depolarda kullanılan böyle otonom forklift gibi düşünebilirsiniz.
Akıllı kaykay diyorlar kendileri onlara ama işte bu teknolojiyi ev ortamda kullanalım diye düşünmüşler.
Ama tam net bir ihtiyaç akıllarına tam henüz gelmemiş.
Fikir bu teknolojiyi ev ortamda kullanalım.
Sonradan bulmaya çalışmışlar.
Hani yaşlı insana ilacını götürebilir bu böyle otonom araç evin içinde ya da bir kamera takılım ona o da ev içinde gelsin, güvenlik sistemi olsun.
Nerelerde uygulayabiliriz sonradan düşünmüşler.
Sonradan bakmaya başlamışlar ve yani evet ağırlıklı hani teknoloji arge tarafına eğmişler ve en son dolayısıyla yani bir satış da gelmedi, şey de gelmedi.
38 milyon dolar müthiş bir yatırım olsa da en sonunda o para da bitti.
Yazık olmuş. Şirketi kapandı.
İkinci örnek yani yine benzer teknolojiler hani orada işte bir robot tarafı yok ama yine görsel işleme çokça robotun içinde o var çünkü görmesi gerekiyor hani nereye gideceğini.
Bu ikinci startup da yine görsel işleme üzerine bir teknoloji ama bu arada bir Türk startup Intenseye diye onlar çok spesifik bir ihtiyaça odaklandılar.
Fabrik ortamlarında insan insanları gibi hani tabii İSG uzmanlar var, onlar işte bin bir kural var, onlar da bunlara uygulandığını, öneriler getiriyorlar
vs. Ama 7-24 gözlemleyemiyorlar.
Bu Intensine fikri kameralar vasıtasıyla, görsel otomatik işte görsel işlem ile, AI ile tehlikeli durumları saptayalım, hemen alarmlar üretebilelim ve dolayısıyla
fabrik ortamlarda iş kazaları azaltalım.
Çok spesifik bir ihtiyaç ve...
Bu ihtiyacı anlayıp da insan, müşterilerle konuşup da yola çıktılar.
Şu anda çok iyi gidiyor şirket.
En son 200 milyon dolar değerleminde yatırım almışlar.
Yani o biraz karşı örneği.
Bu arada diğer bir sadece teknoloji, teknoloji için düşünmenin şey ise tuzağım diyelim.
Bir proje şirketi de dönüşmek.
Yani sırf bir teknolojiye odaklandığınızda işte ne bileyim CRM teknolojilerinde Hani çok iyiyiz biz bu teknolojiyi kullanarak işte piyasaya gireceğiz.
Neye dönüşüyorsunuz?
İşte onların da çokça var piyasada.
İşte bir proje şirketi o da güzel bir şey kötü değil ama hani dünyayı değiştiren bir şey o kadar olmuyor.
Evet soruna ve ihtiyaca odaklanıp onun üzerine teknolojiyi geliştirmek daha sürdürülebilir oluyor.
Yani evet şey yani bundan anlayabileceğiniz yani aslında biraz kültürden öte bir şeyden bahsediyoruz burada değil mi?
Yani aslında... Böyle de daha kolay anlaşılsın diye ifade etmeyi seviyorum.
Bir aslında şirketin içindeki yoğurt yiyişi aslında hani diyebiliriz.
Yani iş yapma şekli asıl şeysi o.
Dolayısıyla neden bu kadar önemli diye sormuştun yani öyle bakınca belli oluyor.
Yani şirketin iş yapma şekli tabii ki çok önemli.
Evet birçok şeyde belirliyor iş yapma şekli aslında başarısına dahi olmak üzere.
Çok güzel örnekler. Teşekkür ederim.
Ben de bazılarını ilk kez duydum.
Araştıracağım mutlaka. Yani şimdi iş yapma şeklini konuşurken aynı kapıya çıkan başka bir kavram var aslında.
Bu kültüre olan şirketler böyle bir iş yapma şekli ediniyorlar veya tam tersini bir arada bu iş yapma şeklinde olan şirketler böyle bir kültüre ediniyorlar.
O da şu ürün modeli deniyor.
Ürün yönetim modeli kullanarak teknolojiyi geliştirmek.
Belki de onun şemsiye kavramı o aslında.
Ürün modeli dedin.
Biz de şirket içinde sıkça kullandığımız, benimsediğimiz bir model.
Onu birazcık açalım isterim.
Tam olarak nedir bu ürün modeli kısaca?
Şöyle kabaca, ürün iş yapma modeli nispeten küçük, mümkün kadarıyla birbirinden bağımsız, içinde çok cross-functional, çok farklı.
roller içeren takımlar halinde teknoloji geliştirmek ve bu takımlar kendi kararları verebilmesi yani ticari kararlar dahil inisiyatif alabilme takımlar
halinde ilerlemek.
Neden önemli? Çünkü bu bahsettik ya bir problemden başlamak gerekiyor.
Bu ürün takımlar doğrudan kendi bağımsız ilerleyebildikleri için onların görevleri belli bir ürün yani belli bir müşteri ihtiyaç doğrultusunda çalışıp Oradaki ihtiyaç kendileri anlayıp
ve kendileri sonra çözüm getirmeye çalışmak.
Ve dolayısıyla orada teknolojiyle ihtiyacı o takım içinde en hızlı ve en yakından buluşturabiliyorlar.
Bu modeli anlatırken sen farklı bir eğitimde yine senden dinlerken şey demiştin.
Farklı çalışma modelleri var.
Bunun içinde işte satış modeli, finans modeli vesaire gibi.
Ve bu ürün modelinde aslında müşteriyle...
ekibi en birbirine yakın yaklaştırdığımız model oluyor.
Onu da çok seviyorum o tanımını.
Doğru. En belki yaygın başka gördüğüm bir model IT modeli diyoruz.
Niye IT modeli diyoruz? Çünkü o modelde nasıl ilerliyor şirket içerisinde?
İşte biz IT'den talep ettik, bekliyoruz.
Genellikle de bekliyoruz. O oluyor sonraki kısım.
Ürün modeli yani ona Hızlandırıyor o süreci aslında.
Oradan kurtulup farklı bir model ortaya koyan bir model.
Peki TurkNet'te biz bu modeli uyguluyoruz şu anda.
Zaten hatta sonraki bölümlerde bir yapımızda Protectors dediğimiz ekiplerimizin yapısında Doğan'la, CTO'muzla konuşacağız.
Onu da ağırlayacağım burada. Öncelikle böyle kısa senden dinlemek istiyorum.
TurkNet'te biz bu ürün modelini nasıl uyguluyoruz?
Süper. Doğan'la konuk olacağına çok sevindim.
Doğan müthiş bir iş çıkarıyor.
CTO görevini yürütüyor.
Eminim keyifli bir bölüm olacak.
Biz bu arada Türknet'te eskiden bu IT modelinde çalışıyorduk.
Onun için çok iyi biliyorum. Bir ürün modelinin geçme önceimiz var bir de sonramız var şekilde.
Karşılaştırabiliyorsunuz. Şöyle ki zaten şirket büyüdükçe bu ürün yönetimi önem kazınıyor.
Şimdi çok küçükken bir startup, dinleyiciler arasında startuplar varsa hemen bir ürün ekibi kurmasına kalkmalarına gerek yok aslında.
Çok küçük bir, yeni başlayan bir girişimin zaten kurucular o ürün yapısını, o ürün rolünü üstleniyorlar.
Yani genel müdür, baş ürün müdürü oluyor, ürün yöneticisi oluyor.
Ama belli bir boyuta geldikten sonra, büyük bir teknoloji ekibi olduktan sonra, hız kazanmak için ve de müşteri odağı kaybetmemek için bu modele geçmekte fayda.
Ve biz onu epey oldu.
2000 işte yani benim CTO dönemde 2016...
civarında başladık.
Bir dönüşüm sürekli bir süreçtir.
Ama belki en büyük şöyle anlatabilirim.
Bizim eskiden şey diye bakardık ürünlerimize.
İşte altyapı teknolojileri.
İşte yok ADSL ürünü var.
Yok fiber ürünü var. Yok telefon ürünü var vs.
Şimdi daha çok müşteri ihtiyaçlar müşterinin journey diyoruz buna.
Onlara birer ürün olarak bakıyoruz.
Mesela Başvuru süreci aslında bir ürün.
Bir teknik destek ihtiyacımız olduğunda ya da hizmette bir kesinti olduğunda.
Bu aslında kesinti gidermeye aslında bir ürün gibi bakıyoruz.
Dolayısıyla bir ürün fikri de bir dönüşüm yaşadık.
Ve çok yani dediğim gibi öncesi sonrası var.
Çok daha hızlı ve etkili olmaya başladık.
Yani gözü görülür bir kesin daha doğru bir yapı ne kavuştuk.
Evet şu an işleyen de bir yapımız zaten halihazırda.
Görülür bilir bir verim artışı olduğunu ben de düşünüyorum.
Verimliliği kesinlikle artırıyor.
Çok teşekkür ederim. Son bir sorum olacak sana.
Aslında devam etmek istiyorum ama podcastlerimizi böyle tadında bırakıyoruz.
Minik minik hap bölümler.
Seni sonra başka konularla yine ağırlamak ve navhağından yararlanmayı çok isteriz.
O yüzden böyle tat bırakalım küçük ve kapanış sorumla bitirelim istiyorum.
Her konuma yine sorduğum kapanış sorumu sana da soracağım.
Türknet'te tabii senin için başka bir anlamı var sonuçta.
Ön başından beri buradasın, şahitsin tüm süreçlere.
Damağında en sıra dışı lezzeti bırakan an neydi?
Her konuğum çok güzel cevaplar veriyor buna.
Herkesin kendi deneyimi, kendi hikayesi tabii.
Seninkini de senden dinleyelim.
Benim aklıma gelen an Türknet'teki ilk zamanlardan.
Ben 2007'de yurt dışından gelip Türknet'e katıldım.
Ve farklı roller üstlenmiştim Türknet'te.
Bir ara bizim fiber altyapıdan sonra...
ürün müdürü olarak çalışıyordum.
Ve hatırlıyorum bir toplantıda genel müdürümüz Cem ona bağlantı çalışıyordum ben.
Rana'ya bağlıydım. Rana'ya bağlıydım ama hep beraber bir toplantıdaydık.
Tam olarak hani bir şey mi dedi yoksa sadece kendi bilgisinden mi hissettirdi?
Ben bizim fiber altyapımızından yeteri kadar hakim olmadığını hissettirdi.
Bu arada 2007'de daha yeni yeni döşemeye başlamıştık.
Çünkü daha öncesi yasakta lisanslar 2006-2007'de çıkmıştı.
Hemen bir lisans alıp döşemeye başlamıştık.
Önce umurga, yurt dışı kendi çıkışımız.
Ondan sonra kurumsal müşterilere vesaire çekmeye başladık.
Ve o hani Cem'in benden daha iyi, altyapımızın nerede olduğunu, ihtiyaçlar nerede olduğunu anlaması beni tetikledi.
O akşam, bu arada Google Maps aşağı yukarı yeniydi.
2005, baktım sonra 2005'te çıkmıştı Google Maps.
Bu bahsettiğin yıl 2007 değil mi?
2007'de. Biz işliyorduk coğrafi olarak.
Bütün işte müşterilerimizin nerede olduğunu, ondan sonra altyapımız vesaire.
Onlara ama daha iyi hakim olmak için akşama kadar 10 mu 11'e kadar kaldım.
A4 sayfalarda bastım tek tek yani bir özellikçiye gidebilirdi vesaire ama hemen olsun diye yani kalmasın diye.
Printerden böyle A4 sayfalar bastım.
Büyük bir harita çıkardım, duvara yapıştırdım.
Ve hakikaten çok daha anlayabildim.
Şimdi Google Maps'ta ekranda küçük küçük kısımlar görebiliyorsunuz ama bütün haritayı çıkardığımda hem müşterinin nerede olduğunu, hem işte santraller nerede olduğunu, yerlerimiz nerede olduğunu, mevcut
altyapı, planlayılan altyapı.
Çok daha hakim oldum.
Bu bende kaldı sonra yıllar boyunca.
Bazen Angarya gibi görülebilen bir iş çok çok önemli.
Yani müşteri... ihtiyacını anlayıp oradan yola başlayayım diyoruz ya aslında böyle bir şeyden geçiyor.
Yani detaya kadar inmek bazen Excel'lere bakarak bu arada Nevzat Aydın bir konuşmasında dinledim.
Orada da anlatıyordu. Yemek sepetinin ilk günlerde okuda okuda her gün her akşam siparişlere baktığı için diyor ki ben hani top müşterilerimizin böyle isim isim tanıyordum yani falan.
Yani öyle şeylerden de geçiyor.
Detaylara kadar inmek yani diğer bir ortak unsur.
veriye dayalı ilerlemek teknoloji şirketlerinin yani veri bir tarafta raporlar vesaire ortalamalar filan bakmak ama aynı zamanda hani birebir bütün verilere hakim olmak.
Yani öyle bir anım var.
O gece geç saate kadar haritayı basıp duvara yapıştırma tek anım yani o şekilde değil o sonra kullandık uzun zaman ama böyle bir an aklıma geliyor.
Bayağı yer etmiş yani hafızanda yer etmiş ve belli ki hani hatırlıyorsun hala deyince ne güzel.
Ve sonradan o altyapı yani dediğim gibi o başlangıçlarıydı.
Şimdi ara ara bakıyorum bizim altyapımızın nerede olduğunu.
Yani o zaman başlangıç iyiydi ama planlamıştık işte şuraya da gideriz buraya.
Şimdi çok keyifle ne kadar daha genişlediğini, kılcal damarlara kadar işte hayal ediyorduk buraya kadar gideriz, oraya kadar gideriz.
Yani şimdi kilometre yani yüzlerce yüzlerce kilometre oluşturduk.
Onu da görmek de keyifli.
Çok güzel. O anlamda şanslı olduğunuzu düşünüyorum.
Yani başlangıçtan itibaren o yolculuğa eşlik edebiliyor olmak ve büyüdüğünü hani hayalin bir nevi gerçeğe dönüştüğünü canlı görüyor olmak çok büyük böyle huzuru şey veriyor.
Çok yol kat ettik ama daha başındayız.
Jeff Bezos'un hani her gün birinci gün diye bir şeysi var.
Bizim için de bence yolun başındayız.
Daha çok haneye fiber getirmek gerekiyor.
Buradan da hedefimiz. Evet söyleyelim.
Daha çok haneye fiber getireceğiz efendim.
Çok teşekkür ederim. Çok keyifli bir sohbet benim için.
Ben teşekkür ederim. Başka dediğim gibi bir sürü konuda seninle farklı podcastlerde konuk olarak seni ağırlamak isterim.
Bugün de bölümümüzü dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz efendim.
Başka bölümlerde görüşmek üzere.
Fiberle kalın, hızla kalın.
Hoşçakalın. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
